Yerel Haberler
Diyarbakır
Diyarbakır’da ’Güneydoğu Yerel Zincirler Fuarı’ açılışı yapıldı 07 Nisan 2026 Salı - 14:42:52 Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) ile Türkiye Perakendeciler Federasyonu iş birliğiyle düzenlenen Güneydoğu Yerel Zincirler Fuarı, Mezopotamya Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezinde kapılarını açtı. DTSO ile Türkiye Perakendeciler Federasyonu işbirliğiyle düzenlenen Güneydoğu Yerel Zincirler Fuarı, Mezopotamya Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde yoğun katılımla kapılarını açtı. Fuarda toplam 49 firma stant kurdu. Açılış öncesinde konuşan DTSO Başkanı Mehmet Kaya, fuarın 15 defa İstanbul’da yapıldığını bir kerede Ankara’da yapıldığını ve Güneydoğu’da ilk kez Diyarbakır’da yapıldığını söyledi. Kaya, "Gerçekten önemli bir iş yapıyorsunuz. Biz DTSO olarak fuarcılığın ne olduğunu biliyoruz. Özellikle insan fuarının ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Maalesef Türkiye’de gerçek anlamda fuarcılığın ihmal edildiğini görüyoruz" dedi. Ardından söz alan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkan Yardımcı Doğan Hatun, fuarın çok kıymetli olduğunu ve Diyarbakır’da değerlendirdikleri için yetkililere teşekkür etti. Hatun, "Perakendecilerle üreticilerin bir araya geldiği bir ortamdır; yani toplumun kendisi. Topluma nüfuz edenler değil, bizzat toplumun kendisi burada bir araya gelerek dayanışma gösteriyor. Bence en kıymetli kısım da burasıdır. Belki de ilk defa üretim yapanlarla, üretimi halka sunan perakendecilerin birlikte bir dayanışma ağı kurduğu bir alan olarak bu fuarı değerlendiriyoruz. Bu yüzden bizim nezdimizde kıymeti ve değeri çok daha fazladır" ifadelerini kullandı. Daha sonra fuar açılışı için kurdele kesen katılımcılar, stantları tek tek gezdi.
07 Nisan 2026 Salı - 13:53 Diyarbakır’da öğrencilere ağız ve diş sağlığı taraması: 3 ayda 4 bin 456 öğrenciye ulaşıldı Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında il genelinde ağız ve diş sağlığı hizmetleri etkin şekilde sürdürülüyor. 2026 yılının ilk üç ayında gerçekleştirilen saha faaliyetleriyle binlerce öğrenciye ulaşılarak hem erken teşhis sağlandı hem de farkındalık artırıldı. Eğil, Kocaköy ve Kayapınar ilçelerinde bulunan okullarda ilkokul öğrencilerine yönelik yapılan taramalarda, ağız ve diş sağlığı kontrolleri gerçekleştirildi. Taramalar sonucunda tedavi ihtiyacı bulunan öğrenciler ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendirilirken, öğrencilere ağız ve diş sağlığı konusunda eğitimler verildi. Ocak, şubat ve mart aylarını kapsayan dönemde toplam bin 573 öğrenciye tarama, 326 öğrenciye yönlendirme yapılırken, 4 bin 456 öğrenciye eğitim verildi. Yapılan çalışmalarla çocuklarda ağız ve diş sağlığı bilincinin artırılması, hastalıkların erken dönemde tespit edilmesi ve koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi hedeflendi. "Erken yaşta bilinç kazandırıyoruz" Diyarbakır İl Sağlık Müdürümüz Uzm. Dr. Emre Asiltürk, "Sağlık Hizmetleri Başkanlığımızın koordinasyonunda yürütülen bu çalışmalarla çocuklarımızın ağız ve diş sağlığı konusunda bilinçlenmesini sağlıyoruz. Erken yaşta kazanılan doğru alışkanlıklar, ilerleyen yıllarda daha sağlıklı bireylerin yetişmesine katkı sunmaktadır. Taramalar sayesinde ihtiyaç duyan öğrencilerimizi erken dönemde tespit ederek tedaviye yönlendiriyoruz’’ dedi. Asiltürk, koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekerek, ağız ve diş sağlığına yönelik eğitim ve tarama faaliyetlerinin il genelinde planlı şekilde devam edeceğini belirtti.
07 Nisan 2026 Salı - 13:35 Prof. Dr. Akdağ: ’’Sağlıklı bir vücut için en önemli kriterlerden biri kalp sağlığıdır’’ Memorial Dicle Hastanesinde görevli kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Serkan Akdağ, ‘’Kalp sağlığının korunması, beyin, böbrek ve akciğer başta olmak üzere birçok organın sağlıklı ve dengeli çalışmasına aracılık eder’’ dedi. Memorial Dicle Hastanesinde görevli kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Serkan Akdağ, kalp sağlığına ilişkin bilgilendirmelerde bulundu. Kalbin, vücudun tüm organlarına, besin ve oksijen ihtiva eden kanın taşınmasını sağlayan hayati bir organ olduğunu belirten Prof. Dr. Akdağ, dolaşım sisteminin temel yapıtaşı olan kalbin, sağlıklı ve dengeli çalışmasının, genel sağlığın korunmasında hayati öneme sahip olduğunu söyledi. Prof. Dr. Akdağ, ‘’ Kalp sağlığının korunması, beyin, böbrek ve akciğer başta olmak üzere birçok organın sağlıklı ve dengeli çalışmasına aracılık eder. Dolayısıyla sağlıklı bir vücut için en önemli kriterlerden biri kalp sağlığıdır. Kalp hastalıklar; damar tıkanıklıkları, kalp yetmezliği, kapak hastalıkları, ritim bozuklukları, doğumsal kalp anomalileri ve kalp zarının hastalıkları olarak gruplandırılabilir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada en sık ölüm nedenleri arasında kalp ve damar hastalıkları ilk sırada yer almaktadır. Ülkemizde de bu durum dünya ortalamasıyla benzer olup, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre her üç ölümden biri kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanmaktadır. Kalp ve damar hastalıklarının oluşumunda en önemli risk faktörleri, genetik öykü, hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol, tütün ve alkol tüketimi, dengesiz beslenme, obezite, hareketsiz yaşam ve strestir. Sigara ve tütün kullanımı, damarların yapısını bozarak kalp krizi ve inme riskini ciddi oranda arttırır. Özellikle genç bireylerde sigara ve her türlü zararlı madde kullanımı, kalp damar hastalıkları gelişiminde en önemli risk faktörlerindendir. Sağlıklı beslenme için kalp damarlarını koruyan, tansiyon, kolesterol ve şekeri dengeleyen besinler tercih edilmelidir. Özellikle zeytinyağı, sebze ve meyveler, tahıl ve çiğ kuruyemişler kalp sağlığı için faydalı gıdalardır. İşlenmiş gıdalardan, aşırı tuz, karbonhidrat ve yağ oranı yüksek besinlerden ve fast-fooddan kaçınmak gerekmektedir. Hareketsiz yaşam ve stres bir diğer risk faktörü olup, kalp yapısına zarar verdiği gibi tansiyon ve yüksek kolesterol gibi ek risk faktörlerinin de oluşumuna katkıda bulunur. Düzenli aralıklarla kardiyak muayeneler kalp hastalıklarının erken teşhisine olanak sağlar. Kardiyak muayene esnasında EKG, kalbin elektriksel aktivitesini ölçerek ritim bozuklukları ve kalp krizi ile ilgili önemli bilgiler verir. EKO, kalbin kasılma gücünü, yapısal hastalıklarını, kapaklar ve duvarlar ile ilgili detaylı değerlendirme yapmamızı sağlar. EFOR testi, Holter, koroner BT anjiografi ve daha birçok test ise hekimin gerekli görmesi halinde tanıda yardımcı olan tetkik ve işlemlerdir. Kalp ve damar hastalıklarından korunmanın en etkili yolu koruyucu önlemler almaktan geçer. Düzenli egzersiz, tansiyon, şeker ve kolesterol seviyelerini dengeler ve kalp damar hastalığı oluşma riskini azaltır. Haftada 4 gün yarım saat tempolu yürüyüş, kalp damar hastalıklarından korunmada son derece etkili bir yöntemdir. Ayrıca haftada 3 gün yarım saat yüzme, kalp krizi ve inme riskini önemli oranda azaltır. Sigara ve her türlü tütün ürünlerinden, alkol ve uyuşturucu maddelerden uzak durarak, beslenme ve uyku düzenimize dikkat ederek, düzenli egzersiz yapmayı bir yaşam şekli haline getirerek ve stres faktörlerini en aza indirgeyerek kalp sağlığımızı en iyi şekilde koruyabilir, sağlıklı bir yaşama kavuşabiliriz’’ diye konuştu.
HÜDA PAR’dan Kültür Yolu Festivali etkinliklerine tepki
07 Kasım 2024 Perşembe - 09:59 HÜDA PAR’dan Kültür Yolu Festivali etkinliklerine tepki HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Aslan, Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında İzmir ve Antalya’da düzenlenen etkinliklere ’milli ve manevi değerlerle’ çeliştiği gerekçesiyle tepki gösterdi. HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Aslan, Türkiye Kültür Yolu Festivali’ndeki sanat etkinliklerinin Türkiye’nin milli ve manevi değerleriyle çeliştiğini savunarak, sanatın toplumun hassasiyetlerine saygılı olması gerektiğini söyledi. İçinde bulunulan ekonomik zorlukların yanında Gazze ile Lübnan’daki çatışmaların karşısında toplumun duyarlılıkla hareket etmesinin önemini ifade eden Aslan, “Sözde sanat adı altında milletin vicdanını yaralayan görüntüler sergilenmiştir. Vur patlasın çal oynasın anlayışı milli ve manevi değerlerimizi hiçe sayarak, toplumun duyarsızlaşmasına yol açmaktadır” dedi. Sanatın ahlaki ve toplumsal değerlere dayalı olması gerektiğini belirten Aslan, "Sanat, bir soygun ve ahlaksızlık aracı olmamalıdır. Aksine toplumsal dayanışmayı pekiştiren ve milletimizin hassasiyetlerine dokunan bir işlev görmelidir” şeklinde konuştu. Kültürel etkinliklerin milli ve manevi değerlere aykırı olması durumunda toplumsal yaralar açtığını ifade eden Aslan, "Bu tür etkinliklere göz yummak, milletimizin gönlünde derin izler bırakmaktadır. Sanatı yozlaştıran ve halkın vicdanıyla alay eden yaklaşımlara karşı duyarlı bir tutum sergilenmelidir” diye konuştu. Aslan, kültürel ve sanatsal çalışmaların ancak milletin değerleriyle uyumlu olduğunda anlam taşıyacağını belirterek, "Kültürel değerlerimizi yozlaştırmaya yönelik her türlü etkinlik, bu milleti ayakta tutan manevi dinamiklere yapılmış bir saldırı sayılmalıdır” ifadelerini kullandı.
Vali Zorluoğlu, "Şehir hastanesi Diyarbakır ve bölgeye şifa dağıtacak"
06 Kasım 2024 Çarşamba - 15:57 Vali Zorluoğlu, "Şehir hastanesi Diyarbakır ve bölgeye şifa dağıtacak" Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, 263 bin metrekarelik alanda inşa edilen Kayapınar Şehir Hastanesinin Diyarbakır ve bölgeye şifa dağıtacağını söyledi. Yapımı devam eden 1000 yatak kapasiteli Kayapınar Şehir Hastanesinin altyapı koordinasyon toplantısı Vali Murat Zorluoğlu başkanlığında Valilik Hevsel Toplantı Salonunda gerçekleşti. Toplantıda bir konuşma yapan Vali Murat Zorluoğlu, ulaşım, elektrik, doğalgaz, internet, içme suyu, kanalizasyon gibi altyapı hizmetlerinin bir an önce tamamlanıp hastanenin uzun yıllar ihtiyaca cevap verebilmesi gerektiğini söyledi. "Kaba inşaatın yüzde 32’si tamamlandı" İnşası devam eden şehir hastanesinin büyük ve önemli bir yatırım olduğunu belirten Vali Zorluoğlu, “Bu önemli sağlık yatırımının her aşamasını titizlikle takip ediyor, vatandaşlarımıza en iyi sağlık hizmetini sunmayı hedefliyoruz. Üst düzey donanımla hizmet sunacak hastanemiz inşallah hem Diyarbakır’a hem de komşu illere şifa dağıtacak” ifadelerine yer verdi. 1000 yataklı Kayapınar Şehir Hastanesinin yanı sıra kreş binasının da bulunacağı kompleksin kaba inşaatının yüzde 32’sinin tamamlandığını dile getiren yüklenici firma yetkilileri de çalışmaların planlandığı şekilde devam ettiğini söyledi. 250 poliklinik hizmet verecek İl Sağlık Müdürlüğü Destek Başkan Yardımcısı Melahat Erdemir ise yaptığı sunumda; 263 bin metrekarelik alanda inşası devam eden şehir hastanesinde, 326 yoğun bakım odası, 37 ameliyathane ve 250 polikliniğin hizmet vereceğini, bin 432’si açık bin 113’ü kapalı olmak üzere 2 bin 545 araç park yeri bulunacağını, ayrıca bu sayının 3 bin 500’e çıkarılması adına çalışmaların devam ettiğini belirtti. Başkan Yardımcısı Erdemir, otoparkta elektrikli araçlar için şarj istasyonlarının ve bisiklet parkının da bulunacağını sözlerine ekledi. Toplantıda ayrıca temiz ve atık su, kanalizasyon şebeke hatları yapımı, mevcuttaki su kanallarının, elektrik enerji nakil hatları, internet ve telefon şebeke hatları ile doğal gaz arzına ilişkin ilgili kurum müdürleriyle karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Toplantıya Vali Yardımcısı Muhammet Özyüksel, İl Sağlık Müdürü Dr. Hakan Pamukçu, Karayolları 9. Bölge Müdürü İlker Travaç, DEDAŞ İl Müdürü Bülent Uğur Kaya, Türk Telekom İl Müdürü Uğur Midyatlı, DİSKİ Müdürü Mehmet Şerifoğlu ile ilgili kurum müdür yardımcıları ve yüklenici firma yetkilileri katıldı.
7  ayda 6 bin 500 iş yeri denetlendi
06 Kasım 2024 Çarşamba - 15:40 7 ayda 6 bin 500 iş yeri denetlendi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların sağlıklı gıda ürünlerine ulaşmasını sağlamak amacıyla son 7 ayda 6 bin 500 iş yerini denetledi, toplam 2 tonu aşkın bozulmuş ve tarihi geçmiş ürünü imha etti, 10 bin kişiye ise işbaşı eğitimi verdi. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığına bağlı gıda denetim ekipleri, restoran, kafe, çay ocağı, lokanta, pastane, imalathane gibi halk sağlığını doğrudan ilgilendiren yerlerde gıda denetimlerine devam ediyor. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı öncülüğünde kurulan Gıda Denetim Koordinasyonu bünyesinde denetim ve eğitim çalışmalarını hızlandıran ekipler, başta kent merkezi olmak üzere 17 ilçede çalışmalarını sürdürüyor. Çalışmalar kapsamında son 7 ayda 6 bin 500 iş yerinde denetim gerçekleştiren ekipler, denetimlerle birlikte yaklaşık 10 bin kişiye de işbaşı eğitimi verdi. Denetimlerde 2 tonu aşkın bozulmuş ve tarihi geçmiş ürün imha edilirken, usulsüz işlem yapan iş yerlerine yönelik de 32 durum tespit tutanağı tutuldu. Yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Sağlık İşleri Daire Başkanı Vahap Saçaklı, oluşturdukları Gıda Denedim Koordinasyonu ekipleriyle kısa süre içerisinde birçok farklı gıda üretim ve satış noktalarında denetimler gerçekleştirdiklerini ifade etti. Yapılan denetim sayısının ilçelerle birlikte 6 bin 500’ü bulduğunu belirten Saçaklı, tarihi geçmiş, kokmuş ve bozulmuş halde 2 tonu aşkın gıda maddesinin de imha ederek halk sağlığını koruduklarını kaydetti. Saçaklı, yıl onuna kadar denetim ve işbaşı eğitimlerinin devam edeceğini ve halkın sağlıklı gıdaya erişimini kolaylaştıracaklarını vurguladı. Beyaz bayrak talep eden 308 iş yerine denetim Öte yandan Büyükşehir Belediyesine beyaz bayrak alabilmek için başvuru yapan 308 iş yeri de, belirtilen kriterleri yerine getirip getirmedikleri yönünde denetlendi.
Diyarbakır’da özel hastanede hemşirelerin uyuması sonucu ‘bebeğin öldüğü’ iddiası
06 Kasım 2024 Çarşamba - 09:55 Diyarbakır’da özel hastanede hemşirelerin uyuması sonucu ‘bebeğin öldüğü’ iddiası Diyarbakır’da özel bir hastanenin yenidoğan yoğun bakım bölümünde hemşirelerin uyuması ve ihmali sonucu ikiz bebeklerden birinin hayatını kaybettiği iddia edildi. 24 Ağustos 2021 yılında K.A., erken doğum nedeniyle gittiği Memorial Diyarbakır Hastanesi’nde ikiz bebek dünyaya getirdi. Yenidoğan yoğun bakım bölümünde kuvöze alınan ikizlerden erkek çocuk E.A.A., aynı yıl 5 Ekim’de hayatını kaybetti. E.A.A’nın ölümü, doğal ölüm olarak ailesine iletildi. 14 Ekim’de ikiz bebeklerinden kızını ziyarete giden baba E.A, burada çalışan hasta bakıcının kendisine çocuğunun ölümünün doğal ölüm olmadığını ve hemşirelerin ihmali sonucu öldüğünü, bu ihmalleri kayıt altına aldığını söylemesi üzerine savcılığa suç duyurusunda bulunarak, avukatına da vekalet verdi. Ölüm sebebinin belirlenmesi için 18 Ekim’de otopsi işlemi gerçekleştirilerek, dosya Adana, İstanbul ve Diyarbakır Adli Tıp Birimlerine gönderildi. 8. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan mütalaa dün sonuçlanarak, kararın mahkeme tarafından verilmesinin uygun görüldüğü belirtildi. Avukat Muhammet Tanrıkulu, müvekkilinin eşinin yıllar boyunca hamile kalmak için uğraştığını, en son tüp bebek tedavisi ile uzun süre sonra gebelik gerçekleştiğini söyledi. 24 Ağustos 2021 tarihinde erken doğumun ardından iki bebeğin kuvöze alındığını söyleyen Tanrıkulu, kuvözdeyken kız bebeğin durumunun daha kötü, erkek bebeğin daha canlı olduğunu aktardı. Tanrıkulu, “4 Ekim tarihinde müvekkil aranıyor, ‘Çocuğunuz şu anda krize girdi, can çekişiyor’ şeklinde bilgi veriliyor. 5 Ekim tarihinde de vefat ediyor. Müvekkilimiz kız çocuğunun vefat ettiğini zannediyor, halbuki oğlu olduğunu öğreniyor. Doğal ölüm olarak kendisine bilgi verildiği için defnediyorlar. Kız çocuğu hala hastanede kalmaya devam ediyor. 14 Ekim’de kızını ziyaret etmeye gittiği zaman hastane çıkışında bir hasta bakıcı kendisinin arabasına gelip köşede görüşmek istediğini söylüyor. Müvekkilim araçtan inip görüştüğünde ‘Senin oğlun doğal ölüm şeklinde vefat etmedi, orada hemşireler uyuyorlardı. Senin çocuğun kusmuğunda boğularak vefat etti’ şeklinde bilgi veriyor. Bunun ardından müvekkilim savcılığa başvurdu, ertesi gün biz de vekaletnameyi alarak dosyayı takibe başladık” dedi. Otopsi talep ettiklerini ifade eden Tanrıkulu, şöyle konuştu: “Mezar açıldı, ayın 18’inde otopsi işlemi gerçekleştirildi. Dosyamız Adana, İstanbul ve Diyarbakır Adli Tıp Birimlerine gönderildi ölüm sebebinin tespit edilebilmesi açısından. O arada da söz konusu sorumlu hemşireler ve doktorlar da ifadeye çağrıldı. Hemşirelerden 3 tanesi ve doktorlar ölümün doğal ölüm olduğunu söylemesine rağmen başka bir hemşire gelerek yoğun bakım ünitesinde iki tane hemşirenin uyuduğunu gördüğünü, bunun ardından yoğun bakım ünitesine baktığında bebeğin morarmış bir halde olduğunu gördüğünü ve hemşireleri uyandırdığını, yapılan müdahalelere rağmen bebeğin kurtarılamadığını beyan etti.” “Bölge İdare Mahkemesi itirazımızı kabul ederek sorumlu 2 doktoru da soruşturmaya dahil etti” Bu olay üzerine savcılığın dosyayı daha da ilerlettiğini söyleyen Tanrıkulu, “Yalnız değişen bir kanun maddesi sebebiyle özel hastane hekimleri açısından da artık Sağlık Bakanlığından soruşturma izni alınması gerektiğinden dosyamız önce Sağlık Bakanlığına gitti. Bakanlık, 3 tane hemşire hakkında soruşturma izni vermesine rağmen sorumlu 2 tane doktor hakkında soruşturma izni vermedi. Biz de bunun ardından Ankara Bölge Daire Mahkemesine itirazda bulunduk. Bölge İdare Mahkemesi itirazımızı kabul ederek, sorumlu 2 doktoru da soruşturmaya dahil etti. Şu anda dosyamız 2024 Mayıs ayından beri adli tıpta beklemektedir. Müvekkilimizi uyaran hasta bakıcı, daha sonradan müvekkilimize söz konusu olayla ilgili uzun süredir görüntü kaydı aldığını belirtti ve görüntüleri müvekkilimize verdi. Söz konusu görüntülerde yoğun bakım ünitesinde hemşirelerin uyuduğu, ’Tiktok’ çekerek dans ettiği, tek kuvözde 3 bebeğin bulunduğu, bebeklerin kanlı şekilde kuvözlerde bekletildiği, satürasyon seviyelerinin 90 yerine 70’e düşürüldüğü, bu şekilde daha geç alarm vererek hemşireleri rahatsız etmemesinin sağlandığı, uyarıları vermesine rağmen uyumaya devam edildiği görüntülerde anlaşılmaktadır” diye konuştu. “Hastane burada yaklaşık 18 hemşire eksik çalıştırmakta” İtirazı yaparken bu hususa değindiklerini dile getiren Tanrıkulu, “20 Temmuz 2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan yoğun bakım ünitelerine ilişkin tebliğde bebek kuvözleri açısından her iki kuvöze bir hemşire düşmesi gerektiği söylenmektedir. Bizim olayımızda söz konusu hastanede 45 kuvöz olduğunu bilmekteyiz. Verilen ifadelerde de sadece iki tane hemşirenin orada bulunduğu söyleniyor. Hastane burada yaklaşık 18 hemşire eksik çalıştırmakta. Aynı zamanda kuvözlerin içerisinde 2-3 bebek koyarak, 45 sayısının bile üstüne çıktığı görülmektedir” şeklinde konuştu. “Savcılık dosyasında hastane evrakları getirildikten sonra doktorların epikriz raporunda müvekkilimizin bebeğinin zaten hareket etmediği, tepişiz olduğu, bu sebeple doğal ölüm gerçekleştirildiği yazılmış” diyen Tanrıkulu, “Yalnız, elimizdeki videolarda müvekkilimizin vefat eden bebeğinin vefattan bir gün önce hareketli olduğu zaten kanıtlandı. Vefat ettikten sonra nefesi durarak vefat ettiği söylenmesine rağmen röntgen çekilmiş. Bu röntgeni de alıp dosyamıza sunduk. Anladığımız kadarıyla hastane yönetimi ve doktorlar toplu halde bu tür ölümleri gizlemek için her türlü çabayı sarf etmişler. Otopsi ön raporunda bebeğin vefatından sonra batın yıkaması yapıldığı gözlemlenmiş, bu durum adli tıp raporunda anlaşılacak. Bu kadar yılın ardından oğlunu bekleyen, ikiz çocukları için ikiz bebek arabası alan, her eşyası iki kere alınan müvekkilimizin acısı katlanarak büyümüştür” ifadelerini kullandı.
Kanser hastası anne, ağlayarak evladını PKK’dan istedi
05 Kasım 2024 Salı - 14:28 Kanser hastası anne, ağlayarak evladını PKK’dan istedi Diyarbakır annelerinin oturma eylemine 2 ailenin katılımıyla sayı 379’a yükseldi. Kanser hastası anne, ağlayarak evladını PKK ve HDP’den istedi. 3 Eylül 2019 yılında eski HDP Diyarbakır İl Başkanlığı binası önünde oturma eylemi başlatan ailelerin evlat nöbeti 1891’inci gününde devam ediyor. Diyarbakır ve Ankara’dan gelen 2 ailenin katılımıyla sayı 379’a çıktı. 2023 yılında Hollanda’ya gidip bir daha haber alınamayan Vural Işıklı’nın (21) annesi Nülifer Polat, Ankara’dan geldiğini, oğlunun yurt dışında olup haber alamadığını söyledi. Çocuğunun PKK’nın elinde olduğunu ileri süren Polat, “Çocuğumu bana versinler. Çocuğuma yalvarıyorum, sesimi duysun, beni görsün. 4’üncü evre kanser hastasıyım. Son nefesimde çocuğumu görmek istiyorum. Hollanda’ya gitmişti. 4 Ekim 2023’ten beri haber alamıyorum. PKK, çocuğumu götürdü. Benim canım yandı, onların da yansın. Belki 1,1,5 ay yaşayacağım. Hiçbir şekilde haber alamadım, sesini duyamadım. Kız kardeşin çok kötü, ne olur geri gel. Bütün bilgiler o tarafta, çocuğum PKK’nın elinde, başka yerde değil. Çocuğuma eğitim verdiklerini duydum” dedi. 2013 yılından beri kız kardeşi R.N.’den (28) haber alamayan abla A.A. da, Diyarbakır’dan gelip oturma eylemine katıldı. Öte yandan, şimdiye kadar oturma eylemine dahil olan ailelerden 56’sı evladına kavuştu.