Yerel Haberler
Diyarbakır
19 Nisan 2026 Pazar - 13:17 ’’Okullardaki şiddetin çözümü sorumluluğu paylaşmaktan geçiyor’’ Uzman klinik psikolog Eylül Ünaldı, Kahramanmaraş ve Siverek’teki okullarda yaşanan şiddet olaylarına dikkat çekerek, şiddetin tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkan bir sonuç olmadığını, çoğu zaman uzun süre görmezden gelinen ihtiyaçların, bastırılan duyguların ve ihmal edilen sorumlulukların birikimi olduğunu söyledi. Ünaldı, hemen her güne yeni bir şiddet ve ölüm haberiyle başlarken, şiddetin daha küçük yaşlara ve okullara kadar sıçramış olmasının herkesi derinden sarstığını kaydetti. Okulun çocukların yalnızca akademik bilgi değil, aynı zamanda güven, aidiyet ve kendini ifade etme becerisi kazandığı bir alan olması gerektiğine işaret eden Ünaldı, ’’Maalesef birçok ihmalin ve eksikliğin bir araya gelmesiyle oluşan bir tablo söz konusu. Bunun en büyük nedenlerinden biri, ailelerin kendi ihtiyaçları ve rahatları doğrultusunda buna göz yummasıdır. Sosyal medya, video platformları ve oyunlar, denetimsiz ve rehbersiz kaldığında çocuğun gerçeklik algısını şekillendiren güçlü araçlara dönüşür. Çocuğun ne izlediğini, neye maruz kaldığını bilmemek, aslında onun iç dünyasından da habersiz olmak anlamına gelir. Bu noktada özellikle bilgisayar oyunları tek başına ‘suçlu’ ilan edilemez, ancak içeriklerinin niteliği ve kullanım biçimi son derece belirleyicidir. Şiddetin ödüllendirildiği ve empati kurma alanı bırakmayan oyunlar, özellikle küçük yaştaki çocuklar için riskli bir zemin oluşturabilir. Uzun süreli ve denetimsiz oyun oynama, çocuğun gerçek dünyayla kurduğu bağı zayıflatabilir, duygularını tanıma ve ifade etme becerisini köreltebilir. Bu nedenle sınır koymak ve çocuğa içeriklerle ilgili rehberlik etmek oldukça önemlidir. Burada sorumluluk açıkça yetişkinlere düşer’’ dedi. Ünaldı, çocukların duygusal gelişiminin de çoğu zaman göz ardı edildiğine değinerek, ‘’Duygu düzenleme becerisi kazandırılmadan büyüyen, kendini ifade etmesine alan açılmayan ve çoğunlukla ceza yaklaşımıyla yetiştirilen çocuklar, yaşadıkları yoğun duygularla baş etmekte zorlanabiliyor. Ayrıca yalnızca fiziksel şiddete değil, şiddetin her türüne maruz kalmak da bu yükü ağırlaştırıyor’’ diye konuştu. Diğer taraftan okullardaki rehberlik ve psikolojik destek sistemleri oldukça yetersiz kaldığını bildiren Ünaldı, şunları kaydetti: ‘’’Bir rehber öğretmene düşen öğrenci sayısının fazlalığı, çocukların yeterince fark edilmemesine neden oluyor. Sistemimizde ağırlıklı olarak akademik düzenlemeler yapılmaya çalışılırken, çocukların gelişiminin en önemli boyutlarından biri olan psikolojik ve sosyal gelişim alanları geri planda kalıyor. Bir çocuğun bile fark edilmesi ve gereken desteği alabilmesi, bazen büyük bir krizin yaşanmasını önleyebilir. Duygularını ifade edemeyen ve anlaşılmadığını hisseden bir çocuk, zamanla bu birikimi sağlıksız yollarla dışa vurabilir. Dizi ve filmlerde şiddetin sıradanlaştırılması, bir güç göstergesi ve kahramanlık olarak sunulması, hem çocukların hem de yetişkinlerin zihninde zamanla normalleşmeye yol açtığı gibi, değer yargıları henüz gelişmemiş olan çocuklar üzerinde düşündüğümüzden daha derin izler bırakabilir. Bir başka kritik ama çoğunlukla gözden kaçan konu ise medyada çıkan haberlerin çocukların yanında izlenmesi ve konuşulmasıdır. Sürekli şiddet haberlerine maruz kalan çocuklar, dünyayı güvensiz ve tehlikeli bir yer olarak algılamaya başlayabilir. Bu durum, çocukların kaygılarını artırabileceği gibi bazı durumlarda şiddeti bir çözüm olarak normalleştirmesine de neden olabilir. Bu noktada ailelere düşen bazı önemli sorumluluklar vardır: Şiddet içerikli haberleri mümkünse çocukların yanında izlememek, İzlemek zorunda kalındığında içeriği çocuğun yaşına uygun şekilde açıklayarak rehberlik etmek, ’Sen şu an güvendesin, biz yanındayız’ duygusunu pekiştirmek, Çocuğun merak ettiği sorularını geçiştirmek yerine açık ve sakin bir şekilde yanıtlamak, Haber sonrası çocuğun duygusunu sorarak onun iç dünyasına alan açmak gerek.’’ ’’Tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkan bir sonuç değil’’ ’’Tüm bunlar göz önüne alındığında çözüm, suçlu aramaktan çok sorumluluğu paylaşmaktan geçiyor’’ diyen Ünaldı, konuşmasına şöyle devam etti: ‘’Şiddet, tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkan bir sonuç değil, çoğu zaman uzun süre görmezden gelinen ihtiyaçların, bastırılan duyguların ve ihmal edilen sorumlulukların birikimidir. Hepsi göz önüne alındığında çözüm, suçlu aramaktan çok sorumluluğu paylaşmaktan geçiyor. Okullarda daha güçlü psikolojik destek sistemleri kurmak, ailelerin çocuklarıyla daha nitelikli zaman geçirmesini ve onlara rehberlik etmesini teşvik etmek, dijital içeriklerin kullanımı ve izlenmesi konusunda daha sınır koyan, takip eden ve rehberlik eden bir yaklaşım benimsemek. En önemlisi de çocukları gerçekten dinlemek. Çünkü bazen bir çocuğun duyulması, anlatılamayan bir hikâyenin şiddete dönüşmesini engelleyebilir.’’
19 Nisan 2026 Pazar - 12:17 Çocukları için hobi olarak yapıyordu, evinin odasını atölyeye çevirip 81 ile satış yapmaya başladı Diyarbakır’da yaşayan çocuk gelişimi mezunu 2 çocuk annesi Asya Yavuz, çocuklarını ekrandan uzaklaştırmak için başladığı etkinlikleri üretime dönüştürdü. Evinin bir odasını atölyeye çeviren Yavuz, ürünlerini 81 ile göndermeye başladı. Diyarbakır’da yaşayan, çocuk gelişimi bölümü mezunu 2 çocuk annesi Asya Yavuz, kendi çocuklarını ekrandan uzaklaştırmak için taş boyama ve vantrolog gibi etkinlikler yapmaya başladı. Evine gelen misafir çocukları da bu etkinliklere dahil eden Yavuz, çevresinden olumlu geri dönüşler aldı. Aldığı bu dönüşlerin ardından evinin bir odasını atölyeye çeviren Yavuz, yurt dışından getirdiği kalıplarla taş tozundan şekilli ürünler üretmeye başladı. Ürettiği ürünleri sosyal medya üzerinden Türkiye’nin 81 iline ulaştıran Yavuz, hem ev ekonomisine katkı sağlıyor hem de çocukların gelişimine destek oluyor. ’’Her çocuğun kalbine dokunmak çok güzel’’ Kendi çocuğuyla evde etkinlik yaparken diğer çocuklara da nasıl faydalı olabilirim düşüncesinden yola çıkarak, çalışmaya başladığını belirten Yavuz, ’’Geçmişte herkesin çok sevdiği alçı boyama etkinliği oluyordu. Bütün çocukların sevdiği. Ben de bunu sosyal medyada görmüştüm. Oradan esinlenerek önce kendi çocuğuma ve daha sonra da diğer çocuklara çok etkili olacağını, seveceklerini düşündüğümden dolayı böyle bir hobiye giriştim. Anneyim, 2 tane çocuğum var. Evde eşimle, çocuğumla ilgilendikten sonra arta kalan zamanımda, genelde akşamları atölyeye dönüştürdüğüm odamda döküm yapıyorum, kurumasını yapıp paketlemesiyle beraber sosyal medyada satış yapıyorum. Ücretli öğretmenlik yapıyordum. Sonra hamilelik sürecinden dolayı ara vermek durumunda kaldım. Ara verdiğimde bu süreçte ne yapabilirim, nasıl faydalı olabilirim, aileye nasıl bir katkı sağlayabilirim maddi anlamda düşünürken, hem çocuklarımı ihmal etmeyecek hem evde eşim, gelenim, gidenim derken böyle bir uğraşla karşılaştım ve çok severek de yapıyorum. Her çocuğun kalbine dokunmak çok güzel’’ dedi. ’’Ailelerden güzel dönüşler aldım’’ Evlerine gelen misafir çocuklarıyla da aynı etkinlikleri yaptığını ve ailelerinden güzel dönüşler aldığını aktaran Yavuz, şunları söyledi: ’’Çocuklarımla beraber evde oynarken bir de gelen misafir çocuklarını ekrandan uzak tutmak için workshop havasında çocuklara evde etkinlik yaptım. Güzel dönüşler aldım ve bunu neden daha fazla çocuğa ulaştırmayayım diye bunu geliştirmek istedim. Diyarbakır’ın adını sanata duyurmak istedim. Şu an Diyarbakır’da kendi evimde kurmuş olduğum bir atölyede üretim yapıyorum ve tüm Türkiye’ye ulaştırmak istiyorum bunu. Siparişlerimi sosyal medya üzerinden aldıktan sonra doğum günü, aile katılımı, workshoplar olacak şekilde konuya bağlı olarak, tercihen kendilerinin seçimi veya benim seçeceğim şekilde paketlemelerimi yapıyorum. Kız ve erkek çocuklarına uyacak şekilde figürlerim var. Boyası, fırçası tamamen hazır. Çocuklar çok keyifle boyuyorlar. Bunlar benim bireysel paketlerim. Bir erkek çocuğu için hazırlanmış olan paketim, bu da kız çocuğu için hazırlanmış paketim. Renkleri kız çocuklarına uygun. Bu şekilde bireysel paketlerim. Bunlar da satış noktaları için yapmış olduğum paketlemelerim. Bütün kırtasiye, oyun evleri, az kılık, poşet şeklinde o şekilde satışlarım mevcut. Bunlar da sadece bir çocuğum var, kendi evimde yapmak istiyorum dediğinizde kız çocukları için hazırladığım, bu da erkek çocuklar için hazırladığım bireysel kutular. Bir de böyle dekoratif ürünlerim var. Boyalı ve ham haliyle bütün kadınların vazgeçilmez olan dekoratif ürünlerini hazırlıyorum.’’ Yapılan boyama etkinliğinin çocuklara çok faydalı olduğunu aktaran Yavuz, şu ifadeleri kullandı: ’’Objemi sadece obje olarak değerlendirmeyin. Çocuk gelişimi üzerinde çok büyük katkısı var. Çocuk öncelikle bunun ismini öğreniyor. Kaplumbağa demeyi ve yeşil renkle aynı zamanda yeşil rengi öğretiyorsunuz çocuğa. Boyadıktan sonra çocuk birebir bunu eline alıp somut bir örnekle bitirdikten sonra ’ben yaptım’ düşüncesiyle özgüvenini geliştirmiş oluyoruz. Fırça tutmasıyla motor gelişimini desteklemiş oluyoruz. Çocuğun sadece bir obje olarak buna bakmamamız lazım. Birçok çocuğun gelişim alanını destekliyoruz aslında. Türkiye’nin 81 iline satış yaptım. Bundan sonraki hedefim de çocuk adının geçtiği her etkinlikte bulunmak istiyorum."
MÜSİAD Diyarbakır Başkanı Bozkuş’tan tarihi adım
07 Ağustos 2024 Çarşamba - 13:26 MÜSİAD Diyarbakır Başkanı Bozkuş’tan tarihi adım Müstakil Sanayici ve İşadamları (MÜSİAD) Derneği Diyarbakır Başkanı Mehmet Bozkuş kenti kalkındıracak önemli projelere imza atmak için Sivil Toplum Kuruluşları (STK) temsilcileri ile işbirliği ziyaretlerine başladı. MÜSİAD Diyarbakır Başkanı Mehmet Bozkuş ve yönetim kurulu üyeleri ile birlikte Diyarbakır’da faaliyette bulunan ulusal ve yerel sanayici ve iş insanlarının oluşturduğu derneklerin birçoğunu ziyaret etti. Ziyaretlerin ardından açıklama yapan Başkan Bozkuş, kendilerine kapılarını açıp, misafirperverlik gösteren tüm dernek başkanlarına, yöneticilerine teşekkür ettiğini söyledi. Bozkuş, "Ziyaretimizin amacı derdi memleketi olan, bu memlekete gönül vermiş, sanayici ve iş adamlarıyla bir araya gelerek, büyük projelere imza atmaktır. Diyarbakır’ın gerek sosyal, gerek kültürel, gerek ekonomik anlamda daha fazla kalkınması için istişarelerde bulunarak, hep birlikte yatırımlar yapmak, daha fazla yatırımcı çekmek için neler yapılması gerektiğini görüştük. Gerekiyorsa bir çatı altında bir araya gelerek daha güçlü daha istikrarlı ve daha etkili olabilmeyi değerlendirdik. Tamamen siyaset üstü bir birleşimle sadece şehrimizin ve ülkemizin daha iyi, daha ileri bir seviyeye gelmesi için elimizi taşın altına değil, gerekirse bütün vücudumuzu taşın altına koyacağımızı bir kez daha dile getirdik. Özetleyecek olursak, memleketimiz için birlik ve beraberliğin daha fazla olması gerektiğini istişare ettik. Ziyarette bulunduğumuz dernek başkanları ve yönetim kurulu üyelerinin birçoğu bizler ile bu anlamda aynı fikir ve düşünceye sahiptirler. Önümüzdeki günlerde şehrimizde ziyaret etmediğimiz sanayici ve iş adamları derneklerimizin başkan ve yöneticilerini ziyaret ederek istişarelerde bulunacağız. İnşallah hep birlikte memleketimize daha iyi hizmet yapma fırsatını bulacağız. Yıllardır Peygamberler ve Sahabeler şehrimizdeki huzur, yatırımları da hızlandırdı. Yatırımların artması beraberinde üretimi, istihdamı getirdi. Bu rüzgarı arkamıza alarak memleketimizi ve bölgemizi, daha fazla cazibe merkezi haline getirmek için var gücümüzle efor harcayacağız" dedi. Başkan Bozkuş, MÜSİAD Diyarbakır olarak hep yapıcı ve birleştirici olduklarını belirterek, Diyarbakır ve ülkeye hizmet etmek isteyen tüm sanayici ve iş insanlarına kapılarının sonuna kadar açık olacağını sözlerine ekledi.
Diyarbakır’da okul müdüründen açık hava müzesi: 350 milyon yıllık denizyıldızı fosillerini sergiliyor
07 Ağustos 2024 Çarşamba - 11:03 Diyarbakır’da okul müdüründen açık hava müzesi: 350 milyon yıllık denizyıldızı fosillerini sergiliyor Diyarbakır’ın Kocaköy ilçesinde 35 yıldır eğitimci olan 62 yaşındaki antropolog Naci Akdemir, 35 senedir köpek balığı dişinden, midyeye, denizyıldızından salyangozlara kadar milyon yıllık fosilleri evinin bahçesinde topluyor. Antropoloji bölümü mezunu Naci Akdemir (62), 35 yıldır öğretmenlik ve okul idareciliğini yapıyor. Akdemir, 35 yıldan beri topladığı milyon yıllık fosilleri evinin bahçesinde sergileyerek adeta açık hava müzesi görüntüsü oluşturdu. Yaklaşık 350 milyon yıl önce oluşumu başlanan ve 5-6 milyon önce tamamlanan bu oluşumda midye, istiridye, derisi dikenli denizyıldızları, salyangozlar, şeytanminareleri ve aralarında köpekbalığı dişi gibi omurgalı hayvan türlerinin fosilleri bahçede bulunuyor. Okul Müdürü Antropolog Naci Akdemir, İHA muhabirine, yaklaşık 30-35 seneden beri bulduğu ilginç fosilleri topladığını söyledi. Topladığı türler içinde midye, istiridye, derisi dikenli denizyıldızları, salyangozlar, şeytanminareleri ve omurgalı hayvanlar grubundan köpekbalığı dişleri olduğunu belirten Akdemir, arazide kendisini bulup getiremediği ve arkadaşların bulup göstermediği çene kemikleri, oluk kemikleri olduğunu söyledi. Bunların hepsi bazen ayrı ayrı, bazen bir arada aynı kayada bulunabilindiğini aktaran Akdemir, şöyle konuştu: “Birde burada benim tanımlayamadığım bir bant var. Bu bant birkaç kilometre uzunluğunda, 50-60 metre genişliğinde dümdüz çekilmiş bir hat gibi duruyor. Bu hattın üzerindeki fosiller özelikleri şu; hayvanlar ile bitkiler bir arada görünüyor. Buraları inceleyen Prof. Dr. Sabri Akdoğan ile Kadri Tuzcuoğulları’nın bana anlattığına göre, bunların oluşum süreci 350 milyon sene önceye kadar başlamış ve 5-6 milyon sene öncesine kadar sona ermiştir.” Aldığı profesör görüşünü aktaran Akdemir, “Hadise şöyle olmuş, onların anlattığına göre şu anda ayağımızın altında bulunan arazi yılda 10-15 milimetre kuzeye doğru hareket halinde. 5-6 milimetrede yükselme söz konusu. Süreç başladığında şimdiki Kocaköy, Tetis Denizi’nin altındaydı. Koordinat olarak şimdiki Sudi Arabistan ile Irak sınırlarının bulunduğu yerdeydi. Afrika-Arabistan plakası kuzeye doğru gelmekteyken Anadolu o zaman yok. Avrasya’yı hem kuzeye doğru itmeye çalışıyor hem de yükseltiyor. Daha doğu momenttik şekilde gelen Hindistan’da aynı şey yapmaktadır. Avrasya buna karşı direnmektedir, yükselmektedir. Alp- Himalaya kıvrım dağları bu sayede oluşmuştur. Anadolu, eskiden deniz dibiyken yükselmiştir günümüzde bir kara halini almıştır. Dolayısıyla benzerlerini gördüğünüz canlıların fosillerini az önce ismini söylediğim dağ silsilelerinde her tarafta bulmak mümkündür” diye konuştu. Akdemir, sözlerini şöyle tamamladı: “Açıkhava müzesi demek için biraz ihtiyat lazım. Bulduğum şeyleri alıp getiririm. Keşke Kocaköy’de hem paleontolojik, arkeolojik, jeolojik hem de etnografik malzemelerin sergilenebileceği, muhafazası olabileceği bir yer olsaydı çok daha iyi olurdu.”