Yerel Haberler
Diyarbakır
03 Mayıs 2026 Pazar - 09:51 Orta Doğu’da çatışmaya rağmen ülkede ’Terörsüz Türkiye’ süreci: Diyarbakırlı iş adamı kentinde milyarlık yatırımı sürdürüyor Diyarbakırlı iş adamı Mustafa Çubuk, Orta Doğu’daki çatışma sürecine rağmen Türkiye’deki sürece ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a güvenerek şehrinde başlattığı milyarlık yatırım projesini devam ettirip, herkese de yatırım çağrısında bulunuyor. Bağlar ilçesi kırsal Oğlaklı Mahallesi ve Karacadağ bölgesinde, bin dönüm arazi üzerinde 10 milyar TL’lik bütçe ile inşa çalışmaları devam eden İmalat ve Geri Dönüşüm Toplu İşyeri Projesi’nde; hastane, spor tesisleri, idari binalar, otel, cami ve bin 200 ticari iş yeri yer alıyor. Orta Doğu’da İran-ABD-İsrail arasında başlayan çatışma ateşkes süreciyle dururken, küresel düzeyde yatırımcıları da etkiliyor. Türkiye’nin yurt içinde ’Terörsüz Türkiye’ politikası, Orta Doğu’da ise taraflar arasındaki barışçıl politikası iş adamlarına güven veriyor. Diyarbakırlı iş adamı Mustafa Çubuk ise kentinde başlattığı milyarlık yatırımını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği mesajlar ve yürüttüğü dengeli politikaya güvenerek sürdürüyor. SMC Yıkım Hafriyat Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Çubuk, İran-Amerika-İsrail savaşının bütün dünyayı, petrol, mazot ve bütün ürünleri etkilediğini söyledi. Ülkeler arasında en az etkilenenin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu değerlendiren Çubuk, iş adamları olarak yurt dışındaki yatırımcılarla da yaptıkları değerlendirmelerde Türkiye’nin eskisi gibi olmadığını ifade etti. Çubuk, Türkiye’nin burada yatırım için en güvenli liman olduğunu dile getirerek, "Cumhurbaşkanımızın dik duruşu, barışçıl politikasıyla Türkiye; en güvenilir ülkedir. Eskiden insanlar Avrupa’ya, yurt dışına giderdi. Oralarda yatırım yaparlardı. Bakıyoruz artık tam tersine döndü. Avrupa’dan, yurt dışından Türkiye’ye gelmek isteyen o kadar iş adamı var ki. Irak, İran, Suriye’den, Dubai’den, Katar’dan, her yerden buraya gelip yatırım yapmak isteyen insanlar var. Buraya gelme sebeplerinden biri de, Türkiye’nin her yeri güveniliridir. Ama eskiden Doğu, Güneydoğu’da bir sıkıntı vardı. Barış olmasaydı ben dahil kimse bu bölgeye gelip yatırım yapmazdı. Diyarbakır’da yatırım yapıyorum. Buraya geldik, iyi ki de geldik, herkesi buraya davet ediyorum" dedi. 10 milyar liralık yatırımları olduğunu kaydeden Çubuk, "Bunu durup dururken yapmadık. Barış süreciyle de yaptık. Eskiden turist sayısı azdı. Çok şükür Diyarbakır’ımızda, Sur’da turistlerden geçilmiyor. Eskiden insanlar Antalya, yurt dışına giderlerdi. Artık herkes Diyarbakır’a geliyor, Doğu, Güneydoğu’yu geziyor. Amerika-İsrail-İran savaşı hepimizi derinden etkiledi. Hem vicdani, hem de ekonomik olarak. İlk etapta çok tedirgin olduk. Dünyaya baktığımız zaman en güvenilir liman Türkiye oldu. Türkiye’de çok güvenilir bir şekilde yatırımlarımıza devam ediyoruz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı’ndan bir ricaları olduğunu belirten Çubuk, "Dünya lideri olarak bu konuya el atarak güzel bir barış süreci de Orta Doğu’da olursa, işlerimiz daha da güzel olur. İş adamları olarak her iki yerde de yatırım yapmak istiyoruz. Şu an Türkiye’de yapıyoruz. Dünyaya açılmak istiyoruz, Orta Doğu’ya açılmak istiyoruz. İnsan, bir şey yaparken inanmalı. Kırsal bir bölgede on binlerce insana iş imkanı sağlayacağız. Burada fabrikalar, geri dönüşüm tesisleri kuruyoruz. Bir iş adamı olarak ne büyük hayalim burada, bu bölgede bu yatırımı yapmak. Bin 200 dükkan yapıyoruz" şeklinde konuştu.
Taekwondo şampiyonasında DEPSAŞ Enerji rüzgarı
24 Ocak 2024 Çarşamba - 10:26 Taekwondo şampiyonasında DEPSAŞ Enerji rüzgarı Türkiye Taekwondo Şampiyonası, 17-21 Ocak 2024 tarihleri arasında Muğla Menteşe Spor Salonunda 70 ilden gelen 571 kulüpten yaklaşık 2 bin sporcunun katılımıyla gerçekleştirildi. Büyükler kategorisinde erkekler 63 kilogram finalinde DEPSAŞ Enerji sporcularından İbrahim Öter Türkiye şampiyonu ve Hamza Ali Aydoğdu Türkiye ikincisi olurken, Rüveyda Nur Evin 49 kilogram ve Ayselnur Sağlık +73 kilogram kategorilerinde Türkiye üçüncüsü oldu. Şampiyonada başarı gösteren söz konusu sporcular, 08-14 Şubat tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek olan Turkish Open’da Türkiye’yi temsil edecek. DEPSAŞ Enerji sporcuları finalde karşılaştı Türkiye Taekwondo Şampiyonası, 70 ilden gelen 571 kulüp ve yaklaşık 2 bin sporcunun katılımıyla gerçekleşti. Beş gün boyunca süren çekişmeli müsabakalarda, erkekler 63 kilogram kategorisinde DEPSAŞ Enerji’nin sporcuları İbrahim Öter ve Hamza Ali Aydoğdu finalde karşılaştı. Final maçında galip gelen İbrahim Öter, Türkiye Şampiyonu unvanını kazanırken, Hamza Ali Aydoğdu Türkiye ikincisi olarak kürsüye çıktı. Turkish Open’da Türkiye’yi temsil edecek Kulüp sporcularından 49 kilo kategorisinde yarışan Rüveyda Nur Evin, Türkiye Taekwondo Şampiyonasında üçüncülük elde ederek madalya kazandı. Aynı şampiyonada +73 kilogram kategorisinde mücadele eden Ayselnur Sağlık ise üçüncülük madalyası aldı. İbrahim Öter, Hamza Ali Aydoğdu, Rüveyda Nur Evin ve Ayselnur Sağlık, bu başarıları ile 08-14 Şubat tarihlerinde Antalya’da yapılacak 11. Uluslararası Türkiye Açık Taekwondo Turnuvası’nda (Turkish Open) ülkemizi temsil etme hakkı kazandı. “Takım için olumlu geçti” Şampiyonaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEPSAŞ Enerji Sportif Direktörü Mehmet İpek, Türkiye Taekwondo Şampiyonasının takım için olumlu geçtiğini ifade etti. Sporcuların azimli ve istikrarlı çalışmalarıyla elde ettikleri başarıları kutlayan İpek, şampiyonaya katılan tüm sporcu ve antrenörlere teşekkürlerini iletirken dereceye giren sporcuları tebrik etti. Beş gün süren şampiyona, izleyicileri etkileyen performanslar ve renkli görüntülerle sona erdi. Şampiyona süresince yapılan ödül törenlerinde, başarılı sporcular ödüllerini aldı.
Depremden 56 saat sonra çıkartılan afetzede: "Oğlum Abdullah’ın 5’inci sınıftaki din kültürü öğretmeni rüyamda bana yiyecek getiriyordu"
23 Ocak 2024 Salı - 20:23 Depremden 56 saat sonra çıkartılan afetzede: "Oğlum Abdullah’ın 5’inci sınıftaki din kültürü öğretmeni rüyamda bana yiyecek getiriyordu" Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen depreme Diyarbakır’da yakalanıp, çöken Hisami Apartmanı enkazından 56 saat sonra çıkartılan Hediye Aslan, “Oğlum Abdullah’ın 5’inci sınıftaki din kültürü öğretmeni rüyamda bana yiyecek getiriyordu. ’Kan değerlerin düşmesin’ diyordu. Sanki melekler bana getiriyordu” dedi. 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin birinci yıl dönümüne sayılı günler kaldı. Diyarbakır’da 100 kişiye mezar olan, ikiz çocuklarını ve eşini kaybeden Hediye Aslan (43), enkaz altından 56 saat sonra çıkartılmıştı. Hediye Aslan, bir yıl sonra İHA muhabirine enkaz altında yaşadıklarını anlatarak, 17 yaşında ikizleri ve eşi olduğunu, deprem sırasında çocuklarının kendisini kaldırdığını söyledi. “Bir mezar gibi yerin altındaydık” Kalktığında çok sallandıklarını, ne yapacağını bilemediğini belirten Aslan, şöyle konuştu: “6’ncı kattayız, atlasak olmuyor. Kalktım, kapıyı açarken duvar üzerime geldi. Yıkıldı, ben orada kaldım, çocuklarım da içeride kaldı. Birbirimizi göremedik, hiçbir ses gelmedi. Çok saat geçti, hep karanlıktı, bir mezar gibi yerin altındaydık. Çalışma yapanların sesi bana geliyordu, benim sesim bir türlü onlara gitmiyordu. En son itfaiyeci bir dayı Kürtçe konuşuyordu, sesi geldi. Yan tarafımda epeyce çalıştı, sesimi ona duyurmak istedim. Sesim ona gitti ve üstüme çalıştılar. İtfaiyeciler beni buldu.” “Kendimi bıraktım çocuklarımı düşünüyordum” “O acıyla niye sesimi duymuyordunuz diyemedim” diyen Aslan, “Çocuklarımı hep soruyordum. Dediler sağdır. Hastaneye gidinceye kadar hep sağ dediler. Daha sonra söylediler. Hep çocuklarımı düşünüyordum. Kendimi bırakmıştım. Taşların içinde küçük bir parça kilim vardı. Mezar gibiydi, zorla dönerek sırayla yan tarafımı ısıtıyordum. Çok üşüyordum. Çocuklarım çok başarılıydı, hedefleri vardı, avukat olacaktı, olamadı” dedi. “Yetkililere çağrım, bana TOKİ’den ev versinler” 75 yaşındaki annesinin yanında kaldığını, kardeşinin işsiz olduğunu ifade eden Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada da kalsam bir evim yok, kendimi burada misafir olarak görüyorum. Koşuyolu’nda bir evim vardı. Onu da satmıştım müşterek tapusu olduğu için daha tapuyu devretmemiştim. Kız kardeşim de kentsel dönüşüm için orayı aldı. Tapu işini şimdi hallettim ama bana TOKİ vermiyorlar. Bir tane müşterek takılı kalmıştı. Dedim o müştereği bulup sonra tapumuzu hallederiz. Adam da Şırnak’taydı. Bugün yarın derken iki sene bitti. Kız kardeşimdir deyip hallederiz, o adamı da buluruz. Şimdi hallettik devlet sistemde bende böyle buluyor. Bu nedenlerden dolayı bana TOKİ’den ev vermiyorlar. Üstümde ev varmış diye. Yetkililere çağrım, bana TOKİ’den ev versinler. Çalışayım, sıfırdan hayat kurayım böyle bir gücüm yok. Valilik, beni İŞKUR üzerinden bir okula koydu. O da 4 ay kaldı. Bari düzenli bir işim olsun. Kalıcı bir işe koysunlar. Depremin yıl dönümü yaklaşıyor, umarım sesimi duyarlar.” Yerin altındayken çocuklarının kanepenin yanında olup kurtulacakları umuduyla beklediğini aktaran Aslan, kendisinin boş bir yerdeyken kurtulduğunu, pencerenin yanında olan çocuklarının da kendisine hep bir umut olduğunu kaydetti. “Çıkarttıklarında da doktora götürdüklerinde kan değerlerimi ölçtüklerinde hepsi standarttı” Yattığı sırada sanki 5 dakikalık bir uykuda olduğunu belirten Aslan, “Korkuyordum ve günler geçiyormuş. Avukat olmak isteyen oğlum Abdullah’ın 5’inci sınıftaki din kültürü öğretmeni rüyamda bana yiyecek getiriyordu. ’Kan değerlerin düşmesin’ diyordu. Bana su getiriyordu. Gözümü kapattığım zaman bana kek ve su getiriyordu. Sanki melekler bana getiriyordu. Din kültürü öğretmeni bayandı. Uyandığım zaman sanki gerçekten yemiş gibiydim. Susama, acıkma hiçbir şey hissetmiyordum. Çıkarttıklarında da doktora götürdüklerinde kan değerlerimi ölçtüklerinde hepsi standarttı. Sofradan sanki yeni kalktığımı söylüyorlardı. Orada ne yediğimi sordular. Hiçbir şey yemediğimi söyledim. Rüyalarımdan da bahsetmedim. Çocuklarımı kaybetmenin şoku vardı, kendime sakladım” diye konuştu. “Çocuk korkuyordu, sonra sesi yavaş yavaş kesilmeye başladı” Yerin altında çocuklarına seslenirken kendi çocuğu yaşında olan Muhammed’in cevap verdiğini dile getiren Aslan, “Çocuklarım Abdullah ve Şiyar diye seslenirken bir çocuktan ses geldi. Şiyar’ı zannettim. O çocukta ’ay, ay’ diye inliyordu. ’Şiyar sen misin’ diye seslendim. ’Yok, ben Muhammed’ dedi. Onu teselli etmeye çalıştım. Bak hepimiz bu duruma düşmüşüz, sakin ol. ’Abla bu neydi başımıza gelen’ diye cevap verdi. ’Ne durumdasın’ dediğimde, ’yerin altındayım, sadece kafam gözüküyor’ dedi. Ben sustukça o, ’abla susma’ diyordu. Çocuk korkuyordu. Sonra sesler yavaş yavaş kesilmeye başladı” ifadelerine yer verdi. Öte yandan, geçtiğimiz günlerde görülen duruşmada mahkeme, Hisami Apartmanı’nın yıkılmasıyla ilgili tutuklu sanık müteahhit Mehmet Ali Korkut’un tutukluluk halinin devamına, Mehmet Meşe ile Ahmet Özcan’ın tutuklanmasına, tutuksuz sanık Nurettin Özcan hakkında da tutuklanmaya yönelik yakalama kararı vererek, duruşmayı 14 Mart’a ertelemişti.
2023’te Diyarbakır’da bin 500 kilometre yol asfaltlandı
23 Ocak 2024 Salı - 15:31 2023’te Diyarbakır’da bin 500 kilometre yol asfaltlandı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, 2023 yılında kent merkezi ve kırsalda yaklaşık bin 500 kilometre yol inşa etti, 230 bin ton sıcak asfalt serdi. Yol Yapım Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanlığı, 2023 yılında yol açma, genişletme, stabilize ve yeni asfalt serme çalışmaları kapsamında, kırsal mahalle grup ve mahalle yollarında önemli çalışmalar gerçekleştirdi. Kırsalda grup mahalle yollarında yeni yol yaparak ulaşımda önemli sorunları çözen ekipler, vatandaşların güvenliği için özverili bir çalışma yürüttü. Yolların zeminlerinde herhangi bir bozulma yaşanmaması için sathi kaplama asfalt serilen yollarda alt temel ve temel çalışması yürüten ekipler, ihtiyaç duyulan noktalarda kazı dolgu çalışması da yaptı. Çalışmalarda ihtiyaç duyulan yollara beton asfalt, mahalle içi ve sathi kaplama asfalt sermeye uygun olmayan bölümlerin zeminine kilitli parke taşı döşendi. Ekipler, merkezde bulunan caddeler, bulvarlar ve yeni açılan yollarda 230 bin ton sıcak asfalt serdi, 17 ilçede devam eden çalışmalarda ise bin 490 kilometre kırsal yolu tamamladı. Kent merkezi ve kırsal mahallelerde yürütülen çalışmalarda 530 bin metrekare parke taşı döşerken, ilçe belediyelerine 665 bin metrekare parke taşı teslim etti. 32 bin metrekare kaldırım ve 27 bin 600 metre bordür çalışması yapan ekipler, 54 aydınlatma direği ile caddeleri ışıklandırdı.
Depremden 56 saat sonra çıkartılan afetzede: "Oğlum Abdullah’ın 5’inci sınıftaki din kültürü öğretmeni rüyamda bana yiyecek getiriyordu"
23 Ocak 2024 Salı - 11:59 Depremden 56 saat sonra çıkartılan afetzede: "Oğlum Abdullah’ın 5’inci sınıftaki din kültürü öğretmeni rüyamda bana yiyecek getiriyordu" Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen depreme Diyarbakır’da yakalanıp, çöken Hisami Apartmanı enkazından 56 saat sonra çıkartılan Hediye Aslan, “Oğlum Abdullah’ın 5’inci sınıftaki din kültürü öğretmeni rüyamda bana yiyecek getiriyordu. ’Kan değerlerin düşmesin’ diyordu. Sanki melekler bana getiriyordu” dedi. 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin birinci yıl dönümüne sayılı günler kaldı. Diyarbakır’da 100 kişiye mezar olan, ikiz çocuklarını ve eşini kaybeden Hediye Aslan (43), enkaz altından 56 saat sonra çıkartılmıştı. Hediye Aslan, bir yıl sonra İHA muhabirine enkaz altında yaşadıklarını anlatarak, 17 yaşında ikizleri ve eşi olduğunu, deprem sırasında çocuklarının kendisini kaldırdığını söyledi. “Bir mezar gibi yerin altındaydık” Kalktığında çok sallandıklarını, ne yapacağını bilemediğini belirten Aslan, şöyle konuştu: “6’ncı kattayız, atlasak olmuyor. Kalktım, kapıyı açarken duvar üzerime geldi. Yıkıldı, ben orada kaldım, çocuklarım da içeride kaldı. Birbirimizi göremedik, hiçbir ses gelmedi. Çok saat geçti, hep karanlıktı, bir mezar gibi yerin altındaydık. Çalışma yapanların sesi bana geliyordu, benim sesim bir türlü onlara gitmiyordu. En son itfaiyeci bir dayı Kürtçe konuşuyordu, sesi geldi. Yan tarafımda epeyce çalıştı, sesimi ona duyurmak istedim. Sesim ona gitti ve üstüme çalıştılar. İtfaiyeciler beni buldu.” “Kendimi bıraktım çocuklarımı düşünüyordum” “O acıyla niye sesimi duymuyordunuz diyemedim” diyen Aslan, “Çocuklarımı hep soruyordum. Dediler sağdır. Hastaneye gidinceye kadar hep sağ dediler. Daha sonra söylediler. Hep çocuklarımı düşünüyordum. Kendimi bırakmıştım. Taşların içinde küçük bir parça kilim vardı. Mezar gibiydi, zorla dönerek sırayla yan tarafımı ısıtıyordum. Çok üşüyordum. Çocuklarım çok başarılıydı, hedefleri vardı, avukat olacaktı, olamadı” dedi. Yerin altındayken çocuklarının kanepenin yanında olup kurtulacakları umuduyla beklediğini aktaran Aslan, kendisinin boş bir yerdeyken kurtulduğunu, pencerenin yanında olan çocuklarının da kendisine hep bir umut olduğunu kaydetti. “Çıkarttıklarında da doktora götürdüklerinde kan değerlerimi ölçtüklerinde hepsi standarttı” Yattığı sırada sanki 5 dakikalık bir uykuda olduğunu belirten Aslan, “Korkuyordum ve günler geçiyormuş. Avukat olmak isteyen oğlum Abdullah’ın 5’inci sınıftaki din kültürü öğretmeni rüyamda bana yiyecek getiriyordu. ’Kan değerlerin düşmesin’ diyordu. Bana su getiriyordu. Gözümü kapattığım zaman bana kek ve su getiriyordu. Sanki melekler bana getiriyordu. Din kültürü öğretmeni bayandı. Uyandığım zaman sanki gerçekten yemiş gibiydim. Susama, acıkma hiçbir şey hissetmiyordum. Çıkarttıklarında da doktora götürdüklerinde kan değerlerimi ölçtüklerinde hepsi standarttı. Sofradan sanki yeni kalktığımı söylüyorlardı. Orada ne yediğimi sordular. Hiçbir şey yemediğimi söyledim. Rüyalarımdan da bahsetmedim. Çocuklarımı kaybetmenin şoku vardı, kendime sakladım” diye konuştu. “Çocuk korkuyordu, sonra sesi yavaş yavaş kesilmeye başladı” Yerin altında çocuklarına seslenirken kendi çocuğu yaşında olan Muhammed’in cevap verdiğini dile getiren Aslan, “Çocuklarım Abdullah ve Şiyar diye seslenirken bir çocuktan ses geldi. Şiyar’ı zannettim. O çocukta ’ay, ay’ diye inliyordu. ’Şiyar sen misin’ diye seslendim. ’Yok, ben Muhammed’ dedi. Onu teselli etmeye çalıştım. Bak hepimiz bu duruma düşmüşüz, sakin ol. ’Abla bu neydi başımıza gelen’ diye cevap verdi. ’Ne durumdasın’ dediğimde, ’yerin altındayım, sadece kafam gözüküyor’ dedi. Ben sustukça o, ’abla susma’ diyordu. Çocuk korkuyordu. Sonra sesler yavaş yavaş kesilmeye başladı” ifadelerine yer verdi. Öte yandan, geçtiğimiz günlerde görülen duruşmada mahkeme, Hisami Apartmanı’nın yıkılmasıyla ilgili tutuklu sanık müteahhit Mehmet Ali Korkut’un tutukluluk halinin devamına, Mehmet Meşe ile Ahmet Özcan’ın tutuklanmasına, tutuksuz sanık Nurettin Özcan hakkında da tutuklanmaya yönelik yakalama kararı vererek, duruşmayı 14 Mart’a ertelemişti.
Memorial Diyarbakır Hastanesi’nde doğuma hazırlık kursları başlıyor
23 Ocak 2024 Salı - 11:27 Memorial Diyarbakır Hastanesi’nde doğuma hazırlık kursları başlıyor Anne adaylarının gebelik serüveninde, ailelerin doğum sürecinde bilinçli kararlar almalarını sağlamak, endişeleriyle başa çıkmak ve kendine olan güveninin artmasına yardımcı olmak amacıyla düzenlenen Memorial Doğuma Hazırlık Kursları, tüm anne-baba adaylarının katılımına açık ve ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor. Sağlıklı bir doğum deneyimi yaşamaları ve annelik sürecine güvenli bir başlangıç yapmaları amacıyla Diyarbakır Memorial Hastanesinde düzenlenen kurslar, aileleri ebeveyn olma yolculuğunda birçok konuda bilgilendiriyor. Tüm anne-baba adaylarının, her türlü sorunun yanıtını bulabileceği kurslarda, uzman doktorlar tarafından bu süreçteki kaygıları azaltmanın yolları paylaşılıyor. Mutlu bir gebelik ve sağlıklı bir doğum dönemi geçirmek isteyenler; gebelik süresince dikkat edilmesi gereken hususlardan, gebelikte vücutta oluşacak değişikliklere, doğuma hazırlık sürecinden lohusalık dönemine kadar pek çok ayrıntı hakkında bilgi sahibi oluyor. Annelik ve bebek bakımı hakkında merak edilenlerin yanı sıra ebeveynlerin duygusal ve zihinsel olarak da doğuma hazır olmalarını sağlayacak bilgiler de psikolog ya da psikiyatristler tarafından katılımcılara aktarılıyor. Memorial Doğuma Hazırlık Kursları, 3 Şubat tarihine kadar Cumartesi günleri 13.00-15.00 saatleri arasında olacak. Kurslara katılan anne adaylarına ise program sonunda katılım belgesi verilecek.