Yerel Haberler
Diyarbakır
İş dünyası, kamu yöneticileri ve çocuklar aynı iftar sofrasında buluştu 12 Mart 2026 Perşembe - 15:00:28 Diyarbakır’da Ramazan ayının manevi atmosferinde düzenlenen iftar programında kamu yöneticileri, iş dünyası temsilcileri ve çocuklar aynı sofrada bir araya geldi. Programa Diyarbakır Vali Yardımcısı Muhammed Özyüksel, kamu kurum ve kuruluşlarının müdürleri, iş dünyasının temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ile Sevgi Evlerinde kalan çocuklar ve hafızlık eğitimi alan öğrenciler katıldı. Ramazan ayının paylaşma, dayanışma ve kardeşlik ruhunu yansıtan programda, devlet, millet ve iş dünyasının aynı gönül sofrasında buluşmasının önemine vurgu yapıldı. Programda konuşan MÜSİAD Diyarbakır Başkanı Hamdullah Akyıldız, Ramazan ayının birlik ve beraberliği güçlendiren en önemli zaman dilimlerinden biri olduğunu ifade ederek, "Ramazan, paylaşmanın, dayanışmanın ve gönüller arasında köprüler kurmanın en güzel vesilesidir. İş dünyası olarak bizler sadece üretim ve yatırım yapan bir yapı değil, aynı zamanda toplumsal sorumluluğun bilinciyle hareket eden bir anlayışın temsilcileriyiz. Özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin güçlü bir geleceğe hazırlanması hepimizin ortak sorumluluğudur" dedi. Sevgi Evlerinde kalan çocuklar ve hafız öğrencilerin de katılımıyla anlam kazanan programda, Ramazan’ın bereketi ve kardeşlik iklimi aynı sofrada paylaşıldı. Protokol üyeleri çocuklarla yakından ilgilenirken, onların eğitim ve gelişim süreçlerine yönelik desteklerin devam edeceği ifade edildi. Yoğun katılım ve samimi bir atmosferde gerçekleşen iftar programı, yapılan duaların ardından sona erdi.
12 Mart 2026 Perşembe - 12:55 Mahalleli istiyor, Diyargaz reddediyor Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesi Yolatı Mahallesi sakinleri, doğal gaz hattı çekilmesi için defalarca Diyargaz’a başvurduklarını ve taleplerinin her seferinde geri çevrildiğini belirterek duruma tepki gösterdi. Yenişehir’e bağlı Yolatı Mahallesi’nde yaşayan vatandaşlar, mahalledeki alt yapı sorunlarının çözülmesini istiyor. Mahalle sakinleri, defalarca başvuru yapmalarına rağmen mahalleye doğal gaz hattının çekilmediğini iddia etti. Mahallede özellikle yaz aylarında içme suyunun yetersiz kaldığını belirten vatandaşlar, yolların çukur içinde olduğunu ve yeterince kasis bulunmadığını ifade etti. Mahalledeki okulun önünde araç trafiğinin yoğun olduğunu aktaran vatandaşlar, çocukların can güvenliğinin tehlikeye girdiğini dile getirdi. Yolaltı Mahalle Muhtarı Suzan Altıntaş, mahallede yaşanan sorunların çözülmesi için yetkililere çağrıda bulundu. Altıntaş, "Muhtarlığım döneminde bir sürü eksikliğimizin olduğunun farkına vardım. Örneğin doğal gazımız yok. Tüm ilde neredeyse var, bizim mahalleye gelince verilmiyor. Neden verilmiyor? Bizim suçumuz, günahımız ne? Kadınlarımız odayı ısıtıyor, salona geçince, mutfağa geçince donuyorlar. Banyoda çocuklarına banyo yaptıramıyorlar. Ben onların evine gidince utanıyorum. Bir vatandaş olarak, bir yetkili olarak ben kendimden utanıyorum. Bir an önce doğal gazın bize verilmesini istiyorum. Gerçekten zorluk çekiyoruz. Bizim mahallenin bir kesiminde var, bir kesiminde yok. Başvuru yaptım. Ben kendilerine dedim ki bizim mahallemize doğal gaz yok. Arkadaşlarla birlikte ihtiyar heyetinden bir arkadaşla birlikte gittik. Dediler ki ’Muhtarım yol yok, imar yolu yok.’ Gittim belediyeye, bana imar yolu gösterdi. Dedi ki ’Şurada şurada var yollar.’ Oraya gittik, bu defa dediler ki ’Muhtarım biz verirsek yarın öbür gün sokaklar dar, yangın çıkarsa nasıl olacak?’ Ama verdiği yerlerde de sokaklar dar. Bazı yerlere vermiş, oralarda da sokaklar dar" ifadelerini kullandı. Ayrıca içme su sorunlarının da olduğunu belirten Altıntaş şu ifadeleri kullandı: "Bazı yerlerde yukarı mahallenin yukarı kesimlerine su gitmiyor. Su yok diyorlar ama var, bizim şebekelerimiz yetersiz geliyor. Eski köye göre yapılmış bu hatlarımız. Bir kontrol edilsin, yeni hatlar bağlansın. Küçücük borular yapmışlar. O zaman 3-4 ev varmış, o borular onlara göre yapılmış. Ama şimdi binlerce insanımız var, binlerce evlerimiz var. Yetmiyor. Suyumuz yetersiz geliyor. Bu konuda vatandaşla DİSKİ ile karşı karşıya geliyor. Bu sorunlar çözülürse çok iyi olur, çok sevinirim. Yollarımızda da sorun var. Hep çukur oluşmuş yollarımızda. Buzlanmadan sonra tekrar çukurlar oluştu. Belediyemizden de ricamız, yollarımızın yapılması ve onarımların yapılmasını istiyoruz." Vatandaşlardan Recep Eser ise bu mahallede dünyaya geldiğini, 60 yaşında olduğunu ve mahallelerindeki sorunların hiçbir zaman bitmediğini dile getirdi. Eser, "Baştan doğal gaz olmak üzere. Doğal gaz için muhtarım izah etti. Biz defalarca başvurduk ama bir netice alamadık. Sürekli, ’Köyünüzde imar yolu yok’ dediler. Biz imar yolunu belediyeden aldık, verdiğimiz halde bize bir sonuç vermediler. Su sorunumuz var. Yaz olduğu zaman başlıyor. Ondan sonra eski tesisat yetersiz olduğu için biz yeterli su alamıyoruz. Ayrıca mahallemizde kasis yeterli değil. Kasisler için muhtarımız aracılığıyla müracaat ettik ama kasis yapmadılar. ’Yeterlidir’ dediler. Kamyonlar yüklü olduğu zaman trafikten kaçıp mahalleden geçiyorlar. Geçtikleri zaman biz mağdur oluyoruz. Hem yolu kapatıyorlar hem de boş geçtikleri zaman kasislere vurduklarında, geç saatlerde sanki bomba patlıyor gibi oluyor. Buna da bir çözüm bulsunlar. Şu anda bizim okulun sorunları var. Öğretmenlerin araçları için yer yok. Kaldırıma park ediyorlar, sağa sola park ediyorlar. Çocuklar geçemiyor. Küçük çocukların geçişi zor oluyor park eden araçlar yüzünden. Buna da bir çözüm bulsunlar" şeklinde konuştu. Diyargaz’dan yapılan açıklamada Yolaltı Mahallesi’nin büyük bölümünün imar planı dışında kaldığı, imar planı içerisinde kalan alanlarda da imar yolları ile mevcutta açık fiziki yolların birbiri ile uyuşmadığı tespit edildiği vurgulandı. Açıklamada, "Doğal gaz hatlarının mevcut fiziki yollardan geçirilmesi halinde söz konusu yolların ilgili Yenişehir Belediyesi Uygulama İmar Planı içerisinde bulunan imar yolları olmaması nedeniyle, tescilli olmayan yollarda kalacağı ve ilerleyen süreçlerde deplase edilmesi gerekeceği, söz konusu açık yolların mülkiyetinin vatandaşlara ait parseller olacağı oldukça açıktır. Bahsi geçen sebeplerden dolayı ilgili mahalle içerisinde bulunan yolların onaylı imar yolları olmaması nedeniyle doğal gaz hat imalatları yapılamamaktadır" denildi. Diğer şikayet konusu olan problemler için ise yetkililerden herhangi bir açıklama yapılmadı.
Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin savcı aileye umut verdi: ’’İki kişiden şüpheleniyoruz’’
01 Eylül 2025 Pazartesi - 09:53 Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin savcı aileye umut verdi: ’’İki kişiden şüpheleniyoruz’’ Van’da 27 Eylül’de kaybolan ve 15 Ekimde Van Gölü kıyısında cesedi bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, savcının kendisine umut verdiğini dile getirerek, savcının, "Bir şey bulduk, iki kişiden şüpheleniyoruz" dediğini söyledi. Yurttan çıktıktan sonra bir daha haber alınamayan ve 19 gün sonra cansız bedeni bulunan Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, adalet mücadelesine devam ediyor. Geçen sene bu tarihlerde üniversiteyi kazanan kızının heyecanına ortak olan baba, ölümünün acısını her geçen gün katbekat yaşıyor. Soruları cevapsız kalan baba, iki ay önce savcı ile görüşmesinde aldığı cevapla kızının katiline ulaşmanın umuduyla yaşıyor. ’’Yakalansa, cezasını çekse, biz az da olsa nefes alacağız’’ Nizamettin Kabaiş, çok büyük bir acı yaşadıklarını, geçen sene bu vakitlerde Rojin’in üniversite hazırlığını yaptığını söyledi. 24 Eylülde kızıyla Van’a gittiğini belirten acılı baba Kabaiş, "Çok zor bir durum, çok büyük bir acıdır. Keyfi yerindeydi. Okulun açılmasına daha 1-2 gün kala Rojin, sürekli hazırlık yapıyordu. Minare yapma işine gidiyordum eve geldiğimde ona para veriyordum. Rojin’im sana ne lazım, ‘Baba, elbise alacağım’ deyip hazırlığını yapıyordu. Geçen sen bu tarihlerdeydi. Ama ne yazık ki bu sene yoktur. Üniversiteye güvendik, yurda güvendik, teslim ettik. Onlarda sahip çıkmadılar. O yüzden bütün ailelere buradan çağrı yapıyorum. Herkes çocuğuna mukayyet olsun, sürekli takipte olsunlar. Bazı üniversiteler iyidir, ama bazıları sahip çıkmadı. Van 100. Yıl Üniversitesi, sonuna kadar onlardan şikayetçiyim. Hukuki süreç çık sıkıntılı geçti. Çalışmalar eksikti. İki kişiye ait DNA’lar var Rojin’in bedeninde. Van’a sürekli gidip avukatlarla beraber savcımıza söylüyoruz. Bunlar vardır, delildir, tespittir, kanıttır. İki kişi Rojin’e zarar vermiş. Suçlu kişiler var, ama tutuklama yok. Dediler belki bulaştır. Defalarca gittik, bulaş değildi. Taşıyan kişiler olsa, jandarma olsa, ekipler olsa. Hepsine baktılar. En son gittiğimizde 109 kişiye bakmışlar, bulaş değil. Bu ne anlama geliyor. İki erkeğe ait DNA vardır, onlar Rojin’e zarar vermiş. Hem boğazında zarar var, hem sırtında, ayağında. Serçe parmağı kırıktır. Bunlar hepsi delildir, tespittir, kanıttır. Kızımı katletmişler. Ama Van 100. Yıl Üniversitesi yangından mal kaçırır gibi aceleden dediler intihar etmiş. Kızım, kesinlikle intihar etmemiş. Van ve Diyarbakır Barosu yazılı açıklama yaptı. Dediler, ‘Bulaşın sonu geldi, bulaş değil.’ Onlar yakalansa, cezasını çekse, biz az da olsa nefes alacağız. Allah, kimsenin başına getirmesin. Ölüm sebebi belli olmazsa o daha da büyük bir acıdır. Çocuğuma ne oldu, kim ne yaptı, neden yaptılar 3 günlük bir öğrenciye. Ne kadar bu soruları soruyoruz maalesef cevap alamıyoruz. ‘Çalışıyoruz, bakacağız, çıkartacağız’ cevaplarını alıyoruz. Avukatlarımız soru soruyor, önemli sorular vardır. O soruların cevabı gelirse kesin ve kesin olay çözülür. Mesela, kulağın içindeki larvalar, onun cevabını istiyorum, avukatlarımız istiyor. Bakacağız bakacağız, 11 aydır hala aynıdır. Rojin’in akciğerinde su yoktur, onun cevabını da alamıyoruz. Kaç gün suda kalmış, kaç gün önce rahmet etmiş, hangi saatte rahmet etmiş, bunların cevabı gelirse belli olur" dedi. "Rojin olayından sonra psikolojim altüst oldu" Yaşadığı acının psikolojisini altüst ettiğini belirten Kabaiş, ilaç tedavisi gördüğünü söyleyerek, "Rojin olayından sonra psikolojim tamamen bozuldu. Doktora gittim, ilaç kullanmaya başladım. İlacı kullanmazsam uyuyamıyorum, kullanırsam da sürekli uyku yapıyor. En son savcımızla görüşmem iki ay önceydi. Savcımız, bunu söyledi. Daha öncede söyledi ama bu sefer ciddi umut verdi. Bana dedi ki, ‘Fazla ağlama, kendini üzme, bir şey bulmuşum, bir şey biliyoruz. Sabret, çıkartacağız. İki kişiden şüpheleniyoruz’ dedi. İki kişi dediği, demek ki iki kişinin DNA’sı vardır. Odur işte. Bana bu umudu verdi. Birazda olsa ferahlamışım. İnşallah o katillerde bulunur, en ağır ceza ne ise çeksinler. Çünkü biz çok acı çekiyoruz’’ diye konuştu.
Diyarbakır Müzesi’nde 91 yıl sonra koç ve koyundan yapılmış mezar taşları ziyarete açıldı
31 Ağustos 2025 Pazar - 10:21 Diyarbakır Müzesi’nde 91 yıl sonra koç ve koyundan yapılmış mezar taşları ziyarete açıldı Diyarbakır Müzesi, 1934 yılında kurulan ve Türkiye’nin en köklü müzelerinden biri olarak biliniyor. Kurulduğu dönemde çevre illerden de birçok tarihi eser toplanarak müzeye kazandırıldı. Bunlar arasında en dikkat çekenlerden biri ise bazalt ve kireç taşından yapılmış koç ve koyun mezar taşları. Müze kayıtlarına göre eserlerden biri Karacadağ’dan, diğerleri ise Muş bölgesinden getirildi. Karacadağ taşlarının tamamen bazalttan oluştuğu, Muş taşlarının ise dokusuyla farklılık gösterdiği belirtiliyor. Mezar taşları en yoğun şekilde Akkoyunlu ve Karakoyunlu dönemlerinde görülse de benzer örneklere Orta Asya’dan Balkanlar’a kadar geniş bir coğrafyada rastlanıyor. Anadolu’da ise özellikle Iğdır, Kars, Tunceli, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygın. Bu mezar taşlarının dikkat çeken bir özelliği ise toplumsal simgeler taşıması. Erkekler genellikle koç figürüyle, kadınlar koyun figürüyle, bebekler içinse küçük boyutlu koç veya koyun figürleriyle anılmış. Ayrıca taşların üzerindeki süslemeler, kişinin mesleği ve toplumdaki konumuna dair ipuçları veriyor. Kılıç figürleri savaşçılığı, makas motifleri ise zanaatkarlığı temsil ediyor. Diyarbakır Müze Müdür Vekili Müjdat Gizligöl, Diyarbakır Müzesi’nin Türkiye’nin en köklü müzelerinden olduğunu dile getirdi. Gizligöl, "1934 yılında kurulmuş ve bölgedeki ilk müzelerden olduğu için çevre illerden de pek çok eser buraya getirilmiştir. Bu eserler arasında gördüğünüz bazalt ve kireç taşından yapılmış koç ve koyun mezar taşları da yer alıyor. Bu mezar taşları 1934-1935 yıllarında müzeye kazandırılmıştır. Bir tanesi Karacadağ bölgesinden, diğerleri ise Muş’tan getirilmiştir. Bunu taşların özelliklerinden anlayabiliyoruz. Karacadağ taşı tamamen bazalt iken, Muş taşının dokusu Diyarbakır’dakinden farklıdır. Nitekim envanter kayıtlarında da bu eserlerin Muş’tan getirildiği yazmaktadır" dedi. Kılıç ve makas gibi motifler de yer alıyor Bu tip mezar taşlarını en çok Akkoyunlu ve Karakoyunlu döneminde görüldüğünü aktaran Gizligöl, şu ifadeleri kullandı: "Yalnızca bu dönemle sınırlı değildir Orta Asya’dan başlayıp Balkanlar’a kadar pek çok bölgede benzer örneklere rastlanır. Anadolu’da ise özellikle Doğu Anadolu, Güneydoğu’nun Toros alt kesimleri, Iğdır, Kars ve Tunceli’de yoğun şekilde görülmektedir. Diyarbakır’da da örnekleri bulunuyor. Biz de müzemizde hem Muş’tan gelen hem de Diyarbakır’da bulunan mezar taşlarını birlikte sergiliyoruz. Mezar taşlarında dikkat çeken bir gelenek vardır: Erkekler genellikle koç şeklinde, kadınlar ise koyun şeklinde tasvir edilmiştir. Eğer bebek için yapılmışsa, küçük boyutlu koç veya koyun figürleri tercih edilmiştir. Kullanılan taş, bölgesine göre değişmektedir. Diyarbakır’da tamamen bazalt taş kullanılırken, Muş’ta bazaltın yanı sıra kireç taşı ve kalker örnekleri de görülmektedir. Bu eserler, yalnızca mezar taşı değil, aynı zamanda toplumsal hayatın da bir yansımasıdır. Üzerlerindeki süslemelerden, kişinin toplumdaki statüsü veya mesleği hakkında bilgi edinebiliyoruz. Kılıç motifleri savaşçı kimliğe, makas figürleri ise zanaatkarlığa işaret edebiliyor. Bazı koç figürlerinde keskin hatlar, bazılarında daha sade bir işçilik göze çarpar. Tüm bu farklılıklar, kişinin toplum içindeki konumuna göre şekillenmiştir. 91 yıl aradan sonra bu eserleri ilk kez ziyarete açtık. Vatandaşlarımızı, bu eşsiz tarihi mirası görmek üzere Diyarbakır Müzesi’ne davet ediyoruz."