Yerel Haberler
Bursa
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:54 Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:22 Türk Kızılay’ın "iyilikle pişen hayatlar’ atölyesi Bursa’da kadınlarla buluştu Türk Kızılay, kadınların mesleki becerilerini geliştirmek ve istihdama katılımlarını desteklemek amacıyla hayata geçirdiği "İyilikle Pişen Hayatlar" aşçılık atölyelerinin 8’incisini Bursa’da düzenledi. Bursa Emrah-Hatun Yılmaz Aşevi’nde gerçekleştirilen atölye çalışmasında katılımcılar, alanında tanınan şeflerden mutfak teknikleri ve yemek sunumu uygulamalarına yönelik eğitimler aldı. İki gün süren program boyunca kadınlar, profesyonel mutfak pratiğini yakından deneyimleme fırsatı buldu. Türk Kızılay, kadınların mesleki becerilerini geliştirmek ve istihdama katılımlarını desteklemek amacıyla hayata geçirdiği "İyilikle Pişen Hayatlar" aşçılık atölyesini 16-17 Mayıs tarihlerinde Bursa’da düzenledi. Bursa Emrah-Hatun Yılmaz Aşevi’nde iki gün boyunca devam eden atölye çalışmasında kadınlar, uygulamalı eğitimlerle mutfak becerilerini geliştirirken aynı zamanda birlikte üretmenin ve dayanışmanın gücünü paylaştı. Katılım sertifikalarının da takdim edildiği "İyilikle Pişen Hayatlar" atölyesi, kadınların gastronomi alanındaki bilgi ve deneyimlerini güçlendirmelerine katkı sundu. Programa ayrıca gastronomi mezunu, sektörde çalışan veya evde yemek yaparak gelir sağlayan 20 depremzede kadın da Malatya’dan katıldı. Depremzede kadınlar, şeflerle çalışarak mesleki birikimlerini geliştirme ve yeni deneyimler kazanma fırsatı yakaladı. Türk Kızılay’ın daha önce Hatay, Gaziantep, Adıyaman, Adana, İstanbul ve Antalya’da hayata geçirdiği "İyilikle Pişen Hayatlar" atölyeleri, Bursa’da da kadınları alanında tanınan şeflerle bir araya getirdi. Şefler Özlem Mekik, Alican Sabunsoy, Eda Karabulut ve Cemre Uyanık’ın yer aldığı atölyede kadınlar; profesyonel mutfak teknikleri, yemek hazırlama ve sunum süreçlerine yönelik uygulamalı eğitimler aldı. Katılımcılar, mutfak alanındaki bilgi ve becerilerini geliştirirken mesleki hayatlarında değerlendirebilecekleri yeni kazanımlar elde etti. "Birlikte üretmenin gücünü paylaşmaya devam ediyoruz" Kızılay Denetim Kurulu Üyesi Zuzan Hasibe Beytul, kadınların sosyal ve ekonomik hayata katılımını destekleyen çalışmaların önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "‘İyilikle Pişen Hayatlar’ atölyemizle kadınların mesleki becerilerini geliştirmelerine destek olurken aynı zamanda kadın istihdamına katkı sunmayı hedefliyoruz. Malatya’dan katılan 20 kız kardeşimizle bir atölye gerçekletiryoruz. Daha önce 7 ilimizde gerçeleştirdik.Kadınların üretime katılmalarını, kendi potansiyellerini keşfetmelerini ve ekonomik hayatta daha güçlü şekilde yer almalarını çok kıymetli buluyoruz. Mesleki tecrübelerini geliştirmek için yol açıyoruz. Birlikte üretmenin iyileştirici ve güçlendirici etkisine inanıyor, dayanışmanın hayatlara umut kattığını görüyoruz. Vazifemizi yerine getirmiş olmakla birlikte onların hayatlarına dokunmuş olacağız. Hayatlarına dokunmaya devam edeceğiz. Katılımcılarımızın burada edindikleri bilgi ve deneyimlerin yeni fırsatların kapısını aralayacağına inanıyor, programımıza destek veren tüm şeflerimize teşekkür ediyoruz." Eğitime katılan bir kişi, "Depreme Malatya’da yakalandım. Bu eğitim büyük bir fırsattı. İyi ki gelmişim. Bilmediğim çok şeyler öğrendim. Kızılay’ın sunmuş olduğu bu imkan çok güzel, benim için eğitici oldu. Eğitmini almış olsam da bilmediğim çok nokta vardı. Çok güzel şeyler yaptık" dedi. Katılımcılar, aldıkları eğitimden çok memnn kaldıklarını dile getirerek, teşekkür ettiler. "İyilikle Pişen Hayatlar’’ atölyelerinde katılımcılar, yeni tarifler ve teknikler öğrenerek profesyonel mutfak süreçlerinde uygulamalı deneyim kazanıyor.
Nilüferli çocuklar hem eğleniyorlar, hem öğreniyorlar
23 Ocak 2026 Cuma - 11:00 Nilüferli çocuklar hem eğleniyorlar, hem öğreniyorlar Nilüfer Belediyesi, çocuklar için hazırladığı etkinliklere hem eğlendiriyor, hem de gelişimlerine katkı sağlıyor. Nilüfer Belediyesi’nin, 7-14 yaş arası çocuklar için eğlenceli ve öğretici bir şekilde geçirmeleri için hazırladığı etkinlikler öğrencilerden büyük ilgi gördü. 30 Ocak tarihine kadar sürecek etkinliklerde dönemin stresini atan çocuklar, farklı disiplinlerde kendilerini geliştirme fırsatı buluyor. Pancar Deposu, tatilde tasarım, oyun ve dans meraklılarını ağırlarken, tahta çubuklardan kendi kulelerini tasarlayan öğrenciler, el becerilerini ve hayal güçlerini geliştiriyor. Yapay zeka atölyelerinde, hayallerinde kurdukları bir görseli yapay zeka desteğiyle oluşturan çocuklar, aynı zamanda oyun tasarladı. Çocukların etkinliklerinde başka bir durak da Koza Kütüphanesi oldu. Kütüphane dedektifleri, gruplar halinde rafların arasına gizlenen ipuçlarını takip etti. Dedektif gibi iz süren çocuklar kitaplara ulaşmaya çalıştı. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde bilim meraklısı çocuklar, atölyelerde deneyerek öğrendi. "Bitkilerden Kâğıt Kromatografisi" atölyesinde öğrenciler, bir yaprağın içindeki renkleri ayırarak keşfetti. "Fildişi Macunu Deneyi"nde ise kimyasal tepkime ve gaz oluşumunu renklerin ve köpüklerin eşliğinde hep birlikte gözlemledi. Kodlama atölyesinde ise kodlama dilini öğrenen öğrenciler, yazdıklarıyla neler yapabileceklerini gösterdi. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, "Karne tatili boyunca oyun, kodlama, tasarım ve drama gibi farklı atölyelerle merkezlerimizde hem öğreniyorlar, hem de eğleniyorlar. Onlar bizim, 10 yıl 20 yıl sonraki geleceğimiz. Onlar milletvekili, öğretmen, belediye başkanı, mühendis gibi bir çok önemli yerlerde bulunacaklar. Bu gibi eğitimlerden yararlanmak isteyen öğrenciler, Pancar Deposuna veya belediyemize de başvurabilir" dedi.