Yerel Haberler
Çanakkale
Adalet Bakanı Tunç: "Terörsüz Türkiye’nin kalıcı olması, şehitlerimizin emanetine sahip çıkmaktır"
12 Eylül 2025 Cuma - 14:26 Adalet Bakanı Tunç: "Terörsüz Türkiye’nin kalıcı olması, şehitlerimizin emanetine sahip çıkmaktır" Çanakkale’de ’AK Parti Türkiye Yüzyılı Buluşmaları’na katılan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Milletvekillerimiz mecliste 1 Ekim meclis açılıncaya kadar halkın arasında, halkı dinleyerek vakitlerini geçirmiş olacaklar. Bu kapsamda da şu anda milletvekillerimiz Çanakkale’mizin değişik ilçelerinde aynı programları gerçekleştiriyorlar" dedi.AK Parti Türkiye Yüzyılı Buluşmaları Çanakkale’de devam etti. Çanakkale AK Parti İl Binasında gerçekleştirilen buluşmaya Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bakan Yardımcıları Hurşit Yıldırım, Ramazan Can, AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, AK Parti İl Başkanı Ömer Faruk Göktürk, AK Parti MKYK üyesi Jülide İskenderoğlu ve çok sayıda partili katıldı.Programın açılış konuşmasını yapan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bugün Çanakkale’deyiz. Türkiye Yüzyılı Buluşmaları kapsamında AK Parti teşkilat başkanlığımızın gerçekleştirmiş olduğu programlar vesilesiyle bütün bakanlarımız, genel başkan yardımcılarımız, milletvekillerimiz yaz boyunca düzenlenen bu programlarda vatandaşlarımızla ve teşkilatlarımızla bir araya gelerek istişareler ve görüşmeler gerçekleştiriyoruz. Bugün Çanakkale çok önemli bir yerdeyiz. Şehit kanlarıyla sulanmış, Çanakkale geçilmez dedirten ecdadımızın mirasının üzerindeyiz. Şu anda bağımsızlığımızın bir tanesi olan Çanakkale’deyiz. Çanakkale ruhu bizim yıllarca asırlarca taşıyacağımız ecdadımızdan aldığımız bir miras. Tüm şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle anıyoruz, şükranla anıyoruz. Rabbim onların emanetine sahip çıkabilmeyi bizlere nasip etsin. Çanakkalemiz hükümetimizin 23 yıldan bu yana bütün Türkiye’de olduğu gibi yatırımlarından çok büyük oranda istifade ettiği bir ilimiz. Ne gerekiyorsa bugüne kadar Çanakkale için yapıldı. Hem bunları yerinde görmek, gerek Adalet Bakanlığı’na ilişkin yatırımları burada istişare etmek, gerekse hem teşkilatımız da hem vatandaşlarımız da gün boyunca sivil toplum kuruluşlarımızla sohbet etmek için önemli bir günlük bir programı burada gerçekleştireceğiz. Türkiye Yüzyılı Buluşmaları AK Parti Genel Merkezimizin, teşkilat başkanlığımızın, milletvekillerimizin, yaz dönemi çalışmaları kapsamında teşkilatımızla birlikte gerçekleştirmiş olduğu bir program gerçekten bütün illerimizde çok verimli çalışmalar gerçekleştiriliyor. Vatandaşlarımızla bir araya gelerek onları dinleyerek önemli veriler buralarda elde ediyoruz. Özellikle AK Parti’nin her yaz döneminde gerçekleştirmiş olduğu çalışmalardan biri yine bu yaz döneminde eylül ayının sonuna kadar bu devam edecek. Milletvekillerimiz mecliste 1 Ekim meclis açılıncaya kadar halkın arasında, halkı dinleyerek vakitlerini geçirmiş olacaklar. Bu kapsamda da şu anda milletvekillerimiz Çanakkale’mizin değişik ilçelerinde aynı programları gerçekleştiriyorlar. Biz de il merkezinde bugün burada arkadaşlarımızla beraber olacağız. Biraz sonra teşkilatımızla birlikte toplantı yapacağız, ardından esnaf ziyaretleri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile toplantılar gerçekleştireceğiz. İlimizde gerçekleştirilen yatırımları, il yönetimi ile sayın valimiz başta olmak üzere onlarla beraber değerlendireceğiz. İnşallah programlarımızı Çanakkale’de bugün verimli bir şekilde sonuçlandırmış olacağız" dedi."Demokrasimize kara bir leke çalındı 12 Eylül’de"AK Parti’nin kuruluşundan bu yana 24 yıl geçti. 23 yıldan bu yana da iktidarda 23 yıldan bu yana AK Parti’nin tek başına iktidarda olması ve Cumhur İttifakı ile beraber millete hizmet yolunda kesintisiz yürüyüşünün sürdürmesinin en yegane sebebi halkı dinlemesi, iktidarda halkın taleplerine duyarlı olması, milletin isteklerini yerine getirmesi ve milli irade bayrağını hiçbir zaman yere düşürmemesi. Bugün 12 Eylül, darbenin yıl dönümü, kara bir leke Demokrasimize kara bir leke çalındı 12 Eylül’de. Maalesef siyasi tarihimize, demokrasi tarihimize baktığımız zaman adeta bir darbeler tarihi ama bu darbeler tarihini biz tarihe gömdük, sona erdirdik. 2007’deki elektronik muhtarının çöpe atılmasından tutun da sokak darbesi, gezi kalkışması, 17-25 Aralık masa başında gerçekleştirilmek istenen emniyet yargı darbe kalkışması ve 15 Temmuz hain darbe kalkışması milletimizin direnişiyle ve Sayın Cumhurbaşkanımızın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü iradesiyle bunlar akamete uğratıldı ve milli irade bayrağı hiçbir zaman son 23 yılda vesayetçi anlayışın müdahalelerine karşı konuldu ve milli irade bayrağı yere düşürülmedi. O nedenle darbelerden ders çıkardık bu millet darbelere karşı darbe yapmayı öğrendi. Darbeler, maalesef ezanların susturmuştu, selaları susturmuştu. 15 Temmuz’da selalar darbeleri susturdu. Dolayısıyla milletimizin şanlı direnişiyle bir demokrasi mücadelesinin, insan hakları mücadelesinin nasıl verildiğini aziz milletimiz bütün dünyaya göstermiş oldu. O nedenle biz milletimize şükran borçluyuz. Bugün burada bu toplantıları gerçekleştiriyorsak milletimiz sayesinde gerçekleştiriyoruz ve milletimize hizmet etmekten onur duyuyoruz.AK Parti’nin siyaseti eser siyaseti"Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde hedefimiz Türkiye Yüzyılını inşa etmek. 23 yılda bunun temelleri atıldı. 23 yılda Türkiye Yüzyılının sürecini başlatmak için büyük bir mücadele gerçekleştirildi" diyen Adalet Bakanı Tunç, "Türkiye’nin fiziki kalkınmasının, altyapısının, üst yapısının dünya projeleri ile işte bugün Çanakkale‘deyiz dünyanın en büyük köprüsü Çanakkale Boğazı’nda inşa edildi. Türkiye’nin dört bir tarafı, dünyanın en büyük havalimanları, Türkiye’nin 81 vilayeti hiçbir ayrım yapılmadan eserlerle donatıldı. Hakkari’ye de Yüksekova‘ya da havalimanı yapıldı, Zonguldak’ın Çaycuma’sına da yapıldı. Çanakkale’ye de yapıldı. Hiçbir ayrım yapılmadı. Şırnak’a da üniversite yapıldı, Sinop’a da üniversite yapıldı. Barajlar, yollar, otobanlar, enerji yatırımları, doğal gaz keşifleri, petrol keşifleri, nükleer santral çalışmaları, enerjide bağımsız olma mücadelesi, savunma sanayinde yüzde 80 yerlilik oranını yakalayabilmemiz, Türkiye’yi güvenlik anlamında da daha güçlü kılabilme mücadelesi, hızla trenler, bölünmüş yollar, şehir hastaneleri, yeni okullar, Türkiye’yi bir baştan bir başa eserlerle donattı AK Parti. AK Parti’nin siyaseti eser siyaseti. Eser siyaseti yaptığı için hizmet siyaseti yaptığı için bu millet Recep Tayyip Erdoğan’dan ve AK Parti’den ve Cumhur İttifakından vazgeçmedi, yine vazgeçmeyecek" diye konuştu."Darbe anayasasıyla yönetilmekten memnun değiliz"Sadece fiziki kalkınma mücadelesiyle yetinmeyerek Türkiye’de vesayetçi anlayışın ortadan kaldırılmasında büyük mücadele ettiklerini belirten Bakan Tunç, "Bu ülkede bir daha karanlık günlerin darbelerin yaşanmaması için büyük bir mücadele yaptık. Türkiye’nin yüksek standartta bir demokrasiye kavuşmasını mücadelesini milletimizle beraber yaptık hem fiziki kalkınmayı ekonomik kalkınmayı sağlamaya çalışırken bir taraftan da demokratik kalkınmayı sağlamaya çalıştık. Anayasamızda gerçekleştirdimiz reformlarla o yüksek standartlı demokrasiye kavuşmanın mücadelesini yaptık. Evet bugün 12 Eylül’ün yıl dönüm. Darbe anayasasıyla yönetilmekten memnun değiliz. Bu anayasanın değişmesi lazım. Demokratik, sivil, katılımcı bir anayasaya cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına başlarken kavuşmamız lazım. Bu anlamda bütün siyasi partiler yeni bir anayasada aslında mutabık ama maalesef yol ve yöntem olarak uzlaşma anlamında bugüne kadar bir başarı sağlanmadı. Girişimler oldu, belli bir noktaya kadar getirildi, mecliste uzlaşma komisyonları kuruldu ancak bu yeni bir anayasaya dönüşme noktasında maalesef ilerleyemedi. Tabii darbecilerin yaptığı bir anayasa ile yönetilmek Türkiye Yüzyılında Türkiye’ye yakışmıyor. Milletimiz demokratik, sivil, katılımcı bir anayasayı sonuna kadar hak ediyor ve bu milletimize olan siyasetçilerimizin, milletvekillerimizin, bizlerin milletimize olan en önemli borçlarından birisi. Anayasamızda son yıllarda gerçekleştirdiğimiz değişikliklerle vesayetçi anlayışı ortadan kaldırmaya yönelik çok önemli reformlara imza attık, küçümsenemeyecek reformlar. Bunlar demokratikleşme adımlarıydı. Kadın haklarından çocuk haklarına varıncaya kadar özel hayatın korunması, kişisel verilerin korunması, bilgi edinme hakkı, bireysel başvuru hakkı gibi temel hak ve özgürlükleri güçlendiren ve hak arama yollarını genişleten bir çok düzenlemeyi değişikliği anayasamızda gerçekleştirdik milletimizin onayıyla. Bu ülkede bir daha 12 Eylül gibi 27 Mayıs gibi darbelerin 15 Temmuz gibi kalkışmalarının olmaması için çok önemli reformlara imza attık. Milletimizin destekleriyle bunları gerçekleştirdik. Gerek 2010 anayasa değişikliklerinde gerek 2017 anayasa değişiklikleri ile gerçekleştirilen reformlar önemli yapısal dönüşümlerdi. Başta Milli Güvenlik Kurulunun yapısının demokratik hukuk devletine uygun hale getirilmesi, Yüksek Askeri Şuranın yapısının, Anayasa Mahkemesi’nin yapısının, Hakimler Savcılar Kurulu’nun yapısının demokratik hukuk devleti ilkesine uyarlanması, anayasamızda gerektiğinde sıkıyönetim ilan edilebilir şeklindeki antidemokratik hükümlerin kaldırılması, darbecilerin yargılanmayacağına yönelik hükümlerin kaldırılması, bunlar çok önemli reformlar. Anayasamızdaki vesayetçi ruhu azaltan reformlar ortadan kaldırmaya yönelik reformlarda ama anayasamızın tam anlamıyla vesayetçi ruhtan arındırılması tümden bir değişiklikle mümkün. Demokratik, katılımcı, sivil bir anayasayı bu ülke hak ediyor. 12 Eylül Anayasası’nın darbecilerin yazdığı bu anayasanın değişmesinin en önemli gerekçelerinden birisi ve yegane sebebi bu anayasanın milletin temsilcileri tarafından yazılı yazılmamış olması. Darbeciler tarafından yazılmış olmasıdır. O nedenle milletin temsilcileri Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, milletvekillerimizin kaleminden çıkacak ve milletin hissiyatına tercüman olacak, temel hak ve özgürlükleri öne alacak Türkiye’yi yüksek standartlı demokrasi yolunda daha da ileriye taşıyacak bir anayasayı inşallah ülkemiz başarırsa darbeler tarihini tamamen geride bırakmış oluruz ve çocuklarımıza, geleceğimize Türkiye Yüzyılını inşallah armağan etmiş oluruz. Cumhuriyetimizin tüm kazanımlarının üzerine demokratik anayasa ile beraber cumhuriyetimizin ikinci yüzyılı Türkiye Yüzyılına inşallah çok daha güvenli bir şekilde başlatmış oluruz. Temennimiz Türkiye’nin büyük bir uzlaşma zemini içerisinde bunu başarabilmesi ve inşallah başaracaktır. Bütün temennimiz, 12 Eylül bu kara günün yıldönümünde, demokratik bir anayasa isteğimizi, talebimizi buradan bir kez daha ifade ediyoruz çünkü AK Parti iktidara gelmeden önce, parti programında, milletimize yeni anayasa vadetmişti. Tüm seçimlerde yeni anayasa, vadetmişti. Bütün siyasi partilerin de bu noktada fikir birliği içerisinde olduğunu görüyoruz ama yöntem ve çalışma konusunda önümüzdeki günlerde böyle bir uzlaşma sağlanırsa Türkiye’nin çok faydasına olacaktır diyoruz. Tekrar bugüne kadar ülkemize o karanlık günleri yaşatan darbeciler bir kez daha lanetliyoruz ve bundan sonra bu ülkemizin milletimizin bu tür karanlık geceleri günleri yaşamaması dileğini tekrar ediyoruz" ifadelerini kullandı."Çanakkale’ye 23 yılda, milyarlarca yatırım gerçekleştirildi"Adalet Bakanı Tunç, AK Parti iktidarı boyunca Çanakkale’ye yapılan yatırımlara değinerek şunları aktardı: "Bugün Çanakkale’deyiz, Çanakkale’miz gözbebeğimiz, Çanakkale geçilmez dedirten ecdadımızın mirasındayız bu mirasa sahip çıkmak, mirası korumak, buraya güzel eserler bırakmak mücadelesini bütün ülkemizde olduğu gibi gerçekleştirdik. Sayın cumhurbaşkanımızın liderliğinde Çanakkale’ye 23 yılda, milyarlarca yatırım gerçekleştirildi. 191 tane okul yapıldı Çanakkalemize. 2316 yeni derslik inşa edildi. Sağlık alanında Çanakkalemiz 10 tane hastaneye kavuştu, Tıp Fakültesi hastanemizde dahil olmak üzere. 1460 yatak kapasiteli toplam 10 tane hastaneye kavuştuğu AK Parti döneminde Çanakkalemiz. Çanakkale köprüsü dünya çapında bir proje, Trakya‘yı Çanakkale’ye bağlayan çok önemli dünyanın orta açıklığı en uzun köprüsüne sahip olduğu ülkemiz Çanakkale köprüsü sayesinde. 101 kilometre Malkara Çanakkale Otoyolu‘nu tamamladık. Çanakkale ve Gökçeada da 2 adet havalimanı bunlar yenilendi ve vatandaşlarımıza hizmet etmeye devam ediyor. Çanakkale sınırları içerisinde 2002’den önce, AK Parti’den önce sadece 20 km bölünmüş yol vardı. Yollarımız hep tek şeritlidi. O yolların hepsi otoban haline, çift şeritli haline geldi. 433 kilometreye yükseldi bölünmüş yol. Yine köy yollarımız Özel İdaremizin KÖYDES projeleri buralarda başarıyla uygulandı. 679 km köy yolu yapıldı. Adalet Bakanlığı yatırımları olarak da tüm ülke genelinde olduğu gibi Çanakkale’miz de Adalet Bakanlığının yatırımlarından yararlandı. Çanakkale Merkez adalet binamız başta olmak üzere Biga adalet binamız, Çan adalet binamız ve Gökçeada‘da adalet binalarımızı hizmete açtık. Yeni binaları Çanakkale’nin hizmetine sunduk. Yine şu anda devam eden Ayvacık adalet binamız var. Yüzde 63 seviyesine ulaştı. İnşallah bu senenin sonuna doğru tamamlamak istiyoruz. 2026 yatırım programına da Bayramiç adalet binamız etüt projeye teklif ettik. Gelibolu adalet binamız İçişleri Bakanlığımızla ortak proje olarak devam ediyor ve Çanakkale’mize adalet personelimizin adalet konutlarını ihtiyacını da karşılayan 36 adet konutu hizmete sunmuş olduk. Çanakkale için yatırımlarımızı hız kesmeden devam edeceğiz. Değerli milletvekilimizle birlikte, burada gerçekleştirdimiz istişare ettiğimiz hususlar var. Bugün de yine vatandaşlarımızdan dinleyeceğimiz hususlar var. Çanakkale ile ilgili talepleri yerinde dinleme fırsatı bulacağız ve hep beraber Çanakkale’de vatandaşlarımızla burada, bugün bütünleşmiş olacağız.""Türkiye’nin terörsüz bir Türkiye’ye kavuşması anlamında inşallah Türkiye Yüzyılı eğer inşa edilecekse elbette ki terörsüz bir Türkiye’de inşa etmek çok daha kolaylaşacaktır"Türkiye Yüzyılında, Terörsüz Türkiye vurgusunu yapan Tunç, "Tabii en önemli hususlardan birisi de önümüzde ‘Terörsüz Türkiye’ süreci. Türkiye’nin 41 yıldan bu yana terörle mücadelesi söz konusu ve teröre kaybettiğimiz yıllar ekonomik kayıplar ve ekonomik kayıpların ötesinde manevi kayıplarımız, şehitlerimiz, gazilerimiz, çok büyük acılar çektik. 41 yılda trilyonlarca, 2 trilyondan fazla ekonomik kaybımız oldu. Eğer o ekonomik kayıp olmasaydı bugün Türkiye’nin ekonomisi kat kat daha yüksek olacaktı. Biraz önce o bahsettiğim eserlere belki 50 yıl önce Türkiye’ye kavuşmuş olacaktı. Ekonomik kaybımız, teröre kaybettiğimiz yıllar olmasaydı, Savunma Sanayinde bugün yüzde 80 oranımızı belki 30 40 yıl önce yakalamış olacaktık. Maalesef hem ekonomik anlamda kaybımız büyük oldu, hem de 50 bine yakın insanımıza kaybettik, şehitler verdik ve büyük acılar yaşadık. Tabi 41 yıldan bu yana terörle mücadelemiz çetin bir şekilde sürdü. 23 yıldan bu yana da teröre mazeret teşkil etmeye çalışılan ve teröre zemin sağlamaya çalışan bütün unsurları ortadan kaldırdık. Türkiye’nin temel hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi noktasında sadece Kürt vatandaşlarımız için değil, bütün vatandaşlarımız için etlik kökeni ne olursa olsun temel hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü tüm bunlarda ülkemiz kat kat mesafeler aldı ve hiçbir ayrım yapmadan ülkemizin her bir tarafına yatırım götürdük eserler ürettik. Bunu yaparken Güneydoğu bölgemizde gerçekleştirmek istediğimiz yatırımlara engel olunmaya çalışıldı. Barajlarımız bombalandı, şantiyelere saldırılar oldu. Çetin mücadeleyi hiç taviz vermeden gerçekleştirdik. Hem yatırım anlamında hem de temel hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi anlamında önemli mesafeler aldık. AK Parti iktidara geldiğinde ilk iş bölgedeki olağanüstü hali kaldırmak oldu ve 2005 yılında Sayın Cumhurbaşkanımızın Diyarbakır’da gerçekleştirmiş olduğu konuşma aynı geçen sene Ahlat‘ta yaptığı konuşma gibi birlik beraberliğimizi güçlendirelim, iç cephemizi güçlendirelim, içeride güçlü olursak Türkiye’nin güvenliğini daha fazla sağlamış oluruz, tüm bu konuşmalar çabalar temel hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve Sayın Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, ekim ayında gerçekleştirmiş olduğu grup konuşmasındaki çağrısı ve İmralı‘dan yapılan terörün fesi ile ilgili açıklamalar ve terör örgütünün kendini fes etmesi ve silahları yakmasıyla beraber Türkiye’de terörün sona erdirilmesi konusunda önemli bir aşamaya geçildi. Terörsüz Türkiye yolunda şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokratikleşme Komisyonunda çalışmalarını sürdürüyor. Milletvekillerimiz bu konuda, bu önemli konuda istişareler yapıyorlar, silahların bırakılmasının kalıcı hale gelmesi noktasında siyasi partilerimizin temsilcileri milletvekillerimiz görüşlerini ifade ediyorlar ve bu anlamda meclisimizin iradesi ve bu konuya el atmış olması da sürecin kalıcı olması anlamında çok önemli. Bu süreçte provokasyonlar bu sürecin kalıcı olmasını istemeyenler gerek içeride gerek dışarıda bu noktada tabii ki bu provokasyonlara hazırlıklı olmak ve bu provokasyonlar karşısında duyarlı ve uyanık olmak lazım bu anlamda özellikle devletimizin tüm kurumları, başta istihbarat teşkilatımız ilgili bakanlıklarımız tam bir koordinasyon içerisinde bu süreci bugünlere kadar getirdi ve bundan sonra da bu süreci büyük bir titizlikle kalıcı hale gelmesi ve Türkiye’nin terörsüz bir Türkiye’ye kavuşması anlamında inşallah Türkiye Yüzyılı eğer inşa edilecekse elbette ki terörsüz bir Türkiye’de inşa etmek çok daha kolaylaşacaktır. Terörsüz Türkiye’nin ve terörün feshinin ve silahların yakılmasının bırakılmasının kalıcı olması noktasındaki çabayı da hep beraber sürdürmenin gayreti içerisindeyiz. Süreçte Sayın Cumhurbaşkanımız defalarca ifade etti, özellikle şehit ailelerimizi, bugün Çanakkale’deyiz şehitler diyarındayız, bu topraklar şehit kanlarımızla sulandı. Şehitlerimiz terörle mücadelede, Terörsüz Türkiye’nin inşasında en büyük rol onlara sahip ve şehit ailelerimize biz şükran borçluyuz. Onlar büyük acıları milletimizle beraber çektiler, onları rahatsız edecek, şehitlerimizin ruhunu incitecek, hiçbir adım atmayız. Bugüne kadar atmadığınız gibi bundan sonra da atmayacağımızı Sayın Cumhurbaşkanımız sürekli kararlılıkla ifade ediyor. Şehitlerimizin emanetine sahip çıkmaya devam edeceğiz çünkü onlar Terörsüz Türkiye’yi istiyor terörü yok etmek için canlarını verdiler, önümüzdeki süreçte de Terörsüz Türkiye’nin kalıcı olması, şehitlerimizin emanetine sahip çıkmaktır ve bu anlamda da onları incitecek ailelerimizi üzecek milletimizi rahatsız edecek hiçbir adım atmayız. Milletimiz de bunu gayet net bir şekilde biliyor ve inşallah bu süreci de başarıyla sonuçlandıracağız" şeklinde konuştu.‘Yargının kararına uymak da hukuk devletinin gereğidir’ sözlerini kaydeden Tunç konuşmasını şöyle tamamladı: "Bu dava süreçleri bizlere soruluyor, gittiğimiz her yerde. Burada yargılamayı ilgilendiren bir konu söz konusu. Yani burada, dün parti sözümüz de ifade etti, Cumhuriyet Halk Partisi delegelerin açmış olduğu davalar, yargıya verdiği dilekçeler, suç duyuruları, kongre iptalleri ile ilgili verdikleri dava dilekçeleri tüm bunlar Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi mensupları tarafından başlatılan süreçler. Dolayısıyla yargı bu dilekçeleri alıp bu davaları görmek durumunda. Şu anda görülen bağımsız ve tarafsız yargı tarafından görülmekte olan davalar, hem İstanbul il kongresi ile ilgili hem de genel merkez kongreleri ile ilgili devam eden davalar var. Bu davaların nasıl neticelenceği ile ilgili bizim buradan bir şey ifade etmemiz söz konusu olamaz. Yargı bağımsızdır, tarafsızdır ve bu iddiaları inceleyecektir çünkü kamuoyuna yansıyan iddialar var biliyorsunuz. Bu kongrelerde kongreyi etkilemek için menfaat teminine yönelik, delege iradelerinin etkilendiğini yönelik bir takım iddialar var, bir takım deliller sunuluyor ve bu delilleri araştıracak olan yargı makamlarımızdır, mahkemelerimizdir. Araştırıyorlar ve sonuçta en doğru kararı yargı verecektir. Yargının kararına uymak da hukuk devletinin gereğidir."
Adalet Bakanı Tunç: "Terörsüz Türkiye’nin kalıcı olması, şehitlerimizin emanetine sahip çıkmaktır"
12 Eylül 2025 Cuma - 13:16 Adalet Bakanı Tunç: "Terörsüz Türkiye’nin kalıcı olması, şehitlerimizin emanetine sahip çıkmaktır" Çanakkale’de ’AK Parti Türkiye Yüzyılı Buluşmaları’na katılan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Milletvekillerimiz 1 Ekim’de meclis açılıncaya kadar halkın arasında, halkı dinleyerek vakitlerini geçirmiş olacaklar. Bu kapsamda da şu anda milletvekillerimiz Çanakkale’mizin değişik ilçelerinde aynı programları gerçekleştiriyorlar" dedi. AK Parti Türkiye Yüzyılı Buluşmaları Çanakkale’de devam etti. Çanakkale AK Parti İl Binası’nda gerçekleştirilen buluşmaya Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bakan Yardımcıları Hurşit Yıldırım, Ramazan Can, AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, AK Parti İl Başkanı Ömer Faruk Göktürk, AK Parti MKYK üyesi Jülide İskenderoğlu ve çok sayıda partili katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bugün Çanakkale’deyiz. Türkiye Yüzyılı Buluşmaları kapsamında AK Parti teşkilat başkanlığımızın gerçekleştirmiş olduğu programlar vesilesiyle bütün bakanlarımız, genel başkan yardımcılarımız, milletvekillerimiz yaz boyunca düzenlenen bu programlarda vatandaşlarımızla ve teşkilatlarımızla bir araya gelerek istişareler ve görüşmeler gerçekleştiriyoruz. Bugün Çanakkale’de, çok önemli bir yerdeyiz. Şehit kanlarıyla sulanmış, ’Çanakkale geçilmez’ dedirten ecdadımızın mirasının üzerindeyiz. Çanakkale ruhu bizim yıllarca, asırlarca taşıyacağımız ecdadımızdan aldığımız bir miras. Tüm şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle anıyoruz, şükranla anıyoruz. Rabbim onların emanetine sahip çıkabilmeyi bizlere nasip etsin. Çanakkalemiz hükümetimizin 23 yıldan bu yana bütün Türkiye’de olduğu gibi yatırımlarından çok büyük oranda istifade ettiği bir ilimiz. Ne gerekiyorsa bugüne kadar Çanakkale için yapıldı. Hem bunları yerinde görmek, gerek Adalet Bakanlığı’na ilişkin yatırımları burada istişare etmek, gerekse hem teşkilatımız da hem vatandaşlarımız da gün boyunca sivil toplum kuruluşlarımızla sohbet etmek için önemli bir günlük bir programı burada gerçekleştireceğiz. Türkiye Yüzyılı Buluşmaları AK Parti Genel Merkezimizin, teşkilat başkanlığımızın, milletvekillerimizin, yaz dönemi çalışmaları kapsamında teşkilatımızla birlikte gerçekleştirmiş olduğu bir program gerçekten bütün illerimizde çok verimli çalışmalar gerçekleştiriliyor. Vatandaşlarımızla bir araya gelerek onları dinleyerek önemli verileri buralarda elde ediyoruz. Özellikle AK Parti’nin her yaz döneminde gerçekleştirmiş olduğu çalışmalardan biri yine bu yaz döneminde eylül ayının sonuna kadar bu devam edecek. Milletvekillerimiz 1 Ekim’de meclis açılıncaya kadar halkın arasında, halkı dinleyerek vakitlerini geçirmiş olacaklar. Bu kapsamda da şu anda milletvekillerimiz Çanakkale’mizin değişik ilçelerinde aynı programları gerçekleştiriyorlar. Biz de il merkezinde bugün burada arkadaşlarımızla beraber olacağız. Biraz sonra teşkilatımızla birlikte toplantı yapacağız, ardından esnaf ziyaretleri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile toplantılar gerçekleştireceğiz. İlimizde gerçekleştirilen yatırımları, il yönetimi ile sayın valimiz başta olmak üzere onlarla beraber değerlendireceğiz. İnşallah programlarımızı Çanakkale’de bugün verimli bir şekilde sonuçlandırmış olacağız" dedi. "Demokrasimize kara bir leke çalındı 12 Eylül’de" AK Parti’nin kuruluşundan bu yana 24 yıl geçtiğini hatırlatan Tunç, "23 yıldan bu yana da iktidarda. 23 yıldan bu yana AK Parti’nin tek başına iktidarda olması ve Cumhur İttifakı ile beraber millete hizmet yolunda kesintisiz yürüyüşünün sürdürmesinin en yegane sebebi halkı dinlemesi, iktidarda halkın taleplerine duyarlı olması, milletin isteklerini yerine getirmesi ve milli irade bayrağını hiçbir zaman yere düşürmemesi. Bugün 12 Eylül, darbenin yıl dönümü, kara bir leke demokrasimize kara bir leke çalındı 12 Eylül’de. Maalesef siyasi tarihimize, demokrasi tarihimize baktığımız zaman adeta bir darbeler tarihi ama bu darbeler tarihini biz tarihe gömdük, sona erdirdik. 2007’deki elektronik muhtıranın çöpe atılmasından tutun da sokak darbesi, Gezi kalkışması, 17-25 Aralık masa başında gerçekleştirilmek istenen emniyet yargı darbe kalkışması ve 15 Temmuz hain darbe kalkışması milletimizin direnişiyle ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü iradesiyle bunlar akamete uğratıldı, son 23 yılda vesayetçi anlayışın müdahalelerine karşı konuldu ve milli irade bayrağı yere düşürülmedi. O nedenle darbelerden ders çıkardık, bu millet darbelere karşı darbe yapmayı öğrendi. Darbeler, maalesef ezanları susturmuştu, selaları susturmuştu. 15 Temmuz’da selalar darbeleri susturdu. Dolayısıyla milletimizin şanlı direnişiyle bir demokrasi mücadelesinin, insan hakları mücadelesinin nasıl verildiğini aziz milletimiz bütün dünyaya göstermiş oldu. O nedenle biz milletimize şükran borçluyuz. Bugün burada bu toplantıları gerçekleştiriyorsak milletimiz sayesinde gerçekleştiriyoruz ve milletimize hizmet etmekten onur duyuyoruz" diye konuştu. "AK Parti’nin siyaseti eser siyaseti" "Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde hedefimiz Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek. 23 yılda bunun temelleri atıldı. 23 yılda Türkiye Yüzyılı’nın sürecini başlatmak için büyük bir mücadele gerçekleştirildi" diyen Adalet Bakanı Tunç, "Türkiye’nin fiziki kalkınmasının, altyapısının, üstyapısının dünya projeleri ile işte bugün Çanakkale‘deyiz dünyanın en büyük köprüsü Çanakkale Boğazı’nda inşa edildi. Türkiye’nin dört bir tarafı, dünyanın en büyük havalimanları, Türkiye’nin 81 vilayeti hiçbir ayrım yapılmadan eserlerle donatıldı. Hakkari’ye de Yüksekova‘ya da havalimanı yapıldı, Zonguldak’ın Çaycuma’sına da yapıldı. Çanakkale’ye de yapıldı. Hiçbir ayrım yapılmadı. Şırnak’a da üniversite yapıldı, Sinop’a da üniversite yapıldı. Barajlar, yollar, otobanlar, enerji yatırımları, doğal gaz keşifleri, petrol keşifleri, nükleer santral çalışmaları, enerjide bağımsız olma mücadelesi, savunma sanayinde yüzde 80 yerlilik oranını yakalayabilmemiz, Türkiye’yi güvenlik anlamında da daha güçlü kılabilme mücadelesi, hızla trenler, bölünmüş yollar, şehir hastaneleri, yeni okullar, Türkiye’yi bir baştan bir başa eserlerle donattı AK Parti. AK Parti’nin siyaseti eser siyaseti. Eser siyaseti yaptığı için hizmet siyaseti yaptığı için bu millet Recep Tayyip Erdoğan’dan ve AK Parti’den ve Cumhur İttifakı’ndan vazgeçmedi, yine vazgeçmeyecek" ifadelerine yer verdi. "Darbe anayasasıyla yönetilmekten memnun değiliz" Sadece fiziki kalkınma mücadelesiyle yetinmeyerek Türkiye’de vesayetçi anlayışın ortadan kaldırılmasında büyük mücadele ettiklerini belirten Bakan Tunç, "Bu ülkede bir daha karanlık günlerin darbelerin yaşanmaması için büyük bir mücadele yaptık. Türkiye’nin yüksek standartta bir demokrasiye kavuşmasını mücadelesini milletimizle beraber yaptık hem fiziki kalkınmayı ekonomik kalkınmayı sağlamaya çalışırken bir taraftan da demokratik kalkınmayı sağlamaya çalıştık. Anayasamızda gerçekleştirdiğimiz reformlarla o yüksek standartlı demokrasiye kavuşmanın mücadelesini yaptık. Evet bugün 12 Eylül’ün yıl dönümü. Darbe anayasasıyla yönetilmekten memnun değiliz. Bu anayasanın değişmesi lazım. Demokratik, sivil, katılımcı bir anayasaya cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına başlarken kavuşmamız lazım. Bu anlamda bütün siyasi partiler yeni bir anayasada aslında mutabık ama maalesef yol ve yöntem olarak uzlaşma anlamında bugüne kadar bir başarı sağlanmadı. Girişimler oldu, belli bir noktaya kadar getirildi, mecliste uzlaşma komisyonları kuruldu ancak bu yeni bir anayasaya dönüşme noktasında maalesef ilerleyemedi. Tabii darbecilerin yaptığı bir anayasa ile yönetilmek Türkiye Yüzyılında Türkiye’ye yakışmıyor. Milletimiz demokratik, sivil, katılımcı bir anayasayı sonuna kadar hak ediyor ve bu milletimize olan siyasetçilerimizin, milletvekillerimizin, bizlerin milletimize olan en önemli borçlarından birisi. Anayasamızda son yıllarda gerçekleştirdiğimiz değişikliklerle vesayetçi anlayışı ortadan kaldırmaya yönelik çok önemli reformlara imza attık, küçümsenemeyecek reformlar. Bunlar demokratikleşme adımlarıydı. Kadın haklarından çocuk haklarına varıncaya kadar özel hayatın korunması, kişisel verilerin korunması, bilgi edinme hakkı, bireysel başvuru hakkı gibi temel hak ve özgürlükleri güçlendiren ve hak arama yollarını genişleten bir çok düzenlemeyi değişikliği anayasamızda gerçekleştirdik milletimizin onayıyla. Bu ülkede bir daha 12 Eylül gibi 27 Mayıs gibi darbelerin 15 Temmuz gibi kalkışmalarının olmaması için çok önemli reformlara imza attık. Milletimizin destekleriyle bunları gerçekleştirdik. Gerek 2010 anayasa değişikliklerinde gerek 2017 anayasa değişiklikleri ile gerçekleştirilen reformlar önemli yapısal dönüşümlerdi. Başta Milli Güvenlik Kurulunun yapısının demokratik hukuk devletine uygun hale getirilmesi, Yüksek Askeri Şuranın yapısının, Anayasa Mahkemesi’nin yapısının, Hakimler Savcılar Kurulu’nun yapısının demokratik hukuk devleti ilkesine uyarlanması, anayasamızda gerektiğinde sıkıyönetim ilan edilebilir şeklindeki antidemokratik hükümlerin kaldırılması, darbecilerin yargılanmayacağına yönelik hükümlerin kaldırılması, bunlar çok önemli reformlar. Anayasamızdaki vesayetçi ruhu azaltan reformlar ortadan kaldırmaya yönelik reformlarda ama anayasamızın tam anlamıyla vesayetçi ruhtan arındırılması tümden bir değişiklikle mümkün. Demokratik, katılımcı, sivil bir anayasayı bu ülke hak ediyor. 12 Eylül Anayasası’nın darbecilerin yazdığı bu anayasanın değişmesinin en önemli gerekçelerinden birisi ve yegane sebebi bu anayasanın milletin temsilcileri tarafından yazılı yazılmamış olması. Darbeciler tarafından yazılmış olmasıdır. O nedenle milletin temsilcileri Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, milletvekillerimizin kaleminden çıkacak ve milletin hissiyatına tercüman olacak, temel hak ve özgürlükleri öne alacak Türkiye’yi yüksek standartlı demokrasi yolunda daha da ileriye taşıyacak bir anayasayı inşallah ülkemiz başarırsa darbeler tarihini tamamen geride bırakmış oluruz ve çocuklarımıza, geleceğimize Türkiye Yüzyılı’nı inşallah armağan etmiş oluruz. Cumhuriyetimizin tüm kazanımlarının üzerine demokratik anayasa ile beraber cumhuriyetimizin ikinci yüzyılı Türkiye Yüzyılı’na inşallah çok daha güvenli bir şekilde başlatmış oluruz. Temennimiz Türkiye’nin büyük bir uzlaşma zemini içerisinde bunu başarabilmesi ve inşallah başaracaktır. Bütün temennimiz, 12 Eylül bu kara günün yıl dönümünde, demokratik bir anayasa isteğimizi, talebimizi buradan bir kez daha ifade ediyoruz çünkü AK Parti iktidara gelmeden önce, parti programında, milletimize yeni anayasa vadetmişti. Tüm seçimlerde yeni anayasa, vadetmişti. Bütün siyasi partilerin de bu noktada fikir birliği içerisinde olduğunu görüyoruz ama yöntem ve çalışma konusunda önümüzdeki günlerde böyle bir uzlaşma sağlanırsa Türkiye’nin çok faydasına olacaktır diyoruz. Tekrar bugüne kadar ülkemize o karanlık günleri yaşatan darbeciler bir kez daha lanetliyoruz ve bundan sonra bu ülkemizin milletimizin bu tür karanlık geceleri günleri yaşamaması dileğini tekrar ediyoruz" şeklinde konuştu. "Çanakkale’ye 23 yılda, milyarlarca yatırım gerçekleştirildi" Adalet Bakanı Tunç, AK Parti iktidarı boyunca Çanakkale’ye yapılan yatırımlara değinerek şunları aktardı: "Bugün Çanakkale’deyiz, Çanakkale’miz gözbebeğimiz, ’Çanakkale geçilmez’ dedirten ecdadımızın mirasındayız. Bu mirasa sahip çıkmak, mirası korumak, buraya güzel eserler bırakmak mücadelesini bütün ülkemizde olduğu gibi gerçekleştirdik. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Çanakkale’ye 23 yılda, milyarlarca yatırım gerçekleştirildi. 191 tane okul yapıldı Çanakkale’mize. 2 bin 316 yeni derslik inşa edildi. Sağlık alanında Çanakkale’miz 10 tane hastaneye kavuştu, tıp fakültesi hastanemiz de dahil olmak üzere. Bin 460 yatak kapasiteli toplam 10 tane hastaneye kavuştu AK Parti döneminde Çanakkale’miz. Çanakkale köprüsü dünya çapında bir proje, Trakya‘yı Çanakkale’ye bağlayan çok önemli, dünyanın orta açıklığı en uzun köprüsüne sahip oldu ülkemiz Çanakkale köprüsü sayesinde. 101 kilometre Malkara Çanakkale Otoyolu‘nu tamamladık. Çanakkale ve Gökçeada’da 2 adet havalimanı bunlar yenilendi ve vatandaşlarımıza hizmet etmeye devam ediyor. Çanakkale sınırları içerisinde 2002’den önce, AK Parti’den önce sadece 20 km bölünmüş yol vardı. Yollarımız hep tek şeritliydi. O yolların hepsi otoban haline, çift şeritli haline geldi. 433 kilometreye yükseldi bölünmüş yol. Yine köy yollarımız Özel İdaremizin KÖYDES projeleri buralarda başarıyla uygulandı. 679 km köy yolu yapıldı. Adalet Bakanlığı yatırımları olarak da tüm ülke genelinde olduğu gibi Çanakkale’miz de Adalet Bakanlığının yatırımlarından yararlandı. Çanakkale Merkez adalet binamız başta olmak üzere Biga adalet binamız, Çan adalet binamız ve Gökçeada‘da adalet binalarımızı hizmete açtık. Yeni binaları Çanakkale’nin hizmetine sunduk. Yine şu anda devam eden Ayvacık adalet binamız var. Yüzde 63 seviyesine ulaştı. İnşallah bu senenin sonuna doğru tamamlamak istiyoruz. 2026 yatırım programına da Bayramiç adalet binamız etüt projeye teklif ettik. Gelibolu adalet binamız İçişleri Bakanlığımızla ortak proje olarak devam ediyor ve Çanakkale’mize adalet personelimizin adalet konutlarını ihtiyacını da karşılayan 36 adet konutu hizmete sunmuş olduk. Çanakkale için yatırımlarımızı hız kesmeden devam edeceğiz. Değerli milletvekilimizle birlikte, burada gerçekleştirdimiz istişare ettiğimiz hususlar var. Bugün de yine vatandaşlarımızdan dinleyeceğimiz hususlar var. Çanakkale ile ilgili talepleri yerinde dinleme fırsatı bulacağız ve hep beraber Çanakkale’de vatandaşlarımızla burada, bugün bütünleşmiş olacağız." "Türkiye’nin terörsüz bir Türkiye’ye kavuşması anlamında inşallah Türkiye Yüzyılı eğer inşa edilecekse elbette ki terörsüz bir Türkiye’de inşa etmek çok daha kolaylaşacaktır" Türkiye Yüzyılı’nda, Terörsüz Türkiye vurgusu yapan Tunç, "Tabii en önemli hususlardan birisi de önümüzde ‘Terörsüz Türkiye’ süreci. Türkiye’nin 41 yıldan bu yana terörle mücadelesi söz konusu ve teröre kaybettiğimiz yıllar ekonomik kayıplar ve ekonomik kayıpların ötesinde manevi kayıplarımız, şehitlerimiz, gazilerimiz, çok büyük acılar çektik. 41 yılda trilyonlarca, 2 trilyondan fazla ekonomik kaybımız oldu. Eğer o ekonomik kayıp olmasaydı bugün Türkiye’nin ekonomisi kat kat daha yüksek olacaktı. Biraz önce o bahsettiğim eserlere belki 50 yıl önce Türkiye’ye kavuşmuş olacaktı. Ekonomik kaybımız, teröre kaybettiğimiz yıllar olmasaydı, savunma sanayinde bugün yüzde 80 oranımızı belki 30 40 yıl önce yakalamış olacaktık. Maalesef hem ekonomik anlamda kaybımız büyük oldu, hem de 50 bine yakın insanımıza kaybettik, şehitler verdik ve büyük acılar yaşadık. Tabi 41 yıldan bu yana terörle mücadelemiz çetin bir şekilde sürdü. 23 yıldan bu yana da teröre mazeret teşkil etmeye çalışılan ve teröre zemin sağlamaya çalışan bütün unsurları ortadan kaldırdık. Türkiye’nin temel hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi noktasında sadece Kürt vatandaşlarımız için değil, bütün vatandaşlarımız için etnik kökeni ne olursa olsun temel hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü tüm bunlarda ülkemiz kat kat mesafeler aldı ve hiçbir ayrım yapmadan ülkemizin her bir tarafına yatırım götürdük eserler ürettik. Bunu yaparken Güneydoğu bölgemizde gerçekleştirmek istediğimiz yatırımlara engel olunmaya çalışıldı. Barajlarımız bombalandı, şantiyelere saldırılar oldu. Çetin mücadeleyi hiç taviz vermeden gerçekleştirdik. Hem yatırım anlamında hem de temel hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi anlamında önemli mesafeler aldık. AK Parti iktidara geldiğinde ilk iş bölgedeki olağanüstü hali kaldırmak oldu ve 2005 yılında Sayın Cumhurbaşkanımızın Diyarbakır’da gerçekleştirmiş olduğu konuşma aynı geçen sene Ahlat‘ta yaptığı konuşma gibi birlik beraberliğimizi güçlendirelim, iç cephemizi güçlendirelim, içeride güçlü olursak Türkiye’nin güvenliğini daha fazla sağlamış oluruz, tüm bu konuşmalar çabalar temel hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve Sayın Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, ekim ayında gerçekleştirmiş olduğu grup konuşmasındaki çağrısı ve İmralı‘dan yapılan terörün feshi ile ilgili açıklamalar ve terör örgütünün kendini fes etmesi ve silahları yakmasıyla beraber Türkiye’de terörün sona erdirilmesi konusunda önemli bir aşamaya geçildi. Terörsüz Türkiye yolunda şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokratikleşme Komisyonunda çalışmalarını sürdürüyor. Milletvekillerimiz bu konuda, bu önemli konuda istişareler yapıyorlar, silahların bırakılmasının kalıcı hale gelmesi noktasında siyasi partilerimizin temsilcileri milletvekillerimiz görüşlerini ifade ediyorlar ve bu anlamda meclisimizin iradesi ve bu konuya el atmış olması da sürecin kalıcı olması anlamında çok önemli. Bu süreçte provokasyonlar bu sürecin kalıcı olmasını istemeyenler gerek içeride gerek dışarıda bu noktada tabii ki bu provokasyonlara hazırlıklı olmak ve bu provokasyonlar karşısında duyarlı ve uyanık olmak lazım bu anlamda özellikle devletimizin tüm kurumları, başta istihbarat teşkilatımız ilgili bakanlıklarımız tam bir koordinasyon içerisinde bu süreci bugünlere kadar getirdi ve bundan sonra da bu süreci büyük bir titizlikle kalıcı hale gelmesi ve Türkiye’nin terörsüz bir Türkiye’ye kavuşması anlamında inşallah Türkiye Yüzyılı eğer inşa edilecekse elbette ki terörsüz bir Türkiye’de inşa etmek çok daha kolaylaşacaktır. Terörsüz Türkiye’nin ve terörün feshinin ve silahların yakılmasının bırakılmasının kalıcı olması noktasındaki çabayı da hep beraber sürdürmenin gayreti içerisindeyiz. Süreçte Sayın Cumhurbaşkanımız defalarca ifade etti, özellikle şehit ailelerimizi, bugün Çanakkale’deyiz, şehitler diyarındayız, bu topraklar şehit kanlarımızla sulandı. Şehitlerimiz terörle mücadelede, Terörsüz Türkiye’nin inşasında en büyük rol onlara sahip ve şehit ailelerimize biz şükran borçluyuz. Onlar büyük acıları milletimizle beraber çektiler, onları rahatsız edecek, şehitlerimizin ruhunu incitecek hiçbir adım atmayız. Bugüne kadar atmadığınız gibi bundan sonra da atmayacağımızı Sayın Cumhurbaşkanımız sürekli kararlılıkla ifade ediyor. Şehitlerimizin emanetine sahip çıkmaya devam edeceğiz çünkü onlar Terörsüz Türkiye’yi istiyor. Terörü yok etmek için canlarını verdiler, önümüzdeki süreçte de Terörsüz Türkiye’nin kalıcı olması, şehitlerimizin emanetine sahip çıkmaktır ve bu anlamda da onları incitecek, ailelerimizi üzecek, milletimizi rahatsız edecek hiçbir adım atmayız. Milletimiz de bunu gayet net bir şekilde biliyor ve inşallah bu süreci de başarıyla sonuçlandıracağız" şeklinde konuştu. ‘Yargının kararına uymak da hukuk devletinin gereğidir’ sözlerini kaydeden Bakan Tunç konuşmasını şöyle tamamladı: "Bu dava süreçleri bizlere soruluyor, gittiğimiz her yerde. Burada yargılamayı ilgilendiren bir konu söz konusu. Yani burada, dün parti sözümüz de ifade etti, Cumhuriyet Halk Partisi delegelerin açmış olduğu davalar, yargıya verdiği dilekçeler, suç duyuruları, kongre iptalleri ile ilgili verdikleri dava dilekçeleri tüm bunlar Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi mensupları tarafından başlatılan süreçler. Dolayısıyla yargı bu dilekçeleri alıp bu davaları görmek durumunda. Şu anda görülen bağımsız ve tarafsız yargı tarafından görülmekte olan davalar, hem İstanbul il kongresi ile ilgili hem de genel merkez kongreleri ile ilgili devam eden davalar var. Bu davaların nasıl neticelenceği ile ilgili bizim buradan bir şey ifade etmemiz söz konusu olamaz. Yargı bağımsızdır, tarafsızdır ve bu iddiaları inceleyecektir çünkü kamuoyuna yansıyan iddialar var biliyorsunuz. Bu kongrelerde kongreyi etkilemek için menfaat teminine yönelik, delege iradelerinin etkilendiğini yönelik bir takım iddialar var, bir takım deliller sunuluyor ve bu delilleri araştıracak olan yargı makamlarımızdır, mahkemelerimizdir. Araştırıyorlar ve sonuçta en doğru kararı yargı verecektir. Yargının kararına uymak da hukuk devletinin gereğidir."
Seddülbahir Kalesi’ne uluslararası mimarlık ödülü
11 Eylül 2025 Perşembe - 11:42 Seddülbahir Kalesi’ne uluslararası mimarlık ödülü Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’ndaki Seddülbahir Kalesi, mimarlık dünyasının saygın platformlarından biri olan The International Architecture Awards 2025’te "Restorasyon/Yenileme" kategorisinde uluslararası jüri tarafından ödüle değer bulundu. 2004 yılından bu yana düzenlenen ve mimarlık dünyasının prestijli isimlerini bir araya getiren The International Architecture Awards (IAA), bu yıl da çağdaş mimarlığın önde gelen örneklerini ödüllendirdi. Chicago merkezli The Chicago Athenaeum: Museum of Architecture and Design ile The European Centre for Architecture Art Design and Urban Studies iş birliğinde düzenlenen program, dünya çapında 500’ün üzerinde projeyi değerlendirdi. Seddülbahir Kalesi, bu zorlu seçim sürecinde öne çıkarak, Ferrari Tasarım Başkan Yardımcısı Flavio Manzoni, Litvanyalı mimarlık akademisyeni Almantas Samalaviius, Studio Cho’dan Chen-Yu Chiu ve UNITEDLAB’den Sang Dae Lee gibi seçkin isimlerden oluşan jüri tarafından ödüle layık görüldü. Türkiye için uluslararası bir başarı 20 Eylül Cumartesi günü Atina’da gerçekleşecek tören öncesinde, ödül alan projelerin yer aldığı "The City and the World" temalı sergi, 19 Eylül-5 Ekim tarihlerinde Contemporary Space Athens’te mimarlık dünyasına sunulacak. Seddülbahir Kalesi projesi, ödül kazanan diğer projelerle birlikte, her yıl yayımlanan ve mimarlık camiası için önemli bir kaynak olan "Global Design + Urbanism XXV: New International Architecture 2025" kitabında da yer alacak. Bu özel yayın, dünya genelindeki müzeler, akademiler ve mimarlık çevrelerine ulaştırılıyor. Seddülbahir Kalesi’nin bu ödüle layık görülmesi, yalnızca mimarlık alanında değil; aynı zamanda kültürel diplomasi, kamu politikaları ve uluslararası tanıtım açısından da büyük bir kazanım olarak değerlendiriliyor. Bu önemli başarı, Türkiye’nin tarihî mirasının dünya sahnesinde görünürlüğünü artırırken, çağdaş mimarideki güçlü duruşunu da bir kez daha ortaya koyuyor. 2015’te başlatılan restorasyon ve çevre düzenlemesi çalışmaları tamamlandı IV. Mehmet’in annesi Hatice Turhan Sultan tarafından yaptırılan Seddülbahir Kalesi, tarihin en kanlı savaşları arasında yer alan ve Mehmetçiğin kahramanlığı sayesinde ’Çanakkale Geçilmez’ destanının yazıldığı Çanakkale Savaşları’nda, boğazın güvenliğinde çok önemli rol oynadı. 108 yıl önce ’yedi düvel’e karşı Mehmetçik ile beraber karşı koyan kale, isabet eden top atışlarıyla gazi oldu. Çanakkale Boğazı’nı geçmek isteyen itilaf devletlerinin gemilerinden atılan top mermileri ile büyük hasar alan Tarihi Gelibolu Yarımadası’ndaki Seddülbahir Kalesi, aradan geçen bir asırlık zaman diliminde doğa şartları nedeniyle zarar gördü. Harap haldeki kaleyi ayağa kaldırıp, açık hava müzesi haline getirmek için Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nca 2015 yılında başlatılan restorasyon ve çevre düzenlemesi çalışmaları tamamlandı. 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 108’inci yıl dönümünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ziyarete açıldı. Seddülbahir Kalesi Müzesinde, ziyaretçiler kalenin 17. yüzyıldan bugüne kadar ki tarihi hakkında bilgilendiriliyor. Ziyaretçiler, Çanakkale Savaşları’nın ilk şehitlerinin yer aldığı kabristanı ziyaret edip, 1915 Çanakkale Savaşları’nın bu kalede yaşanan kısımlarını, o dönemin savaş malzemelerini, belgelerini inceleyebiliyor. Seddülbahir Kalesi’nin restorasyon ve kazı çalışmaları sırasında çıkan Osmanlı asker künyeleri, Fransız cep saati, Osmanlı el bombası, Krupp topu namlu temizleme harbisi, Fransız ve Senegal asker palaları, Osmanlı mavzer süngüleri, Osmanlı süngü kını, Osmanlı palaska barutluğu, Osmanlı, Fransız ve Avustralya asker üniforması kol düğmeleri, mermiler ve Fransız mühimmat sandığı ile savaşın izleri yaşatılıyor. Seddülbahir Kalesi Restorasyon Projesi Seddülbahir Kalesi, geçmişle bağ kuran mimarisiyle dikkat çekiyor. 18 Mart 2023 tarihinde ziyarete açılan yapı, 26 yıl süren kapsamlı akademik araştırma, arkeolojik kazı, mimari belgeleme ve uygulama süreci sonunda ayağa kaldırıldı. Proje, tarihî dokuyu korurken çağdaş mimarlık ilkeleriyle yeniden işlevlendirildi. Projenin bilimsel danışma kurulunda Dr. Gülsün Tanyeli, Prof. Dr. Lucienne Thys-Şenocak, Prof. Dr. Rahmi Nurhan Çelik, Dr. Haluk Sesigür ve Arzu Özsavaşcı yer aldı. Mimari projeyi ise Yusuf Burak Dolu (KOOP Mimarlık) ve Arzu Özsavaşcı (AOMTD) üstlendi. Uygulama, ABMA Restorasyon tarafından gerçekleştirildi.
1700 yıllık yerden ısıtma sistemi görenleri şaşırtıyor
10 Eylül 2025 Çarşamba - 09:40 1700 yıllık yerden ısıtma sistemi görenleri şaşırtıyor Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Gülpınar köyündeki Apollon Smintheus Kutsal Alanı’nda 2025 yılı kazı çalışmalarında tapınağın batısında kalan ‘Batı Hamamı’nda ‘Caldarium’ denilen yıkanma mekanında ısıtma sistemi bulundu. Kazı çalışmalarında ‘hypocaust’ sistemi keşfedilerek, Roma hamamın çalışma sistemi ve tekniği ortaya çıkarılıyor. Bugün lüks konutlarda ve rezidanslarda kullanılan yerden ısıtma sisteminin Romalılar tarafından tam 1700 yıl önce kullanıldığı da gün yüzüne çıkarılmış oldu. Ayvacık ilçesine bağlı Gülpınar köyündeki Apollon Smintheus Kutsal Alanında 1980 yılında başlayan kazı ve restorasyon çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izniyle, Çanakkale Arkeoloji (Troia) Müzesi ve İl Kültür Turizm Müdürlüğü ile koordineli biçimde gerçekleşiyor. 2011 yılından beri İÇDAŞ A.Ş., ve yaklaşık 2 yıldır yeni destekçi HYDRO WORKS Mühendislik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin resmi sponsorluğunda Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Davut Kaplan başkanlığında 15 öğrenci, 6 işçiden oluşan yaklaşık 20 kişilik bir ekiple gerçekleştiriliyor. Çalışmalar Kültür ve Turizm Bakanlığı Müzeler Genel Müdürlüğü ’Geleceğe Miras Projesi’ kapsamında yürütülüyor. Yaklaşık 3 ay önce başlayan 2025 yılı arkeolojik kazı çalışmaları Apollon Smintheus Kutsal Alanının batı kısmında yer alan ‘Batı Hamamı’nda devam ediyor. Geçmiş yıllardaki kazı çalışmalarında tespit edilen hamamda detaylı kazı çalışmaları başlatıldı. Kazı çalışmaları sırasında yaklaşık 1700 yıllık ‘caldarium’ denilen sıcak mekanın tabandan ve duvardan ısıtma sistemleri tespit edildi. Kazı çalışmalarında tabandan ısıtma da denen ‘hypocauts’ sistemleri de keşfedilerek, Roma hamamın çalışma prensipleri ortaya çıkarılacak. Kazı çalışmaları yaklaşık 3 aydır sürüyor Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi ve Smintheion (Apollon Smintheus Kutsal Alanı) Kazı Başkanı Prof. Dr. Davut Kaplan, 2025 yılı kazı çalışmalarına daha erken başladıklarını belirterek, "Yaklaşık 3 ay önce başladık. Bu sene mutluyuz çünkü biz de Geleceğe Miras Projesinden pay alıyoruz artık. Tek sorun burada Türkiye’nin her yerinde olan işçi sorunu. Artık kırsal kesimde insan yok, herkes büyükşehirlerde yaşıyor, biz kırsalda çalışıyoruz, dolayısıyla işçi sayımız aslında az. İşçi alacak gücümüz var fakat işçi bulamıyoruz. Onun yerine mümkün olduğu kadar öğrenci kullanıyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Genç Gönüllü Sayfası’ndan kazımıza başvuran ve arazide gönüllü çalışmak isteyen öğrencilerden şuanda 18 öğrencimiz var bizimle çalışan. İçlerinde antropoloji öğrencileri var, mezunlar da dahil, restarotörler var, arkeologlar var, mimarlar var" dedi. Batı Hamamı’nda yerden ısıtma sistemi Prof. Dr. Davut Kaplan, "Romalıların insanlığa armağanlarından ve hizmetlerinden biri de kendi icatları olan ısıtılmış hamamlardır. Bu hamamlar Hıristiyan Roma’dan İslam dünyasına ve hatta günümüze yıkanma mekanlarının ve bu mekanları ısıtma sisteminin de atasıdır. Ziyaretçiler tarafından da izlenen bu sistem, en sık sorulardan birini oluşturur, O zaman da bunu nerden öğrendiler diye. Bu hamamlarda yürüme zemininin altında yaklaşık 80-90 santimetre yükseklikte boşluk (hypocaust) bulunur. Ayrıca bu sıcak mekanların duvardan da ısıtma sistemleri mevcut. Yani ocakta (külhanda) yanan yakıtın sıcak gazları önce zemin altında dolaşır sonra mekan duvarlarını da ısıtarak bacadan çıkar" dedi. Henüz bu sistemlerin yeni ortaya çıkarıldığını ve ilerleyen dönemlerde birbirine bağlı farklı ısılara sahip mekanları, soğuk ve havuzlu oda veya salonları ve girişe yakın soyunma bölümünü de ortaya çıkaracakları ifade edildi. Hamamda yerden ısıtma sistemi keşfettiklerini ve ilerleyen kazılarda ise çalışma sistemini net bir şekilde çözeceklerini vurgulayan Prof. Dr. Kaplan, "Şimdi sıcak mekanlarda çalışıyoruz. Yani hamamlarda ayağınızı bastığınız zaman yakacak kadar sıcak olan Caldarium mekanındayız ve burada alttan ısıtma sistemi var. Şimdilik çalışmalarda henüz bu noktadayız, dolguyu kaldırıyoruz, yavaş yavaş açığa çıkmaya başladı. İlerleyen haftalarda sanırım bütün ısıtma sitemleri ortaya çıkacak. Biz hamamın nasıl işlediğini ve hamamların kutsal alandaki gayesini daha net görebileceğiz" diye konuştu.