Yerel Haberler
Diyarbakır
17 Nisan 2026 Cuma - 16:17 "İl İl Türkiye Sergisi" Diyarbakır’da sanatseverlerle buluştu "Köklerden Geleceğe" mottosuyla hazırlanan "İl İl Türkiye" sergisi, Diyarbakır’da sanatseverlerle buluştu. Türkiye’nin dört bir yanından seçilen tarihi yapılar, taş üzerine akrilik teknikle yeniden hayat bulduğu sergide geçmiş ile gelecek arasında sanatsal bir köprü kuran "İl İl Türkiye" sergisi, Diyarbakır’da bir alışveriş merkezinde sanatseverlerle buluştu. Türkiye’nin 81 ilinden seçilen tarihi yapıların taş yüzeyler üzerine akrilik teknikle yeniden yorumlandığı sergi, geçmiş ile geleceği aynı zeminde buluşturan zamansal bir köprü niteliği taşıyor. Her bir eser, ait olduğu coğrafyanın kültürel hafızasını, mimari mirasını ve estetik anlayışını günümüze taşıyan izler sunuyor. Taşın kadim ve kalıcı doğası ile akriliğin çağdaş anlatımı birleşerek, geçmişin izlerini geleceğin diliyle yeniden yorumluyor. Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin "Köklerden Geleceğe" anlayışı doğrultusunda şekillenen çalışma, bireyin estetik duyarlılığını, yani zevk-i selim kavramını merkeze alarak geçmişle kurulan bağı bilinçli ve anlamlı bir geleceğe dönüştürmeyi amaçlıyor. Diyarbakır Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Ufuk Yakut, bu projede yarı değerli taşlar üzerine 81 ilin çalışmasını yaptıklarını vurguladı. Yakut, "Doğadan topladığımız taşları ustalarımızla birlikte her türlü sanat eserine dönüştürmeye çalışıyoruz. Taştan takılar yapıyor, çantalarda kullanıyoruz. Farklı bir çalışma ortaya koymak adına taşı tabloya da dönüştürmeye başladık. Yani bir nevi taşı tuval olarak kullanarak çalışmalar yürütüyoruz. Bu yıl taşla ilgili yeni çalışmalarımız da var. Ancak bu proje, geçen seneye ait olan ’81 İl Türkiye’ Projemizdi. Bu projede Türkiye’nin 81 ilindeki en önemli eserleri taşların üzerine işleyerek adeta kazımış olduk" dedi. Diyarbakır Olgunlaşma Enstitüsünde resim öğretmeni görevini yürüten Songül Toköz Özer ise kendisinin ve 3 usta arkadaşının çalışmaları gerçekleştirdiğini söyledi. Özer, "Toplamda 81 eser bulunuyor ve her birinde Türkiye’nin 81 ilinden seçilen farklı tarihi yapılar, özel taşlar üzerine aktarıldı. Kullandığımız taşlar doğada bulunan ancak özel olarak işlenen taşlardan oluşuyor. Nitelikli taşlar, taş atölyemizde işlenip hazırlanarak kalıp haline getirildi ve ardından sanatsal çalışmalara dönüştürülmek üzere bize teslim edildi" diye konuştu. Sergiyi gezen vatandaşlardan Vedat Kızıl, serginin oldukça keyifli olduğunu dile getirdi. Kızıl, "Olgunlaşma Enstitüsü öğretmenleri tarafından yapılan yarı kıymetli taşlar üzerine işlenen, yalnızca Diyarbakır’ın değil, ülkemizin dört bir yanındaki tarihi ve turistik yerleri anlatan çok kıymetli eserleri inceledik. Gerçekten o kadar hoşuma gitti ki hem çalışmaların bölgemizin tarihi değerlerini yansıtması hem de işlemelerin son derece hassas ve gerçeğine uygun şekilde yapılmış olması beni çok mutlu etti. Aynı zamanda turizmle ilgilenen ve turist rehberliği mesleğini icra eden biri olarak bu eserler beni ayrıca etkiledi. Adeta o yerleri yeniden gezmiş, görmüş gibi hissettim. Oldukça güzel bir gündü. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.
Diyarbakır OSB’de Dış Ticaret Ofisi kuruldu
18 Şubat 2026 Çarşamba - 16:39 Diyarbakır OSB’de Dış Ticaret Ofisi kuruldu Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi (OSB), ihracat kapasitesini artırmak ve üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirmek amacıyla "Dış Ticaret Ofisi" kurdu. Dicle Üniversitesi’nde eğitim gören yabancı uyruklu öğrencilerin bilgi, dil ve uluslararası bağlantı potansiyelini sanayicilerle buluşturacak olan Dış Ticaret Ofisi, OSB bünyesinde kuruldu. Ofis aracılığıyla sanayicilere ihracat süreçlerinde danışmanlık verilmesi, hedef pazar araştırmalarının yapılması, dış ticaret mevzuatı konusunda destek sağlanması ve uluslararası iş bağlantılarının geliştirilmesi hedefleniyor. Bu sayede bölgedeki firmaların yeni pazarlara daha hızlı ve etkin şekilde açılması planlanıyor. Proje kapsamında görev alacak öğrenciler ise uygulamalı saha deneyimi kazanarak hem mesleki gelişimlerini güçlendirecek hem de kariyerlerine önemli bir avantajla başlayacak. Böylece akademik bilgi doğrudan üretim ve ticaret süreçlerine entegre edilirken, nitelikli insan kaynağı da sanayinin hizmetine sunulmuş olacak. Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi yetkilileri, atılan bu adımın bölgenin küresel ticaret gücünü artıracağını ve sürdürülebilir ihracat vizyonuna katkı sağlayacağını belirtti. Sanayi ile akademiyi aynı hedef doğrultusunda buluşturan bu girişimin, Diyarbakır’ın üretim ve ihracat potansiyeline önemli katkılar sunması bekleniyor.
Diyarbakır’da Devlet Bahçeli adına ’Ramazan kolisi’ dağıtıldı
18 Şubat 2026 Çarşamba - 16:10 Diyarbakır’da Devlet Bahçeli adına ’Ramazan kolisi’ dağıtıldı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Diyarbakır Sur İlçe Başkanlığınca Genel Başkan Devlet Bahçeli adına ihtiyaç sahibi ailelere Ramazan kolisi dağıtıldı. Milliyetçi Hareket Partisi Sur İlçe Başkanlığı tarafından ramazan ayı öncesi sosyal destek çalışması gerçekleştirildi. İlçe Başkanı Şakir Erdin ile Kadın, Aile, Çocuk ve Engelli Politikaları (KAÇEP) İlçe Başkanı Serap Kaya, teşkilat mensuplarıyla birlikte Genel Başkan Devlet Bahçeli adına ilçede belirlenen ihtiyaç sahibi ailelere Ramazan kolisi dağıttı. Erdin, teşkilat olarak ilçeye bağlı Çarıklı Mahallesinde 11 Ayın Sultanı Ramazan ayı münasebetiyle kapı kapı çalıp Ramazan kolisi dağıttıklarını söyledi. Erdin, "Elimizden gelen yardımları ihtiyaç sahiplerine ilettik. Genel Başkanımız Devlet Beyin dediği gibi ’bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz’ şiarıyla hareket ediyoruz. Sur ilçesinde çalınmadık kapı, kaynamayan tencere kalmayacak. Tüm haklımızın hizmetindeyiz. Dün de koli dağıtımlarımız oldu. Sur ilçesinde bağlı Ali Paşa Mahallesi’nde yaklaşık 130 aileye Ramazan kolisi yardımında bulunduk. Burada da 70 ile 100 arası aileye yardımlarda bulunduk. Toplam 270-300 arası aileye yardımcı olmaya çalıştık" dedi. Vatandaşlardan Heybet Güzel, MHP Sur İlçe teşkilatına kendilerine ve mahallelerine yaptıkları yardımlardan dolayı mutlu olduğunu söyledi. Güzel, "MHP liderimiz Devlet Bahçeli’ye ve Şakir başkanıma teşekkür ederim" şeklinde konuştu. Şeyhmus Çildam de, Devlet Bahçeli’ye ve Şakir Erdin’e teşekkürlerini dile getirerek, "Gençlere sağladıkları yardımlardan dolayı Şakir Erdin’e çok çok teşekkür ederim. Hep destek oluyor bize. Devlet Bahçeli’ye de saygı ve sevgilerimizi sunarım" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır’da mesleki ve teknik eğitimde girişimcilik semineri
18 Şubat 2026 Çarşamba - 12:39 Diyarbakır’da mesleki ve teknik eğitimde girişimcilik semineri Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürlüğü, KOSGEB İl Müdürlüğü ve Mehmet Cansız Vakfı işbirliğiyle ’Sektör-Öğrenci Buluşması’ düzenlendi. Merkez Kayapınar ilçesindeki Kayapınar Halk Kütüphanesinde düzenlenen seminere Kayapınar İlçe Milli Eğitim Müdürü Kayahan Subaşı, KOSGEB İl Müdürü Vedat Güler, iş adamı Mehmet Cansız katıldı. Seminerde konuşan Kayapınar İlçe Milli Eğitim Müdürü Kayahan Subaşı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, okul idareleri ve öğretmenler olarak çocukların bulundukları noktadan en üst seviyeye taşımak için işin teorik kısmını büyük bir gayretle yürüttüklerini söyledi. Subaşı, "Bugün ise bu teoriyi pratikle buluşturmak, sizleri kendi alanlarında etkili ve yetkin insanlarla bir araya getirmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz. İlçemizde eğitim müdürlüğüne emanet edilmiş 121 bin öğrencimiz var. Her biri bizim için çok kıymetli birer emanettir. Biz inanıyoruz ki emanet, özden daha değerlidir. Bu bilinçle çocuklarımızı sağlıklı, donanımlı ve nitelikli bireyler olarak geleceğe taşımak adına elimizden gelen tüm gayreti göstermeye devam edeceğiz. Bugünkü çalışmamızın da bu hedefe katkı sunmasını temenni ediyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum" ifadelerini kullandı. KOSGEB İl Müdürü Vedat Güler, KOBİ’lerin gelişimi ve genç girişimcilerin iş kurmaları noktasında çok ciddi destekler verdiklerini söyledi. Güler, "Genç girişimcileri, KOBİ’leri ve yeni iş kurmak isteyen herkesi destekleyen; işin tohum aşamasından büyüme sürecine kadar yanında olan bir kuruluşuz. Sevgili gençler, siz meslek lisesi öğrencileri aslında önemli bir avantaja sahipsiniz. Çünkü okuldan mezun olduğunuzda elinizde bir sanatınız, bir mesleğiniz, bir bilginiz ve bir birikiminiz oluyor. Burada bazılarınız üniversite eğitimine devam edecek, bazılarınız bir iş yerinde çalışacak, bazılarınız ise kendi işini kurmak isteyecek. İşte tam bu noktada hayali olan, fikri olan ve kendi işini kurmak isteyen tüm gençlerin yanında biz varız" şeklinde konuştu. KOBİ uzmanı Hasan Solmaz, salonu dolduran öğrencilere slayt gösterisi eşliğinde sunum yaptı. Program katılımcılara verilen ödülle sona erdi.
Öğretmen Akademilerinde sanat ele alındı
18 Şubat 2026 Çarşamba - 12:26 Öğretmen Akademilerinde sanat ele alındı Diyarbakır Öğretmen Akademileri kapsamında, Büyükşehir Öğretmenevinde gerçekleştirilen "Sanatın Toplumsal İletişime Katkısı: Anlam, Bellek ve Dönüşüm" başlıklı söyleşi, öğretmenlerin yoğun katılımıyla gerçekleşti. Doç. Dr. Zuhal Akmeşe, yaklaşık 2 saat süren etkinlikte sanatın toplumsal iletişimdeki rolü, kültürel bellekle ilişkisi ve dijital çağdaki dönüşümü çok boyutlu bir perspektifle katılımcılarla birlikte ele aldı. Öğretmen Akademileri tarafından düzenlenen programın açılışında, sanatın yalnızca estetik bir üretim alanı değil, aynı zamanda güçlü bir iletişim biçimi olduğu vurgulandı. Söyleşide, sanatın bireysel deneyimleri kolektif anlam dünyasına taşıyan sembolik bir dil olduğu belirtilerek, sanatın, bireyin iç dünyasını toplumun ortak hafızasına dönüştüren bir iletişim formu olduğu yaklaşımı öne çıktı. Programın ikinci bölümünde sanatın toplumsal işlevleri üzerinde duruldu. Sanatın ortak duygulanım alanı oluşturduğu, görünmeyeni görünür kıldığı ve empatiyi mümkün kılan en güçlü iletişim alanlarından biri olduğu ifade edildi. Özellikle afetler, göç, toplumsal eşitsizlikler ve kültürel kırılmalar sonrasında üretilen sanatsal çalışmaların, toplumsal dayanışma ve anlam üretimi açısından önemli bir rol üstlendiği vurgulandı. Söyleşide ayrıca sanatın toplumsal bellek ve kimlik inşasındaki işlevi ele alındı. Sinema, edebiyat ve mimarlık gibi alanların toplumların geçmişle kurduğu ilişkiyi taşıyan önemli hafıza araçları olduğu belirtilerek, toplumların geçmişlerini çoğu zaman tarih kitaplarından çok sanat eserleri aracılığıyla hatırlar" değerlendirmesi paylaşıldı. Etkinliğin bir diğer başlığını ise sanatın eleştirel ve dönüştürücü gücü oluşturdu. Sanatın yalnızca toplumsal gerçekliği yansıtan bir alan olmadığı; aynı zamanda alternatif anlatılar üreterek kamusal tartışma zemini açan ve toplumsal farkındalık oluşturan bir işlev üstlendiği ifade edildi. Bu çerçevede sanatın bir "sembolik mücadele alanı" olduğuna dikkat çekildi. Programın son bölümünde dijital çağın sanat ve iletişim üzerindeki etkileri değerlendirildi. Dijital teknolojilerle birlikte üretim imkanlarının demokratikleştiği, ancak aynı zamanda hız ve görünürlük baskısının yüzeyselleşme riskini de beraberinde getirdiği belirtildi. Günümüzde sanatın daha geniş kitlelere ulaştığı ancak aynı hızla tüketildiği gerçeği tartışmaya açıldı. Söyleşi, öğretmenlerin aktif katılımıyla gerçekleşen soru-cevap bölümüyle sona erdi. Katılımcılar, sanatın eğitim süreçlerinde nasıl daha etkili kullanılabileceği ve öğrencilerde estetik duyarlılık ile eleştirel düşünmenin nasıl geliştirilebileceği üzerine görüş alışverişinde bulundu. Program, Öğretmen Akademileri’nin öğretmenlerin kültürel ve entelektüel gelişimine katkı sunmayı amaçlayan çalışmalarının önemli bir örneği olarak değerlendirildi.
Özel okulda skandal görüntü kameraya yansıdı: Çocuğun parmakları bu hale geldi
18 Şubat 2026 Çarşamba - 11:51 Özel okulda skandal görüntü kameraya yansıdı: Çocuğun parmakları bu hale geldi Diyarbakır Özel Yediiklim Okulları’nda küçük çocuğun parmaklarının devrilen masanın altında ezildiği anlar, güvenlik kamerasına yansıdı. Aile konuya ilişkin şikayette bulundu. Diyarbakır Özel Yediiklim Okulları’nda 22 Aralık 2025 tarihinde sabitlenmeyen masa, küçük çocuğun üstüne devrildi. Küçük çocuğun parmakları, masa altında kalarak ezildi. Çocuk, sevk edildiği hastanede parmaklarından ameliyat edildi. Çocuğun öğretmenin gözü önünde yaşadığı acı, güvenlik kamerasına yansırken, aile okul yönetiminden şikayetçi oldu. Çocuğun annesi Rabi İleri, oğlunun Yediiklim Koleji’nde yaralandığını, bu durumun ilk olmadığını öğrenince şikayette bulunduğunu söyledi. İleri, bir anne olarak kayıtsız kalamadığını belirterek, "Olayın ilk olmaması ve okul sahibinin akıllara durgunluk veren savunması. Başka çocuklar yaralanmasın diye masa değişimi veya sabitlenmesini talep ettik. Okul sahibi M.Ş., ’masaları nasıl değiştireyim’ diyor. ’Eşin marangoz, getir, masrafları bana ait, ben yaptırıyorum’ diyor, ’ne alakası var’ diyor. Olayın gerçekleştiği sırada çocuğun güvenliği ve gözetiminden sorumlu öğretmen, bağırsaklarının bozulmasını gerekçe göstererek çocuğun durumunu sormak için aramamıştır. Bu itici hareketler beni bu yola itti. Okul sahibinin yansıtmak istediği gibi okuldan maddi bir talebim yoktur. Fakat bu işin davaya gitmesi halinde kazanılan tazminatı okul sahibin günahını çıkarır mı bilmem ama bağış yapacağım ve bağış M.Ş. okul sahibi adına olacak" dedi. "8 yaşındaki kızım okul sahibi tarafından psikolojik zorbalığa maruz kalmıştır" Yaşananların bununla sınırlı olmadığını savunan İleri, "3 yaşına henüz girmemiş oğlumun hakkını savunurken 8 yaşındaki kızım okul sahibi tarafından psikolojik zorbalığa maruz kalmıştır. Kastettiğim, öğretmeni ve arkadaşlarından ayrılmak zorunda bırakılmıştır. 3 sınıf erken kayıt döneminde okula aktif devam eden çocuğumun kontenjan dolu diyerek kaydı yenilenmemiştir ve öncesinde babaya okul sahibi M.Ş. tarafından kızımın okula alınmayacağına dair haber gönderilmiş olup baba her gün çocuğu sırasına kadar götürüp sırasından almaktadır. Ayrıca kayıt yenilenmediği için çıkan tartışmada okulun sahibi eşime ‘şikayet ettin de ne oldu, bir iki kağıt imzaladılar gittiler’, formaliteden geldiklerini iddia etmiştir. Bu, anne baba olarak bizim içimizi çok acıttı ve kurumlara olan güvenimizi zedelemiştir" dedi. İleri şöyle devam etti: "Ben ilk yaralanan çocuğun annesi ile iletişime geçip herhangi bir ifadesine başvurulup vurulmadığını sorduğumda çocuk da anne de ifade vermemiş olup ilk vakanın neye dayanarak yalanlandığını öğrenmek istiyorum. Bir anne olarak olayla alakasız kızımın da mağdur edilmesi bu olayla ilgili okulun bir kınama bile almaması daha öncede okuldaki bir çocuğunda öğretmen tarafından tartaklaması, çocukların en çok korunması gereken çağda beni daha da hırslandırmıştır. Asla ve asla peşini bırakmayacağım" ifadelerinde bulundu. Aile, savcılık ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne şikayette bulundu. Öte yandan, okulun kurucusu M.Ş., söz konusu konuyu ve iddiaları soran muhabire telefonda tehdit ve hakaretlerde bulundu.
Gündüz: ’’Şehit ve gazi aileleri olarak her zaman Türk Deniz Kuvvetlerimizin yanındayız’’
18 Şubat 2026 Çarşamba - 10:35 Gündüz: ’’Şehit ve gazi aileleri olarak her zaman Türk Deniz Kuvvetlerimizin yanındayız’’ 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri, Gazileri ve Terör Mağdurları Derneği Genel Başkanı Abbas Gündüz, Türkiye’nin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu komutanlığında denizlerdeki üstünlüğünün arttığını belirterek, ’’Şehit ve gazi aileleri olarak her zaman Türk Deniz Kuvvetlerimizin yanındayız" dedi. 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri, Gazileri ve Terör Mağdurları Derneği Genel Başkanı Abbas Gündüz, NATO tatbikatına 11 müttefik ülkeyle birlikte katılan Türkiye’nin çok maksatlı amfibi gemisi, modernize edilmiş fırkateynleri, denizde ikmal kabiliyeti, amfibi birlikleri ve ileri teknoloji unsurlarıyla sadece bir katılımcı değil, oyun kurucu bir güç olduğunu gösterdiğini kaydetti. Gündüz, ’’Özellikle Bayraktar TB3 SİHA’ların ilk kez bir NATO tatbikatında ve amfibi harekatta kullanılması, ittifak için yeni bir doktrinin kapısını araladı. Bu adım, Türkiye’nin savunma sanayiinde ulaştığı özgün ve yerli yeteneklerin sahaya yansımasıdır. Oramiral Tatlıoğlu’nun vurguladığı gibi Türk Deniz Kuvvetleri yalnızca Baltık Denizi’nde değil, Hint Okyanusu’ndan Basra Körfezi’ne, Akdeniz’den Adriyatik’e kadar geniş bir coğrafyada görev yapabilen küresel ölçekte bir deniz gücüdür. 8 bin kilometreyi aşan mesafelerde amfibi güç aktarımı, bu kabiliyetin somut bir göstergesidir. Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkenin jeostratejik gerekliliklerini doğru okuyan, teknolojiyi doktrinle buluşturan ve caydırıcılığı sahada ispatlayan bu yaklaşım, Türkiye’nin denizlerdeki varlığını kalıcı ve güçlü kılmaktadır. Bu vizyon, disiplin ve kararlılık için aziz milletimiz, şehit ve gazi aileleri olarak her zaman Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ve Türk Deniz Kuvvetlerimizin yanındayız’’ dedi.