Yerel Haberler
Diyarbakır
İş dünyası, kamu yöneticileri ve çocuklar aynı iftar sofrasında buluştu 12 Mart 2026 Perşembe - 15:00:28 Diyarbakır’da Ramazan ayının manevi atmosferinde düzenlenen iftar programında kamu yöneticileri, iş dünyası temsilcileri ve çocuklar aynı sofrada bir araya geldi. Programa Diyarbakır Vali Yardımcısı Muhammed Özyüksel, kamu kurum ve kuruluşlarının müdürleri, iş dünyasının temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ile Sevgi Evlerinde kalan çocuklar ve hafızlık eğitimi alan öğrenciler katıldı. Ramazan ayının paylaşma, dayanışma ve kardeşlik ruhunu yansıtan programda, devlet, millet ve iş dünyasının aynı gönül sofrasında buluşmasının önemine vurgu yapıldı. Programda konuşan MÜSİAD Diyarbakır Başkanı Hamdullah Akyıldız, Ramazan ayının birlik ve beraberliği güçlendiren en önemli zaman dilimlerinden biri olduğunu ifade ederek, "Ramazan, paylaşmanın, dayanışmanın ve gönüller arasında köprüler kurmanın en güzel vesilesidir. İş dünyası olarak bizler sadece üretim ve yatırım yapan bir yapı değil, aynı zamanda toplumsal sorumluluğun bilinciyle hareket eden bir anlayışın temsilcileriyiz. Özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin güçlü bir geleceğe hazırlanması hepimizin ortak sorumluluğudur" dedi. Sevgi Evlerinde kalan çocuklar ve hafız öğrencilerin de katılımıyla anlam kazanan programda, Ramazan’ın bereketi ve kardeşlik iklimi aynı sofrada paylaşıldı. Protokol üyeleri çocuklarla yakından ilgilenirken, onların eğitim ve gelişim süreçlerine yönelik desteklerin devam edeceği ifade edildi. Yoğun katılım ve samimi bir atmosferde gerçekleşen iftar programı, yapılan duaların ardından sona erdi.
12 Mart 2026 Perşembe - 12:55 Mahalleli istiyor, Diyargaz reddediyor Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesi Yolatı Mahallesi sakinleri, doğal gaz hattı çekilmesi için defalarca Diyargaz’a başvurduklarını ve taleplerinin her seferinde geri çevrildiğini belirterek duruma tepki gösterdi. Yenişehir’e bağlı Yolatı Mahallesi’nde yaşayan vatandaşlar, mahalledeki alt yapı sorunlarının çözülmesini istiyor. Mahalle sakinleri, defalarca başvuru yapmalarına rağmen mahalleye doğal gaz hattının çekilmediğini iddia etti. Mahallede özellikle yaz aylarında içme suyunun yetersiz kaldığını belirten vatandaşlar, yolların çukur içinde olduğunu ve yeterince kasis bulunmadığını ifade etti. Mahalledeki okulun önünde araç trafiğinin yoğun olduğunu aktaran vatandaşlar, çocukların can güvenliğinin tehlikeye girdiğini dile getirdi. Yolaltı Mahalle Muhtarı Suzan Altıntaş, mahallede yaşanan sorunların çözülmesi için yetkililere çağrıda bulundu. Altıntaş, "Muhtarlığım döneminde bir sürü eksikliğimizin olduğunun farkına vardım. Örneğin doğal gazımız yok. Tüm ilde neredeyse var, bizim mahalleye gelince verilmiyor. Neden verilmiyor? Bizim suçumuz, günahımız ne? Kadınlarımız odayı ısıtıyor, salona geçince, mutfağa geçince donuyorlar. Banyoda çocuklarına banyo yaptıramıyorlar. Ben onların evine gidince utanıyorum. Bir vatandaş olarak, bir yetkili olarak ben kendimden utanıyorum. Bir an önce doğal gazın bize verilmesini istiyorum. Gerçekten zorluk çekiyoruz. Bizim mahallenin bir kesiminde var, bir kesiminde yok. Başvuru yaptım. Ben kendilerine dedim ki bizim mahallemize doğal gaz yok. Arkadaşlarla birlikte ihtiyar heyetinden bir arkadaşla birlikte gittik. Dediler ki ’Muhtarım yol yok, imar yolu yok.’ Gittim belediyeye, bana imar yolu gösterdi. Dedi ki ’Şurada şurada var yollar.’ Oraya gittik, bu defa dediler ki ’Muhtarım biz verirsek yarın öbür gün sokaklar dar, yangın çıkarsa nasıl olacak?’ Ama verdiği yerlerde de sokaklar dar. Bazı yerlere vermiş, oralarda da sokaklar dar" ifadelerini kullandı. Ayrıca içme su sorunlarının da olduğunu belirten Altıntaş şu ifadeleri kullandı: "Bazı yerlerde yukarı mahallenin yukarı kesimlerine su gitmiyor. Su yok diyorlar ama var, bizim şebekelerimiz yetersiz geliyor. Eski köye göre yapılmış bu hatlarımız. Bir kontrol edilsin, yeni hatlar bağlansın. Küçücük borular yapmışlar. O zaman 3-4 ev varmış, o borular onlara göre yapılmış. Ama şimdi binlerce insanımız var, binlerce evlerimiz var. Yetmiyor. Suyumuz yetersiz geliyor. Bu konuda vatandaşla DİSKİ ile karşı karşıya geliyor. Bu sorunlar çözülürse çok iyi olur, çok sevinirim. Yollarımızda da sorun var. Hep çukur oluşmuş yollarımızda. Buzlanmadan sonra tekrar çukurlar oluştu. Belediyemizden de ricamız, yollarımızın yapılması ve onarımların yapılmasını istiyoruz." Vatandaşlardan Recep Eser ise bu mahallede dünyaya geldiğini, 60 yaşında olduğunu ve mahallelerindeki sorunların hiçbir zaman bitmediğini dile getirdi. Eser, "Baştan doğal gaz olmak üzere. Doğal gaz için muhtarım izah etti. Biz defalarca başvurduk ama bir netice alamadık. Sürekli, ’Köyünüzde imar yolu yok’ dediler. Biz imar yolunu belediyeden aldık, verdiğimiz halde bize bir sonuç vermediler. Su sorunumuz var. Yaz olduğu zaman başlıyor. Ondan sonra eski tesisat yetersiz olduğu için biz yeterli su alamıyoruz. Ayrıca mahallemizde kasis yeterli değil. Kasisler için muhtarımız aracılığıyla müracaat ettik ama kasis yapmadılar. ’Yeterlidir’ dediler. Kamyonlar yüklü olduğu zaman trafikten kaçıp mahalleden geçiyorlar. Geçtikleri zaman biz mağdur oluyoruz. Hem yolu kapatıyorlar hem de boş geçtikleri zaman kasislere vurduklarında, geç saatlerde sanki bomba patlıyor gibi oluyor. Buna da bir çözüm bulsunlar. Şu anda bizim okulun sorunları var. Öğretmenlerin araçları için yer yok. Kaldırıma park ediyorlar, sağa sola park ediyorlar. Çocuklar geçemiyor. Küçük çocukların geçişi zor oluyor park eden araçlar yüzünden. Buna da bir çözüm bulsunlar" şeklinde konuştu. Diyargaz’dan yapılan açıklamada Yolaltı Mahallesi’nin büyük bölümünün imar planı dışında kaldığı, imar planı içerisinde kalan alanlarda da imar yolları ile mevcutta açık fiziki yolların birbiri ile uyuşmadığı tespit edildiği vurgulandı. Açıklamada, "Doğal gaz hatlarının mevcut fiziki yollardan geçirilmesi halinde söz konusu yolların ilgili Yenişehir Belediyesi Uygulama İmar Planı içerisinde bulunan imar yolları olmaması nedeniyle, tescilli olmayan yollarda kalacağı ve ilerleyen süreçlerde deplase edilmesi gerekeceği, söz konusu açık yolların mülkiyetinin vatandaşlara ait parseller olacağı oldukça açıktır. Bahsi geçen sebeplerden dolayı ilgili mahalle içerisinde bulunan yolların onaylı imar yolları olmaması nedeniyle doğal gaz hat imalatları yapılamamaktadır" denildi. Diğer şikayet konusu olan problemler için ise yetkililerden herhangi bir açıklama yapılmadı.
Depremde yaklaşık 60 saat sonra enkazdan çıkarılmıştı, yaşadıklarını kitap haline getirdi
03 Eylül 2025 Çarşamba - 11:43 Depremde yaklaşık 60 saat sonra enkazdan çıkarılmıştı, yaşadıklarını kitap haline getirdi Maraş merkezli depremlerden etkilenen Diyarbakır’da yıkılan ve 48 kişiye mezar olan Sözel Apartmanından yaralı olarak kurtulan Fatma Seher Gökdemir, yaşadıklarını anlattığı "Hayatımın Şansız Hesabı" bir kitap kalem aldı. Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerden etkilenen Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesi Ofis semtindeki Sözel Apartmanı yıkıldı. Apartman 48 kişiye mezar olurken, 36 yaşındaki Fatma Seher Gökdemir 22 saat sonra boyunca sesini kimseye duyuramadı. 22 saatin ardından çığlıkları ekiplerce duyulan ve 60’ıncı saate enkazdan kurtarılan Gökdemir, yaşadığı o karanlık saatleri kaleme aldı. Depremde ayağından hasar alan Gökdemir, 2 yıl sonra "Hayatımın Şansız Hesabı" adlı kitabını yazdı. Basıma hazır olan kitabı için destek bekleyen Gökdemir, gelirin yarısını depremde hayatını kaybeden öksüz, yetim ve kimsesizlere bağışlayacak. "Annem yarım saat içerisinde can verdi" Başından geçenleri İHA muhabirine anlatan Gökdemir, ‘’Kaldığım apartman Ofis Sözel Apartmanıydı. Beni 22 saat sonra buldular. Fakat arama-kurtarma ekibinin çıkarıp bana yardımcı olması yaklaşık 2 buçuk günü buldu. En çok beni yaralayan şey ise annemi kaybetmek oldu. Annem, ilk yarım saat içerisinde can çekişerek hayatını kaybetti. Sadece annem değil. Komşularım da üst komşum da 4 aylık hamile olan ve 4 yaşında çocuğu bulunan Berfin de benden yardım istedi ama ne yazık ki hiçbirine yardımcı olamadım. Aileden sadece annemi kaybettim. Ben ise yaralı olarak çıktım. Dediğim gibi, bu süreç toplamda 2 buçuk günü buldu. Ancak 2 buçuk günün sonunda bizi enkazdan çıkarabildiler" dedi. Kitap depremzedelerin sesi olacak Bu 2 buçuk yıllık süre zarfında pek çok zorluk yaşadığını ve mücadele verdiğini belirten Gökdemir, "Sağ ayağımdan yaralandım, sinir ve damarlarımda ödem oluştu. Ameliyat oldum, 6 ay fizik tedavi gördüm. Şimdi, elhamdülillah ayaktayım. Yaşadığım acıları içime gömmek yerine kaleme aldım ve ‘Hayatımın Şansız Hesabı’ adını verdiğim kitabımda topladım. Bu kitap yalnızca benim yaşadıklarım değil, aynı zamanda depremzede olup kayıplar yaşayan, umudunu yitirmiş herkese bir ses, bir nefes olsun istedim. Benim için bu kitap, acının içinde umudu arayıp çıkarmak demektir. Çünkü yaşadığım onca zorluğa rağmen hala dimdik ayakta durabiliyorsam, bunu Rabbime ve kalemime borçluyum. Okuyan herkes kendi hayatına dair bir parça bulacak. Tamamen gerçek bir hayat öyküsü’’ diye konuştu. Kitabını bastırmak istiyor Depremde yaşadığı acıları ve umutları kitabına eklediğini aktaran Gökdemir, ‘’Herkesin kendinden bir parça bulabileceği, duygulara dokunan bir hikaye. Buradan tüm insanlara şunu söylemek istiyorum, ne yaşarsak yaşayalım, hayata tutunmaktan vazgeçmeyelim. Çünkü umut, enkazın altında bile yeniden filizlenebilir. Kitabımı sizlerle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bana destek olan herkese çok teşekkür ederim. Kitabının basım aşamasında maddi zorluklar yaşıyorum. Eğer iş imkanı verilirse kendi kitabımı kendi kazandığım parayla basımını yapmak istiyorum. Bu kitabı yazmaktaki amacım yalnızca maddi destek görmek değil. Bir işim olsun, çalışarak kendi kazandığım parayla ayakta durmak istiyorum. Sizden tek ricam bana doğrudan iş konusunda yardımcı olamasanız bile, kitabıma ortak olup sesimi duyurmama destek olmanızdır’’ şeklinde konuştu.
Maraş depremlerinde yaklaşık 60 saat sonra enkazdan çıkarılmıştı, o anları kitap haline getirdi
03 Eylül 2025 Çarşamba - 11:31 Maraş depremlerinde yaklaşık 60 saat sonra enkazdan çıkarılmıştı, o anları kitap haline getirdi Maraş merkezli meydana gelen depremlerden etkilenen Diyarbakır’da yıkılan ve 48 kişiye mezar olan Sözel Apartmanında yaralı olarak kurtulan Fatma Seher Gökdemir, o anları anlattığı "Hayatımın Şansız Hesabı" adlı kitabını yazdı. Gökdemir, kitabın basımı için yetkililer ve hayırseverlerden destek bekliyor. Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerden etkilenen Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesi Ofis semtindeki Sözel Apartmanı yıkıldı. Apartman 48 kişiye mezar olurken, 36 yaşındaki Fatma Seher Gökdemir 22 saat sonra boyunca sesini kimseye duyuramadı. 22 saatin ardından çığlıkları ekiplerce duyulan ve 60’ıncı saate enkazdan kurtarılan Gökdemir, yaşadığı o karanlık saatleri kaleme aldı. Depremde ayağından hasar alan Gökdemir, 2 yıl sonra "Hayatımın Şansız Hesabı" adlı kitabını yazdı. Basıma hazır olan kitabı için destek bekleyen Gökdemir, gelirin yarısını depremde hayatını kaybeden öksüz, yetim ve kimsesizlere bağışlayacak. ‘’Annem yarım saat içerisinde can verdi’’ Başından geçenleri İHA muhabirine anlatan Gökdemir, ‘’Kaldığım apartman Ofis Sözel Apartmanıydı. Beni 22 saat sonra buldular. Fakat arama-kurtarma ekibinin çıkarıp bana yardımcı olması yaklaşık 2 buçuk günü buldu. En çok beni yaralayan şey ise annemi kaybetmek oldu. Annem, ilk yarım saat içerisinde can çekişerek hayatını kaybetti. Sadece annem değil. Komşularım da üst komşum da 4 aylık hamile olan ve 4 yaşında çocuğu bulunan Berfin de benden yardım istedi ama ne yazık ki hiçbirine yardımcı olamadım. Aileden sadece annemi kaybettim. Ben ise yaralı olarak çıktım. Dediğim gibi, bu süreç toplamda 2 buçuk günü buldu. Ancak 2 buçuk günün sonunda bizi enkazdan çıkarabildiler" dedi. Kitap depremzedelerin sesi olacak Bu 2 buçuk yıllık süre zarfında pek çok zorluk yaşadığını ve mücadele verdiğini belirten Gökdemir, "Sağ ayağımdan yaralandım, sinir ve damarlarımda ödem oluştu. Ameliyat oldum, 6 ay fizik tedavi gördüm. Şimdi, elhamdülillah ayaktayım. Yaşadığım acıları içime gömmek yerine kaleme aldım ve ‘Hayatımın Şansız Hesabı’ adını verdiğim kitabımda topladım. Bu kitap yalnızca benim yaşadıklarım değil aynı zamanda depremzede olup kayıplar yaşayan, umudunu yitirmiş herkese bir ses, bir nefes olsun istedim. Benim için bu kitap, acının içinde umudu arayıp çıkarmak demektir. Çünkü yaşadığım onca zorluğa rağmen hala dimdik ayakta durabiliyorsam, bunu Rabbime ve kalemime borçluyum. Okuyan herkes kendi hayatına dair bir parça bulacak. Tamamen gerçek bir hayat öyküsü’’ diye konuştu. Yetkililer ve hayırseverlerden destek bekliyor Depremde yaşadığı acıları ve umutları kitabına eklediğini aktaran Gökdemir, ‘’Herkesin kendinden bir parça bulabileceği, duygulara dokunan bir hikaye. Buradan tüm insanlara şunu söylemek istiyorum, ne yaşarsak yaşayalım, hayata tutunmaktan vazgeçmeyelim. Çünkü umut, enkazın altında bile yeniden filizlenebilir. Kitabımı sizlerle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bana destek olan herkese çok teşekkür ederim. Kitabının basım aşamasında maddi zorluklar yaşıyorum. Eğer iş imkanı verilirse kendi kitabımı kendi kazandığım parayla basımını yapmak istiyorum. Bu kitabı yazmaktaki amacım yalnızca maddi destek görmek değil. Bir işim olsun, çalışarak kendi kazandığım parayla ayakta durmak istiyorum. Sizden tek ricam bana doğrudan iş konusunda yardımcı olamasanız bile, kitabıma ortak olup sesimi duyurmama destek olmanızdır’’ şeklinde konuştu. (MAK-YRT
Güneydoğu’da su ve enerji kaynakları alarm veriyor
03 Eylül 2025 Çarşamba - 10:28 Güneydoğu’da su ve enerji kaynakları alarm veriyor Güneydoğu’da kuraklığa rağmen sürdürülen izinsiz mısır ekimi, bölgedeki enerji sorununu tetikliyor. Kaçak trafo ve ruhsatsız kuyular, adeta orta ölçekli bir şehrin elektriğini tek başına tüketiyor. Kaliteli, kesintisiz ve sürdürülebilir enerji dağıtımı hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Dicle Elektrik, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde iklim krizinin etkileriyle birlikte artan izinsiz mısır ekiminin enerji altyapısını zorladığına dikkat çekti. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, su kıtlığı nedeniyle ikinci ürün mısır ekiminin yasaklandığı Mardin ve Şanlıurfa’da üreticiler, yasağı ihlal ederek mısır ekmeye devam ediyor. Üstelik bu ekimlerin büyük kısmı, ruhsatsız açılan sulama kuyularından kaçak elektrikle gerçekleştiriliyor. Yasağa rağmen iki ilde 1 milyon 647 bin dekar alanda mısır ekildi Dicle Elektrik verilerine göre, 2024 yılında yalnızca Mardin ilinde 3 bin 762 üretici, yasağa rağmen toplam 613 bin dekardan fazla alanda ikinci ürün mısır ekti. 2025 yılı itibarıyla ise Şanlıurfa ve Mardin’de toplam 1 milyon 647 bin dekar alanda mısır ekimi yapıldığı bildiriliyor. Bu bölgelerdeki mısır tarlaları, yüzlerce metre derinlikten su çekilerek sulanıyor. Yeraltı sularının 800-850 metre derinlikte bulunduğu bazı bölgelerde, bu suya ulaşmak için çok güçlü elektrikli motopomplar kullanılıyor. Dicle Elektrik uzmanlarının hesaplamalarına göre, 100 dönümlük bir mısır tarlasını sulamak için ortalama 130 bin kWh elektrik gerekiyor. Bu da binlerce hanenin aylık tüketimine denk geliyor. "Buğday 4 defa, mısır 9 defa sulanıyor" Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, Dicle Elektrik Tarımsal Sulama Müdürlüğü tarafından yapılan teknik analizlerin, yasağın nedenlerini somut verilerle ortaya koyduğunu söyledi. Bölgede buğday gibi ürünlerde sulama genellikle 4 defa yapılırken, mısırda bu sayı 8-9’a çıktığını belirten Arvas, "Bu da ciddi bir su ve enerji tüketimi anlamına geliyor. 100 dönüm mısır arazisinin sulanması için yaklaşık 122 bin ton su gerekirken, bu miktardaki su ile 400 dönüm buğday tarlası sulanabiliyor. Mısırın yüksek su ve dolaylı elektrik ihtiyacı, bölgenin sınırlı kaynakları üzerinde ağır bir yük oluşturuyor. Suyun yetersizliği sebebiyle getirilen yasaklara uyulmaması, enerji sistemini zorluyor. Ortaya çıkan tablo, yalnızca bölgesel değil, ulusal ölçekte de enerji dengesini tehdit ediyor" dedi. Soya umut vadediyor Dicle Elektrik, çözüm önerileri kapsamında mısır yerine daha az su tüketen ürünlere yönelmenin önemine de dikkat çekiyor. Bu kapsamda Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yüzde 75 hibe desteğiyle başlattığı soya denemelerinin umut verici sonuçlar verdiği belirtiliyor. Arvas, Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde yapılan uygulamalarda yüksek verim elde edildiğini, soyanın daha az su ve enerji ile daha sürdürülebilir bir alternatif olduğuna dikkat çekti. Yağışlar son 52 yılın en düşük seviyesinde Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan "İklim, Fenolojik Durum ve Sulama İzleme İstatistikleri Haziran 2025" raporu, Dicle Elektrik’in kuraklık ve su kaynaklarının verimli kullanımı konusundaki uyarılarını verilerle destekliyor. Rapora göre, Haziran ayında Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde sadece 1,7 mm yağış kaydedildi. Bu miktar, 1991-2020 yılları arasındaki uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 80 daha az. Ayrıca 1 Ekim 2024 - 30 Haziran 2025 dönemini kapsayan su yılı yağışları da normalin yüzde 26 altında kalarak, son 52 yılın en düşük seviyesine indi. Özellikle Şanlıurfa ve Şırnak çevresinde sıcaklıklar yazın yoğun yaşandığı günlerde rekor düzeye ulaştı. Bazı ilçelerde 49-50C ölçülen sıcaklıklar, buharlaşmayı artırarak tarımda su ihtiyacını daha da yükseltiyor. 4 bin 405 kaçak trafo tespit edildi Bu durumun bir başka yansıması ise tarımsal sulama amaçlı kullanılan kaçak trafolarda gözlemleniyor. Dicle Elektrik saha ekiplerinin 2025 yılı Ağustos ayı itibarıyla son iki yıl içinde 11 bin 454 adet kaçak trafo tespit ettiği belirtiliyor. Arvas, "Bunların 7 bin 49’unun herhangi bir abonelik kaydı bulunmayan kişilerce, 4 bin 405’inin ise resmi aboneliği olmasına rağmen kaçak elektrik kullandığı belirlenen kişilerce kullanıldığını gördük. İl bazında bakıldığında ise en yüksek kaçak trafo kullanımının 6 bin 416 adet ile Şanlıurfa’da gerçekleştiğini görüyoruz" diye konuştu. "Yeteri Kadar" kampanyası sürüyor Dicle Elektrik, yalnızca tespit ve denetim değil, aynı zamanda farkındalık artırıcı faaliyetlerle de sorunun çözümüne katkı sunuyor. Şirket, bağlı bulunduğu Eksim Holding çatısı altında yürütülen "Yeteri Kadar" sosyal sorumluluk kampanyası kapsamında, bölgedeki çiftçilere su ve enerji verimliliği konularında eğitimler veriyor. Ayrıca İl Milli Eğitim Müdürlükleriyle iş birliği içinde çocuklara yönelik tiyatro gösterileri, yarışmalar ve eğitim materyalleriyle sürdürülebilirlik temalı bilinçlendirme çalışmaları yapılıyor.
Vali Zorluoğlu: ’’Eğitim, en öncelikli meselemiz’’
02 Eylül 2025 Salı - 16:43 Vali Zorluoğlu: ’’Eğitim, en öncelikli meselemiz’’ Yeni eğitim öğretim yılı hazırlık ve değerlendirme toplantısı, Vali Murat Zorluoğlu başkanlığında gerçekleştirildi. Valilik Hevsel salonunda gerçekleştirilen toplantıya Vali Yardımcıları Murat Yıldız ve Batuhan Taşgın, kaymakamlar, İl Emniyet Müdürü Fatih Kaya, İl Jandarma Komutan Yardımcısı Hüsamettin Ürkmez, İl Milli Eğitim Müdürü Salih Sadoğlu ile ilçe milli eğitim müdürleri katıldı. Toplantının açılışında konuşan Vali Zorluoğlu, yeni eğitim-öğretim yılının hayırlı olması temennisinde bulunarak, "Eğitim ve çocuklarımızın geleceğe hazırlanması meselesi, Valilik olarak en öncelikli gündemimizdir. Bugüne kadar mesaimizin önemli bir bölümünü eğitim konularına ayırdık, bu yıl da aynı hassasiyetle çalışmalarımızı sürdüreceğiz" dedi. Vali Zorluoğlu, eğitim-öğretim döneminin başlamasına kısa bir süre kala okulların düzen, temizlik ve hijyen açısından eksiksiz biçimde hazır hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda öğrenci taşımacılığı ve yemek hizmetleri de ele alındı. Vali Zorluoğlu, öğrencilerin güvenliği ve sağlığının en öncelikli konu olduğunu belirtti. Vali Zorluoğlu, bu kapsamda tüm okul servislerinin mevzuata uygunluğunun düzenli olarak kontrol edileceğini ve araçların teknik yeterliliği ile sürücülerin sorumluluk bilincinin sürekli takip edileceğini ifade etti. Kantinlerde ise öğrencilerin sağlığını tehdit eden ürünlerin satışına kesinlikle izin verilmeyeceğini, hijyen, fiyat düzenlemeleri ve ürün çeşitliliğinin titizlikle izleneceğini, fahiş fiyat uygulamalarına karşı Ticaret İl Müdürlüğü koordinasyonunda denetimlerin yapılacağını vurgulayan Vali Zorluoğlu, ayrıca kantin ve temizlik işlerinde görev alacak personelin güvenlik soruşturmalarından geçirileceğini, güvenliği riske atabilecek geçmişe sahip kişilerin bu alanlarda çalışmasına müsaade edilmeyeceğini kaydetti. Vali Zorluoğlu, okul çevrelerinde de polis ve jandarma ekipleri tarafından düzenli devriye ve kontrol faaliyetleri yürütülerek öğrencilerin yalnızca okul içinde değil, çevresinde de güvenli bir ortamda bulunmalarının sağlanacağını kaydetti. Vali Zorluoğlu, "Bir öğrencimizin dahi zarar görmesine tahammülümüz yoktur. Çocuklarımızın can güvenliği hepimizin ortak sorumluluğudur" sözleriyle konunun önemini vurguladı. Ders kitaplarının 8 Eylülde öğrencilerin sıralarında hazır olacağını belirten Vali Zorluoğlu, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gönderilen temizlik ve kırtasiye ödeneklerinin hızlı şekilde kullanılarak eksiklerin giderilmesi talimatını verdi. Aile Yılı vurgusu Cumhurbaşkanlığı tarafından ilan edilen Aile Yılına da değinen Vali Zorluoğlu, okulların ailelerle en yoğun temasta bulunan kurumlar olduğuna dikkat çekerek veli-okul iş birliğini artıracak etkinliklerin önemine işaret etti. Toplantının sonunda dilek ve temennilerini paylaşan Vali Zorluoğlu, "İnşallah aksaklıkların en aza indiği, huzurlu ve verimli bir eğitim dönemi olur. Çocuklarımızın geleceği için üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Toplantı, katılımcıların görüş ve önerilerini aktarmasıyla sona erdi.