Yerel Haberler
Diyarbakır
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:22 Glütensiz proje büyüyor Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, glütensiz ürünlere erişimde zorluk yaşayan çölyak hastaları için 2026 yılında 7 bin destek kolisini ihtiyaç sahiplerine ulaştırarak hem yaşamı kolaylaştırmayı hem de ekonomik yükü hafifletmeyi hedefliyor. Belediye, tüm çölyak hastalarına ulaşmayı ve bu desteği sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlarken, proje kapsamında vatandaşlar ürünlere daha kolay eriştiklerini belirtti. Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, çölyak hastalığı ile mücadele eden vatandaşların en büyük sorunu olan "pahalı ve kısıtlı gıda" bariyerini aşmaları için sürdürdüğü projede bu yıl hedef çıtasını yükseltti. Çölyak hastaları için glütensiz beslenme bir tercih değil, zorunluluk. Ancak bu zorunluluk, beraberinde ciddi bir ekonomik yük ve erişim sorunu getiriyor. Market raflarında sınırlı sayıda bulunan glütensiz ürünler, çoğu zaman yüksek fiyatlarıyla dikkat çekiyor. Nadir ve Kronik Hastalıklar Şube Müdürlüğü, bu olumsuzlukların önüne geçmek amacıyla 2026 yılında 7 bin adet destek kolisi dağıtacak. Çölyaklı bireylerin yaşam kalitesini doğrudan artırmayı amaçlayan proje kapsamında ekipler, 2026’nın ilk çeyreğinde bin 750 kişiye gıda kolisi ulaştıracak. Yıl içinde 4 aşamada devam edecek dağıtımlarla toplamda 7 bin destek kolisinin ihtiyaç sahibi vatandaşlara ulaştırılması hedefleniyor. Proje hakkında bilgi veren Nadir ve Kronik Hastalıklar Şube Müdürü Sevda Erdem Ateş, ilk etapta bin 750 vatandaşa ulaşmayı planladıklarını, yıl içinde bu sayıyı 7 bin koliye tamamlamayı hedeflediklerini belirtti. Ateş, çalışmaların ilçe belediyeleriyle iş birliği içinde yürütüldüğünü vurgulayarak, "Dağıtımlarımızı koordineli bir şekilde gerçekleştiriyoruz. Amacımız ihtiyaç sahibi tüm çölyak hastalarına ulaşmak ve bu desteği sürdürülebilir hale getirmek" dedi. 2026 yılı boyunca glütensiz gıda kolilerinin 4 ayrı aşamada dağıtılmasının planlandığını aktaran Ateş, glütensiz ürünlerin hem temininde yaşanan zorluklara hem de yüksek maliyetlerine dikkat çekti. Ateş, "Bu ürünlerin erişilebilirliğini artırmak ve maliyet yükünü azaltmak bizim için çok önemli. Özellikle gelişim çağındaki çocukların sağlıklı ve dengeli beslenmesi önceliğimiz. Bu nedenle kolilerde çocuklara yönelik atıştırmalıklara da yer veriyoruz" ifadelerini kullandı. Diyarbakır Çölyak Glutensiz Derneği Başkanı Ekrem Varli, piyasadaki fiyat farkına dikkat çekerek belediyenin desteğinin önemini şu sözlerle anlattı: ’’Normal bir unun kilosu 15-20 lira iken, çölyak hastalarının kullanmak zorunda olduğu unun kilosu 250 TL’yi buluyor. Bir paket normal makarna 20-30 lira iken, glutensiz bir paket makarna 200 lira. Bu durum, dar gelirli bir ailenin bu gıdalara ulaşmasını imkansız hale getiriyor. Belediye tarafından verilen bu koliler, sofralarımıza sadece gıda değil, aile bütçemize de ciddi destek sağladı.’’ Yüksek fiyatların yanı sıra Diyarbakır’da glütensiz ürünlere erişimde de zorluk yaşadıklarını belirten Varli, ürünleri internet üzerinden temin ettiklerini, ancak belediyenin sağladığı destekle bu erişimin kolaylaştığını ifade etti. Belediyenin desteğinin kendilerini mutlu ettiğini ve güçlendirdiğini dile getiren Varli, projenin devam etmesi temennisinde bulundu. Çölyak hastası iki çocuk annesi Zekiye İçlek, çocuklarına 5 yıl önce teşhis konulduğunu ve o dönemde glütensiz ürün bulmakta büyük zorluk yaşadıklarını belirtti. Daha önce glütensiz ürünlere ulaşmak için market market dolaştıklarını ancak ürün bulamadıklarını ifade eden İçlek, belediyenin desteği sayesinde ürünlere artık daha rahat ulaştıklarını kaydetti. Ürünlerin yüksek fiyatları nedeniyle geçmişte ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadıklarını vurgulayan İçlek, düzenli yapılan yardımlar sayesinde aile bütçelerinin rahatladığını ve çocuklarının daha sağlıklı beslenebildiğini söyledi. Çölyak hastası çocuğu bulunan bir diğer vatandaş Şeyhmus Palamut da hastalıkla ilk karşılaştıklarında sürecin oldukça zor geçtiğini ifade etti. Zamanla belediyenin sağladığı destekler sayesinde bu sürecin daha yönetilebilir hale geldiğini belirten Palamut, özellikle son iki yılda yapılan çalışmaların önemli katkılar sunduğunu söyledi. Palamut, ilerleyen süreçte kentin farklı noktalarında glütensiz ürünlerin satılabileceği büfe veya marketlerin açılmasının faydalı olacağını belirterek, desteklerin artarak devam etmesini istediklerini ifade etti.
3 bin yıllık Zerzevan Kalesi’ndeki ritüeller yapay zeka ile canlandırıldı
25 Aralık 2024 Çarşamba - 09:23 3 bin yıllık Zerzevan Kalesi’ndeki ritüeller yapay zeka ile canlandırıldı Diyarbakır’ın Çınar ilçesindeki 3 bin yıllık Zerzevan Kalesi’ndeki ritüeller yapay zeka ile canlandırıldı. İlçeye 13 kilometre uzaklıktaki Roma İmparatorluğu döneminde "askeri yerleşim" olarak kullanılan Zerzevan Kalesi, kentin önemli turizm değerleri arasında yer alıyor. Askeri yerleşimde, dünyada bulunan son Mithras tapınağının ortaya çıkarıldığı tarihi kaleye, ziyaretçi ilgisi her geçen gün artıyor. Yılın hemen hemen her günü ziyaretçilerini ağırlayan Zerzevan Kalesi, diğer yandan da tarihe ışık tutmaya devam ediyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne adını yazdıran tarihi kalede, bugüne kadar 60 dönüm alan üzerinde 12-15 metre yüksekliğinde ve 1200 metre uzunluğunda sur kalıntısı, 21 metre yüksekliğinde gözetleme ve savunma kulesi, kilise, yönetim binası, konutlar, tahıl ve silah depoları, kaya mezarları, su kanalları ile 54 su sarnıcı, yer altı kilisesi, 400 kişinin sığacağı yer altı sığınağı, konutlar ve gizli geçitler, milattan sonra 4. yüzyılda Hristiyanlığın benimsenmesiyle önemini kaybeden, dönemin Mithras dinine ait yer altı tapınağı ve birçok eser ortaya çıkarıldı. Bu tarihi yapı ve içindeki gizem, yapay zeka ile canlandırıldı. Adem Ulusoy, Zerzevam Kalesi’nin şu anda UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde bulunmakta olduğunu belirterek, kalede en önemli olan şeyin Mitraizm olduğunu söyledi. Mitrazim’in insanlık tarihinin en gizemli inanç sistemlerinden biri olduğuna değinen Ulusoy, “Bu projede, Mitraizmin ayinleri ve Zerzevan Kalesi gibi eşsiz bir mekanın atmosferini yapay zeka teknolojisiyle buluşturarak canlandırdım. Amacım, tarihin derinliğindeki bu gizemli kültürü modern yaklaşımla yeniden yorumlamak ve insanlık mirasının bu değerli parçasını günümüzde taşımaktı. Bu çalışmada desteklerini esirgemeyen Kazı Başkanımız Prof. Dr. Aytaç Coşkun ve kıymetli ekibine de teşekkür ediyorum. Bu konuda bana çok yardımları dokundu” dedi. Yaptığı araştırmalarda Mitraizm’e giriş aşamasında 7 aşama bulunmakta olduğunu aktaran Ulusoy, “ Bu aşamaların her biri belli bir acı, belli bir eşikten sonra seviye atlıyorsunuz. Bu aşamaları, Aytaç hocamızın yazmış olduğu makalelerden araştırarak kendi çapımda bunları yapay zeka ortamında yorumlayarak birleştirdim ve güzel bir projeye imza attığımı düşünüyorum. Bu tapınağa ya yüksek rütbeli bir asker, ya başarılı bir insan, ya da zengin bir tüccar olmanız gerekmektedir. Bu inanca herkes girebilir ancak, Zerzevan Kalesi’nde bulunan Mithras Tapınağı’ndaki Mithras ayinlerine sadece orada bulunanlar girebilir ve bu hep gizem olmuştur” diye konuştu.
Diyarbakır’da Tohum Kütüphanesi kuruluyor
24 Aralık 2024 Salı - 10:25 Diyarbakır’da Tohum Kütüphanesi kuruluyor Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, yerel tohumların üretilmesi, korunması ve üretimde kullanılarak çoğaltılması amacıyla Tohum Kütüphanesi kuruyor. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı, Agroekoloji İklim Okulu bünyesinde oluşturacağı Tohum Kütüphanesi ile yerel tohumların toplanması, korunması ve yeniden üretimde değerlendirilmesini hedefliyor. Bu kütüphane sayesinde hem toplanan tohumlarla kütüphane zenginleştirilecek hem de gelecek nesillere önemli bir miras bırakılacak. Diyarbakır’a kazandırılacak Tohum Kütüphanesi, daire başkanlığının Kayapınar ilçesindeki yerleşkesinde tamamen doğal malzemeler kullanılarak kerpiçten inşa edilecek. "Yerel tohumların toplanması ve paylaşılmasını hedefliyoruz" Kütüphaneye ilişkin bilgi veren Agroekoloji İklim Okulu Koordinatörü Bişar İçli, kerpiçten inşa edilecek bu kütüphanede yerel tohumların toplanacağını, çoğaltılacağını ve paylaşılacağını ifade etti. Kütüphanenin mart ayında açılacağını belirten İçli, “Yerel tohumları köylerden toplamayı hedefliyoruz. Özellikle Mezopotamya’ya özgü yerel tohumların toplanması ve paylaşılmasını amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı. "Amacımız sağlıklı bir gıdaya ulaşmaktır" Yerel tohumların giderek yok olduğunu ve mevcut tohumların büyük ölçüde şirketlerin tekelinde bulunduğunu dile getiren İçli, bu girişimle sağlıklı gıdaya ulaşmayı hedeflediklerini vurguladı. İçli, kırsal bölgelerde yerel tohumları yeşerten veya çoğaltan çiftçilerle iş birliği yapacaklarını ve bu tohumları yeniden bir araya getireceklerini ifade ederek, “Asıl amacımız sağlıklı gıdaya ulaşmaktır. Agroekoloji alanımızda hiçbir şekilde kimyasal ilaç kullanmadan, doğal ve geleneksel yöntemlerle üretim yapmayı hedefliyoruz. Kendi kültürel tarım sistemimizle bu süreci yöneteceğiz” dedi. "Tohumun bir kimliği olacak" Tohumların yerel özelliklerini ve coğrafi adaptasyonlarını sağlamanın önemine dikkat çeken İçli, “Her tohum her yerde yeşermez. İklim, toprak ve hava koşulları gibi faktörler tohumun gelişimini doğrudan etkiler. Bu kütüphanede tohum çeşitlerini arşivlemeyi, kimliklerini ve tarihsel bilgilerini oluşturmayı amaçlıyoruz. Hangi tohumun nereden, ne zaman ve kimin tarafından üretildiği gibi bilgiler bizim için çok önemli. Tohumun bir kimliği olacak ve bu, tarihsel bir hafıza niteliği taşıyacak. Bu bilgiyi toplumla paylaşmayı önemsiyoruz” diye konuştu. "Halkımızdan destek bekliyoruz" Vatandaşlara, çiftçilere ve yerel tohumlara sahip kurumlara çağrıda bulunan İçli, “Halkımızın bu dayanışmaya destek sunmasını bekliyoruz. Özellikle çiftçi arkadaşlarımızın ellerindeki yerel tohumları bizimle paylaşmaları çok değerli. Ekoloji dernekleri ve diğer ilgili kurumlarla da iş birliği yapmayı hedefliyoruz. Ayrıca tohumlar kargo yoluyla gönderilirse masrafları biz karşılayacağız” şeklinde konuştu.