Yerel Haberler
Diyarbakır
Diyarbakır’da doktorlar kanser hastaları için toplandı
23 Ağustos 2024 Cuma - 08:59 Diyarbakır’da doktorlar kanser hastaları için toplandı Memorial Diyarbakır Hastanesi’nde bulunan onkoloji bölümü doktorları, onkoloji hastaları için doğru tanı konulması, uygun tedavi yöntemi belirleyebilmek için toplandı. Günümüzde oldukça yaygın olan kanser vakaları her geçen yıl bir önceki yıla göre artıyor. Dünya’da yılda yaklaşık olarak 19,5 milyon kişiye kanser tanısı konulurken, Türkiye’de bu rakam 250 bin kişi civarında seyrediyor. Kanser, kişiler için ve aileler için oldukça endişe veren bir hastalık olsa da günümüzde bulunan ileri teknoloji ile erken tanı sağlanıyor. Gelişmiş tarama yöntemleri ile kanserin tanı ve teşhisi kısa sürede belirlenerek hızla tedavi edilebilir yöntemler sağlanabiliyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi’nde bulunan onkoloji bölümü doktorları kanser hastalarına bu konuyla ilgili bilgi vermek amacıyla ve multidisipliner yaklaşımları benimseyerek onkoloji hastaları için doğru tanı konulması, uygun tedavi yöntemi belirleyebilmek için toplandı. Kurulan konsey doğrultusunda kanser hastaları için umut ışığı olmayı amaçlayan uzman doktorlar, çeşitli bölümlerden ve alanlardan oluşan bir topluluk ile kanser hastaları için çeşitli tedavi yöntemlerini konuşmakta. Konseyde bulunan Memorial Diyarbakır Hastanesi doktorları; Prof. Dr. Mahmut İlhan, Uzm. Dr. Baran Yusufoğlu öncülüğünde tekrardan kurulan Onkoloji doktorları ile her hafta belirli periyotlarla toplanılmakta. Onkoloji konseyinin vizyonu doğrultusunda kanser hastaları için uygun ve doğru çözümler sunulması amaçlanmakta. Onkoloji Konseyi; Prof. Dr. Abdussamed Batur, Prof. Dr. Ahmet Şiyar Ekinci, Prof. Dr. Ferit Akıl, Prof. Dr. Mahmut İlhan, Doç. Dr. M. Şükrü Budak, Op. Dr. Musluh Hakseven, Uzm. Dr. Baran Yusufoğlu, Uzm. Dr. İbrahim Hakkı Dursun, Uzm. Dr. Murat Akın öncülüğünde gerçekleşiyor. Alanında uzman hekimler, birçok alanda farklı kanser türleri hakkında önemli bilgileri istişare ederken, farklı tedavi yöntemlerini tartışarak, en doğru tedavi şeklini belirleyerek, kemoterapi, akıllı ilaç, radyoaktif madde ile tedaviler, radyoterapi ve cerrahi yöntemler ile kişilere farklı çözüm önerileri sağlıyor.
15 kişinin hayatını kaybettiği yangının nihai raporu ortaya çıktı
22 Ağustos 2024 Perşembe - 16:55 15 kişinin hayatını kaybettiği yangının nihai raporu ortaya çıktı Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde 20 Haziran’da başlayan ve rüzgarın etkisiyle yayılan yangının ardından, Çınar Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında bilirkişi raporu tamamlandı. Bu kapsamda yangının başladığı nokta olarak belirtilen elektrik direği ve tellerinde yangına sebebiyet verecek herhangi bir iz ve emare olmadığı beyan edildi. 20 Haziran Perşembe günü Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde başlayan ve 15 kişinin hayatını kaybetmesine sebep olan yangının ardından bilirkişi raporunun detayları belli oldu. Haziran ayında hazırlanan ön raporu yeterli bulmayan Çınar Cumhuriyet Başsavcılığı, yangının çıkış sebebine dair 2. bilirkişi heyeti raporu talep etmişti. Mevcut bilirkişi heyetinin genişletilerek yürütülen detaylı ve titiz incelemeler sonucunda hazırlanan rapor tamamlandı. 14 Ağustos 2024 tarihinde soruşturma dosyasına sunulan raporda, yangının elektrik tellerinden kaynaklı olduğuna dair bir ize rastlanmadığı ifade edildi. Yangın bilirkişi incelemelerinde, elektrik direğinin konumu ile yangının başladığı iddia edilen Köksalan Mahallesindeki nokta arasında yaklaşık 7-8 metrelik bir mesafenin olduğu, direğin çevresinde ise herhangi bir yanma izi olmadığı tespit edildi. Elektrik bilirkişi incelemelerinde ise ayırıcı kontağın enerjisiz olduğu, direğin izolatörlerinin ve konsolunun incelendiğinde yangın sonrası herhangi bir değiştirmenin yapılmadığı, ark izine rastlanmadığı sonucu yer aldı. Raporda ayrıca, demir direğin üzerindeki kabloların sağlam vaziyette olduğu, ayırıcı direğinde sigortaların bağlı olduğu kısmın yerine tel bağlandığı ve telin ısınarak kopmadığı, söz konusu direğin bitişiğinde yerde olan tel parçanın iletken olmayan çelik gergi bir tel olduğu ve sigorta teli yerine kullanılamayacağı ifade edildi. Yine aynı bölgede yer alan başka bir parçanın ise mesnet izolatörlerini havai hat iletkenlerine irtibatlandırmada kullanılan sıkı bağ parçası olduğu ve yere düştükten sonra çıkan yangınla birlikte yanması sonucu karardığı belirtildi. Öte yandan raporda, yangının çıktığı iddia edilen direğin üç yönlü bağlantısı olduğu, iki yönde enerjinin olmadığı, sigorta patronunun açık olduğu ve tel sarılı iletkenin enerjisiz olduğu tespiti yer aldı. Köksalan köyünde yaşayan ve direkten tarımsal sulama amaçlı enerji alan Veysi Buğdaycı isimli vatandaşın da kendisine ait trafoyu olay anından önce direkten söktüğü, dolayısıyla sarılı iletken tel enerjisiz olduğu için ark yaparak yangın çıkarmasının mümkün olmadığı belirtildi. Ayrıca incelemeler kapsamında sökülen sayacın değerlerine bakıldığında, 29 Temmuz 2024 tarihinde Mazıdağı istikametine enerji verilmediği de tespit edildi. Son olarak raporda bilirkişi heyetinin, bölgeye elektrik tedariki sağlayan dağıtım şirketine ait sepetli araçla direğin üzerinde kısa devreye bağlı ark izine bakmak için çıktığı aktarıldı. Şirketin delil karartma amacıyla direği veya direk tellerini değiştirmediğinin çekilen fotoğraflarla da belgelendiği ifade edildi.
Peygamber Efendimiz’e yapılan hakarete Diyarbakır’dan tepki
22 Ağustos 2024 Perşembe - 15:26 Peygamber Efendimiz’e yapılan hakarete Diyarbakır’dan tepki Peygamber Sevdalıları Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Yakup Kaya, Sivas’ta sosyal medya üzerinden dini değerlere ağza alınmayacak hakaretler edip, uyuşturucu madde kullanımını özendirdiği için tutuklanarak cezaevine konulan kadın için yaptığı açıklamada, “Rahmet olarak gönderilen bir Peygambere bunların yapılmasını gerçekten hazmedemiyoruz. Bu, toplumda infial uyandırabilecek bir olaydır” dedi. Sosyal medya hesapları üzerinden “sizin o şeriat isteyen olmayan aklınızı, fikrinizi, Allah’ınızı, kitabınızı, o Arap Peygamberinizi s.... atarım:)” şeklinde ağza alınmayacak hakaretler eden ve uyuşturucu madde kullanımını özendirecek paylaşımlar yapan Samira Beyza Gürkan (22), Sivas Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan yer tespit çalışmasının ardından Narkotik ve Güvenlik Şube Müdürlükleri ekipleri tarafından gözaltına alınmıştı. İşlemlerinin ardından Gürkan, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Peygamber Sevdalıları Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Yakup Kaya, söz konusu paylaşımın toplumda infial uyandırabilecek bir olay olduğunu söyledi. Hazreti Muhammed’e yapılan nefret suçu içeren olayı şiddetle kınadıklarını ifade eden Kaya, “Peygamber Sevdalıları Vakfı olarak Peygamber Efendimize yapılan nefret suçunu içeren bu olayı şiddetle kınıyoruz. Bu şahsın en ağır bir şekilde cezalandırılmasını talep ediyoruz. Aynı zamanda bu olayın takipçisi olacağız. Malum şahıs 22 yaşında fakat 29 ayrı suçtan aranan biri. Bunun akabinde gözaltına alınıp, tutuklanan biri. Müslüman bir toplumda yaşıyoruz. Peygamber Efendimiz bizim kırmızı çizgimiz. Peygamberimize yapılan hakareti kesinlikle kabul etmiyoruz” dedi. Dini değerlere hakaret suçu cezasının değiştirilmesi gerektiğini söyleyen Kaya, “Malum, caddede yürüyen bir kişi diğer bir kişiye hakaret ettiğinde bir yıldan 2-3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabiliyor. Fakat dini değerlere hakaret edenler 6 aydan 1 yıla kadar cezalandırılabiliyor. Öncelikle bu kanunun değişmesi gerekiyor. Çünkü bu kanun gülünç bir şekilde ortada duruyor. Öncelikle bu kanunun değişmesini bekliyor ve talep ediyoruz” diye konuştu. Ailelere çocuklarını kontrol altında büyütmeleri gerektiği yönünde uyarılarda bulunan Kaya, şunları kaydetti: “Peygamberimize hakaret eden şahıs sınırları aşmıştır. Biz Müslüman bir toplumuz. Peygamber efendimizin adı anıldığında elimizi kalbimize götürüp, kalbimizi yokladığımız bir toplumda bu olayın gerçekleşmesi bizi gerçekten çok üzmüştür. Ailelerin bu konuyla ilgili gerçekten dikkat etmeleri gerekiyor. Çocuklarını kontrol altında büyütmeleri gerekiyor. Peygamber Efendimizle savaşa tutuşan hiçbir kimse başarılı olamamıştır, zafere ulaşamamıştır. Bunların bu şekilde hareket etmesi onları doğruya ulaştırmayacaktır. Bizler biliyoruz ki, Peygamber Efendimiz alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Rahmet olarak gönderilen bir Peygambere bunların yapılmasını gerçekten hazmedemiyoruz. Bu, toplumda infial uyandırabilecek bir olaydır. Yetkililerin bu konu üzerine ciddi kafa yormaları ve bu konu ile ilgili ciddi adımlar atmalarını bekliyor ve talep ediyoruz."
Yıkım kararı verilen bina ve okullardan 60-100 ton arası demir çıkması gereken yerde 4 ile 10 ton çıkıyor
22 Ağustos 2024 Perşembe - 12:29 Yıkım kararı verilen bina ve okullardan 60-100 ton arası demir çıkması gereken yerde 4 ile 10 ton çıkıyor Diyarbakır ve İstanbul’da yıkımı gerçekleştirilen bina, okul ve hastane gibi yapılarda en az 60-100 ton demir çıkması gereken yerlerde 4 ila 10 ton arası demir çıkması, yapılardaki çürük boyutunu gözler önüne serdi. 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerde binlerce yapının yıkılmasıyla 50 binden fazla insan hayatını kaybetti. Bu süre zarfında çok sayıda yapının yıkımına karar verildi. Diyarbakır’da da, SMC Yıkım tarafından 3 binden fazla yapı yıkıldı. Firma, hem Diyarbakır, hem de İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin birçok yerinde üstlendiği yapıların yıkımını gerçekleştirirken, Türkiye’deki çürük yapıların gerçekliğini de ortaya çıkardı. SMC Yıkım Hafriyat Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Çubuk, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine, böyle bir acının bir daha memlekete ve ülkeye göstermemesi duasında bulunarak, Kahramanmaraş merkezli depremlerde çok büyük acılar çekildiğini söyledi. Diyarbakır’da şu ana kadar 3 bin bina yıktıklarını aktaran Çubuk, İstanbul Bayrampaşa’da, Türkiye’nin her tarafında yıkım yaptıklarını, binaların çok çürük olduğunu ifade etti. “8 dairelik bir binada normalde 60-65 ton demir kullanılması gereken yerlerde 6-7 ton. Bu da onda biri bile değildir” diyen Çubuk, “Binalar çok çürüktür, kaliteli beton kullanmıyorlar. Şöyle söyleyeyim bir kolonda 30’luk, en az 20’lik demir kullanması gereken yerlerde 8’lik demir kullanıyorlar. Bu da çok vahim bir durumdur. Arkamda örnek bir bina vardır. Bu, sadece Diyarbakır’a has bir şey değildir” dedi. “Her seçimlerde, önemli zamanlarda binalar 4 katlıyken bir bakıyoruz 6, 7 katlı olmuş” Bayrampaşa’da 226 tane binanın yıkımını yaptıklarına değinen Çubuk, şöyle konuştu: “Bayrampaşa’nın bir sokağında binalar hepsi çok çürüktür. Geçen gün Bayrampaşa’da 4 katlı bina yıktık. O binada normalde en az en az 30-40 ton demir olması gerekirken 4 ton demir çıkardık. Bunu özelikle söylemek istiyorum. Her seçimlerde, önemli zamanlarda binalar 4 katlıyken bir bakıyoruz 6, 7 katlı olmuş. Çoğu kaçaktır. Bu da insanlarımız için vahim bir durumdur. Önümüzde büyük depremler var. Bu çürük binaların biran önce yıkılması lazım. Bizde halk olarak devletimize yardımcı olalım. Bu çürük binaları biran önce ortadan kaldırmamız lazım” diye konuştu. “Okulları yıkıyorum, 100 ton demir olması gereken yerde bakıyoruz 10 ton demir çıkıyor” Betonun içine çakıl taşları olduğunu, bütün malzemelerin çok kalitesiz kullanıldığını aktaran Çubuk, “O yüzden bu acıyı bir daha yaşamamak için büyüklerimizde söylüyor, bilim adamlarımızda söylüyor. Deprem insanı öldürmüyor, bu tür çürük binalar insanları öldürüyor. Yazıktır, günahtır. Fikrimiz söylüyorum her yerde hastane, okul yıkımları yapıyoruz. Okullarımız çok çürüktür. Bizim çocuklarımız, canlarımız orada okuyor. Okullar o kadar çürük ki, evlatlarım var, üzülüyorum. Okulları yıkıyorum, 100 ton demir olması gereken yerde bakıyoruz 10 ton demir çıkıyor. Bunu nasıl bir vicdanla yapmışlar. Bundan sonraki süreçte de, kurumlarımız, devletimiz zaten yapıyorlar ama biraz daha bu konuyu sıklaştırsınlar. Birimler, belediyeler kontrolü sıklaştırsın” ifadelerini kullandı. (RK-Y)
Diyarbakır’da Sultan II. Bayezid Vakfı’nın hayır şartı kapsamında 30 çocuğa sünnet şöleni düzenlendi
21 Ağustos 2024 Çarşamba - 16:50 Diyarbakır’da Sultan II. Bayezid Vakfı’nın hayır şartı kapsamında 30 çocuğa sünnet şöleni düzenlendi Diyarbakır Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Osmanlı padişahı Sultan II. Bayezid tarafından 528 yıl önce kurulan ve asırlardır toplumsal dayanışma ile yardımlaşma geleneğini sürdüren Sultan II. Bayezid Vakfı’nın hayır şartı kapsamında toplam 30 çocuk için sünnet şöleni düzenledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce düzenlenen etkinlik, bölgedeki vatandaşlar ve çocuklar için unutulmaz anlara sahne oldu. Diyarbakır’da gerçekleştirilen sünnet şöleninde, 30 çocuğa kıyafetler giydirildi, bisikletler alındı. Lunaparkta doyasıya eğlenen çocuklar ve aileleri; tarihi Ongözlü Köprü üzerinde gökyüzüne uçan balonlar bıraktıktan sonra davul ve zurnalar eşliğinde halaylar çekti. Diyarbakır sokaklarında TOGG’lar ve otobüslerle beraber birçok aracın eşlik ettiği uzun konvoya yunuslar da katılarak, çocukların güvenliği ve eğlencesine katkı sağladı. Şölenin final etkinliğinde çocuklar folklor ve bando gösterileri eşliğinde palyaçolar, şişme oyun alanları, balonlar, yüz boyama gibi eğlencelerle doyasıya eğlendi. Yine gelenekler yaşatılarak çocuklara altın takıldı. Diyarbakır Vakıflar Bölge Müdürü Hakan Demir, “Sultan II. Bayezid Vakfı’nın 528 yıllık hayır şartını bugün sürdürebilmenin gururunu yaşıyoruz. Bu tür etkinlikler, toplumun birlik ve beraberlik içinde geleceğe umutla bakmasını sağlıyor. Bugün burada, çocuklarımızı geleceğe hazırlarken, onların milli ve manevi değerlerimize bağlı bireyler olarak yetişmesine katkıda bulunuyoruz. Umuyoruz ki gençlerimiz, vatanına ve milletine yararlı, başarılı bireyler olarak gelecekteki yerlerini alacaklar. Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak, bizler elimizden geldiğince onlara kol kanat germeye ve yardımcı olmaya devam edeceğiz” dedi. Etkinliğe, Vali Yardımcısı İlyas Öztürk, Sur Kaymakamı Asım Solak, AK Parti MKYK Üyesi Ali Karakaş, AK Parti İl Başkanı Mehmet Raşit Ocak, kurum müdürleri, çocuklar ve aileleri katıldı.