Yerel Haberler
Çanakkale
27 Şubat 2026 Cuma - 11:44 Çanakkale’de katı gübre dağıtma makinaları işletmelere teslim edildi Çanakkale’nin Çan ve Biga ilçelerinde bulunan Çan Süt Üreticileri Birliği ve S.S. Biga Örtülüce Tarımsal Kalkınma Kooperatifine katı gübre dağıtma makinaları teslim edildi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Türkiye İklim Akıllı Ve Rekabetçi Tarımsal Büyüme Projesi (TUCSAP)’ çerçevesinde ‘Su Kirliliği ve Sera Gazı Emisyonları Üzerindeki Hayvansal Üretimden Kaynaklanan Baskıların Azaltılması" projesi ile hayvansal üretim yapan işletmelerde gübre yönetiminin sağlanması amacıyla gübre depoları ve ortak tarım makinası kurulumu yapılacak. Hayvancılık işletmelerinin hayvansal gübre yönetimi altyapılarının geliştirilmesi ve hayvansal gübre yönetimi konusunda çiftçilerin uygulamalarını desteklemek, ortak tarım makineleri oluşturmak amacı ile Çanakkale’de ise Çan Süt Üreticileri Birliği ve S.S. Biga Örtülüce Tarımsal Kalkınma Kooperatifine proje çerçevesinde ilk etapta birer adet 8 metreküp kapasiteli katı gübre dağıtma makinası teslimi gerçekleştirildi. Ardından proje ile ileriki dönemlerde çiftçi örgütlerine birer adet; 8-10 metreküp kapasiteli sıvı hayvansal gübre enjeksiyon makinası, 8-10 metreküp kapasiteli sıra arası sıvı hayvansal gübre enjeksiyon makinası, mekanik anıza doğrudan ekim makinası, pnömatik anıza doğrudan ekim makinası teslimatları gerçekleştirilecek. Ortak tarım makina parkının bütçe tutarı yaklaşık 10 milyon lira.
Tuğba Yavaş’ın şüpheli ölümüyle ilgili davada psikiyatri doktoru: "İntihar eğilimi gözlemlemedik"
27 Ekim 2025 Pazartesi - 18:34 Tuğba Yavaş’ın şüpheli ölümüyle ilgili davada psikiyatri doktoru: "İntihar eğilimi gözlemlemedik" Çanakkale’de 39 yaşındaki restoratör Tuğba Yavaş’ın 5. kattan düşerek hayatını kaybettiği olayla ilgili eşinin yargılanmasına devam edildi. Duruşmada tanık olarak dinlenen Tuğba Yavaş’ın psikiyatri doktoru, "Her görüşmede hastada intihar konusunda bir eğilim olup olmadığını mutlaka sorgularız. Tedavi sürecinde böyle bir şey sezmedim. Kendisinin de böyle bir söylemi olmadı" dedi. Olay, 30 Ekim 2024 tarihinde merkeze bağlı Kepez beldesi Hamidiye Mahallesi Aziz Nesin Caddesi’ndeki bir apartmanda meydana geldi. Henüz belirlenemeyen bir nedenle Tuğba Yavaş (39), apartmanın 5’inci katındaki dairenin balkonundan park halindeki motosikletin üzerine düştü. Durumu fark eden komşuların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen ambulansla Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevk edilen Tuğba Yavaş, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından polis ekipleri tarafından yapılan incelemeler sonucunda olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Yapılan çalışmalarda ekipler Tuğba Yavaş’ın eşi Prof. Dr. Alptekin Yavaş’ın ifadesine başvurdu. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Alptekin Yavaş. çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Çanakkale Cumhuriyet Savcılığı’nın soruşturmaşr tamamlamasının ardından iddianame hazırlandı. Prof. Dr. Alptekin Yavaş hakkında ‘başkasını intihara yönlendirme halinde intiharın gerçekleşmesi’ suçundan Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İlk duruşmanın ardından dava Çanakkale 3. Ağır Ceza Mahkemesince ele alındı. Bu arada sanık Alptekin Yavaş’ın avukatları, yeni duruşma öncesi tutukluluk için itiraz etti. Mahkeme ise sanık Yavaş’ın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar verdi. Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen üçüncü duruşmada müşteki yakınları ve tutuksuz yargılanan Prof. Dr. Alptekin Yavaş hazır bulundu. Sanık Yavaş’ın ve müşteki yakınlarının dinlenmesinin ardından hakim, sanık Yavaş’ın tutuksuz yargılanmasının devamına karar vererek, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için davayı ileri bir tarihe erteledi. Davanın dördüncü duruşması, bugün Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tuğba Yavaş’ın yakınları ve tutuksuz yargılanan sanık Prof. Dr. Alptekin Yavaş duruşma salonunda hazır bulundu. "İntihar eğilimi gözlemlemedik" Tuğba Yavaş’ın psikiyatrik tedavi sürecini yakından takip eden Psikiyatri Bölümü Araştırma Görevlisi Fatmagül Eda Köksalan, "Tuğba Yavaş, epilepsi rahatsızlığından kaynaklı nöroloji bölümünden bize yönlendirildi. Kendisine toplamda 6 kez ilaç tedavisi uyguladık. Tedaviden olumlu sonuç aldı. Kıskançlık düşünceleri vardı. Birazcık depresif bir hal içerisindeydi. Eşinin onu aldattığına yönelik düşünceler içerisindeydi. Her görüşmede hastada intihar konusunda bir eğilim olup olmadığını mutlaka sorgularız. Tedavi sürecinde böyle bir şey sezmedim. Kendisinin de böyle bir söylemi olmadı" dedi. "Alptekin eşinin başında ‘Tuğba kurban olurum ses ver’ diyordu" Ailenin alt komşuları olan Elçin Pınarbahçe ise olay anını şöyle anlattı: "Olay günü bir ses duydum. Camı açtım, biri yerde yatıyordu. İnleme sesi geliyordu. Sanık yanındaydı, ‘Tuğba kurban olurum ses ver’ diyordu. Ben hemen eşimin yanına gittim. Evimin balkonuna çıktık. Önce polis, sonra ambulans geldi. Tuğba Yavaş yüzüstü yatıyordu, ne şekil düştüğünü görmedim." Yavaş ailesinin bir başka komşusu Hızır Sinan ise, "Olay olduğu gece ben 02.00 sularında yeni yatmıştım, eşim uyumuştu. Ben telefonda bir şeylere bakıyordum. Bir çarpma sesi dışarıdan geldi. İlk başta araç çarpması olacağını düşündüm. Yardımcı olmak için otoparkı gözlemledim, bir şey göremedim. Sağıma dönüp baktığımda apartman giriş kapısının hemen önünde bir kişinin yerde yattığını gördüm. Aşağıya indiğimizde Tuğba Yavaş inliyordu. Alptekin Yavaş ise endişeli gibiydi. Bize ’Ambulansı aradınız mı?’ diye soruyordu. Bu sırada sanığın eşine yönelik bir söz kullandığını duymadım. Alptekin aşağıya indiğinde giyinmiş vaziyetteydi, ayakkabıları var mıydı hatırlamıyorum" dedi. "İlaç tedavisinin ardından durumu iyiye gitmişti" Tedavinin bir kısmında Tuğba Yavaş’ın sürecine eşlik eden Psikiyatri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şükrü Alperen Korkmaz, "Kendisi üniversitemizin nöroloji bölümünden yönlendirilmişti. Tuğba Yavaş’ın epilepsi hastalığı vardı, resmi evrakla bize sevk edildi. O dönemde sara hastalığına bağlı olduğunu düşündüğümüz, tedavisi edilmesi gereken bir kıskançlık düşüncesi ile sevk edilmişti. Şikayetlerini dinledik, buna göre bir tedavi başladık. Dinlediğimde intihar deneyimi sezinlemedim. Kontroller sırasında da böyle bir eğilimi yoktu. Durumunun olumlu olduğunu gözlemledik. İntihar eğilimi gözlemlemedik" diye konuştu. Tuğba Yavaş ile çok samimi olduklarını söyleyen çiftin komşusu Emine Demir, "Günde 4-5 saat geçirirdik, birlikte yürüyüşlere çıkardık. Tuğba Hanım’ın epilepsi hastalığı vardı ama psikolojik sıkıntısı yoktu. Hiçbir zaman yanımda epilepsi hastalığı geçirmedi. Beraber yürüyüşlere başladık. Bir süre sonra bana eşi ile aralarında sorunların olduğunu söylemeye başladı. Bir gün Tuğba ile sohbet ettiğimizde bana ondan ayrı odada cinsel içerikli film izlediğini ve yattığını söyledi" ifadelerini kullandı. Ardından Alptekin Yavaş dinlenildi. Sanık ve müşteki yakınlarının ifadesinin alınmasının ardından hakim, sanık Alptekin Yavaş’ın tutuksuz yargılanmasının devamına karar verip, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı 12 Ocak 2026 tarihine erteledi.
Çanakkale Boğaz’ında iddialı dalış denemesi; Hedefi 36 saat su altında kalmak
27 Ekim 2025 Pazartesi - 09:16 Çanakkale Boğaz’ında iddialı dalış denemesi; Hedefi 36 saat su altında kalmak Çanakkale’de yaşayan Mazlum Kibar, 18 Mart Çanakkale Zaferine armağan etmek ve denizlerde yaşanan müsilaj sorununa dikkat çekmek için 36 saat suyun altında kalarak Guiness Dünya Rekorunu kırmayı hedefliyor. Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu’nun (TSSF) CMAS ve aynı zamanda SSI dalış eğitmenliklerim bulunan Mazlum Kibar(32), 2011 yılında dalışa başladı. 2015’ten bu yana da ise profesyonel olarak bu işi icra eden Kibar Çanakkale Boğazı Saroz Körfezi’nde yeni bir rekor denemesine hazırlanıyor. Kibar, su sıcaklığı 15 derece ve altı olan Saroz Körfezi’nde 17 Mart 2026’da rekor dalış denemesi için suyun altına girecek. Kibar, burada günlük rutinini gerçekleştirerek 36 saat boyunca kalmayı hedefliyor. 18 Mart Çanakkale Zaferi gününde ise karaya çıkarak Çanakkale’ye o özel günde bir zafer daha kazandırmayı amaçlıyor. Aynı zamanda dalış yaptığı Saroz Körfezi’nde yaşanan müsilaj tahribatını da gözler önüne sermek istiyor. Mazlum Kibar rekor dalış denemesine hazırlık aşamasının devam ettiğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı; " Şimdi de ekibimle beraber her gün suda uzun süre dalışlar gerçekleştirip, mümkün olduğunca o soğuğa karşı direncimizi kazandıracak dalışlar yapıyoruz. Bunun haricinde ev ortamında, küvete buz doldurup buzun içerisinde kalarak sürelerimizi arttırıyoruz. Hedefimiz o soğuğa karşı direnci arttırmak. 36 saat kalacağıma inanıyorum. Mesele burada o soğuğa karşı mücadeleyi doğru bir şekilde yönetmek." 36 saat suyun altında kaldıktan sonra dünya rekorunu kırıp ülkemize armağan edeceğiz Dünya rekorunu kırıp Türkiye’ye aramağan edeceğini söyleyen Mazlum Kibar, "18 Mart 2026’da Çanakkale Zaferi Günü’nde suyun altına girip yaklaşık 36 saat kalmayı planlıyoruz. Bu süreçte de 15 derecenin altındaki bir su sıcaklığında bu denemeyi gerçekleştireceğiz. Guinness Dünya Rekoru denemesi olacak. Suyun altından hiç çıkmadan 36 saat boyunca, suyumuzu içeceğiz, yemeğimizi yiyeceğiz, uykumuzu uyuyacağız ve 36 saat suyun altında kaldıktan sonra dünya rekorunu kırıp ülkemize armağan edeceğiz" dedi. Çanakkale’ye 18 Mart’ta bir zafer daha armağan etmek istiyor Rekoru kırarak uluslararası medyada Türkiye’nin adını bir kez duyuracağını vurgulayan Kibar, "Suyun altındaki hiçbir canlı karada belli bir süreden daha fazla yaşayamıyor. Aynı şekilde karadaki hiçbir canlı da suyun altında belli bir süreden daha fazla yaşayamıyor. Peki karadaki bir canlı suyun altında en fazla ne kadar yaşayabilir? Bu soruyu biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Bununla yola çıkıp suyun altında en uzun süre yaşayan insan olmayı hedefledim. Ondan sonra bu alanda farklı farklı rekor denemeleri var; en uzun süre kapalı konforlu ortamda, en uzun süre denizde, en uzun süre tatlı suda yani bir gölde ve en uzun süre denizde soğuk suda yani 15 derecenin altı su sıcaklığında. Biz sırasıyla her bir dünya rekorunu deneyip umarım kırıp ülkemize armağan edeceğiz. Bunlardan en zoru olan soğuk su rekor denemesini ilk gerçekleştirmeyi hedefledik. Burada 15 derecenin altında olması sebebiyle hipotermiye yakalanma durumu söz konusu, biraz hipotermiyle de mücadele ediyor olacağız. Allah’ın izniyle biz suya girip 36 saat sonra sudan çıkıp bu rekoru kıracağız. Çanakkale’ye 18 Mart Zaferi gününde bir zafer daha armağan edip hem de ülkemizin adını bir kez daha uluslararası medyada duyurarak bu rekor denemesini gerçekleştirmeyi istiyoruz" ifadelerini kullandı. Soğuğa alışmak için 10 yıldır mont giymiyor Çalışmalarına uzun süredir başladığını belirten Kibar, "Çalışmalarım aslında şu an yeni başlamadı, 2015’ten bu yana ben mont giymiyorum. Şu an Çanakkale’de de serin bir hava var. 2015’ten bu yana sürekli o soğuğa karşı bir mücadele içerisindeyim" diyerek sözlerine şöyle devam etti: "Kışın arkadaşlarla bir yere giderken herkes kafayı yedin moduyla bakıyor ama bu rekora hazırlanma süreciyleydi. Şimdi de ekibimle beraber her gün suda uzun süre dalışlar gerçekleştirip, mümkün olduğunca o soğuğa karşı direncimizi kazandıracak dalışlar yapıyoruz. Bunun haricinde ev ortamında, küvete buz doldurup buzun içerisinde kalarak sürelerimizi arttırıyoruz. Hedefimiz o soğuğa karşı direnci arttırmak. 36 saat kalacağıma inanıyorum. Mesele burada o soğuğa karşı mücadeleyi doğru bir şekilde yönetmek." Rekor denemesiyle ilk dalışını yaptığı Saroz Körfezi’nde yaşanan müsilaja da dikkat çekecek Hem 18 Mart Çanakkale Zaferine bir armağan hem de ilk dalışını yaptığı Saroz Körfezi’nde yaşanan müsilaja bu rekor denemesiyle dikkat çekeceğini açıklayan dalgıç, "Ben ilk dalışımı Saros Körfezi’nde gerçekleştirdim. Saros Körfezi de Çanakkale’de bulunuyor. Buraya ilk girdiğimde şunu hissettim; ben yeni doğmuş bir bebek gibiydim suyun altına girdiğimde ve her girdiğimde bu devam etti. Ne yazık ki günümüzde bir müsilaj sorunu var. Bu müsilaj sorunu da Marmara’dan Çanakkale Boğazı’ndan çıkıp özellikle lodos batı rüzgarı estiğinde Saros Körfezi’ne doğru dolmakta. Eğer biz bu müsilaja bir çözüm üretmezsek Saros Körfezi de gitgide ölmeye mahkum olacak. Aşağıdaki canlılar, suyun altındaki biyo-yapı çeşitliliğinin tahribatını suyun altına girdiğimizde görüyoruz. Evet şu an yüzeyde hiçbir şey görünmüyor ama altına girdiğimizde bu tahribat ne yazık ki gözüküyor. Özellikle Mart, Nisan, Mayıs aylarında çok yoğun bir şekilde bu gözükmekte. Sıcakladığında bu daha da çözülüyor. Biz bir yandan Çanakkale’deki o 18 Mart’taki getirilmiş olan o zaferdeki verilen mücadeleyi suyun altında da verip bakın aslında burada da bu sorun var, bu müsilaja bir çözüm üretmemiz gerekiyor. Biz mücadele ederek sadece savaş zamanları değil, artık mücadeleler uluslararası bu tarz branşlarla da gerçekleşiyor. Biz buradaki başarımızı elde edersek inşallah onu da Saros Körfezi’ni koruma amacıyla, bunu duyurma amacıyla yapacağız. Bir nebze de olsa buradaki müsilaj sorununa çözüm üretmeyi de istiyoruz" şeklinde.