Yerel Haberler
Diyarbakır
19 Nisan 2026 Pazar - 13:17 ’’Okullardaki şiddetin çözümü sorumluluğu paylaşmaktan geçiyor’’ Uzman klinik psikolog Eylül Ünaldı, Kahramanmaraş ve Siverek’teki okullarda yaşanan şiddet olaylarına dikkat çekerek, şiddetin tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkan bir sonuç olmadığını, çoğu zaman uzun süre görmezden gelinen ihtiyaçların, bastırılan duyguların ve ihmal edilen sorumlulukların birikimi olduğunu söyledi. Ünaldı, hemen her güne yeni bir şiddet ve ölüm haberiyle başlarken, şiddetin daha küçük yaşlara ve okullara kadar sıçramış olmasının herkesi derinden sarstığını kaydetti. Okulun çocukların yalnızca akademik bilgi değil, aynı zamanda güven, aidiyet ve kendini ifade etme becerisi kazandığı bir alan olması gerektiğine işaret eden Ünaldı, ’’Maalesef birçok ihmalin ve eksikliğin bir araya gelmesiyle oluşan bir tablo söz konusu. Bunun en büyük nedenlerinden biri, ailelerin kendi ihtiyaçları ve rahatları doğrultusunda buna göz yummasıdır. Sosyal medya, video platformları ve oyunlar, denetimsiz ve rehbersiz kaldığında çocuğun gerçeklik algısını şekillendiren güçlü araçlara dönüşür. Çocuğun ne izlediğini, neye maruz kaldığını bilmemek, aslında onun iç dünyasından da habersiz olmak anlamına gelir. Bu noktada özellikle bilgisayar oyunları tek başına ‘suçlu’ ilan edilemez, ancak içeriklerinin niteliği ve kullanım biçimi son derece belirleyicidir. Şiddetin ödüllendirildiği ve empati kurma alanı bırakmayan oyunlar, özellikle küçük yaştaki çocuklar için riskli bir zemin oluşturabilir. Uzun süreli ve denetimsiz oyun oynama, çocuğun gerçek dünyayla kurduğu bağı zayıflatabilir, duygularını tanıma ve ifade etme becerisini köreltebilir. Bu nedenle sınır koymak ve çocuğa içeriklerle ilgili rehberlik etmek oldukça önemlidir. Burada sorumluluk açıkça yetişkinlere düşer’’ dedi. Ünaldı, çocukların duygusal gelişiminin de çoğu zaman göz ardı edildiğine değinerek, ‘’Duygu düzenleme becerisi kazandırılmadan büyüyen, kendini ifade etmesine alan açılmayan ve çoğunlukla ceza yaklaşımıyla yetiştirilen çocuklar, yaşadıkları yoğun duygularla baş etmekte zorlanabiliyor. Ayrıca yalnızca fiziksel şiddete değil, şiddetin her türüne maruz kalmak da bu yükü ağırlaştırıyor’’ diye konuştu. Diğer taraftan okullardaki rehberlik ve psikolojik destek sistemleri oldukça yetersiz kaldığını bildiren Ünaldı, şunları kaydetti: ‘’’Bir rehber öğretmene düşen öğrenci sayısının fazlalığı, çocukların yeterince fark edilmemesine neden oluyor. Sistemimizde ağırlıklı olarak akademik düzenlemeler yapılmaya çalışılırken, çocukların gelişiminin en önemli boyutlarından biri olan psikolojik ve sosyal gelişim alanları geri planda kalıyor. Bir çocuğun bile fark edilmesi ve gereken desteği alabilmesi, bazen büyük bir krizin yaşanmasını önleyebilir. Duygularını ifade edemeyen ve anlaşılmadığını hisseden bir çocuk, zamanla bu birikimi sağlıksız yollarla dışa vurabilir. Dizi ve filmlerde şiddetin sıradanlaştırılması, bir güç göstergesi ve kahramanlık olarak sunulması, hem çocukların hem de yetişkinlerin zihninde zamanla normalleşmeye yol açtığı gibi, değer yargıları henüz gelişmemiş olan çocuklar üzerinde düşündüğümüzden daha derin izler bırakabilir. Bir başka kritik ama çoğunlukla gözden kaçan konu ise medyada çıkan haberlerin çocukların yanında izlenmesi ve konuşulmasıdır. Sürekli şiddet haberlerine maruz kalan çocuklar, dünyayı güvensiz ve tehlikeli bir yer olarak algılamaya başlayabilir. Bu durum, çocukların kaygılarını artırabileceği gibi bazı durumlarda şiddeti bir çözüm olarak normalleştirmesine de neden olabilir. Bu noktada ailelere düşen bazı önemli sorumluluklar vardır: Şiddet içerikli haberleri mümkünse çocukların yanında izlememek, İzlemek zorunda kalındığında içeriği çocuğun yaşına uygun şekilde açıklayarak rehberlik etmek, ’Sen şu an güvendesin, biz yanındayız’ duygusunu pekiştirmek, Çocuğun merak ettiği sorularını geçiştirmek yerine açık ve sakin bir şekilde yanıtlamak, Haber sonrası çocuğun duygusunu sorarak onun iç dünyasına alan açmak gerek.’’ ’’Tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkan bir sonuç değil’’ ’’Tüm bunlar göz önüne alındığında çözüm, suçlu aramaktan çok sorumluluğu paylaşmaktan geçiyor’’ diyen Ünaldı, konuşmasına şöyle devam etti: ‘’Şiddet, tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkan bir sonuç değil, çoğu zaman uzun süre görmezden gelinen ihtiyaçların, bastırılan duyguların ve ihmal edilen sorumlulukların birikimidir. Hepsi göz önüne alındığında çözüm, suçlu aramaktan çok sorumluluğu paylaşmaktan geçiyor. Okullarda daha güçlü psikolojik destek sistemleri kurmak, ailelerin çocuklarıyla daha nitelikli zaman geçirmesini ve onlara rehberlik etmesini teşvik etmek, dijital içeriklerin kullanımı ve izlenmesi konusunda daha sınır koyan, takip eden ve rehberlik eden bir yaklaşım benimsemek. En önemlisi de çocukları gerçekten dinlemek. Çünkü bazen bir çocuğun duyulması, anlatılamayan bir hikâyenin şiddete dönüşmesini engelleyebilir.’’
19 Nisan 2026 Pazar - 12:17 Çocukları için hobi olarak yapıyordu, evinin odasını atölyeye çevirip 81 ile satış yapmaya başladı Diyarbakır’da yaşayan çocuk gelişimi mezunu 2 çocuk annesi Asya Yavuz, çocuklarını ekrandan uzaklaştırmak için başladığı etkinlikleri üretime dönüştürdü. Evinin bir odasını atölyeye çeviren Yavuz, ürünlerini 81 ile göndermeye başladı. Diyarbakır’da yaşayan, çocuk gelişimi bölümü mezunu 2 çocuk annesi Asya Yavuz, kendi çocuklarını ekrandan uzaklaştırmak için taş boyama ve vantrolog gibi etkinlikler yapmaya başladı. Evine gelen misafir çocukları da bu etkinliklere dahil eden Yavuz, çevresinden olumlu geri dönüşler aldı. Aldığı bu dönüşlerin ardından evinin bir odasını atölyeye çeviren Yavuz, yurt dışından getirdiği kalıplarla taş tozundan şekilli ürünler üretmeye başladı. Ürettiği ürünleri sosyal medya üzerinden Türkiye’nin 81 iline ulaştıran Yavuz, hem ev ekonomisine katkı sağlıyor hem de çocukların gelişimine destek oluyor. ’’Her çocuğun kalbine dokunmak çok güzel’’ Kendi çocuğuyla evde etkinlik yaparken diğer çocuklara da nasıl faydalı olabilirim düşüncesinden yola çıkarak, çalışmaya başladığını belirten Yavuz, ’’Geçmişte herkesin çok sevdiği alçı boyama etkinliği oluyordu. Bütün çocukların sevdiği. Ben de bunu sosyal medyada görmüştüm. Oradan esinlenerek önce kendi çocuğuma ve daha sonra da diğer çocuklara çok etkili olacağını, seveceklerini düşündüğümden dolayı böyle bir hobiye giriştim. Anneyim, 2 tane çocuğum var. Evde eşimle, çocuğumla ilgilendikten sonra arta kalan zamanımda, genelde akşamları atölyeye dönüştürdüğüm odamda döküm yapıyorum, kurumasını yapıp paketlemesiyle beraber sosyal medyada satış yapıyorum. Ücretli öğretmenlik yapıyordum. Sonra hamilelik sürecinden dolayı ara vermek durumunda kaldım. Ara verdiğimde bu süreçte ne yapabilirim, nasıl faydalı olabilirim, aileye nasıl bir katkı sağlayabilirim maddi anlamda düşünürken, hem çocuklarımı ihmal etmeyecek hem evde eşim, gelenim, gidenim derken böyle bir uğraşla karşılaştım ve çok severek de yapıyorum. Her çocuğun kalbine dokunmak çok güzel’’ dedi. ’’Ailelerden güzel dönüşler aldım’’ Evlerine gelen misafir çocuklarıyla da aynı etkinlikleri yaptığını ve ailelerinden güzel dönüşler aldığını aktaran Yavuz, şunları söyledi: ’’Çocuklarımla beraber evde oynarken bir de gelen misafir çocuklarını ekrandan uzak tutmak için workshop havasında çocuklara evde etkinlik yaptım. Güzel dönüşler aldım ve bunu neden daha fazla çocuğa ulaştırmayayım diye bunu geliştirmek istedim. Diyarbakır’ın adını sanata duyurmak istedim. Şu an Diyarbakır’da kendi evimde kurmuş olduğum bir atölyede üretim yapıyorum ve tüm Türkiye’ye ulaştırmak istiyorum bunu. Siparişlerimi sosyal medya üzerinden aldıktan sonra doğum günü, aile katılımı, workshoplar olacak şekilde konuya bağlı olarak, tercihen kendilerinin seçimi veya benim seçeceğim şekilde paketlemelerimi yapıyorum. Kız ve erkek çocuklarına uyacak şekilde figürlerim var. Boyası, fırçası tamamen hazır. Çocuklar çok keyifle boyuyorlar. Bunlar benim bireysel paketlerim. Bir erkek çocuğu için hazırlanmış olan paketim, bu da kız çocuğu için hazırlanmış paketim. Renkleri kız çocuklarına uygun. Bu şekilde bireysel paketlerim. Bunlar da satış noktaları için yapmış olduğum paketlemelerim. Bütün kırtasiye, oyun evleri, az kılık, poşet şeklinde o şekilde satışlarım mevcut. Bunlar da sadece bir çocuğum var, kendi evimde yapmak istiyorum dediğinizde kız çocukları için hazırladığım, bu da erkek çocuklar için hazırladığım bireysel kutular. Bir de böyle dekoratif ürünlerim var. Boyalı ve ham haliyle bütün kadınların vazgeçilmez olan dekoratif ürünlerini hazırlıyorum.’’ Yapılan boyama etkinliğinin çocuklara çok faydalı olduğunu aktaran Yavuz, şu ifadeleri kullandı: ’’Objemi sadece obje olarak değerlendirmeyin. Çocuk gelişimi üzerinde çok büyük katkısı var. Çocuk öncelikle bunun ismini öğreniyor. Kaplumbağa demeyi ve yeşil renkle aynı zamanda yeşil rengi öğretiyorsunuz çocuğa. Boyadıktan sonra çocuk birebir bunu eline alıp somut bir örnekle bitirdikten sonra ’ben yaptım’ düşüncesiyle özgüvenini geliştirmiş oluyoruz. Fırça tutmasıyla motor gelişimini desteklemiş oluyoruz. Çocuğun sadece bir obje olarak buna bakmamamız lazım. Birçok çocuğun gelişim alanını destekliyoruz aslında. Türkiye’nin 81 iline satış yaptım. Bundan sonraki hedefim de çocuk adının geçtiği her etkinlikte bulunmak istiyorum."
Dünyanın en küçük 33’lük ve 99’luk tespihi ile Türk bayrağı Diyarbakır Müzesi’nde sergileniyor
15 Ağustos 2024 Perşembe - 10:43 Dünyanın en küçük 33’lük ve 99’luk tespihi ile Türk bayrağı Diyarbakır Müzesi’nde sergileniyor Gubari hat sanatçısı Ömer Faruk Tekin tarafından Diyarbakırlı Seyid Kasım Gubari’ye ithafen yapılan dünyanın en küçük 33’lük ve 99’luk tespihi ile Türk bayraklı Gubari hat sanatı eserleri Diyarbakır Müzesi’nde sergileniyor. Gubari hat sanatçısı Ömer Faruk Tekin tarafından Diyarbakırlı Seyid Kasım Gubari’ye ithafen tilki bıyığından geçirilen incir çekirdeği habbeleriyle yapılan dünyanın en küçük 33’lük ve 99’luk tespihi ile Türk bayrağı eserleri, Diyarbakır Müzesi’nde sergilenerek ziyaretçilerden yoğun ilgi görüyor. İmame kısmı 22 ayar altından yapılan eserlerde Allah lafzı yer alıyor. Can fanus içinde yer alan üç eser, telefonun fanusun üzerine bırakılıp merceğinden yakınlaştırılmasıyla bakılıyor. Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’nin Müze Araştırmacısı Fatma Özer, Gubari’nin kelime anlamı olarak toz gibi manasına gelmekte olduğunu ve Farsça bir kelime olduğunu söyledi. Gubari hat sanatı ise gözle görülemeyecek kadar küçük işlenen yazı olduğunu belirten Özer, sanatçının bu sanatı icra ederken incir çekirdeği, pirinç tanesi, at kılı, tilki bıyığı kullanarak icra ettiğini ifade etti. Sanatçının müzede sergilenen dünyanın en küçük 33’lük ve 99’luk tespihinde ise tilki bıyığına incir çekirdeği geçirerek meydana getirdiğini aktaran Özer, “Bu eserinde yine bu sanatın ilk temsilcisi olan ve kendisi de aslen Diyarbakırlı olan Seyid Kasım Gubari hazretlerinin manevi şahsına ithaf ederek bizim müzemize armağan etmiştir. Çok ince sanatkar gözlerle işlenen, çok naif ince bir sanattır Gubari sanatı. Müzemizde ziyaretçilerimizin yoğun ilgi gösterdiği bir parçadır. Dünyanın en küçük 33’lük, dünyanın en küçük 99’luk tespihidir” dedi. “Gözle görmek pek mümkün değil” İncir çekirdeği habbeleri kullanıldığını kaydeden Özer, şöyle konuştu: “İmame kısmında yine 3 adet incir çekirdeği habbesi vardır. Üçünde de Allah lafzı kullanılmıştır. Yine imame kısmında 22 ayar altın kullanılarak tespihler meydana getirilmiştir. Yine can fanus içerisinde üçüncü parça olarak da dünyanın en küçük Türk bayrağını da ziyaretçilerimiz görebilmekte. Genelde haberdar bir şekilde gelmekteler ve gördüklerinde de çok şaşırıyorlar. Gözle görmek pek mümkün değil, telefonlarını kullanıyorlar. Telefonlarını can vitrinine yerleştirerek daha da yakınlaştırarak bu sanatı görmekteler.” Ziyaretçilerden Murat Aytekin, çok güzel bir şey olduğunu ve ilk defa böyle bir şey gördüğünü dile getirerek, “Şaşırdım, bu kadar küçük nasıl yapılmış. Gerçekten hayret verici bir şey” ifadelerini kullandı. Tarih öğrencisi Mızgin Akyol ise şişeyi ilk gördüğünde gözyaşı şişesi zannettiğini söyledi. Daha önceki müzelerde bu tarz şişeler olduğunu belirten Akyol, “Mezarlara konuluyor. Kadınlar, gözyaşlarını eşlerinin yanına koyuyormuş. Öyle zannettim, bilgiyi alınca da bayağı büyülendim. Özelikle bu kadar ince işçilik var. özelikle şu, gerçekten büyük emek ister. Ellerine, emeklerine sağlık. Bize böyle bir şey kazandırdıkları için teşekkür ederiz. Tarih öğrencisiyim, müzeye geldim böyle bir eserle de karşılaştığım için çok mutluyum” şeklinde konuştu.
Diyarbakır’da kırsal ilçelerde 75 kilometrelik sulama kanalı yapıldı
15 Ağustos 2024 Perşembe - 10:42 Diyarbakır’da kırsal ilçelerde 75 kilometrelik sulama kanalı yapıldı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, susuz arazileri suyla buluşturmak, bu yolla tarım ve hayvancılığa destek olmak amacıyla kırsal ilçe mahallelerinde 75 kilometrelik açık-kapalı sulama kanalı yaptı. Belediyeden yapılan açıklamaya göre, Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı, tarım ve hayvancılığı geliştirmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Başkanlığa bağlı ekipler, kent genelinde suyu verimli kullanmak ve susuz arazileri suyla buluşturmak için projeler üretiyor. Projeler kapsamında büyükşehir ekipleri, ilçelere bağlı kırsal mahallelerde 75 kilometrelik açık-kapalı sulama kanalı yaptı. Çermik-Çüngüş ilçelerinde devam eden projelerin yüzde 71’i; Hani-Lice-Kulp ilçelerinde yüzde 84’ü, Kocaköy-Dicle-Ergani-Hazro ilçelerinde ise yüzde 60’ı tamamlandı. Ekipler, projelerin kalan kısımlarının hızlı bir şekilde tamamlanması için çalışmalara devam ediyor. Kulp ilçesi Çağlayan Mahallesinde yeni Hayvan İçme Suyu (HİS) göleti, Narlıca Mahallesinde sulama kanalı; Çermik ilçesi Çalıtepe Mahallesi’nde 2 adet HİS göleti; Lice ilçesi Yalaza Mahallesinde HİS göleti ve sulama kanalları için etüt çalışması yapıldı. Sur ilçesi Büyükkadı, Lice ilçesi Yalaza, Kulp ilçesi İslamköy (Ağdat mezrası), Hazro ilçesi Koçbaba ve Karpuzlu, Bağlar ilçesi Övündüler, Kayapınar ilçesi Kırkpınar, Çermik ilçesi Akçaörten ve Örenkuyu mahallelerindeki göletler ve tarımsal sulama borularında bakım onarım çalışması yapıldı. Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Velat Özer, il genelinde hizmet etme gayreti içinde olduklarını belirterek, şöyle konuştu: “Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı olarak amacımız, yerel ekonomiyi güçlendirmek ve bu amaçla hedeflediğimiz üretimi kırsal mahallelerde teşvik etmektir. Tarım ve hayvancılıkta daha verimli olabilmemiz için su kaynaklarımızı doğru temelde kullanmamız gerekiyor. Yaptığımız projelerle toprakları tarıma elverişli hale getirip su kaybını önlemek amacıyla kapalı ve açık kanal olmak üzere sulama sistemleri yapıyoruz” dedi.
AK Parti Diyarbakır’da 23. yılını kutladı
14 Ağustos 2024 Çarşamba - 16:16 AK Parti Diyarbakır’da 23. yılını kutladı Kuruluşunun 23. yılını kutlayan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), her ilde olduğu gibi Diyarbakır’da teşkilatıyla tören düzenlendi. Merkez Kayapınar ilçesinde bulunan bir otelde düzenlenen Şanlıurfa yolu üzerinde bulunan bir otelde düzenlenen törene AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, 26-27. Dönem AK Parti Diyarbakır Milletvekili Ebubekir Bal, AK Parti İl Başkanı Raşit Ocak, AK Parti kurucu üyelerinden Mehmet Ali Dündar ve partililer katıldı. Partisinin kuruluşunun 23.yılı kutlamalarında konuşan İl Başkanı Raşit Ocak, AK Parti’nin kurulduğu günden itibaren kısa sürede vatandaşın desteğiyle zaferden zafere koştuğunu söyledi. Ocak, “AK Parti, kurulduğu günden bu yana milletimizin derdiyle dertlenmeyi, onların ihtiyaçlarına çözüm bulmayı ilke edinmiştir. Siyaset, sadece yönetmek değil, aynı zamanda milletin sorunlarına çözüm üretecek projeler geliştirmeyi gerektirir. Bu bağlamda, gerekli entelektüel birikime ve projelere sahip olmadan siyaset yapmanın imkânı yoktur. Bizim partimiz, en özgürlükçü, en gelişimci ve en kuşatıcı hedefleri ortaya koymakla kalmamış, aynı zamanda bu hedeflerin arkasında kararlılıkla durmuştur. Demokratikleşme ve hukukun üstünlüğü alanında attığımız adımlar, AK Parti’nin milletimize olan hizmet anlayışının bir yansımasıdır. Yargı reformları ile adalet sisteminde iyileştirmeler yaparak, insan hakları alanında önemli ilerlemeler kaydettik. AB uyum süreci kapsamında gerçekleştirdiğimiz düzenlemelerle, Avrupa standartlarına yakın bir hukuk sistemi inşa ettik. Ancak bu süreçte, demokrasimizi hedef alan 27 Nisan e-muhtırası, 17-25 Aralık operasyonları ve 15 Temmuz darbe girişimi gibi hain saldırılarla karşı karşıya kaldık. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde, milletimizin iradesine sahip çıktık ve bu tehlikeli süreçlerden güçlenerek çıktık” dedi. Bu süreçte sosyal yardımlar ve destek programları ile dezavantajlı kesimlere yönelik kapsamlı çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Ocak, “Engelli vatandaşlarımıza, yaşlılara ve kadınlara yönelik sosyal politikalar geliştirdik. Aile destek programları, sosyal güvenlik reformları ve istihdam politikaları ile toplumsal refahı artırdık. Bu çalışmalarımız, milletimizin her bir ferdine dokunarak toplumsal barış ve huzuru güçlendirdi. 2002 yılında yerli savunma sanayi üretimi sadece yüzde 20 seviyesindeyken, bu oranı yüzde 80’in üzerine çıkardık. Milli savunma projelerini hayata geçirerek, kendi ihtiyacını karşılayabilen güçlü bir savunma sanayi altyapısı oluşturduk. Milli Muharip Uçak, HÜRKUŞ, SİHA ve İHA Projeleri, MİLGEM, Uzay ve Uydu Teknolojileri gibi projeler, Türkiye’yi savunma sanayinde bağımsız bir ülke haline getirdi” ifadelerine yer verdi. Son olarak Ocak, gerçekleştirdikleri reform ve projelerin, Türkiye’nin kalkınma yolculuğunda önemli mihenk taşları olarak tarihe geçtiğini söyleyerek, şunları kaydetti: “AK Parti olarak, sadece büyük projelerle değil, milletimizin gönlünde yer edinmiş sosyal ve ekonomik reformlarla da Türkiye’yi ileriye taşıdık. 23 yıllık iktidarımız sürecinde ülkemiz her alanda büyük mesafeler kat etti. Gerçekleştirdiğimiz reformlar ve projeler, Türkiye’nin kalkınma yolculuğunda önemli mihenk taşları olarak tarihe geçti. Bu kutlu yolculukta bizimle birlikte olan, milletimize hizmet eden tüm dava arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Ebediyete intikal edenlere Allah’tan rahmet, hayatta olanlara sağlık ve afiyet, şu anda milletimize hizmet edenlere de teşkilatım adına hemşehrilerim adına teşekkür diliyoruz” diye konuştu.
Turizmciler Eğil’de buluştu
14 Ağustos 2024 Çarşamba - 15:24 Turizmciler Eğil’de buluştu Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Mezopotamya Bölge Temsil Kurulu tarafından Diyarbakır’da ve bölgede bulunan turizm acentelerine yönelik info buluşması gerçekleştirildi. Eğil Belediyesi ve TÜRSAB Mezopotamya Bölge Temsil Kurulu iş birliğinde sabahın erken saatlerinde köklü ve zengin bir geçmişe sahip Diyarbakır’ın tarihi Eğil ilçesinde bir araya gelen kent turizmcileri kentin tarihi, kültürü ve gastronomisinin herkes tarafından bilinmesi için çaba gösterdiklerini söyledi. Bölgede tur organizasyonlarını artırarak sürdürdüklerini belirten TURSAB Mezopotamya Bölge Temsil Kurulu Başkanı Serdar Baturay, Diyarbakır için önümüzdeki 5 yıl içinde 5 milyon turist hedefi olduğunu, bu hedeflerinin en az yüzde 25’inin yabancı turist olması için çalıştıklarını söyledi. Bölgedeki turizmciler olarak bunu başarmak için çalışmalarımıza sürdürmekte olduklarını belirten Baturay, "Ekonomik olarak zor bir süreçteyiz ama yine de hiçbir kaygımız yok. Bizler ilimizde her defasında misafir ettiğimiz seyahat acenteleri ve tur operatörleri ülkelerine gidince gördükleri yerleri, yemekleri, içecekleri, misafirperverliği anlatmaktadır. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz info programına vermiş olduğu desteklerinden dolayı Eğil Belediye Başkanı Fırat Seydaoğlu’na teşekkür ediyorum" dedi. Eğil Belediye Başkanı Fırat Seydaoğlu da, TURSAB Mezopotamya Bölge Temsil Kurulunun tarihi Eğil ilçesinde böylesi bir info etkinliği düzenlediği için teşekkür ederek, Diyarbakır’ın Kültürel kimliğiyle yalnız Türkiye’nin değil, tüm dünyanın da en önemli kentlerinden biri olduğunu ve bu Kültürel değerlere hep birlikte sahip çıkılması gerektiğini söyledi. Yapılan görüşmenin ardın kent turizmcileri Peygamberler makamını ziyaret ederek baraj gölünde tekne turu düzenledi ve ardından Eğil Kalesi’ni gezdi.
Diyarbakır’ın yerel buğdayı ‘Sorgül’ ile üretilen makarnalar İtalya makarnasına rakip
14 Ağustos 2024 Çarşamba - 11:36 Diyarbakır’ın yerel buğdayı ‘Sorgül’ ile üretilen makarnalar İtalya makarnasına rakip Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde yetiştirilen “Sorgül” isimli yerel buğdaydan üretilen makarnalar, İtalya’ya rakip oldu. 33 medeniyete ev sahipliği yapan Diyarbakır, 54 coğrafi işaret tescili bulunan lezzeti bünyesinde bulunduruyor. Silvan ilçesinde yetiştirilen “Sorgül” isimli makarnalık yerel buğdayla yapılan makarna çeşitleri, makarnasıyla ünlü İtalya’ya rakip oldu. İşletme sahibi makarna ustası Cengiz Kudat, yıllardır bu proje üzerine çalıştıklarını, şehir dışı ve yurt dışında bu tür makarnaları gördüklerini söyledi. Bu lezzetli makarnaların Diyarbakır’da da olması için harekete geçtiklerini belirten Kudat, “Buradaki sloganımız ‘Ha Silvano, Ha İtalyano’daki hikaye Silvan buğdayı ile İtalya peynirini karıştırıyoruz. Oradan çıkan makarna ile hamurlaştırıp öyle servis ediyoruz. Silvan hamuru dediğimiz, Silvan’ın kendi yerel tohumu ismi Sorgül, bundan üretiliyor. Un haline getirip, buraya getiriyoruz. Hamurlaştırıp kendi makarnamızı üretiyoruz ve parmesan tekerinde servis ediyoruz” dedi. Bütün malzemelerin yöresel olduğunu, sadece peyniri İtalya’dan getirdiklerini kaydeden Kudat, “Onun dışında bütün soslar, ürünleri kendimiz yapıyoruz ve her sabah günlük taze soslar yapıyoruz. Şu an 16 çeşit makarnamız var. İleride çeşidi çoğaltmayı hedefliyoruz. Konsept al-git, oturma yok. Diyarbakır’da insanlar oturarak yemek yemeyi seviyorlar. Gelen insanlar çok mutlu. Kendi üretimimiz olduğu için fiyatlarımız gayet uygundur, gramajları da çok yüksek. Menünün çoğunluğu 160 liradan başlar. Sadece birkaç tane farklı çeşit olduğu için onlarda 200 TL” ifadelerini kullandı. Müşterilerden Amine Fida Baran, her şeyin doğal olmasının çok çok önemli olduğunu ifade ederek, “Diyarbakır’da açılan tek makarnacı olduğu için çok beğendim. Tadına da baktık. Emek var, çok beğendik” şeklinde konuştu. “Her şeyin organik olması bizi cezbetti. İtalya’daymışız gibi hissettik” Derya Cantürk ise, çok çok beğendiklerini dile getirerek, “Geçen burayı fark ettik, bugün de geldik. Her şeyin organik olması bizi cezbetti. İtalya’daymışız gibi hissettik. Çok güzeldi” diye konuştu. Öte yandan, Türk Patent Kurumu tarafından makarnanın isim onayının alındığı öğrenildi.
Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde 50 yataklı devlet hastanesi hizmet vermeye başladı
14 Ağustos 2024 Çarşamba - 10:21 Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde 50 yataklı devlet hastanesi hizmet vermeye başladı Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde, Sağlık Bakanlığı tarafından yapımı tamamlanan 50 yatak kapasiteli Çermik Devlet Hastanesinin yeni hizmet binası hasta kabulüne başladı. Toplam 18 bin 810 metrekare kapalı alana sahip olan hastane, modern sağlık hizmetleriyle bölge halkına hizmet verecek. Yeni binada, hasta mahremiyetine önem verilerek 20’si tek kişilik, 15’i ise çift kişilik olmak üzere toplam 35 hasta odası bulunuyor. Hastane ayrıca 25 poliklinik odası, 3 ameliyathane, 4 yataklı yeni doğan yoğun bakım ünitesi, 6 yataklı genel yoğun bakım ünitesi, 7 cihaz kapasiteli hemodiyaliz ünitesi, 10 hasta kapasiteli fizik tedavi ünitesi ve 5 yatak kapasiteli evde sağlık birimi ile hizmet verecek. Anne adaylarının rahat bir doğum süreci geçirmeleri için ev ortamı konforunda tasarlanan 3 tek kişilik doğum odası da hastane bünyesinde yer alıyor. Acil servis bölümünde ise 3 müşahede odası, 2 bölümlü kırmızı alan, 2 yeşil alan polikliniği ve 20 müşahede yatağı bulunuyor. Çermik Devlet Hastanesinin yeni hizmet binasında, daha önce ilçede bulunmayan bilgisayarlı tomografi, fizik tedavi ünitesi, kemik dansitometri, yeni doğan yoğun bakım, erişkin yoğun bakım ve ekokardiyografi hizmetleri de sunulmaya başlanacak. Bu gelişmelerle birlikte hastalıkların tanı ve tedavisinde önemli bir zaman kazanımı sağlanması hedefleniyor. Hastanenin kısa süre içinde açılışının yapılması planlanıyor.