Yerel Haberler
Diyarbakır
25 Nisan 2026 Cumartesi - 09:27 Tescilli Karacadağ pirincini kullanan ev hanımları ‘lezzet’ ve ‘besin kalitesi’ farkını anlatı Diyarbakır’ın Karacadağ bölgesinde yetiştirilen tescilli "Karacadağ pirinci"ni ilk defa kullanan ev hanımları, "lezzet" ve "besin kalitesi" farkını anlattı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan Diyarbakır’ın eşsiz iklimi ile Karacadağ’ın volkanik topraklarının ürünü olan Karacadağ pirinci, Lyra Heritage markasının öncülüğünde küresel bir lezzet ve sağlıklı olmasıyla tercih ediliyor. Marka, gerçekleştirdiği kapsamlı bilimsel analizlerle, ata tohumu olan bu özel pirincin sadece lezzetiyle değil, aynı zamanda düşük glisemik indeksi, yüksek besleyiciliği ve sporcu dostu yapısıyla da fark oluşturmasıyla dikkat çekiyor. Ürünü ilk defa kullanan ev hanımları ve sporcu, Karacadağ pirincinin lezzet ve besin kalitesini deneyimledi. Lyra Heritage Yönetim Kurulu Başkanı İclal Beşenk, şirket olarak bu işe başladıkları günden itibaren iki şeye çok önem verdiklerini söyledi. Birincisi bu işe bilimsel olarak çok yaklaştıklarını belirten Beşenk, alt yapılarını güçlü tutmak için analiz raporları, Karacadağ pirinciyle ilgili hem Türkiye’de, hem de dünyada yapılmış yayınların hepsini araştırıp bulduklarını ifade etti. İnsanları da bilgilendirmek adına web sitelerine yerleştirdiklerini kaydeden Beşenk, "İkinci aşamamızda saha araştırmaları oldu. Pirinci kullanan hanımlarla birebir görüştük. Hatta bazı yemekleri beraber yaptık. Sosyal medya hesabımızdan paylaştık, paylaşmaya devam edeceğiz. Bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Bilmeyen kişilerin ilk tepkileri gerçekten çok güzel oldu. Hem sağlıklı olması, hem leziz olması onlar için gerçekten paha biçilemez bir şeydi. Memnuniyetlerini çok güzel dile getirdiler. Karacadağ pirincini bilen müşterilerimiz ise kolay yoldan buna erişebilmek fikirleri çok hoşuma gitti ve çok büyük bir memnuniyetle yemeklerini yaptılar. Sofraları beraber paylaştık. Başından itibaren geri dönüşler çok güzel oldu. Daha fazla saha çalışmaları yapmayı düşünüyoruz. Şu an Türkiye’de yapıyor. Ama umuyoruz ki önümüzdeki yıllardan itibaren bu çalışmaları dünyada da yapabiliriz" dedi. Ev hanımı Tuba Güneş, Karacadağ pirincini bilmediğini, İclal Hanım vesilesiyle tanıştığını dile getirerek, "Karacadağ pirinci, kullandığım diğer pirinçlere göre gayet lezzetli, gayet besleyici ve sağlık açısından güzel bir besin kaynağı. Kendime ve çocuklarıma severek yapıyorum" diye konuştu. Basketbolcu Nuran Tutsak ise profesyonel basketbolcu olduğunu, sporcuların sağlıklı beslenme üzerine kontrollü bir şekilde davrandığını aktardı. Karacadağ pirincini denemiş bir sporcu olarak diğer pirinçler arasındaki farklı çok fazla anlaşılır bir şekilde görebildiğini söyleyen Tutsak, "Glisemik endeksi düşük, protein oranı yüksek. Tat olarak çok lezzetli buldum. Her şeyden önce sağlıklı bir ürün tüketiyorum" şeklinde konuştu. Ev hanımı Meral Altu da, Karacadağ pirincini çok beğendiklerini, çok sevdiklerini dile getirerek, "Sağlıklı olduğu için çocuklar daha çok sevdi. Özelikle 12 yaşındaki kızım, sağlık açısından sevdiği, daha bilinçli olduğu için yiyoruz, seviyoruz" dedi.
24 Nisan 2026 Cuma - 16:18 14 yıl önce işlenen çocuk cinayetinin failleri jandarma dedektiflerinden kaçamadı Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı Asayiş Şube Müdürlüğü JASAT ekiplerince gerçekleştirilen operasyonda, 14 yıl önce işlenen çocuk cinayetinin failleri yakalandı. Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı Asayiş Şube Müdürlüğü JASAT Timlerince, cinayetin, Sevgi Sevil’in babası, amcasının oğlu ve amcasının kızı tarafından uzun namlulu tüfek ile işlendiği, maktulü olay yerinde 30 dakika bekletip 112 ekiplerine haber vermedikleri belirlendi. Dosyayı inceleyen JASAT dedektifleri, olay yerindeki çelişkili ifadeleri tek tek inceledi. Maktulün yanında olduğunu iddia eden tanıkların beyanlarındaki tutarsızlıkları tespit eden ekipler, dijital delillere odaklandı. HTS incelemeleri sonucunda, ailenin cinayet delillerini gizlemek amacıyla delil karartması yaptığı ortaya çıkarıldı. Uzak mesafeden silah kazası denildi, yakın atış yapıldığı belirlendi Soruşturmayı derinleştiren JASAT timleri, 2012 yılına ait otopsi raporunu ve görüntü kayıtlarını yeniden incelemeye aldı. İlk incelemede "uzak atış" olarak kaydedilen atış mesafesinin, aslında 2-75 santimetre mesafeden yapılan bir "yakın atış" olduğu adli tıp uzmanları tarafından doğrulandı. Elde edilen istihbarat ve teknik veriler ışığında ailenin, genç kızı hastaneye götürmek yerine olay yerinde 30 dakika boyunca beklettiği de tutanaklara geçti. 8 şüpheliye operasyon JASAT’ın yürüttüğü operasyon kapsamında, cinayetle bağlantısı olduğu değerlendirilen 8 şüpheli gözaltına alındı. 17 Nisan 2026 tarihinde adli mercilere sevk edilen şüphelilerden, F.S., M.S. ve M.T. çıkarıldıkları Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi tarafından tutuklanarak ceza infaz kurumuna gönderildi. Diğer 5 şüpheli hakkında ise yurt dışı çıkış yasağı kararı verildi.
24 Nisan 2026 Cuma - 16:06 Diyarbakır’da ağır hasarlı bina yıkılırken yandaki sağlam bina da hasar aldı Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde ağır hasarlı binanın yıkımı sırasında bitişikteki apartmanın kolon ve kirişlerinde hasar oluştuğu iddia edildi. Olay, Bağlar ilçesi 5 Nisan Mahallesi 770’inci Sokak’ta meydana geldi. 5 katlı Medya Apartmanı, 2023 yılında meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde ağır hasar aldı. Yapılan incelemelerin ardından bina hakkında yıkım kararı verildi. 16 Nisanda başlayan yıkım çalışmaları sırasında, bitişikte bulunan 7 katlı Taşkıran Apartmanının da etkilendiği öne sürüldü. Apartman sakinleri, yıkım esnasında kendi binalarının kolon ve kirişlerinde hasar oluştuğunu iddia etti. Apartman sakinlerinden Serdar Şeker, yaklaşık 9 gündür yıkım çalışmaları devam eden ağır hasarlı apartmandan dolayı evinin hasar gördüğünü söyledi. Şeker, "İnşaat çalışmaları nedeniyle evim hasar gördü. Gittiğim her kurum beni başka bir yere yönlendiriyor biri kaymakamlığa, kaymakamlık Çevre ve Şehirciliğe, orası da valiliğe gönderiyor. Mağdurum, evim zarar gördü, duvarlarım çatladı. Yetkiliye ulaşmaya çalışıyorum ama herkes sorumluluğu bir başkasına atıyor. Bugün kaymakamlığın sekreterine gittim, ’İnşaat çalışması bitmeden gelip müdahale edemem’ dedi. Peki, biz derdimizi kime anlatacağız? Gidecek yerimiz olmadığı için ve bize yer ayarlamadıkları için bu haldeki evde yaşıyoruz. Az önce uyandım, aşağı indim. Hiçbir uyarı yapılmadı, hiçbir güvenlik önlemi alınmadı. Görüyorsunuz, vatandaşlar iş makinelerinin yanından geçiyor. Ne bir önlem var ne de bir denetim" ifadelerini kullandı. Bir diğer apartman sakini Mehmet Salih Güzel ise apartmanlarının 9 gündür bu halde duvarlarının yıkık olduğunu ve bir haftadır kaymakamlığa dilekçe verdiklerini, ancak dilekçeye rağmen gelip inceleme yapılmadığını söyledi. Güzel, "Bugün de tekrar gittik fakat dilekçenin sonucu hala çıkmamıştı. Şu an tüm bina sakinleri içeride ve gidecek bir yerimiz de yok. Bina ciddi şekilde sallanıyor. Yetkililerden biri gelip yukarı çıksa, iki dakika duramaz. Daha önce bina sağlamdı, ancak yıkımdan sonra çatlaklar oluştu ve yapı zayıfladı. Durum açıkça görülüyor. Duvarların büyük kısmı zarar görmüş durumda. Sizce yapışık olan 2 apartmandan biri yıkılınca diğerinin kolonları ya da kirişleri sağlam kalır mı? Bu haliyle binanın ayakta kalması mümkün değil. Gerekli önlemlerin bir an önce alınmasını istiyoruz. Biz hala içerideyiz ve durum giderek daha tehlikeli hale geliyor. Olay sosyal medyada da yer aldı ancak şu ana kadar hiçbir ekip gelip inceleme yapmadı, kimse ’sorun nedir’ diye sormadı" dedi. 5 Nisan Mahallesi muhtarı Mehmet Karahan da 2023 Şubat depremlerinin acısını hala da yaşadıklarını söyledi. Karahan, "Halen ağır hasarlı veya orta hasarlı apartmanların yıkımları devam ediyor. Vatandaşların malına, canına zarar gelmemesi için önce emniyet, sonra hareket diyoruz. Burada herhangi bir çekilmiş bir uyarı bandı yok. Çocuklar geçiyor, kadınlar geçiyor, iş makineleri çalışıyor. İllaki birinin canı gittikten sonra mı önlem alınacak? Buradaki 2 apartmanın duvarı bitişiktir. Bir tarafı yıkıldıysa öbür taraf zaten açıkta kalıyor. Yani bunu yapan müteahhit iki apartman arasında boşluk bırakmamış. Bitiş yapmış. Yetkililere sesleniyorum. Vatandaşlarımıza yardımcı olsunlar. Hiç kimse mağdur kalmasın" şeklinde konuştu.
Dicle Elektrik orta gerilim havai hatları için ölçüm ve haberleşme cihazını geliştirdi
03 Haziran 2024 Pazartesi - 11:08 Dicle Elektrik orta gerilim havai hatları için ölçüm ve haberleşme cihazını geliştirdi Dicle Elektrik, enerji dağıtımında kayıp-kaçak oranlarını azaltmak amacıyla Dicle Elektrik Ar-Ge Merkezi tarafından geliştirilen özel bir ölçüm ve haberleşme cihazı projesini başarıyla tamamladı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde sürdürülebilirlik odaklı çalışmalarına proaktif yaklaşımla imza atmaya devam eden Dicle Elektrik, enerji sektöründeki yenilikçi çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Dağıtım şirketi, elektrik dağıtımında kayıp-kaçak oranlarını minimize etmek amacıyla geliştirilen ve EPDK onayı alan özel bir projeyi başarıyla tamamladı. Dicle Elektrik Ar-Ge Merkezi’nde gerçekleştirilen proje, orta gerilim havai hatlar için tasarlanmış bir ölçüm ve haberleşme cihazının geliştirilmesini içeriyor. Dicle Elektrik’in hizmet verdiği 6 ilde elektrik altyapısını güçlendirmek ve enerji verimliliğini artırmak adına gerçekleştirilen bu projenin, sektöre model olması bekleniyor. Gerçekleştirilen projeye ilişkin açıklamalarda bulunan Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, “Hizmet bölgemizde bulunan 6 ilimizde çevre odaklı ve sürdürülebilir çalışmalara imza atmaya devam ediyoruz. Bu çerçevede, Dicle Elektrik Ar-Ge Merkezi’nde geliştirilen portatif ölçüm ve haberleşme cihazımız, orta gerilim havai hattına kolaylıkla monte edilebiliyor. Branşman noktalarında enerji ölçümü yapabilecek olan cihazımızın kayıp-kaçak oranlarını azaltma çalışmalarımıza önemli katkılar sağlayacağını öngörüyoruz” dedi. Arvas, “Enerji sektöründe öncü bir adım olan bu projemiz, altyapımızı modernize ederken aynı zamanda montaj kolaylığı ile de dikkat çekiyor. Bununla birlikte Faydalı Model Belgesi de alınan projemizin portatif ve önceki modellere kıyasla taşınılabilir yapısı, kullanım kolaylığını da ön plana çıkarıyor” ifadelerinde bulundu.
Diyarbakırlı sporcular, katıldıkları turnuvalarda 34 madalya elde etti
03 Haziran 2024 Pazartesi - 10:30 Diyarbakırlı sporcular, katıldıkları turnuvalarda 34 madalya elde etti Diyarbakır’da 14 kadın ve erkek kick boksçu, antrenörleriyle aynı ringde dövüşerek milli takım seçmelerinin ayaklarından biri olan Dünya Kupası ve Akdeniz Şampiyonası’nda 34 madalya elde etti. Alfa Fight Academy Kulübü sporcuları, turnuvanın bir sonraki müsabakası Türkiye şampiyonasına hazırlanıyor. Üniversite ve lise öğrencileri 14 kick boksçu, 15-19 Mayıs’ta İstanbul’da Dünya Kupası ve Akdeniz Şampiyonası’nda mücadele ederek altın, gümüş ve bronz olmak üzere 34 madalya kazandı. Sporcular, milli takım kriteri olan Konya’da yapılacak Türkiye şampiyonasına aralıksız hazırlanarak milli formayı giyip Türkiye’yi ve Diyarbakır’ı temsil etmek istiyor. 2. Kademe Kick Boks Antrenörü ve sporcu Dilek Erol (26), 15-19 Mayıs tarihlerinde aynı anda iki turnuvaları olduğunu söyledi. İlk olarak Dünya Kupası’na katıldıklarını, hemen aynı turnuvanın ardından Akdeniz Şampiyonası olduğunu belirten Erol, “Sabah Dünya Kupası’nda, akşam Akdeniz Şampiyonası’nda dövüşüyorduk. Bu turnuvalara 14 sporcuyla katıldık. 15 gümüş, 19 bronz madalya kazandık. Turnuvalar bizim için milli takım kriterinde olduğundan dolayı her iki turnuvaya da katılmak zorundaydık. Şu anda milli takım kriterinde iki sporcumuz var. Bunlardan biri de benim. Hem sporculuk hem de antrenörlük yapıyorum” dedi. “Final maçlarında aynı anda dövüşüp kıran kırana mücadele ediyoruz” Sporcusuyla aynı anda maça çıktığını aktaran Erol, “Bunun heyecanı tarif edilemez. Final maçlarında aynı anda dövüşüp kıran kırana mücadele ediyoruz. Bu turnuvada aksilik yaşayıp Avusturalyalı rakibime yenildim turnuvayı ikinci olarak tamamladım. Diğer arkadaşlarımız, Akdeniz turnuvasında iki şampiyonumuz var. Dünya Kupası’nda bir şampiyonumuz var. Onu dışında gümüş ve bronz madalyalar takip ediyor. Şu an önümüzde milli takım kriteri için son bir turnuva kaldı. Konya’da yapılacak Türkiye şampiyonası, o da bir ay sonra. Asıl milli takıma gitme kriterimizi o belirleyecek. Orada da milli takım için canla başla mücadele edeceğiz. Bunun için hazırlıklarımızı sürdürüyoruz” diye konuştu. “Milli takıma en iyi şekilde sporcularımızı sokup ülkeyi, şehrimizi temsil etmek istiyoruz” Erol, şöyle devam etti: “Son bir turnuvamız kaldı. Orada milli takıma en iyi şekilde sporcularımızı sokup ülkeyi, şehrimizi teşmil etmek istiyoruz. İsteğimiz spora biraz daha destek. Bu 14 kişi yerine daha kalabalık gidebilirdik Dünya Kupası’na. Destek olmadığı için zorlanıyoruz. Çocukların, ailelerin bütçesi belli. Bizim milli takım belirleme kriterimiz şu şekilde olur. Yıl içinde 3 turnuva yapılır. Bir ocak ayında, bir mayıs ayında ve yazın Türkiye şampiyonası yapılır. 3 turnuvadan geçen sporcu yıl sonunda bir puanlama yapılıyor ve bu puanlama sonucunda en yüksek puanı alan kişi milli takıma gidiyor. Şu anda iki turnuvayı başarı bir şekilde geride bıraktık. Son ayağımız Türkiye şampiyonası kaldı.” Sporculardan Merve Kaymaz (18), üniversite birinci sınıf öğrencisi olduğu ifade ederek, “Beden Eğitimi Öğretmenliği okuyorum. Bu spora 7 yıl önce arkadaşımın yönlendirmesiyle başladım. Daha sonra şu anki antrenörüm Bilgin Erol ve Dilek Erol ile tanıştım. Beni maçlara yönlendirdiler. Güzel başarılar elde ettikten sonra devam ettik. 15-19 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da iki ayrı şampiyona düzenlendi. Biri Akdeniz Şampiyonası, biri de Dünya Kupası. İki şampiyonada da yer aldım 70 kilo büyük kadınlarda dövüşüyorum. Akdeniz Şampiyonası’nda kendi branşımda şampiyon oldum. Dünya Kupası’nda ise bir ikincilik, bir üçüncülük getirdim. Bu yerlere gelmemde en büyük destekçim antrenörlerim ve ailemdi” şeklinde konuştu. Lise son sınıf öğrencisi Mustafa Yakut (17) ise bu spora sınıf arkadaşının yönlendirmesiyle başladığını dile getirdi. Yakut, “Daha sonra Bilgin hocamla, arkadaşlarımla beraber İstanbul’a gittik Dünya Kupası’na katıldık. Dünya Kupası’nda arkadaşlarımızla beraber başarılar elde ettik. Bu turnuvada üçüncülük aldım. Akdeniz’de ikincilik aldım. Dört tane madalya elde ettim. Bir sonraki hedefimiz Konya’daki şampiyonluk” ifadelerinde bulundu.
Sigara mide kanseri riskini iki kat arttırabiliyor
03 Haziran 2024 Pazartesi - 09:52 Sigara mide kanseri riskini iki kat arttırabiliyor Mide kanseri ve mide kanserinin oluşma nedenleri hakkında bilgi veren Cerrahi Onkoloji ve Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Musluh Hakseven, “Füme ve tütsülenmiş gıdalar, tuzlanmış balık, et ve salamura sebze tüketenlerde mide kanseri daha sık görülür. Kurutulmuş etlerde bol miktarda nitrat bulunur. Çok sebze meyve yemek mide kanseri için koruyucu olabilmektedir. Mide kanseri riski sigara kullananlarda iki katına çıkmaktadır” dedi. Memorial Diyarbakır Hastanesinde görev yapan Op. Dr. Musluh Hakseven, mide kanseri belirtilerinin kişiden kişiye değişiklik gösterebildiğini belirterek, bazı bireylerde mide kanseri gelişimi çok yavaş bir süreç olduğu için yıllar boyunca herhangi bir şikayet meydana gelemeyeceğini, erken evre mide kanserlerinde mide ülseri varlığında oluşan şikayetlere benzer belirti ve bulgular gelişebileceğine dikkat çekti. Hakseven, mide kanserinin belirtilerine değinerek, bu belirtilerin genel olarak ’Öğünler sırasında erken doyma, yutma problemleri, öğün sonrası aşırı şişkinlik, sürekli geğirme isteği olması, mide yanması, geçmeyen hazımsızlık, mide ağrısı, göğüs kemiği üzerinde ağrı hissedilmesi, kanlı kusma’ olabileceğinin altını çizdi. 50 yaş üstünde mide kanseri riskinin arttığını, bazı ırklarda mide kanserinin daha fazla görülebildiğini belirten Op. Dr. Hakseven, “Mide kanseri; füme ve tütsülenmiş gıdalar, tuzlanmış balık, et ve salamura sebze tüketenlerde mide kanseri daha sık görülür. Kurutulmuş etlerde bol miktarda nitrat bulunur. Çok sebze meyve yemek mide kanseri için koruyucu olabilmektedir. Mide kanseri riskin sigara kullananlarda iki katına çıkmaktadır. Özellikle mide-yemek borusu birleşiminde kanser oluşabilmektedir. Fazla kilolu olmak ile mide kanseri arasında kesin olmayan bir ilişki vardır. Daha önceden mide operasyonu geçirenlerde mide kanseri gelişme riski daha fazladır. B12 vitamin eksikliğine bağlı gelişen pernisiyöz anemili kişilerde daha sık mide kanseri gelişebilir. Nedeni bilinmemekle birlikte A kan gurubuna sahip insanlarda daha fazla mide kanseri bildirilmiştir. Kalıtsal meme kanseri genleri BRCA1 veya BRCA2’nin mutasyonlarını taşıyan kişilerde daha yüksek mide kanseri olabilir. Mide, bağırsak, burun, akciğerler ve idrar kesesinde polipleri olan hastalarda daha sık mide kanseri görülür. Bazı mide kanseri olgularında geçirilmiş EBV enfeksiyonu öyküsü vardır. Kömür, metal ve kauçuk endüstrilerindeki işçilerin mide kanseri olma riski daha yüksektir. Kronik atrofik gastriti olan hastalarda zamanla mide kanseri gelişebilir” dedi. Mide kanserinin genel itibarıyla ortaya çıktıktan sonra daha farklı ve basit problemlerin belirtileri ile karıştırılabildiğini söyleyen Hakseven, “Bu şikayetler genel itibari ile ortaya çıktığında daha farklı ve basit problemlerin belirtileri ile karıştırılabilir. Ancak mide kanseri açısından riskli bireylerde özellikle yutma ve yutkunma ile ilgili problemler varlığında ileri tetkik ve araştırmanın gerekli olduğu unutulmamalıdır. Hastalar yukarıda bahsettiğimiz herhangi bir şikayet ya da belirti ile başvurduğunda öncellikle detaylı bir anamnez (hikaye) alarak işe koyulmaktayız. Hastanın ayrıntılı hikayesi tamamlandıktan sonra muayeneye geçeriz. Fizik muayenede erken dönemde herhangi bir bulgu ile karşılaşmayabileceğimiz gibi, hastalığın evresine göre çeşitli muayene bulgularına da rastlayabiliriz. Sonrasında kan tetkikleri, endoskopi, tomografi, PET CT gibi ileri tetkiklerle hastalığın klinik evresi belirlenir. Mide kanseri tedavisi diğer kanser tedavilerinde de olduğu gibi, kanserin evresine göre multidispliner tümör konseylerinde tartışılarak, hasta için en doğru şekilde planlanır. Kanser tedavisinin temeli cerrahidir. Erken evre hastalıkta direkt cerrahi yapabiliyorken, ileri evre hastalıkta öncelikle kemoterapi gibi sistemik tedavi modalitelerini kullanmaktayız. Laparoskopik cerrahi uygulamalar açık cerrahiye göre, hastanın ameliyat sonrası hızlı iyileşmesi ve hayata hızlı karışabilmesi gibi avantajlara sahiptir. Çıkarılan dokunun patolojik değerlendirme açısından kalitesi ve patoloji raporları ile beraber tıbbı onkoloji uzmanlarının önüne gelen sonuçlardan da anlaşılacağı üzere, laparoskopik cerrahi uzman ellerde, herhangi bir dezavantaj oluşturmamaktadır. Laparoskopik cerrahi esnasında karın içi tüm bölgeler açık cerrahiye oranla çok daha iyi değerlendirile bilinmektedir” ifadelerine yer verdi. Son olarak 50 yaş üstü kişilerin şikayetleri olmasa bile tarama amacıyla üst endoskopik değerlendirme yaptırmasını öneren Hakseven, “Dirençli şikayetlerin, devam eden yakınmaların dikkate alınması gerekmektedir. Erken tanı konulan bir mide kanseri, her kanserde olduğu gibi, tamamen tedavi edilebilir. Hastanemizde mide kanserinin cerrahisini standart olarak laparoskopik planlıyor olsak da gereken vakalarda, dünyanın her yerinde olduğu gibi açık cerrahiyi de uygulamaktayız” diye konuştu.