Yerel Haberler
Çanakkale
İtilaf Devletleri’nin Gelibolu Yarımadası’nı tahliyesinin 109’uncu yılı kutlandı
09 Ocak 2025 Perşembe - 13:46 İtilaf Devletleri’nin Gelibolu Yarımadası’nı tahliyesinin 109’uncu yılı kutlandı Çanakkale Savaşı’nı kaybeden İtilaf Devletleri’ne ait güçlerin Gelibolu Yarımadası’nı tahliyesinin 109’uncu yıl dönümü, Seddülbahir Kalesi’nde düzenlenen törenle kutlandı. Törende Seddülbahir Kalesi’nde kazı ve restorasyon çalışmalarında ortaya çıkan savaş materyalleriyle yapılan ‘Kanlı Bomba Anıtı’nın açılışı da gerçekleştirildi. Çanakkale Zaferi ve İtilaf Devletleri’nin Gelibolu Yarımadası’nı tahliyesinin 109’uncu yıl dönümü, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından Eceabat ilçesine bağlı Seddülbahir köyündeki Seddülbahir Kalesi’nde düzenlenen törenle kutlandı. Törende yaptığı konuşmada 9 Ocak’ın bir zafer günü olduğunu belirten Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, “Hepimize kutlu olsun. Zaferleri ve mazisi insanlık tarihiyle başlayan kahraman Türk ordusu, Çanakkale’de sayfalarını bir kez daha altın harflerle doldurmuştur. Bu topraklarda 19 Şubat‘ta başlayan o haksız ve hukuksuz saldırı Mehmetçiğin iman dolu göğsüne çarpmış ve bugün işte tören yaptığımız bu topraklarda son düşman çizmesi de bu mübarek ve müstesna topraklardan ayrılmıştır. Bir kez daha bu toprakları vatan yapanları, Çanakkale’yi geçilmez yapanları, bu topraklarda yedi düvele karşı meydan okuyanları rahmetle, minnetle, şükranla yâd ediyoruz ve her zaman onların torunları olarak, onların ruhuna sahip çıkmış evlatları olarak onları asla unutmayacağız ve unutturmayacağız. Burada 25 Nisan sabahı beklenmedik bir düşman çıkarmasına karşı tıpkı Mustafa Kemal Atatürk gibi emir beklemeden İkiz Koyu’na koşan ve şehit olan Yusuf Kenan’ı nasıl unuturuz. Seddülbahir açıklarına çıkan ve kendilerinden kat be kat üstün olan düşmana karşı önce mavzerle, o yetmediği zaman küreğiyle, o da elinden çıktığında taşla düşmana karşı saldıran ve canını siper eden Bigalı Mehmet Çavuş’u nasıl unuturuz. Allah’ı arzu edip akşama kavuşan Ezineli Yahya Çavuşları ve arkadaşlarını nasıl unutabiliriz. Bu topraklarda daha 30’lu yaşların başında dünyanın en güçlü donanmalarına, en güçlü ordularına karşı dimdik duran ve kahramanca mücadele eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını nasıl unuturuz. Çanakkale’de başlayan o meşalenin yakıldığı bu topraklarda Kurtuluş Savaşı’na giden yolun ve Cumhuriyetimizin zorluklarını, fedakarlıklarını nasıl unuturuz. İşte bizler, bugün burada toplanarak onların hatıralarına sahip çıkıyor ve onların ruhlarının, onların şuurlarının, onların bu dünyaya bakışlarının asla unutulmayacağını bir kez daha bu topraklardan ilan ediyoruz. Biz de Tarihi Alan Başkanlığı olarak o büyük insanların, o yüksek karakterli insanların hatıralarının olduğu, ayak izlerinin olduğu bu müstesna mekanlara, bu tarihi, bu gazi mekanlara gözümüz gibi bakıyoruz. Tabii 110 yıl önce bu topraklarda çok büyük bir savaş oldu, çok büyük bir çarpışma oldu. Biz burada Türk milleti olarak kendimizi savunduk, vatanımızı savunduk ve büyük bir zafer kazandık. Bu büyük mücadelenin olduğu bu topraklarda şimdi barış ve huzur var. Bu topraklar barışın, esenliğin, huzurun diyarı oldu ve bizler o büyük kahramanları huzur içerisinde, onların büyük fedakarları sayesinde bu törenlerimizi barış içerisinde yapabiliyoruz. Onların vatan için canından vazgeçmesi ile işte Çanakkale Boğazı özgürce akıyor ve bu topraktan üzerlerindeki rüzgarlar özgürce esip gidiyor. Bizler her zaman onların hatıralarına sahip çıkacağız ve bu topraklarda onları asla unutturmayacağız. Bugün bir kez daha o büyük kahramanları rahmetle, minnetle, şükranla yâd ediyoruz. O büyük kahramanları saygıyla hatırlıyoruz. Tarihi Alan Başkanlığı olarak da bu toprakları dünyanın en iyi korunmuş savaş alanı ve dünyanın en büyük açık hava müzesi olarak inşallah devam ettireceğiz. Çok şerefli topraklarda görev yaptığımızın farkındayız ama çok da vebali topraklarda görev yaptığımızın farkındayız. Bu topraklar hepimize emanet. Kurtuluş Savaşı’na giden yollar burada başladı. Cumhuriyet burada kuruldu tabiri caizse ve aslında birçok şey burada başladı. O yüzden Çanakkale’nin, Çanakkale Tarihi Alanı’nın ne kadar mübarek topraklar olduklarını hepimiz biliyoruz. Bir kez daha bu toprakları vatan yapanları, bu toprakları kurtaranları, Cumhuriyetimizi kuranları rahmetle ve şükranla yâd ediyoruz. Anafartaları’mızın kahraman komutanı, Cumhuriyetimizin kurucusu ve Çanakkale kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzü, onun kahraman silah arkadaşlarını, aziz Mehmetçiklerimizi rahmetle, şükranla, saygıyla yâd ediyoruz. Allah onlardan razı olsun. Zaferimiz kutlu olsun” dedi. Konuşmaların ardından program, şehitler için Kur’an-ı Kerim okunması ve dua edilmesiyle devam etti. Tören mehteran gösterisiyle sona ererken, Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’ndaki Seddülbahir Kalesi’nde kazı ve restorasyon çalışmalarında ortaya çıkan ve envanter niteliği olmayan savaş materyalleriyle yapılan ‘Kanlı Bomba Anıtı’nın açılışı da gerçekleştirildi. Mehmetçiğin cesaretini simgeleyen anıtta, bombanın önünde ‘dur’ işareti yapan Türk askeri yer alıyor. Törene Çanakkale Valisi Ömer Toraman, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Gelibolu 2. Kolordu Komutanı Tümgeneral Rasim Yaldız, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Engin Aslan, İl Emniyet Müdürü Kenan Kurt, gaziler ve çok sayıda vatandaş katıldı.
5. kattan düşerek ölen restoratörün tutuklanan profesör eşinin yargılanmasına başlandı
08 Ocak 2025 Çarşamba - 17:32 5. kattan düşerek ölen restoratörün tutuklanan profesör eşinin yargılanmasına başlandı Çanakkale’de 39 yaşındaki restoratörün 5. kattan düşerek hayatını kaybetmesine ilişkin tutuklanan profesör eşinin yargılanmasına başlandı. Hakim, davanın Ağır Ceza Mahkemesinde devam etmesine ve sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. 30 Ekim 2024 tarihinde merkeze bağlı Kepez beldesi Hamidiye Mahallesi Aziz Nesin Caddesi’ndeki bir apartmanda meydana gelen olayda, restoratör Tuğba Yavaş (39), apartmanın 5. katındaki dairenin balkonundan park halindeki motosikletin üzerine düşmüştü. Durumu fark eden komşuların ihbarı üzerine olay yerine gelen ambulansla Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevk edilen Yavaş, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. Olayın ardından polis ekipleri Tuğba Yavaş’ın eşi Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Alptekin Yavaş’ın (49) ifadesine başvurmuştu. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Alptekin Yavaş, çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Çanakkale Cumhuriyet Savcılığı’nın soruşturmasının tamamlanmasının ardından iddianame hazırlanmıştı. Prof. Dr. Alptekin Yavaş hakkında ‘kasten adam öldürme suçunun üstsoy veya altsoydan birine veya eş, boşandığı eşe veya kardeşe karşı işlenmesi ve cezası akrabalık ilişkisi olan kişinin öldürülmesi’ suçundan Çanakkale 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İlk duruşma ise bugün görüldü. Tutuklu sanık Alptekin Yavaş duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katılırken, sanık ve müşteki avukatları ile yakınları mahkemede hazır bulundu. Sanık Prof. Dr. Alptekin Yavaş savunmasında, “Tarafıma yönetilen suçlamaları kabul etmiyorum. Eşim 2023 yılında büyük bir epilepsi nöbeti geçirdi. Daha önce böyle bir nöbet geçirmemişti. Geçirdiği nöbet sonrasında evde tek kalmaktan korktuğu için bir süre benimle okula geldi. Krizden sonra gittiğimiz nöroloji uzmanı bizi psikiyatriye yönlendirdi. 6 defa psikiyatriye gittik. Çeşitli ilaçlar verildi. Sonra kilo aldığı için ilaçları kullanmayı bıraktı. Kıskançlık krizleri başladı. Şüphelendiği kişiyi eve getirerek beraber yemek yedik. Bu yemek sonunda eşim bana ‘Sen haklısın’ dedi. Eşimin bundan önce intihar girişimi oldu. Büyük epilepsi krizinden 1 ay önce Çanakkale’de otomobille seyir halindeyken, her zamanki tartışmaları yaşarken bir anda arabanın kapısını açıp kendini atmaya çalıştı. Bu sırada ben de kolundan tutarak buna engel oldum. Bunun dışında oğlumuzun yanında da bir intihar girişimi oldu. Evdeyken tartışma anında televizyonu ve bilgisayarı yere attı. Balkona çıkarak ‘Kendimi atarım’ dedi, daha sonra evimizin üs katından oğlum geldi. Oğlumla beraber eşimi bunu yapmaması konusunda ikna ettik” diye konuştu. Olay günü eşinin mevlit organizasyonu için bir arkadaşıyla görüştükten sonra eve geldiğini belirten Yavaş, şunları söyledi: “Her şey normaldi. Uyumak için yatağa yattık. Bu sırada eşim benim ilgisizliğimden yakınarak, yaşadığı bazı sorunlardan anlatmaya başladı. Konuşma bir süre sonra tartışmaya dönüştü ve eşim benim üzerime yürümeye başladı. Eşim ara sıra oğlumun yanında da bana vuruyordu. Ben herhangi bir fiziki müdahalede bulunmadım. Bunun üzerine ben yüksek sesle ‘Tuğba yeter’ diye bağırdım. Tartışmanın sona ermesi için banyoya girdim. Her zaman tartışmalarda böyle yapardım. Onun da arkamdan geleceğini düşündüm. Böyle de oldu. Eşim arkamdan banyoya geldi. Ona şaka olsun diye su fırlattım. Ancak eşim bağırarak banyodan çıktı. Ben de hemen banyodan kurulanıp çıktım. Çıktığımda eşimi evin içinde göremedim. Eşim balkona çıkmıştı. Eşim balkondan bana bağırarak ‘Kendim atarım’ dedi. Ben de ona ’Oğluma ve bana bunu yapamazsın’ dedim. Balkon tırabzanlarına doğru yaklaşınca ben de ona doğru yaklaşarak ’Yapma’ dedim. Bunun üzerine eşim bana ‘Yaklaşma’ diye bağırdı. Bir süre sonra eşim tırabzanların öbür tarafına geçti. Eşimin bir süre sonra ayakları kaydı ve balkon tırabzanlarına sadece elleriyle tutundu. Bunu fark edince koşarak bileklerinden tuttum. Eşime sağ ayağını trabzanın üstünden atarsa kurtulabileceğini söyledim. Eşim bunu yapamadığını belirtti. Bir süre sonra eşimin elleri trabzandan kaydı ve sadece ben bileklerinden tutuyordum. O sırada eşimi tutup çekmeye çalıştım ancak gücüm yetmedi. Eşim düşerek vefat etti. Beraatımı talep ediyorum” dedi. Sanığın savunmasının ardından müşteki yakınları dinlendi. Hakim, sanık Alptekin Yavaş’ın tutukluk halinin devamına ve duruşmanın Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesine karar verip, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
5’inci kattan düşerek hayatını kaybeden restoratör Tuğba Yavaş’ın, tutuklu profesör eşinin yargılanmasına başlandı
08 Ocak 2025 Çarşamba - 17:30 5’inci kattan düşerek hayatını kaybeden restoratör Tuğba Yavaş’ın, tutuklu profesör eşinin yargılanmasına başlandı Çanakkale’de, restoratör Tuğba Yavaş’ın (39) 5’inci kattan düşerek hayatını kaybettiği olayda tutuklanan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, öğretim görevlisi eşi Prof. Dr. Alptekin Yavaş’ın (49) yargılanmasına başlandı. Savcılık, tutuklu sanık Alptekin Yavaş’ın adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasını talep ederken, hakim ise tutukluluk halinin devamına karar verdi. Çanakkale 2’nci Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanmasına başlanan davanın, hakim tarafından Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesinde devam etmesine karar verildi. Olay, 30 Ekim 2024 tarihinde merkeze bağlı Kepez beldesi Hamidiye Mahallesi Aziz Nesin Caddesi’ndeki bir apartmanda meydana geldi. Henüz belirlenemeyen bir nedenle restoratör Tuğba Yavaş, apartmanın 5’inci katındaki dairenin balkonundan park halindeki motosikletin üzerine düştü. Durumu fark eden komşuların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen ambulansla Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevk edilen Tuğba Yavaş, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından polis ekipleri tarafından yapılan incelemeler sonucunda olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Yapılan çalışmalarda ekipler Tuğba Yavaş’ın eşi ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, öğretim görevlisi Prof. Dr. Alptekin Yavaş’ın (49) ifadesine başvurdu. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Alptekin Yavaş çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Çanakkale Cumhuriyet Savcılığı’nın soruşturmasının tamamlanmasının ardından iddianame hazırlandı. Sanık Prof. Dr. Alptekin Yavaş’ın ‘Kasten adam öldürme suçunun üstsoy veya altsoydan birine veya eş, boşandığı eşe veya kardeşe karşı işlenmesi ve cezası akrabalık ilişkisi olan kişinin öldürülmesi’ suçundan Çanakkale 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İlk duruşma bugün görüldü. Tutuklu sanık Alptekin Yavaş, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmada hazır bulundu. Sanık ve Müşteki avukat ile yakınları mahkemede hazır bulundu. Tutuklu sanık Prof. Dr. Alptekin Yavaş, mahkemesindeki savunmasında, “Tarafıma yönetilen suçlamaları kabul etmiyorum. Eşim 2023 yılında büyük bir epilepsi nöbeti geçirdi. Daha önce böyle bir nöbet geçirmemişti. Geçirdiği nöbet sonrasında evde tek kalmaktan korktuğu için bir süre benimle okula geldi. Krizden sonra gittiğimiz nöroloji uzmanı bizi psikiyatriye yönlendirdi. 6 defa psikiyatriye gittik. Çeşitli ilaçlar verildi. Sonra kilo aldığı için ilaçları kullanmayı bıraktı. Kıskançlık krizleri başladı. Şüphelendiği kişi eve getirerek beraber yemek yedik. Bu yemek sonunda eşim bana ‘sen haklısın’ dedi. Eşimin bundan önce intihar girişimi oldu. Büyük epilepsi krizinden 1 önce Çanakkale’de otomobil ile seyir halindeyken, her zamanki tartışmaları yaşarken bir anda arabanın kapasını açıp kendine atmaya çalıştı. Bu sırada ben de kolundan tutarak buna engel oldum. Bunun dışında oğlumuzun yanında da bir intihar girişimi oldu. Evdeyken tartışma anından televizyonu ve bilgisayarı yere attı. Balkona çıkarak ‘kendimi atarım’ dedi. Daha sonra evimizin üs katından oğlum geldi. Oğlumla beraber eşimin bunu yapmaması konusunda ikna ettik” diye konuştu. Olay günü eşinin mevlit organizasyonu için bir arkadaşıyla görüştükten sonra eve geldiğini belirten Yavaş savunmasının devamında şunları söyledi: “Her şey normaldi. Uyumak için yatağa yattık. Bu sırada eşim benim ilgisizliğimden yakınarak, yaşadığı bazı sorunlardan anlatmaya başladı. Konuşma bir süre sonra tartışmaya dönüştü ve eşim benim üzerime yürümeye başladı. Eşim ara sıra oğlum yanında da bana vuruyordu. Ben herhangi bir fiziki müdahalede bulunmadım. Bunun üzerine ben yüksek sesle ‘Tuğba yeter’ diye bağırdım. Tartışmanın sona ermesi için banyoya girdim. Her zaman tartışmalarda böyle yapardım. Onunda arkamdan geleceğini düşündüm. Böyle de oldu. Eşim arkamdan banyoya geldi. Ona şaka olsun diye su fırlattım. Ancak eşim bağırarak banyodan çıktı. Ben de hemen banyodan kurulanıp çıktım. Çıktığımda eşimi evin içinde göremedim. Eşim balkona çıkmıştı. Eşim balkondan bana bağırarak ‘kendim atarım’ dedi. Ben de ona oğluma ve bana buna yapamazsın dedim. Balkon tırabzanlara doğru yaklaşınca ben de ona doğru yaklaşarak yapma dedim. Bunun üzerine eşim bana ‘yaklaşma’ diye bağırdı. Bir süre sonra eşim tırabzanların öbür tarafına geçti. Eşimin bir süre sonra ayakları kaydı ve balkon tırabzanlarına sadece elleriyle tutundu. Bunu fark edince koşarak bileklerinden tuttum. Eşime sağ ayağını trabzanın üstünden atarsa kurtulabileceğini söyledim. Eşim bunu yapamadığını belirtti. Bir süre sonra eşimin elleri trabzandan kaydı ve sadece ben bileklerinden tutuyordum. O sırada eşimi tutup çekmeye çalıştım ancak gücüm yetmedi. Eşim düşerek vefat etti. Beraatımı talep ediyorum” dedi. Sanık savunmasının ardından müşteki yakınları dinledi. Hakim, Prof. Dr. Alptekin Yavaş’ın tutukluk halinin devam etmesine ve duruşmanın Ağır Ceza Mahkemesinde devam etmesine karar verip, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Çanakkale’de tarihi zafer İstanbul ve Anadolu’da sevinçle kutlanmış
08 Ocak 2025 Çarşamba - 10:33 Çanakkale’de tarihi zafer İstanbul ve Anadolu’da sevinçle kutlanmış Çanakkale Savaşları Uzmanı Doç. Dr. Barış Borlat, Çanakkale Savaşı’nı kaybeden İtilaf Devletleri’ne ait güçlerin, Gelibolu Yarımadası’nı tahliyesinin 109’uncu yıl dönümü olan 9 Ocak 1916 tarihinin tüm Anadolu’da bir zafer olarak kabul edildiğini söyledi. Borlat, "İstanbul’da, başkentte Çanakkale Zaferi adına törenlerin yapıldığını göreceğiz. Bu törenler kapsamında özellikle İstanbul içerisinde, Çanakkale Cephesi’nde görev alan askerlerin şehit olan çocuklarıyla ilgili bir geçit töreni yapılmış, aynı zamanda İstanbul’daki camiler de kandillerle süslenmiş, benzer şekilde öğrenciler törenlere katılabilsin diye özellikle İstanbul’daki okullar bir gün resmi tatil ilan edildi" dedi. Çanakkale Zaferi ve İtilaf Devletleri’nin Gelibolu Yarımadası’nı tahliyesinin 109’uncu yıl dönümü, Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’ndaki Seddülbahir köyündeki Seddülbahir Kalesi’nde her yıl törenlerle kutlanıyor. Çanakkale Savaşları Uzmanı Doç. Dr. Barış Borlat, Çanakkale Savaşı’nı kaybeden İtilaf Devletleri’ne ait güçlerin, Gelibolu Yarımadası’nı tahliyesinin 109’uncu yıl dönümü olan 9 Ocak 1916 tarihinin tüm Anadolu’da bir zafer olarak kabul edildiğini söyledi. Çanakkale Cephesi’nin iki ayrı tarihte kapandığını belirten Doç. Dr. Barış Borlat, “Önce 20 Aralık 1915 tarihinde Arıburnu Anafarta Bölgesindeki düşman askerlerinin çekildiğini göreceğiz. Hemen arkasından 9 Ocak 1916 tarihinde bu defa Seddülbahir bölgesinden düşman askerleri yani İngilizler Çanakkale bölgesini terk etmişler ve artık Çanakkale Zaferi’nin kesin olarak burada ortaya çıkmış olduğunu göreceğiz. Nitekim 9 Ocak 1916 tarihi Çanakkale Cephesi’nin, Çanakkale muharebelerinin en önemli, en kritik tarihlerinden birisidir. Çünkü cephedeki tam anlamıyla zaferin belgelendiği, tescillendiği, dünya tarafından kabul edildiği tarihte aslında bu olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü bu tarihten sonra Osmanlı kamuoyunda Çanakkale Zaferi’nin büyük bir yankı uyandırdığını göreceğiz. Dönem basınında birçok haberler çıkmaya başlamış ama sadece bununla kalmamış aynı zamanda İstanbul’da, başkentte Çanakkale Zaferi adına törenlerin yapıldığını göreceğiz. Bu törenler kapsamında özellikle İstanbul içerisinde, Çanakkale Cephesinde görev alan askerlerin şehit olan çocuklarıyla ilgili bir geçit töreni yapılmış, aynı zamanda İstanbul’daki camilerde kandillerle süslenmiş, benzer şekilde öğrenciler törenlere katılabilsin diye biz özellikle İstanbul’daki okulların bir gün resmi tatil ilan edildiğini göreceğiz. Hatta bununla da kalmamış, 9 Ocak akşamında İstanbul’da fener alayı düzenlenmek suretiyle, Çanakkale Zaferi’nin yaygın bir şekilde anıldığını göreceğiz. Sadece İstanbul’da sıkışmamış Çanakkale Zaferi Anadolu’nun tamamında büyük yankı uyandırmış, 9 Ocak tarihinden başlamak üzere Edirne’de, İstanbul’un dışındaki illerde Sivas’ta, Konya’da Çanakkale Zaferi törenleri yapılmıştır. Bu törenler esnasında şehitlerin anıldığını ve zaferin aslında bütün Anadolu’ya hızla yayılmış olduğunu göreceğiz. Bu bize şunu gösterecek. 9 Ocak 1916 tarihi Çanakkale Cephesi’nin tüm Anadolu’da bir zafer olarak kabul edilmesi algılandığının da göstergesidir. Nitekim Mebusan Meclisi’nde ve Ayan Meclisi’ndeki vekillerin de Çanakkale Zaferi’yle ilgili konuşmalarının hemen bu tarihin arkasına denk geldiğini söyleyebiliriz. O esnada Dünya Savaşı devam ettiği için bütün Ordu Komutanlıklarından Çanakkale Zaferi adına tebrik telgraflarının gönderildiğini ve bunların İstanbul’daki sevinci büyük oranda arttırmış olduğunu da söyleyebiliriz" dedi.