Yerel Haberler
Diyarbakır
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:22 Glütensiz proje büyüyor Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, glütensiz ürünlere erişimde zorluk yaşayan çölyak hastaları için 2026 yılında 7 bin destek kolisini ihtiyaç sahiplerine ulaştırarak hem yaşamı kolaylaştırmayı hem de ekonomik yükü hafifletmeyi hedefliyor. Belediye, tüm çölyak hastalarına ulaşmayı ve bu desteği sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlarken, proje kapsamında vatandaşlar ürünlere daha kolay eriştiklerini belirtti. Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, çölyak hastalığı ile mücadele eden vatandaşların en büyük sorunu olan "pahalı ve kısıtlı gıda" bariyerini aşmaları için sürdürdüğü projede bu yıl hedef çıtasını yükseltti. Çölyak hastaları için glütensiz beslenme bir tercih değil, zorunluluk. Ancak bu zorunluluk, beraberinde ciddi bir ekonomik yük ve erişim sorunu getiriyor. Market raflarında sınırlı sayıda bulunan glütensiz ürünler, çoğu zaman yüksek fiyatlarıyla dikkat çekiyor. Nadir ve Kronik Hastalıklar Şube Müdürlüğü, bu olumsuzlukların önüne geçmek amacıyla 2026 yılında 7 bin adet destek kolisi dağıtacak. Çölyaklı bireylerin yaşam kalitesini doğrudan artırmayı amaçlayan proje kapsamında ekipler, 2026’nın ilk çeyreğinde bin 750 kişiye gıda kolisi ulaştıracak. Yıl içinde 4 aşamada devam edecek dağıtımlarla toplamda 7 bin destek kolisinin ihtiyaç sahibi vatandaşlara ulaştırılması hedefleniyor. Proje hakkında bilgi veren Nadir ve Kronik Hastalıklar Şube Müdürü Sevda Erdem Ateş, ilk etapta bin 750 vatandaşa ulaşmayı planladıklarını, yıl içinde bu sayıyı 7 bin koliye tamamlamayı hedeflediklerini belirtti. Ateş, çalışmaların ilçe belediyeleriyle iş birliği içinde yürütüldüğünü vurgulayarak, "Dağıtımlarımızı koordineli bir şekilde gerçekleştiriyoruz. Amacımız ihtiyaç sahibi tüm çölyak hastalarına ulaşmak ve bu desteği sürdürülebilir hale getirmek" dedi. 2026 yılı boyunca glütensiz gıda kolilerinin 4 ayrı aşamada dağıtılmasının planlandığını aktaran Ateş, glütensiz ürünlerin hem temininde yaşanan zorluklara hem de yüksek maliyetlerine dikkat çekti. Ateş, "Bu ürünlerin erişilebilirliğini artırmak ve maliyet yükünü azaltmak bizim için çok önemli. Özellikle gelişim çağındaki çocukların sağlıklı ve dengeli beslenmesi önceliğimiz. Bu nedenle kolilerde çocuklara yönelik atıştırmalıklara da yer veriyoruz" ifadelerini kullandı. Diyarbakır Çölyak Glutensiz Derneği Başkanı Ekrem Varli, piyasadaki fiyat farkına dikkat çekerek belediyenin desteğinin önemini şu sözlerle anlattı: ’’Normal bir unun kilosu 15-20 lira iken, çölyak hastalarının kullanmak zorunda olduğu unun kilosu 250 TL’yi buluyor. Bir paket normal makarna 20-30 lira iken, glutensiz bir paket makarna 200 lira. Bu durum, dar gelirli bir ailenin bu gıdalara ulaşmasını imkansız hale getiriyor. Belediye tarafından verilen bu koliler, sofralarımıza sadece gıda değil, aile bütçemize de ciddi destek sağladı.’’ Yüksek fiyatların yanı sıra Diyarbakır’da glütensiz ürünlere erişimde de zorluk yaşadıklarını belirten Varli, ürünleri internet üzerinden temin ettiklerini, ancak belediyenin sağladığı destekle bu erişimin kolaylaştığını ifade etti. Belediyenin desteğinin kendilerini mutlu ettiğini ve güçlendirdiğini dile getiren Varli, projenin devam etmesi temennisinde bulundu. Çölyak hastası iki çocuk annesi Zekiye İçlek, çocuklarına 5 yıl önce teşhis konulduğunu ve o dönemde glütensiz ürün bulmakta büyük zorluk yaşadıklarını belirtti. Daha önce glütensiz ürünlere ulaşmak için market market dolaştıklarını ancak ürün bulamadıklarını ifade eden İçlek, belediyenin desteği sayesinde ürünlere artık daha rahat ulaştıklarını kaydetti. Ürünlerin yüksek fiyatları nedeniyle geçmişte ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadıklarını vurgulayan İçlek, düzenli yapılan yardımlar sayesinde aile bütçelerinin rahatladığını ve çocuklarının daha sağlıklı beslenebildiğini söyledi. Çölyak hastası çocuğu bulunan bir diğer vatandaş Şeyhmus Palamut da hastalıkla ilk karşılaştıklarında sürecin oldukça zor geçtiğini ifade etti. Zamanla belediyenin sağladığı destekler sayesinde bu sürecin daha yönetilebilir hale geldiğini belirten Palamut, özellikle son iki yılda yapılan çalışmaların önemli katkılar sunduğunu söyledi. Palamut, ilerleyen süreçte kentin farklı noktalarında glütensiz ürünlerin satılabileceği büfe veya marketlerin açılmasının faydalı olacağını belirterek, desteklerin artarak devam etmesini istediklerini ifade etti.
US-SEN Genel Başkanı Bekir Ayaz’dan, bölgesel kalkınma mesajı
26 Aralık 2024 Perşembe - 16:00 US-SEN Genel Başkanı Bekir Ayaz’dan, bölgesel kalkınma mesajı Uluslararası Sporcu Sendikası (US-SEN) Genel Başkanı Bekir Ayaz, Diyarbakır’da gerçekleştirdiği ziyaret sırasında bölgenin sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınması adına önemli açıklamalarda bulundu. Ayaz, sporun bölge için birleştirici bir güç olduğunu ifade ederek, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin kalkınması için top yekun bir seferberlik başlattıklarını duyurdu. Ziyareti sırasında bölge halkıyla bir araya gelen Ayaz, sporun sadece fiziksel değil, toplumsal bir barış aracı olduğuna dikkat çekerek, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin barış ve huzurun sağlanmasına yönelik çağrısını desteklediklerini belirtti. Ayaz, “Devlet Bahçeli’nin barışın ve birlikteliğin tesis edilmesi konusundaki çağrısını oldukça önemli buluyor ve destekliyoruz. Sporun birleştirici gücünü, barış ve refah için bir araç olarak kullanmaya kararlıyız” dedi. Ayaz, US-SEN’in bölgedeki spor faaliyetlerini desteklemek adına atacağı somut adımları da açıkladı. Bölge takımlarına ve amatör branşlarda mücadele eden tüm lisanslı sporculara ücretsiz destek sağlanacağını duyuran Ayaz, gençlerin spora daha fazla yönelmesini teşvik edeceklerini ifade etti. Ayaz, ayrıca, bölgenin uluslararası arenada tanıtımına katkı sunacak uluslararası turnuvaların düzenleneceği bilgisini de paylaştı. “Spor, sadece bireyleri değil, toplumları da bir araya getirir. Bölge halkının spor aracılığıyla kaynaşmasını sağlamak ve gençlerimize fırsatlar sunmak için çalışacağız” diyen Ayaz, bölgesel spor altyapısının güçlendirilmesi ve bölgenin uluslararası standartlara taşınması için projelerin hızla hayata geçirileceğini belirtti. Diyarbakır’daki ziyaret sırasında bölge halkıyla yakından ilgilenen Bekir Ayaz’ın, yöresel kıyafetlerle halkla bir arada olması, birlik ve dayanışma mesajının önemli bir göstergesi olarak değerlendirildi. Bu girişimlerin, bölgenin kalkınmasına hem sportif hem de sosyo-ekonomik anlamda büyük katkı sağlaması hedefleniyor.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Yanık: ’’Suçlular kimse onlarla alakalı gerekli cezalandırmalar, gerekli kararlar verilecek’’
26 Aralık 2024 Perşembe - 15:47 TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Yanık: ’’Suçlular kimse onlarla alakalı gerekli cezalandırmalar, gerekli kararlar verilecek’’ Diyarbakır’da görülen Narin Güran davası ile ilgili değerlendirmelerde bulunan TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı ve AK Parti Osmaniye Milletvekili Derya Yanık, “Suçlular kimse onlarla alakalı gerekli cezalandırmalar, gerekli kararlar verilecek” dedi. Diyarbakır’da 8 yaşındaki Narin Güran cinayetine ilişkin tutuklu 4 sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılandığı davanın ikinci duruşmasını takip eden TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı ve AK Parti Osmaniye Milletvekili Derya Yanık, Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu olarak en başından itibaren bu duruşmayı yakından takip ettiklerini söyledi. Yanık, “Henüz bir karar verilmediği için bizim üçüncü şahıslar olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Komisyonu olarak ayrıca zaten bir kanaat belirtmemiz doğru olmaz. Kuvvetler ayrılığı ilkesi gereğince maddi gerçeği ortaya çıkaracak olan mahkemedir. Ama şunu en başından itibaren süreci takip eden ve bugün de mahkemede bizzat gözlemleme şansı elde ettiğimiz için açık yüreklilikle söyleyebiliriz. Gerek soruşturma evresinde gerek şu anda yargılama evresinde delillerin tamamının toplanması maddi gerçeğe ulaşma noktasında bütün ilgili birimlerimiz ellerinden geleni yapmışlar. Mahkeme heyetimizin de dosyaya çok hakim olduğu, çok titizlikle hani ufak detayları dahi ortaya çıkarabilmek için elinden gelen çabayı ortaya koyduğunu görüyoruz. Ümit ediyoruz ki maddi gerçek ortaya çıkacak. Suçlular kimse onlarla alakalı gerekli cezalandırmalar, gerekli kararlar verilecek. Dolayısıyla bizim takdir edersiniz ki bu anlamda bir ihsası reyde bulunmamış şu aşamada çok yanlış olur. O yüzden bu konuda hem ben hem arkadaşlarım komisyon olarak son derece titizlik gösteriyor’’ diye konuştu. ’’85 milyon çok büyük farkındalık sergiledi’’ Kurumların, mahkemenin, yargı mensuplarının, kolluk güçlerinin geçmişte ve bugün yaptıkları çalışmalarla maddi gerçeğin ortaya çıkacağını suçluların ortaya çıkacağını ümit ettiklerini vurgulayan Yanık, şöyle devam etti: ’’Bütün kamuoyu olarak bütün Türkiye olarak bunu bekliyor ancak. Hem Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı olarak hem geçmişte çok uzun yıllar çocuk ve kadın hakları konusunda sivil toplum çalışmaları yapmış bir arkadaşınız olarak çok uzun yıllar, hukukçu olarak, meslek icra etmiş bir arkadaşınız olarak tabii bu süreçte şu izlenim yine bir izlenim olarak altını çizeceğim, tanıkların olayın tam ve açık bir biçimde ortaya çıkarılmasına katkıda bulunacağını düşündüğümüz bu izlenime sahip olduğumuz sanıkların bu noktada tanıklık yapmaktan ya da herhangi bir şekilde maddi gerçeği ortaya çıkarmak için yeterince katkıda bulunmamalarını toplum güvenliği açısından, kamu güvenliği açısından biraz üzüntüyle karşıladığımı ifade etmem gerekiyor. Öbür taraftan tabi 8 yaşında bir kız çocuğu kendisine son derece tanıdık bir ortamda, belki aile içinde belki dışında onu bilemiyoruz. Onu mahkemeden sonra öğreneceğiz. Ama şundan kesinlikle eminiz ki kendisine son derece tanıdık bir ortamda hayatını kaybetti. 20 güne yakın bir sürede maalesef cesedine ulaşmaya çalıştık. Dolayısıyla çocukların en güvende olması gereken, çocukların kendilerine en güvende hissettikleri hissetmeleri gereken ortamlarda bu tür elim olayların yaşanıyor olması da bizim açımızdan her bir bu toplumun iyiliğini, huzurunu, mutluluğunu, refahını çocuklarımızın iyiliğini mutluluğunu düşünen her bir birey için son derece üzüntü verici bir konudur. Sonuna kadar bu süreci bir gözlemci olarak, insan hakları komisyon olarak takip edeceğiz. Süreçle alakalı kamuoyu gibi biz de vicdanların rahatlaması, sorumluların cezalarını çekmesi kimse noktasında bu süreç tizlikle takip etmeye devam edeceğiz. Şunu görmek belki bu süreçte Narin kızımızı kaybettiğimiz süreçte hepimiz için bir teselli olabilir. Kamuoyu açısından, Türk milleti, Türkiye kamuoyu, 85 milyon Narin kaybolduğu haberi basında yer bulduktan itibaren cesedi bulununcaya kadar ve bugün de bu yargılamalar devamının da sorumluların ortaya çıkarılması cezalarını alması noktasında tam bir duyarlık, çok yüksek bir farkındalık sergiledi. Bu elim olayın belki teselli olacağımız tek tarafı bu olabilir. Çocuklarımıza yönelik tehditlerde, çocuklarımıza yönelik şiddet ve sair tehditlerde bu yüksek farkındalık bizim çocuklarımızı korurken, korumak isterken sığınacağımız en büyük güvence olacak.”
Narin Güran cinayeti davasında tanık amca Erhan Güran dinlendi
26 Aralık 2024 Perşembe - 15:24 Narin Güran cinayeti davasında tanık amca Erhan Güran dinlendi Diyarbakır’da 8 yaşındaki Narin Güran cinayetine ilişkin görülen davanın ikinci duruşmasında tanık olarak dinlenen amca Erhan Güran’a Mahkeme Başkanı, "Bir senaryo peşindesiniz gibi görünüyor" dedi. Merkez Bağlar ilçesine bağlı kırsal Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos günü kaybolmasından 19 gün sonra 8 Eylül’de Eğertutmaz Deresi’nde cesedi bulunan 8 yaşındaki Narin Güran cinayetine ilişkin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma kapsamında açılan davanın ikinci duruşması sürüyor. Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada, ’’iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme’’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanacak olan Narin’in annesi Yüksel Güran, amcası Salim Güran ve ağabeyi Enes Güran ile Narin’in cansız bedeninin bulunduğu dereye taşıyan komşuları Nevzat Bahtiyar, yargılanıyor. Davanın ikinci duruşmasında tanıklar dinleniliyor. Duruşmada, Narin’in cansız bedeninin bulunduğu bir gün önce evinde aile toplantısı yapılan amca Erhan Güran, tanık olarak ifade verdi. Güran, çoban Ahmet Akgün ile yaşadığı olayı şu sözlerle aktardı: "Biz çocuğu kaybolan bir aileydik. Saat 18.00 gibi köye gelirken Ahmet’i çağırdım. ‘Sen bir şey gördün mü’ diye sordum. Bunun üzerine Ahmet kaçınca peşinden gittim. Kapıyı açamayınca duvardan atladı. Bu şüpheli hareketleri nedeniyle jandarmaya bilgi verdim. Bir gün sonra evime çağırdım. Ahmet’in şüpheli hareketleri nedeniyle eve çağırıp soru sorduk. Ahmet bir şey biliyor mu, bilmiyor mu diye sorduk." Enes’in bir kızla görüldüğü iddialarıyla ilgili amca Erhan Güran, "O söylenen kız benim kızım. Kızımın Enes ile ahırda olduğu söylendi. Ama benim kızımın çarşıda alışveriş yaparken görüntüsü var. Yeter artık namusumuzla uğraşmasınlar. Bizi kızımızla öldürmekle artık itham etmesinler" dedi. ‘Enes, neden toplantıda yoktu’ sorusuna ise Erhan Güran, "Bilinçli bir toplantı değildi, Enes’in ise nerede olduğunu bilmiyorum" diye yanıt verdi. Aile toplantısında çoban Ahmet Akgün’ün dövüldüğü iddialarıyla ilgili de Erhan Güran, şunları söyledi: "Arkaya gittim çobanla konuştum, bana ‘İsa’yı ve bir kadını gördüm’ dedi. Ama çoban yalan söyledi. Çok dövmedik. Bir iki tokat atıldı. Ben çobana vuranlara da kızdım. Biz bir senaryo kurmadık, Güran ailesi olarak bir senaryonun içindeyiz. Güran ailesine bir senaryo kuruldu." Bunun üzerine Mahkeme Başkanı, "Bir senaryo peşindesiniz gibi görünüyor" dedi. Erhan Güran ise "Yeter artık bu namus namus nedir ya. Benim kızımın ahırda olduğunu iddia ediyorlar. Biz şüpheli hareketleri için çobanı çağırdık" dedi. Mahkeme Başkanı, bu kez Erhan Güran’a "Geçen celse sordum, başka biri geldi mi diye. Niye söylemediniz bu çobanı" sorusunu yöneltti. Erhan Güran, "Aklıma gelmedi" diye yanıt verdi. Ardından Mahkeme Başkanı, "Bırak Allah’ını seversen hepinize sordum. Hiçbir şey söylemediniz. Siz bizden bir şey gizliyorsunuz" ifadelerini kullandı. Güran, çobanı şüpheli hareketlerinden dolayı sorguladıklarını belirterek bir art niyetlerinin olmadığını öne sürdü.
Diyarbakır’da körlere yönelik bağımsız hareket eğitimi
26 Aralık 2024 Perşembe - 15:11 Diyarbakır’da körlere yönelik bağımsız hareket eğitimi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, körlere yönelik bağımsız hareket eğitimi düzenleyecek. Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası kapsamında körlerin bağımsız ve güvenli bir şekilde hareket etmesi amacıyla bağımsız hareket eğitimi düzenleyecek. Eğitim için başvurular 26 Aralık-3 Ocak tarihleri arasında Sümerpark Ortak Yaşam Alanında bulunan Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanlığına yapılacak. Eğitim, başvurular tamamlandıktan sonra 6 Ocak-6 Şubat tarihleri arasında Yenişehir ilçesi Şehitlik Mahallesinde bulunan Mola Evinde verilecek. Eğitimde, içerik olarak duyusal ayırt etme ve kavramlar ayırt etme teknikleriyle başlayarak, arama teknikleri ve yönelim becerilerine kadar çeşitli konular işlenecek. Katılımcılar, takip ve rehberle yürüme teknikleri ile baston kullanımı konularında da eğitim alacak. Eğitimle, körlerin daha bağımsız ve güvenli bir şekilde hareket etmelerinin sağlaması amaçlanıyor. Eğitim, toplumsal farkındalığın artırılması ve engellilerin günlük yaşamlarını daha bağımsız bir şekilde sürdürebilmeleri için önemli bir adım olacak. Eğitimden faydalanmak isteyen körler, Sümerpark Ortak Yaşam Alanında bulunan Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanlığına 26 Aralık-3 Ocak tarihleri arasında başvurabilir.
Narin Güran cinayeti davasının ikinci duruşmasında tanık çoban dinlendi
26 Aralık 2024 Perşembe - 14:36 Narin Güran cinayeti davasının ikinci duruşmasında tanık çoban dinlendi Diyarbakır’da 8 yaşındaki Narin Güran cinayetine ilişkin tutuklu 4 sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılandığı davanın ikinci duruşmasında tanıklardan çoban Ahmet Akgün tanık olarak dinlendi. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesindeki, tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran ile Narin’in cansız bedenini Eğertutmaz Deresi’ne sakladığını itiraf eden Nevzat Bahtiyar’ın yargılandığı davanın duruşmasında, adli gözlem odasından tutuklu şüpheli 15 yaşındaki R.A’nın dinlenilmesinin ardından mahkeme başkanı tarafından bazı aile bireylerinin katılımıyla yapılan toplantıya ilişkin görüntünün izleneceği belirtildi. Bunun üzerine sanık avukatı Mustafa Demir söz alarak, "Celse arasında hukuksuz bir şekilde video geldi. Bu nedenle bu konuda işlem yapılmamasını talep ediyoruz." dedi. Mahkeme başkanı, söz konusu görüntünün Erhan Güran’ın evine taktırdığı kamera görüntüsü olduğunu, bir ihbar üzerine görüntünün Diyarbakır Barosu’na geldiğini ve baronun görüntüyü mahkemeye sunduğunu hatırlattı. Ortada bir muğlak durum kalmaması için görüntünün dosyaya eklediklerini ifade eden mahkeme başkanı, sanık avukatının talebinin reddine karar verdiklerini bildirdi. Duruşmada, daha sonra Narin Güran’ın cansız bedeninin bulunduğu 8 Eylül’den bir gün önce Tavşantepe Mahallesi’nde amca Erhan Güran’ın evinin bahçesinde bazı aile bireylerinin katılımıyla yapılan toplantıya ilişkin kaydedilen görüntünün bir kısmı izlendi. Görüntünün ardından Tavşantepe Mahallesi’nde çobanlık yapan Ahmet Akgün (33) tanık olarak dinlendi. Mahkeme başkanının, "Görüntüde yer alan kişi sen misin?" sorusu üzerine Ahmet Akgün, görüntüde yer alan kişinin kendisi olduğunu söyledi. Mahkeme başkanının, "Ahmet bey sizi neden çağırdılar?" sorusuna Ahmet Akgün, "Erhan ağabeyin evine beni çağırdılar. Bana, ’Sen de dışardasın, çobanlık yapıyorsun, bir şey gördün mü?’ dediler. Yabancı araba hiç görmedim." beyanında bulundu. Mahkeme başkanının, "Narin’i olay günü gördün mü?" sorusuna Ahmet Akgün, Narin’i görmediğini öne sürdü. Mahkeme başkanının, "Sana neden inanmıyorlar, seni arka tarafa çektiler, ne yaptılar?" sorusuna Ahmet Akgü, "Bana vurdular. Karnım direğe çarptı. Gömleğimi yırttılar." diyerek ağladı. Mahkeme başkanının, "Kız muhabbeti nedir?" sorusu üzerine Ahmet Akgün, şöyle konuştu: "Kız görmedim. Enes’in (Narin’in ağabeyi) kızla birlikte olduğuna şahit olmadım. Namusum ve şerefim üzerine kimseyi görmedim. Ahırda bile kimseyi görmedim. Ahır zaten uzaktadır." Başkanın, "Enes’in kız getirdiğini gördün mü, olaydan sonra kimse sana baskı yaptı mı?" sorularını Ahmet Akgün, "görmedim" ve "yok" şeklinde yanıtladı. Mahkeme başkanının, "Seni neden çağırdılar?" sorusu üzerine Ahmet Akgün, "Hayvanları otlatıyorum. Güran ailesinden bazıları bana ’gel’ dediler. Ben de hayvanların işlerini bitirdikten sonra elimi yüzümü yıkayıp gittim. Ne için gittiğimi de bilmiyordum." ifadelerini kullandı. Başkanın, "Savcıya bir şey söyleme diye tehdit ettiler mi?" sorusunu Ahmet Akgün, "Bana bir şey söylemediler." diye yanıtladı. Savcının, "Güranlarla alakalı bir iletişimin var mı, Salim, Yüksel, Enes ve Nevzat’ tanıyor musun?" sorularını Ahmet Akgün, "Güranlarla bir işim yok. Köylümüz olduğu için tanıyorum." şeklinde cevapladı. Savcının, "Salim ile Nevzat’ın arası nasıldı?" sorusu üzerine Ahmet Akgün, Salim Güran ve Nevzat Bahtiyar’ın kardeş gibi olduklarını kaydetti. Savcının, "Çağırdıklarında beni de döverler diye korktum’ demişsin" ifadesini kullanması üzerine Ahmet Akgün, "Erhan ağabeyler belki beni de döverler diye korktum. Çünkü kızları kaybolmuş diye." dedi. Savcının, "Seni dövmek için kimler arkaya götürdü?" sorusu üzerine Ahmet Akgün, şu ifadeleri kullandı: "Kurtuluş, Salih, Ömer ve Baran götürdü. Dövdüler. Ben ne ise doğru söylüyorum. Bir şey bilmiyorum. O günden sonra ben de çok üzüldüm. Yemek yiyemedim. Ben çoban olduğum için çok dolaşırım bölgede. Bir şey görüp görmediğimi soruyorlar." Savcının, "Enes’i sana çok soruyorlar. Neden duymadım diyorsun? Kürtçe bilmesem de Türkçe biliyorum. Enes ismi çok geçiyor." sorusu üzerine Ahmet Akgün, "Ben ne diyeceğimi bilmiyorum ki. Bana, ’Enes’i gördün mü?’ diyorlar. Ben, Enes’i nereden göreceğim. Sabah 06.00’da gidiyorum. Akşam dönüyorum. Çobanım. Kimseye zararım olmaz” diye konuştu. Avukat Nahit Eren’in, "Narin’i öldürüldüğü gün herhangi bir araç gördün mü? Hayvanları dereye götürdün mü?" sorusunu üzerine Ahmet Akgün, hayvanlarını dereye götürmediğini ve araç görmediğini savundu. Eren’in, "Toplantıda hakaret ve küfürleri duydun mu, sana edildi mi?" sorusunu Ahmet Akgün, "Hayır, bana böyle bir laf edilmedi." şeklinde yanıtladı. Eren’in, "Aile, bir cinayetin sebebini sorguluyor. Sana hareketliliği soruyorlar. Başka bir adamı soruyorlar." demesi üzerine Ahmet Akgün, "Hatırlamıyorum. Bilmiyorum." dedi. Eren’in, "Kürtçe soru soruyor. Şerefsiz Enes diye söylemleri duydun mu?" sorusu üzerine Ahmet Akgün, duymadığını iddia etti. Avukat Eren’in "Erhan elini masaya vuruyor, ’Biz bir şey duyduk. Biz onu buraya getireceğiz. Konuş eşeğin oğlu konuş.’ dediler." demesi üzerine Ahmet Akgün, ağladı. Ahmet Akgün, "Okumam yazmam yok. Allah’ın fakir kuluyum. Bir şey bilmiyorum. Benden ne istiyorsunuz?" ifadelerini kullandı. Mahkeme başkanının, "Neden sana soruyorlar, hakaret ediyorlar?" sorusu üzerine Ahmet Akgün, "Gücüm yetmiyor. Allah hakkımızı bırakmasın." diye konuştu. Tutuklu sanık Nevzat Bahtiyar’ın avukatı Adnan Ataş’ın, "Suç duyurusunda bulundun mu?" sorusuna Ahmet Akgün, suç duyurusunda bulunmadığını aktardı. Duruşmada söz alan tutuklu sanık Enes Güran’ın, "Benim ismimi kim orada kullandı? Hakkımda ne konuşmuşlar?" demesi üzerine Ahmet Akgün, "Bilmiyorum. O kadar insanın arasında sana neden iftira edeyim ki." diye konuştu. Tutuklu sanık Yüksel Güran’ın avukatı Yılmaz Demiroğlu’nun, "Adam veya kadın gördün mü?" sorusunu Ahmet Akgün, "Ben trafik polisi değilim ki kimlik sorayım. Kimseyi görmedim." diye yanıtladı. Duruşmada, daha sonra tanık olarak amca Erhan Güran’ın dinlenilmesine geçildi. (RK-Y)
Rojin’in babası Narin Güran cinayeti davasında adalet arayışında
26 Aralık 2024 Perşembe - 13:09 Rojin’in babası Narin Güran cinayeti davasında adalet arayışında Van’da 27 Eylül’de kaybolan ve 15 Ekim’de Van Gölü kıyısında cesedi bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş Narin Güran cinayeti davasında adliyede bulundu. Diyarbakır Adliyesi önünde açıklamada bulunan Rojin’nin babası Nizamettin Kabaiş, Narin’in kızı Rojinden bir farkı olmadığını, Narin Güran davasının takip edeceğini belirtti. Kabaiş, “Sadece bana görev düşmüyor. Herkes vicdan sahibi olsa bu kızımıza ne oldu? Okumaya gitti, öğretmen olacaktı. Neden gözlerini kapatıyorlar? Yaşamak istiyordu bizim gibi. Bir kişi parmağının yarısını kesebilir mi? yok. Onun canına zarar verdiler, katlettiler. 24 kilometre ötede Molla Kasım’a bıraktılar. Orada köy var, evler var herkes susuyor kimse bir şey söylemiyor. O gece mutlaka birileri bir şey görmüş. 2 tane DNA vardır. 18 gün boyunca sudaymış. 18 gün boyunca suda olursa DNA’lar nasıl tespit edilecek. Dosya eksik geliyor. Her gün üzülüyorum. Dosya çıktığı zaman evde duramıyorum. Van’a gidiyorum. Sınıfına kadar gittim. Molla Kasım’a gittim kapıları çaldım. Kimse kapısını açmadı, cevap vermedi. Sorumuza sessiz kalmışlar. Köyde, üniversitede ya da yurtta benim irileri bir şey mutlaka biliyor” dedi. Narin’ de genç bir kız olduğunu ve yaşamak istediğini söyleyen Kabaiş, ”8 yaşında o da Rojin gibidir benim için. Benim kızım kayboldu. Canım kayboldu. Fidan gibi bir kızdı. Kimin parmağı varsa kim ona zarar vermişse en ağır ceza neyse ona da Rojin’e de başka kadınlara da el kaldıran en ağır cezayı çekmesi lazım. Merak ettim geldim. Büyüklerden ve herkesten rica ediyorum Rojin dosyasının takipçisi olsunlar” ifadelerini kullandı.
Narin Güran cinayeti davasının ikinci duruşmasında tanıklar dinleniyor
26 Aralık 2024 Perşembe - 11:28 Narin Güran cinayeti davasının ikinci duruşmasında tanıklar dinleniyor Diyarbakır’da Narin Güran cinayetiyle ilgili tutuklu 4 sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılandığı davanın ikinci duruşmasında tanıklar dinlenmeye başlandı. Tutuklu sanık Ramazan Atasoy adli gözlem odasında dinlendi. 21 Ağustos’ta kaybolan ve 8 Eylül’de Eğertutmaz Deresi’nde cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran cinayetiyle ilgili olarak anne Yüksel Güran, ağabey Enes Güran, amca Salim Güran ve komşuları Nevzat Bahtiyar, Diyarbakır Adliyesi’nde hakim karşısına çıktı. Adli gözlem odasında dinlenen tutuklu sanık Ramazan Atasoy, “Her gün nasılsa o gün de aynıydı. Suyumuzu açar kapatırdık. Köye gittiğim saati hatırlamıyorum. Tarlaya gittik. Salim Güran da tarlaya geldi. Olay günü sabah 8-9 gibi geldi yanımıza. Bir saat kaldıktan sonra gitti. Daha sonra 15-16 gibi Salim tarlaya yanımıza geldi. Oturduk biraz ve çay yaptık. Babamı aradı Salim. Babam da kendisine yemek yiyip geleceğini söyledi. Ben ve Salim Güran ile çay içerken babam yanımıza geldi. Salim Güran her gün nasılsa o gün de öyle görünüyordu. Babam yanımıza geldiğinde ona da çay doldurdum. Daha sonra Salim üstünü değiştirmek için yanımızdan ayrıldı. Kıyafetlerinin kirli olduğunu söyledi. Akşam 18.00 gibi de ben Salim ve babam yemek yapıp yedik. Birisi Salim Güran’ı o sırada aradı. Kim olduğunu hatırlamıyorum. Kız kaybolmuş dediler. Salim bu saatte kız kaybolma saati mi diyerek araca binip gittiler babamla. Onlar gidince ben ve kardeşim tarlada kaldık” ifadelerini kullandı. Salim Güran ile telefon görüşmesine ilişkin ses kaydı dinletilen Atasoy sorulan soruya, “Mısır tarlasındaki fıskiyeler yere düşüyor. Onu konuşmuşuz. Orada bir fıskiye düşmüş. Onu söylemiş. Olay günü mü konuştuk hatırlamıyorum. Sadece o günü tek aramazdı. Her zaman arardı” yanıtını verdi. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkeme Başkanı Ramazan Dündar’ın ‘Ramazan tutuklandığında tutulan bir tutanakta Salim’e küfür ederek senin yüzünden başımız belaya girdi, komutanım Salim geldiğinde kıyafetleri kirliydi ayakları ıslaktı ve ağlamışsın. Neden böyle yaptın’ sorusuna Ramazan Atasoy, “Komutanlar karakolda sorduğunda ayakları ıslak olduğuna dair sorularına yok demiştim. Ben böyle bir şey demedim. Salim’in ayaklarına fazla bakmadım ama normaldi. Fazla dikkatimi çekmedi” cevabını verdi. Mahkeme Başkanı Dündar’ın, "Salim 15-16 gibi yanımıza geldi dedin. 15.52 gibi telefon görüşmen oldu. Neden saati aramış. Yanında olduğunu söyledin. Çelişkiyi gidermek için soruyoruz" sorusuna Atasoy, “Salim Güran bir kez kıyafetini değiştirmek için eve gidip geldi. 15 dakika sürdü. Bu saat 18.00 gibiydi” yanıtını verdi. Diyarbakır eski Baro Başkanı Nahit Eren’in "Soruşturma aşamasında herhangi bir telkinde bulunuldu mu? Saatler konusunda kimse sana uyarılarda bulundu mu" sorusunu Atasoy, “Kimse bana bir şey söylemedi. Saat konusunda kimse uyarıda bulunmadı. Tarlada köyden birileri vardı. İnek ve hindilerini getiriyordu. Ben ve küçük kardeşim vardık. Birkaç kuzumuz vardı. Kardeşim ona bakıyordu” şeklinde yanıtladı.