Yerel Haberler
Diyarbakır
Diyarbakır’da ihtiyaç sahibi vatandaşın evi ‘denetimli serbestlik hükümlülerince’ onarıma alındı 04 Mart 2026 Çarşamba - 16:49:02 Diyarbakır’da ihtiyaç sahibi bir kadının evinde, Cumhuriyet Başsavcılığı ve Sur İlçe Kaymakamlığı arasında denetimli serbestlik hizmetlerine ilişkin imza altına alınan protokol kapsamında, denetimli serbestlik hükümlülerince onarıma başlandı. Cumhuriyet Başsavcılığı ve Sur İlçe Kaymakamlığı arasında Denetimli Serbestlik Hizmetlerine ilişkin adına iş birliği protokolü imza altına alındı. Protokol ile Sur İlçe Kaymakamlığına bağlı bulunan kurum ve kuruluşlarda ve Kaymakamlıkça belirlenen ihtiyaç sahibi kişilerin ev bakım ve tadilatlarının yapılmasında Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin ilgili maddeleri doğrultusunda (boya badana, bahçe bakımı ve peyzaj çalışmaları, temizlik vb.) insan kaynağı noktasında destek veriliyor. Bu yolla toplumsal faaliyetlerde işgücü anlamında gerekli destek sağlanırken, diğer taraftan hükümlülerin toplum yararına yürütülen faaliyetlerde görev alması sağlanarak toplumsal yaşamın ve birlikteliğin sağlıklı bir iletişim ile devam edebilmesi ve nitelikli bir birey haline dönüşebilmesi adına gerekli rehberliğin sağlanması bir diğer hedef olarak belirleniyor. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcı Vekili Özgür Celbek, ceza infaz hukuk sisteminin son merhalesi olan denetimli serbestlik biriminde hükümlülerin, müdürler, kurs hocalarının koordinesinde kamuya ait binaları, yerleri peyzaj, boya, badana ve temizlik faaliyetlerini yerine getirdiğini söyledi. Aynı zamanda hükümlülerin de cezasını bu şekilde infaz etmiş olduğunu belirten Celbek, hükümlülerin iyilik ve empati duygularının geliştiğini; topluma entegre olduklarını, mesleki becerilerini de geliştirdiklerini ifade etti. Başsavcı vekili Celbek, burada Sur Kaymakamlığıyla bir protokol imzaladıklarını söyleyerek, "Hamdolsun devletimiz çok köklü, çok büyük. Özelikle o video, fotoğraflara baktım. Maddi durumu iyi olmayan bir vatandaşımız kaymakamlığımıza başvuruyor, kaymakamımızın tespitleriyle, bizde iş birliği içerisinde hükümlü arkadaşlarımız gidiyorlar boya, badana, peyzaj baştan sona yerine getiriyorlar. Burada hükümlüler de şunu görmüş oluyor. Devletin büyüklüğünü, yüceliğini. O aidiyet duyguları da gelişmiş oluyor. Başsavcımız Erdal Bey’in talimat ve tensipleriyle buradayız. Öncelikle ona teşekkür ediyorum. Sizlere çok teşekkür ediyorum. İlk defa böyle özel bir durumla karşılaşıyoruz, direkt vatandaşlarımızın. Biz, genelde kamuya ait binalar üzerinde çalışma yapıyorduk" dedi. Sur İlçe Kaymakamı Hasan Akbulut ise, okulların listesini yaptıklarını, boya badana ihtiyacı olan okulların sayılarının belli olduğunu dile getirdi. Bunlardan birinin de Ziya Gökalp İlkokulu olduğunu kaydeden Akbulut, "Tarihi bir okul. Diyarbakır’da 112 yıllık bir okul. Burayı da boyayacağız. Diğer bir tarafta ilçemizde ekonomik durumu kötü olan herkesi biliyoruz. Bunlara çeşitli şekillerde yardımlarda bulunuyorduk. Yardımlarımızdan biri de boya, badana, tadilat oluyor. Bu vesile ile kamu hizmetini etkin bir şekilde sağlamış oluyoruz. Diğer taraftan hükümlülerin topluma kazandırılması amaçlanıyor. Bu da çok değerli, çok kıymetli. İlçemize, vatandaşlarımıza hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyoruz" diye konuştu. Ziya Gökalp İlkokulu’nda düzenlenen iş birliği protokolüne, Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Özcan, Sur İlçe Milli Eğitim Müdürü Demir Ernez, Denetimli Serbestlik Müdürü Sinan Yaşar ve okul müdürü Mustafa Bozkuş hazır bulundu.
04 Mart 2026 Çarşamba - 16:01 DESOB’tan ’Geleneksel Ramazan Fuarı’na tepki Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (DESOB), Mezopotamya Fuar Merkezi’nde düzenlenen Geleneksel Ramazan Fuarı’nda il dışından gelen firmaların perakende satış yapılmasına izin verilmesinin yerel esnafı mağdur ettiğini belirterek, duruma tepki gösterdi. DESOB, 3-8 Mart 2026 tarihleri arasında Elazığ Yolu üzerindeki Mezopotamya Fuar Merkezi’nde düzenlenen Geleneksel Ramazan Fuarı’na karşı harekete geçti. Trabzon, Konya, Malatya ve çeşitli illerden gelen firmaların tekstil, giyim, gıda ve kozmetik başta olmak üzere birçok ürünü perakende olarak satışa sunmasına karşı tepkisini kamuoyuna duyurmak amacıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. DESOB adına basın açıklamasını okuyan Yönetim Kurulu üyesi ve Bakkallar, Bayiler ve Şekerciler Odası Başkanı Fahrettin Gülmüş, yerel esnafa yapılan haksız rekabeti kabul etmediklerini söyledi. Gülmüş, "Kentimizde Ramazan Bayramı döneminde; Trabzon, Konya, Malatya ve diğer illerden tekstil, giyim, gıda, yiyecek, içecek, kozmetik ve benzeri ürünlerin parekende satışı amacıyla Elazığ Yolu üzerinde bulunan Mezopotamya Fuar Merkezi alanında 3-8 Mart 2026 tarihleri arasında ’Geleneksel Ramazan Fuarı’ adı altında ürün satışları ve alışverişi düzenleneceği şeklinde birliğimiz ve odalarımıza bağlı esnafımızdan gelen yoğun şikayetler üzerine söz konusu bu basın açıklamasını yapmak zaruri olmuştur. Bilindiği üzere bayram dönemleri, esnafımız için hayati öneme sahip zaman dilimleridir. Yıl boyunca ağır ekonomik şartlar altında faaliyet gösteren kira, vergi, SGK primi ve diğer tüm yasal yükümlülüklerini eksiksiz biçimde yerine getiren yerel işletmeler, bayram öncesi oluşan ticari hareketlilik sayesinde ayakta kalabilmektedir. Ancak tam da bu hassas dönemde, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’na ait fuar alanında il dışından gelen bazı firmalara ’fuar’ adı altında fiilî satış izni verilmesi, yerel esnafımıza açık bir haksızlıktır. Şehrimizde kalıcı iş yeri bulunmayan, sürekli vergi mükellefi olmayan ve kira yükümlülüğü taşımayan ve satışı yapılan ürünlerin sağlık ve hijyen kurallarına uygunluğu bilinmeyen markaların, bayram yoğunluğundan faydalanmak üzere geçici şekilde satış yapmalarına göz yumulması; adil rekabet ilkesinin açıkça ihlalidir" dedi. Hiçbir kurum veya organizasyonun, yıl boyunca sabit gider ve kamusal yükümlülük üstlenen esnafın emeğini birkaç günlük organizasyon uğruna riske atamayacağını ifade eden Gülmüş, şöyle konuştu: "Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının temel sorumluluğu, yerel ticareti korumak, geliştirmek ve rekabet şartlarını adil biçimde sağlamaktır. Bu düşünce ile hiçbir kurum, yerel ticaretin zarar görmesine seyirci kalmamalıdır. Çünkü bu ve benzeri tüm yapı, kurum ve organizasyonlar, şehir ekonomisine karşı sorumsuz bir yaklaşım sergilemektedir. Buradan açık ve net şekilde ifade ediyoruz: Bayram öncesi bu tür satış organizasyonları ile rekabet eşitliğini zedeleyen fiiller hakkında gerekli idari ve hukuki işlemler yapılmalıdır. Yerel esnafı mağdur eden uygulamalara son verilmelidir. Adil ve eşit rekabet şartları ivedilikle sağlanmalıdır. Aksi halde oluşacak ekonomik mağduriyetin ve ticari huzursuzluğun sorumluluğu bu karara imza atanlarda olacaktır. Yerel esnafımızın emeğini ve hakkını korumak; yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur. Sürecin takipçisi olacağımızı, gerekli idari ve hukuki başvuru yolları dâhil olmak üzere tüm meşru ve demokratik haklarımızı kullanacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz."
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:17 "Obezite, kişinin yaşam kalitesini düşürüyor" Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Obezite Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. İhsan Solmaz, 4 Mart Dünya Obezite Günü dolayısıyla obezitenin sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Obezitenin, vücutta sağlığı bozacak düzeyde aşırı yağ birikimi olarak tanımlandığını belirten Doç. Dr. İhsan Solmaz, Dünya Sağlık Örgütü’nün obeziteyi vücut kitle indeksine göre sınıflandırdığını ifade etti. Vücut kitle indeksinin, kilonun metre cinsinden boyun karesine bölünmesiyle hesaplandığını belirten Solmaz, 25 ile 30 arasındaki değerlerin fazla kilolu, 30’un üzerindeki değerlerin ise obez olarak değerlendirildiğini söyledi. Türkiye’de fazla kilolu ve obez birey sayısının giderek arttığına dikkat çeken Solmaz, obezitenin birçok kronik hastalığın ortaya çıkmasına zemin hazırladığını belirtti. Solmaz, obezitenin diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, kalp ve damar hastalıkları ile uyku apnesi gibi sağlık sorunlarına neden olabildiğini, ayrıca boyun ve bel fıtığı ile diz kireçlenmesi gibi kas-iskelet sistemi problemlerini de beraberinde getirdiğini ifade etti. Obezitenin bireylerin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürdüğünü vurgulayan Solmaz, tedavide en önemli adımın yaşam tarzı değişikliği olduğunu söyledi. Sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin obeziteyle mücadelede büyük önem taşıdığını belirten Solmaz, özellikle yüksek kalorili un ve hamur işi ürünlerin azaltılması gerektiğini ifade etti. Haftada en az dört gün 45 dakika ya da haftanın her günü en az 30 dakika tempolu yürüyüş yapılmasının önerildiğini dile getiren Solmaz, hastanın vücut kitle indeksine göre gerekli durumlarda medikal tedavi seçeneklerinin de uygulanabildiğini kaydetti. Diyarbakır İl Sağlık Müdürü ve Kardiyoloji Uzmanı Dr. Emre Asiltürk ise obezitenin kalp sağlığı açısından ciddi riskler oluşturduğuna dikkat çekerek, fazla kilonun kalbin iş yükünü artırdığını ve bu durumun zamanla hipertansiyon, damar sertliği ve kalp krizi riskini yükseltebildiğini belirtti. Asiltürk, sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin hem obeziteyi önlemede hem de kalp sağlığını korumada büyük önem taşıdığını vurguladı.
Defineciler tarafından parçalara ayrılmak istenen 1800 yıllık ’Kibele heykeli’ İçkale Müzesinde sergileniyor
07 Kasım 2025 Cuma - 10:53 Defineciler tarafından parçalara ayrılmak istenen 1800 yıllık ’Kibele heykeli’ İçkale Müzesinde sergileniyor Diyarbakır Müzesinin "Medeniyetler Yolu" Projesi kapsamında, defineciler tarafından parçalara ayrılmak istenirken jandarma tarafından kurtarılan ardından 1935 yılında Şanlıurfa’dan getirilen, kireç taşından yapılmış olan 1800 yıllık Kibele heykeli, restore edilerek müze bahçesinde sergilenmeye başlandı. 1934 yılında kurulan ve Türkiye’nin en eski müzelerinden biri olan Diyarbakır Müzesi, "Medeniyetler Yolu" Projesiyle depolarında bulunan eserleri ziyaretçilerin ilgisine sunmaya devam ediyor. Proje kapsamında dokuz heykel müze bahçesinde yerini aldı. Bu eserlerden biri de 1935’te Şanlıurfa’dan müzeye getirilen, Kibele’yi tasvir ettiği düşünülen 1800 yıllık kireç taşı heykeli. Heykel, müzeye getirildikten sonra restoratörler tarafından yapılan titiz çalışmalar sonucunda baş kısmı gövdesine birleştirilerek yeniden bütün hale getirildi. Eser, Medeniyetler Yolu" Projesi kapsamında müze bahçesinde ziyarete açıldı. Defineciler parçalara ayırmak istemiş Diyarbakır Müze Müdür Vekili Müjdat Gizligöl, heykelin geçmişte defineciler tarafından çalınmak istenirken üç parçaya ayrılmak üzere kesilmeye çalışıldığını, ancak jandarma ekiplerinin müdahalesiyle kurtarıldığını belirtti. Gizligöl, Medeniyetler Yolu Projesi çerçevesinde 9 heykeli müze bahçesinde sergilemeye başladıklarını aktardı. Gizligöl, "Bu heykellerden biri, 1935 yılında Şanlıurfa’dan müzemize getirilen kireç taşından yapılmış çok değerli bir eserdir. Diyarbakır Müzesi, 1934 yılında kurulduğu için Türkiye’nin en eski müzelerinden biridir. Kuruluş döneminde, bölgedeki tek müze olma özelliğini taşımaktadır. O yıllarda Şanlıurfa, Elazığ, Malatya, Bingöl ve Mardin gibi çevre illerde henüz müze bulunmadığından, Diyarbakır Müzesi aynı zamanda bölge müzesi olarak da görev yapmıştır. Bu nedenle çevre illerden, gerek kazılar gerekse kaçakçılık olayları sonucunda ele geçirilen tarihi eserler müzemize getirilmiştir. Bu eserlerden biri de 1935 yılında Urfa’dan getirilen, oldukça nadide bir heykeldir. "Medeniyetler Yolu" Projemiz kapsamında bu eseri de bahçemizde sergilemeye başladık. Heykel kireç taşından yapılmıştır. Ancak, eserin geçmişinde üzücü bir olay yaşanmıştır. Kültür varlıklarına zarar veren defineciler veya kaçakçılar tarafından bulunmuş ve çalınmak amacıyla parçalara ayrılmaya çalışılmıştır. Heykelin arka kısmında, bu parçalama girişimine dair iki iz bulunmaktadır. Kaçakçılar, ilk aşamada baş kısmını kesmiş, ikinci kısma geçtikleri sırada ise jandarma tarafından yakalanmışlardır. Böylece eser tamamen tahrip olmadan kurtarılmış ve 1935 yılında müzemize getirilmiştir. Heykelin baş kısmı gövdeden ayrı olduğu için, restoratörlerimiz titiz bir çalışma yürütmüş ve heykeli başarıyla birleştirmiştir. Bugün eserimiz, Medeniyetler Yolu Projemiz kapsamında bahçemizde bütün haliyle sergilenmektedir" dedi. Kökeni Neolitik Döneme dayanıyor Eserin, Şanlıurfa taşından yapılmış dikdörtgen formda bir heykel olduğunu dile getiren Gizligöl, şu ifadeleri kullandı: ’’Derin, yuvarlak bir nişin içinde kadın figürü yer almaktadır. Bu figürün yüksek ihtimalle Kibele olduğu düşünülmektedir. Kibele’nin diğer örnekleriyle karşılaştırıldığında bu figürün onlarla büyük benzerlik gösterdiği görülmektedir. Figürün ön kısmında, iki çocuk figürü bulunmaktadır; kollar göbek hizasında birleşmiş şekilde tasvir edilmiştir. Ne yazık ki figürlerin yüz kısımları tahrip olduğundan, çocuklar hakkında ayrıntılı bilgiye sahip değiliz. Kibele kültü, kökeni Neolitik Döneme uzanan çok eski bir inanç sistemine aittir. Bu kültün en erken örnekleri Çatalhöyük’te görülmektedir. Neolitik dönemden günümüze kadar hemen her uygarlıkta ve bölgede figür olarak karşımıza çıkmaktadır. Birçok medeniyet ve imparatorlukta Kibele ya da ona benzer figürler görülür. Son olarak, tüm vatandaşlarımıza kültür varlıkları konusunda duyarlı olmaları çağrısında bulunmak istiyoruz. Herhangi bir yerde kültür varlığına rastlanması durumunda, en yakın müzeye bilgi verilmesi büyük önem taşımaktadır."
60 bin metrekarelik alanda peyzaj çalışması
07 Kasım 2025 Cuma - 10:28 60 bin metrekarelik alanda peyzaj çalışması Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, kentin yeşil dokusunu güçlendirmek ve yaşam alanlarını daha modern hale dönüştürmek için 60 bin metrekare alana sahip Ali Gaffar Okan Bulvarı’nda kapsamlı peyzaj çalışması başlattı. Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde sürdürdüğü çevre düzenleme ve yeşil alan çoğaltma çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, Yenişehir ilçesi Ali Gaffar Okan Bulvarı’nın daha estetik ve yeşil bir görünüme kavuşmasını sağlamak için yaklaşık 60 bin metrekarelik alanı elden geçiriyor. DSİ’nin alanda gerçekleştirdiği çalışmalar dışında uzun süre bakımsız durumda kalan alanda yürütülecek işlemlerle kent estetiğini yükseltmeyi hedefleyen proje, hem yeşil alanları artıracak hem de vatandaşların sosyal yaşamlarına önemli derecede katkı sağlayacak. Çalışma iki aşamadan oluşacak İki aşamadan oluşacak geniş çaplı peyzaj çalışmasının ilki altyapı işlemleriyle başladı. Altyapının tamamlanmasının ardından ekipler, üstyapı çalışmalarına geçecek. 60 bin metrekarelik alanda altyapı çalışmaları kapsamında zemin düzeltme, bordür döşeme, bitkilerin sağlıklı şekilde gelişimlerini sürdürmeleri için sulama hatlarının çekilmesi ve bitkisel toprak serme işlemleri yapılacak. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, sürdürülebilir çevre yönetimi prensipleriyle hazırladığı projenin, üstyapı işlemleri kapsamında su tasarrufu sağlamak için kuru peyzaj örneklerine yer verecek. Kuru peyzaj dışında alana farklı tür ve renklerde ağaç ve çalılarda toprakla buluşturulacak. Yer yer çimlendirmenin de yapılacağı proje tamamlanmasıyla birlikte Ali Gaffar Okan Bulvarı, modern şehircilik anlayışına uygun bir hale getirilmiş olacak. Devam eden çalışmalar ile ilgili bilgiler veren Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığından peyzaj mimarı Nejdet Kaygısız, Ali Gaffar Okan Bulvarı’nın 2 bin 500 metre uzunluğunda ve 26 metre genişliğinde olup 60 dönümden oluştuğunu belirtti. Proje kapsamında alanda bulunan mevcut ağaçları koruyacaklarına dikkat çeken Kaygısız, ayrıca alanda bin 200 ağaç ve 30 bin adet de çalıyı dikmeyi planladıklarını kaydetti. Kaygısız, alan içerisinde bordür imalatı ve alan temizliği, bitkisel toprak dolgusu ve ağaçlara damlama sulama tesisatı çektiklerini belirterek, "Sudan tasarruf sağlamak amacıyla çim alanları azaltıp kuru ve kurakçıl peyzaj öğelerine yer veriyoruz. Vatandaşlarımızın daha konforlu bir alan kullanımı için yeşil ve estetik bir alan planlamaktayız" diye konuştu.
Şehit ailelerinden Bahçeli’ye destek
07 Kasım 2025 Cuma - 10:14 Şehit ailelerinden Bahçeli’ye destek Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 29 Ekim’de Anıtkabir törenine katılmamasını eleştiren gruplara cevap veren şehit aileleri, bunların Cumhur ittifakı arasına fesat sokmaya çalışanlar olduğunu ve bunlara fırsat vermemek için sonuna kadar Devlet Bahçeli’ye destek olduklarını duyurdu. Bu tavrın arkasında kırgınlık, küskünlük, Cumhuriyet’in değerlerine yönelik bir mesafe olmadığını dile getiren şehit aileleri, ortada sadece bir devlet terbiyesi, bir ölçü, bir vakur tavır olduğunu söyledi. Şehit aileleri adına açıklama yapan Terör Gazisi, 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri, Gazileri ve Terör Mağdurları Derneği Genel Başkanı Abbas Gündüz, Devlet Bahçeli’nin, yıllardır Atatürk’ün mirasına sahip çıkan, Cumhuriyet’in kazanımlarını korumayı kendine şeref sayan, devletin varlığı ve milletin birliği söz konusu olduğunda daima en ön safta yer alan bir devlet adamı olduğunu söyledi. Gündüz, "Onun duruşunu anlamak, günlük siyasetin tozuna bulanmış zihinlerle mümkün değildir. Bazı kesimlerin bu meseleyi bir "turnusol kağıdı" gibi kullanarak kimliğini, niyetini ve karakterini belli ettiği görülmektedir. Evet, bu yaşananlar bir sınavdır. Kimin neye hizmet ettiğini, kimin neyin peşinde olduğunu gösteren bir imtihan vetiresidir. Şunu herkes bilmelidir ki; MHP’nin Cumhuriyet ile, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile, devletin bekasıyla bir derdi yoktur. Tam aksine, bu değerlere sadakatle bağlı olan, 55 yıldır Türk milletinin birlik harcını yoğuran yegane siyasi gelenektir. Anıtkabir’e gitmemeyi bahane edip, Devlet Bahçeli gibi bir devlet adamına laf söylemek, sadece edepsizlik değil, aynı zamanda nankörlüktür. Çünkü o, Cumhuriyet’in 100. yılında da 101. yılında da bu devletin en sağlam sütunlarından biridir. Kaldı ki, Bahçeli’nin şu sözleri her şeyi özetlemektedir; ’Anıtkabir’e gitmeyip de koşa koşa resepsiyona katılanları, boy boy fotoğraf karesi servis edenleri görmemek ayıplı ve alçalmış bir çifte standart değil midir’ Gerçek budur. Bir günlüğüne Cumhuriyet sevdalısı kesilenlerin, 364 gün boyunca Atatürk’ün adını bile anmayanların, devletin temel değerlerine zarar verenlerin bugün "Atatürk’ü sahiplenme yarışına" girmesi samimiyetsizliğin ta kendisidir. Devlet Bahçeli, bu milletin dirayetidir, vakarının adıdır. Onun attığı her adım, ölçülüdür; her sözü, bir devlet adamının sözü ağırlığındadır. Fitneye prim vermemek, ayrışmaya değil bütünleşmeye hizmet etmek onun siyaset anlayışının özüdür. Bu tartışmaların gösterdiği tek gerçek şudur. Türkiye’nin bugün Devlet Bahçeli gibi, milletin sesini akılla, vicdanla, sabırla birleştiren liderlere her zamankinden fazla ihtiyacı vardır. Biz, bu ülkenin birliği, Cumhuriyet’in bekası, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetine sadakat için Bahçeli’nin yanında olmaya devam edeceğiz" dedi.
Özel günler, Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileriyle anlam buluyor
06 Kasım 2025 Perşembe - 11:24 Özel günler, Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileriyle anlam buluyor Diyarbakır Güzel Sanatlar Lisesi’nde çeşitli enstrümanları çalmayı öğrenen öğrenciler, buradaki tecrübelerini ülkece kutlanan ve anılan özel günlerde izleyicilerle buluşturuyor. Hemen hepsi farklı enstrümanlar çalan öğrencilerin ortak hayali Türkiye’yi dünyada temsil etmek. Diyarbakır Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri öğretmenleri Orhan Öztürk şefliğinde çeşitli enstrümanlar çalmayı öğrenip koro halinde parça seslendiriyor. 95 öğrencinin eğitim gördüğü bölümde hemen hemen her öğrenci en az bir enstrüman kullanırken, şarkı portföyünü de genişletiyor. Aldıkları eğitimlerle kentte organize edilen ülkece kutlanan ve anılan özel günlere hazırlanan öğrenciler, maharetlerini bu programlarda gösteriyor. Keman, bağlama, gitar, tef gibi çalgılara bir virtüöz edasıyla hakim olan öğrencilerin ortak hedefi, enstrümanlarında dünyaca tanınan isimler olmak. Öğrencilerin başarı oranı yüzde 98 Diyarbakır Güzel Sanatlar Lisesi Öğretmenlerinden Orhan Öztürk, lisenin 1992 yılında kurulduğunu söyledi. Bünyelerinde iki bölümün bulunduğunu bunların da resim ve müzik olduğunu aktaran Öztürk, ’’Burası müzik bölümümüz, mutfağımız. Toplamda 95 öğrencimiz var. İlimizdeki tüm anma ve kutlama programlarını burada hazırlıyoruz. Mezun olan öğrencilerimiz genellikle eğitim fakülteleri, konservatuvarlar ve güzel sanatlar fakültelerine yöneliyor. Başarı oranımız yüzde 98’in üzerinde, bunu özellikle belirtmek istiyorum. Bugün siz repertuar çalışmamıza denk geldiniz. Öğrencilerimizle repertuar çalışması yaparken önce solfej kısmını bitiriyoruz, daha sonra çalma aşamasına geçiyoruz. Önümüzde 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı var. Bizim için çok önemli bir gün. Şu anda da bu anlamlı gün için küçük bir hazırlık provası yapıyoruz. İnşallah sahada da güzel bir performans sergileyeceğiz, herkesi bekliyoruz. Okulumuzda ağırlıkla Türk müziği ve batı müziği alanında dersler veriyoruz. Toplamda 9 farklı enstrüman mevcut. Okula sınavla öğrenci alıyoruz. Önce kulak sınavı yapıyoruz, ardından öğrencinin hangi enstrümana ilgisi olduğunu belirliyoruz. O enstrümanı sevmesi bizim için çok önemli. Keman, yan flüt, viyola, çello, bağlama veya gitar gibi farklı seçenekler arasında, öğrencinin isteği ve fiziksel uygunluğuna göre yönlendirme yapıyoruz. Tabii öğrencinin isteği her zaman önceliğimiz. Müzik bölümünde hemen tüm öğrenciler piyano eğitimi de alıyor’’ dedi. Farid Farjad’dan etkilendi, kemanı seçti Keman çalan 12’nci sınıf öğrencisi Muhammed Berken Alıcı, ’’Koroda keman çalıyorum, asıl branşım keman. Yaklaşık 4-5 yıldır kemanla ilgileniyorum. Hedefim, iyi bir üniversite kazanıp müzik öğretmeni olmak. Farid Farjad’ı çok dinliyorum müziğe başlamamda onun büyük etkisi oldu. Onu dinledikçe heveslendim ve keman çalmaya başladım. Onun izinden giderek güzel bir yol kat etmek istiyorum. İnşallah onun gibi bende ileride güzel yerlere gelmeyi hedefliyorum’’ diye konuştu. Masal Duymaz isimli öğrenci de ’’7 yıldır keman çalıyorum. Çevremden ve ailemden görerek müziğe olan ilgim başladı. İleride ünlü bir kemancı olmak istiyorum. Umarım güzel bir virtüöz olabilirim’’ şeklinde konuştu.
Özel günler, Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileriyle anlam buluyor
06 Kasım 2025 Perşembe - 11:13 Özel günler, Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileriyle anlam buluyor Diyarbakır Güzel Sanatlar Lisesinde çeşitli enstrümanları çalmayı öğrenen öğrenciler, buradaki tecrübelerini ülkece kutlanan ve anılan özel günlerde izleyicilerle buluşturuyor. Hemen hepsi farklı enstrümanlar çalan öğrencilerin ortak hayali Türkiye’yi dünyada temsil etmek. Diyarbakır Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri öğretmenleri Orhan Öztürk şefliğinde çeşitli enstrümanlar çalmayı öğrenip koro halinde parça seslendiriyor. 95 öğrencinin eğitim gördüğü bölümde hemen her öğrenci en az bir enstrüman kullanırken, şarkı portföyünü de genişletiyor. Aldıkları eğitimlerle kentte organize edilen ülkece kutlanan ve anılan özel günlere hazırlanan öğrenciler, maharetlerini bu programlarda gösteriyor. Keman, bağlama, gitar, tef gibi çalgılara bir virtüöz edasıyla hakim olan öğrencilerin ortak hedefi, enstrümanlarında dünyaca tanınan isimler olmak. Öğrencilerin başarı oranı yüzde 98 Diyarbakır Güzel Sanatlar Lisesi Öğretmenlerinden Orhan Öztürk, lisenin 1992 yılında kurulduğunu söyledi. Bünyelerinde iki bölümün bulunduğunu bunların da resim ve müzik olduğunu aktaran Öztürk, ’’Burası müzik bölümümüz, mutfağımız. Toplamda 95 öğrencimiz var. İlimizdeki tüm anma ve kutlama programlarını burada hazırlıyoruz. Mezun olan öğrencilerimiz genellikle eğitim fakülteleri, konservatuvarlar ve güzel sanatlar fakültelerine yöneliyor. Başarı oranımız yüzde 98’in üzerinde, bunu özellikle belirtmek istiyorum. Bugün siz repertuar çalışmamıza denk geldiniz. Öğrencilerimizle repertuar çalışması yaparken önce solfej kısmını bitiriyoruz, daha sonra çalma aşamasına geçiyoruz. Önümüzde 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı var. Bizim için çok önemli bir gün. Şu anda da bu anlamlı gün için küçük bir hazırlık provası yapıyoruz. İnşallah sahada da güzel bir performans sergileyeceğiz, herkesi bekliyoruz. Okulumuzda ağırlıkla Türk müziği ve batı müziği alanında dersler veriyoruz. Toplamda 9 farklı enstrüman mevcut. Okula sınavla öğrenci alıyoruz. Önce kulak sınavı yapıyoruz, ardından öğrencinin hangi enstrümana ilgisi olduğunu belirliyoruz. O enstrümanı sevmesi bizim için çok önemli. Keman, yan flüt, viyola, çello, bağlama veya gitar gibi farklı seçenekler arasında, öğrencinin isteği ve fiziksel uygunluğuna göre yönlendirme yapıyoruz. Tabii öğrencinin isteği her zaman önceliğimiz. Müzik bölümünde hemen tüm öğrenciler piyano eğitimi de alıyor’’ dedi. Farid Farjad’dan etkilendi, kemanı seçti Keman çalan 12’nci sınıf öğrencisi Muhammed Berken Alıcı, ’’Koroda keman çalıyorum, asıl branşım keman. Yaklaşık 4-5 yıldır kemanla ilgileniyorum. Hedefim, iyi bir üniversite kazanıp müzik öğretmeni olmak. Farid Farjad’ı çok dinliyorum müziğe başlamamda onun büyük etkisi oldu. Onu dinledikçe heveslendim ve keman çalmaya başladım. Onun izinden giderek güzel bir yol kat etmek istiyorum. İnşallah onun gibi ben de ileride güzel yerlere gelmeyi hedefliyorum’’ diye konuştu. Masal Duymaz isimli öğrenci de ’’7 yıldır keman çalıyorum. Çevremden ve ailemden görerek müziğe olan ilgim başladı. İleride ünlü bir kemancı olmak istiyorum. Umarım güzel bir virtüöz olabilirim’’ şeklinde konuştu.
Diyarbakır ihracatta yüzde 17,5 artış sağladı
06 Kasım 2025 Perşembe - 10:04 Diyarbakır ihracatta yüzde 17,5 artış sağladı Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası 2025 yılı ilk 10 aylık döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 17,5’lik bir büyüme kaydederek ihracatını 235,3 milyon ABD dolarına ulaştığını açıkladı. İhracatta ilk sırayı 120 milyon doları aşan hacmiyle Irak olduğunu dile getiren Dış Ticaret Komisyonu Başkanı Yıldız Türk, bu ülkeye yapılan ihracatın 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 16’lık bir büyüme sergilediğini aktardı. Türk, "Irak’ı, 11,4 milyon dolarla Suriye takip etmekte olup, bu ülkeye yapılan ihracatımızda geçen yıla kıyasla neredeyse iki katına (yüzde 97) yakın bir artış gözlemlenmiştir. 7,4 milyon dolar ile Azerbaycan üçüncü sırada yer alırken, bu pazarda da yüzde 123 gibi oldukça yüksek bir büyüme gerçekleşti. Listenin dördüncü ve beşinci sırasında ise sırasıyla 6,6 milyon dolar ile Gürcistan (yüzde 4 büyüme) ve 6,2 milyon dolar ile Almanya (yüzde 49 büyüme) bulunmaktadır. Bu veriler, komşu coğrafyamızın yanı sıra Avrupa pazarındaki başarımızı da göstermektedir. Sektörel bazda ise 39,9 milyon dolarlık ihracat ile ‘Kimyevi Maddeler ve Mamulleri’ sektörü başı çekmektedir. Bu sektör, 2024’e göre yüzde 29’luk kayda değer bir artışa imza atmıştır. Onu, 37,3 milyon dolar ile demir ve demir dışı metaller sektörü takip etmekte olup, bu alandaki ihracatımız da yüzde 2,3 büyümüştür. 30,6 milyon dolarlık ihracat hacmiyle hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörümüz de ihracatımızdaki sağlam yerini korumaktadır" dedi. Irak’a ihracatta büyüme Türk, Irak pazarındaki performanstan bahsederek, şunları söyledi: ’’Diyarbakır’dan Irak’a yapılan ihracat, 2024’ün ilk on ayında 103,4 milyon dolar iken, 2025’te 120 milyon dolara yükselmiştir. Bu, 16 milyon dolarlık mutlak artış ve yüzde 16’lık bir büyüme anlamına gelmektedir. Irak, toplam ihracatımız içindeki yüzde 51’lik payı ile Diyarbakır ticaretinin tartışmasız lokomotif pazarı olmaya devam etmektedir." Sektörel bazda bazı dalgalanmalar da dikkat çeken Türk, özellikle ‘Tekstil ve Hammaddeleri’ sektörü, 2025 yılı başlarında umut verici bir performans sergilediğini, ilk üç aylık dönemde bir önceki yıla göre önemli bir artış eğilimine girdiğini söyledi. Türk, "Ancak, yılın ilerleyen aylarında bu ivme korunamamış ve özellikle son aylarda sektör ihracatında aylık bazda bir yavaşlama gözlemlenmiştir. Benzer bir durum, hazır giyim ve konfeksiyon sektörü için de geçerlidir. Bu sektör, yılın başında güçlü bir çıkış yakalasa da, son dönemdeki aylık ihracat verileri, eylül ayı itibarıyla bir önceki aya göre yaklaşık yüzde 40 civarında bir daralma olduğunu göstermektedir. Bu durum, küresel talep dalgalanmaları ve sezonluk etkilerle ilişkili olabilmekle birlikte, sektörlerimizin rekabet gücünü sürdürmesi adına yeni stratejilere olan ihtiyacı da ortaya koymaktadır’’ diye konuştu.