Yerel Haberler
Diyarbakır
Yılmaz: ’’Attığımız her adımda, yürüttüğümüz her çalışmada aziz şehitlerimizin hatırasına ve gazilerimizin fedakarlığına daima sahip çıkıyoruz’’ 10 Nisan 2026 Cuma - 22:26:03 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Diyarbakır’da katıldığı Polis Teşkilatının 181’inci yıl dönümü etkinliklerinde yaptığı konuşmada, ’’Bu topraklarda elde edilen her kazanımın arkasında şehitlerimizin fedakarlığı ve gazilerimizin dirayeti vardır’’ dedi. Bir dizi ziyaretlerde bulunmak üzere Diyarbakır’a gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir otelde düzenlenen 10 Nisan Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluşunun 181’inci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen programa katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından başlayan programda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, köklü bir devlet geleneğinin içinden süzülerek bugünlere gelen Türk Polis Teşkilatının, 10 Nisan 1845’te atılan modern temelleriyle milletin huzur ve güvenliğinin teminatı olduğunu ifade etti. Osmanlı’dan cumhuriyete uzanan bu süreklilik içinde polis teşkilatının, değişen şartlara uyum sağlayarak kurumsal yapısının her dönem daha da güçlendiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Tarihimizin en kritik eşiklerinde, özellikle milli mücadele yıllarında üstlendiği sorumluluklarla bu milletin yürüyüşüne eşlik eden emniyet teşkilatımız, cumhuriyetle birlikte hukuk devleti anlayışı çerçevesinde daha sağlam bir zemine kavuşmuştur. Bugün Türk polisi, sahip olduğu tecrübe, yetişmiş insan kaynağı ve gelişen imkanlarla, değişen tehditlere karşı güçlü bir kapasiteyle hareket etmekte, milletimizin huzurunu ve kamu düzenini kararlılıkla korumaktadır. Bu köklü birikim ve güçlü irade, Emniyet Teşkilatımızı bugün de devletimizin sahadaki en etkin ve en güvenilir yapı taşlarından biri haline getirmektedir. Bu toprakları bizlere vatan kılan, bayrağımızın semalarda özgürce dalgalanmasını sağlayan asıl güç, sarsılmaz bir imanın ve sönmeyen bir vatan sevdasının neticesidir. Her bir polisimiz, bu mukaddes nöbeti devralırken canını ortaya koymakta, milletimizin bekası için bir gül bahçesine girercesine şehadete yürümeyi göze almaktadır. Bizler, bu kahramanların gösterdiği eşsiz fedakârlığın karşılığını asla tam olarak ödeyemeyeceğimizin bilincindeyiz" diye konuştu. ’’Şehit ailelerinin ve gazilerin emanetlerine sonuna kadar sahip çıkıyoruz’’ Tüm imkanların seferber edildiğini dile getiren Yılmaz, devlet olarak, aziz şehitlerin emaneti olan ailelerinin ve kahraman gazilerin her daim yanında olmayı, onları el üstünde tutmayı en asli vazifeleri olarak kabul ettiklerini bildirdi. Yılmaz, ‘’Vatanımızın huzuru uğruna şehadete eren kahramanlarımızın aileleri ile vazife malulü gazi personelimiz için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Şehitlerimizin emaneti ve gazilerimiz için ne yapsak azdır. Ancak onların emanetine ve gazilerimize sahip çıkmak da bizlerin en büyük sorumluluğudur. İmkanlarımızı sonuna kadar kullanarak emanetlerine sahip çıkmaya azami özen gösteriyoruz, göstermeye de devam edeceğiz. Bu doğrultuda şehit yakınlarımız ve gazilerimiz için barınmadan eğitime, sağlıktan istihdama kadar pek çok alanda güçlü destekler sunuyoruz. Kira yardımı ve faizsiz konut kredisi imkanlarıyla barınma ihtiyaçlarına katkı sağlıyor, elektrik, su ve doğalgaz faturalarında önemli indirimler uyguluyoruz. Eğitim hayatlarında çocuklarımızı öğrenim yardımlarıyla destekliyor, özel eğitim kurumlarından ücretsiz yararlanabilmelerine imkan tanıyoruz. Ulaşım hizmetlerinden ücretsiz faydalanma hakkı sunarken, sosyal tesislerimizden yararlanabilmelerini de temin ediyoruz. Kamuda sağladığımız istihdam imkanlarıyla ailelerimizin ekonomik güvencesini güçlendiriyoruz. Sağlık alanında ise, ilave ücret ödemeden nitelikli sağlık hizmetine erişimlerini güvence altına alıyoruz. Bu kapsamda yürüttüğümüz çalışmalarla şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin yaşam standartlarını en üst seviyeye taşımaya gayret gösteriyoruz. Bu düzenlemeler, şehitlerimizin emanetine sahip çıkma ve gazilerimizin hayatlarını kolaylaştırma konusundaki kararlılığımızın açık bir yansımasıdır’’ şeklinde konuştu. ’’Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda kararlı adımlar atıyoruz’’ Terörsüz Türkiye sürecinde atılan her adımda şehitlerin hatırası ve gazilerin fedakarlığına sahip çıktıkların dile getiren Yılmaz, ülkeni, uzun yıllar boyunca terörün yol açtığı acılarla sınandığını, bu süreçten en fazla etkilenen yerlerin başında Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin geldiğini ifade etti. Yılmaz, şöyle dedi: ‘’Nice aileler evlatlarını kaybetmiş, nice şehirlerimizin huzuru gölgelenmiş, milletimizin ortak hafızasında derin izler bırakan bir dönem yaşanmıştır. Diyarbakır da bu ağır yükü en yakından hisseden şehirlerimizden biri olmuştur. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya koyduğumuz güçlü irade ile bugün, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi doğrultusunda kararlı adımlar atıyoruz. Güvenlik birimlerimizin sahadaki başarısı, devletimizin ortaya koyduğu bütüncül yaklaşım ve milletimizin desteğiyle birlikte, ülkemizin huzur iklimi her geçen gün daha da güçlenmektedir. Bugün geldiğimiz noktada, geçmişte korkunun gölgesinde kalan pek çok yerleşim yerinde hayatın normalleştiğini, şehirlerimizin yeniden nefes aldığını, bölgenin sahip olduğu potansiyelin yeniden görünür hale geldiğini memnuniyetle görüyoruz. Bu tablo, güçlü bir iradenin ve kararlı bir mücadelenin neticesidir. Ancak şu hususun altını özellikle çizmek isterim, attığımız her adımda, yürüttüğümüz her çalışmada aziz şehitlerimizin hatırasına ve gazilerimizin fedakarlığına daima sahip çıkıyoruz. Bu süreç, hiçbir şekilde onların aziz hatırasını zedeleyen bir anlayışın değil, bilakis onların emanetine daha güçlü sahip çıkma iradesinin bir tezahürüdür. Çünkü biz biliyoruz ki, bu topraklarda elde edilen her kazanımın arkasında şehitlerimizin fedakarlığı ve gazilerimizin dirayeti vardır. Bu bilinçle hareket etmeye, bu sorumluluğu aynı kararlılıkla taşımaya devam edeceğiz." Törende üstün başarı gösteren polislere belgeleri Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ve Vali Murat Zorluoğlu tarafından verildi. Tören, daha sonra basına kapalı devam etti.
10 Nisan 2026 Cuma - 19:22 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: ’’Herkesin diline, üslubuna, yaklaşımına çok dikkat etmesi gereken bir süreçten geçtiğimizi de ifade etmek istiyorum’’ Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Diyarbakır’da katıldığı iş dünyası toplantısında yaptığı konuşmada, ‘’Demokratik standartlarının gelişmesini hepimiz arzu ediyoruz. Bunu da hiç tereddüt yok. Ama demokratik standartları silahı bırakmanın ön şartı gibi ortaya koymanın da hiçbir sağlıklı tarafının olmadığını ifade etmek isterim’’ dedi. Bir otelde düzenlenen toplantıya Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Galip Ensarioğlu, Mehmet Sait Yaz, Suna Kepolu Atanman, kamu kurum müdürleri, STK temsilcileri ve davetliler katıldı. Toplantıda konuşan Yılmaz, dünyanın farklı bir dönemden geçtiğini söyledi. Yılmaz, "Dünyayı anlamadan Türkiye’yi ve içinde bulunduğumuz bölgeyi tartışmak eksik kalacaktır. Eski kurumların, kuralların zayıfladığı, aşındığı, yer yer ortadan kalktığı bir dönemden geçiyoruz. Bu, ekonomide böyle olduğu gibi siyasette de böyle. Ekonomik tarafına baktığınız zaman tarife savaşlarının tartışıldığı, korumacılık eğilimlerinin yükseldiği, ticaretteki, ekonomideki eski şartların dönüştüğü bir dönemdeyiz. Siyasi olarak baktığımızda da yine aynı tabloyla karşı karşıyayız. Güç siyasetinin ön plana çıktığı, hukukun, insan haklarının, demokratik kavramların zayıfladığı, adalet ve merhamet gibi kavramların neredeyse hiç akla gelmediği bir dönemden geçiyoruz. Ben güçlüysem her şeyi yapabilirim, her istediğimi yapabilirim gibi bir anlayışın hakim hale geldiğini görüyoruz maalesef. Bu tür dönemler çok riskli dönemlerdir ama aynı zamanda böyle dönemlerde sağlam duruş sergileyenler orta ve uzun vadede mutlaka kazançlı çıkacaklardır. Ben şuna yürekten inanıyorum, bu yaşanan süreç bir gün sona erecek. İnsanlık diye bir kavram var. Bir dip dalga mutlaka gelecektir. Yeni bir küresel, bölgesel düzen mutlaka oluşacaktır. Bu süreç içinde bizim ülke, toplum ve millet olarak sağlam, sağlıklı bir duruş gerçekleştirmemiz son derece kıymetlidir" diye konuştu. ‘’Orta Doğu’daki savaş nedeni ile ekonomik büyümede sorunlar yaşanacak’’ Orta Doğu’daki savaşı nedeniyle ekonomik büyümede sorunlar yaşanacağını aktaran Yılmaz, ‘’Bir taraftan gerçeklerin farkında olacağız, ayaklarımız yere basacak, gözümüzü gerçeklere kapatmayacağız. Ama bir taraftan da orta ve uzun vadede gitmek istediğimiz yeri de hiçbir zaman ihmal etmeyeceğiz. Bu ikisini aynı anda yapmamız gereken bir dönemdeyiz. Bu dönemin ekonomik yansımasına bakacak olursanız, dünyada büyümenin ve ticaretin tarihi ortalamaların altında seyrettiği bir dönemdeyiz. O eski yüksek büyümeler, büyümeyi aşan liberal, küresel düzen ortada yok. Geçen yıl işte yüzde 3 civarında büyüdü dünya ekonomisi. Bu yıl da aşağı yukarı aynı oranda büyümesi bekleniyordu. Muhtemelen bu yaşadığımız savaş, bunun etkileriyle daha aşağıda bile gelme ihtimali var. Ticaret eskiden büyümenin hep önünde giderdi. Büyüme 3 ise ticaret 4-5 olurdu, büyüme hızı olarak söylüyorum. Son dönemlerde ticaretteki büyüme ekonomik büyümenin de altına düşmeye başladı. Çünkü ülkeler kapanıyorlar, korumacılık ön plana çıkıyor, tarife savaşları yaşanıyor. Bu, liberal ekonomik düzenin dönüştüğünü gösteren en önemli göstergelerden biri de bu. Ticaretin büyümenin altında kalması. Böyle bir ortamdayız. Bir taraftan salgınlar yaşadı dünyamız, pandemi diye bir hadise yaşadık. Son yıllara yine damgasını vuran bir hadise oldu. Savaşlar yaşıyoruz. Bölgesel, jeopolitik gerilimler yaşıyoruz. Bunların her biri ekonomik yapıyı da dönüştürücü etki yapıyor. Bu hadiseler yaşanırken siyasette, ekonomide yeni bir tabiri caizse güç dağılımı ve mücadelesi yaşanırken dünya ölçeğinde, Çin ve Uzakdoğu’nun yükselişinin tetiklediği bir güç mücadelesi yaşanırken bir taraftan da teknoloji dönüşüyor. Teknolojide de çok ciddi dönüşümlerin olduğu bir dönemdeyiz. Dijitalleşme dediğimiz hadise, yapay zeka, yeni üretim biçimleri ortaya çıkarıyor. Bazı mesleklerin artık tamamen ortadan kalkacağı söyleniyor. Kalkmasa bile mesleklerin icra ediliş biçiminin değişeceği ifade ediliyor. Dolayısıyla bir taraftan da büyük bir teknolojik dönüşüm yaşıyoruz’’ şeklinde konuştu. ‘’Türkiye Cumhuriyeti olarak bu süreçleri iyi yönettik’’ Sadece ekonomiyi değil, sosyal hayatı, eğitimi, tarımı, hangi alan aklınıza gelirse gelsin, her tarafı değiştiren dijital ve yeşil dönüşüm denilen bir sürecin olduğunu dile getiren Yılmaz, şöyle dedi: ‘’İklim tartışmalarıyla da birlikte karbon salınımı azalmış, enerjiyi çok daha verimli kullanan, dijital imkanları değerlendiren, yapay zekayla bütün işlemleri farklı bir hızla, farklı bir nitelikle gerçekleştiren yeni bir dünyadan bahsediyoruz. Bu ikisi yan yana gidiyor. Bir taraftan çekişmeler, savaşlar bir taraftan teknolojik dönüşümler. İşte bunun için de kendimize bir yol çizmek durumundayız. Türkiye Cumhuriyeti olarak bu süreçleri iyi yönettiğimize inanıyoruz. Pandemiyle 2025 dönemi alacak olursak yani 2020-2025 dönemi, 6 yıl. Bu altı yılda dünya ekonomisi sadece 100’ken 118’e gelebilmiş. Yani birikimli büyüme, kümülatif büyümesi pandeminin olduğu yıl 100 kabul edin öncesini. Geçen yıl sonu itibariyle dünyanın ekonomisinin geldiği yer 118. Türkiye ekonomisi aynı dönemde 100’ken 135 olmuş. Yani reel tarafta dünyanın neredeyse iki katı kadar bir büyüme gerçekleştirmişiz. Bunu yaparken finansal dengelerimizde bazı sorunlar, sıkıntılar ortaya çıkmış. Dolayısıyla şimdi de bu finansal dengelere yoğunlaşmış durumdayız. Makro finansal istikrar dediğimiz istikrarı sağlamaya, enflasyonu daha aşağı seviyelere çekmeye gayret ediyoruz. Bunu yaparken bir taraftan da bu büyümüş, kapasitesi artmış ekonomimizi olabildiğince korumaya ve geliştirmeye de gayret ediyoruz. Bu çerçevede dengeli büyüme dediğimiz bir kavram var. Yani sadece tüketim üzerinden büyümeyen, yatırımla, üretimle, ihracatla büyüyebilen, sadece iç taleple büyümeyen, dış taleple de büyüyen bir anlayış içinde gidiyoruz. Çünkü, böyle bir büyümeyle enflasyonu daha aşağıya çekeceğimize inanıyoruz. Bunlar kolay sorunlar değil gerçekten. Enflasyonu düşürürken büyümeyi belli bir seviyede tutabilmek belli bir çaba gerektiriyor. Kolay bir iş değil ama biz son 3 yıldır bunu başarıyoruz. Belli düzeyde ve dünya ortalamasının üstünde bir büyümeyi devam ettirirken, yatırımlarımızı, ihracatımızı arttırırken, işsizliğimizi tek haneli seviyelerde tutarken bir taraftan da enflasyon oranını düşürüyoruz.’’ ‘’Türkiye olarak savaş çıkmasın diye çok büyük gayret gösterdik’’ Dünya piyasalarında petrol fiyatlarını hep birlikte takip ettiklerini vurgulayan Yılmaz, ‘’ Yapılan günlük açıklamalara göre piyasaların hareket ettiği maalesef günler yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti olarak bu savaşta savaş çıkmasın diye öncelikle çok büyük gayret ettik. Sayın Cumhurbaşkanımız liderler düzeyinde, Dışişleri Bakanımız, bütün kurumlarımız savaş başlamasın diye çok büyük gayretler ortaya koydu, çaba sarf edildi. Ama maalesef İsrail’in kışkırtmasıyla ABD, İsrail, İran saldırılarıyla birlikte savaş başladı ve bugünlere gelindi. İran’la bu arada komşu ülkelere saldırılar yaptı ve iyice karmaşıklaşan bir tam boyuyla karşı karşıya kaldık. Şimdi de tüm gücümüzle bu savaş bir an önce sona ersin diye gayret ediyoruz. Bütün diplomatik imkanlarımızı bu çerçevede kullanıyoruz. Savaş ne kadar uzarsa maliyeti de o kadar artacak ve derinleşecek. Gerek İran’da gerek diğer birtakım çevrelerde özellikle İsrail’e karşı olmak üzere etnik kimlik üzerinden mezhepler üzerinden bölgedeki insanları kışkırtmaya birbirine düşürmeye çalışan güçler olduğunu da görüyoruz. Bizim bu noktada da tavrımız çok net. Biz İran’ın toprak bütünlüğünden, egemenliğinden ve İran’ı oluşturan tüm etnik yapılarına, mezheplerle sağlam bir şekilde bilinci gösteren bölgede yaşayan tüm halklara, tüm inanç gruplarına da şükranlarımızı sunuyoruz. Bu süreçte çok daha uyanık davrandığını gördük. Çeşitli kimliklerin, toplulukların. Bu da gerçekten takdire şayan epey bir tecrübe yaşamış bir bölgedeyiz bu anlamda. Emperyal birtakım güçlerin belli kavramlar üzerinden insanları kullandıkları, toplulukları kullandıkları, sonra da çıkarları değiştirilen hemen politika değiştirebildiği bir bölgedeyiz. Bunu da defalarca görmüş, tecrübe etmiş bir bölgeyiz. Ama bu sebep çok şükür bu tuzaklara düşünmediğini görüyoruz ve bundan dolayı da takdir ediyoruz gerçekten" dedi. ‘’İyi ki terörsüz Türkiye süreci başladı’’ ‘’İyi ki Terörsüz Türkiye süreci başladı’’ siyen Yılmaz, konuşmasına şöyle devam etti: ‘’İyi ki bu süreç belli bir aşamaya gelmiş. Bölgemizde yaşananlar sürecin ne kadar anlamlı ve öngörülü bir süreç olduğunu inanıyorum ki hepimize göstermiştir. Terörsüz Türkiye demişken o konuda da birkaç şey söylemek isterim. Türkiye Cumhuriyeti olarak cumhuriyetin artık ikinci yüzyılındayız. Cumhurbaşkanımız bu ikinci yüzyılı Türkiye yüzyılı vizyonuyla anlamlandırıyor. Böyle çerçeve ortaya koyduk. Bu Türkiye yüzyılı vizyonunun en önemli unsurlarından biri de bu yüzyılın huzuru kardeşliğin yüzyılı olacağı mesajdı. Ve bu çerçevede Devlet Bahçeli’nin tabiri caizse ezber bozan çıkışları ve aldığı çok cesur inisiyatifler yine terör örgütü kurucusunun kurduğu örgüte dönük ortaya koyduğu mesajlarla bu süreç gelişmeye başladı. Geldiğimiz noktada Meclis’te oluşturulan komisyon bu komisyona bütün partilerin bir grup hadisi olmak üzere destek vermesi ve orada gerçekten takdir edilecek bir durum. Keşke birçok konuda daha bunu yapabilse partilerimiz partilerin katkısıyla oluşan bir komisyon raporumuz var şu anda. Orada çizilen bir genel çerçeve ve yol haritası var. Bu kapsamda yeni bir aşamaya geldiğimizi rahatlıkla ifade edebilirim. Önce başka tartışmalara konu olabiliyordu mesele ama Suriye’deki meselelerin daha ne diyelim? Suhuletle bir çözüme gitmesi, İran’da da tahriklere gelinmeyen bir ortamda inanıyorum ki Terörsüz Türkiye süreci daha hızlı bir şekilde, etkili bir şekilde hayata geçecektir. Burada iki unsur var. Bu unsurlar arasındaki ilişkiyi de tabii ki yiyip kurgulamak, görmek durumundayız. Bir taraftan örgütün sahada kendini feshetme silahları bırakma sürecinin gerçekçi bir şekilde işlediğinin görülmesi, izlenmesi, raporlanması, bu mekanizmaların sağlıklı bir şekilde yansıtılması meselesi var. Diğer taraftan da tabii bu sürecin gerektirdiği düzenlemelerin yine sağlıklı, sonuç odaklı bir şekilde gerçekleştirilmesi meselesi var. Bu meseleyi de aşacak tecrübe birikimine anlayışa Türkiye Cumhuriyeti’nin sahip olduğuna ben yürekten inanıyorum. Ancak bu süreçte sabote etmeye çalışan, bozmaya çalışan, provoke etmeye çalışan çeşitli dezenformasyonlarla zehirlemeye çalışan veya bu kesinden insanlar olabilir, çevreler, güç odakları olabilir. Bunlara karşı da herkesin çok uyanık olması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Herkesin diline, üslubuna, yaklaşımına çok dikkat etmesi gereken bir süreçten geçtiğimizi de ifade etmek istiyorum. Bu süreçle birlikte hem demokrasi hem de kalkınma açısından yeni bir ortam atmosferin oluşması şeklinde düşünülmelidir. Yeni dönemde güvenlik endişelerinin kalıcı bir şekilde ortadan kalktığı bir ortamda hem Türkiye’nin genel kalkınma süreci hızlanacaktır. Hem de Doğu ve Güneydoğu’nun özellikle uzun yıllardır kullanılmamış potansiyeli çok daha hızlı bir şekilde harekete geçmiş olacaktır. Önümüzdeki dönem Doğu Güneydoğu’nun Türkiye ortalamasının üzerinde bir büyüme, ticaret ve gelişim perspektifi ortaya koyduğuna yürekten inanıyorum.’’ ‘’Demokratik standartlarımızın gelişmesini hepimiz arzu ediyoruz’’ Demokratik standartlarının gelişmesini herkesin arzu ettiğini ifade eden Yılmaz, ‘’Bunu da hiç tereddüt yok. Ama demokratik standartları silahı bırakmanın ön şartlı gibi ortaya koymanın da hiçbir sağlıklı tarafının olmadığını ifade etmek isterim. Hele hele demokrasi, siyasi, siyaset yapma iddiasında olan partilerin DEM Parti dahil olmak üzere bu konuda çok net bir tavır sergilemeleri gerektiğine inanıyorum. Yani şunu da çok açık ifade edeyim. Sürekli bir şekilde kamu kurumlarına, devlete rol biçme ödev yükleme üslubundan çıkıp biz ne yapmalıyız sorusunu kendilerine biraz sormalarında büyük fayda olduğunu da samimiyetle ifade etmek istiyorum. Demokrasi gelişecekse hepimizin katkısıyla gelişecek. Vesayetlerden hepimizin kurtulması, uzaklaşması gerekiyor. Nasıl ki Türkiye bir dönem vesayetçi bir yapıdan daha normal bir demokratik yapıya geçtiyse partilerin de vesayet odaklarından uzaklaşıp demokratik siyaseti gerçek anlamda yapmalarının da çok önemli olduğunu buradan ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından toplantı basına kapalı devam etti.
Diyarbakır’da 90 yaşındaki saat tamir ustası 58 yıldır 2 metrekarelik alanda zamanla uğraşıyor
28 Eylül 2024 Cumartesi - 09:24 Diyarbakır’da 90 yaşındaki saat tamir ustası 58 yıldır 2 metrekarelik alanda zamanla uğraşıyor Diyarbakır’da 90 yaşındaki saat tamircisi, 58 yıldır 2 metre 7 santimlik alanda zamanı ayarlıyor. Merkez Sur ilçesinde saat tamir eden 90 yaşındaki Halit Ayçiçek, 9 sene medrese eğitiminin ardından 12 sene imamlık yaptı. Başka bir imamın yanında saat tamir etmeyi öğrenen Ayçiçek, imamlığı bıraktı, 58 yıldır saat tamir ediyor. Halit Ayçiçek, 1934 doğumlu olduğunu, 90 yaşına geldiğini söyledi. 9 sene medrese okuduğunu, köyde 12 sene imamlık yaptığını belirten Ayçiçek, ondan sonra saat tamir işini yapmaya başladığını ifade etti. 48 sene bu dükkanda kaldığını aktaran Ayçiçek, “10 sene de ilerideki dükkanda yaptım, 58 sene. Bütün saatleri tamir ediyorum. Bu iş kolay olduğu için insanın vücudu pek rahatsız olmuyor, onun için bu işi yapmaya başladım. Benim arkadaşlarım hepsi ölmüşler. Evden çıkıp doğruca bu dükkana geliyorum. İş olsun olmasın, burada kalıp akşamda çekip eve giderim. Arkadaşım yok ki kahvede oturup biraz sohbet edeyim. Arkadaşlarımın hepsi ölmüş” dedi. Dükkanın 2 metre 7 santim olduğunu kaydeden Ayçiçek, “Eskiler getirirler, gençler pilli getiriyorlar, ihtiyarlarda kurmalı saatleri getiriyorlar. Burada bir hoca vardı. Kulübesi sokağın başındaydı, saat tamir ediyordu. Kendisi imamdı. Onunla oturup konuşuyorduk o bana öğretti“ ifadelerini kullandı.
Çayönü Tepesi’nde 60 yıllık kazı serüveni sergisi
27 Eylül 2024 Cuma - 19:18 Çayönü Tepesi’nde 60 yıllık kazı serüveni sergisi Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde yer alan Çayönü Tepesi’nde 1964 yılından bu yana süren kazılar, göçebelikten yerleşik hayata geçiş sürecini aydınlatıyor. Bu yıl, kazıların 60. yılı anısına özel ‘Çayönü Tepesi: 60 Yıl 60 An’ sergisi düzenlendi. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Müzecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Sarıaltun, serginin açılışında yaptığı konuşmada, “Bu yıl, Çayönü Tepesi’nin kazısının başlangıcından 60 yıl sonra önemli bir dönüm noktasını kutluyoruz. Amacımız, 1964’ten 2024’e kadar olan tüm kazı süreçlerini halkımızla paylaşmak” ifadelerini kullandı. Sergide, kazı sürecinde çekilen fotoğrafların yanı sıra arkeologların yaşadığı anlar da öne çıkıyor. Sarıaltun, “Genelde arkeolojik kazılarda final fotoğrafları ön plana çıkar, ancak biz bu sergide insanın içinde olduğu anları yansıtan karelere odaklandık" dedi. Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü 3. sınıf öğrencisi Şelale Aktaş ise, "Bu benim üçüncü katıldığım kazı. Sergimiz, Çayönü Tepesi’nin 60 yıllık serüvenini yansıtmak için düzenlendi. Yaşadığımız mutlulukları ve zorlukları paylaşmak istiyoruz" diye konuştu. Sergiye Diyarbakır İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Sabahattin Genç, Diyarbakır Müze Müdürü Müjdat Gizligöl ve davetliler katıldı.
Çayönü Tepesi’nde 60 yıllık kazı serüveni sergisi
27 Eylül 2024 Cuma - 19:16 Çayönü Tepesi’nde 60 yıllık kazı serüveni sergisi Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde yer alan Çayönü Tepesi’nde 1964 yılından bu yana süren kazılar, göçebelikten yerleşik hayata geçiş sürecini aydınlatıyor. Bu yıl, kazıların 60. yılı anısına özel ‘Çayönü Tepesi: 60 Yıl 60 An’ sergisi düzenlendi. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Müzecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Sarıaltun, serginin açılışında yaptığı konuşmada, “Bu yıl, Çayönü Tepesi’nin kazısının başlangıcından 60 yıl sonra önemli bir dönüm noktasını kutluyoruz. Amacımız, 1964’ten 2024’e kadar olan tüm kazı süreçlerini halkımızla paylaşmak,” ifadelerini kullandı. Sergide, kazı sürecinde çekilen fotoğrafların yanı sıra, arkeologların yaşadığı anlar da öne çıkıyor. Sarıaltun, “Genelde arkeolojik kazılarda final fotoğrafları ön plana çıkar, ancak biz bu sergide insanın içinde olduğu anları yansıtan karelere odaklandık,” dedi. Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü 3. sınıf öğrencisi Şelale Aktaş ise sergiye katkı sağladı. Aktaş, “Bu benim üçüncü katıldığım kazı. Sergimiz, Çayönü Tepesi’nin 60 yıllık serüvenini yansıtmak için düzenlendi. Yaşadığımız mutlulukları ve zorlukları paylaşmak istiyoruz,” diye belirtti Sergiye Diyarbakır İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Sabahattin Genç, Diyarbakır Müze Müdürü Müjdat Gizligöl, ve davetliler katıldı.
Dicle Elektrik, ‘Köstebek’ ve ‘Makaralı Aydınlatma Direği’ projesini hayata geçirdi
27 Eylül 2024 Cuma - 14:05 Dicle Elektrik, ‘Köstebek’ ve ‘Makaralı Aydınlatma Direği’ projesini hayata geçirdi Dicle Elektrik, teknoloji ve AR-GE yatırımlarından olan “Köstebek” ve “Makaralı Aydınlatma Direği” projesini hayata geçirerek hem kaçak oranını hem de karbon salınımı oranını en aza indirerek çözüm sunuyor. Teknoloji ve Ar-Ge yatırımlarıyla elektrik dağıtım sektöründe öncü konumda bulunan Dicle Elektrik, Türkiye’de ilk niteliğindeki çalışmalara imza atmaya devam ediyor. Verimlilik ve müşteri odaklı projelerle, sektördeki diğer elektrik dağıtım şirketlerine örnek teşkil ettiklerini ifade eden Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, “Ar-Ge şirketi olma hedefimiz kapsamında 60 kadar nitelikli proje geliştirdik. Bu çalışmalarla enerji verimliliğini ve güvenliğini sağlayarak hizmet bölgemizde sürdürülebilir bir altyapı oluşturmayı ve müşteri memnuniyetini daha da artırmayı hedefliyoruz.” dedi. “Makaralı Aydınlatma Direği” projesiyle ilgili detaylar veren Arvas, “Bu projeyle karbon salınımını ciddi oranda azaltırken arızalara oldukça hızlı çözüm sunuyoruz. Hayat geçen bir diğer Ar-Ge projemiz ‘Köstebek’ ile yeraltı şebekelerinde kaçak kullanımın önüne geçerek enerji kaybını minimize ediyoruz. Bu ve daha birçok projeyle elektrik dağıtımında yeni bir dönemin kapısını aralıyor ve sektörümüzdeki öncü rolümüzü pekiştiriyoruz" şeklinde konuştu. Kayıpsız-Kesintisiz-Kaliteli enerji anlayışıyla elektrik dağıtım hizmeti veren Dicle Elektrik, teknoloji ve Ar-Ge yatırımlarıyla, sürdürülebilirlik ve verimliliği merkeze alanyenilikçi projeler geliştirmeye devam ediyor. Şirketin 2017 yılında kurduğu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı onaylı Ar-Ge Merkezi, elektrik dağıtım şirketleri arasında kurulan ilk Ar-Ge Merkezi olma özelliği taşıyor. Kaçak elektriğe karşı yerli ve milli çözümler Dicle Elektrik’in Ar-Ge faaliyetleri; enerji dağıtımında verimlilik sağlamaya, dışa bağımlılığı azaltacak milli yazılımlar geliştirmeye ve akıllı şebeke çözümleri üretmeyeodaklanıyor. Ar-Ge merkezinde 30 kişilik uzman ekiple kayıp kaçak oranlarını azaltmaya yönelik projeler geliştiren Dicle Elektrik, 2013 yılında yüzde 80 seviyelerinde olan kayıp kaçak oranını, 2024 yılı itibarıyla yüzde 42 seviyelerine düşürmeyi başardı. Konuyu değerlendiren Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, “Güvenli ve kesintisiz enerji tedarikinin sağlanması, şirketimizin en önemli Ar-Ge stratejisini temsil ediyor. Özelleşmeden bu yana sürdürdüğümüz ‘Ar-Ge şirketi olma’ hedefimiz kapsamında 60’ın üstünde nitelikli proje geliştirdik. Bu projelerle enerji verimliliğini ve güvenliğini sağlayarak hizmet bölgemizde sürdürülebilir bir altyapı oluşturmayı ve müşteri memnuniyetini daha da artırmayı hedefliyoruz. Teknoloji ve Ar-Ge’nin gücünü kullanarak Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan ve diğer dağıtım şirketlerinin çalışmalarına örnek teşkil eden projelerimiz ile elektrik dağıtımında yeni bir dönemin kapısını aralıyor ve sektörümüzde öncü rolümüzü pekiştiriyoruz" dedi. Dicle Elektrik’in Ar-Ge kapsamındaki hedeflerini de aktaran Arvas, “5 yıllık stratejimiz kapsamında; ekstrem hava koşulları ve doğal afetlere karşı şebeke dayanıklılığının artırılması, dağıtım şebekelerinin çift yönlü enerji ve bilgi akışıyla daha dinamik hale getirilmesi, gerçek zamana yakın ölçüm altyapılarının kullanılması ile durumsal farkındalığıniyileştirilmesi ve dijitalizasyonun artırılması gibi hedeflerimize ulaşmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" şeklinde konuştu. Her 100 kilometrede yüzde 30 oranında karbon ayak izini siliyor Dicle Elektrik Ar-Ge Merkezi’nin öne çıkan projeleri arasında, “Makaralı Aydınlatma Direği” geliyor. 2021 yılında başlayan proje ile iş kazalarının önlenmesi, bakım süreçlerinin hızlanması ve çalışanların iş yükünün hafifletilmesinin hedeflenirken çevresel sürdürülebilirliğe de katkı sağlanıyor. Projenin yaygınlaşmasıyla, elektrik sektöründe sıkça kullanılan sepetli kamyonetlerin kullanımının azalacağı, böylece her 100 kilometrede yaklaşık yüzde 30 oranındakarbon ayak izinin silinebileceği öngörülüyor. Dicle Elektrik’in bir diğer örnek Ar-Ge projesi olan ‘Köstebek’, 2020 yılında hayata geçirildi. Yeraltı kablo şebekelerinde gözle tespit edilemeyen kaçakları belirlemeyi hedefleyen ‘Köstebek’ ile akıllı sayaçlardan elde edilen ölçüm verileri kullanılarak kaçak bölgesi sistematik bir şekilde tespit ediliyor. Sistem, sadece kaçağın yerini değil, aynı zamanda kaçağın yapıldığı mesafeyi de tahmin ediyor. Projenin devreye girmesiyle birlikte usulsüz kullanımın önüne geçilerek ülke ekonomisine önemli katkılar sağlandı.
Demircilikte yarım asrı geride bırakan ağabey kardeş, şimdilerde yetiştirecek çırak bulamıyor
27 Eylül 2024 Cuma - 09:59 Demircilikte yarım asrı geride bırakan ağabey kardeş, şimdilerde yetiştirecek çırak bulamıyor Diyarbakır’da Mehmet Zeki Yıldız ve kardeşi Mehmet Yıldız, demircilik mesleğinde yarım asrı geride bıraktı. Zanaatlarını icra ederek hayatlarını devam ettiren Yıldız kardeşler, şimdilerde yetiştirecek çırak bulamıyor. Diyarbakır’da yaşayan Mehmet Zeki Yıldız (72), kardeşi Mehmet Yıldız (69) ile birlikte 50 yıldır demir döverek yaşamlarını idame ettiriyor. Geride kalan yarım asırda evlenip çoluk çocuğa karışan abi kardeş, mesleği çocuklarına da öğretti. Gelişen teknoloji ile makinelerin seri üretime başladığı günümüzde eski işlerini yakalayamaz olan Yıldız kardeşler, şimdilerde yetiştirecek çırak bulmakta da güçlük çekiyor. Mesleği Ermeni ustalarından öğrenen Yıldız kardeşler, mesleğin kaybolmaması için demirciliği sonraki nesillere aktarmak istiyor. Mehmet Yıldız, Ermenilerden öğrendiği mesleğini 50 yıldır devam ettirdiğini belirterek, "50 senedir bu işi yapıyorum. Ama şimdi makineler çıktı, işçiler çalışmıyor. Fabrikalar bizim yaptığımız malzemeleri üretiyor. Demircilik Diyarbakır’ın sembolüdür. Demircilik ölürse Sur da ölür” dedi. 2 oğlunun Demircilik mesleğini son 20 yıldır kendisinden devraldığını ifade eden Yıldız, sadece kaynak işleri ile ilgilendiğini kaydetti. Torununun usta olduğunun fakat dükkana gelmediğini ifade eden Yıldız, meleğe işçi bulmanın zorlaştığını vurguladı. Mehmet Yıldız’ın kendisi gibi aynı mesleği yapan ağabeyi Mehmet Zeki Yıldız, "72 yaşındayım. Demircilik yaparak 10 çocuğumu büyüttüm, hepsini evlendirdim. Fazla çalıştığım zaman yoruluyordum para kazanmıyordum. Emeğimin karşılığını alamadım mecburen mesleğimi bıraktım’’ diye konuştu.