Yerel Haberler
Çanakkale
Çanakkale’de çeşitli suçlardan aranan 11 şüpheli tutuklandı 24 Şubat 2026 Salı - 15:49:43 Çanakkale’de çeşitli suçlardan aranan 47 şüpheli yakalandı, 11’i tutuklandı. Çanakkale İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince 16-23 Şubat tarihlerinde 61 bin 092 şahıs ve 35 bin 654 araç sorgulandı. kontrollerde 132 aranan şahıs ve 16 araç yakalandı. İl Jandarma Komutanlığı JASAT ekiplerince, kadına karşı basit yaralama suçundan hakkında 10 ay 36 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, basit yaralama suçundan hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, borçlunun borç yükümlülüğünü yerine getirmeme suçundan hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek ve bulundurmak suçundan 1 yıl 8 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, basit yaralama suçundan hakkında 3 ay 22 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, resmi belgede sahtecilik suçundan hakkında 17 yıl 8 ay 29 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, binanın eklentileri içerisinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçundan hakkında 3 yıl 9 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan hakkında 4 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, borçlunun ödeme şartını ihlal suçundan hakkında 3 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, tehdit/hakaret suçundan hakkında 10 ay 15 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 8 yıl 6 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, çeşitli suçlardan ifadelerinin alınmasına yönelik 36 şüpheli olmak üzere toplam 47 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden 11’ i tutuklandı.
Çanakkale’de çeşitli suçlardan aranan 21 şüpheli tutuklandı
15 Ocak 2026 Perşembe - 10:32 Çanakkale’de çeşitli suçlardan aranan 21 şüpheli tutuklandı Çanakkale’de çeşitli suçlardan aranan 21 şüpheli tutuklandı. Çanakkale İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince, 5-11 Ocak tarihleri arasında yapılan çalışmalarda, 61 bin 614 şahıs ve 48 bin 846 araç sorgulandı. 107 aranan şahıs ve 21 araç yakalandı. Çanakkale İl Jandarma Komutanlığı JASAT ekipleri tarafından yapılan çalışmalarda ise, trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan hakkında 2 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, tehdit suçundan hakkında 2 ay 24 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle hırsızlık suçundan hakkında 2 yıl 1 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, borçlunun ödeme şartını ihlali suçundan hakkında 3’ er ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 9 şahıs, nafaka hükümlerine uymamak suçundan hakkında 3 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, kasten yaralama suçundan hakkında 8 ay 3 gün ve 1 yıl 10 ay 15 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 2 şahıs, muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçundan hakkında 4 yıl 2 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan hakkında 3 yıl 4 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, vergi usul kanununa muhalefet suçundan hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle hırsızlık suçundan hakkında 2 yıl 1 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, hırsızlık suçundan hakkında 3 ay 26 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlama suçundan hakkında 3 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, çeşitli suçlardan ifadelerinin alınmasına yönelik 34 şüpheli olmak üzere toplam 55 şüpheli yakalandı. İşlemleri tamamlanan 55 şüpheliden 21’ i tutuklandı.
Tuğba Yavaş olayında otopsi bilmecesi
14 Ocak 2026 Çarşamba - 11:36 Tuğba Yavaş olayında otopsi bilmecesi Çanakkale’de 39 yaşındaki restoratörün 5. kattan düşerek hayatını kaybettiği olayla ilgili görülen davaya, ölen kadın ile ilgili yanlış bilgilerin yer aldığı otopsi raporu damga vurdu. 1.55 boyunda 81 kilo ağırlığındaki Tuğba Yavaş’ın otopsi raporunda boy uzunluğunun 1.70 olarak kaydedildiğini belirten müşteki avukatı Türkan Kara, "1.55 boyundaki mütevvefayı 1.70 yazdığınız zaman o balkondan onun atlayabilme ihtimalini güçlendirmiş oluyorsunuz" dedi. 30 Ekim 2024 tarihinde merkeze bağlı Kepez beldesi Hamidiye Mahallesi Aziz Nesin Caddesi’ndeki bir apartmanda Tuğba Yavaş (39), 5’inci kattaki dairenin balkonundan park halindeki motosikletin üzerine düştü. Durumu fark eden komşuların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen ambulansla Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevk edilen Yavaş, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından polis ekipleri tarafından yapılan incelemeler sonucunda olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Yapılan çalışmalarda ekipler, Tuğba Yavaş’ın eşi Prof. Dr. Alptekin Yavaş’ın ifadesine başvurdu. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Alptekin Yavaş, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Çanakkale Cumhuriyet Savcılığı’nın soruşturmayı tamamlamasının ardından iddianame hazırlandı. Prof. Dr. Alptekin Yavaş hakkında ’başkasını intihara yönlendirme halinde intiharın gerçekleşmesi’ suçundan Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İlk duruşmanın ardından dava Çanakkale 3. Ağır Ceza Mahkemesince ele alındı. Bu arada sanık Alptekin Yavaş’ın avukatları, yeni duruşma öncesi tutukluluk için itiraz etti. Mahkeme, sanık Yavaş’ın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar verdi. Ayrıca davanın 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmesine karar verildi. Geçtiğimiz günlerde 5’inci duruşması görülen davada hakim, keşif raporu talebi ve bilirkişi raporunun yenilenmesi talebini reddetti. "Dava bize göre şüpheli bir kadın ölümüdür" Dava dosyasının suç niteliği değiştirilerek ağır ceza mahkemesinden, asliye ceza mahkemesine taşınmasının hukuki olarak doğru olmadığını söyleyen İstanbul Barosu Avukatı Türkan Kara, "Tuğba Yavaş, Çanakkale’deki evinde gece yarısı 5. kattaki balkonundan şüpheli bir şekilde düşerek hayatını kaybeden bir kardeşimiz. Dava bize göre şüpheli bir kadın ölümüdür. Dolayısıyla titizlikle incelenmesi gereken bir dosya. Fakat garip bir şekilde dosya en başında ’kadına karşı kasten öldürme’den açılmış olmakla beraber kısa bir süre zarfında bizim çok daha açıklayamadığımız, anlayamadığımız bir biçimde dosya ağır cezadan görevsizlikle ve ’intihara yönlendirme’ şeklinde bir suç vasfında değişiklik yapılarak asliye cezaya gönderiliyor ve dava oradan görülmeye devam ediyor. Biz bunun hukuki olarak doğru olmadığını düşünüyoruz. Başından beri de buna dair itirazlarımızı yaptık biz, en azından dosyayı aldığımız andan itibaren. Ağır cezada görülmesi gereken bir dosya olduğunu vurguluyoruz. Fakat mahkeme sürekli reddetmektedir. Bizden önce de reddedilmiş. Gerek tanık beyanları, gerekse Tuğba’nın yaşamı, buna ilişkin görgüler, olayın oluş şekli, düşmesine ilişkin tanık beyanının yüzüstü, kafa üstü düştüğüne dair durum, hemen düşmesinden evvel eşiyle evde yaşamış olduğu bir arbede, evde bulunan kanlı peçeteler vs. çok ciddi şüpheler söz konusuyken garip bir şekilde intihara teşvik gibi bizim de anlamlandıramadığımız bir biçimde dosya asliye cezada görülüyor. Buna itirazımızı dediğim gibi sürekli olarak yapıyoruz fakat kabul görmüyor" dedi. "Yüksekten düşmeye bağlı ölümlerde doğal mı ittirilme mi olduğu araştırılmalı" Yüksekten düşmeye bağlı bir ölümde mutlaka olayın kaza mı, ittirilme mi olduğunun detaylı olarak incelenmesi gerektiğini söyleyen Avukat Türkan Kara, "Bu celse biz dosyada soruşturma aşamasından beri özellikle şüpheli yüksekten düşmeye bağlı ölümlerde mutlak surette bu düşmenin bir doğal, kazayla bir düşme mi olduğu yoksa bir itme, bir kuvvetle ileri itilmek suretiyle mi kişinin oradan düştüğünün mutlak surette araştırılması bu tip davalarda maddi gerçeğin ortaya çıkması için olmazsa olmaz bir ana delildir. Ne gariptir ki bu dosyada hiçbir aşamada bu yapılmamış. Biz dosyayı aldıktan sonraki duruşmalarımızda da sürekli olarak bunu talep etmemize rağmen, bir önceki celsede bu talebimiz değerlendirmeye alınacağı söylenmiş olmasına rağmen son katıldığımız duruşmada talebimiz açıkça bize göre gerekçesiz bir biçimde bu aşamada dosyaya bir faydası olmayacağı düşünüldüğünden, reddine şeklinde bir red kararı aldık. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Bu hukuki olarak bize göre bir garabettir" diye konuştu. "Bu tarz kadın ölümleri intihar gibi gösterildiği için artıyor" Bu davada gerçeğin ortaya çıkması için olay yerinde keşfin yapılması için çabaladıklarını aktaran Türkan Kara, sözlerine şöyle devam etti: "Eğer maddi bir gerçeği ortaya çıkarmak ve bu kadının intihar mı ettiğini yoksa gerçekten birinci derecede şüpheli olan o an yanında bulunan eş tarafından itilip itilmediği noktasını açıklığa kavuşturmadan böyle bir dosyayı kapatamazsınız. Bu dosyayı bu şekilde kapattığınız zaman bu tarz ölümlere ve bu tarz kadın ölümlerine diyeceğim ki giderek artış gösteriyor farkındaysanız yüksekten ölümler, düşerek ölümler. Neden? Çünkü intihara kaydırma ya da kaza diyerek üstünü örtme ihtimalinin çok daha yüksek olduğu bir ölüm biçimidir yüksekten düşme. Özellikle de bir kadın ölümü ise bu. Mutlak surette şüphelidir. Bizim çabamız bu keşfin yapılması ODTÜ veya benzeri bir kurumdan fizik mühendisi, adli kriminal birimlerden gelecek bilirkişilerle mevcut olay yeri dediğimiz balkonda bir keşfin yapılması hatta bir canlandırma yapılmak suretiyle işin gerçeğinin açığa çıkarılması." "Biz kimseyi itham etmiyoruz masumiyet karinesi esastır" Sadece olayın açıklığa kavuşmasını istediklerini belirten Avukat Kara, "Biz kimseyi itham etmiyoruz, masumiyet karinesi esastır. Sadece olayın gerçekte nasıl olmuş olduğunun bilimsel olarak ortaya dökülmesinin şart olduğunu ve ancak bu şekilde verilecek kararın güvenilir bir hukuk kararı olup da vicdanları rahatlatabileceğine inanıyoruz ki doğrusu da budur. Beklentimiz bu yöndeydi fakat reddedildi talebimiz" ifadelerini kullandı. "Hiçbir hatayı basit veya yanlışlıkla yapılmış bir hata olarak değerlendiremiyoruz" Dava dosyasında sadece otopsi raporu olduğunu, bunun da yanlışlıklar içerdiğini vurgulayan Türkan Kara, "Enteresan bir şekilde pek fazla bir rapor yok. Otopsi raporu var. Orada da bizim müvekkilimiz vefat eden Tuğba Yavaş, 1,55 boyunda ve 81 kilo ağırlığında bir kadın olmasına rağmen raporda boyu 1.70 olarak yazılmış, kilosunu da çok daha düşük yazmışlar. Bu bile ne kadar ciddiyetsiz bir şekilde düzenlendiğini de göstermektedir. Bizi de şu açıdan da düşündürmektedir; Tuğba hanımın boyu 1,55 ve düştüğü iddia edilen balkondaki yükseklik de 1,30, dolayısıyla bu belki de bunun önüne geçmek için de bizim sehven diye düşünmek istediğimiz bu hata ümit ediyoruz ki bilerek yapılmamıştır. Yani maalesef pek çok değişik durumlarla karşılaştığımız için dosyalarda ister istemez çok temkinli yaklaşıyoruz ve hiçbir hatayı da basit veya yanlışlıkla yapılmış bir hata olarak değerlendiremiyoruz. Hukukçu olarak bu şekilde bakmamız mümkün değil çünkü o insanın dosyasının akıbetini, verilecek kararı tamamen değiştirebiliyor. Bütün ayrıntılar bize göre çok önemli, böyle bir hatayı biz kabul etmiyoruz. Böyle bir rapora biz nasıl güvenebiliriz? 1.55 boyundaki mütevvefayı 1.70 yazdığınız zaman o balkondan onun atlayabilme ihtimalini güçlendirmiş oluyorsunuz" şeklinde konuştu. "Birisi tarafından itilmeden ya da bir şeyin üstüne basmadan o balkona çıkabilme ihtimali yok" Otopsi raporundaki yanlışlığın dosya seyrini değiştirebileceğine dikkat çeken Kara, şu ifadeleri kullandı: "Oysa ki kadının bir yardım almadan ya da birisi tarafından itilmeden ya da bir şeyin üstüne basmadan o balkona çıkabilme ihtimali yok. Boyu 1.55 çünkü ve 80 kilo bir kardeşimiz. Dolayısıyla hani belki tırmanış sporlarıyla ilgilenenlerin o çevikliği gösterebileceği bir ortamdan bahsediyoruz. Ben gidip kendim de olay yerini gördüm ve orada gördüğümüz o balkonun üzerindeki trabzanın balkonu olan yakınlığına baktığınız zaman hani ayağınızı bile sokamıyorsunuz ve öyle bir yapıda ki biri orada herhangi biri bugün Tuba ya da bir başkası oraya ayağını attığı anda aşağıdadır direkt. Orada sanığın anlattığı gibi işte bir sürü orada tutulu kalması, o arada onların neredeyse sohbet etmesi, işte ellerinden kayması vesairesi hiçbir şekilde bize göre bir gerçeklik ve inandırıcılık taşımıyor. Hayatın olağan akışına da son derece ters bir durum." "Maalesef kadın cinayetleri dosyalarında ölen kadınlarımız hep suçlu gösterilmeye çalışılır" Avukat Türkan Kara, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu kadar çelişki varken burada canlandırmalı bir keşfin yapılmamasını da ben sadece ailenin avukatı olduğumdan değil her türlü yüksekten düşmeye bağlı kadın ölümlerinde bunun yapılmamasını kabul etmiyorum. Çünkü bu yapılmadan gerçeğe ulaşmak gerçekten mümkün değil. Maalesef kadın cinayetleri dosyalarında ölen kadınlarımız hep suçlu gösterilmeye çalışılır. Ölen kadınlar mutlak surette kötü yoldadır, istenilen gibi giyinmiyordur, istenmeyen bir saatte dışarı çıkmıştır, kesin psikolojik sorunları vardır senaryo hep bunun üzerine kuruludur. Adeta ölmüş olan kadın olaydan suçlu çıkar ve bu ölümü hak etmiştir gibi bir manzara çıkar. Ölen kadınlarımız özellikle sanık tarafından hep suçlu gösterilmeye çalışılarak onların yaşamı irdelenir ve adeta hakettiği dillendirilir bu son derece yanlıştır. Biz bu algının toplumda değişmesi için mücadele ediyoruz."
Tuğba Yavaş olayında otopsi bilmecesi
14 Ocak 2026 Çarşamba - 11:27 Tuğba Yavaş olayında otopsi bilmecesi Çanakkale’de 39 yaşındaki restoratörün 5. kattan düşerek hayatını kaybettiği olayla ilgili görülen davaya ölen kadın ile ilgili yanlış bilgilerin yer aldığı otopsi raporu damga vurdu. 1.55 boyunda 81 kilo ağırlığındaki Tuğba Yavaş’ın otopsi raporunda boy uzunluğunun 1.70 olarak kaydedildiğini belirten Müşteki avukatı Türkan Kara, "1.55 boyundaki mütevvefayı 1.70 yazdığınız zaman o balkondan onun atlayabilme ihtimalini güçlendirmiş oluyorsunuz" dedi. 30 Ekim 2024 tarihinde merkeze bağlı Kepez beldesi Hamidiye Mahallesi Aziz Nesin Caddesi’ndeki bir apartmanda Tuğba Yavaş (39), 5’inci kattaki dairenin balkonundan park halindeki motosikletin üzerine düştü. Durumu fark eden komşuların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen ambulansla Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevk edilen Yavaş, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından polis ekipleri tarafından yapılan incelemeler sonucunda olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Yapılan çalışmalarda ekipler Tuğba Yavaş’ın eşi Prof. Dr. Alptekin Yavaş’ın ifadesine başvurdu. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Alptekin Yavaş, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Çanakkale Cumhuriyet Savcılığı’nın soruşturmayı tamamlamasının ardından iddianame hazırlandı. Prof. Dr. Alptekin Yavaş hakkında ‘başkasını intihara yönlendirme halinde intiharın gerçekleşmesi’ suçundan Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İlk duruşmanın ardından dava Çanakkale 3. Ağır Ceza Mahkemesince ele alındı. Bu arada sanık Alptekin Yavaş’ın avukatları, yeni duruşma öncesi tutukluluk için itiraz etti. Mahkeme, sanık Yavaş’ın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar verdi. Ayrıca davanın 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmesine karar verildi. Geçtiğimiz günlerde 5’inci duruşması görülen davada hakim, keşif raporu talebi ve bilirkişi raporunun yenilenmesi talebini reddetti. Dava bize göre şüpheli bir kadın ölümüdür Dava dosyasının suç niteliği değiştirilerek ağır ceza mahkemesinden, asliye ceza mahkemesine taşınmasının hukuki olarak doğru olmadığını söyleyen İstanbul Barosu Avukatı Türkan Kara, "Tuğba Yavaş, Çanakkale’deki evinde gece yarısı 5. kattaki balkonundan şüpheli bir şekilde düşerek hayatını kaybeden bir kardeşimiz. Dava bize göre şüpheli bir kadın ölümüdür. Dolayısıyla titizlikle incelenmesi gereken bir dosya. Fakat garip bir şekilde dosya en başında ‘Kadına Karşı Kasten Öldürme’den açılmış olmakla beraber kısa bir süre zarfında bizim çok daha açıklayamadığımız, anlayamadığımız bir biçimde dosya ağır cezadan görevsizlikle ve ‘İntihara Yönlendirme’ şeklinde bir suç vasfında değişiklik yapılarak asliye cezaya gönderiliyor ve dava oradan görülmeye devam ediyor. Biz bunu hukuki olarak doğru olmadığını düşünüyoruz. Başından beri de buna dair itirazlarımızı yaptık, biz en azından dosyayı aldığımız andan itibaren. Ağır cezada görülmesi gereken bir dosya olduğunu vurguluyoruz. Fakat mahkeme sürekli reddetmektedir. Bizden önce de reddedilmiş. Gerek tanık beyanları, gerekse Tuğba’nın yaşamı, buna ilişkin görgüler, olayın oluş şekli, düşmesine ilişkin tanık beyanının yüzüstü, kafa üstü düştüğüne dair durum, hemen düşmesinden evvel eşiyle evde yaşamış olduğu bir arbede, evde bulunan kanlı peçeteler vs. çok ciddi şüpheler söz konusuyken garip bir şekilde intihara teşvik gibi bizim de anlamlandıramadığımız bir biçimde dosya asliye cezada görülüyor. Buna itirazımız dediğim gibi sürekli olarak yapıyoruz fakat kabul görmüyor" dedi. Yüksekten düşmeye bağlı ölümlerde doğal mı ittirilme mi olduğu araştırılmalı Yüksekten düşmeye bağlı bir ölümde mutlaka olayın kaza mı, ittirilme mi olduğunun detaylı olarak incelenmesi gerektiğini söyleyen Avukat Türkan Kara, "Bu celse biz dosyada soruşturma aşamasından beri özellikle şüpheli yüksekten düşmeye bağlı ölümlerde mutlak surette bu düşmenin bir doğal, kazayla bir düşme mi olduğu yoksa bir itme, bir kuvvetle ileri itilmek suretiyle mi kişinin oradan düştüğünün mutlak surette araştırılması bu tip davalarda maddi gerçeğin ortaya çıkması için olmazsa olmaz bir ana delildir. Ne gariptir ki bu dosyada hiçbir aşamada bu yapılmamış. Biz dosyayı aldıktan sonraki duruşmalarımızda da sürekli olarak bunu talep etmemize rağmen, bir önceki celsede bu talebimiz değerlendirmeye alınacağı söylenmiş olmasına rağmen son katıldığımız duruşmada talebimiz açıkça bize göre gerekçesiz bir biçimde bu aşamada dosyaya bir faydası olmayacağı düşünüldüğünden, reddine şeklinde bir red kararı aldık. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Bu hukuki olarak bize göre bir garabettir" diye konuştu. Bu tarz kadın ölümleri intihar gibi gösterildiği için artıyor Bu davada gerçeğin ortaya çıkması için olay yerinde keşfin yapılması için çabaladıklarını aktaran Türkan Kara, sözlerine şöyle devam etti: " Eğer maddi bir gerçeği ortaya çıkarmak ve bu kadının intihar mı ettiğini yoksa gerçekten birinci derecede şüpheli olan o an yanında bulunan eş tarafından itilip itilmediği noktasını açıklığa kavuşturmadan böyle bir dosyayı kapatamazsınız. Bu dosyayı bu şekilde kapattığınız zaman bu tarz ölümlere ve bu tarz kadın ölümlerine diyeceğim ki giderek artış gösteriyor farkındaysanız yüksekten ölümler, düşerek ölümler. Neden? Çünkü intihara kaydırma ya da kaza diyerek üstünü örtme ihtimalinin çok daha yüksek olduğu bir ölüm biçimidir yüksekten düşme. Özellikle de bir kadın ölümü ise bu. Mutlak surette şüphelidir. Bizim çabamız bu keşfin yapılması ODTÜ veya benzeri bir kurumdan fizik mühendisi, adli kriminal birimlerden gelecek bilirkişilerle mevcut olay yeri dediğimiz balkonda bir keşfin yapılması hatta bir canlandırma yapılmak suretiyle işin gerçeğinin açığa çıkarılması." Biz kimseyi itham etmiyoruz masumiyet karinesi esastır Kimseyi cinayetle itham etmediklerini masumiyet karinesin esas olduğunu sadece olayın açıklığa kavuşmasını istediklerini belirten Avukat Kara, "Biz kimseyi itham etmiyoruz, masumiyet karinesi esastır. Sadece olayın gerçekte nasıl olmuş olduğunun bilimsel olarak ortaya dökülmesinin şart olduğunu ve ancak bu şekilde verilecek kararın güvenilir bir hukuk kararı olup da vicdanları rahatlatabileceğine inanıyoruz ki doğrusu da budur. Beklentimiz bu yöndeydi fakat reddedildi talebimiz" ifadelerini kullandı. Hiçbir hatayı basit veya yanlışlıkla yapılmış bir hata olarak değerlendiremiyoruz Enteresan bir şekilde pek fazla bir rapor yok. Dava dosyasında sadece otopsi raporu olduğunu, bunun da yanlışlıklar içerdiğini vurgulayan Türkan Kara, "Enteresan bir şekilde pek fazla bir rapor yok. Otopsi raporu var. Orada da bizim müvekkilimiz vefat eden Tuğba Yavaş, 1,55 boyunda ve 81 kilo ağırlığında bir kadın olmasına rağmen raporda boyu 1.70 olarak yazılmış, kilosunu da çok daha düşük yazmışlar. Bu bile ne kadar ciddiyetsiz bir şekilde düzenlendiğini de göstermektedir. Bizi de şu açıdan da düşündürmektedir; Tuğba Hanım’ın boyu 1,55 ve düştüğü iddia edilen balkondaki yükseklikte 1,30 dolayısıyla bu belki de bunun önüne geçmek için de bizim sehven diye düşünmek istediğimiz bu hata ümit ediyoruz ki bilerek yapılmamıştır. Yani maalesef pek çok değişik durumlarla karşılaştığımız için dosyalarda ister istemez çok temkinli yaklaşıyoruz ve hiçbir hatayı da basit veya yanlışlıkla yapılmış bir hata olarak değerlendiremiyoruz. Hukukçu olarak bu şekilde bakmamız mümkün değil çünkü o insanın dosyasının akıbetini, verilecek kararı tamamen değiştirebiliyor. Bütün ayrıntılar bize göre çok önemli, böyle bir hatayı biz kabul etmiyoruz. Böyle bir rapora biz nasıl güvenebiliriz? 1.55 boyundaki mütevvefayı 1.70 yazdığınız zaman o balkondan onun atlayabilme ihtimalini güçlendirmiş oluyorsunuz" şeklinde konuştu. Birisi tarafından itilmeden ya da bir şeyin üstüne basmadan o balkona çıkabilme ihtimali yok Otopsi raporundaki yanlışlığın dosya seyrini değiştirebileceğine dikkat çeken Kara, şu ifadeleri kullandı: "Oysa ki kadının bir yardım almadan ya da birisi tarafından itilmeden ya da bir şeyin üstüne basmadan o balkona çıkabilme ihtimali yok. Boyu 1.55 çünkü ve 80 kilo bir kardeşimiz. Dolayısıyla hani belki tırmanış sporlarıyla ilgilenenlerin o çevikliği gösterebileceği bir ortamdan bahsediyoruz. Ben gidip kendim de olay yerini gördüm ve orada gördüğümüz o balkonun üzerindeki trabzanın balkonu olan yakınlığına baktığınız zaman hani ayağınızı bile sokamıyorsunuz ve öyle bir yapıda ki biri orada herhangi biri bugün Tuba ya da bir başkası oraya ayağını attığı anda aşağıdadır direkt. Orada sanığın anlattığı gibi işte bir sürü orada tutulu kalması, o arada onların neredeyse sohbet etmesi, işte ellerinden kayması vesairesi hiçbir şekilde bize göre bir gerçeklik ve inandırıcılık taşımıyor. Hayatın olağan akışına da son derece ters bir durum." Maalesef kadın cinayetleri dosyalarında ölen kadınlarımız hep suçlu gösterilmeye çalışılır Kadın cinayetleri dosyalarında genellikle kadınların suçlu gösterilmeye çalışıldığını aktaran Avukat Türkan Kara, şunları kaydetti: "Bu kadar çelişki varken burada canlandırmalı bir keşfin yapılmamasını da ben sadece ailenin avukatı olduğumdan değil her türlü yüksekten düşmeye bağlı kadın ölümlerinde bunun yapılmamasını kabul etmiyorum. Çünkü bu yapılmadan gerçeğe ulaşmak gerçekten mümkün değil. Maalesef kadın cinayetleri dosyalarında ölen kadınlarımız hep suçlu gösterilmeye çalışılır. Ölen kadınlar mutlak surette kötü yoldadır, istenilen gibi giyinmiyordur, istenmeyen bir saatte dışarı çıkmıştır, kesin psikolojik sorunları vardır senaryo hep bunun üzerine kuruludur. Adeta ölmüş olan kadın olaydan suçlu çıkar ve bu ölümü hak etmiştir gibi bir manzara çıkar. Ölen kadınlarımız özellikle sanık tarafından hep suçlu gösterilmeye çalışılarak onların yaşamı irdelenir ve adeta hakettiği dillendirilir bu son derece yanlıştır. Biz bu algının toplumda değişmesi için mücadele ediyoruz" (HÇ-
Tuğba Yavaş’ın ölümüyle ilgili davada keşif raporu ve bilirkişi raporunun yenilenmesi talebi reddedildi
12 Ocak 2026 Pazartesi - 18:29 Tuğba Yavaş’ın ölümüyle ilgili davada keşif raporu ve bilirkişi raporunun yenilenmesi talebi reddedildi Çanakkale’de 39 yaşındaki restoratörün 5. kattan düşerek hayatını kaybettiği olayla ilgili eşinin yargılanmasına devam edildi. Hakim, davada keşif raporu talebi ve bilirkişi raporunun yenilenmesi talebini reddetti. 30 Ekim 2024 tarihinde merkeze bağlı Kepez beldesi Hamidiye Mahallesi Aziz Nesin Caddesi’ndeki bir apartmanda Tuğba Yavaş (39), 5’inci kattaki dairenin balkonundan park halindeki motosikletin üzerine düştü. Durumu fark eden komşuların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen ambulansla Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevk edilen Yavaş, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından polis ekipleri tarafından yapılan incelemeler sonucunda olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Yapılan çalışmalarda ekipler Tuğba Yavaş’ın eşi Prof. Dr. Alptekin Yavaş’ın ifadesine başvurdu. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Alptekin Yavaş, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Çanakkale Cumhuriyet Savcılığı’nın soruşturmayı tamamlamasının ardından iddianame hazırlandı. Prof. Dr. Alptekin Yavaş hakkında ‘başkasını intihara yönlendirme halinde intiharın gerçekleşmesi’ suçundan Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İlk duruşmanın ardından dava Çanakkale 3. Ağır Ceza Mahkemesince ele alındı. Bu arada sanık Alptekin Yavaş’ın avukatları, yeni duruşma öncesi tutukluluk için itiraz etti. Mahkeme, sanık Yavaş’ın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar verdi. Ayrıca davanın 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmesine karar verildi. "Benim Alptekin hoca ile herhangi bir gönül ilişkim yok" Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen beşinci duruşmada tanık olarak konuşan Alptekin Yavaş’ın öğrencisi Gizem Çetin Meriç, "Sanık, ÇOMÜ Fen Fakültesinden benim hem danışmanım hem de hocamdır. Eşi Tuğba Hanım’ı da bu vesile ile tanıdım. Tuğba abla ile 2017 yılında tanıştım, şimdiki eşim de sanığın öğrencisiydi. Tuğba Hanım ilk tanıştığımızda çok iyi, sevecen, hatta çok iyi yemek yapan bir insandı. İlk tanıştığımızda bana sorduğunuz anlamda aşırı derecede kıskançlığı ya da psikolojik bir rahatsızlığı yoktu fakat bize epilepsi hastası olduğunu söylemişti. Sanık olduğu halde evlerinde de buluşmalarımız oldu. Sanığın eşine karşı baskıcı bir tutumuna rastlamadım. Bir dersimiz esnasında Tuğba abla hocamızı aradı, hocama ‘Gizem ile konuşmuşsunuz, ne konuşmuşsunuz?’ diye bağırıyordu. Hocamız, yani sanık durumu izah etmeye çalıştı. Konuşma bittikten sonra bana sanık ‘Kusura bakma Tuğba, ablan yakın zamanda bir kriz geçirdi. O zamandan beri bir sıkıntı yaşıyor. Konu seninle ilgili değil’ dedi. Bu olaydan sonra bir seferinde yine onların evinde buluştuğumuzda ve yemek hazırlama sırasında müteveffa Tuğba ‘Keşke ben de senin yerinde olsam. İşim gücüm olsa, keşke o halimle evlenmiş olsa idim’ demiştir. Bir seferinde de bana sorduğunuz 2024 yılında Konya ilinde kazı çalışmaları için bulunuyorduk, kazıya Tuğba, Alptekin hoca ile birlikte gelmişti. Tuğba burada ‘Alptekin ile oğlum için çalıştım. Bundan sonra kendim için çalışacağım’ demişti. Bu anlattıklarımın haricinde esaslı bir olaya tanık olmadım. Sanığın eşine karşı baskıcı bir tutumuna tanık olmadım. Tuğba görüşmelerimiz esnasında hiçbir şekilde intihardan, hayattan bıktığından, eşinin baskı ya da kısıtlamalarından yakındığına tanık olmadım. Sadece eşinin çok çalıştığından yakınmıştı, ’Bizimle biraz daha fazla ilgilense daha iyi olur’ demişti. Bu kazıdan Tuğba abla daha erken ayrılmıştı, kazıdan ayrıldıktan sonra bir süre sonra eşim Gökhan’ı aramıştı. Gökhan ona yanıt vermemiş, bu sefer beni aradı. Bu sırada Gökhan ile biz beraberdik, eşini sordu, ben de ona eşini görmediğimi söyledim. Çünkü o sıra yemek için ayrı ayrı yerlerde idik. O süreçte kavga ettiklerini biliyorduk, zira iş yerindeki oda bizim bir üstümüzde idi. Hoca konuştuğu zaman dışarıdan duyuluyordu, konuşmalarından sadece kavga ettiklerini anlayabiliyordum. Hangi sözleri söylediğini hatırlamıyorum. Bu dediğim süreç iki haftalık bir süreçtir. Haftanın birkaç günü bu şekilde telefonda kavga ettiklerini duydum, ayrıntısını bilmiyorum. Benim Alptekin hoca ile herhangi bir gönül ilişkim yoktur, olmadı" dedi. "Tuğba hiçbir şekilde bana intihardan bahsetmedi" Tuğba Yavaş’ın ağabeyinin eşi Zehra Babayiğit, tanık olarak katıldığı davada, "Tuğba ve dolayısıyla eşi ile bayramlarda, 15 tatilde, yaz tatilinde görüşürdük. Kimi zaman Ankara’da, kimi zaman da Kayseri’de. Tuğba Hanım enerjik, hayat dolu, sevecen, neşeli, hayata bağlı birisi idi. Eşi ise onun tam tersi içine kapanık, narsist kişiliğe sahip, paraya tapan bir kimse idi. Antisosyal yapıda birisi idi. Narsistten kastım burnu havada, kendinden başka herkesi küçük gören bir kişiliktir. Eşini de bu şekilde görürdü. Bu hususta görgü sahibiyim. 10 yıldır evliyim, 10 yıldır Tuğba Hanım’ı tanırım. Tuğba’nın tek şikayeti eşinin cimriliği ile alakalıdır. Kendi mesleğini yapamazdı ancak harçlığını, kişisel ihtiyaçlarını sağlamak için organizasyon gibi işler yapardı. Sanık olan eşi ona ihtiyaçları için para vermezdi. Son 2 yılda ise Tuğba abla eşinin kendisine olan ilgisizliğinden, kendisini küçük görmesinden, fiziği ile dalga geçmesinden bahseder ve yakınırdı. Sebebini sorduğumda ise bir asistanı ile gönül ilişkisinin olduğunu, bunu hissettiğini bana söylerdi ancak gözüyle görmemişti. Anlattığına göre onların mesajlarını yakalamış. Mesajlar uygunsuz değil ancak uygunsuz saatlerde atılmış mesajlardır. Mesajların içeriğini sorduğumda derslerle ilgili olduğunu fakat uygunsuz saatlerde atıldığını bana söyledi. Sabah günaydın mesajlarını da attıklarını keza bana nakletti. Bu bahse konu ettiğim asistanı Gizem adındaki asistanıdır. Alptekin’in kendi annesi ameliyat olduğu halde Gizem’in babasının cenazesine katıldığını söylemiştir. Tuğba hiçbir şekilde bana intihardan bahsetmedi. Ben psikolojik destek alıp almadığını sorduğunda aldığını fakat ilgili doktor ya da psikoloğa gittiklerinde Alptekin’in direkt ’Ben ÇOMÜ’de profesörüm’ diye öne atıldığını, haliyle de ilgili doktor ya da psikoloğun kendisiyle ilgilenmediğini bana söyledi. Bu vahim olayın olduğu yaz aylarında sanık, Gizem adındaki bu bayanla ilişkisinin olduğunu, ilişkisinin tek taraflı olduğunu kendisine itiraf etmiştir. Bundan sonra Alptekin bizlere ilgi duymaya başladı" şeklinde konuştu. "Sanığın Tuğba’yı her defasında küçümseyici, aşağılayıcı tutum ve davranışlarına tanık oldum" Tuğba Yavaş’ın kuzeni Hatice Pekdemir ise tanık olarak verdiği ifadede şunları söyledi: "Tuğba hayat dolu, ailesini, çocuğunu seven, pozitif bir insandı. Alptekin ise onun tam tersi, her zaman negatif, mutsuz, aksi bir adamdı. Genelde Tuğba’yı aşağılar, küçük düşürür tarzda tavırlar içerisindeydi. Bu tutumları bizlere karşı da böyleydi. Kendi akrabalarına karşı iyiydi. Bunun nedenle onun egoist kişiliği olabilir. Tuğba ile severek, isteyerek evlendiler. Evlendikten sonra tutumları değişti. Ben bu vahim olaydan bir ay kadar önce ikinci evliliğimi yaptım; davet ettiğim halde düğünüme sadece Tuğba geldi, Alptekin gelmedi. Benim düğünümde de gayet neşeliydi. Biz Tuğba ile samimi olarak görüşürdük, hiçbir şekilde hayattan bıktığından, intiharı düşündüğünden bahsetmedi. Tuğba, Alptekin’in cimriliğinden çok bahsederdi. Evlerine misafirliğe gittiğimizde sanığın Tuğba’ya söz gelimi ‘Bu yağ neden hemen bitti, bu neden çok fazla alındı’ gibi çıkışlarına tanık oldum. Yine bir alışveriş merkezine gittiğimizde Tuğba’nın rahat hareket edemediğini, Alptekin’in kendisine fazla harçlık vermediğini söylediğine tanık olmuştum. Sanığın Tuğba’yı her defasında küçümseyici, aşağılayıcı tutum ve davranışlarına tanık oldum. Onun şivesi ile dalga geçer, eğitim durumunu küçümseyici tavır ve sözlerine tanık oldum. Tuğba’nın ağzından bizzat duymadım ancak komşularından yer yer sanığın Tuğba’ya şiddet uyguladığını duydum. Benim düğünümde de kolu sargılıydı, sorduğumda ilk başta ütüden yandığını söyledi, bir başkasına konserveden yandığını söylemiş. Komşularından ise benim düğünüme gelirken kavga ettiklerini, bu sırada kolundan yaralandığını duydum. Benimle paylaşmadığı bu durumu komşuları ile paylaşmış." Müşteki Avukatı Türkan Kara, dava dosyasında kolluğun soruşturmasının eksik olduğunu söyleyerek, maddi gerçeğin tespiti için ODTÜ ya da eşdeğeri bir üniversiteden seçilecek fizik bilirkişi, adli tıp uzmanı ve kriminal uzmandan oluşacak kuruldan rapor aldırılmasını talep etti. Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2025/87 Değişik İş Sayılı kararı ile verilen görevsizlik kararının kaldırılmasına dair karar gerekçesi, yargılamaya esaslı bir katkı sunmayacağı gerekçesiyle mahkemeye sunulan sanık müdafinin tanık dinletme talebi ile keşif yapılmasına dair talepler reddedildi. Sanık ve müşteki yakınlarının ifadesinin alınmasının ardından hakim, sanık Alptekin Yavaş’ın tutuksuz yargılanmasının devamına karar verip, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı 9 Mart’a erteledi.
Tuğba Yavaş’ın şüpheli ölümüyle ilgili davada keşif raporu istemi ve bilirkişi raporunun yenilenmesi istemi reddedildi
12 Ocak 2026 Pazartesi - 18:00 Tuğba Yavaş’ın şüpheli ölümüyle ilgili davada keşif raporu istemi ve bilirkişi raporunun yenilenmesi istemi reddedildi Çanakkale’de 39 yaşındaki restoratör Tuğba Yavaş’ın 5. kattan düşerek hayatını kaybettiği olayla ilgili eşinin yargılanmasına devam edildi. Hakim, davada keşif raporu istemi ve bilirkişi raporunun yenilenmesi istenmesi reddetti. Olay, 30 Ekim 2024 tarihinde merkeze bağlı Kepez beldesi Hamidiye Mahallesi Aziz Nesin Caddesi’ndeki bir apartmanda meydana geldi. Henüz belirlenemeyen bir nedenle Tuğba Yavaş (39), apartmanın 5’inci katındaki dairenin balkonundan park halindeki motosikletin üzerine düştü. Durumu fark eden komşuların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen ambulansla Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevk edilen Tuğba Yavaş, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından polis ekipleri tarafından yapılan incelemeler sonucunda olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Yapılan çalışmalarda ekipler Tuğba Yavaş’ın eşi Prof. Dr. Alptekin Yavaş’ın ifadesine başvurdu. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Alptekin Yavaş. çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Çanakkale Cumhuriyet Savcılığı’nın soruşturmaşının tamamlamasının ardından iddianame hazırlandı. Prof. Dr. Alptekin Yavaş hakkında ‘başkasını intihara yönlendirme halinde intiharın gerçekleşmesi’ suçundan Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İlk duruşmanın ardından dava Çanakkale 3. Ağır Ceza Mahkemesince ele alındı. Bu arada sanık Alptekin Yavaş’ın avukatları, yeni duruşma öncesi tutukluluk için itiraz etti. Mahkeme ise sanık Yavaş’ın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar verdi. Ayrıca davanın 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmesine karar verildi. Benim Alptekin hoca ile herhangi bir gönül ilişkim yok Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen beşinci duruşmada tanık olarak konuşan Alptekin Yavaş’ın öğrencisi Gizem Çetin Meriç, "Sanık, ÇOMÜ Fen Fakültesinden benim hem danışmanım hem de hocamdır. Eşi Tuğba hanımı da bu vesile ile tanıdım. Tuğba abla ile 2017 yılında tanıştım, şimdiki eşim de sanığın öğrencisi idi. Tuğba hanım ilk tanıştığımızda çok iyi, sevecen hatta çok iyi yemek yapan bir insandı, ilk tanıştığımızda bana sorduğunuz anlamda aşırı derecede kıskançlığı ya da psikolojik bir rahatsızlığı yoktu fakat bize epilepsi hastası olduğunu söylemişti, sanık olduğu halde evlerinde de buluşmalarımız oldu, sanığın eşine karşı baskıcı bir tutumuna rastlamadım. Bir dersimiz esnasında Tuğba abla hocamızı aradı, hocama ‘Gizem ile konuşmuşsunuz ne konuşmuşsunuz’ diye bağırıyordu, hocamız yani sanık durumu izah etmeye çalıştı, konuşma bittikten sonra bana sanık ‘Kusura bakma Tuğba ablan yakın zamanda bir kriz geçirdi o zamandan beri bir sıkıntı yaşıyor konu seninle ilgili değil’ dedi. Bu olaydan sonra bir seferinde yine onların evinde buluştuğumuzda ve yemek hazırlama sırasında müteveffa Tuğba ‘Keşke ben de senin yerinde olsam işim gücüm olsa, keşke o halimle evlenmiş olsa idim’ demiştir. Bir seferinde de bana sorduğunuz 2024 yılında Konya ilinde kazı çalışmaları için bulunuyorduk, kazıya Tuğba, Alptekin hoca ile birlikte gelmişti, Tuğba burada ‘Alptekin ile oğlum için çalıştım bundan sonra kendim için çalışacağım’ demişti. Bu anlattıklarımın haricinde esaslı bir olaya tanık olmadım. Sanığın eşine karşı baskıcı bir tutumuna tanık olmadım. Tuğba görüşmelerimiz esnasında hiçbir şekilde intihardan, hayattan bıktığından, eşinin baskı ya da kısıtlamalarından yakındığına tanık olmadım. Sadece eşinin çok çalıştığından yakınmıştı, bizimle biraz daha fazla ilgilense daha iyi olur demişti. Bu kazıdan Tuğba abla daha erken ayrılmıştı, kazıdan ayrıldıktan sonra bir süre sonra eşim Gökhan’ı aramıştı. Gökhan ona yanıt vermemiş bu sefer beni aradı, bu sırada Gökhan ile biz beraberdik eşini sordu ben de ona eşini görmediğimi söyledim, çünkü o sıra yemek için ayrı ayrı yerlerde idik, o süreçte kavga ettiklerini biliyorduk zira iş yerindeki oda bizim bir üstümüzde idi, hoca konuştuğu zaman dışarıdan oluyordu, konuşmalarından sadece kavga ettiklerini anlayabiliyordum hangi sözleri söylediğini hatırlamıyorum, bu dediğim süreç iki haftalık bir süreçtir, haftanın birkaç günü bu şekilde telefonda kavga ettiklerini duydum, ayrıntısını bilmiyorum. Benim Alptekin hoca ile herhangi bir gönül ilişkim yoktur, olmadı" dedi. Tuğba hiçbir şekilde bana intihardan bahsetmedi Tuğba Yavaş’ın abisinin eşi Zehra Babayiğit, tanık olarak katıldığı davada "Tuğba ve dolayısıyla eşi ile bayramlarda, 15 tatilde, yaz tatilinde görüşürdük, kimi zaman Ankara’da kimi zaman da Kayseri’de. Tuğba hanım enerjik, hayat dolu, sevecen, neşeli, hayata bağlı birisi idi, eşi ise onun tam tersi içine kapanık, narsist kişiliğe sahip, paraya tapan bir kimse idi, antisosyal yapıda birisi idi, narsistten kastım burnu havada, kendinden başka herkesi küçük gören bir kişiliktir. Eşini de bu şekilde görürdü, bu hususta görgü sahibiyim, 10 yıldır evliyim, 10 yıldır Tuğba Hanım’ı tanırım, Tuğba’nın tek şikayeti eşinin cimriliği ile alakalıdır, kendi mesleğini yapamazdı ancak harçlığını, kişisel ihtiyaçlarını sağlamak için organizasyon gibi işler yapardı. Sanık olan eşi ona ihtiyaçları için para vermezdi. Son 2 yılda ise Tuğba abla eşinin kendisine olan ilgisizliğinden, kendisini küçük görmesinden, fiziği ile dalga geçmesinden bahseder ve yakınırdı, sebebini sorduğumda ise bir asistanı ile gönül ilişkisinin olduğunu, bunu hissettiğini bana söylerdi ancak gözüyle görmemişti, anlattığına göre onların mesajlarını yakalamış. Mesajlar uygunsuz değil ancak uygunsuz saatlerde atılmış mesajlardır, mesajların içeriğini sorduğumda derslerle ilgili olduğunu fakat uygunsuz saatlerde atıldığını bana söyledi. Sabah günaydın mesajlarını da attıklarını keza bana nakletti, bu bahse konu ettiğim asistanı Gizem adındaki asistanıdır. Alptekin’in, kendi annesi ameliyat olduğu halde Gizem’in babasının cenazesine katıldığını söylemiştir. Tuğba hiçbir şekilde bana intihardan bahsetmedi, ben psikolojik destek alıp almadığını sorduğunda aldığını fakat ilgili doktor ya da psikoloğa gittiklerinde Alptekin’in direkt ben ÇOMÜ’de profesörüm diye öne atıldığını, haliyle de ilgili doktor ya da psikoloğun kendisiyle ilgilenmediğini bana söyledi. Bu vahim olayın olduğu yaz aylarında sanık, Gizem adındaki bu bayan ile ilişkisinin olduğunu, ilişkisinin tek taraflı olduğunu kendisine itiraf etmiştir. Bundan sonra Alptekin bizlere ilgi duymaya başladı" şeklinde konuştu. Sanığın Tuğba’yı her defasında küçümseyici, aşağılayıcı tutum ve davranışlarına tanık oldum Tuğba Yavaş’ın kuzeni Tanık Hatice Pekdemir ise mahkeme karşısında verdiği ifadede şunları söyledi: "Tuğba hayat dolu, ailesini çocuğunu seven, pozitif bir insandı. Alptekin ise onun tam tersi, her zaman negatif mutsuz, aksi bir adam idi. Genelde Tuğba’yı aşağılar küçük düşürür tarzda tavırlar içerisinde idi, bu tutumları bizlere karşı da böyle idi, kendi akrabalarına karşı iyi idi, bunun nedenle onun egoist kişiliği olabilir. Tuğba ile severek isteyerek evlendiler, evlendikten sonra tutumları değişti. Ben bu vahim olaydan bir ay kadar önce ikinci evliliğimi yaptım; davet ettiğim halde düğünüme sadece Tuğba geldi, Alptekin gelmedi. Benim düğünümde de gayet neşeliydi, biz Tuğba ile samimi olarak görüşürdük, hiçbir şekilde hayattan bıktığından, intiharı düşündüğünden bahsetmedi. Tuğba, Alptekin’in cimriliğinden çok bahsederdi, evlerine misafirliğe gittiğimizde sanığın Tuğba’ya söz gelimi ‘bu yağ neden hemen bitti, bu neden çok fazla alındı’ gibi çıkışlarına tanık oldum. Yine bir alışveriş merkezine gittiğimizde Tuğba’nın rahat hareket edemediğini, Alptekin’in kendisine fazla harçlık vermediğini söylediğine tanık olmuştum. Sanığın Tuğba’yı her defasında küçümseyici, aşağılayıcı tutum ve davranışlarına tanık oldum, onun şivesi ile dalga geçer, eğitim durumunu küçümseyici tavır ve sözlerine tanık oldum. Tuğba’nın ağzından bizzat duymadım ancak komşularından yer yer sanığın Tuğba’ya şiddet uyguladığını duydum, benim düğünümde de kolu sargılıydı, sorduğumda ilk başta ütüden yandığını söyledi, bir başkasına konserveden yandığını söylemiş, komşularından ise benim düğünüme gelirken kavga ettiklerini, bu sırada kolundan yaralandığını duydum. Benimle paylaşmadığı bu durumu komşuları ile paylaşmış. dedi." Müşteki Avukatı Türkan Kara, Tuğba Yavaş dava dosyasında kolluğun soruşturması eksik olduğunu söyleyerek maddi gerçeğin tespiti için mümkünse ODTÜ ya da eşdeğeri bir üniversiteden seçilecek fizik bilirkişi, adli tıp uzmanı ve kriminal uzmandan oluşacak kuruldan rapor aldırılmasını talep etti. Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2025/87 Değişik İş sayılı kararı ile verilen görevsizlik kararının kaldırılmasına dair karar gerekçesi, yargılamaya esaslı bir katkı sunmayacağı gerekçesiyle mahkemeye sunulan sanık müdafinin tanık dinletme talebi ile keşif yapılmasına dair talepler red edildi. Sanık ve müşteki yakınlarının ifadesinin alınmasının ardından hakim, sanık Alptekin Yavaş’ın tutuksuz yargılanmasının devamına karar verip, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı 9 Mart’a erteledi.