Yerel Haberler
Diyarbakır
08 Mart 2026 Pazar - 11:05 Karadeniz’den Güneydoğu’ya uzanan dostluk köprüsü Samsun’dan Diyarbakır’a Ömür Boyu Dostluk Köprüsü Projesi kapsamında, Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde Bahçeköy İmam Hatip Ortaokulunda çocuklar için oyun parkı yapılacak. 25 Martta Samsun Atatepe Ortaokulundan Çermik ilçesine gelecek olan öğrenci ve hayırsever iş adamlarından oluşan heyet, kenti ziyaret edecek. Ziyarette Çermik Bahçeköy İmam Hatip Ortaokuluna öğrenciler için bir oyun parkı yapılacak. İki bölge öğrencilerinin kaynaşmasını, dostluk ilişkilerinin kurulmasını amaçlayan ziyaretin devamında 20 Nisanda Çermik’ten bir öğrenci ve öğretmen Samsun Atatepe Ortaokulunu ziyaret edecek. Proje ile ilgili açıklamalarda bulunan Çermik İlçe Milli Eğitim Müdürü Murat Bozdoğan, ’’Bu projeyi yapmaktaki maksadımız ülkemizdeki çocukların birbirleriyle kaynaşmalarını sağlamak, öğrencilerimiz arasında yardımseverlik duygularını geliştirmek, çocuklarımıza sorumluluk duygusunu aşılamaktır. İlk etapta Samsun’dan gelen ekibi misafir edeceğiz. Öğrenciler birbirleriyle tanışacak, paylaşacak. Aynı zamanda veliler işin içerisine girecek. Gelen çocukları misafir edecek olan aileler işin içine girince tam da istediğimiz o toplumsal zemin oluşmuş olacaktır. Misafirler aynı zamanda Bahçeköy İmam Hatip Ortaokulumuza bir çocuk parkı kuracaklar. 20 Nisanda ise iadeyi ziyaret için bizim öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz Samsun’daki kardeşlerini ziyaret etmeye gidecek. Amacımız bu ziyaretleri arttırıp geleneksel hale getirerek uzun yıllar boyunca Samsun ve Diyarbakır arasında kurulacak olan kardeşlik bağını tüm bölgeye yaymaktır’’ dedi.
08 Mart 2026 Pazar - 10:42 Diyarbakır’ın tek kadın ambulans şoförü 5 yıldır hayat kurtarmak için zamanla yarışıyor Diyarbakır’da görevli sağlık çalışanı Ayfer Kurt, 10 yıl ambulansın arka kabininde sağlıkçı olarak görev yaptıktan sonra, eğitimlerini tamlayıp ambulans şoförü oldu. Hemcinsinin, ’10 yıl boyunca damar yolu açtın, şimdide çevre yolunu mu açacaksın’ ön yargısıyla karşılan Kurt, kentin tek kadın ambulans şoförü olarak 5 yıldır hayat kurtarmak için zamanla yarışıyor. 2011 yılında Sağlık Bakanlığında acil tıp teknisyeni olarak başlayan Ayfer Kurt, mesleğinin ilk 10 yılında ambulansın arka kabininde sağlıkçı olarak görev yaptı. Ambulans şoförü olarak da çalışma kararı alan Kurt, gerekli eğitim ve sertifikalarını üstün başarı ile aldıktan sonra ambulansın şoför koltuğuna geçti. Hemcinsinin, ’10 yıl boyunca damar yolu açtın, şimdide çevre yolunu mu açacaksın’ ön yargısıyla karşılan Kurt, kentin tek kadın ambulans şoförü olarak 5 yıldır Çınar ilçesinde hayat kurtarmak için zamanla yarışıyor. Ambulans şoförü Ayfer Kurt, İHA muhabirine, 2011 yılında Sağlık Bakanlığında acil tıp teknisyeni olarak başladığını, yaklaşık 15 yıldır aktif olarak çalışmakta olduğunu söyledi. İlk 10 yıl ambulansın arka kabininde sağlıkçı olarak görev yaptığını belirten Kurt, son 5 yıldır da sağlıkçı sürücü olarak Çınar ilçesinde görev yaptığını kaydetti. Sağlık Bakanlığının vermiş olduğu bütün belgeleri tamamladığını aktaran Kurt, "2013 yılında ambulans sürüş teknik eğitimi ve sertifikamı aldıktan sonra daha sonra sürücülüğe başlayayım dedim. Üstün başarıyla ileri sürüş eğitimlerimi aldım. Sonrasında bir gün oturup karar verdim. Ambulans şoförlüğü yapmak istiyorum. Bir kadın olarak onu da değerlendirmek istiyorum dedim. Çünkü sürekli kadınlara yapamazsın izlenimi çok baskın olduğu için bunu da yapacağım, insanlara bunu da göstereceğim dedim. Sürücü olarak başladım ve 5 yıldır bu görevi yapmaktayım" dedi. "Trafiğe rağmen bir kadın sürücü olarak ambulans kullanmak çok zor" Kurt, vatandaşların ambulansın sürücü koltuğunda bir kadını gördükleri zaman önce bir şoke olduklarına değinerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bakıyorlar, tekrar dönüp bir daha bakıyorlar. Gülümseyen de var, yüz ifadeleri çok değişik çok farklı bakış açıları olan insanlar da oluyor. Diyarbakır’da yoğun bir trafik sirkülasyonu var. Bu trafiğe rağmen bir kadın sürücü olarak ambulans kullanmak çok zor. Sağ olsun insanlarımız duyarlı. Siren sesini duydukları an özellikle son zamanlarda Türkiye’de herkesin de ciddiye aldığı bir konu var. Fermuar sistemi. Fermuar sistemine uyan insanlarımızın sayısı gittikçe artmaya başladı. Trafikte pek fazla sıkıntı yaşamıyorum. İvedilikle, güvenli bir şekilde vakalarımızı hastanelerimize yetiştirebiliyoruz." "Kadın ambulans şoförü sadece ben varım" "Yanıma oturan hasta yakınları bana baktıklarında onlara sakin olun diyorum, sorun yok. Sizi en güvenli şekilde Allah’ın izniyle yetiştireceğiz" diyen Kurt, "O şekilde hastaneye gidiyoruz. Önce kemerlerini taktırıyorum. Vücut dillerinden anlıyorum çok tedirgin olduklarını, kasılıyorlar. Güzergah devam ettikçe bu sefer rahatlamaya başlıyorlar. Onların rahatlaması da beni mutlu ediyor. Sürücü olarak kadın görüyorlar. Yapamazsın izlenimi çok. Önce ön yargılı yaklaşıyorlar. Tabii ön yargılarını kırıyorum. Şu an kadın ambulans şoförü sadece ben varım" şeklinde konuştu. "Bizler, her gün üzerimize düşen görevi layıkıyla yerine getiriyoruz" 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün önemi emekçi kadınların, başarılarının, emeklerinin, gayretlerinin ön plana çıktığı bir gün olduğunu ifade eden Kurt, "Ama sadece o günle sınırlandırılmamalı. Bizler, her gün üzerimize düşen görevi layıkıyla yerine getiriyoruz. 5 yıldır bu işi yaptığım için Çınar bölgesinde aştım, merkezde aştım. Ama izlenim gerçekten çok güzel oluyor. Bakış açılarını değiştirebiliyorsun. Yapılamaz denilen şeyleri başarmayı görmek çok güzel oluyor. Çok güzel bir duygu. Bir arkadaşım bana ’10 yıl boyunca damar yolu açtın, şimdide çevre yolunu mu açacaksın.’ Bana, ‘yapamazsın’ dedi. Görürsün dedim. Bunu da yapacağım" diye konuştu.
Bayram: ’’Azalan su kaynakları gıda güvenliğini zayıflatıyor’’
15 Ekim 2025 Çarşamba - 16:46 Bayram: ’’Azalan su kaynakları gıda güvenliğini zayıflatıyor’’ TMMOB Gıda Mühendisler Odası Diyarbakır temsilcisi Nevzat Bayram, Dünya Gıda Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, azalan su kaynaklarının gıda güvenliğini zayıflattığını söyledi. Bayram, FAO’nun 2025 yılı teması olan daha iyi bir yaşam ve daha iyi bir gelecek için gıda hakkının gıdaya erişimin yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da temel hakkı olduğunu hatırlattığını söyledi. Bayram, ’’Gıda hakkı korunmadıkça yaşam hakkı da tam anlamıyla güvence altına alınamaz. Bu nedenle gıda, yalnızca bir beslenme aracı değil adalet, dayanışma ve sürdürülebilir bir gelecek için ortak sorumluluğumuzdur. İklim değişikliği kuraklık, sel, aşırı sıcaklık ve su kıtlığı gibi etkiler tarımsal üretimi doğrudan tehdit ediyor. Türkiye’nin güneydoğusu, tarımsal üretimde güçlü bir potansiyele sahip olmasına rağmen, iklim krizinin en kırılgan bölgelerinden biridir. Azalan su kaynakları, yükselen üretim maliyetleri ve verim kayıpları, gıda güvenliğini zayıflatmakta; bugün alınan kararlar, yarının sofralarını şekillendirmektedir. Dünya genelinde 730 milyondan fazla insan açlık çekiyor. FAO verilerine göre her 10 kişiden biri yatağa aç giriyor. Türkiye’de de dar gelirli aileler için sağlıklı beslenme her geçen gün zorlaşıyor. Bu tablo, mevcut politikaların açlığı önlemede yetersiz kaldığını ortaya koyuyor. Öte yandan her yıl milyonlarca ton gıda çöpe gidiyor. İsraf, açlıkla yan yana duran en büyük çelişkidir. Çiftçinin alın teri çöpe atılırken, yoksul sofralar boş kalıyor. İsrafı azaltmak sadece ekonomik değil, insani bir sorumluluktur. Gelir adaletsizliği, gıdaya erişimin önündeki en büyük engellerden biridir. Üretim maliyetleri artarken, çiftçiye verilen destekler yetersiz kalmakta düşük alım fiyatları üreticiyi tarlasından uzaklaştırmaktadır. Küçük üreticiler korunmadıkça, sofralarımızda adalet sağlanamaz. Ayrıca halkın güvenilir ve sağlıklı gıdaya erişim talebi her geçen gün artıyor. Ancak denetim eksiklikleri, taklit ve tağşiş uygulamaları, halk sağlığını riske atıyor. Gıda güvenliği yalnızca bir teknik konu değil, doğrudan insan sağlığıyla ilgili bir yaşam hakkıdır. Yanlış ekonomi ve tarım politikaları, ithalat bağımlılığını artırmış çiftçiyi koruyamamış, tüketiciyi ise pahalı ve güvensiz gıdaya mahkûm etmiştir. Plansızlık, yetersiz destekleme modelleri ve denetim eksiklikleri, bugünkü gıda krizinin en temel nedenleridir. Tarım ve gıda politikaları günü kurtarmaya değil, geleceği güvence altına almaya odaklanmalıdır. Taklit ve tağşişe karşı ‘sıfır tolerans’ anlayışı kararlılıkla sürdürülmelidir. İsrafla mücadele, yalnızca tüketim alışkanlıklarında değil, tarladan sofraya kadar uzanan zincirde ele alınmalıdır. Bu amaçla soğuk zincir, depolama ve lojistik altyapısı geliştirilmeli, üretimden tüketime kadar olan kayıplar en aza indirilmelidir. Aynı zamanda, çocukların ve dar gelirli ailelerin sağlıklı besine erişimi kamusal sorumluluk olarak görülmeli, okullarda her çocuğa en az bir ücretsiz, besleyici öğün sağlanmalı, sosyal destek programları düzenli hâle getirilmelidir. Tüm bu adımlar, bölgesel tarım planlamalarıyla desteklenmeli; çiftçilere uzun vadeli, öngörülebilir bir üretim zemini sunulmalıdır. Dünya Gıda Günü, hepimize önemli bir hatırlatma yapıyor, gıda bir meta değil, yaşamın özüdür. Gelin, daha adil sofralar için el ele verelim. Bilinçli tüketimle, dayanışmayla ve kamusal politikaların takipçisi olarak geleceğimizi güvence altına alabiliriz’’ dedi.
Terörsüz Türkiye vurgusu, turist kapısını ardına kadar açtı
15 Ekim 2025 Çarşamba - 11:20 Terörsüz Türkiye vurgusu, turist kapısını ardına kadar açtı Terörsüz Türkiye çalışmaları turizm acentelerini de farklı projeler hayata geçirmeye teşvik etti. Bir turizm acentesi tarafından yürütülen "Terörsüz Türkiye Projesi" çerçevesinde 170 kişilik turist kafilesi Diyarbakır’ı gezdi. Murat Güler ve Elif Savluk’un öncülüğünde faaliyet gösteren turizm acentesi tarafından yürütülen "Terörsüz Türkiye Projesi" kapsamında Almanya’dan gelen 170 kişilik turist kafilesinin 150’sini kadınlar oluşturdu. Ziyaret, Kültür Yolu Festivali ile aynı tarihlere denk gelince, turistler hem kentin tarihi güzelliklerini hem de kültürel canlılığını bir arada deneyimledi. İlk kez Diyarbakır’a gelen gurbetçi turistler, şehrin huzurlu atmosferi, güvenli ortamı ve sıcak insanları karşısında büyük bir şaşkınlık yaşadı. Ziyaretin Türkiye Kültür Yolu Festivalleri ile aynı döneme denk gelmesi, tura ayrı bir renk kattı. Şehrin dört bir yanında düzenlenen konserler, sergiler, yöresel stantlar, sokak etkinlikleri ve gastronomi alanları turistlerin yoğun ilgisini çekti. Tarihi surların ışık gösterileri ve festival coşkusu, Diyarbakır’ın kültür-sanat yönünü uluslararası misafirlere etkileyici bir şekilde tanıttı. Tur kapsamında On Gözlü Köprü, Hasanpaşa Hanı, Ulu Cami, Cahit Sıtkı Tarancı Evi ve Sur içi bölgesi gezildi. Katılımcılar ayrıca kentin meşhur yöresel lezzetlerini tadarak Diyarbakır mutfağının zenginliğini deneyimledi. Düzenlenen organizasyon, ’Terörsüz Türkiye’ vizyonuyla Diyarbakır’ın güvenli, kültürel ve turistik potansiyelini ön plana çıkardı. Şehir, hem tarihi mirası hem de çağdaş yüzüyle turistlerin gözünde ’barış ve kültürün buluşma noktası’ olarak yer edindi. ’’Önceden insanlar buraya gelmeye korkuyordu’’ Tur acentesi sorumlusu Elif Savluk, yaklaşık 8 yıldır tur düzenlediğini söyledi. Savluk, "İşimizi gerçekten severek ve en iyi şekilde yapıyoruz bölgedeki tüm imkanları en verimli şekilde değerlendiriyoruz. Önceden insanlar buralara gelmeye korkuyordu, ancak çok şükür artık terörsüz bir ülke haline geldik. Bu nedenle herkes bu bölgeye gönül rahatlığıyla gelebiliyor. Biz de bu ilgiyi en iyi şekilde değerlendiriyoruz" dedi. Geziye katılan gurbetçi turistlerden Melek Şandırlı, Almanya’nın Münih şehrinden geldiklerini ifade etti. Şandırlı, "Diyarbakır’ı anlatıyorlardı ama bu kadar güzel olduğunu gerçekten bilmiyordum. Görünce adeta aşık oldum. Tüm gurbetçi vatandaşlarımı buraya davet ediyorum. Kültür Festivaline de katıldım, ondan da çok memnun kaldım. Herkesin mutlaka gelip görmesini tavsiye ederim. Diyarbakır harika bir şehir güzel davullarla, sıcacık bir karşılama ile karşılandım. Bu kadarını beklemiyordum, herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum" diye konuştu. Bir diğer gurbetçi turist Hülya Yılmaz ise Diyarbakır’da olmaktan çok mutlu olduğunu aktardı. Yılmaz, "Buranın geçmişine dair hikayeleri bize rehberlerimiz anlattı, çok etkilendim. Gerçekten harika bir şehir. Davul zurna eşliğinde çok güzel bir şekilde karşılandık. Bizim için harika bir hafta geçiyor. Herkese Diyarbakır’ı gönülden tavsiye ediyorum" şeklinde konuştu. Almanya’dan gelen bir diğer gurbetçi turist Yücel Aydın da "Yıllardır özlemini çektiğimiz Doğu Anadolu turuna çıktık. Şu anda turumuzla birlikte çok merak ettiğimiz Diyarbakır’a, surların karşısındaki On Gözlü Köprüye geldik. Gerçekten çok heyecanlıyız, turumuz Diyarbakır’da yeni başladı. Şansımıza bir de festivale denk gelmişiz. Ortam harika oyunlar oynanıyor, halaylar çekiliyor, insanlar çok sıcakkanlı. Bizi çok güzel karşıladılar. Genel olarak Mardin başta olmak üzere gezdiğimiz her yerde aynı samimiyeti gördük. Yıllardır hayalini kurduğumuz bu tura katıldığımız için çok mutluyuz" dedi.
Diyarbakır anneleri evlat nöbetini kararlılıkla sürdürüyor
14 Ekim 2025 Salı - 22:02 Diyarbakır anneleri evlat nöbetini kararlılıkla sürdürüyor Diyarbakır’da çocukları terör örgütü PKK mensuplarınca dağa kaçırılan ailelerin evlat nöbeti kararlılıkla devam ediyor. 3 Eylül 2019’da eski HDP İl Başkanlığı binası önünde oturma eylemi başlatan ailelerin evlat nöbeti sürüyor. Aziz Demir’in annesi Güzide Demir, oğlu için 7 yıla yakındır nöbet tuttuğunu kaydetti. Demir, "Bu mücadelemiz devam edecek. Bir süreç başladı inşallah o süreç başarılı olacak, çocuklarımız gelecek, biz de sevineceğiz. Biz o süreci bekliyoruz. İnşallah barış olur. Devletimiz güçlü bir devlettir, bu barışı da yapacak, çocuklarımız gelecek biz de sevineceğiz ve çocuklarımızı alıp eve gideceğiz. Aziz oğlum sen neredeysen gel güvenlik güçlerimize teslim ol. Gel devletine, askerine teslim ol oğlum. Orası senin yerin değil oğlum gel evine" dedi. Mahmut Uslu’nun annesi Bedriye Uslu ise havaların artık soğuduğunu ama buna rağmen her gün çadırın yolunu tuttuğunu söyledi. Uslu, "Kış da geldi, yaz bitti. Her zamanki gibi geliyoruz. Umudumuzu yitirmiyoruz, Allah’ın izniyle, devletimizin gücüyle. İnşallah devlet bu süreci başlatmış ve sonuçlanacak. Geçenlerde toplanıp teslim oldular. İnşallah bizim çocuklarımızı da bir gün bu şekilde toplayıp getirecekler teker teker teslim edecekler. O umutla geliyoruz buraya. Bir gün biz de inşallah çocuklarımıza kavuşacağız. Yoksa neden gelelim buralara. İstirahat yok, evimizi otel gibi kullanıyoruz. Mahmut oğlum sen beni görüyorsan, duyuyorsan geri dön yeter artık bu çilemiz bitsin" şeklinde konuştu.
Diyarbakır anneleri evlat nöbetini kararlılıkla sürdürüyor
14 Ekim 2025 Salı - 14:32 Diyarbakır anneleri evlat nöbetini kararlılıkla sürdürüyor Çocukları terör örgütü PKK mensuplarınca dağa kaçırılan ailelerin evlat nöbeti aralıksız kararlılıkla devam ediyor. 3 Eylül 2019’da eski HDP İl Başkanlığı binası önünde oturma eylemi başlatan ailelerin evlat nöbeti sürüyor. Aziz Demir’in annesi Güzide Demir, oğlu için 7 yıla yakındır nöbet tuttuğunu kaydetti. Demir, "Bu mücadelemiz devam edecek. Bir süreç başladı inşallah o süreç başarılı olacak çocuklarımız gelecek bizde sevineceğiz. Biz o süreci bekliyoruz. İnşallah barış olur devletimiz güçlü bir devlettir bu barışı da yapacak çocuklarımız gelecek bizde sevineceğiz ve çocuklarımızı alıp eve gideceğiz. Aziz oğlum sen neredeysen gel güvenlik güçlerimize teslim ol. Gel devletine, askerine teslim ol oğlum. Orası senin yerin değil oğlum gel evine" dedi. Mahmut Uslu’nun annesi Bedriye Uslu ise havaların artık soğuduğunu ama buna rağmen her gün çadırın yolunu tuttuğunu söyledi. Uslu, "Kışta geldi, yaz bitti. Her zamanki gibi geliyoruz. Umudumuzu yitirmiyoruz. Allah’ın izniyle, devletimizin gücüyle. İnşallah devlet bu süreci başlatmış ve sonuçlanacak. Geçenlerde toplanıp teslim oldular. İnşallah bizim çocuklarımızda bir gün bu şekilde toplayıp getirecekler teker teker teslim edecekler. O umutla geliyoruz buraya diyoruz bir gün bizde inşallah çocuklarımıza kavuşacağız. Yoksa neden gelelim buralara. İstirahat yok, evimizi otel gibi kullanıyoruz. Mahmut oğlum sen beni görüyorsan, duyuyorsan geri dön yeter artık bu çilemiz bitsin" şeklinde konuştu.