Yerel Haberler
Diyarbakır
Kurşunların hedefi olan özel halk otobüsü şoförü hayatını kaybetti
06 Ocak 2024 Cumartesi - 13:08 Kurşunların hedefi olan özel halk otobüsü şoförü hayatını kaybetti Diyarbakır’da, dün akşam kurşunların hedefi olan özel halk otobüsü şoförü hayatını kaybetti. Şoför, mesai arkadaşlarının katıldığı törenle toprağa verilirken, 3 şüpheli gözaltın alındı. Dün akşam saatlerinde merkez Yenişehir ilçesi Kooperatifler Mahallesi Yaşar Kemal Caddesi’nde ismi öğrenilemeyen 2 kişi, henüz bilinmeyen bir nedenle cadde üzerinde silahla ateş açtı. Tabancadan çıkan kurşunlar, seyir halindeki 21 HO 1109 plakalı özel halk otobüsünün arka camından girerek, şoför Serkan Aslan’ı (30) ensesinden, yoldan geçen yaya Aydın T.’yi ise karın bölgesinden yaraladı. Yaralılardan Aydın T. Dicle Üniversitesi Hastaneleri’ne, durumu ağır olan Serkan Aslan ise önce Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi’ne sonra Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Bir çocuk babası Aslan, burada doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Aslan’ın cenazesi, otopsi işlemlerinin ardından defnedilmek üzere sabah saatlerinde Bağlar ilçesindeki Yeniköy Asri Mezarlığı’na getirildi. Mesai arkadaşlarının da katıldığı cenaze töreninden sonra Aslan’ın cansız bedeni, yakınları tarafından ağıtlarla defnedildi. Defin işlemlerinin ardından mezarlıkta gazetecilere açıklama yapan Özel Halk Otobüsleri Kooperatif Başkanı Fesih Kaya, acılarının büyük olduğunu, başkasının başına gelmemesi temennisinde bulunarak durumun Türkiye genelinde yaşandığını söyledi. 3 şüpheli gözaltına alındı İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, olay sonrası yaptığı çalışmalar sonucu 3 şüpheli şahsı yakaladı. İşlemleri için emniyete götürülen şahısların gözaltı sürecinin devam ettiği öğrenildi. Olay ile ilgili soruşturma sürüyor.
Tam bir şifa deposu: Günün her saati zevkle tüketilen paçaya ilgi arttı
06 Ocak 2024 Cumartesi - 10:45 Tam bir şifa deposu: Günün her saati zevkle tüketilen paçaya ilgi arttı Kış aylarında tüketimi yüzde 100’e kadar çıkan kelle paça ve kibe mumbar, antibiyotik görevi gördüğü düşünüldüğü için Diyarbakırlıların vazgeçilmezi oluyor. Diyarbakır’da 1960 yılından beri paça çorba hizmeti veren işletme, şifa deposu ve lezzet kaynağı olan paça çorbasının satışını kış aylarında yüzde 100’e çıkardı. Ayak paçanın insan vücudundaki kırık ve çıkıklar için iyi geldiği, paça içerisindeki beynin çocukların gelişimine iyi geldiği ve kemik suyunun soğuk algınlığı için bire bir olduğu söyleniyor. Özellikle kış aylarında vücut direncine iyi geldiği bilinen paça, sarımsak, parça et, sakatat ve kemik suyundan yapılıyor. Kışın her gün ortalama 500 paça çorbası sattıklarını belirten sektörde üçüncü kuşak olan Hakan Onur, birçok hastalığa iyi gelen ve özellikle gelişim çağındaki çocuklara büyük fayda sağlayan paça çorbasının, günün her saatinde sevilerek tüketildiğini söyledi. Dededen gelen lezzetli tarifleri müşterilerine sunduklarını dile getiren Onur, “3 kuşaktır kelle paça sektöründeyiz. Deden babaya, babadan oğullara devam ediyoruz. 1960 yılından bu yana Diyarbakır’a hizmet veriyoruz. Yaz aylarında yüzde 60 oranında paça satışı yaparken, kışın bu oran yüzde 100’e çıkıyor. İnsanlarımız kışın paça ve kibe mumbarı çok tüketiyor. Paça bizim için antibiyotik görevi görüyor. İçindeki sarımsaktan, etten ve kemik suyundan dolayı soğuk algınlığına çok iyi geliyor. Böylelikle de paça vücut direncini arttırıyor” dedi. Onur, “Mesela ayak paça insan vücudundaki kırık ve çıkıklar için tedavi görüyor. Paça içindeki beyin, çocukların gelişimini sağlıyor. 6 yaşına kadar doktorlar da beyinin tüketilmesini tavsiye ediyor. Kemik suyu özellikle direnç için vazgeçilmezdir. Bunun yanında kibe mumbar da yapıyoruz. Bir gün öncesinden kibe mumbarın temizliğini yapıyoruz. Sabahı ise satışa sunmak için önce Karacadağ pirincini kullanıyoruz. İçine bunun yanında baharat çeşitleri de atıyoruz. Hepsini salça ve sosuyla harmanlayıp kaynatıyoruz. 40-50 dakika boyunca kaynadıktan sonra yemeye hazır oluyor. Paça satışlarında kışın günde ortalama 500 tabak oluyor” diye konuştu. Yaklaşık 10 yıldır paça sektöründe mutfakta çalışan Özgür Gül, kibe mumbarı lezzetli yapan püf noktanın Diyarbakır’da volkanik Karacadağ’ın eteklerinde yetişen pirinci ve baharatı olduğunu söyledi. Paça ve kibe mumbarı kışın sıklıkla tükettiğinden ötürü kolay kolay hasta olmadığını ifade eden müşterilerden Ramazan Çokur, soğan, paça ve sarımsak üçlüsünün antibiyotik deposu olduğunu dile getirdi. Çokur, şunları kaydetti: “Kelle paça, soğuk algınlığı ve bağışıklık sistemi için olmazsa olmaz yiyeceklerden birisidir. Bölgemizde bu yemek çok tüketiliyor. Paça, vücut direncime haddinden fazla iyi geliyor. Allah’a çok şükür soğuk algınlığım 7 senede bir oluyor. Bunun tek sebebi de sarımsak, soğan ve paçadır. Bu üçlü benim vazgeçilmezimdir.”
Tam bir şifa deposu: Günün her saati zevkle tüketilen paçaya ilgi arttı
06 Ocak 2024 Cumartesi - 10:43 Tam bir şifa deposu: Günün her saati zevkle tüketilen paçaya ilgi arttı Kış aylarında tüketimi yüzde 100’e kadar çıkan kelle paça ve kibe mumbar, antibiyotik görevi gördüğü düşünüldüğü için Diyarbakırlıların vazgeçilmezi oluyor. Diyarbakır’da 1960 yılından beri paça çorba hizmeti veren işletme, şifa deposu ve lezzet kaynağı olan paça çorbasının satışını kış aylarında yüzde 100’e çıkardı. Ayak paçanın insan vücudundaki kırık ve çıkıklar için iyi geldiği, paça içerisindeki beynin çocukların gelişimine iyi geldiği ve kemik suyunun soğuk algınlığı için bire bir olduğu söyleniyor. Özellikle kış aylarında vücut direncine iyi geldiği bilinen paça, sarımsak, parça et, sakatat ve kemik suyundan yapılıyor. Kışın her gün ortalama 500 paça çorbası sattıklarını belirten sektörde üçüncü kuşak olan Hakan Onur, birçok hastalığa iyi gelen ve özellikle gelişim çağındaki çocuklara büyük fayda sağlayan paça çorbasının, günün her saatinde sevilerek tüketildiğini söyledi. Dededen gelen lezzetli tarifleri müşterilerine sunduklarını dile getiren Onur, “3 kuşaktır kelle paça sektöründeyiz. Deden babaya, babadan oğullara devam ediyoruz. 1960 yılından bu yana Diyarbakır’a hizmet veriyoruz. Yaz aylarında yüzde 60 oranında paça satışı yaparken, kışın bu oran yüzde 100’e çıkıyor. İnsanlarımız kışın paça ve kibe mumbarı çok tüketiyor. Paça bizim için antibiyotik görevi görüyor. İçindeki sarımsaktan, etten ve kemik suyundan dolayı soğuk algınlığına çok iyi geliyor. Böylelikle de paça vücut direncini arttırıyor” dedi. Onur, “Mesela ayak paça insan vücudundaki kırık ve çıkıklar için tedavi görüyor. Paça içindeki beyin, çocukların gelişimini sağlıyor. 6 yaşına kadar doktorlar da beyinin tüketilmesini tavsiye ediyor. Kemik suyu özellikle direnç için vazgeçilmezdir. Bunun yanında kibe mumbar da yapıyoruz. Bir gün öncesinden kibe mumbarın temizliğini yapıyoruz. Sabahı ise satışa sunmak için önce Karacadağ pirincini kullanıyoruz. İçine bunun yanında baharat çeşitleri de atıyoruz. Hepsini salça ve sosuyla harmanlayıp kaynatıyoruz. 40-50 dakika boyunca kaynadıktan sonra yemeye hazır oluyor. Paça satışlarında kışın günde ortalama 500 tabak oluyor” diye konuştu. Yaklaşık 10 yıldır paça sektöründe mutfakta çalışan Özgür Gül, kibe mumbarı lezzetli yapan püf noktanın Diyarbakır’da volkanik Karacadağ’ın eteklerinde yetişen pirinci ve baharatı olduğunu söyledi. Paça ve kibe mumbarı kışın sıklıkla tükettiğinden ötürü kolay kolay hasta olmadığını ifade eden müşterilerden Ramazan Çokur, soğan, paça ve sarımsak üçlüsünün antibiyotik deposu olduğunu dile getirdi. Çokur, şunları kaydetti: “Kelle paça, soğuk algınlığı ve bağışıklık sistemi için olmazsa olmaz yiyeceklerden birisidir. Bölgemizde bu yemek çok tüketiliyor. Paça, vücut direncime haddinden fazla iyi geliyor. Allah’a çok şükür soğuk algınlığım 7 senede bir oluyor. Bunun tek sebebi de sarımsak, soğan ve paçadır. Bu üçlü benim vazgeçilmezimdir.” (MHİ-RK-Y)
Diyarbakır’da "Filistin İçin Sözümüz Var" temalı konferans düzenlendi
05 Ocak 2024 Cuma - 17:27 Diyarbakır’da "Filistin İçin Sözümüz Var" temalı konferans düzenlendi Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı iş birliğiyle Diyarbakır’da, Gazze’de yaşanan zulmü gündemde tutarak, "Filistin İçin Sözümüz Var" temalı "Hayır Çarşısı, Ezgi ve Marşlar Programı" düzenlendi. "Filistin İçin Sözümüz Var" temalı "Hayır Çarşısı, Ezgi ve Marşlar Programı", merkez Yenişehir ilçesindeki Selahaddin Eyyubi Camii ve Külliyesi’nde düzenlendi. Program, cami müezzin kayyımı Muhammed Aslan’ın Kur’an-ı Kerim okumasıyla başladı. Konferansa Diyanet İşleri Başkanlığı Başkanlık Müşaviri Doç. Dr. Fatih Kurt konuşmacı olarak katıldı. Programda konuşan Doç. Dr. Fatih Kurt, Gazze’de yaşanan zulmün gündemde tutulması gerektiğini söyledi. Yaklaşık üç aydır insanlıktan utanılacak günler yaşandığını ifade eden Doç. Dr. Kurt, “Yaklaşık üç aydan beri insanlığımızdan adeta utanacağımız, başımızı eğerek yürüyeceğimiz günleri yaşıyoruz. Artık durmasını bekleyip istediğimiz büyük bir zulme, soykırıma tüm insanlık olarak maalesef şahit oluyoruz. Bizim Filistin’le, bizim Mescid-i Aksa ile, bizim Kudüs’le üç bağımız var. Bunun birincisi şüphesiz ki diniz bağımızdır. Peygamber Efendimizin namazlarını yönelerek kılmış olduğu mekandır. Ve yine Mescid-i Aksa aynı zamanda yeryüzünün ikinci mabedidir. Bizim Kudüs’le, Filistin’le bağımız sadece dini olmakla da kalmıyor. Tarihi bir bağımız var bizim o topraklarla. Oralar Müslüman yurdu ve diyarı olarak yüzyıllarca yıl yaşayıp var olmuş” dedi. Gazze’de yaşanan dramın insanlığa sabrı, dayanışmayı öğrettiğini dile getiren Kurt, “Bugün Filistin toprakları gözü yaşlı annelerin her gün aktığı, ailelerin bombalanan evlerinin altında kaldığı, küçücük yavruların birbirlerini teselli edip omuzlarına yaslanıp dinlenmeye çalıştığı, şehit olmak üzere son nefesini adeta verecek olan kardeşine kelime-i şehadeti getirmek için gayret gösteren bebeleri bize gösteren Filistin topraklarıdır. Gazze bize imanı, teslimiyeti öğretiyor. İmanın ne büyük güç olduğunu gösteriyor. Müslüman’ın rabbine nasıl teslim olması gerektiğini Gazzeli kardeşlerimiz bize ve tüm insanlığa öğretiyor. Bugün Gazze bize sabrı, dayanışmayı öğretiyor. Yine Gazze bize dünya hayatını nasıl anlamamız gerektiğini öğretiyor” diye konuştu. Gazze’de yaşanan soykırımın tüm insanlık meselesi haline geldiğini belirten Diyarbakır İl Müftüsü Celal Büyük ise şunları kaydetti: “Gazze’deki soykırım 3’üncü aya giriyor. Orada masum insanlar katlediliyor. Çocuklar katlediliyor. İnsanların tüm dinlerde olan dokunulmaz hayat hakkına müdahale ediliyor. Bu yaşananlar sadece Arap dünyasının meselesi değildir. Bu mesele ümmetin meselesidir. Zira üç açıdan bakıldığı zaman olayın aslında bütün Müslümanları ilgilendirdiği görülür. Bugün Filistin’de katledilenler Filistin’deki Müslümanlar olmasa da başka din mensupları da olsa biz yine bu tepkimizi gösterecektik. Göstermek de zorundayız. Dolayısıyla insanların orada katlediliyor olması bu meseleyi bütün insanların meselesi haline getiriyor.” Program, ilahilerin okunmasının ardından Doç. Dr. Fatih Kurt’un yaptığı dua ile sona erdi.