Yerel Haberler
Diyarbakır
DİSİDER Başkanı Akbaş, 2025’i değerlendirip 2026 beklentilerini açıkladı
15 Aralık 2025 Pazartesi - 12:39 DİSİDER Başkanı Akbaş, 2025’i değerlendirip 2026 beklentilerini açıkladı Diyarbakır Sanayici ve İş İnsanları Derneği (DİSİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Şeyhmus Akbaş, 2025 yılını değerlendirirken, 2026 yılı için hükümetten ve yerel yönetimlerden beklentilerini sıraladı. Basın mensuplarına Basın açıklaması yapan Akbaş, 2025 yılının, ülke açısından zorlukların yanı sıra önemli fırsatları da içinde barındıran bir dönem olduğunu aktardı. Akbaş, "Özellikle ülkemizin yakıcı sorunu olan, terörün tamamen sona ermesi, PKK’nın silah bırakma sürecinin tamamlanması ve örgütün kendini feshetmesi, bölgemiz için tarihi bir dönüm noktasıdır. Bu gelişme, iş dünyamızın motivasyonunu artırmış, yatırım iştahını güçlendirmiş ve toplumsal huzur ikliminin önünü açmıştır. Ekonomik açıdan bakıldığında; daralan ticaret hacmi ve finansmana erişimde yaşanan sıkıntılara rağmen, Dövizin, yüksek enflasyonun kontrol altına alınmaya başlanması ve uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarından gelen olumlu sinyaller, iş dünyamız adına umut verici gelişmeler olmuştur" dedi. 2026 yılı için hükümetten beklentilerini sıralayan Akbaş, şu ifadeleri kullandı: ’’Terörsüz Türkiye sürecinin kalıcı şekilde tamamlanması ve toplumsal barışın güçlendirilmesi, girişimci, üretici ve sanayicilerimizin düşük faizli finansmana daha kolay erişebilmesi, ihracat yapan firmalara yönelik desteklerin artırılması, üretim ve turizm alanlarında yeni ve avantajlı teşvik paketlerinin hayata geçirilmesi, vergi, SGK ve elektrik borç faizlerinin silinmesi veya çok düşük faizlerle yeniden yapılandırılması, yatırım ortamının güçlendirilmesi, hukuk güvenliğinin artırılması ve sürdürülebilir büyüme için yeni bir anayasanın hayata geçirilmesi, kentsel dönüşüm ve konut projeleri için uzun vadeli, düşük faizli finansman imkânlarının sağlanması, Mersin-Diyarbakır demiryolu hattının yapılması, ilimizin çevre yollarının tamamlanması ve altyapı yatırımlarının artırılması, ülkemiz, bölgemiz ve ilimiz açısından kritik öneme sahiptir." Yerel yönetimlerle ilgili değerlendirme ve beklentilerini sıralayan Akbaş, şunları söyledi: ’’2025 yılı itibarıyla, kamuoyunun yerel yönetimlerden beklentileri, henüz istenilen seviyeye ulaşmamış olsa da Diyarbakır Büyükşehir ve ilçe belediyeleri, önceki dönemlerin gerilimli atmosferine kıyasla daha sakin, çatışmadan uzak ve hizmet odaklı bir yönetim çizgisi sergilemektedir. Bu yaklaşım, toplumsal huzur ve kent yönetimi açısından, iş dünyası olarak kıymetli ve önemli görüyoruz. Kimlik üzerinden ayrıştırmayan, insanı merkeze alan, şeffaf ve kapsayıcı bir yönetim anlayışının güçlendirilmesi, merkezi yönetimle daha etkin ve yapıcı bir diyalog kurulması, hizmet kalitesinin artırılması, dijital dönüşüm ve akıllı hizmetler standartlarda sunulması, yerel ekonomiyi canlandıran, üretim ve istihdam odaklı belediyecilik modellerinin hayata geçirilmesi, sürdürülebilir, planlı, yerinde ve adil kentleşme politikalarının uygulanması, gastronomi, kültür ve inanç turizmini daha fazla ön plana çıkartılarak, güçlü bir şehir markası stratejisinin oluşturulması, şehir içi ulaşımda yaşanan sıkışıklığa kalıcı ve bütüncül çözümler üretilmesi. Bu başlıklar, Diyarbakır’ın sosyal, ekonomik ve mekânsal gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır." Son olarak DİSİDER’in 2026 hedeflerini dile getiren Akbaş, "Daha güçlü üretim, daha yaygın istihdam, daha yenilikçi girişimcilik, kadınlar ve gençlere yönelik daha kapsayıcı projeler, Dicle Üniversitesi, ilgili kamu ve özel kurumlarla daha etkin iş birliklerinin geliştirilmesi. Bugün Diyarbakır iş dünyası, geçmiş yıllarla kıyaslanamayacak ölçüde güçlü, umutlu ve dinamiktir. DİSİDER olarak bu gelişimin öncü aktörlerinden biri olmaktan büyük bir gurur duyuyoruz. Diyarbakır’ın geleceğine, yatırıma, üretime, istihdama ve birlikte büyümeye inanıyoruz’’ diye konuştu.
Dicle Elektrik’ten kaçak elektrikle mücadelede dijital yaklaşım
15 Aralık 2025 Pazartesi - 11:45 Dicle Elektrik’ten kaçak elektrikle mücadelede dijital yaklaşım Dicle Elektrik, elektrik dağıtım sektörünün ilk AR-GE merkezi aracılığıyla inovatif projeler üretmeyi sürdürüyor. Teknolojiyi odağına alan şirket, uydu analizi, dron destekli saha taramaları, yapay zeka uygulamaları ve uzaktan sayaç yönetimi gibi yöntemlerle hizmet bölgesindeki kaçak kullanım oranını yüzde 76 seviyelerinden yüzde 37’ye indirerek, Türkiye ekonomisine 521 milyar liralık katkı sağladı. İnsan ve teknoloji odaklı dönüşüm projeleriyle hizmet kalitesini artırmayı sürdüren Dicle Elektrik, AR-GE ve teknoloji yatırımlarını aralıksız olarak sürdürüyor. Yaptığı yatırımlarla bir yandan enerji şebekesinde büyük bir dijital dönüşüm sağlayan şirket, diğer yandan da hizmet bölgesindeki kayıp-kaçak oranını yüzde 76 seviyesinden yüzde 37’ye kadar düşürmeyi başardı. Türkiye’deki dağıtım şirketleri arasında kurulan ilk AR-GE merkezine sahip olan Dicle Elektrik, bugüne kadar Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından onaylanan 84 projenin 29’unu aktif olarak sürdürüyor. Aynı zamanda EPDK’nın 2023 Yerli Yazılım Çağrısında en fazla proje onayı alan dağıtım şirketi olan Dicle Elektrik, bu alandaki liderliğini teknoloji üretimindeki başarısıyla pekiştiriyor. "Kayıp kaçakla uçtan uca teknoloji çözümlerle mücadele ediyoruz" 2013’ten bu yana hayata geçirdikleri AR-GE ve teknoloji projelerinin sadece şirketlerinin ve bölgenin ihtiyaçlarını karşılamakla kalmadığını ve çoğu projenin sektör için de örnek olduğunu belirten Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas "SCADA, akıllı şebeke, dijital sayaçlar ve OT sistemlerini sahada yaygınlaştırırken diğer yandan da veri temelli karar alma süreçlerimizi yapay zeka destekli projelerle güçlendiriyoruz. Bununla birlikte İHA destekli hat kontrolleri, robotik bakım sistemleri ve yeraltı tarama teknolojileri gibi uygulamaları da enerji altyapımıza dahil ettik. Bugün sahip olduğumuz üst düzey teknolojik yetkinliklerimiz sayesinde kayıp kaçakla mücadelede yapay zeka, dron, uydu görüntüleri ve dijital takip sistemlerini entegre şekilde kullanabiliyoruz. Yani kayıp kaçakla uçtan uca teknolojik çözümlerle mücadele ediyoruz. Bunun yanı sıra, akıllı ölçüm sistemlerine hız verdiğimiz yatırımlar sayesinde Türkiye’deki toplam OSOS (Otomatik Sayaç Okuma Sistemi) abonelerinin yaklaşık yarısına karşılık gelen 1,3 milyon abonemizi de bu sisteme dahil ettik. Tüm bu yatırımlarımızla birlikte hizmet bölgemizdeki şehir merkezlerinde kayıp kaçak oranını yüzde 15 seviyelerine kadar düşürmeyi başardık. Kayıt dışı tüketimin azaltılması sayesinde ülke ekonomisine bugüne kadar 521 milyar lirayı aşan bir katkı sağladık" dedi. "AR-GE merkezimizde etkin teknolojiler üretiyoruz" AR-GE merkeziyle de ilgili bilgiler veren Arvas sözlerine şöyle devam etti: "Bugüne kadar hizmet bölgemize gerçekleştirdiğimiz yatırımların miktarı toplamda 60 milyar liraya ulaştı. Bu yatırımlarımızın yüzde 25’ini ise akıllı şebeke projelerimiz oluşturuyor. Enerji altyapımızın ihtiyaçlarına özel teknolojiler geliştirildiğimiz Ar-Ge merkezimizde, EPDK tarafından onaylanan projelerin çalışmalarını aktif şekilde sürdürüyoruz. Merkezimiz yalnızca saha odaklı inovasyon üretmiyor, aynı zamanda 25’in üzerinde akademik yayın ve tescilli buluşla sektöre bilgi aktarımı sağlayan bir teknoloji üssü olarak konumlanıyor. 15’ten fazla üniversite ve 50’nin üzerinde firma ile yürüttüğümüz ortak çalışmalar, yerli mühendislik kapasitemizi güçlendirirken, kısa süre önce hayata geçirdiğimiz yerli RPA projesi ile manuel süreçlerimizi robotik yazılımlar üzerinden otomatikleştirerek operasyonel verimliliğimizi önemli ölçüde artırdık. Bunun yanında Transform Projemiz ile dağıtım trafolarını yapay zeka destekli analiz platformu üzerinden sürekli izliyor, şebeke sağlığını gerçek zamanlı takip ederek enerji kayıplarını düşürüyoruz." Karbon salımı AR-GE projeleriyle azaltılıyor Dicle Elektrik’in AR-GE merkezinde ürettiği projeler aynı zamanda çevresel sürdürülebilirliğe de katkı sağlanıyor. Merkez tarafından geliştirilen Makaralı Aydınlatma Direği, elektrik direklerinde bulunan lambaların makaralı mekanizma ile yere indirilebilmesi ve sepetli araç kullanımını azaltılmasını hedefliyor. Kullanımının yaygınlaşmasıyla her 100 kilometrede yaklaşık yüzde 30 oranında karbon ayak izinin azaltılabileceği öngörülüyor. AR-GE projelerinde Datalink Projesi, GSM kapsamasının sınırlı olduğu kırsal bölgelerde sayaç okuma ve şebeke izleme sorununu ortadan kaldıran Datalink, tamamen yerli mühendislik ile geliştirilen radyo frekans teknolojisiyle çalışıyor. Sinyalin olmadığı alanlarda modemler veri toplayıcılarla entegre biçimde kesintisiz bilgi akışı sağlıyor. Ar-Ge çalışmalarının ardından sistem, şebekenin ulaşmadığı 2-3 km mesafelerde dahi veri transferi yapabilecek seviyeye getirildi. Bu teknoloji kırsal bölgelerde akıllı şebeke altyapısını güçlendirirken saha ekiplerinin fiziksel erişim ihtiyacını azaltıyor. Köstebek Projesi, yeraltı kablolarında gerçekleşen kayıpları ileri analiz yöntemleri ile tespit eden yerli bir teknoloji. Sistem, kablolara iletilen özel bir frekansın yansımasını takip ediyor. Herhangi bir bozulma; kaçak, hasar, ek ya da tahribat noktasıyla ilgili mesafeyi belirlemeye imkan tanıyor. Bu sayede müdahale süreleri kısalıyor, enerji verimliliği artıyor ve görünmeyen kayıpların önlenmesinde stratejik bir avantaj sağlanıyor. EPDK AR-GE Çalıştayında ödül alan Mobil Süper Şarj, geleneksel jeneratörlerin yerine sessiz, çevreci ve yüksek verimli bir alternatif sunuyor. Afetlerde, kriz anlarında ve şebeke arızalarında binaların enerji ihtiyacını karşılayabilen cihaz, aynı zamanda elektrikli araçları da şarj edebiliyor. Hem tek fazlı hem de üç fazlı şarjı destekleyen sistem, arama-kurtarma operasyonları ve saha onarımları için mobil güç istasyonları kurulmasına imkan tanıyor.
Erdemliler Hareketi Derneği Diyarbakır’da tefeciliğe dikkat çekti
15 Aralık 2025 Pazartesi - 11:06 Erdemliler Hareketi Derneği Diyarbakır’da tefeciliğe dikkat çekti Erdemliler Hareketi Derneği Diyarbakır Temsilcisi Atilla Kaymaz, şehrin huzur ve toplumsal dirliği için tefecilik sorunun ivedilikle çözülmesi gerektiğine dikkat çekti. Derneğin Diyarbakır Temsilcisi Atilla Kaymaz, Mardin’in Kızıltepe ilçesinde gerçekleştirilen operasyonun, aslında uzun süredir bölge esnafının yaşadığı büyük bir yaraya dikkat çekildiğini söyledi. İnsanların ekonomik sıkıntılarının istismar edilmesi, fahiş faizle borçlandırılıp ödeyemeyince silahla tehdit edilerek çek ve senet imzalatılması, sadece adli bir mesele olmadığını belirten Kaymaz, bunun toplum düzenine, aile huzuruna ve esnafın onuruna yapılan ağır bir saldırı olduğunu kaydetti. Emniyet teşkilatının kararlı operasyonu sayesinde bu yapının çökertilmesinin herkesi rahatlattığını dile getiren Kaymaz, "Benzer tabloyu maalesef Diyarbakır’da da yaşıyoruz. Özellikle ekonomik kırılganlığın arttığı dönemlerde tefecilerin cesaret bulduğu, aileleri borç bataklığına sürüklediği, birçok esnafın işini kaybettiği, hatta kimi zaman yuvaların dağıldığı olaylara hep birlikte şahit oluyoruz. Bugün Mardin Kızıltepe’de ortaya çıkarılan tablo, Diyarbakır için de çok net bir uyarıdır: Bu yapılar yalnızca para tahsil etmiyor; insanların onurunu, emeğini, geleceğini gasp ediyor. Burada özellikle ifade etmek isterim ki Diyarbakır Valimiz Murat Zorluoğlu’nun ve İl Emniyet Müdürümüzün şehrimizin güveni, huzuru ve toplumsal dirliği için gösterdiği olağanüstü hassasiyete yakından şahidiz. Diyarbakır’ın her meselesine olduğu gibi bu konuya da aynı ciddiyetle yaklaşacaklarından hiçbir kuşkumuz yoktur" dedi. Kaymaz, bu yapılarla mücadele konusunda gerekli çalışmaların titizlikle sürdürüldüğünü bildiklerini dile getirerek, "Ancak tefecilik sorununun artık ivedilikle çözülmesi gereken başlıklar arasında yer aldığına inanıyoruz. Bu nedenle çağrımız nettir. Devletimizin ve emniyet birimlerimizin tüm kararlılığıyla bu yapıları mercek altına alması, Diyarbakır’da da aynı şekilde kapsamlı ve sonuç alıcı operasyonların hayata geçirilmesi artık kaçınılmazdır. Çünkü bir ailenin daha canı yanmasın, bir esnaf daha ocağını kaybetmesin, şehrimizin huzur iklimine gölge düşmesin istiyoruz. Tefecilik sadece bir ekonomik suç değildir; toplumsal dokuyu, güven duygusunu ve şehirdeki adalet terazisini bozan bir tehdittir. Bizler Diyarbakır’ın huzurunu, esnafımızın onurunu, ailelerimizin refahını savunurken; hukukun, adaletin ve caydırıcı yaptırımların güçlü şekilde işletilmesi gerektiğini açıkça ifade ediyoruz. Kızıltepe’deki başarılı operasyon, devletimizin kararlılığını göstermiştir. Aynı kararlılığın Diyarbakır’da da uygulanması, toplumun beklentisidir, ihtiyacıdır ve gecikmeye tahammülü yoktur. Allah devletimizi var etsin. Emniyet teşkilatımıza, güvenlik birimlerimize ve adalet mekanizmasına sonsuz güven duyuyoruz. Diyarbakır’ın huzuru için, milletimizin geleceği için, tefecilik gibi karanlık yapıların artık tamamen tarihe karışması gerektiğine inanıyoruz" ifadelerinde bulundu.
Diyarbakır’da 115 yıllık eğitim yuvasının ihtişamlı kapısı, 1 asırdır aralıksız öğrencilere açılıyor
15 Aralık 2025 Pazartesi - 10:21 Diyarbakır’da 115 yıllık eğitim yuvasının ihtişamlı kapısı, 1 asırdır aralıksız öğrencilere açılıyor Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 1910 yılında kente özgü bazalt taşından yapılan Ziya Gökalp İlkokulu, 115 yıldır aralıksız olarak ilk gün takılan ihtişamlı kapısını öğrencilere açmaya devam ediyor. Merkez Sur ilçesinde 1910 yılında kente özgü bazalt taşından yapılan okul yaklaşık 12 yıl kız mektebi olarak eğitim-öğretime devam etti. 1922 yılından itibaren ilkokul olarak eğitimin sürdürüldüğü okula Diyarbakır’ın ünlü fikir adamı Ziya Gökalp’ın ismi verildi. 115 yıldır aralıksız eğitim yuvası olan okulun ilk gün takılan ihtişamlı kapısı her eğitim döneminde öğrencilere açılıyor. Günümüzde ilk ve ortaokul olarak faaliyette bulunan okulun 800 öğrencisi bulunuyor. Okulun müdürü Mustafa Bozkuş, Ziya Gökalp İlkokulunun 1910 yılında kız mektebi olarak eğitim-öğretime başladığını, yaklaşık 12 yıl kız okulu olarak eğitime devam ettikten sonra, 1922 yılından itibaren ilkokul olarak eğitim vermeye başladığını, Diyarbakır’ın ünlü fikir adamı Ziya Gökalp adıyla Ziya Gökalp İlkokulu olarak eğitim hayatına devam ettiğini söyledi. Okulun, ilk kurulduğu günden beri istisnai olarak, sürekli eğitim yapısı olarak devam ettiğini vurgulayan Bozkuş, okulun farklı bir kuruma devredilmediğini, sadece eğitim yapısı olarak kullanıldığını kaydetti. Bozkuş, okulun Diyarbakır’da eşsiz bir yapıya sahip olduğunu aktararak, "Sur ilçemizin kendine has mimarisiyle yapılmıştır. Siyaset, bilim, şair ve yazar birçok ünlü yetiştiren bu okul, öğrencilerimize de bir yol haritası belirlemektedir. Amacımız, eski mezunları bir araya getirmek ve gelecek için iyi bir örnek oluşturmak. Okulumuz, Diyarbakır’ın Karacadağ bölgesindeki dişi bazalt taşından yapılmıştır. 113 yıldır aslına uygun restore edilmiştir" dedi. Kapının ise ilk günkü 115 yıllık aslını ve özünü devam ettiren bir kapı olduğuna dikkat çeken Bozkuş, "Farklı zamanlarda restorasyona tabi tutulmuştur. Ancak orijinal hali devam etmiştir. İlk ve ortaokul olarak hizmet vermekteyiz. Toplamda 800 öğrencimiz bulunmaktadır. Öğrencilerimiz kültürel, sanatsal ve sportif alanlarda değişik aktiviteler hep planda olmaktadırlar. Temennimiz, Ziya Gökalp’ler, Cahit Sıtkı Tarancı’lar, Sezai Karakoç’lar ve Diyarbakır’ın bilinen, bilinmeyen düşünürleri gibi zatların yetişmesi. Öğrencilerimizde kendilerine ışık tutacak bu yolda ilerlemelerini sağlamaktır" diye konuştu. Üçüncü sınıf öğrencisi İnci Aslan Alp, çok güzel bir okulu olduğunu ifade ederek, "Hem de tarihi okul. Diğer ağabeylerim ve ablalarım burada okuduğu için okulumdan çok memnunum" şeklinde konuştu. Dördüncü sınıf öğrencisi Muhammed Emir Batıhan ise "Okulumuz güzel bir okul. Annemle buraya kayıt yapmaya geldiğimizde anlamıştım güzel bir okul olduğunu. Bu okuldan mezun olmak istiyorum. Güzel bir mesleğim olsun bana yeter" dedi.
Diyarbakır’da 115 yıllık eğitim yuvasının ihtişamlı kapısı, 1 asırdır aralıksız öğrencilere açılıyor
15 Aralık 2025 Pazartesi - 10:07 Diyarbakır’da 115 yıllık eğitim yuvasının ihtişamlı kapısı, 1 asırdır aralıksız öğrencilere açılıyor Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 1910 yılında kente özgü bazalt taşından yapılan Ziya Gökalp İlkokulu, 115 yıldır aralıksız olarak ilk gün takılan ihtişamlı kapısını öğrencilere açmaya devam ediyor. Merkez Sur ilçesinde 1910 yılında kente özgü bazalt taşından yapılan okul, kız mektebi olarak faaliyet gösterdi. Yaklaşık 12 yıl kız okulu olarak eğitim-öğretime devam eden okul, 1922 yılından itibaren ilkokul olarak eğitime devam edip, Diyarbakır’ın ünlü fikir adamı Ziya Gökalp ismini aldı. 115 yıldır aralıksız eğitim yuvası olan okulun ilk gün takılan ihtişamlı kapısı her eğitim döneminde öğrencilere açılıyor. Günümüzde ilk ve ortaokul olarak faaliyette bulunan okulun 800 öğrencisi bulunuyor. Okulun müdürü Mustafa Bozkuş, Ziya Gökalp İlkokulunun 1910 yılında kız mektebi olarak eğitim-öğretime başladığını, yaklaşık 12 yıl kız okulu olarak eğitime devam ettikten sonra, 1922 yılından itibaren ilkokul olarak eğitim vermeye başladığını, Diyarbakır’ın ünlü fikir adamı Ziya Gökalp adıyla Ziya Gökalp İlkokulu olarak eğitim hayatına devam ettiğini söyledi. Okulun, ilk kurulduğu günden beri istisnai olarak, sürekli eğitim yapısı olarak devam ettiğini vurgulayan Bozkuş, okulun farklı bir kuruma devredilmediğini, sadece eğitim yapısı olarak kullanıldığını kaydetti. Bozkuş, okulun Diyarbakır’da eşsiz bir yapıya sahip olduğunu aktararak, "Sur ilçemizin kendine has mimarisiyle yapılmıştır. Siyaset, bilim, şair ve yazar birçok ünlü yetiştiren bu okul, öğrencilerimize de bir yol haritası belirlemektedir. Amacımız, eski mezunları bir araya getirmek ve gelecek için iyi bir örnek oluşturmak. Okulumuz, Diyarbakır’ın Karacadağ bölgesindeki dişi bazalt taşından yapılmıştır. 113 yıldır aslına uygun restore edilmiştir" dedi. Kapının ise ilk günkü 115 yıllık aslını ve özünü devam ettiren bir kapı olduğuna dikkat çeken Bozkuş, "Farklı zamanlarda restorasyona tabi tutulmuştur. Ancak orijinal hali devam etmiştir. İlk ve ortaokul olarak hizmet vermekteyiz. Toplamda 800 öğrencimiz bulunmaktadır. Öğrencilerimiz kültürel, sanatsal ve sportif alanlarda değişik aktiviteler hep planda olmaktadırlar. Temennimiz, Ziya Gökalp’ler, Cahit Sıtkı Tarancı’lar, Sezai Karakoç’lar ve Diyarbakır’ın bilinen, bilinmeyen düşünürlerinin tekrar bu okulda ruh bulmaları. Öğrencilerimizde kendilerine ışık tutacak bu yolda ilerlemelerini sağlamaktır" diye konuştu. Üçüncü sınıf öğrencisi İnci Aslan Alp, çok güzel bir okulu olduğunu ifade ederek, "Hem de tarihi okul. Diğer ağabeylerim ve ablalarım burada okuduğu için okulumdan çok memnunum" şeklinde konuştu. Dördüncü sınıf öğrencisi Muhammed Emir Batıhan ise "Okulumuz güzel bir okul. Annemle buraya kayıt yapmaya geldiğimizde anlamıştım güzel bir okul olduğunu. Bu okulda mezun olmak istiyorum. Güzel bir mesleğim olsun bana yeter" dedi.