Yerel Haberler
Çorum
26 Mayıs 2026 Salı - 20:28 Çorum’da arefe günü mezarlıklar ziyaretçilerle doldu Çorum’da Kurban Bayramı arefesinde, yurt içinden ve yurt dışından memleketlerine gelen vatandaşlar, yakınlarının kabirlerini ziyaret etmek için mezarlıklara akın etti. Kurban Bayramı tatili vesilesiyle farklı şehirlerden ve ülkelerden Çorum’a gelen vatandaşlar, arefe gününde geleneksel mezarlık ziyaretlerini gerçekleştirdi. Kent merkezinde bulunan tarihi Ulu Mezarlık başta olmak üzere şehirdeki tüm mezarlıklarda sabahın erken saatlerinden itibaren yoğunluk yaşandı. Hayatını kaybeden yakınlarının kabirleri başına gelen vatandaşlar, mezarları temizleyip çiçekleri suladıktan sonra Kur’an-ı Kerim okuyup dua etti. "Tüm Türkiye’nin Kurban Bayramı mübarek olsun" Aile büyüklerinin kabirlerini ziyaret eden Mustafa Enver Teryaki, "Aile büyüklerimizi, vefat edenleri ziyaret etmeye geldik. Kur’an-ı Kerim okuduk, dualarımızı ettik. Yarın da Kurban Bayramı, kurbanlarımızı keseceğiz. Herkese kazasız, belasız, güzel bir şekilde Kurban Bayramı’nı geçirmesini diliyorum. Tüm Türkiye’nin Kurban Bayramı mübarek olsun" dedi. "İlk önce kimsesizler mezarından başladık" Ananesiyle birlikte kimsesizler mezarlığından başlayarak yakınlarının kabirlerini ziyaret eden Yusuf Efe Ünlü, "Bugün arefe olduğu için akrabalarımızın kabirlerini ziyarete geldik. İlk önce kimsesizler mezarından başladık. Ondan sonra ailemizin mezarlılarının gezdik. Yarın Kurban Bayramı, heyecanlıyız. Kurbanımızı keseceğiz, bağış yapacağız" diye konuştu. "Burada abim yatıyor onun mezarına geldim" Bilal Çöl isimli vatandaş ise, "Burada ağabeyim yatıyor, onun mezarına geldim. Bayram arefe günü ölülerimizi, mezarlarımızı ziyaretlere başlar. Allah nasip etsin. Bayramın birinci günü, ikinci günü de kurban kesimi, büyükleri ziyaretle devam edecek. Bayramın büyük bütünlükle, dini bir bütünlükle, saygı, sevgi, hoşgörü ile geçmesini temenni ediyorum" şeklinde ifade etti.
Belediye iftar sofrası her gün bin 100 kişiyi ağırlıyor
24 Mart 2024 Pazar - 17:00 Belediye iftar sofrası her gün bin 100 kişiyi ağırlıyor Çorum Belediyesi, kurduğu iftar sofrası ile her gün Bin 100 kişiye iftar yemeği veriyor. Ramazan ayı boyunca her gün bin 100 kişiye ücretsiz iftar yemeği veren Belediye, bu uygulamasıyla gönüllere dokunuyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da hayırseverlerin destekleriyle ramazan ayı süresince hizmet verecek iftar sofrası, yemekleri ve sıcacık ortamıyla büyük beğeni topluyor. Her gün bir hayırsever vatandaşın katkı verdiği iftar çadırını bu sene hava şartları nedeniyle bir düğün salonuna aldıklarını ifade eden Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, “Ramazan Ayı’nın bereketini, hemşerilerimizle birlikte paylaşıyoruz. İftar soframızda hayırsever hemşerilerimizin de desteğiyle her gün Bin 100 kişiye yemek ikram ediyoruz. İftar soframıza katkı sunan, destek veren herkese şükranlarımı sunuyorum” dedi. ’Hemşehri iftarı düzenlenecek’ Çorum Belediyesi, düzenleyeceği program ile kent halkını iftarda bir araya getirecek. Hemşehri iftarı adı verilen program TSO Fuar Alanında gerçekleştirilecek. Çorum Belediyesi birlik, beraberlik ve kaynaşmanın had safhaya ulaştığı ramazan ayında, tüm kent halkını bir araya getirecek etkinlikler düzenlemeye devam ediyor. Belediye, TSO Fuar Alanında düzenleyeceği hemşehri iftarı ile binlerce Çorumlu’ya iftar verecek. Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, 25 Mart Pazartesi günü TSO Fuar Alanındaki iftar yemeğine tüm Çorum halkını davet etti.
Kuzey Anadolu’daki aktif faylar jeodezik yöntemlerle araştırılacak
24 Mart 2024 Pazar - 08:23 Kuzey Anadolu’daki aktif faylar jeodezik yöntemlerle araştırılacak Kuzey Anadolu Fay hattı üzerinde yer alan Çorum ve çevresindeki aktif fay hatları Hitit Üniversitesi’nce yürütülecek proje ile ile araştırılacak. Osmancık Ömer Derindere Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Kayhan Aladoğan tarafından hazırlanan “Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ) Orta Segmentinin Blok Hareketlerinin GNSS Ölçmeleri ile Belirlenmesi” başlıklı proje çerçevesinde Kuzey Anadolu Fay Zonu’nda 60 farklı lokasyon belirlenerek fay mekanizmalarının çözülmesine yönelik çalışmalar yürütülecek. Kuzey Anadolu Fay hattının Türkiye’deki en aktif fay hatlarından birisi olduğuna dikkat çeken Kayhan Aladoğan, Türkiye’de son 100 yılda meydana gelen büyük yıkıcı depremlerin birçoğunun bu fay üzerinde meydana geldiğine işaret etti. Kuzey Anadolu Fay hattı aktivitesi yüksek olduğu için gelecekte de büyük deprem üretme potansiyeline sahip olduğunun altını çizen Aladoğan, "Projemizde Kuzey Anadolu’nun önemli bir geçiş güzergahı olan, üzerinde bir çok yerleşim yeri bulunan ve bölge depremselliği açısından önemli bir fay zonu olan Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ) orta kesimlerinin modellenmesi amaçlanmaktadır. Çalışma alanımız doğuda Tokat Erba’dan başlayıp batıda Kastamonu Ilgaz’a kadar uzanmaktadır. Çalışmalarda Kuzey Anadolu Fay Zonu ana kol haricinde güneye uzanan iç bükey kollarda var. Bunların en büyüklerinden birisi olan ve 1939 Erzincan depreminden sora yüzey kırığı oluşan Sungurlu fayı Tokat Niksar’dan başlayarak Çankırı Havzasına kadar uzanmaktadır. Diğer önemli bir kol ise Merzifon Esençay fay hattıdır. Bu fay üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda fayın deprem tekrarlama periyodu ortalama bin 300 yıl olup, bu fay üzerinde yaklaşık 3 bin 700 yıldır büyük bir deprem meydana gelmemiştir" ifadelerini kullandı. "60 noktada çalışma yapılacak" Proje çerçevesinde 60 noktada çalışma yapılacağını anlatan Aladoğan, "Bu çalışmalar Hitit Üniversitesi BAP biriminin destekleriyle başladı. Şu anda çalışmalar devam ediyor. Elde edilen çalışmalar ve modellelemeler tamamlandığı zaman Kuzey Anadolu Fay hattının orta kesiminin deformasyon yapısı belirlenecek. Ayrıca çalışma Avrasya ve özellikle Anadolu Levhasını denetleyen mekanizmanın anlaşılmasına ve ülke tektonik bilgisine de katkı sağlayacak" şeklinde konuştu. Projenin Aladoğan, Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Nurullah Alkan (Hitit Üniversitesi), Dr. Öğr. Üyesi Halil İbrahim Solak (Afyon Kocatepe Üniversitesi), Dr. Öğr. Üyesi Ali Özkan (Osmaniye Üniversitesi), Dr. Öğr. Üyesi Cemil Gezgin (Aksaray Üniversitesi) ile Öğr. Gör. Zafer Köse’nin (Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi) araştırmacı olarak yer aldığı proje ekibi tarafından ve Prof. Dr. İbrahim Tiryakioğlu (Afyon Kocatepe Üniversitesi) ile Prof. Dr. Hasan Sözbilir’in (Dokuz Eylül Üniversitesi) danışmanlığında yürütüleceğini sözlerine ekledi.
Dr. Hacıismailoğlu: “Sahabe mezarları Türk-İslam hakimiyetini sembolize eden yapılardır”
23 Mart 2024 Cumartesi - 15:35 Dr. Hacıismailoğlu: “Sahabe mezarları Türk-İslam hakimiyetini sembolize eden yapılardır” Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim üyesi Dr. M. İhsan Hacıismailoğlu, sahabe mezarlarının bu topraklarda Türk-İslam hakimiyetini sembolize eden yapılardan birisi olduğunu söyledi. İmam Hatip Lisesi ve İlahiyat Fakültesi Kurma ve Koruma Vakfı (İMVAK) Başkanlığı tarafından "Çorum Sahabeleri" konulu konferans düzenlendi. Dr. Hacıismailoğlu, Çorum’daki sahabe mezarları, Türkiye’deki sahabeler, Türklerdeki defin kültürüne ilişkin bilgiler verdi. Çorum’un, evliya, ulema ve meşayih beldesi olduğunu dile getiren Hacıismailoğlu, bu beldenin Fatih Sultan Mehmed’in hocası Akşemseddin Hazretlerine ev sahipliği yaptığını hatırlattı. Ebussuud Efendi, Mustafa Sun’ullah Efendi, Kara Halil Efendi’nin bu topraklardan çıkıp Osmanlı’da şeyhülislamlık görevinde bulunduklarını dile getiren Hacıismailoğlu, Fahr’ul-Muhaddisin diye isimlendirilen Yusuf Bahri Efendi’nin kabrinin Çorum’da olduğunu ifade etti. Çorum’da sahabeye nispet edilen 5 kabir olduğunu kaydeden Hacıismailoğlu, bunların Süheyb-i Rumi, Kereb-i Gazi olarak zikredilen Amr İbn Ma’d-i Kerib, Ubeyd-i Gazi, Sa’d b. Ebi Vakkas ve Yayan Dede diye zikredilen zatlar olduğunu belirterek, hayatlarına ilişkin geniş bilgiler verdi. Sahabeler hakkında tabakat kitaplarında bilgi olduğunu anlatan Hacı İsmailoğlu, “Bu kitapların hepsinin bize verdiği bilgileri alt alta koyup saydığımız zaman isimlerin tespiti noktasında sadece 10 bin sahabenin ismini bilebiliyoruz. Bu 10 bin sahabeden de yalnızca bin kadarının hayat hikayesini detayları ile öğrenebiliyoruz. Diğer taraftan Hz. Peygamber’in Veda Haccı’nda Mina’da, Müzdelife’de O’nu dinleyen sahabe sayısı 114 bin veya 124 bin olarak geçmektedir. Ancak 124 bin kişiden bizim isimlerini bilebildiğimiz sadece 10 bindir. Sahabe, hicretin 17. yılından sonra cihat, ticaret gibi farklı nedenlerle dünyanın dört bir tarafına dağılmaya başladı. İşte o dağılmadan en fazla nasiplenen coğrafya Anadolu coğrafyası oldu. Dolayısıyla falanca kitabın verdiği bilgiye istinaden şurada bulunan mezardaki sahabe kesinlikle bu kişidir diyemediğimiz gibi Anadolu’nun dört bir tarafında bulunduğu iddia edilen sahabe kabirleri için de burası kesinlikle sahabi mezarı değildir diyemeyiz. Yaklaşık 124 bin sahabeden bin kişi civarı hakkında ayrıntılı bilgiye sahibiz. Diğerlerinin nerede, ne zaman vefat ettikleri hakkında kesin bilgiye sahip değiliz. Yani akademik anlamda ülke genelindeki çoğu sahabe mezarları hakkında olumlu veya olumsuz kesin bir görüş bildirme imkanımız çok fazla yoktur” ifadelerini kullandı. Anadolu halkının, kendi beldelerinde bir sahabe kabri veya makamı olduğu inancının o bölgenin manevi ikliminin şekillenmesinde büyük etkiye sahip olduğunu anlatan Hacı İsmailoğlu, “Çorum, Konstantiniyye’ye şimdiki adı İstanbul’a giden Arapların fetih yolu üzerindedir. Arap ordularının İstanbul fethine giderken veya gelirken Çorum topraklarından geçtiğini hepimiz biliyoruz. Ordu geçerken çeşitli nedenlerle vefat edenlerden buraya defnedilenler olabilir. Hatta mezar yerini bilmediklerimiz de belki vardır. Ama Çorum’da mevcutta halk arasında sahabi olarak mezarları olanlar İslam tarihinde meşhur isimlerdir, haklarında, ölüm ve definleri hakkında bilgiye ulaşmak mümkündür. Görünen odur ki Çorum Hıdırlık’taki sahabe mezarları makam veya başka sahabilere ait kabirlerdir. Anadolu halkının, kendi beldelerinde bir sahabe kabri veya makamı olduğu inancı, o bölgenin manevi ikliminin şekillenmesinde büyük etkiye sahiptir. Hıdırlık Camisi’nde bulunan bu sahabe türbeleri de Çorum’da saygı gösterilen, özellikle kandil gecelerinde, gelin alma ve sünnet törenlerinde en çok ziyaret edilen yerlerdir. Hıdrellez şenlikleri bu mekânın etrafında gerçekleştirilir. Bu bölgeye verilen önem, sahabe kabirlerinin bulunmasının yanı sıra, Türklerin İslam öncesi geçmişlerinden itibaren defin kültürüne önem vermelerinden ileri gelmektedir. Buralar mezar da olsa makam da olsa o kişilerin ruhuna ithafen dualar okunmakta bazı ritüeller bu bölgede icra edilmektedir. Bu mezarlarda yatanların sahabe olduğuna dair halk nezdinde genel bir kabule dayalı inanç oluşmuştur. Bu oluşumun arka planında da Orta Asya Türk kültürünün bölgeye yerleşen Türk boyları ile birlikte geldiği kanaati yatmaktadır. Türklerdeki Hz. Peygamber sevgisine dayalı bu inanç temelinde O’nun adının geçtiği, O’nunla ilişkilendirilen her konu büyük bir saygınlığa sahiptir. Sahabeye hürmet ve komşuluk O’na hürmet ve komşuluk etmek gibi algılanmıştır. Çorum halkının Hıdırlık’taki sahabe mezar veya makamlarına ilgi ve saygıları da bu çerçevede değerlendirilmelidir” şeklinde açıklamalarda bulundu. “Türk kimlik ve gelenekleri mezar taşları ve üzerindeki yapısal özellikleri itibarıyla gelecek nesillere taşınıyor” “Türk kimlik ve geleneklerinin mezar taşları ve üzerindeki yapısal özellikleri itibariyle gelecek nesillere taşındığını biliyoruz” diyen Hacı İsmailoğlu, şöyle devam etti: “İslam anlayışı ve defin gelenekleri çerçevesinde değerlendirildiğinde Türklerde mezarlara daha farklı bir anlam yüklendiğini, sembolik ifadeler kullanıldığını, sanat ve estetik açısından farklı özellikler taşıdığını görüyoruz. Burada ölüler kültü, atalar kültü devreye girerek balballı mezar taşları, kurganlar, kümbetler, türbeler gibi farklı mezarların oluşturulduğunu, Türk kimlik ve geleneklerinin mezar taşları ve üzerindeki yapısal özellikleri itibariyle gelecek nesillere taşındığını biliyoruz. Buradan hareketle Türklerde mezarlar hakkında gelenek halinde bir kültür oluşturulduğunu, örneklerini kümbetlerde ve İstanbul Eyüp Sultan mezarlığı başta olmak üzere Anadolu’nun pek çok yerinde değişik uygulamalarla yaşatıldığını Türk İslam sanat tarihi kaynaklarında okuyoruz. Mezar kültürünün oluşumu, kullanılan malzemelerdeki sembolik anlatılar, süslemeler gibi yönlerimizle de diğer İslam ülkelerindeki mezar anlayışlarından farklı bir duruş ve görünüş ortaya koyduğumuzu anlıyoruz. Türklerde sahabe mezarlarına farklı bir özen ve saygı gösterilmesini çok değişik etkenlerle ifade etmek mümkündür. Bunlardan bir tanesi de Hz. Peygamber’in; ’Ashabımdan herhangi birisi bir yerde ölürse, mutlaka o, belde insanları için kıyamet günü bir nur ve kılavuz olarak gönderilir’ şeklinde rivayet edilen hadisine mazhar olabilmektir. Buradan hareketle Anadolu’nun her tarafında çok sayıda sahabe adına düzenlenmiş mezarlar ve makamlar vardır. Bir milletin sahip olduğu topraklarda varlığını en güzel şekilde belgeleyen mezarları ve sanat yapılarıdır. Sahabe mezarları da bu topraklarda Türk-İslam hakimiyetini sembolize eden yapılardan birisidir. Türkler, İslamiyet’i kabullerinin ardından her alanda İslam’a hizmet etme yarışı içinde olmuş ve bu gayreti her alanda göstermeye çalışmışlardır. Bu yarış, Hz. Peygamber’i sevme ve O’nun mirasına en iyi şekilde sahip çıkabilme adına sergilenmiş, bu gayret ve özellikleriyle de Türk deyince İslam, İslam deyince Türk anlaşılır olmuştur. O nedenle Türk toplumu, Hz. Peygamber’in birer mirası olarak gördükleri ashaba sahip çıkma, onları sevme, onlara hürmet gösterme hususunda bir yarış içinde olmuş, kutlu Nebi’nin sevdiklerini sevmeliyiz, onları komşu eylemeliyiz diye düşünmüşlerdir. Hz. Peygamber’e ve O’nun dostlarına, yarenlerine, arkadaşlarına duyulan sevginin tezahürü bu mezarlar olmuştur Anadolu insanı, kendi beldelerinde birer sahabe kabri, o olmasa bile teberrüken onlara ait makamlar olmasını arzu etmişlerdir. Çorum sahabelerini de bu çerçevede değerlendirmekte yarar vardır.”