Yerel Haberler
Çanakkale
28 Mart 2026 Cumartesi - 18:31 CHP Genel Başkanı Özel: "Ben milletimden utandım o görüntüler adına. Ben özür diyorum milletimden" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Özkan Yalım o görüntülerle ilgili ailesine karşı sorumludur, partimize kaşı sorumludur. Biz de Uşak halkına karşı sorumluyuz. O konuda sorumluluğumuz neyi gerektiriyorsa yaparız. Ama ben milletimden utandım o görüntüler adına. Ben özür diyorum milletimden" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 100’üncüsü Çanakkale’de düzenlenen ‘Millet İradesine Sahip Çıkıyor’ mitinginde konuştu. Özel’in konuşmasından önce parti meclis üyeleri, CHP’li belediye başkanları ile il ve ilçe CHP yöneticileri, Cumhuriyet Meydanı’ndaki partilileri selamladı. Sözlerine "Canım Çanakkale, güzel Çanakkale, yiğit Çanakkale. Geçilmez, teslim olmayan Çanakkale selam olsun sana" diyerek başlayan Özel, dün Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın gözaltına alınmasıyla ilgili ortaya çıkan görüntüler hakkında konuştu. Özel, "Dün erken saatlerde Uşak Belediyesi’ne, Belediye Başkanımız Özkan Yalım’a operasyon yapıldı. Konunun iki tarafı var. Bir tarafı efendim AVM’de kusur vardı, 10 kamyon al dedi belediyeye, 3 alayım dedi, olmadı şikayetçi oldu. Bakacaklar, kendine almamış, belediyeye demiş. Neyse çıkacak. Kendi cebine bir şey almamış, 300 tane tırı olan Uşak’ın en zenginlerinden biri olan ama bunları yaptılar. Bununla siyaseten mücadele ederiz. Bu sırada bazı görüntüler ortaya çıktı. Öncelikle şunu söyleyeyim. O görüntüler ve tabii ki şu anda 4 gün içeride, nedir, konuşacak, kendini anlatacak. Özkan Yalım, o görüntülerle ilgili ailesine karşı sorumludur, partimize kaşı sorumludur. Biz de Uşak halkına karşı sorumluyuz. O konuda sorumluluğumuz neyi gerektiriyorsa yaparız" dedi. "Ben özür diyorum milletimden" Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım ile ilgili basında çıkan görüntülere tepki gösteren Özel, "Bugün basılan o tüm paçavraların, basanlar utanmaz, bastıranlar utanmaz. Ama ben milletimden utandım o görüntüler adına. Ben özür diyorum milletimden. Bu rezillikler olduğu için. Ve maalesef bu kadar kirli bir savaşta, bunlara bu rezilliği yapacak bir alan açtığımız için büyük sıkıntı içindeyim. Bunu da Çanakkale’den milletime söyleyeyim" diye konuştu.
28 Mart 2026 Cumartesi - 09:14 Seddülbahir Kalesi, uluslararası ödüle layık görüldü Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda bir asır sonra restorasyon çalışmalarıyla ayağa kaldırılan, Çanakkale Boğazı’nı geçmek isteyen itilaf devletlerin 3 Kasım 1914’te ilk bombaladığı yer olan ilk şehitlerin verildiği Seddülbahir Kalesi, Wonder Global Design Awards 2025 Ödülleri’nde ‘Mimarlık-Kültürel/Toplumsal Mimarlık (Müzeler, Sergi Yapıları ve Pavyonlar)’ kategorisinde altın ödüle layık görüldü. IV. Mehmet’in annesi Hatice Turhan Sultan tarafından yaptırılan Kale 17. Yüzyıl kalesidir. Tarihin en kanlı savaşları arasında yer alan ve Mehmetçiğin kahramanlığı sayesinde ’Çanakkale Geçilmez’ destanının yazıldığı Çanakkale Savaşları’nda, Gelibolu Yarımadası’ndaki Seddülbahir Kalesi, boğazın güvenliğinde çok önemli rol oynadı. 108 yıl önce ’yedi düvel’e karşı Mehmetçik ile beraber karşı koyan kale, isabet eden top atışlarıyla gazi oldu. Çanakkale Boğazı’nı geçmek isteyen itilaf devletlerinin gemilerinden atılan top mermileri ile büyük hasar alan Tarihi Gelibolu Yarımadası’ndaki Seddülbahir Kalesi, aradan geçen bir asırlık zaman diliminde doğa şartları nedeniyle zarar gördü. Harap haldeki kaleyi ayağa kaldırıp, açık hava müzesi haline getirmek için Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nca 2015 yılında başlatılan restorasyon ve çevre düzenlemesi çalışmaları tamamlandı. 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 108’inci yıldönümünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ziyarete açıldı. Seddülbahir Kalesi Müzesinde, ziyaretçiler kalenin 17. yüzyıldan bugüne kadar ki tarihi hakkında bilgilendiriliyor. Ziyaretçiler, Çanakkale Savaşları’nın ilk şehitlerinin yer aldığı kabristanı ziyaret edip, 1915 Çanakkale Savaşları’nın bu kalede yaşanan kısımlarını, o dönemin savaş malzemelerini, belgelerini inceleyebiliyor. Seddülbahir Kalesinin restorasyon ve kazı çalışmaları sırasında çıkan Osmanlı asker künyeleri, Fransız cep saati, Osmanlı el bombası, Krupp topu namlu temizleme harbisi, Fransız ve Senegal asker palaları, Osmanlı mavzer süngüleri, Osmanlı süngü kını, Osmanlı palaska barutluğu, Osmanlı, Fransız ve Avustralya Asker Üniforması kol düğmeleri, mermiler ve Fransız mühimmat sandığı ile savaşın izleri yaşatılıyor. Seddülbahir Kalesi Kısa Liste Ödülü’ne layık görüldü 25 yıl süren araştırma, belgeleme, projelendirme ve uygulama çalışmalarının son sekiz yılında proje yürütücülüğünü üstlenen Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığının ilk master projesi olarak Cumhuriyetin 100. Yılında tamamlanarak ziyarete açılan Seddülbahir Kalesi mimari koruma ve çağdaş müzecilik anlayışını bir araya getiren dönüşümüyle uluslararası bir başarıya imza attı. Kale, dünya çapında mimarlık ve tasarım projelerini ödüllendiren Wonder Global Design Awards 2025 kapsamında önemli bir ödüle layık görüldü. Wonder Global Design Awards; mimarlık, iç mekân tasarımı, ürün tasarımı ve kültürel projeler gibi farklı alanlarda yenilikçi ve etkili tasarım çalışmalarını uluslararası bir jüri tarafından değerlendirerek ödüllendiren prestijli bir organizasyon. Farklı ülkelerden mimarlar, tasarımcılar ve akademisyenlerden oluşan jüri; projeleri estetik değer, işlevsellik ve toplumsal katkı gibi kriterler doğrultusunda değerlendiriliyor. Bu kapsamda KOOP Architects tarafından tasarlanan Seddülbahir Kalesi projesi, ‘Mimarlık-Kültürel/Toplumsal Mimarlık (Müzeler, Sergi Yapıları ve Pavyonlar)’ kategorisinde altın ödül kazandı.
28 Mart 2026 Cumartesi - 09:09 Gökçeada’da Koordinasyon ve Değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde Kaymakam Osman Acar Başkanlığında ilçe Kurum Amirleriyle Koordinasyon ve Değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Gökçeada Kaymakamı Osman Acar, ilçe genelindeki kamu hizmetlerinin etkinliğini artırmak ve kurumlar arası koordinasyonu güçlendirmek amacıyla ilçe idare şube başkanları ve kurum amirleriyle kapsamlı bir toplantı gerçekleştirdi. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü toplantı salonunda düzenlenen toplantıda, ilçenin genel durumu ele alınırken, kamu hizmetlerinin vatandaşlara daha hızlı, etkili ve verimli bir şekilde sunulmasına yönelik yürütülen çalışmalar değerlendirildi. Kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi, sahadaki uygulamaların daha koordineli yürütülmesi ve hizmet kalitesinin artırılması konularında görüş alışverişinde bulunuldu. Toplantıda konuşan Kaymakam Osman Acar, Gökçeada’da vatandaş odaklı yönetim anlayışını esas aldıklarını vurgulayarak, "İlçemizin her alanda daha ileriye taşınması için tüm kurumlarımızla birlikte var gücümüzle çalışıyoruz. Kamu hizmetlerinde etkinliği ve verimliliği artırarak, güler yüzlü ve nezaket odaklı bir kamu hizmeti anlayışını Gökçeada’mızda hâkim kılacağız" dedi. Toplantı, kurum amirlerinin talep ve önerilerinin dinlenmesinin ardından, önümüzdeki döneme ilişkin yol haritasının belirlenmesiyle sona erdi.
Atatürk’ün gezi teknesi, ’M/G Acar’ Çanakkale Deniz Müzesinde, müze olarak sergileniyor
15 Mart 2024 Cuma - 09:48 Atatürk’ün gezi teknesi, ’M/G Acar’ Çanakkale Deniz Müzesinde, müze olarak sergileniyor Çanakkale Boğaz Komutanlığı’na bağlı Deniz Müzesi Komutanlığı’nın bahçesine deniz yoluyla getirilen, Mustafa Kemal Atatürk’ün gezi teknesi olarak kullandığı ’M/G Acar’, müze olarak sergileniyor. Müze gemi de, yemek yediği salon ile kamarası yer alıyor. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, İstanbul Boğazı’nda gezinti ve ’Savarona’ yatına gitmek için kullandığı ’M/G Acar’ isimli gezi teknesi, 3 Temmuz 2017 tarihinde deniz yoluyla Deniz Müzesi Komutanlığı’nın bahçesine getirildi. Yaklaşık 9 ay süren çalışmalar ardından kaide üzerine oturtulan 27,5 metre boyunda, 5 metre genişliğinde ve 65 ton ağırlığındaki tekne, çevre düzenlemesinin tamamlanmasıyla birlikte 2018 yılı Nisan ayında düzenlenen törenle müze olarak ziyarete açıldı. Atatürk’ün yemek yediği salon ile kamarasının yer aldığı müze gemi, 6 yıldır Çanakkale Boğaz Komutanlığı’na bağlı Deniz Müzesi Komutanlığı’nın bahçesinde sergileniyor. Çanakkale Boğaz Komutanlığı’na bağlı Deniz Müzesi Komutanlığı’nın bahçesinde sergilenen Mustafa Kemal Atatürk’ün gezi teknesi olarak kullandığı ’M/G Acar’ botuyla ilgili bilgi veren Çanakkale Deniz Müzesi Komutanı Albay Serhan Aras, “Şuanda Acar Botundayız. Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Savarona gemisini diplomatik ziyaretlerde kullandığını biliyoruz. Sadece 52 gün boyunca bütün ömründe kullanabildiği Savarona yatına intikal ve geri intikallerinde Acar botunu kullanmış. Acar botu Almanya’da inşa edilmiş bir gemi, daha sonra Türkiye’ye getirildikten sonra Türk Deniz Kuvvetleri envanterine giriyor. Ve Cumhurbaşkanlığı yatı olarak hizmet veriyor. Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca, müzemize müze gemi olarak getirdik. Atatürk’ün şuanda Acar botunda yemek yemiş olduğu salondayız. Yemek takımları orijinal. Tabak ve çatalların üstünde Acar botunun amblemini görebilirsiniz. Atatürk son günlerinde Savarona’da nekahat dönemindeyken en son Dolmabahçe Sarayına, Acar botuyla intikal ediyor. Yani bu gemi aslında Ata’mızın denizle olan son bağlantısı, o nedenle bizim içinde son derece kıymetli” dedi. Müze gemi Acar’ın tarihçesi 1936-1937 tarihleri arasında Almanya’da inşa edilmiştir. Dönemin Alman yetkilileri tarafından verilen izne istinaden deniz trafiğine kapalı Kıel Kanalı’ndan geçirilerek 3 gün içerisinde İstanbul Dolmabahçe Sarayı önlerine getirilmiştir. Türk Deniz Kuvvetleri envanterine katılmasının ardından Mustafa Kemal Atatürk tarafından İstanbul Boğaz’ında gezinti ve Savarona yatına ulaşım amaçlı kullanılmıştır. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikalini müteakip Acar makam motoru olarak görev icra etmiş, hizmet dışına ayrılmasına müteakip Deniz Harp Okulu’na bağlanmıştır. 2000 yılında onarım ve restorasyona tabi tutulmuştur. 25 Temmuz 2001 tarihinde İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda düzenlenen törenle 10’uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in eşi Semra Sezer tarafından denize indirilmiştir. 2001-2015 yılları arasında Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’na bağlı olarak makam motoru görevini icra etmiştir. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Çanakkale Deniz Müzesi Komutanlığı’nda müze gemi olarak sergilenmek üzere 25 Eylül 2015 tarihinden itibaren hizmet dışına ayrılmıştır. 10 Mart 2017 tarihinden başlayan sergi alanına ait temel ve kaidenin yapım aşamasının sona ermesini müteakip; 15 Haziran 2017 tarihinde Çanakkale’ye deniz yoluyla intikal ettirilen gemi, 03 Temmuz 2017 tarihinde Çanakkale Deniz Müzesi Komutanlığı önünde kara kreyni vasıtasıyla alınarak, şu anda üzerinde bulunduğu kaideye oturtulmuştur.
Eski eşini bıçaklayan tutuklu sanık Halil Karabıyık: Zaten küçük bir kadın, istesem her zaman öldürürüm
14 Mart 2024 Perşembe - 13:07 Eski eşini bıçaklayan tutuklu sanık Halil Karabıyık: Zaten küçük bir kadın, istesem her zaman öldürürüm Çanakkale’nin Bozcaada ilçesinde 2 Eylül 2023 tarihinde eski eşi Elif Gedik’i (35) bıçaklayan tutuklu sanık Halil Karabıyık’ın ‘kasten adam öldürmeye teşebbüs, tehdit ve hakaret’ suçlarından Çanakkale 3’ncü Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasına başlandı. Tutuklu sanık Halil Karabıyık savunmasında, “Öldürme gibi bir niyetim olmasaydı bıçağı belden aşağı ayaklarına doğru sallamazdım, boynuna, kalbine saplardım. Zaten küçük bir kadın, istesem her zaman öldürürüm” dedi. Hakkındaki iddiaları kabul etmeyen tutuklu sanık Halil Karabıyık, tutuksuz yargılanmasını talep etti. Mahkeme heyeti sanık Halil Karabıyık’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Bozcaada ilçesinde 2 Eylül 2023 tarihinde 2 çocuğu ile birlikte yaşayan Elif Gedik, iddiaya göre şiddet ve baskı nedeniyle 2019 yılında eski eşi Halil Karabıkyık’tan boşandı. Feribot ile adaya gelen Halil Karabıyık, eski eşinin çalıştığı plaj malzemeleri satan iş yerine giderek, bıçakla saldırdı. Kalçasından ve karnından aldığı 2 bıçak darbesiyle yaralanan kadın çalıştığı iş yerinin karşısındaki markete kaçtı. Yaralı kadını market çalışanları ve müşteriler kurtardı. Market sahibi saldırganın elinden zorla bıçağı aldı. Kalçasından ve karnından bıçakla yaralanan Elif Gedik’e saldırı anı güvenlik kameralarınca saniye saniye kaydedildi. Yaşanan saldırı sonrası polis tarafından gözaltına alınan Halil Karabıyık, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği Ezine Adliyesinde çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Karara savcılık tarafından itiraz edildi. Savcılığın itirazı üzerine Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan Halil Karabıyık tutuklanarak cezaevine gönderildi. Eski eşi Elif Gedik’i bıçaklayan tutuklu sanık Halil Karabıyık’la ilgili iddianame tamamlandı. Çanakkale 3’ncü Ağır Ceza Mahkemesindeki 1’inci duruşmada savcı tutuklu sanık Halil Karabıyık’ın ‘kasten adam öldürmeye teşebbüs, tehdit ve hakaret’ suçlarında yargılanmasını talep etti. Duruşmaya müşteki Elif Gedik, yakınları, tutuklu sanık Halil Karabıyık, tanıklar Batuhan Göztepe, U.K. (17), müşteki ve sanık avukatları katıldı. Tutuklu sanık Halil Karabıyık, mahkemesindeki savunmasında, “Arkadaşımla birlikte evde oturuyorduk. Oğlumu aradım, açmadı. Oğlumu ulaşamayınca Elif’i aradım. Telefona bir başka adam çıktı. Bana küfür etmeye başladı. Kendisinin cinayetten yattığını söyledi. Bunun üzerine telefonu kapattım. Daha sonra beni görüntülü olarak aradılar. Elif ve yanındaki adamı öpüşürken gördüm. Sabah olduğunda ise oğlum arayıp olanları anlattım. Daha sonra Elif’in babasını aradım ve olanları anlattım. Elif’in babası, ‘onun psikolojisi bozuk. İdare et’ dedi. Bu durumları kendisiyle konuşmak için arkadaşımla birlikte Bozcaada’ya gittik. Çünkü kızım içi tedirgin oldum. Böyle bir adama çocuk emanet etmek istemedim. Bozcaada’ya geldikten sonra oğlum, arkadaşım ve ben Elif’in çalıştığı dükkana gittik. Elif’e yemek yiyerek olanları konuşmak istediğimi söyledim. Ben bıçağı yanımda sürekli olarak taşırdım. Yaptığım iş dolayısıyla ve arabamın kaportasını açmak için kullanıyordum. Yemek yemeğe gitmek için dükkandaki eşyaları topluyorduk. O sırada Elif yüzme tükürüp bana küfür etti. Benim niyetim ona ufakta olsa zarar vermekti, öldürme gibi bir niyetim yoktu. Öldürme gibi bir niyetim olmasaydı bıçağı belden aşağı ayaklarına doğru sallamazdım, boynuna, kalbine saplardım. Zaten küçük bir kadın, istesem her zaman öldürürüm. Ama niyetim öyle değildi. Ayaklarına zarar vermek istedim. İstesem de öldürmem. Çünkü kızım annesini çok seviyor. Babasız kaldı, bir de annesiz kalmasını istemem. Markete doğru koştuk. Daha sonra market içerisinde bıçakladım. Yaptıklarım normal değil, pişmanım. Böyle olmasını istemezdim. Oldu ve pişmanım. Niyetim öldürmek değil, öldürme gibi bir niyetim olsa 1 saat eşya toplar mıydım” dedi. Hakkındaki iddiaları kabul etmeyen tutuklu sanık Halil Karabıyık, tutuksuz yargılanmasını talep etti. Müşteki Elif Gedik ise mahkemesindeki savunmasında, “Eski eşimden evlilik başından evlilik sonuna kadar sürekli sistemik şiddet gördüm. Bunun hastane kayıtları, para cezaları mevcut. Hatta uzaklaştırma kararları var. Annemin evine gittiğim zaman camı kırarak, eve girip darp ettiği oldu. Sanığın iddialarını reddediyorum. 2’nci eşiyle nikah kıyabilmek için benimle anlaşmalı olarak boşandık. Beni aradığı zaman dışarda arkadaşlarım birlikteydim. Tahrik edecek bir şey yapmadım. Görüntülü aradığında öpüşme gibi bir eylem yaşanmadı. Olaydan bir gün önce beni aradı. Kızımla konuşmak istediğini söyledi. Ertesi gün işteydim. Oğlum, Halil ve arkadaşı çalıştığım işyerine geldi. Halil benimle işyerimin önündeki parkta konuşmak istediğini söyledi. Parka girmedim, önündeki kaldırıma oturduk. Bana geçen seneden beri benimle birlikte oturmak istediğini, ‘çocuklarla birlikte yanımda kal’ dedi. Ben kabul etmedim. Bunun üzerine dudağıma tokat attı, küfür etti. Beni öldüreceğini anladım. Sürekli olarak cebinde bulunan bıçağı gösteriyordu. O an bıçağı saplar diye bağıramadım. Dükkana müşteriler geldi. Dükkana gelenlere kaş, göz işareti yaparak polisleri aramalarını istedim. Şahsın telefonun çaldı. Telefonu açtığını görünce karşı markete doğru kaçtım. Eski eşim beni öldürecek diye bağırdım, yardım istedim. Bıçakla göğüsüme doğru hamle yaptı. Ben yan dönünce akciğer, karaciğer hasar aldı, kaburgam kırıldı. Orada bulunan vatandaşlar beni kurtardı, Halil’in eylemine son vermesini sağladı” diye konuştu. Tanık olarak gösterilen U.K., mahkeme huzurunda ifade vermeyi kabul etmedi. Başka bir suçtan cezaevinden yatan ve tanık olarak dinlenen Batuhan Göztepe’nin ise, olay günü Bozcada İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde verdiği ifadeyle mahkemede verdiği ifadelerde çelişki olduğu tespit edildi. Daha sonra mahkeme heyeti sanık Halil Karabıyık’ın tutukluluk halinin devamına karar vererek, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için davayı 5 Nisan tarihine erteledi.
Eski eşini bıçaklayan tutuklu sanık Halil Karabıyık: "Zaten küçük bir kadın, istesem her zaman öldürürüm"
14 Mart 2024 Perşembe - 13:05 Eski eşini bıçaklayan tutuklu sanık Halil Karabıyık: "Zaten küçük bir kadın, istesem her zaman öldürürüm" Çanakkale’nin Bozcaada ilçesinde 2 Eylül 2023 tarihinde eski eşi Elif Gedik’i (35) bıçaklayan tutuklu sanık Halil Karabıyık’ın ‘kasten adam öldürmeye teşebbüs, tehdit ve hakaret’ suçlarından Çanakkale 3’ncü Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasına başlandı. Tutuklu sanık Halil Karabıyık savunmasında, “Öldürme gibi bir niyetim olmasaydı bıçağı belden aşağı ayaklarına doğru sallamazdım, boynuna, kalbine saplardım. Zaten küçük bir kadın, istesem her zaman öldürürüm” dedi. Hakkındaki iddiaları kabul etmeyen tutuklu sanık Halil Karabıyık, tutuksuz yargılanmasını talep etti. Mahkeme heyeti sanık Halil Karabıyık’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Bozcaada ilçesinde 2 Eylül 2023 tarihinde 2 çocuğu ile birlikte yaşayan Elif Gedik, iddiaya göre şiddet ve baskı nedeniyle 2019 yılında eski eşi Halil Karabıkyık’tan boşandı. Feribot ile adaya gelen Halil Karabıyık, eski eşinin çalıştığı plaj malzemeleri satan iş yerine giderek, bıçakla saldırdı. Kalçasından ve karnından aldığı 2 bıçak darbesiyle yaralanan kadın çalıştığı iş yerinin karşısındaki markete kaçtı. Yaralı kadını market çalışanları ve müşteriler kurtardı. Market sahibi saldırganın elinden zorla bıçağı aldı. Kalçasından ve karnından bıçakla yaralanan Elif Gedik’e saldırı anı güvenlik kameralarınca saniye saniye kaydedildi. Yaşanan saldırı sonrası polis tarafından gözaltına alınan Halil Karabıyık, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği Ezine Adliyesinde çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Karara savcılık tarafından itiraz edildi. Savcılığın itirazı üzerine Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan Halil Karabıyık tutuklanarak cezaevine gönderildi. Eski eşi Elif Gedik’i bıçaklayan tutuklu sanık Halil Karabıyık’la ilgili iddianame tamamlandı. Çanakkale 3’ncü Ağır Ceza Mahkemesindeki 1’inci duruşmada savcı tutuklu sanık Halil Karabıyık’ın ‘kasten adam öldürmeye teşebbüs, tehdit ve hakaret’ suçlarında yargılanmasını talep etti. Duruşmaya müşteki Elif Gedik, yakınları, tutuklu sanık Halil Karabıyık, tanıklar Batuhan Göztepe, U.K. (17), müşteki ve sanık avukatları katıldı. Tutuklu sanık Halil Karabıyık, mahkemesindeki savunmasında, “Arkadaşımla birlikte evde oturuyorduk. Oğlumu aradım, açmadı. Oğlumu ulaşamayınca Elif’i aradım. Telefona bir başka adam çıktı. Bana küfür etmeye başladı. Kendisinin cinayetten yattığını söyledi. Bunun üzerine telefonu kapattım. Daha sonra beni görüntülü olarak aradılar. Elif ve yanındaki adamı öpüşürken gördüm. Sabah olduğunda ise oğlum arayıp olanları anlattım. Daha sonra Elif’in babasını aradım ve olanları anlattım. Elif’in babası, ‘onun psikolojisi bozuk. İdare et’ dedi. Bu durumları kendisiyle konuşmak için arkadaşımla birlikte Bozcaada’ya gittik. Çünkü kızım içi tedirgin oldum. Böyle bir adama çocuk emanet etmek istemedim. Bozcaada’ya geldikten sonra oğlum, arkadaşım ve ben Elif’in çalıştığı dükkana gittik. Elif’e yemek yiyerek olanları konuşmak istediğimi söyledim. Ben bıçağı yanımda sürekli olarak taşırdım. Yaptığım iş dolayısıyla ve arabamın kaportasını açmak için kullanıyordum. Yemek yemeğe gitmek için dükkandaki eşyaları topluyorduk. O sırada Elif yüzme tükürüp bana küfür etti. Benim niyetim ona ufakta olsa zarar vermekti, öldürme gibi bir niyetim yoktu. Öldürme gibi bir niyetim olmasaydı bıçağı belden aşağı ayaklarına doğru sallamazdım, boynuna, kalbine saplardım. Zaten küçük bir kadın, istesem her zaman öldürürüm. Ama niyetim öyle değildi. Ayaklarına zarar vermek istedim. İstesem de öldürmem. Çünkü kızım annesini çok seviyor. Babasız kaldı, bir de annesiz kalmasını istemem. Markete doğru koştuk. Daha sonra market içerisinde bıçakladım. Yaptıklarım normal değil, pişmanım. Böyle olmasını istemezdim. Oldu ve pişmanım. Niyetim öldürmek değil, öldürme gibi bir niyetim olsa 1 saat eşya toplar mıydım” dedi. Hakkındaki iddiaları kabul etmeyen tutuklu sanık Halil Karabıyık, tutuksuz yargılanmasını talep etti. Müşteki Elif Gedik ise mahkemesindeki savunmasında, “Eski eşimden evlilik başından evlilik sonuna kadar sürekli sistemik şiddet gördüm. Bunun hastane kayıtları, para cezaları mevcut. Hatta uzaklaştırma kararları var. Annemin evine gittiğim zaman camı kırarak, eve girip darp ettiği oldu. Sanığın iddialarını reddediyorum. 2’nci eşiyle nikah kıyabilmek için benimle anlaşmalı olarak boşandık. Beni aradığı zaman dışarda arkadaşlarım birlikteydim. Tahrik edecek bir şey yapmadım. Görüntülü aradığında öpüşme gibi bir eylem yaşanmadı. Olaydan bir gün önce beni aradı. Kızımla konuşmak istediğini söyledi. Ertesi gün işteydim. Oğlum, Halil ve arkadaşı çalıştığım işyerine geldi. Halil benimle işyerimin önündeki parkta konuşmak istediğini söyledi. Parka girmedim, önündeki kaldırıma oturduk. Bana geçen seneden beri benimle birlikte oturmak istediğini, ‘çocuklarla birlikte yanımda kal’ dedi. Ben kabul etmedim. Bunun üzerine dudağıma tokat attı, küfür etti. Beni öldüreceğini anladım. Sürekli olarak cebinde bulunan bıçağı gösteriyordu. O an bıçağı saplar diye bağıramadım. Dükkana müşteriler geldi. Dükkana gelenlere kaş, göz işareti yaparak polisleri aramalarını istedim. Şahsın telefonun çaldı. Telefonu açtığını görünce karşı markete doğru kaçtım. Eski eşim beni öldürecek diye bağırdım, yardım istedim. Bıçakla göğsüme doğru hamle yaptı. Ben yan dönünce akciğer, karaciğer hasar aldı, kaburgam kırıldı. Orada bulunan vatandaşlar beni kurtardı, Halil’in eylemine son vermesini sağladı” diye konuştu. Tanık olarak gösterilen U.K., mahkeme huzurunda ifade vermeyi kabul etmedi. Başka bir suçtan cezaevinden yatan ve tanık olarak dinlenen Batuhan Göztepe’nin ise, olay günü Bozcada İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde verdiği ifadeyle mahkemede verdiği ifadelerde çelişki olduğu tespit edildi. Daha sonra mahkeme heyeti sanık Halil Karabıyık’ın tutukluluk halinin devamına karar vererek, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için davayı 5 Nisan tarihine erteledi.
Çanakkale Savaşları’nın en kanlı çarpışmaları ’Nuri Yamut Anıtı’ bölgesinde gerçekleşti
14 Mart 2024 Perşembe - 12:51 Çanakkale Savaşları’nın en kanlı çarpışmaları ’Nuri Yamut Anıtı’ bölgesinde gerçekleşti ‘Çanakkale Geçilmez’ destanının yazıldığı, Tarihi Gelibolu Yarımadası’ndaki Çanakkale Savaşları sırasında en kanlı çarpışları Zığındere bölgesinde yaşandı. Çanakkale Savaşları sırasında Gelibolu Yarımadası’nda savaşan Nuri Yamut, 1943 yılında 2. Kolordu Komutanı olarak Gelibolu’da bulunduğu sırada, Zığındere’de şehit düşen askerler anısına Nuri Yamut Anıtını yaptırdı. Çanakkale Geçilmez’ destanının yazıldığı, Tarihi Gelibolu Yarımadası’ndaki Çanakkale Savaşları sırasında en kanlı savaşları Zığındere bölgesinde yaşandı. Çok şiddetli çarpışmalara sahne olan bu bölgede, şehit askerlerin bedenlerinden kalanlar yağmur ve toprak kayması gibi olaylar sonrası gün yüzüne çıktı. Çanakkale Savaşları sırasında Gelibolu Yarımadası’nda savaşan Nuri Yamut, 1943 yılında 2. Kolordu Komutanı olarak Gelibolu’da bulunduğu sırada, Zığındere’de şehit düşen askerler anısına anıt yaptırdı. Zığındere’de muharebelerde şehit düşen Türk askerlerine ait kemikler anıt içinde bulunan ve üzerinde ‘Şehidlik 1915’ yazılı kaidenin altına gömüldü. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsani ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, “Gelibolu Yarımadası’nı gezdiğimiz zaman Zığındere bölgesinde halk tarafından Nuri Yamut Anıtı denilen bir anıt ile karşılaşırız. Bu anıt Nuri Yamut’un burada kendisi 2’nci Kolordu Komutanlığı yaptığı sırada onun yaptırdığı bir anıttır. Yoksa Nuri Yamut kendi parasıyla bu anıtı yaptırmadı. Kendisi Çanakkale Savaşları sırasında Zığındere bölgesinde görev aldı ve orada tabi Çanakkale Savaşları’nın en kanlı savaşları gerçekleşti. Hatta Çanakkale Savaşları içinde en çok zayiatın verildiği yer Zığındere bölgesindeki savaşlar olmuştur. Nuri Yamut 2’nci Kolordo Komutanı olunca 2’nci Dünya Savaşı yıllarında burada beş tane Tümen bulunuyordu. O Tümen askerlerinin boş zamanlarında bir tarafta çeşitli faaliyetler gösterdiğini, bir taraftan yağmur yağdığında, toprak kayması gibi olaylar olduğunda yüzeye şehitlerimizin kemikleri çıkıyordu. O kemikleri toplatarak, orada bir anıt yapılmasını Milli Savunma Bakanlığına teklif etti. Asım Kömürcüoğlu tarafından planı yapılan bugün Zığındere Anıtı olarak bilinen anıtın yapıldığını görüyoruz. Nuri Yamut kendisi halk arasında çok sevilen bir kişiydi. Daha sonra da kendisi iki dönem Milletvekili olarak parlamentoya da girdi. 27 Mayıs’a kadar da orada görev yaptı. 27 Mayıs sonrasında ise tutuklanarak cezaevindeyken rahatsızlandı. Kalp krizi sonucunda hayatını kaybetti. Halk arasında özellikle Nuri Yamut’un döneminde yapılması nedeniyle bu anıt Nuri Yamut anıtı olarak bilinmektedir. Halbuki gerçekte şöyle olması lazım, ‘Zığındere Şehitler anıtı, altına da bir plaket yazarak, Orgeneral Nuri Yamut tarafından yapılmıştır’ ibaresinin bulunması tarihi açıdan daha gerçekçi olacaktır” dedi. Anıt’la ilgili bilgiler de veren Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, sözlerine şöyle devam etti: “Orada kemikleri bulunan ve daha sonra da oraya gömülen muhtelif sayı da askerden söz ediliyor. Bu rakamları 12 bine kadar çıkaranlar var. Tabiki anıtın büyüklüğüne baktığımız zaman bu rakamın bu şekilde olması mümkün değil. Tahminen orada 2 bin civarında askerin kemiklerinin bulunduğunu söyleyebiliriz. Bir de tabi Nuri Yamut’un özellikle o anıtı yaparken kendi evini satarak yaptığı şeklinde halk arasında bir inanç var. Bununla ilgili olarak özellikle Nuri Yamut’un mal varlığıyla ilgili belgeleri incelediğimiz de böyle bir evin satıldığı yada böyle bir evin olduğu konusun da bir kayıta rastlamadık. O nedenle bunun halk tamamen Nuri Yamut’u sevmesiyle ilgili olarak ortaya atıldığını söylemek gerekir.” Zığındere Şehitler Anıtı Çanakkale Savaşları sırasında Gelibolu Yarımadası’nda savaşan Nuri Yamut, 1943 yılında 2. Kolordu Komutanı olarak Gelibolu’da bulunduğu sırada, Zığındere’de şehit düşen askerler anısına Zığındere Şehitler Anıtı’nı yaptırdı. (Bu anıtın ismi yanlış şekilde “Nuri Yamut Anıtı” olarak resmi kayıtlarda geçmiştir. Halbuki Anıtı ismi “Zığındere Şehitliği” yazılması ve anıtın bir köşesine plaket üzerine “2.Kolordu Komutanı Nuri Yamut tarafından yaptırılmıştır” ibaresi yer almalıdır.) Zığındere bölgesinden toplanan çok sayıdaki şehidin kemikleri anıtın ortasında bulunan mermer lahdin altına gömüldü. Anıtın iç kısmında mermer bir levha bulunmaktadır. Bu levhanın üzerinde “Şehitlik 1915” ifadesi yer almaktadır. Anıtın yüksekliği 8,5 metre olup, kaidesi 17x15 m’dir ve 1555 m’lik bir alanı kaplamaktadır. Etrafı duvarlarla çevrili ve içinde çam ağaçları bulunan bir bahçesi vardır. Anıtın mimarı Asım Kömürcüoğlu’dur. Nuri Yamut kimdir Nuri Yamut, 1890 yılında Selanik’te doğdu. 1905 yılında Manastır Harp Okulu’na girdi. 1908 yılında Teğmen rütbesi ile Harp Okulu’ndan mezun oldu. 1909 yılında İstanbul’da çıkan 31 Mart Hadisesi üzerine taburu ile İstanbul’a gelerek 1911 yılına kadar kaldı. 14 Ekim 1911 tarihinde üsteğmen oldu. 50.Alay 3.Bölüğüne tayin edildi. 1912 yılında Balkan Savaşları sırasında Manastır 6.Kolordu 50.Alay 3.Bölükte görevli bulunduğu sırada Komanova Muharebeleri sırasında hastalandı. Manastır’ın işgali ile esir düştü ve Sırbistan’a sevk edildi. Esaret dönüşü, 19 Ağustos 1913’te Edirne’deki Mürettep 8.Kolordu’ya tayin oldu. Buradan Harp Akademisi’ne girdi. Bir yıl okuduktan sonra eğitimini bırakarak Birinci Dünya Savaşı’na katıldı. 21 Temmuz 1914 tarihinde İşkodra Tümeni mülhaklığına tayin edildi. Bu tümenle dört ay Asya Grubu’nda, yedi ay Çanakkale’de Zığındere’de savaşlara katıldı. Burada Çolak Faik Paşa’nın emrinde savaştı. Bir sene kıdem ve bir harp madalyası aldı. 1916 yılı Mayıs ayında Tümeni ile birlikte Kafkas Cephesi’ne gelerek Ognut bölgesinde ve aynı senenin Aralık ayında Çapakçur’daki 2.Kolordu Harekât Şubesi’nde görev yaptı. 1916 yılı Temmuz ayında Ruslarla yapılan Gönük Boğazı Muharebesi sonucu dokuz ay harp kıdemi ile taltif edildi. 1 Mart 1917 tarihinde yüzbaşılığa terfi etti. 1917 yılı Ağustos ayında 6.Ordu ile Irak Cephesi’ne gönderildi. Burada 18.Kolordu Komutanı Cafer Tayyar (Eğilmez) Bey’in emrinde Harekât Şube Müdürü olarak savaşa katıldı. 17 Haziran 1918 tarihine kadar burada görev yaptı. Bu süre içinde Cebel-ü Hamreyn Muharebesi’ne katıldı. 11 Nisan 1918 tarihinde Gümüş Liyakat Madalyası ile ve 11 Ekim 1918 tarihinde de Alman Demir Salip Nişanı ile taltif edildi. 22 Haziran 1918 tarihinden itibaren 14.Tümen Kurmay Başkanlığını vekâleten yürüttü. 8 Mart 1919 tarihinde eksik kalan tahsilini tamamlamak üzere Harp Akademisi’ne girdi. Tahsilini tamamladıktan sonra 8 Ocak 1921’den itibaren Harp Tarihi Şubesi’nde istihdam edildi. 2 Şubat 1921 tarihinde İstiklal Savaşı’na katılmak üzere İnebolu üzerinden Anadolu’ya geçti. Kocaeli Harekât Şubesi’ne memur edildi. 1 Mart 1921’de binbaşı oldu. İkinci İnönü Savaşı’na 7.Piyade Tümeni Kurmay Başkanı olarak katıldı.Eskişehir-Kütahya Muharebelerine, Sakarya Meydan Savaşı’na katıldı. Çatalkaya Mevkiinde yaralandı. Muharebe Gümüş İmtiyaz ve daha sonra da İstiklal Madalyası ile taltif edildi. Büyük Taarruza iştirak etti. Fevkaladeden olmak üzere 31 Ağustos 1922’de yarbaylığa yükseltildi. Cumhuriyetin ilanından sonra 1935 yılına kadar çeşitli karargâh ve birlikler ile Afganistan’da görev yaptı. 1935 yılında Tuğgeneral, 1936 yılında Tümgeneral, 1939 yılında Korgeneral ve 1945 yılında Orgeneralliğe yükseldi. 1931-1932 yıllarında Konya’da 5.Tümen’de, 1934 yılında Sarıkamış 9.Tümen Tugay Komutanlığı’nda, 1935-1937 yıllarında 9.Tümen Komutanlığı vekâletinde, 1938-1944 yıllarında önce 2.Kolordu Komutanlığı vekâletinde, sonra korgeneral olarak Kolordu Komutanlığı’nda Balıkesir ve Gelibolu’da, 1944 yılında İzmir’de 12.Kolordu Komutanlığı’nda, 1945-1949 yıllarında Orgeneral rütbesi ile Balıkesir 2.Ordu ve İstanbul 1.Ordu Komutanlığı görevlerinde bulundu. 3 Ocak 1949 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na atandı. 1 Temmuz 1949 tarihine kadar aynı zamanda Genelkurmay Başkan Vekilliği görevini de yürüttü. 1950 seçimlerinden sonra Türkiye’de yeni bir dönem başlamıştı. Bakanlar Kurulu 6 Temmuz 1950 tarihinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Abdurrahman Nafiz Gürman, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Zeki Doğan, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Mehmet Ali Ülgen, Jandarma Genel Komutanı Korgeneral Nuri Berköz, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İzzet Aksalur, Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Asım Tınaztepe, İkinci Ordu Komutanı Orgeneral Muzaffer Tuğsavul, Üçüncü Ordu Komutanı Orgeneral Mahmut Berköz gibi pek çok üst düzey komutan emekli edildiğinde sadece bu işleme tabi tutulmayan Kara Kuvvetleri Komutanı Nuri Yamut Genelkurmay Başkanlığı’na getirildi.
Narkotik Eğitim TIR’ı Çanakkale’de
14 Mart 2024 Perşembe - 12:04 Narkotik Eğitim TIR’ı Çanakkale’de İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün uyuşturucuyla mücadele kapsamında hazırladığı Narkotik Eğitim TIR’ı Çanakkale’ye geldi. İskele Meydanında konuşlanan Bağımlılıkla Mücadele Narkotik TIR’ını ziyaret ederek incelemelerde bulunan Vali İlhami Aktaş’a İl Emniyet Müdürü Selim Arıcı, Sahil Güvenlik Çanakkale Grup Komutanı SG. Yb. Ercan Oran ve İl Emniyet Müdürlüğü personeli eşlik etti. Vatandaşları narkotik suçlar ve madde bağımlılığı ile mücadele konusunda bilgilendirmeyi amaçlayan Bağımlılıkla Mücadele Narkotik TIR’ın da incelemelerde bulunan Vali İlhami Aktaş’a Bağımlılıkla Mücadele Narkotik TIR’ı hakkında uzman polisler tarafından bilgi verildi. Vali İlhami Aktaş, Bağımlılıkla Mücadele Narkotik TIR’ında görevli polislere teşekkür ederek, çalışmalarında başarılar diledi. Narkotik eğitiminin gençleri ve çocukları uyuşturucudan kurtarmak olduğunu belirten Vali İlhami Aktaş, “Bağımlılık hususuna sıfır toleransla yaklaştıklarını belirterek, bütün gençlerimizi ve ailelerini Bağımlılıkla Mücadele Narkotik TIR’ını ziyarete bekliyoruz” dedi. İçerisinde özel olarak oluşturulan 40 metrekarelik modern eğitim salonundaki 12 dokunmatik ekranda uyuşturucu maddenin insan vücudundaki etkilerini ayrıntılı görsellerle anlatıldığı Bağımlılıkla Mücadele Narkotik TIR’ında görevli narkotik uzmanı polisler tarafından uyuşturucuyla mücadele ve korunma yolları gibi konularında TIR’ı ziyaret eden vatandaşlara bilgi veriliyor.
(Özel) Örnek dayanışma...Hataylı depremzede öğrencilere test ve deneme kitabı desteği
14 Mart 2024 Perşembe - 09:50 (Özel) Örnek dayanışma...Hataylı depremzede öğrencilere test ve deneme kitabı desteği Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2’nci sınıf öğrencileri, Kurumsal Sosyal Sorumluluk dersi çerçevesinde ‘El Ele Geleceğe’ projesiyle Hatay’ın Samandağ ilçesinde bir lise ve eğitim kurumundaki üniversite sınavlarına hazırlanan 410 öğrenciye test kitapçığı ve deneme sınavı kitapçığı dağıtacak. ÇOMÜ Halkla İlişkiler Tanıtım Programı 2’nci sınıf öğrencileri Berna Bilal, Ece Aşıcı, Rümeysa Mağunacı ve Semanur Mutlu, Kurumsal Sosyal Sorumluluk dersi kapsamında anlamlı bir sosyal sorumluluk projesine imza attı. 4 üniversite öğrencisi ‘El Ele Geleceğe’ projesiyle 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli Hatay’ın da etkilendiği deprem de Samandağ ilçesindeki bir lise ve eğitim kurumunda üniversiteye hazırlanan 410 öğrenciye sponsorların da desteğiyle test kitapçığı ve deneme sınavı kitapçığı dağıtmaya karar verdi. Öğrenciler Berna Bilal, Ece Aşıcı, Rümeysa Mağunacı ve Semanur Mutlu 300’ü lise, 110’ü dershane öğrencilerine olmak üzere 7 koli test kitapçığı ve deneme sınavı kitapçığı hazırladı. Hatay’a gidecek olan 4 üniversite öğrencisi Cuma günü 300 lise öğrencisine, Cumartesi günü ise 110 dershane öğrencisine test kitapçığı ve deneme sınavı kitapçıklarını dağıtacak. ÇOMÜ Halkla İlişkiler Tanıtım Programı 2’nci öğrenci Berna Bilal, “Bizler Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Halkla İlişkiler Tanıtım Programı 2’nci sınıf öğrencileriyiz. Kurumsal Sosyal Sorumluluk dersi kapsamında bizlerden birer sosyal sorumluluk projesi tasarlamamız ve ekipler halinde bunları yapmamız istendi. Bizde 4 kişilik bir ekip oluşturduk. Projemizi Hatay’daki şuanda üniversite sınavına hazırlanan öğrenciler üzerine kurmaya karar verdik. Çünkü biliyorsunuz ki 6 Şubat depreminde pek çok öğrencinin gelecek hayalleri tamamen kaygıya dönüştü. Ve sadece bir sınav var. Nasıl hazırlanacağız, ne şartlarda hazırlanacağız gibi bu konuda çok fazla tereddütlerde sınavlara hazırlık yapıyorlar. Bizde bunun farkındalığına sahip iken bir şeyler yapmaya karar verdik. Çanakkale’de sponsorlarımızın destekleriyle kitap toplamaya karar verdik. Deneme sınavı kitapçıkları ve hedef kitlemizdeki 410 öğrenciye test kitabı yardımında bulunmaya karar verdik. Hatay’ın Samandağ ilçesine gideceğiz. Burada bir lisede ve eğitim kurumunda 410 öğrenciye topladığımız test ve soru kitapçıklarını 4 kişi ekip olarak dağıtacağız. Gitmiş iken sadece kitap desteğinde bulunmak olsun istemediğimiz için ekstra moral ve motivasyonlarını sağlamak adına onlarla birebir sohbet etmek istiyoruz. Üniversite öğrenciler ve ben bir depremzede olarak onlara nasıl devam ettiğimiz, ileri de bir hayatın hala olduğunu bir şekilde bu yolla söylemek istiyorum. Ekip arkadaşlarım da bu yolda en çok bu motivasyonla ile ilerlediler” dedi.