Yerel Haberler
Çanakkale
Çanakkale’de İsrail’in Filistinli esirleri hedef alan ’idam yasası’ protesto edildi 10 Nisan 2026 Cuma - 15:41:45 Çanakkale’de İsrail’in Filistinli esirler hakkında idamı öngören yasa tasarısı protesto edildi. Çanakkale’de Tacettin Arslan Camisi önünde cuma namazı çıkışı toplanan onlarca kişi, Filistin bayraklarıyla, İsrail Meclisi’nin onayladığı Filistinli esirlere idam cezası getirilmesini öngören tartışmalı yasayı protesto etti. Filistin’e Destek Platformu tarafından yapılan açıklamada, "Gözü dönmüş, azgın bir grup siyonist tarafından planlanmış ve ne yazık ki uygulamaya konulmuş, akılalmaz bir dönemi yaşamaktayız. Tüm değerlerin yok sayıldığı, çiğnendiği bir zaman diliminden geçmekteyiz. İnsanlık adeta azgın ve sapkın bir ideoloji tarafından ne yazık ki rehin alınmıştır. Biz esir değiliz! Bu esaret girişimine karşı kayıtsız kalacak da değiliz! Siyonist rejim şunu bilsin ki; zalimlerin topuna; canımızla, başımızla, elimizle, yüreğimizle, varımızla yoğumuzla direneceğiz. Siyonist İsrail rejimi tarafından, Gazze’de işlenen soykırımın kahredici acısı vicdanlarda canlı dururken, Lübnan’da ve İran’da ortaya konan yeni vahşetler insanlığı bir kez daha derinden sarsmıştır. 165 İranlı öğrencinin, siyonist rejim tarafından okul sıralarında katledilmesi ve bu katliamın küresel vicdanda yeteri kadar yer bulmaması bizleri derinden sarssa da, bugün burada olduğu gibi dünyanın dört bir yanından yükselen itiraz sesleri bir nebze olsun umudumuzu yeşertmektedir. Açıkça ifade etmek gerekir ki; İsrail’in Filistinli kardeşlerimize karşı idamı yasallaştırması tam bir vahşet, açık bir hukuk ihlalidir. İşgal ettikleri toprakların gerçek sahiplerini ipe götürmeye cüret etmek demek, kendi ipini çekmekten, terör devletinin kaçınılmaz sonunu hazırlamaktan başka bir şey değildir. Bu adımın Nazi zulmünden hiçbir farkı yoktur. Bu zulme imza atanlar ve her şey olurken sessiz kalanlar muhakkak ki, Hitler ile aynı akıbeti yaşayacaktır. Yine; Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatılması İslam’ın ve Müslümanların izzetine yapılmış bir saldırıdır. Ortaya konulan bu cürümlere karşı mücadelemiz kıyamete kadar devam edecektir. Filistin mücadelemizde önden gidenlere selam olsun. Şeyh Ahmet Yasin’e, Haniye’ye, Ebu Daif’e, son şanlı şehit Yahya Sinvar’a selam olsun. Bir Yahya’nın şehit oluşu binlerce genci hayy kılacak diri kılacaktır. Her doğan Yahya sancağı daha ileri taşıyacaktır. Gözü dönmüş Netanyahu’un yargılanacağı ve hak ettiği cezayı çekeceği günlerin yakınlığı bizzat kendisi tarafından da bilinmektedir. Gün gelecek zalimler hak ettikleri muameleye maruz bırakılacaktır. Gün gelecek akan her gözyaşının, dökülen her kanın ve yetim bırakılan her canın hesabı sorulacaktır. Ve zalimler için cehennem daima yaşayacaktır. Bizler Filistin’e Destek Platformu olarak; meşrep, mezhep, siyasi görüş, din ve dil ayrımı yapmaksızın küresel bir direniş hareketi başlatmakta her yönden ve her hususta zalim siyonist rejim ile mücadele etmekte kararlıyız. İkinci kez yola 200’ü aşkın gemiyle çıkacak Sumud Filosu’na tam desteğimizi ilan etmek istiyoruz" ifadeleri yer aldı. Basın açıklaması duanın ardından sona erdi.
Gökçeada’da caretta caretta yuvası bulundu
06 Ekim 2023 Cuma - 12:34 Gökçeada’da caretta caretta yuvası bulundu Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Biyoloji Bölümü Yüksek Lisans öğrencisi Emre Sandık, ihbar üzerine gittiği Çanakkale’nin Gökçeada ilçesine bağlı Eşelek köyü Aydıncık kumsalında caretta caretta yuvası buldu. Caretta caretta yavrularının güvenli bir şekilde denize ulaşması sağlandı. ÇOMÜ DEKUM Müdürü Prof. Dr. Şükran Yalçın Özdilek, "Kuzey Ege’de deniz kaplumbağalarının yuvalarının olduğuna dair 2’nci kesin kaydımız. Bundan 3 yıl önce Kabatepe’de gene Ekim ayında Kum plajında bir yuva kaydımız vardı" dedi. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deniz Kaplumbağaları Araştırma ve Uygulama Merkezi (DEKUM) bünyesinde araştırmalarını sürdüren Biyoloji Bölümü Yüksek Lisans öğrencisi Emre Sandık, 25 Eylül tarihinde Gökçeada ilçesine bağlı Eşelek köyü Aydıncık kumsalında caretta caretta yavrusu bulunduğu ihbarı üzerine bölgeye gitti. Sandık, 26 Eylül’de caretta caretta yuvasını buldu. 9 günlük bilimsel çalışmaların yapılmasının ardından yavru caretta carettaların dün Aydıncık kumsalında güvenli bir şekilde denize ulaşması sağlandı. ÇOMÜ DEKUM Müdürü Prof. Dr. Şükran Yalçın Özdilek, "Geçen hafta merkezimize Gökçeada’da bir yavru kaplumbağa kumsalda bulunduğu ihbarı geldi. Gökçeada’da eski öğrencimiz olan Pınar Kaymaz merkezimize ulaştı. Biz orada yavru deniz kaplumbağasını görünce orada bir yavru olabileceğini düşündük. Hatay’da izleme çalışması henüz bitmişti. Oradan gelen bu konuda uzman olan öğrencim Emre Sandık sahaya gitti. Yuvanın yerini buldu. Çok heyecanlandık. Artık Gökçeada’da Eşelek köyündeki Aydıncık kumsalında bir caretta caretta yuvamız var. İçinde de hatırı sayılı miktarda yavru vardı. Bunlardan bir kısmı açılıp denize gitmişti, bir kısmı hala yuvada duruyordu. Biz onları takip ettik. Birkaç günlük sürede denize salımlarını izledik. Bilimsel bütün kayıtları aldık. Bu kayıt bize Kuzey Ege’de deniz kaplumbağalarının yuvalarının olduğuna dair 2’nci kesin kaydımız. Bundan 3 yıl önce Kabatepe’de gene Ekim ayında Kum plajında bir yuva kaydımız vardı. Böylece Kuzey Ege’de Türkiye’nin bu kıyılarında bizim deniz kaplumbağalarının saçılmış bir şekilde yuvalama yerinin olduğunu söyleyebiliriz. Ülkemiz, deniz kaplumbağaları için önemli bir bilgi. Deniz kaplumbağalarının sayısı etkin koruma çalışmaları nedeniyle artıyor. Bu da artık deniz kaplumbağalarının belki de Kuzey Ege’de daha görünür hale gelmesine yol açıyor. Biz yuvanın bulunmasıyla ilgili birimlere başvuracağız. Önümüzdeki yıl o kumsalın takibini gerçekleştireceğiz. Önümüzdeki yıl da yuva var mı, yok mu diye bakacağız. Eğer varsa oranın tehditlerini ortaya koyarak gerekli tedbir ve önlemleri oranın yerel otoritesiyle birlikte almayı planlıyoruz" dedi. Yaz sezonlarında Hatay Samandağ bölgesinde deniz kaplumbağaları koruma ve izleme çalışması yürüttüklerini belirten ÇOMÜ Biyoloji Bölümü Yüksek Lisans öğrencisi Emre Sandık ise, "Bu sezonda Hatay Samandağ’da çalışmalarımızı gerçekleştirdik. Sezon bittikten sonra Çanakkale’ye döndüm. Bir ihbar üzerine Gökçeada’nın Eşelek köyü Aydıncık kumsalına gittim. Orada 2 gün kaldım. 2 gün boyunca ihbar üzerine yavru carettanın yuvasını buldum. Bilimsel çalışmalarımızın ardından hocamızla birlikte güvenli bir şekilde yavru carettaların denize ulaşmasını sağladık. Gökçeada’da ilk defa böyle bir durumla karşı karşıya kaldık. Adadaki diğer kumsalları, koyları dolaştım. Bu bölgelerde de caretta izlerine rastladım" diye konuştu.
100 yıldır kutlanmayan kurtuluş günü
06 Ekim 2023 Cuma - 10:01 100 yıldır kutlanmayan kurtuluş günü Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsani ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, Çanakkale’nin düşman işgalinden Kurtuluşu’nun 6 Ekim 1923 olduğunu belirterek, aradan geçen 100 yıl içinde Çanakkale’nin düşman işgalinden kurtuluşunun kutlanmadığını söyledi. Atabay, "Çanakkale’nin Düşman İşgalinden Kurtuluşu şu ana kadar kutlanmadı. Hep 18 Mart’ın gölgesinde kalmıştır. 100 yıldır Çanakkale’nin düşman işgalinden kurtuluşuyla ilgili herhangi bir tören Çanakkale’de yapılmamıştır" dedi. 24 Temmuz 1923 günü Lozan’da ‘İngiliz, Fransız ve İtalyan Kuvvetlerinin İşgal Etmiş Bulundukları Türk Topraklarının Boşaltılmasına İlişkin Protokol ve Bildiri’ imzalandı ve süreç başladı. Hem İstanbul’da hem de Çanakkale’de birer tahliye komisyonu oluşturuldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Ağustos 1923 günü Lozan Antlaşması’nı onayladı ve Dışişleri Bakanı İsmet Paşa bir nota ile İtilaf Devletleri Yüksek Komiserlerine bildirdi. Lozan Barış Antlaşması gereği, Boğazların tahliyesi anlaşmanın onaylanmasından sonra altı hafta içerisinde tamamlanması planlanıyordu. Çanakkale’de ve Boğaz’da bulunan İngiliz ve Fransızların işgal ettikleri askeri tesisler, sivil binalar, kullandıkları arazi ve emlakin boşaltılması, teslim ve tesellüm işlerinin gerçekleştirilmesi için Türk tarafı Çanakkale Mutasarrıfı Mehmet Rahmi Bey başkanlığında, Genelkurmay’dan gönderilen üç kurmay subay ile Çanakkale Jandarma Komutanı, Evkaf Müdür, Nafia Başmühendisi, Tahrirat Müdürü ve Belediye Reis’inden oluşan bir tesellüm komisyonu oluşturuldu. Bu komisyon tek tek İtilaf Devletlerinin Çanakkale’de boşalttıkları tesis ve emlaki kaydettiği gibi sivil halka mensup olan yerlerin de kullanım süre ve alacak-verecek hesaplamalarını kayda aldı. Tüm bu işlemler 23 Eylül 1923 tarihinde tamamlandı. İtilaf Devletlerine ait askerler ile onların beraberinde getirdikleri Ermeni ve Rum amele taburu 30 Eylül 1923 tarihinde Kilya’dan vapurlara binerek ayrıldı. Üç kişilik bir heyet sürenin tamamlanacağı tarihine kadar Çanakkale’de kaldı. Çimenlik Kalesi’nde yapılacak olan bir törenle, Çanakkale’nin teslim ve tesellüm işlemleri sona ermesi hedefleniyordu. 6 Ekim 1923 sabahı saat 10.00’da yapılan bir törenle Çanakkale İngiliz ve Fransız İşgal Kuvvetleri Komutanlarının temsilcileri belgeleri Vali Mehmet Rahmi Bey’e teslim etti. Kendilerini bekleyen bir motorla vapura binip, Çanakkale Boğazı’ndan Malta’ya doğru hareket etti. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsani ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, Çanakkale’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 6 Ekim 1923 olduğunu belirterek, aradan geçen 100 yıl içinde Çanakkale’nin düşman işgalinden kurtuluşunun kutlanmadığını belirterek, "24 Temmuz 19123 tarihinde Lozan Antlaşmasının imzalanmasıyla birlikte buna ekli olarak birde boğazlar bölgesinin boşaltılması protokolü imzalanmıştı. Bu protokol Lozan Antlaşmasının Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) onayından itibaren 6 hafta içerisinde boğazlar bölgesinin de Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetine boşaltılmasını ve teslim edilmesini ön görüyordu. 23 Ağustos 1923 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Lozan Antlaşmasını onayladı ve hemen bu onay belgesinin kabul edilmesiyle birlikte İsmet Paşa İstanbul’dan bulunan Yüksek Komiserlere bunu gönderdi ve nota ile boğazlar bölgesinin boşaltılması sürecinin başlamasını istedi. Bu tarihinden itibaren İngiliz, Fransız ve İtalyan birlikleri hem Çanakkale’de hem de İstanbul’da boşaltma faaliyetlerine başladılar. Önce Askeri Garnizonlar, daha sonra sivil binalar ve kullanımda olan depolar boşaltılacak ve Çanakkale bölgesinde bulunan özellikler Ermeni ve Rumlardan oluşan amele taburlarının ülkeyi terk etmesi sağlanacaktır. Bu amele taburları 29 Eylül’ü 30 Eylül’e bağlayan gün vapurlar Malta’ya doğru hareket edecek. Ayrıca en son askeri birliklerde yine ayrı tarihte burayı terk etmiş olacaktı. Tabi teslimle ilgili protokolün imzalanması konusunda 3 kişilik bir komisyon Çanakkale’de kaldı. Çanakkale’nin teslimi 6 Ekim 1923 tarihinde bu protokolün imzalanmasıyla birlikte saat 10.00’da gerçekleşti. Bu çerçevede Çanakkale’yi düşmandan teslim alan kişi Çanakkale’nin aynı zamanda da ilk Valisi ve son mutasarrıfı olan Mehmet Rahmi Bey olacaktır. Mehmet Rahmi Bey, bu protokolü imzaladıktan kısa bir süre sonra Çanakkale Valisi olacak ve Cumhuriyet ilan edildiği zaman da Vali olarak kendisini burada görüyoruz. Boğazlar bölgesinin boşaltılması İstanbul’un boşaltılması olarak algılanmış ve Çanakkale gölgede kalmıştır. Halbuki hem Çanakkale, hem de İstanbul aynı tarihte düşman işgalinden kurtulmuş ve 6 Ekim 1923 tarihinde yani bu yıl 100’üncü yıl olarak düşman işgalinden kurtulan son şehirlerimiz olarak karşımıza çıkmaktadır. Maalesef Çanakkale, Çanakkale Savaşları’nın gölgesinde kalarak, aslında bu milli günü şimdiye kadar unutmuştur. Ve düşmandan Çanakkale’yi teslim alan Mehmet Rahmi Bey’in de ismi vilayette bile bulunmuyor. Bu vesileyle hem Mehmet Rahmi Bey’i hem de Çanakkale’nin 100’üncü Kurtuluş yılını idrak etmesini bekliyoruz. 100’üncü yılın hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, “Çanakkale’nin Düşman İşgalinden Kurtuluşu şuana kadar kutlanmadı. Hep 18 Mart’ın gölgesinde kalmıştır. 100 yıldır Çanakkale’nin düşman işgalinden kurtuluşuyla ilgili herhangi bir tören Çanakkale’de yapılmamıştır. Bu yılda yapılacağını düşünmüyorum. Çünkü öyle bir program henüz elimize geçmedi” diye konuştu.
100 yıldır kutlanmayan kurtuluş günü
06 Ekim 2023 Cuma - 09:49 100 yıldır kutlanmayan kurtuluş günü Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsani ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, Çanakkale’nin düşman işgalinden Kurtuluşu’nun 6 Ekim 1923 olduğunu belirterek, aradan geçen 100 yıl içinde Çanakkale’nin düşman işgalinden kurtuluşunun kutlanmadığını söyledi. Atabay, "Çanakkale’nin Düşman İşgalinden Kurtuluşu şuana kadar kutlanmadı. Hep 18 Mart’ın gölgesinde kalmıştır. 100 yıldır Çanakkale’nin düşman işgalinden kurtuluşuyla ilgili herhangi bir tören Çanakkale’de yapılmamıştır" dedi. 24 Temmuz 1923 günü Lozan’da ‘İngiliz, Fransız ve İtalyan Kuvvetlerinin İşgal Etmiş Bulundukları Türk Topraklarının Boşaltılmasına İlişkin Protokol ve Bildiri’ imzalandı ve süreç başladı. Hem İstanbul’da hem de Çanakkale’de birer tahliye komisyonu oluşturuldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Ağustos 1923 günü Lozan Antlaşması’nı onayladı ve Dışişleri Bakanı İsmet Paşa bir nota ile İtilaf Devletleri Yüksek Komiserlerine bildirdi. Lozan Barış Antlaşması gereği, Boğazların tahliyesi anlaşmanın onaylanmasından sonra altı hafta içerisinde tamamlanması planlanıyordu. Çanakkale’de ve Boğaz’da bulunan İngiliz ve Fransızların işgal ettikleri askeri tesisler, sivil binalar, kullandıkları arazi ve emlakin boşaltılması, teslim ve tesellüm işlerinin gerçekleştirilmesi için Türk tarafı Çanakkale Mutasarrıfı Mehmet Rahmi Bey başkanlığında, Genelkurmay’dan gönderilen üç kurmay subay ile Çanakkale Jandarma Komutanı, Evkaf Müdür, Nafia Başmühendisi, Tahrirat Müdürü ve Belediye Reis’inden oluşan bir tesellüm komisyonu oluşturuldu. Bu komisyon tek tek İtilaf Devletlerinin Çanakkale’de boşalttıkları tesis ve emlaki kaydettiği gibi sivil halka mensup olan yerlerin de kullanım süre ve alacak-verecek hesaplamalarını kayda aldı. Tüm bu işlemler 23 Eylül 1923 tarihinde tamamlandı. İtilaf Devletlerine ait askerler ile onların beraberinde getirdikleri Ermeni ve Rum amele taburu 30 Eylül 1923 tarihinde Kilya’dan vapurlara binerek ayrıldı. Üç kişilik bir heyet sürenin tamamlanacağı tarihine kadar Çanakkale’de kaldı. Çimenlik Kalesi’nde yapılacak olan bir törenle, Çanakkale’nin teslim ve tesellüm işlemleri sona ermesi hedefleniyordu. 6 Ekim 1923 sabahı saat 10.00’da yapılan bir törenle Çanakkale İngiliz ve Fransız İşgal Kuvvetleri Komutanlarının temsilcileri belgeleri Vali Mehmet Rahmi Bey’e teslim etti. Kendilerini bekleyen bir motorla vapura binip, Çanakkale Boğazı’ndan Malta’ya doğru hareket etti. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsani ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, Çanakkale’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 6 Ekim 1923 olduğunu belirterek, aradan geçen 100 yıl içinde Çanakkale’nin düşman işgalinden kurtuluşunun kutlanmadığını belirterek, "24 Temmuz 19123 tarihinde Lozan Antlaşmasının imzalanmasıyla birlikte buna ekli olarak birde boğazlar bölgesinin boşaltılması protokolü imzalanmıştı. Bu protokol Lozan Antlaşmasının Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) onayından itibaren 6 hafta içerisinde boğazlar bölgesinin de Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetine boşaltılmasını ve teslim edilmesini ön görüyordu. 23 Ağustos 1923 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Lozan Antlaşmasını onayladı ve hemen bu onay belgesinin kabul edilmesiyle birlikte İsmet Paşa İstanbul’dan bulunan Yüksek Komiserlere bunu gönderdi ve nota ile boğazlar bölgesinin boşaltılması sürecinin başlamasını istedi. Bu tarihinden itibaren İngiliz, Fransız ve İtalyan birlikleri hem Çanakkale’de hem de İstanbul’da boşaltma faaliyetlerine başladılar. Önce Askeri Garnizonlar, daha sonra sivil binalar ve kullanımda olan depolar boşaltılacak ve Çanakkale bölgesinde bulunan özellikler Ermeni ve Rumlardan oluşan amele taburlarının ülkeyi terk etmesi sağlanacaktır. Bu amele taburları 29 Eylül’ü 30 Eylül’e bağlayan gün vapurlar Malta’ya doğru hareket edecek. Ayrıca en son askeri birliklerde yine ayrı tarihte burayı terk etmiş olacaktı. Tabi teslimle ilgili protokolün imzalanması konusunda 3 kişilik bir komisyon Çanakkale’de kaldı. Çanakkale’nin teslimi 6 Ekim 1923 tarihinde bu protokolün imzalanmasıyla birlikte saat 10.00’da gerçekleşti. Bu çerçevede Çanakkale’yi düşmandan teslim alan kişi Çanakkale’nin aynı zamanda da ilk Valisi ve son mutasarrıfı olan Mehmet Rahmi Bey olacaktır. Mehmet Rahmi Bey, bu protokolü imzaladıktan kısa bir süre sonra Çanakkale Valisi olacak ve Cumhuriyet ilan edildiği zaman da Vali olarak kendisini burada görüyoruz. Boğazlar bölgesinin boşaltılması İstanbul’un boşaltılması olarak algılanmış ve Çanakkale gölgede kalmıştır. Halbuki hem Çanakkale, hem de İstanbul aynı tarihte düşman işgalinden kurtulmuş ve 6 Ekim 1923 tarihinde yani bu yıl 100’üncü yıl olarak düşman işgalinden kurtulan son şehirlerimiz olarak karşımıza çıkmaktadır. Maalesef Çanakkale, Çanakkale Savaşları’nın gölgesinde kalarak, bu aslında milli günü şimdiye kasar unutmuştur. Ve düşmandan Çanakkale’yi teslim alan Mehmet Rahmi Bey’in de ismi vilayette bile bulunmuyor. Bu vesileyle hem Mehmet Rahmi Bey’i hem de Çanakkale’nin 100’üncü Kurtuluş yılını idrak etmesini bekliyoruz. 100’üncü yılın hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, “Çanakkale’nin Düşman İşgalinden Kurtuluşu şuana kadar kutlanmadı. Hep 18 Mart’ın gölgesinde kalmıştır. 100 yıldır Çanakkale’nin düşman işgalinden kurtuluşuyla ilgili herhangi bir tören Çanakkale’de yapılmamıştır. Bu yılda yapılacağını düşünmüyorum. Çünkü öyle bir program henüz elimize geçmedi” diye konuştu.