Yerel Haberler
Çankırı
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:22 Çankırı’da ihracat Nisan ayında 45 milyon 700 bin dolar oldu Türkiye İstatistik Kurumu tarafından verilen bilgiye göre, Çankırı’da 2026 yılı Nisan ayında ihracat 45 milyon 700 bin dolar oldu. Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı (TÜİK) ‘Dış Ticaret İstatistikleri’ni açıkladı. Paylaşılan verilere göre, 2026 yılının Nisan ayında Çankırı’dan yapılan ihracat 45 milyon 700 bin dolar oldu. Gerçekleşen ihracatın ISIC Rev4 ürün sınıflamasına göre dağılımı incelendiğinde ilk sırada 33 milyon 655 bin dolar ile "iç ve dış lastik imalatı" ürün grubu bulundu. Bu ürün grubunu 8 milyon 113 bin dolar ile "makarna, şehriye, kuskus vb. unlu mamullerin imalatı" ve 832 bin dolar ile "öğütülmüş hububat ve sebze ürünleri imalatı" ürün grubu takip etti. Nisan ayında Çankırı’dan ISIC Rev4 sınıflamasına göre 38 farklı ürün grubundan ihracat gerçekleşti. Nisan ayında Çankırı’dan 75 farklı ülkeye ihracat yapılmış olup ilk sırada 11 milyon 319 bin dolar ile Almanya yer aldı. En fazla ihracatın gerçekleştiği ikinci ülke 5 milyon 881 bin dolar ile Birleşik Krallık olurken üçüncü sırada 5 milyon 123 bin dolar ile Macaristan bulundu. Çankırı’nın 2026 yılı Nisan ayındaki ithalatı ise 15 milyon 852 bin dolar oldu. 36 farklı ürün grubunda gerçekleştirilen ithalatta ilk üç sırada, 3 milyon 411 bin dolar ile "tahılların (pirinç hariç), baklagillerin ve yağlı tohumların yetiştirilmesi" ürün grubu, 2 milyon 925 bin dolar "diğer çok yıllık (uzun ömürlü) bitkisel ürünlerin yetiştirilmesi" ve 2 milyon 253 bin dolar ile "diğer özel-amaçlı makinelerin imalatı" ürün grubu yer aldı. Nisan ayında 32 farklı ülkeden Çankırı’ya yapılan ithalatta ise ilk sırada 3 milyon 778 bin dolar ile Rusya Federasyonu yer aldı. İkinci sırada 2 milyon 607 bin dolar ile Çin, üçüncü sırada 1 milyon 165 bin dolar ile Kotdivuar takip etti. Öte yandan, Nisan ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı Çankırı’da yüzde 288,3 oldu.
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:19 Çankırı’da el emeği eserler görücüye çıktı Çankırı’da 18 Mayıs Müzeler Günü kutlamaları kapsamında düzenlenen sergide eskiye dönük el sanatları ürünler vatandaşla buluştu. Çankırı’da, 18 Mayıs Müzeler Günü kutlamaları çerçevesinde düzenlenen sergide çeşitli eskiye dönük el sanatları ürünler vatandaşla buluştu. Çankırı Müzesi’nde gerçekleştirilen etkinlikte, geçmişten günümüze uzanan kültürel mirası yansıtan çok sayıda eser sergilendi. Sergide müzede bulunan tarihi eserlerin resmedildiği çizimler, seramik çalışmaları ve çeşitli el sanatları ürünleri ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Özellikle öğrenciler tarafından hazırlanan desen çalışmaları ve el emeği ürünler dikkat çekti. Sergiyi ziyaret eden vatandaşlar, tarihi eserlerden ilham alınarak hazırlanan çalışmaları inceleme fırsatı buldu. "İki yıldır düzenli olarak bu etkinliğe katılıyoruz" Düzenli olarak etkinliğe katıldıklarını söyleyen Atatürk Ortaokulu Görsel Sanatlar Öğretmeni iki yıldır düzenli olarak bu etkinliğe katılıyoruz. Bu yıl da farklı olarak desen çalışmalarıyla katıldık. Öğrenciler arkeoloji bölümünü gezdiler, ardından Şirin Zerey Koç, "Öğrencilerimizle birlikte çalışmaları atölye ortamında tamamladık. Dileyen öğrenciler karakalem, dileyen ise pastel boya ile çalıştı. Toplamda 22 eserimiz var. Bunlar müzedeki arkeoloji bölümü eserlerinden esinlenilerek yapıldı. Çocuklarımız kendi yorumlarını da katarak güzel çalışmalar ortaya çıkardı. Çalışmalarımızdan iki tanesi karakalem" dedi. "24 farklı seramik çalışmamı getirdim" 24 farklı sereini müzede sergildiğini söyleyen Iğdır Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Elçin Telli, "Çankırı Müzesi’ne 24 farklı seramik çalışmamı getirdim. Her biri iki kez fırınlandı ve 940 derecede pişirildi. Müzeler Günü kapsamında buraya geldim ancak sergim yaklaşık bir ay açık kalacak. Bu sergide üç farklı konuyu ele aldım. Küçük Ağrı Dağı, Büyük Ağrı Dağı ve İnandık Vazosu gibi ürünler yer alıyor. Burada okulları ve vatandaşları ağırlıyoruz. Katılımcılardan yoğun ilgi görüyoruz" diye konuştu. Çankırı Müzesi Müdürü Demet Göçer Yıldız ise "18 Mayıs Uluslararası Müzeler Günü nedeniyle müzemizde çeşitli etkinlikler yaptık. İnsanlarımız mutlu oldu, bizler de mutlu olduk" ifadelerini kullandı.
Çankırı'da Ümmet Coğrafyasında Mazlum Diyar; Doğu Türkistan Konferansı
24 Nisan 2015 Cuma - 12:23 Çankırı'da Ümmet Coğrafyasında Mazlum Diyar; Doğu Türkistan Konferansı Çankırı Karatekin Üniversitesi Genç Hareket Topluluğu tarafından organize edilen “Ümmet Coğrafyasında Mazlum Diyar; Doğu Türkistan” konferansı, 22 Nisan 2015 Çarşamba günü gerçekleştirildi.Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği Genel Sekreteri Abdulahad Abdurrahman’ın konuşmacı olarak yeraldığı konferansa Çankırı Valisi Vahdettin Özcan, Karatekin Üniversitesi Rektör Yardımcısı Rıza Gürbüz, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.Doğu Türkistan’ı anlatan kısa filmin gösterilmesinin ardından Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği Genel Sekreteri Abdulahad Abdurrahman “Ümmet Coğrafyasında Mazlum Diyar; Doğu Türkistan” isimli sunumunu yaptı.Abdulahad Abdurrahman sunumuna Doğu Türkistan’ın Türklerin Türklüğün ana yurdu olduğunu söyleyerek başladı. Abdurrahman Doğu Türkistan’ın eskiden doğusuyla batısıyla Ulu Türkistan adıyla anıldığını ama günümüzde Türkistan’ın parçalanarak birkaç küçük devlete bölündüğünü Ulu Türkistan’ın yüzölçümünün 5 milyon Kilometre kare olduğunu Doğu Türkistan’ın ise bir milyon sekiz yüz bin metrekare olduğunu söyledi.Doğu Türkistan’ın barındırdığı yeraltı zenginlikleri verimli toprakları ve stratejik konumu ile her zaman büyük devletlerin ele geçirmeye çalıştığı bir coğrafya olduğunun altını çizen Abdulahad Abdurrahman “ Doğu Türkistan Çin’in batıya açılan kapısıdır Çin’de çıkarılan toplam 148 çeşit madenin çoğu Doğu Türkistan’da ve bu kaynaklardan Müslümanlar hiçbir şekilde yararlanamıyor. Çin tarih boyunca sürdürdüğü İslam ve Türk düşmanlığını son zamanlarda iyice artırdı ve çocukları bile tutuklamaya başladı” dedi.Doğu Türkistan’ın tarih boyunca defalarca Bağımsızlığını ilan ettiğini ama her defasında Çin ve Rus zulmü ile bu devletlerin yıkıldığını anlatan Abdurrahman Doğu Türkistan halkının Çin zulmüne karşı başlattığı özgürlük ayaklanmalarında bugüne kadar 35 milyon vatandaşını kaybettiğini söyledi.1974 yılında Komünist Çin’in Kültür devrimi adı altında adeta bir soykırım yaptığını zenginleri fakirlere öldürttüğünü ve okur yazarları da ya tutuklayıp yada öldürdüğünü ifade eden Abdulahad Abdurrahman, “Doğu Türkistan halkının yüzde 95’i Müslüman ama çocuklarının dini eğitim alacağı bir okul yok. Sadece 35 milyon nüfusun eğitim görebileceği 45 kişilik bir okul var. 1800 cami var Çin’de ama ezan okunması yasak, gençlerin girmesi yasak, sadece yaşlılar ibadet edebiliyor, ay yıldızlı ne varsa yasak, Müslüman Türklerin çocuk doğurması bile yasak şehirde yaşayanlar bir köyde yaşayanlar en fazla iki çocuk doğurabiliyor” ifadelerini kullandı.Çin’in baskı ve şiddetle her yıl Doğu Türkistan’a Çinlileri belli sayılarla yerleştirdiğini ve Türkleri asimile yoluna gittiğinin altını çizen Abdurrahman her gün yüzlerce çocuğun 7-8 aylık demeden anne karnında öldürülerek çöpe atılıyor. Doğu Türkistan halkının yılmadan neslinin kaybolmaması için dağlarda kaçak şekilde çocuklarını doğurduğunu ama bu çocuklarının da bir kimliği olmadığını ve hiçbir sosyal haktan yararlanamadığını söyledi.Doğu Türkistan halkının bu zulümden kurtulmak için son umudunun Türkiye olduğunu belirten Abdulahad Abdurrahman “Öyle ki şu an Türkiye Doğu Türkistan’ın Mehdisidir ve biz sabırla o mehdinin gelmesini bekliyoruz. Ama görüyoruz ki dış güçler Türkiye’nin dünya Müslümanlarına yardım etmemesi, güçlenmemesi için oyunlar oynuyorlar kendi halkımızla birlikte Türkiye’ye de dua ediyoruz” dedi.Konferansın sonunda öğrencilerin sorularını da cevaplayan Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği Genel Sekreteri Abdulahad Abdurrahman’a plaket verildi.
Çankırı'da 100. Yılında Ermeni Meselesi Konulu Panel
21 Nisan 2015 Salı - 16:44 Çankırı'da 100. Yılında Ermeni Meselesi Konulu Panel Çankırı Karatekin Üniversitesi tarafından ’100. Yılında Ermeni Meselesi; Bildiklerimiz ve Bilmediklerimiz” konulu panel düzenlendi.Panele Karabük Üniversitesi öğretim üyeleri Yrd. Doç. Dr. Ali Asker, Yrd. Doç. Dr. Marziye Memedli ile ÇAVSAM müdürü Yrd. Doç. Dr. Reha Yılmaz konuşmacı olarak katıldılar.Yrd. Doç. Dr. Ali Asker, Ermeni meselesinin devam eden bir özellik taşıdığını, bu meselensin sadece Türkiye’nin meselesi olmadığını, Ermenilerin “Büyük Ermenistan” hayalini gerçekleştirmek için Türkiye toprakları dışında, Azerbaycan, Gürcistan ve İran’da da son yüzyılda birçok farklı terör olayına yöneldiğini belirtti.Ermenilerin emellerine ulaşmak için çeşitli entrikalara değindiğini ifade eden Asker, bu emellerin gerçekleşmemesi için tehdit altında olan tüm halk ve devletlerin işbirliğinin gerekliliği üzerinde durdu.Yrd. Doç. Dr. Marziye Memedli, Ermeni meselesinin tarihi geçmişine değindiği konuşmasında Ermeni meselesinin Rusya’nın sıcak denizlere inme politikaları çerçevesinde Revan hanlığı topraklarına Ermenilerin yerleştirilmesi ve burada tampon bölge oluşturulmak istenmesiyle birlikte başladığını söyledi.Ermenilerin Doğu Anadolu’daki terör faaliyetlerinden sonra alınan idari tedbirler edeniyle Kafkasya’ya kaçtığını ve bu kaçan generaller aracılığıyla Azerbaycan topraklarında büyük katliamlar yaptığını, on binlerce insanı katlettiğini ifade eden Memedli, “Ermenilerin bu katliamlara Sovyetler Birliğinin son döneminde de devam etti. 1987’de Ermenistan’da yaşayan 350 bin Azerbaycan Türkü sürgün edildi, 1990’lı yıllarda ise Karabağ’ı ve ona komşu illerin işgal edilerek halkının bu topraklardan zorla göç ettirildi, 26 Şubat 1992’de Hocalı katliamında 600’den fazla sivilin katledilmiştir” dedi.Çankırı Karatekin Üniversitesi Öğretim Üyesi. Reha Yılmaz da konuşmasında ermeni meselesinin bir kimlik, ekonomi ve kültür mücadelesi olduğunu, Ermenilerin soykırım iddialarına 1950’li yıllarda kimlik buhranı yaşadıkları bir dönemde sarıldıkları, böylelikle yok olma tehlikesi altına olan diaspora Ermenileri ortak bir tehdit ve amaç doğrultusunda bir arada tutmayı hedeflediklerini ifade etti.Zamanla bu hareketin bir ekonomik sektöre dönüştüğünü, bugün batılı ülkelerde geniş bir soykırım sektörünün oluşturulduğunu, yayından, film sektörüne, hayır kurumları üzerinden birçok şahıs ve kuruma yönelik bir faaliyet yöneldiğini ifade eden Yılmaz “Ermenilerin bugün Türk kültürünü çalarak kendi kültürmüş gibi dünyaya tanıtmaya çalışıyor, mağduriyet psikolojisi ile hareket ederek, diğer halklar üzerinde mazuriyet psikolojisi oluşturmaya çalışıyorlar böylelikle kendilerine pozitif ayrımcılık yapılmasını sağlamayı amaçlıyorlar” şeklinde konuştu.
Karatekin Üniversitesi'nde Konferans
14 Nisan 2015 Salı - 16:54 Karatekin Üniversitesi'nde Konferans Çankırı Karatekin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü, Uluslararası İlişkiler Topluluğu ve Demokrasi ve İnsan Hakları Topluluğu tarafından organize edile “Küreselleşen Dünyamızda Uluslararası İlişkilerci Olmak” konferansı gerçekleştirildi.Konferansta konuşan emekli Büyükelçi Haldun Otman öğrencilere Dışişlerinde görev almak için hangi okul ve yollardan geçmeleri ile bilgi vererek şuan 128 ülkede temsilciliğimizin bulunduğunu, temsilcilik açısından dünyada 8. Ülke olduğumuzu ve Dışişleri Bakanlığının 6 bin 400 personelinin 4 bin 600’ünün yurt dışında görev yaptığını söyledi.Yurtdışı misyon temsilciliğinin manevi sorumluluğu çok ağır bir görev olduğunu ve her koşulda ülke menfaatlerinin korunması ve gözetilmesinin öncelikli bir görev olduğunun altını çizen emekli Büyükelçi Otman “ Ülkenizi her alanda iyi temsil etmek için görünür olmalı, basın ile iyi ilişkiler içinde olmalı ve sosyal aktivitelerde bulunmalı ve gündemi çok iyi takip ederek ona göre stratejiler üretmelisiniz” dedi.Öğrencilere mesleki eğitimleri yanında mutlaka yabancı dil öğrenmeleri konusunda da tavsiyelerde bulunan Haldun Otman konuşmasının son bölümünde yurtdışı görevleri ile ilgili ilginç anekdotlar ve anılarını da anlattı.Daha sonra söz alan Milletvekili Prof. Dr. Tunca Toskay il olarak küreselleşmenin tarifini yaparak “küreselleşme Dünya ülkelerinin maddi ve manevi değerlerinin ve bunlarla birlikte oluşmuş kültürlerin ulusal ve uluslararası dağılımıdır” diye konuştu.Milletvekili Toskay küreselleşmeyi tetikleyen en büyük etkenlerin ulaşımdaki gelişim, bilginin artık resmiyetten çıkıp bireyselleşip çok çabuk yayılıp eskimesi, sermayenin mobilitesi, çok uluslu büyük şirketlerin artması ve artık dünyanın ortak sorunu olan çevre sorunları gibi sebepleri olduğunu söyledi.Toskay “Sizlerde küreselleşen dünyada uluslararası ilişkilerci olmak istiyorsanız bu karmaşık yapıyı iyi bilmeli ona göre eğitim almalı ve ona göre çözümler üretmelisiniz. Kendi alanınızda çok iyi kariyer yapabilirsiniz ama donanımınız iyi olmalı ve avantajlı a alanları iyi araştırmalısınız ve iletişim teknolojilerine hakim olmalı ayrıca bu işin olmazsa olmazı olan yabancı dili en azından İngilizceyi çok iyi bilmelisiniz “ dedi.
Yerin Altında Boks Antrenmanı
14 Nisan 2015 Salı - 16:08 Yerin Altında Boks Antrenmanı Dünya Boks Şampiyonası için çalışmalarını sürdüren Yıldız ve Genç Bayanlar Boks Milli Takımı, Çankırı’da yerin 150 metre altında bulunan 5 bin yılık Tuz Mağarası’nda antrenman yaptı.14-24 Mayıs’ta yapılacak Yıldız ve Genç Dünya Bayanlar Boks Şampiyonası için hazırlıklara hız kesmeden devam eden milli boksörler, şampiyona öncesi Çankırı’da yerin 150 metre altında bulunan 5 bin yılık Tuz Mağarası’nda antrenman yaptılar.Mağarayı ve mağarada bulunan tuz heykelleri inceleyen boksörler; astım, nefes darlığı, alerji ve cilt hastalıklarının tedavisinde etkili olan kaya tuzuyla ilgili çeşitli bilgiler aldılar.Daha sonra eldivenlerini giyen milli sporcular, yan çıkış ve karşılıklı boks maçı yaptılar.TELLİ: "BİZİM İÇİN BÜYÜK MORAL"Böyle bir ortamda ilk kez antrenman yaptığını ifade eden Türkiye şampiyonu Melisa Yağmur Telli, "Tuz mağarasında antrenman yapmak herkes için çok büyük bir moral oldu. Nefes için de gayet iç açıcı bir ortam, şampiyona öncesinde iyi bir moral oldu" ifadelerini kullandı.Yıldız Bayanlar Boks Milli Takımı Sorumlu Antrenörü Ahmet Çınar da, burada yapılan yarım saatlik çalışmanın normal ortamda yapılan 2 saatlik çalışmaya denk olduğunu belirtti.ÇINAR: "SPORCULAR DAHA RAHAT NEFES ALIYOR"Dünya Şampiyonası için çalışmaların devam ettiğini anlatan Çınar, "Dünya Şampiyonası için Türkiye’de yapacağımız son kampımız için Çankırı’da bulunduk. Kampımızı birkaç gün sonra tamamlayacağız. Tuz mağarasını hem ziyaret edip hem son antrenmanımızı burada yapmak istedik. Burası yerin 150 metre altı ve buradaki atmosfer sayesinde sporcularımız daha rahat nefes alıyor. Kondisyoner açıdan da daha yüksek yükleme yapılıyor" şeklinde konuştu.