Yerel Haberler
Çanakkale
Kezzap saldırısında tutuklu sanık: Maddi ve manevi bütün zararları karşılamaya hazırım
01 Ağustos 2024 Perşembe - 12:11 Kezzap saldırısında tutuklu sanık: Maddi ve manevi bütün zararları karşılamaya hazırım Çanakkale’de masaj salonunda Buket Arıyel’e (24) kezzapla saldıran tutuklu sanık Ramazan Akarsu’nun (41), ‘canavarca hisle silahla kasten yaralama’ suçundan 2’nci Asliye Ceza Hakimliği’nde açılan davanın 2’nci duruşması görüldü. Tutuklu sanık Ramazan Akarsu’nun tutukluluk halinin devamına karar verilirken, tutuklu sanık duruşmadaki savunmasında, “Maddi, manevi bütün zararları karşılamaya hazırım. Tahliyemi talep ediyorum” dedi. Olay, 26 Aralık tarihinde İsmetpaşa Mahallesi’nde, bir masaj salonunda meydana geldi. İddiaya göre, masaj salonuna gelen Ramazan Akarsu ile masaj salonu çalışanı Buket Arıyel arasında nedeni henüz belli olmayan bir tartışma çıktı. Ramazan Akarsu yanında getirdiği iddia edilen kezzabı Buket Arıyel’in yüzüne attı. Kadının çığlıkları sonrası olay yerine ihbar üzerine sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin müdahalesinin ardından Buket Arıyel Mehmet Akif Ersoy Çanakkale Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Buket Arıyel’in Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi Yanık Ünitesi’nde tedavisinin devam ettiği öğrenildi. Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından Ezine’de gözaltına alınan Ramazan Akarsu, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Buket Arıyel’in (24) yüzüne kezzap atarak yaralayan Ramazan Akarsu’nun (41) 3 Aralık’ta sosyal medya hesabından ’Sevdiğinin yüzüne kezzap attı’ başlığıyla video paylaştığı ortaya çıktı. Ramazan Akarsu hakkında, ‘canavarca hisle silahla kasten yaralama’ suçundan Buket Arıyel’de karşı ve olay günü Buket Arıyel ve Ramazan Akarsu’yu ayırmaya çalışan Tuğçe Yavuz’a karşı ‘basit yaralama’ suçundan 2’nci Sulh Ceza Hakimliği’nde dava açıldı. Davanın ikinci duruşması görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık Ramazan Akarsu, SEGBİS sistemiyle katılırken, müşteki Tuğçe Yavuz duruşma salonunda hazır bulundu. Müşteki Buket Arıyel ise duruşmaya katılmadı. Duruşmada müşteki Buket Arıyel ve Tuğçe Yavuz’un avukatları, tutuklu sanık Ramazan Akarsu’nun tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesini talep etti. Tutuklu sanık Ramazan Akarsu, duruşmadaki savunmasında, “Maddi, manevi bütün zararları karşılamaya hazırım. Tahliyemi talep ediyorum” dedi. Hakim, tarafların dinlenilmesinin ardından Ramazan Akarsu’nun tutukluluk halinin devamına karar verirken, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı 19 Eylül tarihine erteledi.
Dr. Öğretim Üyesi Mithat Atabay: "İsrail’in özellikle radikal unsurunu oluşturan Netanyahu, topraklarını genişletme ve yeni topraklar elde etme girişiminde"
31 Temmuz 2024 Çarşamba - 15:24 Dr. Öğretim Üyesi Mithat Atabay: "İsrail’in özellikle radikal unsurunu oluşturan Netanyahu, topraklarını genişletme ve yeni topraklar elde etme girişiminde" ÇOMÜ İnsani ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, Orta Doğu’da yaşanan karışıklık ve İsrail’in saldırılarını değerlendirdi. Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’ye yapılan suikastı değerlendiren Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsani ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, "2024 yılında İran’da, İran Cumhurbaşkanı’nın hayatını kaybetmesi 20 Mayıs tarihinde ve sonra İran’da yapılan seçimler sonrasında reformist bir adayın Cumhurbaşkanı seçilmesi ve bunun arkasında nasıl bir olay olduğu konusundaki yorumlar dikkat çekici oldu ve Amerika Birleşik Devletleri‘nin özellikle radikal unsurları Orta Doğu bölgesinde mümkün olduğu kadar ortadan kaldırmaya yada etkisiz hale getirerek Orta Doğu‘da demokratik bir yapı oluşturmaya yönelik girişimler içerisinde bulunduğunu görüyoruz. Hamas Örgütü Lideri’ne yapılan suikastın bu şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. İran’daki yeni Cumhurbaşkanının reformist bir Cumhurbaşkanı olarak iktidara gelmesi ve seçimleri kazanması konusu da yine aynı şekilde değerlendirmek gerekiyor" dedi. Atabay, Orta Doğu’da yaşanan karışıklık nedeniyle İsrail’in özellikle radikal unsurunu oluşturan Netanyahu‘nun bunları fırsat bilerek kendi topraklarını genişletme konusunda, özellikle de Kızıldeniz konusunda egemen olabilmek için yeni topraklar elde etme konusundaki girişimleri olduğunun göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. "Orta Doğu’daki tarihsel sürece bakılmalı" Orta Doğu’daki durumu anlamak için tarihsel sürece bakılması gerektiğini işaret eden Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, "Çünkü Orta Doğu gerçekten tarih sahnesinde hep ön planda olmuş bir yer, her şeyden önce Orta Doğu üç ana semavi dinin çıkış yeri olarak karşımıza çıkıyor ve bunların kutsal yerleri de Orta Doğu coğrafyasında bulunuyor. Bunun yanında Orta Doğu‘ya hakim olan aslında tarihte üç tane grup var. Bir tanesi Türkler, biri Araplar, biri de Acemler yani İranlılar dediğimiz gruplar. Bu gruplar birbirleriyle sürekli olarak rekabet halinde bulunmuşlar, özellikle 19. yüzyılda Sanayi Devrimi’nin tamamlamasıyla birlikte Orta Doğu’da petrolün bulunması ve dünyanın da buna ihtiyacı, bu mücadelede büyük devletlerin de katılmasına sebebiyet vermiştir. Önce İngiltere ve Fransa arasında başlayan mücadeleye daha sonra Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği’nin katıldığını görüyoruz. Bu arada özellikle Almanya ve İtalya’nın da Orta Doğu coğrafyasında egemen olmak için mücadele verdikleri ve dünya savaşlarına sebebiyet verdiğini de hatırlamak lazım. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında İsrail’in kurulmasıyla birlikte bu bölgedeki yapı değişti ve bu mücadeleye İsrail’de, Yahudilerde katılmış oldu. Bu Müslümanlar arasında büyük bir aslında önce şok oluşturdu. Daha sonra ise büyük devletlere yaslanarak bu durumu ortadan kaldırmaya yönelik olarak Arap-İsrail savaşlarının olduğunu görüyoruz. Özellikle 1979 İran Devrimi’nden sonra Orta Doğu’da radikal unsurların giderek arttığı görülmektedir. İran’ın desteğiyle birlikte de özellikle rejim ihracı karşısında buradaki olaylar her gün daha da arttı. İsrail’in Birleşmiş Milletlerin kuruluş amacıyla birlikte özellikle İsrail’in kuruluşu sırasında Kudüs’ün statüsü konusundaki yaklaşımına uymaması sebebiyle Filistin Kurtuluş Örgütü ve onun daha sonra Filistin Devleti’ne yönelmesi sonrasındaki bir mücadelenin dünya kamuoyunu derinden etkilediğini ve birçok olaya da sebebiyet verdiğini görüyoruz" dedi. "Rusya’nın Orta Doğu‘ya bakış açısı değişti" Rusya’nın Ukrayna Savaşı sonrasında Orta Doğu’ya bakış açısının da değiştiğine dikkat çeken Mithat Atabay, sözlerine şöyle devam etti: "Sovyetler Birliği’nin dağılması ve dağılma süreci sonrasındaki Sovyetler Birliği’nin yerine kurulan Rusya Federasyonu’nun bölgede yeniden egemen olabilmek için yaptığı mücadeleler ve son yıllarda özellikle Ukrayna Savaşı sonrasında Rusya’nın Orta Doğu‘ya bakış açısının değiştiğini, bir taraftan da Uzak Doğu’da, Çin’in de Orta Doğu bölgesinde egemen olmaya çalışmaya başladığını görüyoruz. Bunun karşısında Batı Dünyası ve Amerika Birleşik Devletleri çeşitli tedbirler aldılar. Bu kavgalar içerisinde radikal unsurların giderek arttığını görüyoruz." "Hamas Örgütü Lideri’ne yapılan suikastın bu şekilde değerlendirilmesi gerekiyor" Atabay, sözlerine şöyle devam etti: "2024 yılında İran’da, İran Cumhurbaşkanı’nın hayatını kaybetmesi 20 Mayıs tarihinde ve sonra İran’da yapılan seçimler sonrasında reformist bir adayın Cumhurbaşkanı seçilmesi ve bunun arkasında nasıl bir olay olduğu konusundaki yorumlar dikkat çekici oldu ve Amerika Birleşik Devletleri‘nin özellikle radikal unsurları Orta Doğu bölgesinde mümkün olduğu kadar ortadan kaldırmaya ya da etkisiz hale getirerek Orta Doğu’da demokratik bir yapı oluşturmaya yönelik girişimler içerisinde bulunduğunu görüyoruz. Hamas Örgütü Lideri’ne yapılan suikastın bu şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. İran’daki yeni Cumhurbaşkanının reformist bir Cumhurbaşkanı olarak iktidara gelmesi ve seçimleri kazanması konusu da yine aynı şekilde değerlendirmek gerekiyor. O yüzden dünya aslında Orta Doğu’da yeni olaylara gebe, radikal unsurlarla daha demokratik unsurların mücadelesi ve iç savaşı şeklinde bir girişim ortaya çıkacak. Bundan yararlanmak isteyen ve İsrail’in özellikle radikal unsurunu oluşturan Netanyahu’nun da bunları fırsat bilerek kendi topraklarını genişletme konusunda, özellikle de Kızıldeniz konusunda egemen olabilmek için yeni topraklar elde etme konusundaki girişimleri göz ardı etmemek gerekiyor. Muhtemelen; özellikle Kızıldeniz’i ve Süveyş Kanalı’nın alternatif olarak yeni kanal açılması konusunda İsrail’in bir girişimi var ve o coğrafyada özellikle Gazze Şeridi’ni ele geçirerek bunu yapmak istiyor İsrail, o bölgeyi kendisi için güvenli hale getirecek hareketi sağladığında muhtemelen Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu’nun da desteğini alarak oradaki savaşın sona ereceğini öngörüyoruz. Bu yıl içerisinde bunların sonuçlanacağını öngörmek herhalde doğru olsa gerektir." Orta Doğu’da bu tür olayların 20’nci ve 21’inci yüzyılda da meydana geldiğini kaydeden Atabay, "Bu tür olaylar Orta Doğu‘da, özellikle 20. yüzyılda hep oldu. 21. yüzyılda daha da şiddetli hale geldi. Bunun şiddetli hale gelmesinin sebebi Sovyetler Birliği’nin yıkılması sonrasındaki bir boşluk oldu ve dünyanın yeniden yapılanması oldu. Bugün baktığımız zaman, Ukrayna Savaşı sonrasında Balkanlar’da Rusya’nın Güney’e inemeyeceği görüldü. Dolayısıyla gücünü doğu bölgelerine çevirdi. İran üzerinden ve Orta Doğu üzerinden bunu yapmaya çalıştığını görüyoruz. Burada bir de şunu söylemek lazım, Türkiye’nin özellikle bu konudaki politikalarında Ermenistan’da yeniden normalleşme girişimini de göz ardı etmemek gerekiyor. Türkiye’de radikal unsurlar yerine daha mülayim ve daha demokratik unsurlarla iş birliği içerisine gireceğinin bir işareti olarak bunu değerlendirmek lazım" diye konuştu.
Dr. Öğretim Üyesi Mithat Atabay: "Hamas Örgütü Lideri’ne yapılan suikastin bu şekilde değerlendirilmesi gerekiyor"
31 Temmuz 2024 Çarşamba - 15:20 Dr. Öğretim Üyesi Mithat Atabay: "Hamas Örgütü Lideri’ne yapılan suikastin bu şekilde değerlendirilmesi gerekiyor" Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’ye yapılan suikasti değerlendiren Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsani ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, “2024 yılında İran’da, İran Cumhurbaşkanının hayatını kaybetmesi 20 Mayıs tarihinde ve sonra İran’da yapılan seçimler sonrasında reformist bir adayın Cumhurbaşkanı seçilmesi ve bunun arkasında nasıl bir olay olduğu konusundaki yorumlar dikkat çekici oldu ve Amerika Birleşik Devletleri‘nin özellikle radikal unsurları Orta Doğu bölgesinde mümkün olduğu kadar ortadan kaldırmaya yada etkisiz hale getirerek Orta Doğu‘da demokratik bir yapı oluşturmaya yönelik girişimler içerisinde bulunduğunu görüyoruz. Hamas Örgütü Liderine yapılan suikastin bu şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. İran’daki yeni Cumhurbaşkanının reformist bir Cumhurbaşkanı olarak iktidara gelmesi ve seçimleri kazanması konusu da yine aynı şekilde değerlendirmek gerekiyor” dedi. Atabay, Orta Doğu’daki yaşanan karışıklık nedeniyle İsrail’in özellikle radikal unsurunu oluşturan Netanyahu‘nun bunları fırsat bilerek kendi topraklarını genişletme konusunda özellikle de Kızıldeniz konusunda egemen olabilmek için yeni topraklar elde etme konusundaki girişimleri olduğunun göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye, İran’ın yeni Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan’ın yemin törenine katılmak için geldiği İran’ın başkenti Tahran’da uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetti. ÇOMÜ İnsani ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, Orta Doğu’daki yaşanan karışıklık ve İsrail’in saldırılarını değerlendirdi. Orta Doğu’daki tarihsel sürece bakılmalı Orta Doğu’daki durumu anlamak için tarihsel sürece bakılması gerektiğini işaret eden Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, “Çünkü Orta Doğu gerçekten tarih sahnesinde hep ön planda olmuş bir yer, her şeyden önce Orta Doğu üç ana semavi dinin çıkış yeri olarak karşımıza çıkıyor ve bunların kutsal yerleri de Orta Doğu coğrafyasında bulunuyor. Bunun yanında Orta Doğu‘ya hakim olan aslında tarihte üç tane grup var. Bir tanesi Türkler, biri Araplar, biri de Acemler yani İranlılar dediğimiz gruplar. Bu gruplar birbirleriyle sürekli olarak rekabet halinde bulunmuşlar, özellikle 19. Yüzyılda Sanayi Devriminin tamamlamasıyla birlikte Orta Doğu’da petrolün bulunması ve dünyanın da buna ihtiyacı, bu mücadelede büyük devletlerin de katılmasına sebebiyet vermiştir. Önce İngiltere ve Fransa arasında başlayan mücadeleye daha sonra Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği’nin katıldığını görüyoruz. Bu arada özellikle Almanya ve İtalya’nın da Orta Doğu coğrafyasında egemen olmak için mücadele verdikleri ve dünya savaşlarına sebebiyet verdiğini de hatırlamak lazım. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında İsrail’in kurulmasıyla birlikte bu bölgedeki yapı değişti ve bu mücadeleye İsrail’de, Yahudilerde katılmış oldu. Bu Müslümanlar arasında büyük bir aslında önce şok yarattı. Daha sonra ise büyük devletlere yaslanarak bu durumu ortadan kaldırmaya yönelik olarak Arap- İsrail savaşlarının olduğunu görüyoruz. Özellikle 1979 İran Devriminden sonra Orta Doğu’da radikal unsurların giderek arttığı görülmektedir. İran’ın desteğiyle birlikte de özellikle rejim ihracı karşısında buradaki olaylar her gün daha da arttı. İsrail’in Birleşmiş Milletlerin kuruluş amacıyla birlikte özellikle İsrail’in kuruluşu sırasında Kudüs’ün statüsü konusundaki yaklaşımına uymaması sebebiyle Filistin Kurtuluş Örgütü ve onun daha sonra Filistin Devletine yönelmesi sonrasındaki bir mücadelenin dünya kamuoyunu derinden etkilediğini ve birçok olaya da sebebiyet verdiğini görüyoruz” dedi. Rusya’nın Orta Doğu‘ya bakış açısının değişti Rusya’nın Ukrayna Savaşı sonrasında Orta Doğu’ya bakış açısının da değiştiğini dikkat çeken Mithat Atabay, sözlerine şöyle devam etti: “Sovyetler Birliği’nin dağılması ve dağılma süreci sonrasındaki Sovyetler Birliği’nin yerine kurulan Rusya Federasyonunun bölgede yeniden egemen olabilmek için yaptığı mücadeleler ve son yıllarda özellikle Ukrayna Savaşı sonrasında Rusya’nın Orta Doğu‘ya bakış açısının değiştiğini, bir taraftan da Uzak Doğu’da, Çin’in de Orta Doğu bölgesinde egemen olmaya çalışmaya başladığını görüyoruz. Bunun karşısında Batı Dünyası ve Amerika Birleşik Devletleri çeşitli tedbirler aldılar. Bu kavgalar içerisinde radikal unsurların giderek arttığını görüyoruz.” Hamas Örgütü Liderine yapılan suikastin bu şekilde değerlendirilmesi gerekiyor Atabay sözlerine şöyle devam etti: “2024 yılında İran’da, İran Cumhurbaşkanının hayatını kaybetmesi 20 Mayıs tarihinde ve sonra İran’da yapılan seçimler sonrasında reformist bir adayın Cumhurbaşkanı seçilmesi ve bunun arkasında nasıl bir olay olduğu konusundaki yorumlar dikkat çekici oldu ve Amerika Birleşik Devletleri‘nin özellikle radikal unsurları Orta Doğu bölgesinde mümkün olduğu kadar ortadan kaldırmaya yada etkisiz hale getirerek Orta Doğu‘da demokratik bir yapı oluşturmaya yönelik girişimler içerisinde bulunduğunu görüyoruz. Hamas Örgütü Liderine yapılan suikastin bu şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. İran’daki yeni Cumhurbaşkanının reformist bir Cumhurbaşkanı olarak iktidara gelmesi ve seçimleri kazanması konusu da yine aynı şekilde değerlendirmek gerekiyor. O yüzden dünya aslında Orta Doğu’da yeni olaylara gebe, radikal unsurlarla daha demokratik unsurların mücadelesi ve iç savaşı şeklinde bir girişim ortaya çıkacak. Bundan yararlanmak isteyen ve İsrail’in özellikle radikal unsurunu oluşturan Netanyahu‘nun da bunları fırsat bilerek kendi topraklarını genişletme konusunda özellikle de Kızıldeniz konusunda egemen olabilmek için yeni topraklar elde etme konusundaki girişimleri göz ardı etmemek gerekiyor. Muhtemelen özellikle Kızıldeniz‘i ve Süveyş kanalının tabi alternatif olarak yeni kanal açılması konusunda İsrail’in bir girişimi var ve o coğrafyada özellikle Gazze şeridini ele geçirerek bunu yapmak istiyor İsrail, o bölgeyi kendisi için güvenli hale getirecek hareketi sağladığında muhtemelen Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu’nun da desteğini alarak oradaki savaşın sona ereceğini öngörüyoruz. Bu yıl içerisinde bunların sonuçlanacağını öngörmek herhalde doğru olsa gerektir.” Orta Doğu’da bu tür olayların 20’nci ve 21’inci Yüzyıl’da da meydana geldiğini kaydeden Atabay, “Bu tür olaylar Orta Doğu‘da özellikle 20. Yüzyıl’da hep oldu. 21. Yüzyılda daha da şiddetli hale geldi. Bunun şiddetli hale gelmesinin sebebi Sovyetler Birliği’nin yıkılması sonrasındaki bir boşluk oldu ve dünyanın yeniden yapılanması oldu. Bugün baktığımız zaman Ukrayna Savaşı sonrasında tabi Balkanlar’da Rusya’nın Güney’e inemeyeceği görüldü. Dolayısıyla gücünü Doğu bölgelerine çevirdi. İran üzerinden ve Orta Doğu üzerinden bunu yapmaya çalıştığını görüyoruz. Burada bir de şunu söylemek lazım, Türkiye’nin özellikle bu konudaki politikalarında Ermenistan’da yeniden normalleşme girişimini de göz ardı etmemek gerekiyor. Türkiye’de radikal unsurlar yerine daha mülayim ve daha demokratik unsurlarla işbirliği içerisine gireceğinin bir işareti olarak bunu değerlendirmek lazım” diye konuştu.
Eşini boğduktan sonra toprağa gömen tutuklu sanık, 6 ay önce de evini yakmış
31 Temmuz 2024 Çarşamba - 12:33 Eşini boğduktan sonra toprağa gömen tutuklu sanık, 6 ay önce de evini yakmış Çanakkale’nin Biga ilçesinde boşanma aşamasındaki eşini boğarak öldürerek hafriyat alanına gömen tutuklu sanık Fırat Yıldızhan’ın, olaydan 6 ay önce eşinin oturduğu evi yaktığı ortaya çıktı. Olayla ilgili hazırlanan iddianamede Fırat Yıldızhan hakkında ’zincirleme şekilde yakarak mala zarar verme’ suçundan 4 aydan 3 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Çanakkale’nin Biga ilçesinde 16 Şubat’ta meydana gelen olayda iddiaya göre, Fırat Yıldızhan (32) boşanma aşamasındaki eşi Saliha Gizem’in Lapseki’deki evinin önüne gelerek konuşmak istedi. Fırat Yıldızhan, Saliha Gizem’i evinin önünden otomobille alarak Lapseki’den Biga istikametine doğru yola çıktı. Bu sırada Yıldızhan ve Gizem tartışmaya başladı. Tartışma sonucunda Fırat Yıldızhan, Saliha Gizem’i iple boğarak öldürüp, cesedini Biga’nın Çavuşköy Mahallesi mevkisinde bir hafriyat alanına gömdü. Saliha Gizem’den haber alamayan ailesi ise durumu polis ve jandarma ekiplerine bildirdi. Yapılan detaylı çalışma sonucunda Saliha Gizem’in Lapseki’den bir araca binip, Fırat Yıldızhan ile birlikte ilçeden ayrıldığı belirlendi. Bunun üzerine polis ekipleri tarafından Fırat Yıldızhan ile ona yardım ettiği ileri sürülen kardeşi Yağız Yıldızhan gözaltına alındı. Cinayeti itiraf eden Fırat Yıldızhan, boşanma aşamasındaki eşi Saliha Gizem’in cansız bedenini gömdüğü bölgeye gösterdi. Polis ekipleri sabah saat 07.00 sıralarında Çavuşköy Mahallesi’ndeki hafriyat alanından Saliha Gizem’in cansız bedenini buldu. Gözaltına alınan Fırat Yıldızhan ve kardeşi, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılıktaki ifadelerinin ardından tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilen Fırat Yıldızhan ve kardeşi Yağız Yıldızhan, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Çanakkale Cumhuriyet Savcılığı, olayla ilgili soruşturmayı tamamlayıp iddianame hazırladı. İfadeler ve toplanan deliller ışığında savcı, sanıklar Fırat Yıldızhan’ın ’tasarlayarak eşe karşı öldürme’, kardeşi Yağız Yıldızhan’ın ise ’tasarlayarak yakın akrabayı öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Eşini öldürmeden 6 ay önce de evini yakmış Cinayetten sonra gözaltına alınan Fırat Yıldızhan’ın emniyetteki ifadesinde Saliha Gizem Yıldızhan’ın Lapseki ilçesinde kiracı olarak oturduğu evde, 11 Ağustos 2023’te yangın çıkardığını itiraf ettiği ortaya çıktı. Ölen ya da yaralananın olmadığı yangınla ilgili de başlatılan soruşturma tamamlanarak iddianame hazırlandı. İddianamede ise ifadeler ve toplanan deliller ışığında savcı Fırat Yıldızhan hakkında ’zincirleme şekilde yakarak mala zarar verme’ suçundan 4 aydan 3 yıla kadar hapis cezası talep etti.
Ezine Belediyesi’nden Şehir Gelişimine Yönelik Bir Dizi Önemli Çalışma
30 Temmuz 2024 Salı - 10:45 Ezine Belediyesi’nden Şehir Gelişimine Yönelik Bir Dizi Önemli Çalışma Ezine Belediyesi, ilçenin modernleşmesi ve vatandaşların yaşam kalitesinin artırılması amacıyla bir dizi önemli projeyi hayata geçiriyor. Belediyenin yürütmekte olduğu çalışmalar, ilçenin çeşitli alanlarında kapsamlı iyileştirmeler ve yenilikler getiriyor. Ezine Belediyesi, şehir merkezindeki Kent Meydanı’nın yapım çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Proje kapsamında, modern mimari anlayışıyla tasarlanmış yeni bir meydan inşa ediliyor. Bu meydan, sosyal etkinlikler, kültürel aktiviteler ve çeşitli toplumsal etkinlikler için önemli bir merkez haline gelecek. Kent Meydanı’nın tamamlanmasıyla birlikte, vatandaşların sosyal yaşam alanlarının çeşitlenmesi ve şehirdeki etkinliklerin artması bekleniyor. Doğayla iç içe vakit geçirebilme imkanı sunan M. Talat Çelikbaş Erenler Mesire Alanı’nda da önemli düzenlemeler yapılıyor. Belediyenin gerçekleştirdiği bu çalışmalarda, mesire alanının altyapısı yenileniyor ve çeşitli sosyal donatılar ekleniyor. Yeni yürüyüş yolları, dinlenme alanları ve çocuk oyun parkurları ile mesire alanı, hem yerli halk hem de ziyaretçiler için daha cazip bir mekan haline getiriliyor. Ezine Belediyesi, kültürel ve sanatsal faaliyetlerin desteklenmesi amacıyla Anfi Tiyatro Alanı’nda kapsamlı düzenlemeler gerçekleştiriyor. Tiyatro alanı, modern teknolojilerle donatılarak, açık hava etkinlikleri için uygun bir hale getiriliyor. Bu düzenlemeler, ilçedeki sanat ve kültür etkinliklerinin çeşitlenmesini ve daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacak. Çevre yönetimi ve atık yönetimi konularında önemli bir adım atan Ezine Belediyesi, Katı Atık Aktarma İstasyonu’nun yapımına devam ediyor. Bu istasyon, ilçede oluşan atıkların daha etkin bir şekilde yönetilmesini sağlayacak ve çevre kirliliğinin azaltılmasına katkıda bulunacak. Atıkların toplanması ve taşınması sürecinde sağlanacak iyileştirmeler, hem çevre hem de halk sağlığı açısından olumlu sonuçlar doğuracak. Ezine’nin ekonomik kalkınmasına katkıda bulunmak amacıyla, Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde doğalgaz hattı yapım çalışmaları da sürüyor. Bu projeyle, sanayi bölgesindeki işletmelere güvenilir ve kesintisiz enerji temin edilmesi hedefleniyor. Doğalgaz hattının tamamlanması, bölgedeki sanayi yatırımlarının artırılmasına ve üretim kapasitesinin genişletilmesine imkan tanıyacak.