Yerel Haberler
Bursa
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:03 Vinçten atlaması sonucu hayatını kaybeden sürücü toprağa verildi Bursa’nın İnegöl ilçesinde yokuş aşağı inerken freni patlayan vinçten atlayarak kurtulmak isterken kafasını yere çarpması sonucu hayatını kaybeden sürücü toprağa verildi. 44 yaşındaki Kemal Doyan’ın 5 ay sonra dünyaya gelecek çocuğunu kucağına alması bekleniyordu. Kaza, 24 Nisan 2026 tarihinde saat 15.30 sıralarında İnegöl’ün kırsal Yeniceköy Mahallesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Kemal Doyan (44) yönetimindeki 16 0208 030 plakalı vinç, iddiaya göre yokuş aşağı inerken frenlerinin patlaması sonucu kontrolden çıktı. Hızla ilerleyen vinç, 16 BBP 055 plakalı otomobile çarptı. Hızla ilerleyen vinçle birlikte dere yatağına uçmamak için Kemal Doyan, atlayarak kurtulmak istedi. Vinç, dere yatağına uçarak devrilirken, atlayarak kurtulmak isteyen Doyan’ın başını yere çarpması sonucu hayatını kaybettiği 112 sağlık ve Jandarma ekipleri belirledi. Kaza yerine gelen yakınları gözyaşı döktü. Hayatını kaybeden sürücünün cenazesi savcılık incelemesinin ardından kesin ölüm sebebinin belirlenmesi için adli tıp kurumuna gönderildi. Hayatını kaybeden sürücünün cenazesi, bugün öğle namazına müteakip Göçmen Caminde kılınan cenaze namazının ardından Kavaklaraltı Mezarlığında toprağa verildi. Hayatını kaybeden sürücünün eşi 4. erkek çocuğuna 4 aylık hamile olduğu öğrenildi. Ölen babanın cinsiyetini ise kısa süre önce öğrendiği belirtildi.
Maden ocağının atıkları suya ve toprağa karışmaya devam ediyor
17 Mart 2026 Salı - 16:26 Maden ocağının atıkları suya ve toprağa karışmaya devam ediyor Bursa’nın Yenişehir ilçesine bağlı Kirazlıyayla Mahallesi’nde yaklaşık 7 yıldır tartışmalara konu olan bir madencilik şirketine ait atık barajının bir süre önce çökmesine tepkiler sürüyor. Tüm itirazlara rağmen faaliyetini sürdüren bakır, çinko ve kurşun ocağının ayrıştırma bölümünün 1,5 ay önce patlaması sonucu akan tonlarca kimyasal ve ağır metal içerikli atık halen ocağın alt kısmında duruyor. Balçık halinde görülen atık yağmurlarla sulara ve toprağa karışmaya devam ederken tam bir çevre felaketi yaşanıyor. Bölge sakinleri maden ocağı faaliyetine devam edecekse çevreyi, toprağı, suyu koruyacak önlemlerin en üst seviyede alınmasını istese de işletmenin bu konuda ciddiyetle adım atmaması tepkilere yol açıyor. Kirazlıyayla Muhtarı Hasan Açar, 6-7 yıldır maden şirketiyle mücadele ettiklerini ancak sonuç almaktansa sorunlarının giderek büyüdüğünü söyledi. Ayrıştırma tesisinin maden ocağı sınırlarında olmaması gerektiğini yıllardır söylediklerini belirten Açar, "Köylülerle mücadele ettik ’ayrıştırma tesisini, atık havuzunu buraya yapmayın, çöker’ dedik. Ama dinlemediler" dedi. Eskiden bölgede otlayan hayvanların yağmurdan sonda toprağın yumuşaklığı nedeniyle battığını anlatan muhtar Açar, şunları kaydetti: "Bunların hepsini söyledik, anlattık ama bütün itirazlara rağmen yapıldı. Şirket inatlaştı ve atık havuzunu, ayrıştırma bölümünü buraya koydu. Çökme tehlikesinin olduğunu o zamanlarda söyledik, söylediler. Toprak kaymaları yaşandı ve atık havuzundan çıkan balçık, atık, Sarıyer Deresi’ne aktı. Bu dere Yenişehir Ovası’na gidiyor. Oradan diğer akarsulara karışarak göl ve göletlere, yer altı sularına ve hatta tarım ürünlerine gidiyor." Kurşun, çinko ve bakır çıkarılan maden ocağının atığının halen mahalle altında Sarıyer Deresi’nin yatağında bulunduğunu aktaran Açar, "Önlem alınıyor diye söyleniyor. Ayrıştırma yani atık havuzunun tekrar patlamaması için önlem alıyorlar. Olmayacak zamanla yine patlayacak. Toprak yumuşak ve kaldırmıyor. Bölgede hafriyat ağırlığını taşımadığı için toprak kaymaları oldu ve 20 kişinin tarlası patladı. Bunu bir türlü anlatamıyoruz" diye konuştu.
BUKAM ve SESVA "Kadın ve çocuk hakları" konusunda güç birliği yapacak
17 Mart 2026 Salı - 16:12 BUKAM ve SESVA "Kadın ve çocuk hakları" konusunda güç birliği yapacak Bursa Uludağ Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (BUKAM) ile Kadın ve Çocuk Hakları Dayanışma ve Geliştirme Derneği (SESVA) arasında toplumsal fayda odaklı önemli bir iş birliği protokolü imzalandı. Rektörlük Yönetim Kurulu Salonunda gerçekleşen törene; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu, BUKAM Müdürü Prof. Dr. Nimet Haşıl Korkmaz, SESVA Başkanı Sinem Uçar Denge ile akademisyenler katıldı. Protokol kapsamında, kadın ve çocuk hakları alanında akademik veriler ışığında toplumsal farkındalık oluşturulması amaçlanırken; tarafların Ar-Ge, inovasyon ve eğitim çalışmalarındaki iş birliğiyle yaşanan sorunlara bilimsel çözümler getirilmesi öngörülüyor. "Bilimsel veri ve raporlarda odaklanmalıyız" Törende konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu, işbirliğinin temel motivasyonunun sadece görünürlük değil, somut toplumsal fayda olduğunu vurguladı. Türkiye’de çocuk ölümlerinin geçmişe oranla ciddi şekilde azalmasının sevindirici olduğunu ancak çocuklara yönelik faaliyetlerin hala yeterince kapsayıcı olmadığını belirten Kırıştıoğlu, çalışmaların sadece belirli butik gruplarla sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti. Taraflar arasındaki samimi diyaloğun başarıyı beraberinde getireceğine inandığını söyleyen Kırıştıoğlu, bu yapıdan akademik yayınlar ve raporlar gibi somut çıktılar beklediklerini, ancak bu sayede topluma gerçek anlamda hizmet edilmiş sayılacağını dile getirerek protokolün tüm taraflar için hayırlı olmasını diledi. "Topluma yaralı işler yapmayı sürdürüyoruz" BUKAM Müdürü Prof. Dr. Nimet Haşıl Korkmaz, SESVA ile geçmişe dayanan başarılı bir proje geçmişlerinin olduğunu ve bu protokolün mevcut enerjiyi kurumsal bir boyuta taşıdığını belirtti. SESVA’nın Türkiye genelinde ses getiren, oldukça çalışkan bir dernek olduğunu ifade eden Korkmaz, "kazan-kazan" prensibini rehber edindiklerini hatırlattı. Bu işbirliğinin ilk meyvelerinden biri olarak 30 Nisan’da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile ortaklaşa düzenlenecek olan "Ebeveyn Zirvesi"nin bilgisini veren Korkmaz, çocuklara ve kadınlara dokunan projelerin artarak devam edeceğini vurguladı. SESVA Başkanı Sinem Uçar Denge ise derneğin gelişim sürecine ve üniversite ile olan bağlarına değindi. 2021 yılında kurulan ve başlangıçta evlat edinme odaklı faaliyet gösteren derneğin, bugün hem çocuk hem de kadın haklarını kapsayan geniş bir vizyona kavuştuğunu anlattı. Akademisyenlerin rehberliğinde ve onların akademik tecrübelerinden ilham alarak çalışmaktan büyük heyecan duyduklarını belirten Denge, Bursa’dan başlayan bu güçlü iş birliğinin çocuk koruma alanında ve hak temelli çalışmalarda yeni bir dönem başlatacağını ifade etti. Üniversite ile birlikte yol almanın kendileri için büyük bir onur olduğunu ekleyerek teşekkürlerini sundu.
Karabatı: "Çanakkale ruhu geleceğimize ışık tutuyor"
17 Mart 2026 Salı - 16:05 Karabatı: "Çanakkale ruhu geleceğimize ışık tutuyor" Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, Çanakkale’de verilen mücadelenin bir milletin bağımsızlık iradesinin en güçlü göstergesi olduğunu belirterek, bu ruhun özellikle genç nesillere aktarılması gerektiğini vurguladı. Başkan Karabatı, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Karabatı Türk milletinin bağımsızlık uğruna verdiği destansı mücadeleye dikkat çekerek, Çanakkale ruhunun nesilden nesile aktarılmasının önemine değindi. Çanakkale’de verilen mücadelenin yalnızca bir savaş olmadığını ifade eden Karabatı, bunun aynı zamanda bir milletin varoluş iradesinin en güçlü göstergesi olduğunu söyledi. "Çanakkale, imkânsızlıkların inanç ve kararlılıkla nasıl aşılabileceğinin en büyük kanıtıdır" diyen Karabatı, bu toprakları vatan yapan aziz şehitlerin fedakârlıklarının asla unutulmayacağını dile getirdi. Çanakkale’de yazılan destanın dünya tarihine altın harflerle kazındığını ifade eden Karabatı, "Milletimiz, Çanakkale’de canı pahasına bir direniş sergileyerek bağımsızlığından asla taviz vermeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. Bu eşsiz zafer, sadece askeri bir başarı değil, aynı zamanda birlik, beraberlik ve vatan sevgisinin en güçlü simgesidi" dedi. Şehitlerin emanetine sahip çıkmanın en önemli sorumluluklardan biri olduğunu belirten Karabatı, özellikle genç nesillere tarih bilincinin aktarılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Eğitimden kültürel faaliyetlere kadar her alanda bu bilincin canlı tutulması gerektiğini söyleyen Karabatı, "Geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin, ecdadımızın hangi şartlarda bu vatanı savunduğunu bilmesi, ülkemizin yarınları açısından hayati öneme sahiptir" ifadelerini kullandı. Mesajında gazileri de unutmayan Karabatı, hayatta olan gazilere minnet ve şükranlarını sunarken, ebediyete irtihal eden kahramanları rahmetle andı. Karabatı, "Bugün özgür bir ülkede yaşıyorsak, bunu canlarını hiçe sayan kahramanlarımıza borçluyuz" diye konuştu. Son olarak birlik ve beraberlik vurgusu yapan Karabatı, Çanakkale ruhunun sadece geçmişte kalmaması gerektiğini belirterek, "Bu ruhu yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak hepimizin ortak görevidir. Aynı inanç ve kararlılıkla ülkemizi daha güçlü yarınlara taşımaya devam edeceğiz" dedi. Karabatı son olarak mesajında, "Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum" ifadelerine yer verdi.
Bursa’dan Bayram hediyesi çağrısı: hediyeniz Kestane şekeri olsun
17 Mart 2026 Salı - 16:04 Bursa’dan Bayram hediyesi çağrısı: hediyeniz Kestane şekeri olsun Bayramların yalnızca ziyaretlerden ibaret olmadığını, aynı zamanda kültürel geleneklerin yeniden hatırlandığı özel günler olduğunu belirten Bursa’daki kestane şekeri üreticileri, Ramazan Bayramı öncesi vatandaşlara çağrıda bulunarak bayram ziyaretlerinde Bursa’nın simgesi olan kestane şekerinin tercih edilmesini istedi. Bayram sabahlarının sadece sofraların değil, şehirlerin hafızasının da yeniden kurulduğu günler olduğuna dikkat çeken üreticiler, kapı kapı yapılan ziyaretler, götürülen hediyeler ve paylaşılan ikramların bayram kültürünün en önemli parçaları arasında yer aldığını ifade etti. Bursa’da ise bu geleneğin en güçlü simgelerinden biri olarak kestane şekeri öne çıkıyor. Bursa’da faaliyet gösteren kestane şekeri üreticileri, bayram öncesinde bu geleneğin daha güçlü yaşatılması gerektiğini belirterek, bayram ziyaretlerinde tercih edilen hediyelerin şehirlerin kültürel kimliğini yansıtmasının önemine vurgu yaptı. "Bursa’nın hediyesi kestane şekeri olmalı" İlka Şekerleme Genel Müdürü Mümin Akgün, bayramların şehirlerin kültürel değerlerinin hatırlandığı önemli zamanlar olduğunu belirterek Bursa’nın simgesi olan kestane şekerinin bu özel günlerde daha fazla tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Bayram ziyaretlerinde götürülen hediyelerin şehir kimliğini yansıtmasının önemli olduğunu ifade eden Akgün, "Çikolata ve ağır hamur tatlıları yerine kestane şekerinin tercih edilmesi hem Bursa kültürünü yaşatıyor hem de daha hafif bir ikram alternatifi sunuyor" dedi. Coğrafi işaret vurgusu Bayram dönemlerinde yapılan kurumsal hediyeleşmelerde yerel ve coğrafi işaret tescilli ürünlerin tercih edilmesinin şehir ekonomisine katkı sağladığını belirten Mümin Akgün, Bursa’nın coğrafi işaretli ürünlerinden biri olan kestane şekerinin kamu kurumları, yerel yönetimler ve özel sektör tarafından tercih edilmesinin yerel üreticilere destek olacağını söyledi. Akgün ayrıca bu tercihin Bursa’nın marka değerine de katkı sunacağını ifade etti. Kestane şekeri bayramın simgesi olmaya devam ediyor Bursa’daki modern tesislerde hijyen ve sanitasyon kurallarına uygun şekilde üretim yaptıklarını belirten İlka Şekerleme yetkilileri, sade kestane şekerinin yanı sıra çikolatalı, Antep fıstıklı, cevizli ve portakallı çeşitlerle farklı damak zevklerine hitap ettiklerini dile getirdi. Bursa’nın tarihi ve kültürel simgelerinin yer aldığı özel kutu tasarımlarıyla hazırlanan kestane şekerlerinin, sadece bir tatlı değil aynı zamanda kenti temsil eden anlamlı bir bayram hediyesi olarak tercih edildiği belirtildi.
Harabe evde yıllar sonra böyle bulunmuştu...7 yıl sonra ağzından ilk çıkan söz "Benim adım Ahmet" oldu
17 Mart 2026 Salı - 14:02 Harabe evde yıllar sonra böyle bulunmuştu...7 yıl sonra ağzından ilk çıkan söz "Benim adım Ahmet" oldu Bursa’da Alman sevgisi Rebecca S.’den (30) olduğu iddia edilen çocuğu Nazar S.(8)’yi kaçıran baba Umut K.(33)’nın ağır kalp hastası olduğu halde hakkında devam eden soruşturma nedeniyle yakalanmamak için 5 yıl boyunca hastaneye gitmeyince kalp krizinden öldüğü ortaya çıktı. 2 yıl önce hayatını kaybeden baba Umut K.’nın ölmeden önce oğlunun isminin Ahmet olarak kalmasını ve Müslüman olarak hayat sürdürmesini vasiyet ettiği ortaya çıktı. Hristiyan sevgili Rebecca S.’nin Müslüman olarak doğan küçük çocuğu Hristiyan dinine mensup yapmak istediği baba Umut K.’nın bu sebeple çocuğu kaçırıp yıllarca gizlediği öğrenildi. Umut K.’nın vasiyeti üzerine ismi Ahmet olarak kalan Nazar S.’nin Nazar ismine tepki bile vermediği ismini Ahmet olarak bildiği belirtildi. Küçük Ahmet’in durumu DNA testinin ardından netlik kazanacak. Edinilen bilgiye göre, Mustafakemalpaşa ilçesinde oturan Umut K., çalışmak için gittiği Almanya’da Rebecca S. ile birlikte yaşamaya başladı. Çiftin 2018 yılında erkek çocukları dünyaya geldi. Umut K., bir yıl sonra Alman sevgilisi ve 1 yaşındaki oğlu Nazar S.’yi Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesindeki annesi Hanife S.’nin yanına getirdi. Almanya’ya geri dönmeme kararı alan Umut K., oğlunu Müslüman olarak Türkiye’de büyütmek istediğini belirtip Rebecca S.’ye oğlunu kendisine bırakıp, ülkesine gitmesini söyledi. Rebecca S. bu durumu kabul etmeyince Umut K. oğlunu Hanife S. eşliğinde bir başka yakınının yanına gönderdi. Daha sonra da Alman sevgiliye çocuğun kaybolduğu söylendi. Bunun üzerine soluğu polis merkezinde alan Alman kadın olanları anlatıp şikayetçi oldu. Bir süre yapılan aramaya rağmen küçük çocuk bulunamayınca Alman sevgili ülkesine dönmek zorunda kaldı. Polis operasyonu ile bulundu Oğlunu kendi vatanında Müslüman olarak yetiştirmek için canı uğruna direnen baba Umut K., 2 yıl önce geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Alman sevgili Rebecca S.’nin şikayeti üzerin açılan davanın duruşmasına babaanne Hanife S.’nin de gelmemesi üzerine hakkında arama kararı çıkarıldı. Gözaltına alınan Hanife S., haftada bir kez polise giderek imza atması şartıyla serbest bırakıldı. Hanife S., diğer duruşmalara da katılmayınca, polis tarafından takibe alındı. Bir süre sonra Hanife S.’nin, akrabalarının evinde baktığı torununu alıp, dam diye tabir edilen köy evine getirdiği anlaşıldı ve eve baskın düzenlendi. Nazar S. babaannesinden alınarak polis merkezine götürüldü. O anlar kameraya da yansıdı. Küçük çocuk, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın devreye girmesiyle Bursa Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne teslim edilip devlet korumasına alınırken, babaanne Hanife S. ile evin sahibi olan Umut K.’nin halasının oğlu Recai M. tutuklanarak cezaevine gönderildi. DNA testinden sonra netlik kazanacak Nazar S.’nin yapılacak DNA testiyle Rebecca S.’nin çocuğu olup olmadığının ortaya çıkacağı testin tam uyumlu çıkması halinde ilk etapta aralıklarla görüşmelerinin sağlanacağı bildirildi. Çocuğun menfaati gözetilerek yapılacak inceleme ve araştırmaların ardından mahkeme, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından hazırlanacak Sosyal İnceleme Raporu (SİR), kaldığı çevrenin araştırmasını içeren rapor, uzman ve pedagog görüşlerini dikkate alarak Nazar S.’nin geleceğine karar verecek. Küçük çocuğun Alman sevgili Rebecca S.’ye mi teslim edileceği yoksa Türkiye’de kalıp Müslüman olarak mı yaşayacağı tartışmalarının ise her iki ülkenin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar dikkate alınıp uzman pedagoglarının birlikte alacağı karar çerçevesinde son bulacağı belirtildi. Ölmeden önceki vasiyeti ortaya çıktı 2 yıl önce geçirdiği kalp krizi sonrası hayatını kaybeden Umut K.’nın ölmeden önce oğlunun isminin Ahmet olarak kalmasını istemesi üzerine vasiyeti yerine getiren yakınları küçük çocuğa Ahmet olarak hitap etti. Yıllardır Ahmet adına alışan Nazar S.’nin gerçek adına tepki vermediği ismini bile Ahmet olarak bildiği belirtildi. Müslüman olan baba Umut K.’nın alman annesinin oğlunu Hristiyan yapmasından endişe ettiği için ağır kalp hastası olmasına rağmen yıllarca canı pahasına hastaneye bile gitmeyip vermemek için mücadele ettiği belirtildi. Nazar S.’nin adını Ahmet olarak bildiği, Nazar ismine tepki vermeyen küçük çocuğu ismi sorulduğunda "Benim adım Ahmet" dediği belirtildi. 7 yıl sonra bulunan küçük çocuğun polise söylediği ilk cümlenin "Benim adım Ahmet" olduğu öğrenildi. Öte yandan, Müslüman doğan oğlunu Alman sevgilisinden kaçıran Umut K.’nin kalp hastası olduğu, hakkında devam eden soruşturma nedeniyle hastalandığı dönemde bile yakalanmamak için tedaviyi reddedip hastaneye gitmediği belirlendi. Umut K.’nin ölmeden önce ailesine, "Çocuğumun ismi Ahmet olarak kalsın, Müslüman olarak vatanında yaşasın" dediği de belirtildi. Olayla ilgili babaanne Hanife S. ile akrabası Recai M. tutuklanırken soruşturmanın devam ettiği belirtildi.