Yerel Haberler
Bursa
18 Nisan 2026 Cumartesi - 22:38 Köy Enstitüleri’nin 86. yılında Aydınlanma Onur Ödülü sahibini buldu Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği’nin (YKKED), Aydınlanma Onur Ödülü’nün sahibi Prof. Dr. Bilsay Kuruç oldu. Osmangazi Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlenen ödül töreninde konuşan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, "Tüm bu imkanları başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bize bu yolu açanlara borçluyuz" dedi. Anadolu’nun makus tarihini değiştiren Köy Enstitüleri’nin 86. kuruluş yıl dönümü, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Aydınlanma Onur Ödül Töreni ile kutlandı. Her yıl geleneksel olarak gerçekleştirilen ve bu yıl Osmangazi Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlenen törende, Aydınlanma Onur Ödülü’nün sahibi Prof. Dr. Bilsay Kuruç oldu. Prof. Dr. Bilsay Kuruç, Aydınlanma Onur Ödülü’nü Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, YKKED Genel Başkanı Prof. Dr. Ethem Duygulu ve YKKED Bursa Şube Başkanı Jülide Akköprü’nün elinden aldı. Düzenlenen törende Hasan Ali Yücel Mandolin Orkestrası konser verirken, YKKED Bursa Şubesi Halk Oyunları Topluluğu da sahnelediği gösteriyle geceye renk kattı. Türkiye’nin daha güzel, daha aydınlık ve hak ettiği değeri bulması için mücadelelerini sürdüreceklerini kaydeden Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, "Bu hafta içinde kaybettiğimiz canlarımız, çocuklarımız ve öğretmenlerimiz için bir kez daha Allah’tan rahmet; tüm ulusumuza başsağlığı ve sabır diliyorum. Söylenecek o kadar çok söz var ki, ne ara bu hale geldik ve daha kötüye doğru nasıl gidiyoruz? Bunun farkında olmak zorundayız. Çözümü; önce ailede, daha da önemlisi eğitim kurumlarında ve eğitim sisteminde. Hep birlikte üretmek durumundayız. Artık böyle bir zorunluluğumuz var" dedi. "Ben de Köy Enstitüsü mezunu bir dedenin torunuyum. Annem öğretmen, babam ise mühendis. Cumhuriyetin aydınlarının oluşturduğu fırsat eşitliği sayesinde parasız yatılı okudum" diyen Başkan Aydın, "Tüm bu imkanları başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bize bu yolu açanlara borçluyuz. Bugün bu şehirde yöneticilik yapabiliyorsam, onların sayesindedir. Dolayısıyla kendilerine sonsuz şükranlarımı bir kez daha sunuyorum" dedi. "Şu anda kütüphane sayımız 12’ye ulaştı" Geceyi düzenleyen Köy Enstitüleri Derneği’ne de teşekkür eden Başkan Aydın, "Göreve geldiğimizde ilk olarak Hasan Ali Yücel Dünya Klasikleri Kütüphanesi’ni açtık. Ardından İsmail Hakkı Tonguç Bağış Kütüphanesi’ni hizmete sunduk. Şu anda kütüphane sayımız 12’ye ulaştı. İki ay içinde de Yaşar Kemal Medeniyetler Kütüphanesi’ni, Hisar Arkeopark projemizin açılışıyla birlikte Bursalıların hizmetine sunacağız. Değerli hocamız Prof. Dr. Bilsay Koruç, YKKED 2026 Aydınlanma Onur Ödülü’nü aldı, kendisini tebrik ediyorum. Bu anlamlı geceyi düzenleyen Köy Enstitüleri Derneği’ne de ayrıca teşekkür ediyorum. İnşallah hep birlikte, Türkiye’nin daha güzel, daha aydınlık ve hak ettiği değeri bulması için mücadelemizi sürdüreceğiz" diye konuştu.
Uzmanlardan pulmoner rehabilitasyon çağrısı
29 Mart 2026 Pazar - 11:07 Uzmanlardan pulmoner rehabilitasyon çağrısı Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, akciğer sağlığının yaşam kalitesi açısından temel bir rol oynadığını vurgulayarak "İlaç tedavisine rağmen merdiven çıkarken, yürürken ya da günlük işlerini yaparken nefes darlığı yaşayan kişiler mutlaka değerlendirilmelidir. Nefes darlığı, yaşlanmanın ya da hastalığın kaçınılmaz bir sonucu değildir" dedi. Pulmoner Rehabilitasyon kapsamında açıklama yapan Acıbadem Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, kronik solunum yolu hastalıklarında ilaç tedavisinin yanı sıra pulmoner rehabilitasyonun hayati önem taşıdığını belirterek, "KOAH, astım, bronşektazi ve akciğer sertleşmesi gibi kronik hastalıklar milyonlarca insanın yaşamını olumsuz etkiliyor. Pulmoner rehabilitasyon, hastaların nefes kapasitesini artırarak günlük yaşamlarını daha bağımsız sürdürebilmelerini sağlar" dedi. "Amaç, hastaların aktif yaşamdan kopmamasını sağlamak" Bu yılın Pulmoner Rehabilitasyon sloganının "Sağlıklı Nefes, Aktif Yaşam: Her Adımda Güçlen!" olduğunu belirten Karadağ, "Bu slogan, hastaların yalnızca yaşamlarını sürdürmesini değil, aynı zamanda aktif bir yaşamın parçası olmalarını hedefliyor. Amacımız, nefes darlığı nedeniyle günlük aktivitelerden uzaklaşan hastaların yeniden hareketli bir yaşama kavuşmasını sağlamaktır" diye konuştu. "Pulmoner rehabilitasyon sadece nefes egzersizinden ibaret değildir" Pulmoner rehabilitasyonun kapsamlı bir tedavi yaklaşımı olduğuna dikkat çeken Karadağ, "Bu süreç yalnızca nefes egzersizlerinden oluşmaz. Egzersiz programları, beslenme danışmanlığı ve psikososyal destek ile hastaların hem fiziksel hem de ruhsal olarak güçlenmesi hedeflenir" dedi. Hastaların çoğu zaman nefes darlığı nedeniyle hareket etmekten kaçındığını belirten Karadağ, "Hastalarımız genellikle ‘Nefesim yetmiyor, o yüzden hareket etmiyorum’ diyor. Oysa tam tersine, hareketsizlik nefes darlığını daha da artırır. Pulmoner rehabilitasyon ile bu döngüyü kırarak hastaların günlük yaşamlarını daha rahat sürdürebilmelerini sağlıyoruz" ifadelerini kullandı. "Pulmoner rehabilitasyon ilaç tedavisi kadar önemli bir destek yöntemidir" Pulmoner rehabilitasyonun kronik akciğer hastalıklarının yönetiminde önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Karadağ, "İlaçlar hava yollarını açarken, rehabilitasyon vücudun oksijeni daha verimli kullanmasını sağlar. Kas gücünü artırır, dayanıklılığı geliştirir ve nefes darlığını azaltır" dedi. Bu tedavinin aynı zamanda hastaneye yatış oranlarını azaltabildiğini belirten Karadağ, "Doğru uygulanan rehabilitasyon programları, hastalık ataklarını azaltarak hastaneye başvuru ve yatış oranlarını düşürebilir. Bu da hem hastaların yaşam kalitesini artırır hem de sağlık sistemi üzerindeki yükü azaltır" diye konuştu. "Psikolojik olarak da olumlu katkı sağlar" Kronik nefes darlığının zamanla psikolojik sorunlara da yol açabileceğini ifade eden Karadağ, "Uzun süre nefes darlığı yaşayan hastalarda kaygı, özgüven kaybı ve sosyal izolasyon görülebilir. Pulmoner rehabilitasyon, fiziksel iyileşmenin yanı sıra psikolojik dayanıklılığı da artırır ve hastaların sosyal yaşama yeniden katılmasına yardımcı olur" şeklinde konuştu. "Nefes darlığı yaşlanmanın kaçınılmaz sonucu değildir" Pulmoner rehabilitasyonun özellikle günlük yaşam aktivitelerinde zorlanan hastalar için önemli bir fırsat olduğunu vurgulayan Karadağ, "İlaç tedavisine rağmen merdiven çıkarken, yürürken ya da günlük işlerini yaparken nefes darlığı yaşayan kişiler mutlaka değerlendirilmelidir. Nefes darlığı, yaşlanmanın ya da hastalığın kaçınılmaz bir sonucu değildir. Doğru tedavi ve rehabilitasyon ile yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir" dedi.
Özer Matlı: "Orta doğu’daki gelişmeler tarım ve gıda piyasalarını etkiliyor"
29 Mart 2026 Pazar - 10:44 Özer Matlı: "Orta doğu’daki gelişmeler tarım ve gıda piyasalarını etkiliyor" Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Orta Doğu’da derinleşen savaşın yalnızca enerji piyasalarını değil, tarım ve gıda zincirinin tamamını da etkilediğini söyledi. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, Hürmüz Boğazı’ndaki riskler ve gübre tedariğindeki kırılganlıkların maliyet baskısını artırdığını belirten Matlı, "Bu tablo, önümüzdeki dönemde gıda fiyatları üzerinde yeni bir artış dalgasını tetikleyebilir" dedi. Yaşanan gelişmelerin artık yalnızca enerji başlığı altında değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, jeopolitik krizlerin tarım sektöründeki etkisine dikkat çekti. Matlı, "Orta Doğu’daki savaş ortamı, petrol ve doğalgaz fiyatları üzerinden sanayiye; gübre, yem, lojistik ve navlun maliyetleri üzerinden de tarım ve gıda sektörüne yansıyor. Türkiye, ithalat ağırlıklı girdi yapısı nedeniyle bu tür jeopolitik kırılmalara karşı daha hassas bir konumda. Bugün enerjide yaşanan her dalgalanma, yarın tarlada maliyet, hasatta verim kaybı ve tezgâhta fiyat artışı olarak karşımıza çıkabiliyor. Bu noktada devletimizin süreçte sağduyulu bir politika izlemesi ve savaş ortamından uzak durma yönündeki yaklaşımı, risklerin yönetilmesi açısından önemli bir denge unsuru oluşturmaktadır" dedi. "Hürmüz Boğazı’ndaki risk gübre tedarikini de etkiliyor" Hürmüz Boğazı’nda son dönemde artan jeopolitik risklerin, yalnızca petrol sevkiyatını değil, tarımsal üretimin önemli girdilerinden olan gübre tedarikini de etkilediğine dikkat çeken Özer Matlı, "Bölgedeki gelişmeler, üre, amonyak ve benzeri kritik hammaddelere erişimde zaman zaman zorluklar yaşanmasına neden olabiliyor. Şubat ayından bu yana gözlemlenen bu tablo, gübre fiyatlarında yüzde 20-25 aralığında bir artışı beraberinde getirirken, akaryakıt fiyatlarının 70 lira seviyelerinde seyretmesi de üreticilerimizin maliyetlerini artırmaktadır" ifadelerini kullandı. Süreçte üretim tarafındaki dengeleri korumak adına atılan adımların kıymetli olduğunu vurgulayan Başkan Özer Matlı, "Bu noktada, 7 Mart’ta yayımlanan kararla üre gübresinde bazı ülkelerden yapılan ithalat için uygulanan yüzde 6,5’lik gümrük vergisinin tüm ülkeler için sıfırlanmasını, üreticilerimiz adına küçük de olsa moral verici bir destek olarak görüyoruz. Ancak tarımsal sürdürülebilirliğin devamı için bu tür önlemlerin zamanında alınması; sürecin dikkatle yönetilmesi, arz-talep dengesinin korunması, gıda fiyatlarında istikrarın sağlanması açısından kritik önem taşımaktadır" diye konuştu. "Orta Doğu pazarı ihracat açısından kritik önemde" Riskin sadece iç pazarla sınırlı olmadığını, Türkiye’nin gıda ihracatı için Orta Doğu’nun kritik bir kale olduğunu hatırlatan Başkan Matlı, "Hububat, bakliyat ve yağlı tohumlar sektöründe önemli bir ihracat hacmine sahibiz ve bunun yaklaşık 4 milyar dolarlık kısmı Orta Doğu ülkelerine gerçekleştiriliyor. Özellikle Irak, sektörümüz açısından en büyük pazar konumunda yer alıyor. Süt ve süt ürünlerinde de benzer bir yoğunlaşma söz konusu. Bölge ülkeleriyle olan ticaretimiz, yaşanan her gerilimden doğrudan etkileniyor. Bu süreçte ihracat performansımızı korumak için pazar çeşitliliği hayati önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "Yeni dönemde risk yönetimi kritik olacak" Bursa Ticaret Borsası olarak süreci yalnızca kısa vadeli bir piyasa dalgalanması olarak görmediklerini ve gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Başkan Özer Matlı, "Bundan sonraki dönemde şirketlerimiz için en kritik başlıklar; girdi tedarik güvenliği, pazar çeşitlendirmesi, maliyet yönetimi ve finansal dayanıklılık olacaktır. Artık ‘bekle-gör’ yaklaşımının değil, ‘erken önlem al, kaynağı çeşitlendir, riski dağıt’ anlayışının zorunlu hale geldiği bir dönemdeyiz. Üyelerimizin rekabet gücünü koruyacak, tedarik ve ihracat risklerini azaltacak ve tarım-gıda zincirinin dayanıklılığını artıracak çalışmalara odaklanmayı sürdüreceğiz" dedi.
BUÜ’de "Nevruz" geleneği unutulmadı
29 Mart 2026 Pazar - 10:38 BUÜ’de "Nevruz" geleneği unutulmadı Türk tarihinde baharın gelişinin simgesi olarak kabul edilen Nevruz Bayramı, Bursa Uludağ Üniversitesi’nde (BUÜ) yüzlerce öğrenci, akademik ve idari personelin katılımıyla kutlandı. BUÜ Türk Devletleri ve Akraba Toplulukları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (TÜDAM) organize ettiği ve Türk Ocağı Bursa Şubesi ile Yörük Türkmen Birliği’nin de destek verdiği etkinlik, Görükle Kampüsü’ndeki Atatürk Anıtı’nda başladı. Açılış töreninin ardından katılımcılar Mehter ekibinin öncülük ettiği kortejle programın düzenleneceği alana geldi. Etkinlikte BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, Türk Ocağı Bursa Şubesi Başkanı Prof. Dr. Selçuk Kırlı ve TÜDAM Müdürü Prof. Dr. Ferhat Kurtulmuş da hazır bulundu. "Türklerin yaşadığı her coğrafyada bu bayram kutlanmaya devam edecektir" Törende konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, kolektif anlatım olan mitlerde Nevruz’un Türklerin bağımsızlığa kavuştukları önemli bir gün olarak bayram olarak kutlandığının altını çizdi. Türkistan sahasında, Ön Asya’da ve geniş bir coğrafyada asırlar boyunca kutlanan bu bayramın önemine işaret eden Prof. Dr. Cafer Çiftçi; "Bu hikaye; bizim geleceğimize yön veren, direncimizi sağlayan, özgürlüğümüzü ve her bitkinliğimizde yeniden dirilişimizi düşünmemize etki eden önemli bir anlayışı ifade eder. Milattan önce 350’li yıllarda yaşanıldığı değerlendirilen bu olayla ilgili çok farklı tarihler vardır. Ancak en az 2 ile 3 bin yıllık geçmişi olduğuna inanıyoruz. Nevruz, hem özgürlüğe kavuşma, hem yeni yıla geçiş, hem de baharın başlangıcı olarak bizlerde çok önemli izler bırakır. Başka toplumlarda da böyle günler vardır. Bizde bunun ötesinde bir özgürlük, bir mücadele, bir hedef belirleme ve bir ülkü söz konusudur. Ne mutlu ki Türklerin yaşadığı her coğrafyada bu bayramlar var ve var olmaya devam ediyor. Ben de buradan Türklerin yaşadığı tüm coğrafyaya tek tek selam gönderiyor ve bayramlarını kutluyorum" dedi. Gençlere önemli tavsiye Prof. Dr. Çiftçi, konuşmasının sonunda bulunduğumuz coğrafyanın ateşten bir çember haline geldiğine dikkati çekerek; "Etrafımızda yaşanan tüm olumsuz gelişmelere rağmen, Türklerin olduğu her yerde gerçekten bir huzur, bir sükûnet ve bir sabır var. Gençlere tavsiyem; etrafınızdaki gelişmeleri takip edin ancak asla teknolojik gelişmelerden geride kalmayın. Yapay zeka, robotik kodlama, nano teknoloji ve yazılım gibi konularda kendinizi donatın. Çünkü savaşlar artık geçmişteki gibi değil. Biz bu coğrafyada var olmak istiyorsak ve Nevruz bayramını ebediyete kadar kutlamak istiyorsak, kesinlikle bu teknolojilere sahip olmamız gerekiyor" şeklinde konuştu. Azerbaycanlı öğrencilerin hazırladığı semeni sepetini Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi’ye takdim etmelerinin ardından nevruz ateşinden atlama ve demir dövme gelenekleri de yerine getirildiği program, protokolün Mediko Binası önündeki öğrenci topluluk stantlarını ziyaret etmesiyle sonra erdi.
Nilüfer’de iş arayanlar ve işverenler artık dijital platformda buluşuyor
29 Mart 2026 Pazar - 10:35 Nilüfer’de iş arayanlar ve işverenler artık dijital platformda buluşuyor Nilüfer Belediyesi İş Ofisi, 2005 yılından bu yana sürdürdüğü istihdam hizmetlerini dijital ortama taşıdı. Yeni platform sayesinde iş arayanlar ve işverenler tek bir noktada buluşarak başvuru süreçlerini daha hızlı ve kolay yönetebilecek. Nilüfer Belediyesi, kentteki istihdamı desteklemek ve insan kaynağını doğru fırsatlarla buluşturmak amacıyla İş Ofisi’nin yeni web sitesini hizmete sundu. İş arayan vatandaşlar ile nitelikli personel arayan firmaları dijital ortamda bir araya getiren platform, işe alım süreçlerine büyük bir hız ve kolaylık kazandıracak. Ücretsiz üyelik imkanı sunan site üzerinden kullanıcılar, anında profil oluşturarak, kariyer destek hizmetlerinden faydalanabilecek ve iş rehberi içeriklerine kolayca ulaşabilecek. 20 Yıllık deneyim Dijitalleşme adımıyla hizmet ağını genişleten Nilüfer Belediyesi İş ve Meslek Edindirme Bürosu, kurulduğu 2005 yılından bu yana edindiği tecrübeyi yeni platformlara aktarıyor. Bugüne kadar 80 bin 295 başvuru alan ve adayların yetkinlikleri doğrultusunda 16 bin 76 kişinin istihdam edilmesini sağlayan merkez, yeni web sitesiyle bu başarıyı daha da ileriye taşımayı hedefliyor. Yeni sistem üzerinden yapılacak eşleştirmelerin, bugüne kadar olduğu gibi otomotiv, tekstil, hizmet, güvenlik ve eğitim gibi kentin öncü sektörlerine taze bir kan sağlaması bekleniyor. Web sitesine kayıt olan başvuru sahipleriyle yakından ilgilenen ofis yetkilileri, sistemdeki güncel ilanlar üzerinden adayların bilgi ve becerilerine en uygun eşleştirmeleri yapıyor. Bu sayede firmaların emek ve zaman kaybı yaşamadan aradıkları doğru personele ulaşması sağlanıyor. İstihdamın yanı sıra eğitime de büyük önem veren merkez; İŞ-KUR, KOSGEB, üniversiteler, OSB’ler ve meslek odaları gibi birçok paydaşla ortaklaşa mesleki kurslar düzenleyerek adayların donanımlarını artırmaya devam ediyor. Sürdürülebilir ve uzun vadeli istihdam hedefi Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, hizmete giren web sitesinin istihdam alanında önemli ve güvenilir bir köprü göreceğini belirtti. Nilüfer’i yalnızca yaşam kalitesi yüksek bir kent değil, aynı zamanda üretimin ve girişimin güçlendiği bir merkez olarak gördüklerini vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, kentin en büyük değerinin insan kaynağı olduğunu ifade etti. Başkan Şadi Özdemir, dijital platform üzerinden yürütülen danışman destekli süreç yönetimiyle adayların deneyimlerinin doğru pozisyonlarla eşleştirildiğini belirterek, amaçlarının yalnızca iş bulmak değil, sürdürülebilir ve uzun vadeli istihdam oluşturmak olduğunun altını çizdi.
Posalı ve yüksek lifli besinler, kanser riskini azaltıyor
29 Mart 2026 Pazar - 09:45 Posalı ve yüksek lifli besinler, kanser riskini azaltıyor Kolorektal/kalın bağırsak kanseri, dünyada ve Türkiye’de en sık görülen kanser türleri arasında bulunuyor. Birçok kanser türünde olduğu gibi, sağlıklı ve aktif bir yaşam tarzını benimsemek, ideal kiloda kalmak ve işlenmiş gıda tüketiminden kaçınmak, kalın bağırsak kanseri riskinin azaltılmasına yardımcı oluyor. Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı‘na göre; dünyada her 5 kişiden biri kansere yakalanıyor. 8 erkekten 1’i ve 11 kadından 1’i kanser sebebiyle hayatını kaybediyor. Türkiye Sağlık Bakanlığı kanser istatistiklerine göre; 2020 yılında Türkiye’de en sık görülen ilk 5 kanser türünden biri kolorektal / kalın bağırsak kanseri. Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Hande Güngör, kalın bağırsak kanserine karşı alınabilecek tedbirleri şöyle anlattı: "Aşırı kilolu veya obez olmak, fazla miktarda işlenmiş gıda veya kırmızı et tüketmek, alkol-sigara kullanmak ve fiziksel olarak aktif olmamak kolorektal kansere yakalanma riskini artırabilen faktörlerdendir. Sağlıklı kiloda kalmak ve bunu sürdürmek, farklı renklerde taze sebze-meyve ağırlıklı beslenmek, posa içeriğinden zengin besin tüketimini artırmak önemlidir. Rafine şeker ve yüksek karbonhidrat içeren besin tüketimini sınırlamak, sigara-alkol tüketiminin bırakılması gerekir. Soğan-sarımsakta bulunan ve suda çözülebilen polisakkaritlerden ‘inülin’in prebiyotik etkisi, sağlıklı kolonosit hücrelerinin büyümesini destekler ve metastazın azalmasına katkı sağlar." Kahve tüketimi erkeklerde riski azaltırken, kadınlarda artırıyor Çay ve kahvede bulunan biyoaktif bileşenlerden polifenollerin kolorektal kansere karşı koruyucu olduğunu ifade eden Dyt. Hande Güngör, şu bilgileri verdi: "Yapılan çalışmalarda, kahve tüketiminin erkeklerde kolon kanseri riskini azalttığı, kadınlarda ise rektal kanser riskini arttırdığı belirlenmiştir. Antioksidan, antiinflamatuar ve antikarsinojenik etkisi olan zerdeçalın kimyasal bileşeni kurkumin, kolorektal kanserden koruyucu ve iyileştirici etkiye sahiptir. Kurubaklagiller, kuruyemişler, taze sebze ve meyveler posa açısından zengindir. Çözünür posa, antitümör etkisiyle, çözünmez posa ise kanserojen bileşenlerin emilimini önemli ölçüde azaltarak kolon kanseri gelişme riskini azaltmaktadır. Grubunun en yüksek posa içeren besinleri olan barbunya, badem ve bezelye başta olmak üzere, diyet lifi içeren tüm besinlerin tüketimi artırılmalıdır. 1-31 Mart Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı’nda kolon sağlığını korumaya yardımcı olan besin tüketimini artırarak bağırsak sağlığı güçlendirilebilir."
Karacabey Ovası’nda turfanda karpuz ekimi başladı
29 Mart 2026 Pazar - 09:44 Karacabey Ovası’nda turfanda karpuz ekimi başladı Bursa’nın sebze üretimiyle önde gelen ve verimli topraklarıyla bilinen Karacabey Ovası’nda turfanda karpuz ekimleri başladı. Karacabey Ziraat Odası 2. Başkanı Ramazan Düzen, ocak ve şubat yağışlarının iyi olduğunu belirterek, birçok bölgede tarım alanlarının sular altında kaldığını hatırlattı. Ekim ve kasım aylarında hububat ekili arazilerde yağışların faydalı olduğunu belirten Düzen, "Su altında kalmayan yerlerde gidişat güzel. Su çekilmeyen yerlerde ise zarar var ve tarlalar yeniden ekilecek. Suyun çekildiği boş tarım alanlarının sebze ekimi için uygundur. Karacabey çiftçisi yavaş yavaş sebze için tarlaya girmeye başladı" dedi. İlk olarak turfanda karpuz ekimlerinin yapıldığını dile getiren Düzen, şöyle konuştu: "ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaştan önce geçen yıla göre maliyetlerimiz yüzde 50’ye yakın artmıştı. Savaştan sonra biraz daha arttı. Gübre, mazot, ilaç derken ekim maliyetleri yüzde 100’e ulaştı. Bir ay önce sezona girmek isteyen çiftçiler turfanda karpuz ekiyor. Dekar maliyeti yaklaşık 40 bin lira turfanda karpuzda. 7-8 ton karpuz aldığımızı düşünerek kilogramda 5-6 lira maliyetimiz var." Düzen, bu fiyatların üzerindeki tarladan satışlarda çiftçinin kazanabileceğine dikkati çekerek, "Yazın bu fiyatın üzerinde olsun ki kazanabilelim. Geçen yıl dekarını 5 bin liraya verdik. Karpuzda geçen yaz dekar başına 25-35 bin lira zarar oluştu. İnşallah bu yıl zarar görmeyiz ve geçen yılı telafi ederiz" diye konuştu.
Siyahların ardında açan pembe şeftali çiçekleri
29 Mart 2026 Pazar - 09:36 Siyahların ardında açan pembe şeftali çiçekleri Bursa’nın Gürsü ilçesinde geçen yıl çıkan yangında yüksek kesimlerde alevlerin arasında yemyeşil kalan iki şeftali bahçesi, bu yıl açan pembe çiçeklerle renklendi. Geçen yılın temmuz ayında Bursa’nın Gürsu ve Kestel ilçeleri arasında yükselen alevler, sadece ormanları değil, yürekleri de dağlamıştı. Rüzgarın amansız ıslığıyla beslenen yangın, binlerce dekar yeşil alanı siyaha boyarken, Karahıdır Mahallesi’ne kadar dayanmış, yerleşim yerlerini tehdit eder hale gelmişti. O günlerden geriye, dağların bağrında açılan devasa, kapkara yaralar kaldı. Bugün Gürsu ve Kestel yamaçlarında gezinirken, siyahlaşmış kozalaklar, kömürleşmiş ağaç dalları ve griye çalan çıplak toprak, o kabus dolu günlerin dilsiz tanıkları gibi duruyor. Rüzgar estikçe, yanan ağaçların hüzünlü iniltisi duyuluyor ve geçen yazın ağlatan günlerini hatırlatıyor. Yükseltilerin arasında, binlerce dekar griye çalan alanın ortasında göz kamaştırıcı bir manzara, bir umut isyanı yükseliyor. Yangının pençesinden sahiplerinin bakımları sayesinden kurtulan, dağların kuytusunda saklı 50 dönümlük şeftali bahçeleri, baharın gelişiyle pembe çiçeklere durdu ve büyüleyici bir görsel şölen sundu. Siyah ve pembenin epik savaşı Doğanın kucağında, siyah ile pembenin epik bir savaşı yaşanıyor adeta. Bir yanda ölümün, yok oluşun ve karanlığın simgesi simsiyah, çıplak yamaçlar; diğer yanda ise yaşamın, yeniden doğuşun ve umudun habercisi, narin ama dirençli pembe şeftali çiçekleri. Bu manzara, sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda derin bir tefekkür vesilesi. Karamsarlığa, umutsuzluğa kapılan yüreklere, en zifiri karanlığın bile arkasında bir ışık, bir yaşam pırıltısı olduğunu fısıldıyor. Umut çiçekleri Anadolu’nun ruhu Bu pembe çiçekler, sadece bir doğa olayı değil, aynı zamanda Anadolu’nun, Türk milletinin dirençli ruhunun da bir yansıması olabilir mi? Yüzyıllardır nice badireler, nice savaşlar, nice doğal afetler atlatmış bu topraklarda, umut hiçbir zaman sönmedi. Her yıkımın ardından yeniden inşa edildi ve her kışın ardından yeniden bahar getirildi. Karahıdır’daki şeftali bahçesi, bize bu kadim gerçeği bir kez daha hatırlatıyor. Siyah ile pembenin destansı savaşı, aslında ölüm ile yaşamın, umutsuzluk ile umudun savaşı. Ve bu savaşta zafer, her zaman yaşamın ve umudun oluyor. Gürsu ve Kestel’in siyah yamaçlarında açan pembe şeftali çiçekleri, sadece Bursa’ya değil, tüm Türkiye’ye umut aşılıyor. Bize, en zor anlarda bile umudu kaybetmemeyi, yeniden doğuşa inanmayı öğretiyor. Siyahların arasında inatla açan, doğayı renklendiren ve yeni bir başlangıcı simgeleyen bu pembe çiçekler, karanlığa sıkılmış bir kurşun, umutsuzluğa atılmış bir tokat gibi görenleri etkiliyor, duygulandırıyor. Çiftçi bu yıldan umutlu Karahıdır Mahallesi çiftçilerinden olan ve yanmayan şeftali bahçesinin sahibi Ali Kiraz, geçen yıl yaşanan yangını halen unutamadığını belirterek, "Dağın arkasında başlayan yangın dağ, tepeleri aşarak bizim köye doğru geldi. Mahalleli olarak büyük mücadele verdik ama rüzgara ve alevlere karşı daha fazla savaşamadık. Bahçemizin etrafında birkaç ağaç yandı ama biz alevler gelince terk ettik burayı, yanar dedim ve bahçeyi ağlayarak bırakıp gittim" dedi. Kiraz, 15 yaşındaki 25 dönümlük bahçelerinin yangından yara almadan kurtulduğunu ifade ederek, "Şu anda yüzde 80 açtı çiçekler. Bahçemiz pembeye büründü. Şeftali ağaçları siyaha karşı umutla açtıysa biz de umutluyuz gelecekten. Alın teriyle iş yaptığımızın göstergesi, Allah bize yardım ediyor rızkımızı veriyor. Soğuk ve don yapmazsa hava iyi verim alırız inşallah" diye konuştu. Komşuları Hamdi Ülgen’in de bahçesinin yangından aynı şekilde kurtulduğunu anlatan Kiraz, onların bahçesinin de çiçekle renklendiğini kaydetti.
Bursa Büyükşehir Belediyespor Avrupa Kupası’nda yarı finale yükseldi
29 Mart 2026 Pazar - 09:35 Bursa Büyükşehir Belediyespor Avrupa Kupası’nda yarı finale yükseldi Bursa Büyükşehir Belediyespor Kadın Hentbol Takımı, EHF Kadınlar Avrupa Kupası çeyrek final rövanş maçında Yunanistan’ın A.C. PAOK Takımı’na 34-29 yenilse de ilk maçta aldığı 6 sayılık farklı galibiyetin avantajıyla adını yarı finale yazdırdı. Rakibiyle Bursa’da oynadığı maçı 36-30 kazanarak tur için avantaj elde eden Büyükşehir Belediyespor, Selanik’te karşılaştığı rakibi karşısında maça tutuk başladı ve ilk dakikalarda üstünlüğü kaptırdı. İlerleyen bölümde zaman zaman etkili olan Belediyespor, yine de üstünlüğü ele geçiremedi ve devreyi 15-11 geride kapattı. İkinci yarının başında da istediği oyunu sergileyemeyen Belediyespor Kadın Hentbol Takımı, rakip kaleciyi geçmekte zorlandı. 36. dakikada farkın 6 sayıya (18-12) çıkmasına engel olamayan Bursa Büyükşehir Belediyespor, ilerleyen bölümde farkı zaman zaman eritti. 5 sayılık farklı yenilginin bile tur için yeteceği karşılaşmanın son 14 dakikasına 23-21 geride giren Büyükşehir Belediyespor, 50. dakikayı 26-21 geride geçti. Nefes kesen mücadelenin son 5 dakikasına 28-25 geride giren Belediyespor, son 2 dakikada skorun 32-26 olmasına engel olamadı. Bitime 8 saniye kala A.C Paok skoru 34-28 yaparken maçı uzatmaya götürmek için umutlansa da son saniyede Belediyespor, Francisca Araujo Joao’nun golüyle rakip fileleri havalandırdı. Bursa Büyükşehir Belediyespor, böylece maçı 34-29 kaybetse de ilk maçta elde ettiği 6 sayılık farklı galibiyetin avantajıyla EHF Avrupa Kupası’nda adını yarı finale yazdırdı.
Park halindeki araçları soydu, polis adım adım iz sürüp yakaladı
28 Mart 2026 Cumartesi - 18:56 Park halindeki araçları soydu, polis adım adım iz sürüp yakaladı Bursa’nın İnegöl ilçesinde park halindeki araçlardan hırsızlık yapan şahıs, polis ekiplerinin dedektif gibi iz sürmesi sonucu yakalandı. Şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olay, yaklaşık 15 gün önce Orhaniye Mahallesi Baykut Sokak ile Kemalpaşa Mahallesi Mahmutesatbey Caddesi’nde meydana geldi. Baykut Sokak’ta park halindeki araçların kapılarını kontrol eden şüpheli, kapısı açık olan bir aracı fark etti. Aracın kapısını açan şüpheli, araç içerisinde bulunan tablet ve cep telefonunu çalarak kayıplara karıştı. Şüpheli, ardından Kemalpaşa Mahallesi Mahmutesatbey Caddesi’nde park halindeki bir kamyoneti hedef aldı. Camı kırarak araç içerisine ulaşan şüpheli, bir süre sonra geri gelerek kapıyı açtı ve araçta bulunan 16 bin TL nakit parayı alarak olay yerinden uzaklaştı. İnegöl Emniyet Müdürlüğü Suç Araştırma Büro Amirliği ekipleri, yaşanan hırsızlık olaylarının ardından geniş çaplı çalışma başlattı. Çevrede bulunan yaklaşık 40 güvenlik kamerasını inceleyen ekipler, şüphelinin Orhan O. (40) olduğunu tespit etti. Şüpheli, Turgutalp Mahallesi’nde bir başka araçtan hırsızlık girişiminde bulunduğu sırada polis ekipleri tarafından kıskıvrak yakalandı. Gözaltına alınan şahsın daha önce de çok sayıda hırsızlık suçundan kaydının bulunduğu öğrenildi. Şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.