Yerel Haberler
Bursa
Bursa Ulucami’de halı yenileme çalışmaları başladı 16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:45:29 Bursa’nın simge yapılarından tarihi Ulu Cami’de halı yenileme çalışmaları başladı. Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid tarafından yaptırılan ve her yıl binlerce yerli-yabancı ziyaretçiyi ağırlayan camide, 2022 yılında serilen açık renkli halılar, özel olarak hazırlanan koyu renkli yeni halılarla değiştiriliyor. Bursa Ulu Cami Onarım Donatım ve Bakım Derneği Başkanı Hilmi Şanlı, Ulu Cami’nin Bursa’nın dünyaya açılan en önemli değerlerinden biri olduğunu belirterek, yoğun ziyaretçi trafiği nedeniyle bakım ve yenileme çalışmalarının büyük önem taşıdığını söyledi. Şanlı, "Bu mabedin ihtişamına yakışır şekilde halılarımızı yeniden düzenleyerek vatandaşlarımızın ve ziyaretçilerimizin hizmetine sunacağız" dedi. Yaklaşık 3 bin 200 metrekarelik yeni halıların, Manisa’nın Demirci ilçesinde özel olarak dokunduğu öğrenildi. Yüzde 100 saf Yeni Zelanda yününden üretilen halıların, tarihi motiflerle modern dokuma teknolojisini bir araya getirdiği belirtildi. Yetkililer, yeni halıların Kurban Bayramı öncesinde camiye serilmesinin hedeflendiğini ifade etti. Şanlı ayrıca projeye destek veren Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa İl Müftüsü Yavuz Selim Karabayır ve halı üretimini gerçekleştiren firma yetkililerine teşekkür etti. Öte yandan değiştirilen eski halıların ise ihtiyaç sahibi camilere gönderileceği bildirildi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:54 Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.
Yuva kuracaklara Yıldırım Belediyesi’nden destek
22 Ocak 2026 Perşembe - 15:55 Yuva kuracaklara Yıldırım Belediyesi’nden destek Bursa’da aile kurumunu güçlendirmek ve yuva kurmayı teşvik etmek için bugüne kadar önemli projeleri hayata geçiren Yıldırım Belediyesi, şimdi de yeni evlenecek çiftlere nikah salonunu ücretsiz tahsis ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025’i ‘Aile Yılı’ ilan etmesinin ardından, aileyi güçlendirecek çalışmalara ağırlık vererek; Aile Çalıştayı düzenleyen, Aile Akademisi’ni başlatan, yeni evlenecek çiftlere nikah ve düğün yardımı yapan Yıldırım Belediyesi, 2026 yılında da yuva kuracak gençlere desteğe devam ediyor. Yıldırım Belediyesi, yeni evlenecek çiftlere destek olmak ve evliliği teşvik etmek amacıyla; hafta içi mesai saatlerinde nikah kıyacak gençlerden nikah salon ücreti almayacak. Güçlü aile güçlü toplum Türk toplumunun merkezinde ailenin yer aldığına işaret eden Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, ailenin güçlü olmadığı bir toplumda siyasi, sosyal ve ekonomik mekanizmaların sağlıklı işlemesinin mümkün olmadığını vurguladı. Aile mefhumunu güçlendirmek için birçok projeye imza attıklarını belirten Başkan Yılmaz, "Toplumun özünü, cevherini, çekirdeğini teşkil eden aile kurumu, milli ve manevi değerlerimizin muhafazasında bizler için vazgeçilmez bir yere ve öneme sahiptir. Aile bütünlüğünü ve sürekliliğini teşvik eden, gençlerin yuva kurmasını kolaylaştıran, toplumsal değerleri gözeten faaliyetlerimiz artarak devam ediyor. Bu minvalde Belediye Meclisimizde aldığımız karar ile hafta içi mesai saatlerinde nikah kıyacak olan gençlerimizden, salon ücreti alınmayacak. Bu kararın tüm gençlerimize hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.
Müebbet yatan güzellik uzmanından şok savunma
22 Ocak 2026 Perşembe - 14:28 Müebbet yatan güzellik uzmanından şok savunma Bursa’da sokak ortasında yaşanan kanlı buluşma, mahkeme salonuna taşındı. Sevgilisi Ertuğrul Karadaşlı’yı (48) bıçaklayarak öldürdüğü iddiasıyla müebbet hapis istemiyle yargılanan güzellik uzmanı Simge İvedi (32), suçlamaları reddetti. İvedi, "Ertuğrul kendisini bıçakladı. Daha önce de intihar girişiminde bulunmuştu" diyerek kendini savundu. Olay 27 Nisan 2025 tarihinde Nilüfer ilçesi, Çalı Mahallesinde meydana geldi. İddiaya göre, Ertuğrul Karadaşlı, eşi Y.O. ile buluştuğu sırada telefonuna Simge İvedi’den mesaj geldi. Mesajı gören Y.O., İvedi’yi arayıp buluşmaya çağırdı. Gece yarısı çıkan tartışma, kanlı bir şekilde son buldu. Ertuğrul Karadaşlı göğsünden bıçaklanarak, ağır yaralandı. Ambulansla Bursa Uludağ Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılan Karadaşlı, kurtarılamadı. Gözaltına alınan ve işlemlerinin ardından tutuklanan Simge İvedi ifadesinde cinayeti kabul etmeyip, Ertuğrul Karadaşlı’nın kendisini bıçakladığını öne sürerek, "Aracıma doğru ilerlerken Ertuğrul, arkamdan bağırarak bana doğru göğsünü açtı. ’Bak gördün mü ne yaptığını’ dedi. Kanı o sırada gördüm, onu ben bıçaklamadım. Ertuğrul kendisini bıçakladı" dedi. Kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası istemiyle hakim karşısına çıkan Simge İvedi, Bursa 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki savunmasında, güzellik uzmanı olduğunu ve işletmesinin bulunduğunu olay günü sabahı İstanbul’a fuara katılmaya gittiğini bir süre Ertuğrul Karadaşlı’ya ulaşamadığını, daha sonra aradığımda telefonu bir kadın açtığını, isminin Y.O. olduğunu öğrendiği kadının, Ertuğrul’un eşi olduğunu öğrendiğini, daha sonra Y.O.’nun kendisini sanayiye konuşmaya davet ettiğini ve bunun üzerine F.D. isimli kişi ile birlikte çağırdıkları yere gittiğini anlattı. Olay yerine gittiğinde Ertuğrul Karadaşlı’nın 2 arkadaşı ile birlikte araç içerisinde alkol aldığını aktaran İvedi, "Ertuğrul’a ’Neden alkol alıyorsun? Hani alkolü bırakmıştın’ diye sordum. Ertuğrul da ’Bunlara takılma’ diyerek Y.O.’yu işaret edip, ’Onları bir yollayalım, sonra konuşuruz’ dedi" ifadelerini kullandı. Konuştukları sırada Y.O. ile oğlu C.O.’nun geldiğini ifade eden İvedi, şöyle konuştu: "C.O. geldiği gibi Ertuğrul’a saldırdı. Bu sırada Ertuğrul’un araçta bulunan o bıçağı torpidodan çıkardığını gördüm. Ona bırakmasını söyledim. Bana ’Karışma’ deyince, ben de ’Başını belaya sokacaksın. O halde gidiyorum’ diyerek kontağı çalıştırdım. Bunun üzerine Ertuğrul ’Dur gitme’ diyerek bıçağı torpidoya geri koydu. Daha sonra arkadaşlarından Sercan, Y.O. ve C.O.’yu ikna ederek evlerine götürdü. Biz konuşurken, Sercan da Y.O. ve oğlunu bırakıp gelmişti. Ertuğrul bana konuşmak istediğini, Y.O.’ya inanmamamı, burada şov yaptığını söyledi. Ben de bunları konuşmak istemediğimi söyleyip F.D.’ye, ’Gidelim’ dedim. F.D. de ’Yarın erkek erkeğe konuşalım’ dedi. Ertuğrul da kabul etti." Bıçak Ertuğrul’un vücuduna nasıl saplandı bilmiyorum Gidecekleri sırada bıçağı Ertuğrul Karadaşlı’nın bıçağı almak istediğini söyleyen Simge İvedi, "Ben de ’Yarın F.D.’den alırsın’ dedim. Bana saldırmaya başladı. Ben de almaması için bıçağı arkama sakladım. Küfrederek bıçağı vermemi istedi. Bıçak kılıfındaydı. Ben de Ertuğrul’a gelmeyecek şekilde bıçağı attım. F.D.’ye ’Ağabey gidelim, demek ki en kıymetlisi bıçağıymış’ dedim ve arkamı döndüm. Ben arkamı döndüğümde bıçağı almış. Bıçağın Ertuğrul’un vücuduna nasıl saplandığını bilmiyorum. Bana ’Bak bize ne oldu’ deyince arkamı döndüm. Yaralandığını fark etmemiştim ve ’Olan bize oldu’ diye sitem ettim. O da fermuarı açarak göğsünü gösterdi, kanlar içindeydi. Bu sırada Sercan, ’Kendini bıçaklamış’ dedi. Hep birlikte, ’Neden böyle bir şey yaptın’ diye tepki gösterdik. Ertuğrul bu sırada sapladığı yerden bıçağı çıkararak bize doğru 1-2 adım attı. Sonra bıçağı fırlattı. Ben de araçta bulunan kıyafetlerimle tampon yaptım ve 112’yi aradım. Ambulans gelene kadar tampon yapmayı bırakmadım" dedi. Suçsuz olduğunu söyleyerek beraatini talep eden İvedi, "Suçsuz yere 9 aydır cezaevinde yatıyorum. Bir yakınımı kaybetmek ve hapis yatmak beni çok yıprattı. Beraatimi talep ediyorum" diye konuştu. Simge İvedi’nin tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, tanıkların dinlenmesi ve eksik evrakların tamamlanması için duruşmayı erteledi.
Geleceğin mühendislerine burs desteği
22 Ocak 2026 Perşembe - 12:24 Geleceğin mühendislerine burs desteği Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) ile Kıvam Grup İnşaat arasında, mühendislik fakültesi öğrencilerine burs ve staj imkanı sağlayacak kapsamlı bir işbirliği protokolü imzalandı. Rektörlük B Salonunda gerçekleşen törene; BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Doğangün, Kıvam Grup İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. Yönetim Kurulu Başkanı Macid İlker, BUÜ Güçlendirme Vakfı Müdürü Ramazan Üzü ile personel katılım gösterdi. Akademik dinamizm, dış paydaşlarla güçleniyor Törende konuşan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversitenin bir araştırma üniversitesi olma kimliğini vurgulayarak, akademik dinamizmi artırmak için ulusal ve uluslararası projelere büyük önem verdiklerini belirtti. Öz kaynakların yanı sıra sanayi ve ekonomi dünyasındaki dış paydaşların katkısının üniversite için hayati bir değer taşıdığını ifade eden Yılmaz, bu tür işbirliklerinin sadece finansal bir destek olmadığını, aynı zamanda öğrencilerin henüz eğitim aşamasındayken sektörle temas kurarak mesleki tecrübe kazanmalarına imkan sağladığını dile getirdi. Bursa gibi güçlü bir ekonomiye sahip bir şehirde, 50 yıllık köklü bir geçmişe sahip olan üniversitenin akademik birikimini sanayi ile karşılıklı etkileşim içinde büyüteceklerini kaydeden Rektör Yılmaz, protokolün olgunlaşmasında emeği geçen herkese isimlere ve Kıvam Grup ailesine teşekkürlerini sundu. "Geleceği nitelikli nesillerle inşa ediyoruz" Kıvam Grup Yönetim Kurulu Başkanı Macid İlker ise Bursa’nın eğitim çınarı olan BUÜ ile işbirliği yapmaktan duyduğu gururu paylaştı. Şirket olarak geleceği inşa etme vizyonuyla hareket ettiklerini ancak kalıcı başarının sadece binalar yükseltmekle değil, donanımlı bir nesil yetiştirmekle mümkün olacağına inandıklarını belirten İlker, bu protokolün sadece bir imza metni değil, öğrencilerin hayallerine bir ortaklık olduğunu vurguladı. İlker, başarılı gençlerin derslerine odaklanabilmeleri için ekonomik yüklerini hafifletmeyi hedeflediklerini ve teorik eğitimin saha tecrübesiyle taçlanması adına kapılarını mühendis adaylarına sonuna kadar açtıklarını söyledi. Sosyal sorumluluk bilinciyle hareket ederek Bursa’nın nitelikli insan kaynağına katkı sunmayı bir görev bildiklerini belirten İlker, işbirliğine sağladığı yapıcı katkılardan dolayı üniversite yönetimine şükranlarını iletti. İmzalanan protokol kapsamında, BUÜ Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği bölümünde öğrenim gören, akademik başarısı yüksek ancak maddi desteğe ihtiyaç duyan öğrencilere burs desteği sağlanacak. Protokol ayrıca öğrencilere staj, teknik araştırma ve deneyim paylaşımı gibi akademik ve mesleki gelişim alanlarında da geniş kapılar açıyor.
Nilüfer’de sömestr tatili kitapla renkleniyor
22 Ocak 2026 Perşembe - 10:55 Nilüfer’de sömestr tatili kitapla renkleniyor Nilüfer Belediyesi’nin çocukların sömestr tatilini verimli geçirmeleri amacıyla düzenlediği etkinlikler tüm hızıyla sürüyor. "Çocuklar Kütüphanede" buluşmaları kapsamında Üçevler Kütüphanesi’ne konuk olan yazar Burcu Aktaş, çocuklarla "Vahşi Şeyler" romanı üzerinden kentsel dönüşümü, kaybolan hâtıraları ve doğanın yaşam mücadelesini konuştu. Nilüfer Belediyesi, sömestr tatili boyunca çocukları sanat ve edebiyatla buluşturmaya devam ediyor. Üçevler Kütüphanesi’nde düzenlenen etkinlikte yazar Burcu Aktaş, Nilüferli çocuklarla bir araya gelerek yazarlık serüvenini ve son romanı "Vahşi Şeyler"in hikâyesini paylaştı. Çocukların yoğun ilgi gösterdiği buluşmada Aktaş, değişen şehirlerin hem insanlar hem de hayvanlar üzerindeki etkilerini anlattı. 85 Yaşındaki bir kahramanın gözünden şehir Söyleşide yazarlık serüvenini ve kitabın ortaya çıkış hikâyesini paylaşan Burcu Aktaş, çocukları "Vahşi Şeyler" romanının 85 buçuk yaşındaki kahramanı Mualla’yı anlattı. Kendi yaşamadığı bir dönemi kaleme almanın zorluklarına değinen Aktaş, karakteri yaptığı gözlemleri şu sözlerle aktardı: "Bir karakter yaparken onun gerçekçi olması gerekir. Ben henüz o yaşta olmadığım için, 85 yaşındaki birinin nasıl yürüdüğünü, nasıl oturduğunu çok iyi gözlemlemek zorundaydım. Mualla, değişen ve betonlaşan şehre artık sadece penceresinden bakan, dışarıdaki hıza ayak uyduramayan bir karakter." Söyleşinin odak noktasını kentsel dönüşüm ve bu dönüşümün hem insanlar hem de hayvanlar üzerindeki etkileri oluşturdu. İstanbul’da büyüdüğü yerlerin zamanla nasıl değiştiğini ve hâtıraların geçtiği mekânların yok oluşunu anlatan Aktaş, çocukları "işgal edilen yaşam alanları" üzerine düşünmeye davet etti. Kitabın çıkış noktasının 2013 yılında gördüğü bir haber olduğunu belirten yazar, "Ormandan inip İstanbul Boğazı’nı yüzerek geçmeye çalışan yaban domuzlarını gördüğümde bu hikâye zihnimde canlandı. Doğasında yüzmek olmayan bu hayvanlar neden kaçıyordu? Şehir onların üzerine geldiği için mi? Temel soru şu: Yaşam alanı arayan hayvan mı vahşi, yoksa o alanı yok eden insan mı?" ifadelerini kullandı. "Kitap mutsuzluk değil, düşünmeyi vaat eder" Romanda geçen dürbün metaforuyla, insanın kendi yaşadığı sokağa bile ne kadar yabancılaşabileceğini vurgulayan Burcu Aktaş, çocuklara çevre bilinci ve empati üzerine önemli mesajlar verdi. Kitabın hüzünlü bir yanı olsa da mutsuzluk vadetmediğini, aksine okuru düşünmeye sevk ettiğini belirtti. Söyleşinin sonunda çocukların sorularını içtenlikle yanıtlayan Burcu Aktaş, günün anısına kitaplarını imzaladı.
Bursa’nın yüzlerce yıllık simgeleri Osmangazi’de perdeye yansıdı
22 Ocak 2026 Perşembe - 10:42 Bursa’nın yüzlerce yıllık simgeleri Osmangazi’de perdeye yansıdı Yüzlerce yıllık geçmişe sahip olan gölge oyunu Karagöz’ü yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak için etkinlikler düzenleyen Osmangazi Belediyesi, "Karagöz Yolda" gölge oyunu ile çocuklara sömestr tatilinde unutulmaz anlar yaşattı. Bursa’nın geçmişten gelen kültürel mirasını kentin yarınlarına taşımak amacıyla çalışmalarını sürdüren Osmangazi Belediyesi, Panorama 1326 Fetih Müzesi’nde ‘Karagöz Yolda’ gölge oyunu gösterisi düzenledi. Sömestr tatilindeki çocukların keyifli vakit geçirmesi için düzenlenen etkinlikte Usta Hayali Nevzat Çiftçi, geleneksel gölge oyunu Karagöz’ü esprili bir dille perdeye yansıttı. Oyunun sahnelendiği salonu tıklım tıklım dolduran çocuklar oyunu kahkahalar eşliğinde keyifle izledi. Sömestr tatilinde çocukların kahkahalarıyla renklenen etkinlikte, Karagöz ve Hacivat’ın eğlenceli diyalogları büyük ilgi görürken, kültürel aktarım eğlenceli bir aktivite ile gerçekleştirildi. Ailelerin de yoğun ilgi gösterdiği program, çocukların sosyal gelişimine katkı sunarken, geleneksel sanatların yaşatılmasına da önemli bir katkı sağladı. "Osmangazi’de Karagöz Rüzgarı Devam Edecek" Osmangazi Belediyesi’nin Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ile Kukla Oyunları Uygulama ve Araştırma Merkezi arasında imzaladığı protokol kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte konuşan usta hayalî Nevzat Çiftçi, "Karagöz’ün büyüklüğü ve güzelliği burada, salonda sadece çocukların değil büyüklerin de olmasıyla görülüyor. Karagöz’ü büyük yapan, bir kesime değil her kesime hitap etmesidir. Karagöz’ün her şeyi bir araya toplayan bir yapısı var ve bunu bugün burada gördük. Oyunu sahnelerken biz de, çocuklar ve aileleri de çok eğlendi. Osmangazi’de Karagöz rüzgarı devam edecek. Karagöz bir şey söylediği zaman bunu özellikle anaokulu çocuklarında daha çok görüyoruz. Çocukların uzun zamanda öğrenemediği bir konuyu Karagöz söylediğinde, çocuk bunu bir oyunda öğreniyor ve unutmuyor. Bu oyunu izleyen çocuklara bir yıl sonra sorsanız bile burada anlatılanları size söyleyebilirler." şeklinde konuştu. Oyunu büyük bir keyifle izleyen çocuklar Sömestr tatillerinde kendilerine böyle bir imkan tanığı için Osmangazi Belediye Erkan Aydın’a teşekkür etti.