Yerel Haberler
Diyarbakır
Diyarbakır’dan dünyaya çağrı: ’’Sessizlik değil, sorumluluk zamanı’’ 26 Mart 2026 Perşembe - 09:55:04 Diyarbakır Sanayici ve İş Dünyası Derneği (DİSİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Şeyhmus Akbaş, Ortadoğu’da yaşanan saldırıların, bölge halkının güvenliğini ve barışını doğrudan tehdit ettiğini söyledi. DİSİDER Başkanı Akbaş, son dönemde yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ortadoğu’da yaşanan saldırıların bölge halkının güvenliğini ve barışını doğrudan tehdit ettiğini belirten Akbaş, ABD ve İsrail’in uluslararası hukuka aykırı davranarak askeri müdahaleleri, sorunun çözümüne değil, çatışmaların derinleşmesine hizmet ettiğini kaydetti. Akbaş, ‘’Bu süreç yalnızca bölgeyi değil, tüm komşu ülkeleri ekonomik ve sosyal açıdan olumsuz etkilemekte; küresel ölçekte derin ekonomik izler bırakmaktadır. Başta küresel iş dünyası olmak üzere tüm ekonomik aktörleri, bu saldırılara karşı daha güçlü bir duruş sergilemeye ve barışın tesisi için sorumluluk almaya davet ediyoruz. Çünkü savaşın uzaması, sadece bir ülkeyi değil, tüm insanlığı tehdit eden bir hal alacaktır. Diyarbakır özelinde değerlendirdiğimizde İran, ABD ve İsrail arasında yaşanan bu savaşın uzaması halinde, etkileri sadece bölgesel değil, doğrudan ilimizi ve Güneydoğu Anadolu Bölgesini kapsayan çok boyutlu sonuçlar doğuracaktır. Ekonomik açıdan baktığımızda bölgede faaliyet gösteren işletmelerin önemli bir kısmı maliyet artışlarına karşı kırılgan durumdadır. Böyle bir senaryoda işletmelerin yaklaşık yüzde 60’ı ciddi maliyet baskısı yaşayabilir, yüzde 30’a yakını yatırımlarını ertelemek zorunda kalacaktır. Bölgemiz, sınır ticareti ve lojistik açısından stratejik bir konumdadır. Kara taşımacılığına dayalı ticaret yapımız, sınır kapılarında yaşanabilecek aksama ve güvenlik riskleri nedeniyle ciddi şekilde etkilenebilir. Bu durum özellikle demir-çelik, kimya-inşaat malzemeleri gıda ve tarım ürünleri gibi sektörlerde rekabet gücünü zayıflatacaktır. Ticaret yollarının daralması, ihracatın düşmesi ve ithalat maliyetlerinin artması kaçınılmazdır. İhracatımızın yaklaşık yüzde 50’sinin Ortadoğu pazarına yapılması nedeniyle, Diyarbakır ihracatında yüzde 15-30 oranında daralma riski söz konusudur. Bu durum doğrudan üreticimizi ve sanayicimizi etkileyecektir. Enerji fiyatlarındaki artış da bu sürecin en kritik başlıklarından biridir. Ülkemizin enerji ithalatına bağımlılığı dikkate alındığında, petrol fiyatlarındaki yükseliş üretim maliyetlerine doğrudan yansımakta bu da Diyarbakır’daki üreticilerimizin ve KOBİ’lerimizin karlılığını olumsuz etkilemektedir. Yatırım ortamı açısından ise belirsizlik en büyük risk unsurudur. Belirsizliğin artması yatırımların ertelenmesine, istihdamın yavaşlamasına, ekonomik büyümenin zayıflamasına neden olmaktadır. Ayrıca sınır güvenliği ve olası göç hareketleri de ekonomik dengeler üzerinde baskı oluşturabilir. Ani nüfus artışı kira, gıda ve kamu hizmetlerinde maliyetleri artırarak toplumsal dengeyi zorlayabilir. Bununla birlikte, Diyarbakır güçlü bir ticaret geleneğine ve dayanışma kültürüne sahiptir. Doğru politikalar ve yerel desteklerle bu tür krizlerin etkisi azaltılabilir. Bu kritik süreçte, hükümetimizin güçlü ve kararlı yönetimi ile Türkiye’nin ateş çemberinin dışında kalması için ortaya koyduğu çaba, bizler için önemli bir güven kaynağıdır. DİSİDER olarak sahadan elde ettiğimiz veriler, Diyarbakır ekonomisinin üretim gücüne sahip olduğunu ancak Ortadoğu pazarına yüksek derecede bağımlı bir yapıda bulunduğunu açıkça göstermektedir. Bu nedenle tek pazara bağımlılığın azaltılması, alternatif ihracat pazarlarının geliştirilmesi, yerel üretimin daha yüksek katma değerli hale getirilmesi öncelikli hedefler olmalıdır. Bizler krizleri yalnızca bir risk olarak değil, aynı zamanda bir dönüşüm fırsatı olarak görüyoruz. Ancak bu dönüşümün gerçekleşmesi için doğru strateji ve güçlü bir koordinasyon şarttır. Bu bağlamda yüzyıllardır iki ülke arasında süregelen dostluk, kardeşlik ve iyi komşuluk ilişkileri esasına dayanan İran halkının acısını, acımız olarak görüyoruz. En büyük temennimiz bu anlamsız savaşın bir an önce sona ermesi, akan kanın durması, barışın hakim olması ve ekonomik istikrarın korunmasıdır. Çünkü savaş insanı küçültür, barış insanı büyütür’’ dedi.
26 Mart 2026 Perşembe - 09:50 Diyarbakır’da baharla birlikte araç kiralamaya talep de arttı Diyarbakır’da son dönemlerde artan ziyaretçi yoğunluğu, araç kiralama sektörünü hareketlendirdi. Firmalar taleplere yetişmekte zorlanıyor. Diyarbakır’da hem Ramazan Bayramı hem de Nevruz dolayısıyla farklı illerden gelen vatandaşlar araç kiralamaya yöneldi. Artan talep, araç kiralama işletmelerinde yoğunluğa neden oldu. Ocak ayında kış şartlarının sert geçmesiyle birlikte işlerinin durma noktasına geldiğini belirten esnaf, bayram döneminde ise tam tersine yoğunluk yaşadıklarını ve araç yetiştirmekte zorlandıklarını ifade etti. 6 yıldır araç kiralama işletmecisi olan Fırat Eser, özellikle yaz mevsimi dönemlerinde işlerinin daha yoğun olduğunu söyleyerek, "Ancak bu yıl ocak ayına oldukça kötü bir başlangıç yaptık. Ocak ayı beklenenden çok daha karlı geçti ve yaklaşık 15 gün boyunca karlar erimedi. Bu durum işlerimizin ciddi anlamda durgunlaşmasına neden oldu. Şubat ayı da benzer şekilde geçti. Hem kısa süreli kiralamalar hem de Ramazan ayının gelişi ve yağışlı hava şartları bu yıl işlerimizi olumsuz etkiledi. Mart ayıyla birlikte baharın gelmesi, Ramazan Bayramı ve Nevruz’un aynı döneme denk gelmesiyle işlerimiz yeniden açıldı. İki bayramın bir arada olması sektör açısından oldukça olumlu bir etki oluşturdu. Şu an bayram sonrası olmasına rağmen filomuzdaki tüm araçlar dolu ve hiçbir aracımız boşta değil. Yılbaşından bu yana bizimle iletişimde olan müşterilerimiz rezervasyonlarını önceden yaparak araçlarını sorunsuz şekilde teslim alıyor. Biz de tamamen rezervasyon sistemiyle çalışarak müşterilerimizin mağduriyet yaşamamasını sağlıyoruz" dedi. Araç kiralayacak vatandaşlara önemli tavsiyelerde bulunan Eser, şu ifadeleri kullandı: "Öncelikle mümkünse maksimum 3-4 yaşındaki araçları tercih etmeleri, güvenilir ve kurumsal firmalardan kiralama yapmaları büyük önem taşıyor. Ayrıca mutlaka kaskolu araç kiralanmasını öneriyoruz. Kaskosuz araçlar ciddi mağduriyetlere yol açabiliyor. Araç teslim alınırken video kaydı alınması, aracın mevcut durumunun kayıt altına alınması ve herhangi bir hasarın belgelenmesi oldukça önemli. Bunun yanı sıra araç çalıştırıldığında herhangi bir arıza lambasının yanıp yanmadığı da mutlaka kontrol edilmelidir. Filomuzda şu an 10 araç bulunuyor. Yaz aylarında artan talebe bağlı olarak araç sayımızı artırıyoruz, kış aylarında ise azaltıyoruz. Ayrıca emniyetin sağladığı KABİS sistemini aktif olarak kullanıyoruz. Tüm müşterilerimizi bu sisteme anlık olarak bildiriyoruz. Bu sayede hem müşteriler hem de biz güvence altına alınmış oluyoruz. Yazılan trafik cezaları doğrudan kiralayan kişinin e-devlet hesabına düşüyor. Önceki yıllarda cezalar bize geldiği için müşteriye ulaşmakta zorluk yaşıyorduk, ancak bu sistemle birlikte bu sorun büyük ölçüde ortadan kalktı. Araç kiralama fiyatlarımız ise aracın modeline, yaşına, markasına ve vites türüne göre değişiklik gösteriyor. Günlük kiralama ücretleri ortalama bin 500 lira ile 3 bin TL arasında değişiyor. Manuel ve otomatik araçlar arasında da fiyat farkı bulunuyor." Araç kiralayan müşterilerden Murat Yolcu ise güvenilir işletmelerden araç kiralamanın çok önemli olduğunu aktararak, "Merdiven altı diye tabir ettiğimiz yerlerden kesinlikle araç kiralamamayı öneriyorum. Kurumsal işletmelerde kiralanırsa daha sağlıklı olur. Ben memnun kaldım hiçbir sıkıntım olmadı. 3 günlük kiraladım aracı, bayram öncesi ve bayramda da 8 günlük kiralamıştım" ifadelerini kullandı.
26 Mart 2026 Perşembe - 09:42 Zerzevan Kalesi yağışlı havaya rağmen bayramda 13 bin kişi ağırladı Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde, Roma İmparatorluğu döneminde "askeri yerleşim" olarak kullanılan, arkeolojik kazılarla geçmişe ışık tutan 3 bin yıllık Zerzevan Kalesi, 3 günlük bayram tatilinde yağışlı havaya rağmen 13 bin kişi ağırlarken, 35 kadın ise toprak altındaki tarihi yapıyı gün yüzüne çıkartıyor. Zerzevan Kalesi, Çınar ilçesi Diyarbakır-Mardin kara yolu üzerinde yer alıyor. Kazı - restorasyon çalışmaları Prof. Dr. Aytaç Coşkun’un başkanlığında 2014 yılında başladı. Roma’nın sınır garnizonu olan Zerzevan Kalesi’nin tarihi 3 bin yıl öncesine Asur Dönemine (MÖ 882-611) kadar gidiyor. Pers Döneminde de (MÖ 550-331) Kral Yolu üzerinde bulunan yerleşim alanı yol güvenliğinin sağlanması amacıyla kullanılmış. Buluntular, alanın Parth (MÖ 140-85), Geç Hellenistik ve Erken Roma Dönemlerinde MÖ 2. yüzyıldan MS 3. yüzyıla kadar kullanıldığına işaret ediyor. Roma Döneminde MS 3. yüzyılda Severuslar Döneminde (MS 198-235) asıl büyük askeri yerleşim inşa edildi. Yerleşimin surları ve yapıları Anastasios I (MS 491-518) ve Justinianos I (MS 527-565) dönemlerinde onarılarak, bazı yapılar ise yeniden inşa edilerek mevcut son haline getirildi. 639 yılında İslam ordularının fethine kadar yerleşim kesintisiz kullanılmış. Yeni başlayan çalışmalar ulusal ve uluslararası alanda büyük yankı uyandırmış, şu anda yerli ve yabancı turistlerin yoğun ziyaret ettiği bir ören yeri haline geldi. Dünyanın en iyi korunmuş askeri yerleşimde dünyanın en iyi korunmuş Mithras Kutsal Alanı ortaya çıkarıldı. Bu yapılar kompleksi Roma’nın doğu sınırındaki ilk kutsal alanı olarak biliniyor. Bin 200 metre uzunluğunda, 15-18 metre yüksekliğinde surlarla çevrelenmiş askeri yerleşimde, kamu yapılarının bulunduğu güney alanda, 24 metre yüksekliğinde gözetleme ve savunma kulesi (güney kule), kilise, yönetim binası, Arsenal, kaya sunağı gibi mimari kalıntılar yer alıyor. Kuzeyinde ise cadde-sokaklar ve konutlar takip ediyor. Konutların bulunduğu alanda aynı zamanda su sarnıçları, yeraltı kilisesi, yeraltı kutsal yapısı, dünyada bulunmuş son, Roma’nın doğu sınırındaki ilk Mithras kutsal alanı tespit edildi. Surların dışında ise yerleşime su sağlayan kanallar, sunu çanakları ve taş ocakları, nekropol alanında ise kaya mezarları ve tonozlu mezarlar dikkati çekiyor. Zerzevan Kalesinde hem yer üstü hem de büyük bir yer altı şehri bulunuyor. Zerzevan Kalesi ve Mithras Kutsal Alanı 2020 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine girdi. Asıl liste için de çalışmalar Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Karacadağ Kalkınma Ajansı tarafından yürütülüyor. Yapının bu yıl Dünya Mirası olması planlanıyor. Tarihi yapı, yılda 400 bin yerli ve yabancı turist ağırlarken kale, 3 günlük bayram tatilinde ise yağışlı havaya rağmen 13 bin kişi ağırladı. Yapıya her geçen gün ziyaretçiler gelirken, kazı alanında ise 35 kadın, proje kapsamında tarihi yapıdaki eserleri gün yüzüne çıkartıyor. Kazı Başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun, bu yıl ilk defa İŞKUR’un "İş Gücü Uyum Projesi" kapsamında 35 kadının Zerzevan Kalesinde çalıştığını söyledi. Bu kadınların yanı baştaki köylerden geldiğini belirten Kazı Başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun, hem ilk olması hem de kadın istihdamı açısından projenin oldukça önemli olduğunu ifade etti. Coşkun, İŞKUR ve Çınar Kaymakamlığının ortaklaşa projesi olduğunu belirterek, "35 kadın, tarihe ışık tutuyor. Kadın istihdamı ülkemizde ve bölgemizde oldukça önemli. Hem iş gücü uyum programı, hem aldıkları eğitimler, bunula birlikte tabii ki tarihe ışık tutmaları, bununla birlikte yine ekonomik açıdan evlerine katkı sunmaları oldukça önemliydi. Zerzevan Kalesinin en hassas noktasında çalışıyorlar. Burası askerlerin ve sivillerin kaldığı konutlar. Aslında en çok arkeolojik bulgunun ortaya çıkarıldığı yerler. Oldukça hassas çalışılması gereken yerler. Şu an buraya kadın eli değdi" dedi. "Önümüzdeki yıldan itibaren 700 bin ziyaretçi bekliyoruz" Zerzevan Kalesinin yılda ortalama 400 bin kişinin ziyaret ettiği bir yer olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Coşkun, "Bu yıl ziyaretçi sayısının artmasını bekliyoruz. Bayramda bölgemiz yağışlıydı. Ama buna rağmen çok sayıda tur Zerzevan Kalesindeydi. Çünkü Zerzevan Kalesi birçok tur programında. Türkiye’nin her yerinden ve yurt dışından turlar Zerzevan Kalesini ziyaret etti. Önümüzdeki yıldan itibaren 700 bin ziyaretçi bekliyoruz. Bu sayı giderek artacak en az 1 milyona ulaşacağını düşünüyoruz. 3 günlük bayram sürecinde yaklaşık 13 bin kişi Zerzevan Kalesini ziyaret etti. Bu yoğun yağışa rağmen" diye konuştu. "Kadınlar her şeye meraklı, daha detaycıyız" Kazı ekibindeki kadınlardan Eylem Atan, Demirölçek köyünde oturduğunu, mahallede böyle bir işin sunulmasının kendileri için çok iyi olduğunu söyledi. Ailelerine katkıda bulunduklarını kaydeden Atan, "Ayaklarımızın üzerinde duruyoruz. Bu, bize mutluluk veriyor. Buranın tarihi yer açısından önemli bir yere sahip olduğunu biliyorduk. Ama bu kadarını bilmiyorduk. Kazı işleri başladıktan sonra daha çok ünlendi. Eserler bulundu, bu eserlerin bize de mutluluk heyecan veriyor. Ayrıca o döneme ait eserler bulabileceğimiz için biz de mutluyuz, heyecanlıyız. Kadınlar her şeye meraklı, daha detaycıyız. Çalışabilir miyiz dedik. Şimdi görüyoruz, hepimiz çalışıyoruz, yapabiliyoruz. Bazılarımız kazma ile kazıyor, kürek, mala ile kovalarımıza dolduruyoruz. O işlemeleri yaparken çok yavaş, çok detaylı bir şekilde yapıyoruz" şeklinde konuştu.
26 Mart 2026 Perşembe - 09:40 Diyarbakır’da baharla birlikte araç kiralamaya talep arttı Diyarbakır’da son dönemlerde artan ziyaretçi yoğunluğu, araç kiralama sektörünü hareketlendirdi. Firmalar taleplere yetişmekte zorlanıyor. Diyarbakır’da hem Ramazan Bayramı hem de Nevruz dolayısıyla farklı illerden gelen vatandaşlar araç kiralamaya yöneldi. Artan talep, araç kiralama işletmelerinde yoğunluğa neden oldu. Ocak ayında kış şartlarının sert geçmesiyle birlikte işlerinin durma noktasına geldiğini belirten esnaf, bayram döneminde ise tam tersine yoğunluk yaşadıklarını ve araç yetiştirmekte zorlandıklarını ifade etti. 6 yıldır araç kiralama işletmecisi olan Fırat Eser, özellikle yaz mevsimi dönemlerinde işlerinin daha yoğun olduğunu söyledi. Eser, "Ancak bu yıl ocak ayına oldukça kötü bir başlangıç yaptık. Ocak ayı beklenenden çok daha karlı geçti ve yaklaşık 15 gün boyunca karlar erimedi. Bu durum işlerimizin ciddi anlamda durgunlaşmasına neden oldu. Şubat ayı da benzer şekilde geçti. Hem kısa süreli kiralamalar hem de Ramazan ayının gelişi ve yağışlı hava şartları bu yıl işlerimizi olumsuz etkiledi. Mart ayıyla birlikte baharın gelmesi, Ramazan Bayramı ve Nevruz’un aynı döneme denk gelmesiyle işlerimiz yeniden açıldı. İki bayramın bir arada olması sektör açısından oldukça olumlu bir etki oluşturdu. Şu an bayram sonrası olmasına rağmen filomuzdaki tüm araçlar dolu ve hiçbir aracımız boşta değil. Yılbaşından bu yana bizimle iletişimde olan müşterilerimiz rezervasyonlarını önceden yaparak araçlarını sorunsuz şekilde teslim alıyor. Biz de tamamen rezervasyon sistemiyle çalışarak müşterilerimizin mağduriyet yaşamamasını sağlıyoruz" dedi. Araç kiralayacak vatandaşlara önemli tavsiyelerde bulunan Eser, şu ifadeleri kullandı: ‘’Öncelikle mümkünse maksimum 3-4 yaşındaki araçları tercih etmeleri, güvenilir ve kurumsal firmalardan kiralama yapmaları büyük önem taşıyor. Ayrıca mutlaka kaskolu araç kiralanmasını öneriyoruz. Kaskosuz araçlar ciddi mağduriyetlere yol açabiliyor. Araç teslim alınırken video kaydı alınması, aracın mevcut durumunun kayıt altına alınması ve herhangi bir hasarın belgelenmesi oldukça önemli. Bunun yanı sıra araç çalıştırıldığında herhangi bir arıza lambasının yanıp yanmadığı da mutlaka kontrol edilmelidir. Filomuzda şu an 10 araç bulunuyor. Yaz aylarında artan talebe bağlı olarak araç sayımızı artırıyoruz, kış aylarında ise azaltıyoruz. Ayrıca emniyetin sağladığı KABİS sistemini aktif olarak kullanıyoruz. Tüm müşterilerimizi bu sisteme anlık olarak bildiriyoruz. Bu sayede hem müşteriler hem de biz güvence altına alınmış oluyoruz. Yazılan trafik cezaları doğrudan kiralayan kişinin e-devlet hesabına düşüyor. Önceki yıllarda cezalar bize geldiği için müşteriye ulaşmakta zorluk yaşıyorduk, ancak bu sistemle birlikte bu sorun büyük ölçüde ortadan kalktı. Araç kiralama fiyatlarımız ise aracın modeline, yaşına, markasına ve vites türüne göre değişiklik gösteriyor. Günlük kiralama ücretleri ortalama bin 500 lira ile 3 bin TL arasında değişiyor. Manuel ve otomatik araçlar arasında da fiyat farkı bulunuyor." Araç kiralayan müşterilerden Murat Yolcu ise güvenilir işletmelerden araç kiralamanın çok önemli olduğunu aktardı. Yolcu, "Merdiven altı diye tabir ettiğimiz yerlerden kesinlikle araç kiralamamayı öneriyorum. Kurumsal işletmelerde kiralanırsa daha sağlıklı olur. Ben memnun kaldım hiçbir sıkıntım olmadı. 3 günlük kiraladım aracı, bayram öncesi ve bayramda da 8 günlük kiralamıştım" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır’ın kadim tarihi Londra’da podyuma çıktı
24 Şubat 2025 Pazartesi - 12:47 Diyarbakır’ın kadim tarihi Londra’da podyuma çıktı Diyarbakır’da bulunan Zerzevan Kalesi, Dört Ayaklı Minare ve On Gözlü Köprü, uluslararası modacı Recep Demiray, tarafından tasarımlara işlenerek "Ahde Vefa" adıyla Londra Moda Haftası’nda sergilendi. Türk modacı Recep Demiray, Diyarbakır’da bulunan Zerzevan Kalesi, Dört Ayaklı Minare ve On Gözlü Köprü’yü tasarladığı kıyafetlere işledi. Demiray, özgün tasarımlarını moda dünyasının en önemli buluşmalarından biri olan Londra Moda Haftası’nda sergiledi. 20-24 Şubat düzenlenen defileye katılan Demiray, tasarımlarıyla göz kamaştırdı. 20 özel parçadan oluşan bir koleksiyon hazırlayan Recep Demiray, Diyarbakır’ın tarihi yapıları Zerzevan Kalesi, Dört Ayaklı Minare ve On Gözlü Köprü’yü el işçiliği ile giysilerine nakşetti. Diyarbakır kültüründe önemli bir yeri olan bakır ve altın işlemlerle bezeli kıyafetleri ve başa takılan puşiden yaptığı abiye kıyafetler ise izleyenlerden büyük alkış aldı. Defile sırasında mankenler Zerzevan Kalesi’nin görüntüsü eşliğinde podyumda yürüdü. Londra’da bir otelde moda sektörünün seçkin davetlilerinin izlediği defilenin finalinde ise ünlü şarkıcı Ece Mumay podyuma çıktı. Mumay, kıyafeti sunumu ve podyumdaki rahatlığıyla profesyonel mankenleri aratmadı. Defilenin final yürüyüşünü Mumay ile yapan Demiray, konuklarını selamladı. Yaklaşık altı aylık bir çalışma sürecinin ardından tamamlanan koleksiyonu, 10 kişilik deneyimli bir ekip ile hazırladıklarını belirten Recep Demiray, "Doğduğum topraklar olan Diyarbakır’ı çok seviyorum. Diyarbakır’ın eşsiz tarihi dokusundan ilham aldığım koleksiyonuma ’Ahde Vefa’ adını verdim. Bu koleksiyon, yalnızca bir moda çalışması değil, kültürel mirasımıza bir saygı duruşu ve doğduğum topraklara duyduğum minnetin bir ifadesidir. İkinci kez katıldığım Londra Moda Haftasında kültürümüz ve tarihimizle ülkemi temsil etmekten dolayı çok mutluyum" dedi.
Olgunlaşma Enstitüsünde çarpana tekniği, bakır ve yarı değerli taşlarla takılar üretiliyor
24 Şubat 2025 Pazartesi - 11:05 Olgunlaşma Enstitüsünde çarpana tekniği, bakır ve yarı değerli taşlarla takılar üretiliyor Diyarbakır Olgunlaşma Enstitüsü’nün el sanatları atölyesinde çarpana tekniğiyle yapılan dokumalar, bakır ve yarı değerli taşlarla birleşerek üretilen el emeği göz nuru modeller, göz kamaştırıyor. İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı 17 farklı atölyede birçok alanda üretim yapan enstitünün bünyesinde; çapana tekniğiyle yapılan dokumalar, arazide toplanan yarı değerli taşlar ve kentin önemli yeraltı madeni bakır, tecrübeli ustaların elinde sanata dönüşüyor. Her biri ince işçilikle işlenen el emeği göz nuru takılar, vitrinde sergilenerek göz kamaştırıyor. Diyarbakır Olgunlaşma Enstitüsü Müdiresi Ufuk Yakut, İHA muhabirine, bakırın, doğada saf halde bulunan metallerden biri olduğunu belirterek, atölyede bakır bileziklerle ilgili yeni çalışmalar yaptıklarını söyledi. Diyarbakır hasırını bakırla birleştirerek değişik tasarımlar elde etmeye çalıştıklarını ifade eden Yakut, önemli çalışmalarından biri de, el sanatları bölümünde ürettikleri çarpana dokumayı bakırla birleştirerek değişik tasarımlar elde etmek olduğuna dikkat çekti. Yakut, çarpana dokumanın tamamen elle yapılan, kartlarla örülen bir dokuma tekniği olduğu bilgisini paylaşarak, "Yukarıda atölyemizde çarpana dokumlar, aşağıda kuyumculuk atölyemizde işlenerek bu şekilde bilezikler elde etmeye çalışıyoruz. Aynı zamanda Diyarbakır hasırını yarı değerli taşlarla birleştirerek değişik tasarımlar oluşturmaya çalışıyoruz. Kurumumuzda yapılan bu ürünler, bohça mağazasında da satışa sunulmaktadır" dedi. Kuyumculuk Teknolojisi Öğretmeni Sevcan Aydoğan, Diyarbakır’da bakırın çok eski ve kadim bir sanat olduğunu hatırlattı. Eskiden kap kacakların bakırdan yapıldığını kaydeden Aydoğan, "Biz, farklılık katarak burada takılarda kullanmaya başladık. Bizim burada doğal taş atölyemizde var. Bunları bakırla birleştirip bilezik, kolye ve yüzük yapıyoruz. Bakır bilezikler çok revaçta ve talep görüyor. Örme tekniğinde, balıksırtı, balık kılçığı, örgü, sepet örgü gibi tekniklerle bakır bilezikler üretiyoruz. Bunun dışında da, kuyumculuğun tüm tekniklerini kullanarak takılar ortaya çıkartıyoruz" diye konuştu. Bakırın kendilerine plaka halinde geldiğini aktaran Aydoğan, "Örgü bilezik yapacaksak önce telimizi hazırlıyoruz. Silindir makinesinden çekiyoruz. İstenilen mikrona geldiği zaman örme işlemine geçiyoruz. Eğer takılarda kullanacaksak istediğimiz mikrona getirip kolye ve küpe şeklinde takıya çeviriyoruz. Bakır ile yaptığımız işler, süreleri değişiyor. Bir bilezik 2 saatte de çıkabilir işçiliğine göre. Bazı işlerimizde bir hafta, 10 güne de çıkabiliyor. Bu, yaptığımız tekniğe göre değişiyor" şeklinde konuştu.
Olgunlaşma Enstitüsünde çarpana tekniği, bakır ve yarı değerli taşlarla takılar üretiliyor
24 Şubat 2025 Pazartesi - 10:56 Olgunlaşma Enstitüsünde çarpana tekniği, bakır ve yarı değerli taşlarla takılar üretiliyor Diyarbakır Olgunlaşma Enstitüsü’nün el sanatları atölyesinde çarpana tekniğiyle yapılan dokumalar, bakır ve yarı değerli taşlarla birleşerek üretilen el emeği göz nuru modeller, göz kamaştırıyor. İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı 17 farklı atölyede birçok alanda üretim yapan enstitünün bünyesinde; çapana tekniğiyle yapılan dokumalar, arazide toplanan yarı değerli taşlar ve kentin önemli yeraltı madeni bakır, tecrübeli ustaların elinde sanata dönüşüyor. Her biri ince işçilikle işlenen el emeği göz nuru takılar, vitrinde sergilenerek göz kamaştırıyor. Diyarbakır Olgunlaşma Enstitüsü Müdiresi Ufuk Yakut, İHA muhabirine, bakırın, doğada saf halde bulunan metallerden biri olduğunu belirterek, atölyede bakır bileziklerle ilgili yeni çalışmalar yaptıklarını söyledi. Diyarbakır hasırını bakırla birleştirerek değişik tasarımlar elde etmeye çalıştıklarını ifade eden Yakut, önemli çalışmalarından biri de, el sanatları bölümünde ürettikleri çarpana dokumayı bakırla birleştirerek değişik tasarımlar elde etmek olduğuna dikkat çekti. Yakut, çarpana dokumanın tamamen elle yapılan, kartlarla örülen bir dokuma tekniği olduğu bilgisini paylaşarak, "Yukarıda atölyemizde çarpana dokumlar, aşağıda kuyumculuk atölyemizde işlenerek bu şekilde bilezikler elde etmeye çalışıyoruz. Aynı zamanda Diyarbakır hasırını yarı değerli taşlarla birleştirerek değişik tasarımlar oluşturmaya çalışıyoruz. Kurumumuzda yapılan bu ürünler, bohça mağazasında da satışa sunulmaktadır" dedi. Kuyumculuk Teknolojisi Öğretmeni Sevcan Aydoğan, Diyarbakır’da bakırın çok eski ve kadim bir sanat olduğunu hatırlattı. Eskiden kap kacakların bakırdan yapıldığını kaydeden Aydoğan, "Biz, farklılık katarak burada takılarda kullanmaya başladık. Bizim burada doğal taş atölyemizde var. Bunları bakırla birleştirip bilezik, kolye ve yüzük yapıyoruz. Bakır bilezikler çok revaçta ve talep görüyor. Örme tekniğinde, balıksırtı, balık kılçığı, örgü, sepet örgü gibi tekniklerle bakır bilezikler üretiyoruz. Bunun dışında da, kuyumculuğun tüm tekniklerini kullanarak takılar ortaya çıkartıyoruz" diye konuştu. Bakırın kendilerine plaka halinde geldiğini aktaran Aydoğan, "Örgü bilezik yapacaksak önce telimizi hazırlıyoruz. Silindir makinesinden çekiyoruz. İstenilen mikrona geldiği zaman örme işlemine geçiyoruz. Eğer takılarda kullanacaksak istediğimiz mikrona getirip kolye ve küpe şeklinde takıya çeviriyoruz. Bakır ile yaptığımız işler, süreleri değişiyor. Bir bilezik 2 saatte de çıkabilir işçiliğine göre. Bazı işlerimizde bir hafta, 10 güne de çıkabiliyor. Bu, yaptığımız tekniğe göre değişiyor" şeklinde konuştu. (RK-Y)
Diyarbakır’da fotoğraf sanatçıları tarihi yerleri fotoğrafladı
24 Şubat 2025 Pazartesi - 09:54 Diyarbakır’da fotoğraf sanatçıları tarihi yerleri fotoğrafladı Diyarbakır’da 20 fotoğraf sanatçısı Ashab-ı Kehf ve Birkleyn Mağaralarını gezip fotoğrafladı. Diyarbakır’ın tarihi ve doğal güzelliklerini arşivleme çalışmalarına devam eden Fotono21 Fotoğraf Derneği, Lice ilçesinde bulunan Ashab-ı Kehf ve Birkleyn Mağaralarına fotoğraf gezisi düzenledi. Soğuk havaya rağmen 20 fotoğraf sanatçısı, hem bölgenin kültürel mirasını tanıtmak hem de sanatsal bir bakış açısıyla bu mirası kayıtlara almak amacıyla gezi düzenledi. Fotono21 Fotoğraf Derneği üyeleri, gezinin ilk durağı olan Ashab-ı Kehf Mağarasında, hem tarihi bir yolculuğa çıktı hem de bu mistik mekanı fotoğrafladı. İslami kaynaklarda ve yerel efsanelerde önemli bir yere sahip olan Ashab-ı Kehf, yüzyıllardır insanlığın ilgisini çeken bir inanç ve kültür mirası olarak varlığını sürdürüyor. Dernek üyeleri, bu kutsal mekanın atmosferini fotoğraflarına yansıtarak, izleyicilere tarihin derinliklerine uzanan bir hikaye sundu. Gezinin ikinci durağı olan Birkleyn Mağaraları ise katılımcıları doğanın büyüleyici dokusuyla karşıladı. Lice ilçesinde yer alan mağaralar, hem doğal güzellikleri hem de tarihi kalıntılarıyla fotoğraf sanatçılarına geniş bir üretim alanı sundu. Soğuk hava şartlarına rağmen fotoğraf sanatçıları, mağaraların etkileyici atmosferini ve çevresindeki doğal manzaraları karelerine taşıdı. Dernek Başkanı Mehmet Kılıçoğlu, amaçlarının bölgenin kültürel ve doğal zenginliklerini fotoğraf sanatı aracılığıyla daha geniş kitlelere tanıtmak ve bu mirası gelecek nesillere aktarmak olduğunu söyledi. Kılıçoğlu, "Ashab-ı Kehf ve Birkleyn Mağaralarında, hem tarihin izlerini hem de doğanın büyüleyici güzelliklerini keşfettik. Katılımcılarımızın soğuk havaya rağmen gösterdikleri ilgi ve çaba, bu gezinin başarısını ortaya koyuyor" dedi.
Diyarbakır’da ilaçlama personeline eğitim verildi
23 Şubat 2025 Pazar - 11:07 Diyarbakır’da ilaçlama personeline eğitim verildi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, haşere popülasyonlarına karşı ilaçlama çalışmasında görev yapan 287 personele yönelik eğitim programı düzenledi. Belediyeden yapılan açıklamada, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı ilaçlama ekipleri; sivrisinek, karasinek ve benzeri haşere popülasyonlarının insan sağlığını tehdit etmeyecek düzeyde tutulması için tedbirler aldığı belirtildi. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Veteriner Şube Müdürlüğü tarafından 17 ilçede yıl boyunca aralıksız olarak insan ve hayvan sağlığını tehdit edebilecek sivrisinek, karasinek, yakarca, kene ve benzeri haşerelerle mücadele çalışmaları yürütülüyor. Yaz aylarına yönelik hazırlık çalışmalarına erken başlayan Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, haşere popülasyonlarına karşı ilaçlama çalışmasında görev yapan personelin bilgi ve becerilerini artırmak amacıyla eğitim programı düzenledi. İlaçlama Biriminde düzenlenen eğitim programında alanında uzman eğitmenlerce 287 personele eğitim verildi. Yaz aylarına hazırlık kapsamında düzenlenen eğitimde ekiplerin bilgi seviyesini yükseltmek amacıyla cihaz kullanımı ve bakımı hakkında detaylı bilgi verildi. ULV, holder, atomizer ve sırt pompası gibi ilaçlama cihazlarının daha verimli ve bilinçli kullanımını sağlamak amacıyla teorik eğitimin yanı sıra uygulamalı eğitim verildi. Eğitim sayesinde halk sağlığının korunması, ilaç tasarrufunun arttırılması, cihaz kurulumunun doğru ve etkin şekilde yapılması hedefleniyor. Eğitim programında konuşan Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Vahap Saçaklı, eğitimlerin haşerelerle mücadeleye büyük katkı sağlayacağını belirtti. Saçaklı, gerçekleştirilen çalışmalar sayesinde yaz aylarında sivrisinek ve karasinek popülasyonunun önemli ölçüde azalacağını ve halkın önceki yıllara göre daha rahat bir yaz dönemi geçireceğine inandığını ifade etti.