Yerel Haberler
Diyarbakır
Çocuklar sokakta sporla buluştu 07 Mayıs 2026 Perşembe - 13:03:38 Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin "Koş, Oyna, Paylaş: Sokakta Spor" etkinlikleri kapsamında Oğlaklı Mahallesi’nde bir araya gelen yüzlerce çocuk ve genç, spor, oyun ve müzikle dolu bir gün geçirdi. Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, havaların ısınmasıyla birlikte sporu salon ve tesislerden sokaklara taşıyor. "Her Yerde Spor" temasıyla gerçekleştirilen etkinlikte yüzlerce çocuk ve genç, farklı spor branşlarında hareket dolu bir gün geçirme şansı yakalıyor. Daha önce Yenişehir ilçesindeki Ben u Sen semtinde başlayan organizasyonun bu seferki durağı Bağlar ilçesi Oğlaklı Mahallesi oldu. Çocukların neşesi mahalleye yayıldı Özellikle spor alanlarına erişimi sınırlı olan mahallelerde düzenlenen etkinliklerle çocukların sosyal yaşama daha aktif katılması hedefleniyor. Gün boyunca oyun oynayan, spor yapan ve birlikte vakit geçiren çocuklar, mahallede renkli ve hareketli görüntüler oluşturdu. Etkinlik, yalnızca fiziksel aktiviteyi değil; paylaşmayı, birlikte hareket etmeyi ve dayanışmayı da güçlendiren bir buluşmaya dönüştü. Şenliğe katılan 6-14 yaş arası çocuklar ile 15-25 yaş arası gençler, futbol, basketbol, voleybol, masa tenisi ve badminton gibi branşlarda spor yapma imkanı buldu. Kurulan portatif oyun ve spor alanlarında çocukların enerjisi gün boyu devam etti. Etkinlik kapsamında ayrıca şişme tırmanma duvarı, trambolin, akıl ve zekâ oyunları atölyeleri ile ritim ve müzik etkinlikleri de yoğun ilgi gördü. Yüzlerce çocuk ve gencin farklı spor branşlarını tanıma fırsatı bulduğu etkinlikte, katılımcılar gün boyunca hem spor yaptı hem de keyifli vakit geçirdi. Çocuklar, gençler ve aileler, mahalleye neşe ve heyecan getiren organizasyondan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, çocukların ve gençlerin sporla daha fazla buluşabilmesi amacıyla "Sokakta Spor" etkinliklerini belirlenen program kapsamında kentin farklı mahallelerinde sürdürmeye devam edecek.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 12:54 Hani Devlet Hastanesi hizmete açıldı Diyarbakır’ın Hani ilçesinde yapımı tamamlanan Devlet Hastanesi hizmete açıldı. Modern mimarisi, güçlü teknik altyapısı ve geniş hizmet kapasitesiyle dikkat çeken hastane, bölge halkına daha erişilebilir ve nitelikli sağlık hizmeti sunacak. Toplam 10 bin 750 metrekare kapalı alana sahip hastane, 35 yatak kapasitesiyle hizmet vermeye başladı. İhtiyaç halinde kapasitesi 64 yatağa kadar artırılabilecek şekilde planlanan hastane, polikliniklerden ameliyathanelere, yoğun bakım ünitelerinden hemodiyaliz hizmetlerine kadar birçok alanda kapsamlı sağlık hizmeti sunuyor. Hastanede 12 poliklinik odası, 3 ünitli ağız ve diş sağlığı polikliniği, gebe okulu ve ebe polikliniği, 2 ameliyathane, yoğun bakım üniteleri, 8 yataklı hemodiyaliz ünitesi ile evde sağlık hizmetleri birimi yer alıyor. Anne ve bebek dostu yaklaşımıyla öne çıkan hastanede ayrıca, anne adaylarının doğum süreçlerini daha konforlu geçirebilmesi amacıyla modern TDL (Travay, Doğum, Lohusa) odaları da hizmete sunuldu. Acil servis bölümü ise erkek, kadın ve çocuk müşahade alanları, travma ve müdahale odaları, canlandırma ünitesi ile kapsamlı bir yapıda planlandı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, sağlık yatırımlarının vatandaşların sağlık hizmetine erişimini güçlendirdiğini belirterek, "Hani Devlet Hastanemiz, yalnızca bir sağlık tesisi değil; vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha hızlı, güvenli ve modern şartlarda ulaşabilmesi adına önemli bir yatırımdır. Modern altyapısı, donanımlı birimleri ve güçlü sağlık kadrosuyla İlçemize uzun yıllar hizmet verecek önemli bir sağlık kompleksini vatandaşlarımızın hizmetine sunmuş bulunuyoruz. Sağlık Bakanlığımızın destekleriyle İlimizin sağlık altyapısını güçlendirmeye ve vatandaşlarımıza daha kaliteli sağlık hizmeti sunmaya devam edeceğiz’’ dedi. Hani Devlet Hastanesinin, ilçe merkeziyle birlikte çevre mahalleler ve kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşlara da 7 gün 24 saat kesintisiz sağlık hizmeti sunacağı belirtildi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 12:36 İş adamı Bozkuş: ’’Türkiye güçlü liderlikle bölgede huzur ve güvenin teminatı oldu’’ Diyarbakırlı iş adamı Mehmet Bozkuş, Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayi, diplomasi ve iç güvenlik alanında ortaya koyduğu başarıları değerlendirerek, elde edilen kazanımların güçlü liderlik, siyasi istikrar ve millet-devlet dayanışmasının sonucu olduğunu söyledi. Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın tarih boyunca stratejik önem taşıdığına dikkat çeken Bozkuş, bugün Orta Doğu başta olmak üzere çevre ülkelerde yaşanan savaşların, çatışmaların ve insani krizlerin göz önüne alındığında Türkiye’nin sergilediği güçlü duruşun daha net anlaşıldığını ifade etti. Bozkuş, "Bugün etrafımıza baktığımızda adeta ateş çemberiyle çevrili bir coğrafyada yaşıyoruz. Sınırlarımızın hemen ötesinde insanlar evlerini, yurtlarını terk etmek zorunda kalıyor, şehirler bombalanıyor, milyonlarca insan büyük mağduriyetler yaşıyor. Böylesine hassas bir dönemde Türkiye’nin dimdik ayakta kalabilmesi, vatandaşlarının huzur ve güven içinde yaşamlarını sürdürebilmesi asla tesadüf değildir. Bunun arkasında 23 yıllık siyasi istikrar, güçlü devlet aklı ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı liderliği vardır" dedi. ’’Savunma sanayisinde tarihi bir dönüşüm gerçekleşti’’ Savunma sanayisinde son yıllarda gerçekleştirilen yatırımların Türkiye’yi dünya çapında söz sahibi ülkeler arasına taşıdığını belirten iş adamı Bozkuş, geçmişte dışa bağımlı olan Türkiye’nin bugün kendi teknolojisini üreten, ihraç eden ve caydırıcı gücünü her geçen gün artıran bir ülke konumuna geldiğini söyledi. Bozkuş açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ’’Bir dönem savunma ihtiyaçlarını büyük ölçüde dışarıdan karşılamak zorunda kalan Türkiye, bugün kendi İHA’sını, SİHA’sını, savaş gemisini, hava savunma sistemini ve stratejik savunma teknolojilerini üretebilen güçlü bir ülke haline gelmiştir. Bu tarihi dönüşüm kolay olmamıştır. Büyük bir vizyon, sabır, kararlılık ve milli duruş gerektirmiştir. Geldiğimiz noktada dünya artık Türkiye’nin kolay lokma olmadığını, bileğinin bükülemeyeceğini açık bir şekilde görmektedir." Türkiye’nin askeri caydırıcılığının yalnızca savunma alanında değil diplomatik alanda da elini güçlendirdiğini vurgulayan Bozkuş, güçlü devletlerin masada da güçlü konuştuğunu belirtti. Bozkuş, "Bugün Türkiye uluslararası platformlarda sözünü dinleten, masada ağırlığı olan bir ülke haline gelmiştir. Bunun temelinde sahada elde edilen güç vardır. Eğer savunma sanayiniz güçlü değilse diplomatik anlamda da etkili olmanız mümkün değildir. Türkiye artık hem sahada hem masada güçlüdür’’ diye konuştu. ’’Saha Expo 2026’da sergilenen teknolojiler gurur kaynağı oldu’’ Saha Expo 2026 Savunma Sanayi Fuarında sergilenen yerli ve milli teknolojilerin Türkiye’nin geldiği noktayı net bir şekilde ortaya koyduğunu dile getiren iş adamı Bozkuş, fuarda tanıtılan sistemlerin tüm dünyada dikkatle takip edildiğini söyledi. Bozkuş, "Saha Expo 2026’da sergilenen savunma sistemleri gerçekten hepimizin göğsünü kabartmıştır. Özellikle yeni nesil teknolojiler, Türkiye’nin savunma sanayisinde artık farklı bir lige çıktığını açıkça göstermektedir. Özellikle kıtalar arası yeni füzemiz 6 bin kilometre menzili olan Yıldırım Han bizi Dünya savunma sanayide yeni bir lige çıkarmış ve gurur kaynağımız olmuştur. Her biri uzun yılların emeği, birikimi ve kararlılığının ürünüdür’’ şeklinde konuştu. Tanıtımı yapılan yüksek menzilli savunma sistemlerinin Türkiye’nin stratejik gücüne büyük katkı sağlayacağını anlatan Bozkuş, bunun ülkeye yönelik kötü niyetli planları olan çevrelerde ciddi bir caydırıcılık oluşturduğunu belirtti. Bozkuş, ‘’Türkiye’ye karşı hesap yapan herkes artık iki kez düşünmek zorundadır. Çünkü karşılarında eski Türkiye yok. Kendi teknolojisini geliştiren, kendi güvenliğini kendisi sağlayan güçlü bir Türkiye var’’ ifadelerini kullandı. ’’Birlik ve beraberlik en büyük gücümüzdür" Türkiye’nin dışarıdaki başarısının içerideki birlik ve beraberlikle doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Bozkuş, Cumhur İttifakı çatısı altında sürdürülen güçlü birlikteliğin ülkenin geleceği açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Bozkuş, "Dışarıya karşı güçlü olmanın yolu içeride sağlam durmaktan geçer. Bugün Cumhur İttifakı ile ortaya konulan kararlı duruş, ülkemizin geleceği adına son derece kıymetlidir. Özellikle terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda atılan adımlar milletimizin huzuru açısından tarihi önemdedir’’ dedi. Toplumun her kesiminin ülkenin geleceği için ortak paydada buluşmasının önemine dikkat çeken Bozkuş, güçlü Türkiye idealinin birlik içerisinde daha da büyüyeceğini söyledi. "Güçlü hükümet, güçlü liderlik, huzurlu Türkiye" Bozkuş, Türkiye’nin bugün geldiği noktanın tesadüfi olmadığını belirterek şöyle dedi: "Türkiye bugün dışarıya karşı caydırıcı, içeride ise vatandaşına güven veren güçlü bir devlettir. İnsanlarımız evlerinde huzur içerisinde yaşayabiliyorsa, geleceğe umutla bakabiliyorsa bunun arkasında güçlü hükümet anlayışı, kararlı liderlik ve millet-devlet dayanışması vardır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyon, Türkiye’yi bölgesel güçten küresel etkisi olan bir ülke konumuna taşımıştır. Bundan sonra da aynı kararlılıkla yolumuza devam ederek çok daha büyük başarılara ulaşacağımıza inanıyorum."
Kış aylarında PVC pencerelere rağbet artıyor
05 Aralık 2023 Salı - 09:57 Kış aylarında PVC pencerelere rağbet artıyor Yurt genelinde havaların soğumasıyla birlikte evlerdeki ısıyı dengeyi tutmak amacıyla PVC pencerelere rağbet arttı. Diyarbakır’da hava sıcaklarının gündüz 3 dereceye kadar düşmesiyle ses ve ısı yalıtımının etkisini gösterdiği PVC pencereler daha çok tercih ediliyor. Evlerde tahta pencereler yerini artık PVC pencerelere bırakıyor. Soğuk kış aylarında evlerde soğuğu içeri almayan yalıtımlı pencereler artık bütün evlerde görülüyor. PVC ustası olarak çalışan Yunus Ekinci, artık eski tahta pencerelerin yerini PVC pencerelerin aldığını söyledi. Vatandaşların uzun ömürlü ve kaliteli olmasından dolayı PVC pencereleri tercih ettiklerini belirten Ekinci, "Bizim bölgemiz biraz sıcak olduğu için renkli pencereler pek fazla tercih edilmiyor. Tercih edilse bile 3-5 yıllık bir ömrü var. Ürünlerin beyaz olması daha uzun ömürlü ve kullanışlı oluyor. Vatandaşlarımız pencere yaptıracağı zaman iyi bir ustaya denk gelirse iyi bir kalitede uzun ömürlü pencereye sahip olur. Şu anda PVC dediğimiz malzemeler son teknoloji ile üretildiği için daha kullanışlı ve uzun ömürlü oluyor" dedi. PVC pencerelerin son teknoloji ile üretildiğini ifade eden Ekinci, “Artık tahta pencereler kullanılmıyor. Vadesi de dolmuş durumda. Tahta pencerelerin ömrü 5-6 yıl ise PVC pencerelerin ömrü ona göre daha uzun. Şu anda PVC kapı grupları en son teknoloji olduğundan ısı yalıtımı ve ses yalıtımı olarak daha iyi. Yağmurlu havalarda PVC pencerelerde yağmur alma ve hava geçirme gibi sıkıntılar olmuyor. Eski tip tahta pencerelerde yağmurlu havalarda, rüzgarlarda içeri havayı daha fazla alır. O yüzden vatandaşların tercihi PVC pencere gruplarını tercih ediyor” ifadelerini kullandı.
UNAIDS raporuna göre, dünya genelinde 39 milyon insan HIV ile yaşıyor
04 Aralık 2023 Pazartesi - 16:49 UNAIDS raporuna göre, dünya genelinde 39 milyon insan HIV ile yaşıyor Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 1 Aralık Dünya AIDS Günü dolayısıyla "HIV/AIDS Farkındalık Semineri" düzenlendi. Seminerde; (UNAIDS) 2023 yılı raporuna göre, dünya genelinde 39 milyon insanın HIV ile yaşadığı belirtildi. İl Sağlık Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Dicle Üniversitesi (DÜ) Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kemal Çelen ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Şafak Kaya hastanenin konferans salonunda düzenlenen seminerde birer sunum gerçekleştirdi. Çelen, tanı konulan kişi sayısından çok daha fazla HIV pozitif vakası bulunduğunu belirterek, HIV/AIDS’in günümüzde artık tedavi edilebilir kronik bir enfeksiyon haline gelmesine rağmen önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam etiğini dile getirdi. Prof. Dr. Şafak Kaya ise Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS) 2023 yılı raporuna göre, dünya genelinde 39 milyon insanın HIV ile yaşadığını ifade etti. 1,3 milyon insanın yeni tanı aldığını ve HIV/AIDS ile ilişkili nedenlerle 630 bin kişinin yaşamını yitirdiğini aktaran Kaya, Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgelerinde yeni HIV enfeksiyonu tanısı alanların sayısının artmaya devam ettiğini kaydetti. Seminere, Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü yöneticilerinin yanı sıra Dicle Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Günay Saka ve sağlık çalışanları katıldı.
Kayapınar Belediyesi’nden 646 kişiye evde bakım hizmeti
04 Aralık 2023 Pazartesi - 15:03 Kayapınar Belediyesi’nden 646 kişiye evde bakım hizmeti Diyarbakır’da Kayapınar Belediyesi’ne bağlı Evde Bakım Birimi ekipleri, kendi ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayan bakıma muhtaç yaşlı, engelli ve hasta 646 kişiye evde bakım hizmeti veriyor. Kayapınar Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü’ne bağlı Evde Bakım Birimi tarafından ilçe merkezinde yaşayan yaşlı, engelli, hasta ve bakıma muhtaç vatandaşlara yönelik sağlık hizmetlerini sürdürüyor. Yardıma muhtaç vatandaşların sağlık ve ev temizliği gibi ihtiyaçlarını gideren hizmet çerçevesinde evlerinde pansuman, sonda, vital bulguları ölçme, öz bakım (saç-sakal tıraşı, yatak banyosu, tırnak bakımı), çamaşır yıkama ve kurutma ile kuaför hizmetleri veriliyor. Bu çerçevede, 19 kişilik Evde Bakım ekibi tarafından 2023 yılı içerisinde 646 kişiye hizmet verildi. Kayapınar Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Arif Karaman, Kayapınar’ın yaşanabilir, sağlıklı ve ulaşılabilir bir kent olması için yoğun mesai harcadıklarını dile getirerek, sağlıklı birey olmadan, sağlıklı toplum olamaz değerlendirmesinde bulundu. Karaman, “Kayapınar’ı sağlıklı bir kent haline getirmek ve vatandaşlarımıza daha kaliteli bir hizmet verebilmek adına tüm sorunların çözümü için çalışıyoruz. 19 kişilik Evde Bakım birimimiz ile ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza evlerinde hizmet veriyoruz. İlçemizde yaşayan tüm bireyleri mutlu etmek bizim en önemli görevimiz. Bu kapsamda, ilçemizde oturan 646 engeli, yaşlı, hasta ve bakıma muhtaç vatandaşımıza sağlık hizmeti verdik, veriyoruz” diye konuştu. Hizmet alan vatandaşlar da, evde bakım ve sağlık hizmetinin önemli bir ihtiyaca cevap verdiğini ifade ederek, Kaymakam Karaman’a teşekkür etti.
13 yıldır çocuğundan haber alamayan anne, teslim olması için çağrıda bulundu
04 Aralık 2023 Pazartesi - 13:41 13 yıldır çocuğundan haber alamayan anne, teslim olması için çağrıda bulundu Diyarbakır’da 5’inci yılında da evlat nöbetini sürdüren anne, 13 yıldır haber alamadığı oğluna teslim olması için çağrıda bulundu. 3 Eylül 2019 tarihinde farklı kentlerden Diyarbakır’a gelerek oturma eylemi başlatan aileler bin 554 gündür çocuklarından gelecek bir haberi bekliyor. Oğlu Mahmut’tan 13 yıldır haber alamadığını belirten anne Bedriye Uslu, evladına geri dönmesi için çağrıda bulundu. Yaz-kış demeden çocuğu için çadırın yolunu tuttuğunu ifade eden Uslu, “Her sabah oğlum Mahmut için yaz-kış demeden bu çadırın yolunu tutuyorum. 13 yıldır evladımdan haber alamıyorum. Her gün bir umutla yollara düşüp geliyorum belki bir telefon gelir. Allah, hakkımızı HDP’ye bırakmasın. Kendi çocuklarını Avrupalarda okutup bizim çocuklarımızı da dağlara mahkum ettiler. Mahmut, eğer beni görüp duyuyorsan evine dön” dedi. Oğlu Cahit’in 2015 yılında kandırılarak dağa kaçırıldığını ileri süren baba İhsan Bayrak, evladına “teslim ol” çağrısında bulundu. Oğlundan 9 yıldır haber alamadığını söyleyen Bayrak, “9 yıldır oğlumdan haber yok. Cahit, oranın sonu yok gel ‘teslim ol.’ Pişmanlık yasası var, çık gel bu yasadan faydalan. Artık seni kullanmalarına izin verme. Oğlum, 2015 yılında Lice’de katılım sağlamış. Öğrendiğimizde hemen savcılığa haber verdik” diye konuştu.
Depremzedelere bir darbede Diyargaz’dan
04 Aralık 2023 Pazartesi - 10:35 Depremzedelere bir darbede Diyargaz’dan Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremle birlikte Diyarbakır’da ikamet ettiği evi ağır ve orta hasar gören vatandaşlar, 10 aydır Diyargaz’dan depozito ücretlerini alamadığını belirtti. 6 Şubat tarihinde Pazarcık ve Elbistan merkezli yıkıcı iki depremle birlikte 11 ilde asrın felaketi meydana geldi. Bununla birlikte olağanüstü hal çerçevesinde olan illerde vatandaşlar konutu ve/veya işyeri yıkılan, acil yıkılacak, ağır ve orta hasarlı yapılarında gaz aboneliğini iptal etti. Deprem bölgesinde sadece Diyarbakır’da Diyargaz tarafından depozito iadesinin sağlanmadığı ileri sürüldü. Merkez Bağlar ilçesi Selahattin Eyyubi Mahallesi’ndeki evinin depremle birlikte ağır hasar gördüğünü ve yıkımının gerçekleştiğini belirten Mehmet Engin Hayrullahoğlu, Diyargaz’dan bahse konu olan evinin aboneliğini 10 aydır iptal etmesine rağmen depozite ücretinin yatırılmadığını öne sürdü. Kendisi gibi kentte yüzlerce vatandaşın aynı durumdan muzdarip olduğunu söyleyen Hayrullahoğlu, “Depremde Bağlar ilçesindeki Selahattin Eyyubi Mahallesi 315. Sokak’taki binamda oturuyordum. Depremle birlikte ağır hasar gören binamız maalesef yıkıldı. Evimize gaz almak için Diyargaz’a aboneliğimiz vardı. Binamız yıkıldıktan sonra mecbur başka bir eve taşınmak zorunda kaldık. Bundan dolayı da yeni bir abonelik yaptık. Böylelikle de eski binamızdaki aboneliği iptal ettirdim. Abonelik yaptığımızda depozito da verdik ve daha sonra abone iptalinde o paranın geri ödeneceği söylendi. Fakat aboneliği mecburi iptal ettikten sonra bana binamızın ağır hasarlı olduğundan dolayı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın talimatıyla ödemelerin yapılmayacağı söylendi. Bakanlık ne zaman para verirse o gün paranız yatırılacak diye geri dönüş sağlandı. Ama yeni abonelik yaptığımda yine benden ücret aldılar. Yaklaşık 11 aydır aboneliğimi iptal ettirmeme rağmen eski depozitomu geri yatırmamışlar. Ben ve benim gibi yüzlerce kişi aynı durumdadır” dedi. "Kendileri için cüzi bir ücret olabilir, ama ben şu anda bir depremzedeyim" Depremin yıkım gerçekleştirdiği diğer illerde depozito ücretlerinin yatırıldığını ama Diyarbakır’da yatırılmadığını belirten Hayrullahoğlu, “Defalarca Diyargaz’a gittiğim halde sorunumuz çözülmedi. Ve sorunun bakanlık tarafından kaynaklandığını söylüyorlar. Diyarbakır’da hiçbir vatandaşımız depozito ücretini almamıştır. Ama diğer depremin yaşandığı illerin hepsinde depozito ücretlerinin ödendiğini söylüyorlar. Kendileri için cüzi bir ücret olabilir. Ama ben şu anda bir depremzedeyim. Benim hakkım olan bir ücreti istiyorum” ifadelerinde bulundu. Yetkililere, “Lütfen sesimize kulak verin” diye çağrıda bulunan Hayrullahoğlu, “İşin garip tarafı; örneğin hasarsız bir evden taşınıldığı zaman Diyargaz’a gidip abonelik iptali sağlandığında en geç 3 gün içerisinde depozito yatırılıyor. Burada büyük bir çelişki var. Depremzede olan benim. Ama mağdur edilen de benim. Bunu defalarca söylememize rağmen ücretimizi yatırmadılar” diye konuştu. Bahse konu olan durum ile ilgili yazılı açıklamada bulunan Diyargaz Müşteri Hizmetleri Müdürlüğü, “Bilindiği üzere 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremler meydana gelmiş ve bu depremler etkisiyle ilimizde de ciddi anlamda zararlar oluşmuştur. Yaşanan depremlerin etkisini azaltmak anlamında 21 Mart 2023 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayımlanmış ve bu kararnamede olağan üstü hal kapsamında olan illerde konutu ve/veya işyeri yıkılan, acil yıkılacak, ağır ve orta hasarlı hale gelen elektrik ve doğal gaz abonelerinin ödenmemiş tüketim bedellerinin terkin edileceği belirtilmiştir. Bu kararnamenin 4. maddesinde uygulamaya ilişkin usul ve esaslar EPDK’nin görüşü alınmak suretiyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca belirleneceği ifade edilmiştir. 25 Mayıs 2023 tarihinde “Olağanüstü hal kapsamında enerji tüketim bedellerinin terkinine ilişkin usul ve esaslar hakkında tebliğ” yayımlanmış ve terkin işlemlerinin detayı hakkında gerekli açıklık getirilmiştir. Usul ve esasların 8. maddesinde terkin süresi 1 Kasım 2023 olarak belirlenmiş olup terkin edilecek bedelin de bakanlık bütçesinden karşılanacağı ifade edilmiştir” açıklamasında bulundu. Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi: “Gelinen noktada dağıtım şirketimiz EPDK’ya terkin edilecek faturalar hususunda gerekli başvurusunu yapmıştır. Yapılan başvurunun kontrol ve incelenmesi şu an devam etmektedir. EPDK kontrol onayından sonra bakanlık terkin bedeli ödemesini 3 iş günü içerisinde dağıtım şirketimize yapacaktır. Çalışmanın bitmesine müteakip hasarlı binalarda yer alan ve fesih işlemi için başvuran abonelerimizin güvence bedeli iadelerine ivedilikle başlanılacaktır.”
Klinik olarak saptanan gebeliklerin yüzde 10-15’i düşükle sonuçlanmakta
04 Aralık 2023 Pazartesi - 09:38 Klinik olarak saptanan gebeliklerin yüzde 10-15’i düşükle sonuçlanmakta Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gamze Akın Evsen, çocuk sahibi olmaya hazırlanan çiftlerin yaşadığı en büyük travmalardan biri olan gebelik kayıpları, çoğu anne adayının psikolojisinin bozulmasına ve çaresizlik hissine kapılmasına neden olduğunu belirterek, "Klinik olarak saptanan gebeliklerin yüzde 10-15’i düşükle sonuçlanmakla beraber bu durumun tekrar etmesi yani tekrarlayan gebelik kayıplarında oran Yüzde 3 ila 5’tir" dedi. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gamze Akın Evsen, gebelik kayıplarında en sık kromozomal sıkıntılar olmakla beraber, genetik anomaliler, hormonsal sıkıntılar, kan pıhtılaşması, rahmin yapısal bozuklukların olduğunu ve tekrarlayan gebelik kayıplarının ise öncelikle anne ve babanın kronik hastalıkları, tıbbi öyküleri, ailede mevcut genetik hastalıkları gibi durumların ayrıntılı bir şekilde sorgulanmasıyla ortaya çıkacağını söyledi. Tıbbi literatürde abortus yani düşük olarak tanımlanan gebelik kaybı, bebeğin 500 gram ağırlığına ulaşmadan veya 20’inci haftadan önce çeşitli sebeplerden ötürü gebeliğin sonlanması anlamına geldiğini açıklayan Dr. Evsen, genelde en sık ilk 3 aylık dönemde görülebilmekte olduğunu dile getirdi. 2 veya daha fazla sayıda yaşanan gebelik kayıplarına ise tekrarlayan gebelik kaybı dediklerini belirten Dr. Evsen, şöyle konuştu: "Klinik olarak saptanan gebeliklerin yüzde 10-15’i düşükle sonuçlanmakla beraber bu durumun tekrar etmesi yani tekrarlayan gebelik kayıplarında oran Yüzde 3 ila 5’tir. Tekrarlayan gebelik kayıplarında en sık kromozomal sıkıntılar olmakla beraber, genetik anomaliler, hormonsal sıkıntılar, kan pıhtılaşması, rahmin yapısal bozuklukları, annede var olan diyabet ve guatr gibi sistemin hastalıklar, annede tekrarlayan enfeksiyonlar, bağışıklık sistemi sorunları ve çevresel faktörler görülebilmektedir." Gebelik kayıplarının sebeplerinin değerlendirilmesi için çeşitli testlerin yapılması gerektiğini aktaran Dr. Evsen, "Özellikle tekrarlayan gebelik kayıplarının sebepleri değerlendirildiğinde öncelikle anne ve babanın kronik hastalıkları, tıbbi öyküleri, ailede mevcut genetik hastalıkları gibi durumların ayrıntılı bir şekilde sorgulanması gerekmektedir. Ayrıntılı bir fizik muayene sonrasında genetik sorunlar açısından genetik testi, pıhtılaşma bozukluğu açısından trombofili paneli incelenmesi, genel hastalıkların değerlendirilmesi için, akş, ogtt, hba1c, tsh, prl gibi testler istenebilmektedir. Yine bağışıklık sitemi değerlendirmesi için bazı testler istenmekle beraber rahmin yapısal sıkıntıları için hsg dediğimiz rahim filmi çekilmesi önerilmektedir. Tüm bunlar böyle kısaca özetlenebilse de bu süreç hasta için oldukça yıpratıcı kaygı verici olabilmektedir" dedi. "Her ne kadar sebebin ortaya çıkarılması için pek çok tetkik yapılsa da bu durumu yaşayan çiftlerin yarısından fazlasında bu testlerde bir sıkıntı saptanmamaktadır" diyen Dr. Evsen, "Bu durum açıklanamayan tekrarlayan gebelik kaybı olarak isimlendirilir. Hasta için daha kaygı verici olabilmekte bazen de hastaları daha çok umutsuzluğa sürüklemektedir. Hastanın tekrarlayan kayıpları olmasına rağmen hiçbir sıkıntı tespit edilmediği durumlarda hastaya sabırla sürece devam etmesini önermekteyiz. Böyle hastalarda devam eden süreçte yüzde 50-70 sağlıklı bir gebelik süreci görülebilir. En çok da bu dönemde karşılaştığımız soru ya tekrar olursa? Evet, tekrar olabilir ancak sabırla süreci desteklemeliyiz. Bu durum çoğunlukla anne adayının umutsuzluk hissine kapılıp evlat sahibi olamayacağı düşüncesinin öne çıkmasına sebep olmaktadır. Gebeliğe hazırlık döneminden bir kaygı ve korku süreci başlar" diye konuştu. Anne olma kuramının başlangıcı olan karar ve hazırlık aşamasında kötü deneyimi olmayan kadınlarda daha rahat geçtiğini söyleyen Dr. Evsen, "Olumsuz deneyim yaşamış kadınlarda ise zorlayıcı geçmektedir. Anne, gebe kalınıp her şey yolunda olsa bile beklenen bir bebeğin heyecanını kaybetme endişesi ile beraber yaşamaktadır. Zorlu süreçlerden sonra elde edilen gebeliklerde gebelik süresince anne adayları süreçle ilgili zorluklarda bile şikayet etme haklarının olmadığını düşünüp sadece minnettarlık duyması gerektiğini düşünebilirler. Gebelik oluştuğu andan itibaren kaybetme korkusu hakim olduğundan anne adayı gebeliğe inanmakta güçlük çekebilir sık kontroller sık testler yaptırabilir” ifadelerinde bulundu.