Yerel Haberler
Çanakkale
23 Şubat 2026 Pazartesi - 15:39 Çanakkale’de huzur uygulamaları: 17 kaçak göçmen yakalandı, 4 organizatör tutuklandı Çanakkale’de Emniyet ekiplerince gerçekleştirilen huzur uygulamalarında 17 kaçak göçmen yakalandı. 4 organizatör tutuklandı. Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince 16-23 Şubat tarihleri arasında il merkezi ve ilçelerde huzur uygulamaları gerçekleştirildi. Uygulamalarda 7 bin 363 şahıs, 2 bin 605 araç incelendi. Denetimlerde 32 şahıs yakalanırken 525 araç sürücüsüne idari trafik para cezası uygulandı. Yapılan aramalarda toplamda; 159,86 gram narkotik madde, bin 480 adet uyuşturucu hap, ruhsatsız tabanca, 3 adet fişek, kesici alet ele geçirildi. ‘İşyerinden ve Kurumdan Hırsızlık’, ‘Otodan Hırsızlık’, ‘Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma’ olmak üzere toplam 5 ayrı dosyadan aranan şüpheli yakalanarak çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. ‘Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti ‘suçundan 5 şüpheli tutuklandı. 68 şüpheli şahsa adli işlem yapılırken kamu huzurunu bozacak şekilde davranışlarda bulunan 30 şüpheliye ise hakkında ‘Kabahatler Kanunu’ hükümlerince idari yaptırım uygulandı. Kaçak göçmen ve organizatörler yakalandı Son iki haftada ‘Göçmen Kaçakçılığı’ suçunun engellenmesi ve organizatörlerin yakalanması amacıyla yapılan çalışmalarda; 17 kaçak göçmen yakalandı. Kaçak göçmenler gerekli yasal işlemleri için Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezine’e (GÖKSEM) teslim edildi. Organizatörlük yaptığı tespit edilen 4 şüpheli ise çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine teslim edildi.
Başkan Elbi seçim sözlerini bir bir yerine getiriyor
23 Ocak 2026 Cuma - 09:26 Başkan Elbi seçim sözlerini bir bir yerine getiriyor Karabiga’daki Şeremetdere üzerinde yer alan köprülerin yeniden yapım süreci başlıyor. Halkın hayatını kolaylaştıracak projenin müjdesini Başkan Elbi paylaştı. Karabiga Belediyesi, beldenin ihtiyaç duyduğu yatırımları yakından takip etmeye devam ediyor. Karabiga Belediye Başkanı Ahmet Elbi, AK Parti İlçe Başkanı Ahmet Şahin ve İlçe Başkan Yardımcısı Bülent Korkmaz ile birlikte, Karabiga’da devam eden ve planlanan yatırımlar için Ankara’da bir dizi temas gerçekleştirdi. Ziyaretler kapsamında, AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider’in öncülüğünde Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider ile bir araya gelindi. Görüşmede, seçim döneminde Karabigalı hemşehrilere sözü verilen ve bugün resmi talebi iletilen Şeremetdere üzerindeki mevcut köprülerin yapımı konusu ele alındı. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, köprülerin yapımıyla ilgili müjdeli haber alındı. Yaya ve araç geçişinde sorun yaşatan köprülerin yenilenmesi için önümüzdeki günlerde yapım ihalesi gerçekleştirilecek. Bu önemli yatırımın hayata geçmesiyle birlikte Karabiga’nın ulaşımı rahatlayacak, bölgeye güvenli ve modern bir ulaşım altyapısı kazandırılmış olacak. Karabiga Belediye Başkanı Ahmet Elbi, yapılan görüşmelere ilişkin açıklamasında, "Hemşehrilerimize verdiğimiz sözleri bir bir yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Söz verdik, takip ettik ve hayata geçiriyoruz. Beldemizin kazanımları için her zaman yanımızda olan AK Parti Çanakkale Milletvekilimiz Sayın Ayhan Gider’e şahsım ve hemşehrilerim adına teşekkür ederim. Yerel genel uyumu ile Karabiga’mız için durmadan, yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Balıkçı Bayram Eker, Türk balıkçısı olarak gerçekten iyi seviyedeyiz
22 Ocak 2026 Perşembe - 09:40 Balıkçı Bayram Eker, Türk balıkçısı olarak gerçekten iyi seviyedeyiz Geçtiğimiz av sezonunu Afrika’da geçiren Geçiciler Balıkçılık 1’inci kaptanı Bayram Eker, "Öbür ülkelerin balıkçılarına nazaran daha profesyonel, daha iyi teşkilatlarımız var, daha iyi balık avlıyoruz" dedi. Geçiciler Balıkçılığa ait teknenin 1’inci kaptanı Bayram Eker, geçtiğimiz av sezonunda Afrika’da geçirdiklerini ve orada Türk balıkçısının diğer balıkçılara nazaran ne kadar ilerde olduğunu fark ettiklerini anlattı. Mesleklerini severek yaptıklarını ve gerekli bütün teknolojileri temin ederek daha profesyonel bir balıkçılık yaptıklarını aktardı. Devletten sağlanan krediler ile ise kendilerine yatırım yaparak daha da ilerlediklerini vurguladı. Geçiciler Balıkçılığa ait teknenin 1’inci kaptanı Bayram Eker, Afrika’da balıkçılık yaptıklarında beklentilerini karşılayamadıklarını söyleyerek "Türk balıkçısı olarak gerçekten iyi seviyedeyiz. Afrika’da da bunu gördük. Gittik orada güzel işler yaptık. Nitekim yaptığımızın karşılığını alamadık oradan. Öbür ülkelerin balıkçılarına nazaran daha profesyonel, daha iyi teşkilatlarımız var, daha iyi balık avlıyoruz. Bunların karşılığını alamadık oradan geldik bu tarafa doğru" dedi. Kaptan Bayram Eker, yaptıkları özverili balıkçılığın diğer balıkçılar tarafından istenmediğini kaydederek şunları ekledi: "Avrupa ülkelerinin balıkçılarına yaklaşımları daha değişik. Bizim Türk balıkçılarına yaklaşımları biraz daha farklı oldu. Yani yasaklar koydular, daha fazla balık tuttuğumuzdan göze battık. Öbür balıkçılar tahmin ediyorum ki biraz baskı yaptılar Afrika ülkelerine. Bizlere yasaklar uyguladılar, cezalar uyguladılar. Bize orada yıldırma politikası uyguladılar. Nitekim o şekilde olunca da bıraktık geldik." Yabancı balıkçılara kıyasla Türk balıkçılarının daha profesyonel çalıştığını vurgulayan Bayram Eker, "Yabancı balıkçıların çalışmaları bizimkilerin kadar profesyonel değil. Daha bilinçsiz. Tabi bilinçli olanlar da var ama Afrika üzerinde avlananlardan konuşuyorum. Bizim balıkçılarımız, balıkçı teknelerimiz daha profesyonel, işi bilen, işini severek yapan, işinde de başarılı olan balıkçılar. Başarılı oluyoruz gittiğimiz her yerde. Bunun sebebi bizim balıkçı sektörümüzün çok ileriye gitmesi. Avrupa ülkelerinden çok daha ileri seviyede olması. Tabii ki Avrupa’da da ileri derece balıkçılar var ama çok nadir. Mesleğimizi babadan aldığımız için çok başarılı oluyoruz. Teknelerimizin her şeyi çok gelişmiş, cihazlarımız gelişmiş. Yani balıkçılık üzerine gayet iyi durumdayız" ifadelerini kullandı. Sürdürülebilir bir balıkçılık için yeni teknolojiyi yakın takipte olduklarını söyleyen balıkçı Eker, "Biz bu cihazları ne kadar pahalı olursa olsun almak zorundayız. Eğer biz bu işi yapacaksak almak zorundayız. Tabii ki de çok pahalı cihazlar. Bu işi sürdürebilir yapmamız için bu cihazları bizim almamız gerekiyor. Yeni teknolojiyle devam etmemiz gerekiyor. Geri kalmamamız gerekiyor hiçbir şeyden. Cihazlarımızın bu sene bu cihazı çıktı, diğer sene başka bir cihaz çıktı, onu almak zorundayız. Bunun karşılığını alıyor muyuz? Alıyoruz tabii ki de. Bununla beraber çalışan bir sürü gemicimiz var bizim orada. Herkes bundan faydalanıyor. Sadece gemiciler değil, dışarıda kamyoncular, hepsi bundan istifade ediyor" diye konuştu. Kendi gelişimlerini devletten aldıkları uygun kredilerle sağladıklarını ifade eden Eker, şunları söyledi: "Devletten destek tabii ki de görüyoruz. Banka kredileri olarak destek görüyoruz. Aldığımız her makinede, yaptığımız teknede, aldığımız cihazlarda devlet çok güzel krediler sağlıyor, imkanlar sağlıyor. O yüzden devletten Allah razı olsun, büyük imkanlar sunuyor bize. Zaten devlet bize bu şekilde imkanlar sunulmasa biz bu cihazları da alamayız, tekneleri de yapamayız. Devlet uzun vadeli krediler sunuyor, düşük faizli, cazip fiyatlarla"
Prof. Dr. Bekler: "Türkiye’de her 35-40 sene aralığında 7 ve üzeri büyüklüğünde bir deprem meydana geliyor"
20 Ocak 2026 Salı - 10:08 Prof. Dr. Bekler: "Türkiye’de her 35-40 sene aralığında 7 ve üzeri büyüklüğünde bir deprem meydana geliyor" Türkiye’de her 10-15 sene aralığında 6,5 ve üzeri her 35-40 sene aralığında ise 7 ve üzeri büyüklüğünde bir depremin meydana geldiğini belirten Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Bekler, hazırlıklı olunması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu söyleyen ÇOMÜ Deprem Araştırma ve Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürü Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Bekler, hazırlıklı olunması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Tolga Bekler, yer bilimcilerin depremleri daha sağlıklı yorumlayabilmesi için daha çok imkan tanınması gerektiğine dikkat çekti. Depremin zararlarından etkilenmemek için ise toplumun ve ülkenin hem ekonomik olarak hem de yapısal olarak bütünlüğü sağlaması gerektiğinin altını çizdi. "Türkiye’nin her bölgesi yıkıcı depremlerden etkileniyor" Türkiye’de belli zaman aralıklarında yıkıcı depremlerin meydana geldiğini söyleyen Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Bekler, "Türkiye’nin genel deprem haritasına baktığımızda ülkenin hangi bölgesine giderseniz gidin ana fay zonları üzerinde meydana gelen yıkıcı depremlerin oluştuğu hemen hemen tüm fayların oluşturduğu yıkıcı depremlerden mutlaka etkileneceksiniz anlamına geliyor. En son Kahramanmaraş depremleri, daha öncesinde İzmir depremi, Van depremi ve Kuzey Anadolu fay zonu diğer depremler var. Türkiye’de ortalama her 10-15 sene içerisinde 6,5 ve üzerinde depremle karşı karşıya kalabiliyoruz. Dolayısıyla bu fayların ne kadar aktif, ne kadar üretken depremler ürettiğine şahidiz. Türkiye’de 7 ve üzerindeki depremler neredeyse her 35-40 sende bir mutlaka farklı tektonik bölgelerde yıkıcı bir şekilde karşımıza çıkıyor" dedi. "Yer bilimcilere imkan sağlanması halinde daha sağlıklı deprem analizleri ortaya çıkıyor Gözlem, araştırma ve analizler konusunda yer bilimcilere daha fazla imkan tanınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tolga Bekler, "Ne kadar fazla gözlem elde edersek, bir bölgedeki deprem yoğunluğu, ki biz buna depremsellik diyoruz, deprem yoğunluğuna bağlı, o bölgenin deprem tehlikesini daha iyi tanımlamamız söz konusu. Sağlıkta da keza böyle. Herhangi bir ciddi rahatsızlığınız varsa, bunun birkaç tetkiki var. MR, tomografi çektirirsiniz veyahut farklı tetkik yollarıyla değerlerinize bakılır. Hastalarınızı daha iyi teşhis etme imkanınız, buna uygun olarak da tedavi imkanınız vardır. Şimdi biz yer bilimciler, özellikle de sismoloji alanında çalışan, ben de o alanın mensuplarından bir tanesiyim. Deprem gözlemlerine yönelik deprem istasyonlarının sayısını ne kadar fazla artırırsak, teşhisi ona göre koymamız çok daha kolaylaşıyor, daha sağlıklı hale gelebiliyor" ifadelerini kullandı. "Depremden etkilenmemek için birlik olmak gerekiyor" Depremden etkilenmemek için toplumca hareket edilmesi gerektiğini aktaran Prof. Dr. Tolga Bekler, "Peki tedavisi? Tedavisi yer bilimcilerde değil. Tedavisi, yerin üstüne konuşlandırabilecek deprem kuvvetlerine karşı direnci olan, mukavemeti olan yapıları hayata geçirebilecek diğer mühendislik alanlar, inşaat mühendisleri olabilir, mimarlar olabilir. Bu birlikte çalışmayı gerektiren, çoklu disipline sahip bir programın ürünü olması gerekiyor. Bu programın içerisinde yasalar var, yönetmelikler var, toplumsal katkılar var. Yani toplumun, ülkenin hem ekonomik olarak hem yapısal olarak deprem kuvvetlerinden olabildiğince az zararla çıkması için bu bütünlüğü sağlamamız gerekiyor. Ülkemizde başta Kandilli Rashatanesi olmak üzere AFAD ve üniversitelerin bu alanda birçok deprem gözlemi yapan çalışmaları var. Ancak bunların geliştirilmesi, bu çalışmaların iyileştirilmesi hem ülke ekonomisine hem yerelde hem bilimsel ve teknik anlamda özellikle de insanlarımıza yapılaşmada ileriye yönelik daha sağlam yapı kültürünü oluşturmamız açısından destek gerektiren durumlar. Çünkü siz bir mühendislik hizmeti veriyorsunuz. Bu mühendislik hizmetinde bazı olmazsa olmaz alt elemanları var. Saha çalışmasının desteklenmesi, donanımların desteklenmesi. Kısaca ne kadar fazla gözlem yapabilirseniz, ne kadar fazla gözleme yönelik donanımınız varsa o kadar sağlıklı, ileriye yönelik çalışmaları yapmak söz konusu" şeklinde konuştu. "Depremden korunmak için üç ayaklı bir sistem mevcut" Depremlerden olumsuz etkilenmemek için birbirleriyle bağlantılı üç aşamanın olduğunu ifade eden Prof. Dr. Bekler, şunları söyledi: "Bu bizim tarafımızdan bakıldığında, yani yer bilimcilerin tarafından bakıldığında. Bunu üç ayaklı bir sistem gibi düşünebilirsiniz. Sistemi, bu söylediğim unsurları rahat, sağlıklı bir şekilde ayakta tutabilmek için. İkincisi, yapıyla ilgili yapılacak olan çalışmaları hem yönetmeliklere uygun olarak hem de teknik anlamda sağlıklı bir şekilde hayata geçirebilecek önlemlere mutlaka alınması gerekiyor. Yani bugün yapı stoğu olarak adlandırdığımız, belirli büyüklükteki kuvvetli yer hareketi olarak nitelendirdiğimiz deprem hareketleri karşısında yapının ayakta kalabilmesi için ne gerekiyorsa, bunlar zaten yönetmeliklerle, kanunlarla, mevzuatlarla belirlenmiş durumda. Bunların uygulanabilirliği sadece inşaat mühendislerinin değil, yerel yönetimlerin de elinde, yapı denetim merkezlerinin elinde. Dolayısıyla bu sacın ikinci ayağı, üçüncü ayağı ise sokaktaki insandan geliyor. Yani o yapıyı, o hizmeti alacak olan bireyler de geliyor. Bireyler bu hizmeti almakta sağlıklarına ne kadar dikkat ediyorlarsa, çünkü bir gün, iki gün oturmuyorsunuz, birkaç gün, birkaç ay, birkaç yıl vermiyorsunuz o yapıya. Onlarca yıl ailenizle birlikte oturuyorsunuz. Veyahut da onlarca yıl ülke ekonomisine katkıda bulunacak olan bir sanayi kuruluşunu oluşturuyorsunuz, üretim yapıyorsunuz. O üretim sayesinde diğer unsurlarını iyileştirmeye çalışıyor. Dolayısıyla bunlar bir tümleşik bir hareketin alt parçaları. Dişleri ne kadar iyi çalıştırırsak, inanın bu gibi konuları konuşmak yerine çok daha farklı, çok daha etkin ya da zayıf kalan, zayıf gördüğümüz diğer konuları konuşuruz diye düşünüyorum."