ÇEVRE - 24 Şubat 2026 Salı 10:22

Açıkbaş bölge birincisi oldu

A
A
A
Açıkbaş bölge birincisi oldu

DÜZCE (İHA) – Düzce Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) öğrencisi Asya Açıkbaş, lise öğrencileri araştırma projeleri yarışması bölge finalinde biyoloji alanında bölge birincisi oldu.


TÜBİTAK lise öğrencileri araştırma projeleri yarışması İstanbul Asya Bölge Finali’nde biyoloji alanında bölge birincisi olan BİLSEM öğrencisi Asya Açıkbaş ile danışman öğretmeni Neslihan Yenice, Milli Eğitim Müdürü Gülşen Özer ile bir araya geldi. Gerçekleştirilen ziyarette, proje süreci ve elde edilen başarı üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.


Müdür Özer, öğrenciyi ve danışman öğretmeni tebrik ederek, bu önemli başarının disiplinli çalışma, azim ve özverinin bir sonucu olduğunu ifade etti. Öğrencinin bilimsel araştırmalara olan ilgisinin ve öğretmenin rehberliğinin bu başarıda önemli rol oynadığı vurgulandı. Öğrencinin Türkiye finallerinde de aynı başarıyı sürdürmesi temenni edildi.



Açıkbaş bölge birincisi oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul TAV Havalimanları’nın işlettiği dört havalimanına hizmet kalitesi ödülü Ankara Esenboğa, İzmir Adnan Menderes, Tiflis ve Üsküp, Dünya Havalimanları Konseyi (ACI World) tarafından düzenlenen Havalimanı Hizmet Kalitesi (Airport Service Quality-ASQ) ödüllerinde en iyiler arasında yer aldı. Yolcu değerlendirmeleriyle belirlenen ödüller, 2 Eylül’de İstanbul’da düzenlenecek ACI Customer Experience Global Summit sırasında sahiplerine teslim edilecek. Havalimanı işletmeciliğinde Türkiye’nin dünyadaki lider markası TAV Havalimanları tarafından işletilen Ankara Esenboğa, İzmir Adnan Menderes, Tiflis ve Üsküp havalimanları, ASQ programı kapsamında kendi kategorilerinde "En İyi Havalimanı" ödüllerine layık görüldü. Ankara Esenboğa ve İzmir Adnan Menderes havalimanları aynı zamanda, son 10 yılda birden fazla ASQ ödülü kazanan ve her yıl yalnızca sekiz havalimanının kabul edildiği "ACI World Director General’s Roll of Excellence" (ACI World Genel Direktörü Mükemmellik Onur Listesi) listesine girdi. TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Serkan Kaptan, "TAV Havalimanları olarak sekiz ülkede işlettiğimiz 15 havalimanında yolcuların değişen ihtiyaç ve beklentilerini yakından izleyerek en iyi seyahat deneyimini sunmak için çalışıyoruz. Geçen yıl havalimanlarımızda 113 milyon yolcuya hizmet verdik. Yolcu memnuniyeti tüm operasyonlarımızın merkezinde yer alıyor. Dört havalimanımızın, doğrudan yolcu değerlendirmelerine dayanan ASQ ödülleri kapsamında dünyanın en iyi havalimanları arasında yer almasından mutluluk duyuyoruz. Ankara Esenboğa ve İzmir Adnan Menderes’in dünyada süreklilik göstererek onur listesine girmesinden de gurur duyuyoruz. Yetkin insan kaynağımız ve 25 yılı aşan birikimimizle havalimanı işletmeciliğinde küresel ölçekte tercih edilen bir marka olarak çalışmaya devam ediyoruz. Bu başarıda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. ASQ kapsamında Ankara Esenboğa Havalimanı, Avrupa’da, 5-15 milyon yolcu kategorisinde "en iyi giden yolcu deneyimi" ve "en keyifli havalimanı" ödüllerini aldı. İzmir Adnan Menderes Havalimanı da aynı kategoride "en iyi giden yolcu deneyimi"yle birlikte "en kolay havalimanı yolculuğu", "en keyifli havalimanı" ve "en temiz havalimanı" kategorilerinde ödüle layık görüldü. Tiflis Havalimanı, Avrupa’da, 2-5 milyon yolcu kategorisinde "en iyi giden yolcu deneyimi" başta olmak üzere "en adanmış personele sahip havalimanı", "en kolay havalimanı yolculuğu", "en keyifli havalimanı" ve "en temiz havalimanı" ödüllerini aldı. Üsküp Havalimanı, Avrupa’da en kolay havalimanı yolculuğu kategorisinde en iyi havalimanları arasında yer aldı. Uluslararası Havalimanları Konseyi (ACI) tarafından her yıl verilen ASQ - Havalimanı Hizmet Kalitesi Ödülleri, yolcu anketlerine dayanarak dünya genelinde havalimanlarının müşteri deneyimi performansını ölçüyor. 2006’da başlayan ASQ programına, bugün 110’dan fazla ülkede 400’ün üzerinde havalimanı katılıyor.
İstanbul Türk Telekom, görme engelli bireylere 5G ile Engelsiz Tribün deneyimi sundu Trendyol Süper Lig’in teknoloji sponsoru olarak Türk futboluna destek veren Türk Telekom, ligin 23’üncü haftasında oynanan Fenerbahçe-Kasımpaşa karşılaşmasında Fenerbahçe Stadyumu’nda görme engelli bireylere 5G ile Engelsiz Tribün deneyimi sundu. Türk Telekom, teknoloji sponsoru olduğu Trendyol Süper Lig’in 23’üncü haftasında oynanan Fenerbahçe-Kasımpaşa karşılaşmasında Fenerbahçe Stadyumu’nda öncü bir uygulamayı hayata geçirdi. Fenerbahçe Stadyumu’nda yerleştirilen 5G Tabanlı Dokunsal Robot Koltuklar ile maç deneyimi, eş zamanlı biçimde görme engelli taraftarlara izlenebilir dokunuşlara dönüştürülerek aktarıldı. "Herkes için 5G anlayışımızla yaşamın tüm alanlarına yansıtacağız" Uygulama hakkında değerlendirmede bulunan Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, "Türkiye’nin dijital geleceğini inşa eden şirket olarak, güçlü altyapımız ve teknoloji birikimimizle yaşamın tüm alanlarında ‘insan’ı merkeze alan çalışmalar yürütüyoruz. Ülkemizi kararlılıkla geleceğe taşırken, en büyük sorumluluklarımızın başında dijital çağın olanaklarını 81 ilin her köşesinde, tüm bireyler için erişilebilir kılmak geliyor. 1 Nisan’da hayatımıza 5G’nin getireceği fırsatlar, teknolojiyi iyilik ve faydaya dönüştürme vizyonumuzu yeni bir boyuta taşımamızı sağlayacak. Bugüne kadar sağlıktan sanayiye, tarımdan spora, kültür-sanattan eğlenceye farklı alanlarda öncü 5G uygulamalarımızla herkes için 5G anlayışımızı ortaya koyduk. 5G Engelsiz Tribün projemiz görme engelli vatandaşlarımızın statlarda, aynı renklere gönül verdiği futbolseverlerle aynı anda aynı heyecanı hissedebilmesi bizim için büyük bir gurur ve mutluluk. Engelsiz Tribün uygulamasının önümüzdeki yıllarda tüm statlarda bir standart haline gelmesi en büyük temennimiz. Türk futbolunun dijital dönüşümünde bir kilometre taşı olarak tarihe geçecek bu uygulama ile yalnızca spor ve sosyal yaşamı iyileştirmekle kalmıyor, 5G’nin robotik teknolojilerle entegrasyonunda öncü bir rol üstleniyoruz. İştiraklerimiz, 5G alanında yetkin mühendislerimiz ve milli sorumluluk anlayışımızla, herkes için 5G anlayışımızla yaşamın tüm alanlarını ve geleceği iyileştiren projelerimizi sürdüreceğiz" dedi. Şirketin 5G Engelsiz Tribün projesi kapsamında; Mina Demiryakan ile Halil Can Coşkun, maç öncesinde Fenerbahçeli futbolcular Kerem Aktürkoğlu, Yiğit Efe Demir ve Mert Müldür ile bir araya geldikten sonra, Fenerbahçe-Kasımpaşa karşılaşmasını takip etti. Mina ve Halil, mücadeleyi 5G Dokunsal Robot Koltuklarla dünyada ilk kez deneyimledi. ‘Engelsiz Stadyum’ konsepti 5G ile gerçeğe dönüşüyor Yapılan açıklamaya göre, Türk Telekom’un güçlü 5G altyapısı, milli teknoloji şirketi Sensemotion’ın geliştirdiği görme engelliler için özel stadyum deneyimi koltuğu ve Huawei’nin katkılarıyla hayata geçirilen uygulama dünyada bir ilk olma özelliği taşıyor. 5G Tabanlı Dokunsal Robot Koltuk, topun hareketini ve sahadaki eylemleri farklı dokunuş desenleriyle ileterek görme engelli bireylerin oyunun akış yönünü ve ritmini takip etmesine olanak tanıyor. 5G Tabanlı Dokunsal Robot Koltuk teknolojisi ile şut, gol gibi sonuca ulaşan eylemler farklı titreşim frekanslarıyla görme engelli taraftarlara iletiliyor.
Elazığ Prof. Dr. Pirinçci, "Rahim ağzı kanserinden korunmada aşı büyük önem taşıyor" Rahim ağzı kanserinden korunmada aşının büyük önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Edibe Pirinçci, "Kız çocukları 9-11 yaş grubunda HPV aşısı ile aşılanması gerekiyor. Ayrıca 14-20 yaş arasındaki kız çocuklarının 1 ya da 2 doz HPV aşısı ile 20 yaş ve üzerindeki kadınların ise 6 ay arayla 2 doz şeklinde aşılanması öneriliyor" dedi. Fırat Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Edibe Pirinçci, rahim ağzı (serviks) kanseri hakkında önemli bilgiler paylaştı. Rahim ağzı kanserinin en önemli nedenlerinden biri HPV (Human Papilloma Virüsü) enfeksiyonu olduğunu aktaran Pirinçci, "HPV’nin yaklaşık 200 farklı tipi bulunuyor. Bazı tipleri kansere yol açabiliyor ve bu süreç genellikle yavaş ilerliyor. Hastalığın erken dönemlerinde belirgin şikayetler çok fazla görülmüyor. İlerleyen dönemlerde vajinal kanama, anormal vajinal akıntı, cinsel ilişki sırasında ağrı ve kanama ile menopoz sonrası kanama rahim ağzı kanserinin belirtileri arasında yer alıyor" diye konuştu. Pirinçci, "Rahim ağzı kanserinden korunmada aşı büyük önem taşıyor. Kız çocukları 9-11 yaş grubunda HPV aşısı ile aşılanması gerekiyor. Ayrıca 14-20 yaş arasındaki kız çocuklarının 1 ya da 2 doz HPV aşısı ile 20 yaş ve üzerindeki kadınların ise 6 ay arayla 2 doz şeklinde aşılanması öneriliyor. Bağışıklık sistemi baskılayıcı (immünsupresif) ilaç kullanan kişilerde ise 2 ya da 3 doz aşılama yapılabilecektir. Türkiye’de rahim ağzı kanseri taramaları Sağlıklı Hayat Merkezleri ile KETEM aracılığıyla, ilçe sağlık müdürlükleri ve toplum sağlığı merkezleri tarafından ücretsiz olarak yapılıyor. Bu kapsamda 30-65 yaş aralığındaki kadınlara HPV DNA testi uygulanıyor ve bu testin 5 yılda bir yapılmasının öneriliyor. Tarama programları kapsamında yapılan smear testi ile kanser öncüsü (prekanseröz) lezyonları araştırılıyor, HPV DNA testi ile de Human Papilloma Virüsü ’nün tipi hakkında bilgi ediniliyor. Bu testlerin erken tanı açısından hayati önem taşıyor. Sigara içenler, çok eşliler, düşük sosyoekonomik düzeye sahip bireyler ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler rahim ağzı kanseri açısından daha yüksek risk taşıyor. Bu grupların tarama ve korunma programlarında önceliklendirilmesi gerekiyor" şeklinde konuştu.
Eskişehir Evden uzak 2 yıllık lösemi tedavisinde torununun yanından ayrılmayan anneanne mutlu sona ulaştı Bilecik’ten, Eskişehir’e kan kanseri tedavisi için gelen 15 yaşındaki torunu Berat Terlemez’e 2 yıllık tedavi süresince yanında kalarak destek olan anneanne, kendi sağlığını öteleyerek onun bakımını üstlendi. İlik nakli ile iyileşen Berat Terlemez, "Hastalıkta yanımda olan anneanneme ben bakacağım. Kanser tedavisi görenlere donör olmak istiyorum ve kitaplarımla oyunlarımı hastaneye hediye edeceğim" dedi. Bilecik’te yaşayan Berat Terlemez, 2 yıl önce baş ağrısı, bulantı, kusma ve kemik ağrıları şikâyetleriyle hastaneye gitti. Burada daha önce Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’nde uzmanlığını alan bir doktor, kan sayımındaki anormalliklerden dolayı hastayı, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne yönlendirdi. Burada muayeneleri yapılan Berat Terlemez’in kan kanseri olduğu tespit edildi. Annesi-babası ayrı olan Berat Terlemez ile ailesi yakından ilgilense de 69 yaşındaki anneanne Kadriye Maltaş bir an bile torunun yanından ayrılmadı. Tedavisi için Bilecik’ten Eskişehir’e torunuyla gelen 69 yaşındaki Kadriye Maltaş, en çok kalacak yer konusunda problem yaşadı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi tarafından anneanne ve toruna kurumun misafirhanesinde oda tahsis edildi. Fedakar anneanne torununun 2 yıllık tedavi ve eğitimi konusunda sağlık problemlerine rağmen bir an bile yanından ayrılmadı. Kızılay’ın Türkkök Projesi’nden uygun donör bulunduktan sonra ilik nakli olan Berat Terlemez sağlığına kavuştu. Torunun en büyük arkadaşı anneannesi oldu İyileştiği için çok mutlu olduğunu anlatan Berat Terlemez, bu zorlu süreçte en büyük destekçisi anneannesinin yanından hiç ayrılmayacağına ve ileride ona kendisinin bakacağını söyledi. Hastanede özellikle çocuklar için zamanın zor geçtiğinin altını çizen Berat Terlemez, evindeki kitap ve oyunlarını onkoloji servisine bağışlayacağını belirtirken, ilerde kendisinin de donör olacağını bildirdi. Torunun iyileştiğini gördüğü için oldukça mutlu olan anneanne şimdi de kendi sağlığı için hastanede tedavi görmeye hazırlanıyor. "Türkkök üzerinden tam uyumlu bir vericisi bulundu" Konuyla alakalı konuşan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Zeynep Canan Özdemir, "Berat, 2 yıl öncesinde bize başvurdu. Yaptığımız tahliller ve tetkikler sonucunda, Berat’ın beyninde de tutulum yapmış olan bir kan kanseri hastalığı olduğunu tespit ettik. Bu süreçte Berat’ın ailesi de birtakım sıkıntılar yaşamaktaydı. Anne ve babası ayrı hayatlar sürüyordu. Ancak bu zorlu dönemde çocuklarını yalnız bırakmadılar ve her zaman destek oldular. Berat’ın en önemli destekçisi ise anneannesi oldu. Yaşı ileri olmasına ve kendi sağlık sorunları bulunmasına rağmen, kendi sağlığını öteleyerek öncelikle torununa yardımcı oldu ve onun bakımını üstlendi. Hastalığı kontrol altına alabilmek için öncelikle bir kemoterapi tedavisi uyguladık. Ancak kemoterapi tek başına yeterli gelmeyince nakil yapma kararı aldık. Berat bu konuda şanslıydı. Türkkök üzerinden tam uyumlu bir vericisi bulundu. Tam uyumlu vericiden aldığımız kök hücrelerle nakil işlemini gerçekleştirdik. Nakil prosedüründeki hazırlık rejiminde Berat’ın ışın alması gerekiyordu. Fakat bu tedaviyi o dönemde hastanemizde uygulama şansımız olmadığından, diğer doktor arkadaşlarımızın desteğiyle kendisini Kocaeli’ye yönlendirdik. Sürecin devamında, daha önce kullanılan ilaçlara bağlı olarak birtakım kemik ve eklem sorunları gelişti. Özellikle kemik erimesi nedeniyle yürüyemeyecek kadar ciddi ağrıları vardı. Kemiği güçlendirecek tedavilerin ardından çocuğumuzu hiperbarik oksijen tedavisine yönlendirdik. Bu dönemde ciddi bir konaklama problemi yaşandı, çünkü aile Bilecik’ten gelip gidiyordu ve tedavinin günlük alınması gerekiyordu. Gidip gelmeleri mümkün olmadığı için üniversitemizin misafirhanesinde onları ağırladık. Bu sırada temel ihtiyaçlarını da yardımseverlerle iletişim kurarak karşıladık. Tedavi nedeniyle Berat okul hayatından da ayrı kaldı. Bağışıklık sistemini baskılayan tedaviler aldığı için bir süre okula gidemedi. ‘Artık okula gidebilir’ dediğimiz noktada ise kemik ve eklem problemleri engel olarak karşımıza çıktı. Okulda merdiven çıkması ve ayakta kalması çok zordu. Berat meslek lisesinde okuduğu için evde eğitim başvurusunda bulunduk. Ancak uygulamalı bir okul olduğu gerekçesiyle bu talebimiz reddedildi. Bunun üzerine çocuğumuz, yine anneannesinin büyük çabalarıyla Anadolu Lisesi’ne geçiş yapmış oldu" dedi. "Anneannem her zaman yanımdaydı" Hastalığını yendiği için mutlu olan 15 yaşında Berat Terlemez, "Bu hastalıkla iki sene önce tanıştım. İlk zamanlar her şey çok tuhaf geldi, kendi kendime ‘Acaba yapamaz mıyım, başaramaz mıyım?’ diye sordum. Ardından ailem elimden tuttu ve bana bu süreci atlatabileceğimi hissettirdiler. Onların desteğiyle yoluma devam ettim. Süreç boyunca kimi zaman çok ağrım oldu, kimi zaman acılar içinde yerimde duramadım. Ama her zaman doktorlarım bir çaresini buldu. Onlara gerçekten minnettarım, emeklerine sağlık, Allah hepsinden razı olsun. Anneannem her zaman yanımdaydı ve hâlâ da yanımda olmasını çok istiyorum. Bana çok destek oldu, hep arkamda durdu ve hiçbir zaman pes etmemem gerektiğini söyledi. En büyük destekçim oydu diyebilirim. Benimle birlikte günlerce hastanede yattı. Kendi hastalıklarını benim için göz ardı etti. Ben iyileştikten sonra nihayet kendi tedavisine vakit ayırabildiği için çok memnunum. Şimdi kendisinin de sağlığına dikkat etmesini istiyorum. Kendimi daha iyi hissettiğimde ben de ona bakacağım" diye konuştu. "Kitaplarımı ve oyunlarımı hastaneye hediye edeceğim" Hayalleri hakkında konuşan Berat Terlemez; "Gelecekteki en büyük hayalim makine mühendisi olmak. Okul ortamını, o samimiyeti, arkadaşlarımla eğlenmeyi ve hatta dersleri bile çok özledim. Ayrıca bir gün ben de donör olmak istiyorum, çünkü bana donör oldular ve yaşamamı sağladılar. Ben de diğer insanların hayata tutunması için mutlaka başvuruda bulunacağım. Hastanede benimle aynı hastalığı çeken birçok insan vardı. Kimisiyle çok yakın arkadaş olduk, kimisiyle sadece aynı ortamı paylaştık. Hemşirelerle, doktorlarla çok güzel dostluklar kurduk, ortamımız gerçekten çok iyiydi. İnşallah oradaki herkes bir an önce sağlığına tamamen kavuşur ve dışarıda istediği gibi mutlu bir hayat sürer. Onlar için eskiden okuduğum kitapları ve elimdeki masa oyunlarını hastaneye hediye edeceğim. Yeter ki orada sıkılmasınlar, tedavileri boyunca iyi vakit geçirsinler." "Hayatı yoluna girdikten sonra, huzurla bu dünyadan göçebilirim" Torunun en büyük destekçisi olan 69 yaşındaki Kadriye Maltaş, "Hastaneye, tüm çalışanlara, ekibe ve hocamızın ekibine çok teşekkür ederim; hepsine ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Bize her konuda yardımcı oldukları gibi, dışarıdan bazı hayırseverlerin desteğine ulaşmamızı sağladıkları için de minnettarım. Dışarıdan gelen hastalar için ulaşım konusu gerçekten zorlayıcı olabiliyor. Hastaların düzenli gidip gelebilmesi için araç desteği sağlanması ve düzenli olarak psikologların evlere giderek bu ailelere destek vermesi çok önemli. Refakatçiler için kalacak yer meselesi de göz ardı edilmemesi gereken bir ihtiyaç. Özellikle onkoloji bölümünde, hastalar ve refakatçiler olarak her türlü zorlukla karşılaşıyoruz, bu süreçte yıprandığımız için zaman zaman yanlış anlaşılmalar ya da moral bozuklukları yaşayabiliyoruz. Bu yüzden bölüme kalıcı bir ‘onkoloji psikoloğu’ atanması en büyük beklentimiz. Berat’ın eğitimi için çok mücadele ettik. Rehberlik bölümünden raporlar istediler, hastaneler arası yönlendirmeler oldu. Berat’ın okuduğu okul, derslerin uygulamalı olması nedeniyle eve öğretmen gönderilemeyeceğini söyledi. Okul müdürleriyle ve rehberlik birimleriyle tekrar tekrar konuştuk, ‘Başka bir okul üzerinden öğretmen gönderme şansımız var mı?’ diye sorduk. Sonunda istekli olan öğretmenlerin ve bazı temel derslerin hocalarının eve gelmesi sağlandı ancak tüm dersleri tam olarak alamıyor. İçimizde hep ‘Acaba hastalık tekrarlar mı?’ korkusu vardı. Hastanede diğer hasta yakınlarıyla yardımlaşırken, ‘Seninki nasıl oldu, benimki nasıl oldu?’ diye konuşurken bazen karamsarlığa kapılsak da hiçbir zaman umudumuzu kesmedik. Benim de sağlık sorunlarım vardı ama torunumla ilgilenirken hepsini erteledim. Berat’ın iyileştiğini duyduktan sonra ancak kendi tedavime başlayabildim. Berat’a hep söylüyorum, artık daha hareketli olması, hayata karışması kendi elinde. Tek isteğim okuyup iyi bir yerlere gelmesi, güzel bir iş bulması. Onun hayatı yoluna girdikten sonra, Hak ne zaman nasip ederse o zaman huzurla bu dünyadan göçebilirim" ifadelerini kullandı.