Yerel Haberler
Düzce
07 Mart 2026 Cumartesi - 11:53 Bilim Kafe’de kadın sağlığı ve erken tanının önemi konuşuldu Düzce Üniversitesi Bilim İletişim Ofisi, Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü ile Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜKAM) iş birliğinde, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kadın sağlığına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen "Önlenebilir Bir Gelecek: Kadın Sağlığında Erken Tanının Gücü" başlıklı Bilim Kafe buluşması gerçekleştirildi. Düzce Kadın Emeği Merkezi’nde ki programa Düzce Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı ve Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert, Bilim İletişimi Ofisi personeli ile Düzce Kadın Emeği Merkezi’nde bulunan kadınlar katılım sağlarken etkinlikte, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Betül Keyif konuşmacı olarak yer aldı. Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Cömert, Düzce Üniversitesi’nin toplumla bilim arasında köprü kurmayı amaçlayan Bilim Kafe etkinlikleri kapsamında farklı alanlarda düzenli buluşmalar gerçekleştirildiğini ifade etti. Kadın sağlığının toplumsal açıdan büyük önem taşıyan konulardan biri olduğunu belirten Cömert, özellikle Dünya Kadınlar Günü öncesinde bu başlığın ele alınmasının anlamlı olduğunu vurguladı. Kadın sağlığında erken tanının önemine değinerek, birçok sağlık sorununun erken dönemde fark edildiğinde etkili bir şekilde yönetilebildiğini ifade ederek konuşmasına başlayan Doç. Dr. Betül Keyif, kadın sağlığına ilişkin önemli başlıkları bilimsel bir bakış açısıyla ele aldı. Toplumda farkındalık oluşturmanın kadın sağlığından büyük önem taşıdığını belirten Betül Keyif, özellikle tarama programları ve koruyucu sağlık hizmetlerinin kadın sağlığının korunmasında önemli bir rol üstlendiğini vurguladı. Kadınların kendi sağlıklarını tanımasının ve vücutlarındaki değişimleri takip etmesinin erken başvuru açısından önemli olduğunu belirten Keyif, kadın sağlığında görülebilen bazı durumların bireysel farklılıklar gösterebileceğini belirtti. Düzenli sağlık kontrollerinin ve tarama programlarının büyük önem taşıdığını ifade eden Doç. Dr. Keyif, koruyucu uygulamalar arasında yer alan aşıların da kadın sağlığının korunmasına önemli derecede katkı sağlayabildiğinin altını çizdi. Katılımcıların merak ettikleri soruları doğrudan uzmanına yöneltme fırsatı tanıdığı ve interaktif bir şekilde gerçekleştirilen program, teşekkür belgesi takdimi ve fotoğraf çekimi ile tamamlandı.
07 Mart 2026 Cumartesi - 11:48 Düzce Üniversitesi’nde 8 Mart paneli DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜKAM) tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" paneli gerçekleştirildi. Cumhuriyet Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk, DÜKAM Müdürü Doç. Dr. Şule Çeviker Ay, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Açelya B. Gönüllü, Düzce Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Aslı Demir, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Programda konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kadınların toplumun her alanında üstlendikleri önemli rollere dikkat çekerek tüm kadınların gününü kutladı. Programda, farklı alanlarda önemli çalışmalar yürüten konuşmacılar kendi deneyimlerini ve başarı hikayelerini katılımcılarla paylaştı. Düzce Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Aslı Demir, kamu hizmetleri ve sosyal politikalar çerçevesinde kadınların güçlendirilmesine yönelik yürütülen çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulunurken, Sporcu Anneler Kadın Kooperatifi olarak faaliyetlerini sürdüren oluşumun Yönetim Kurulu Başkanı ve Judo Antrenörü Nermin Alayıldız spor alanındaki deneyimlerini aktararak kadınların spor yoluyla güçlenmesine ve genç sporcuların yetişmesine katkı sağlayan çalışmalar hakkında bilgi verdi. Kaptan Altan Altuğ Kızılay Anaokulu Müdürü Nuray Eran Türedi de eğitim alanındaki tecrübelerini paylaşarak kadınların bireysel gelişimden toplumsal dönüşüme uzanan süreçte önemli bir değişim gücü taşıdığını belirtti. Panel kapsamında ayrıca Düzce Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Endüstri Mühendisliği Bölümü öğrencisi Zeynep Betül Eren, Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü öğrencisi Melek Ata ve Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü öğrencisi Yağmur Akkaş farklı disiplinlerde kadın hikayeleri içeren sunumlarını gerçekleştirdi. Program, teşekkür belgesi takdimi ve günün anısına hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.
Son Başbakan Binali Yıldırım Konuralp Antik kentini gezdi
20 Kasım 2025 Perşembe - 22:38 Son Başbakan Binali Yıldırım Konuralp Antik kentini gezdi 60 yılda yapılacak çalışmaları çok kısa bir süre olan 5 yılda yaptıklarını aktardı. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, Türkiye Cumhuriyeti Son Başbakanı Binali Yıldırım, 26. Dönem TBMM Başkanı İsmet Yılmaz, 65. Hükümet Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan ile bakanlık yetkililerini Düzce’de ağırladı. Aynı hükümette birlikte çalıştığı bürokratlarla bir araya gelen Özlü, Düzce tarihini barındıran Konuralp Antik Tiyatrosu’nu tanıttı. Çalışmalar hakkında bilgiler aktaran Faruk Özlü, 50-60 yılda yapılması mümkün olan kazıların 5 yıl gibi kısa bir sürede bitirildiğini aktararak; "Burada 5 yıldır kazı yapıyoruz. Kazılarda çok önemli eserler bulduk, hepsi orijinal. Bu alanın milattan önce 3. Yüzyılda inşa edildiğini biliyoruz. Koyu renk olan taşlar daha önce vardı, yerel halk arasında ‘Kırk Basamaklar’ olarak bilinirdi, onun alt kısmında olanları biz çıkardık. Normalde 50-60 yılda yapılacak kazıları biz 5 yılda yaptık. Kazı ekibi ve ekipmanlarını biz sağlıyoruz. Kazı başkanı müze müdürüdür. Yani buranın kazı kontrolü Kültür ve Turizm Bakanlığı’mızdadır. Düzce’nin en güzel yeri burası. Romalılar burayı seçmişler, buraya yerleşmişler. Buranın zemini de kaya, sağlam bir zemini var" ifadelerini kullandı. Heyet bölgeyi incelemesinin ardından Konuralp’ten ayrıldı.
Aile yapısının korunması için tavsiyeler konuşuldu
20 Kasım 2025 Perşembe - 22:21 Aile yapısının korunması için tavsiyeler konuşuldu Düzce Belediyesi bünyesinde Kent Konseyi’nin girişimleri ile kurulan Aile Akademisi ilk organizasyonunu yaptı. Aile temalı panelde alanında uzman isimleri bir araya getiren organizasyon kapsamında katılımcılara önemli bilgiler verildi. Düzce Belediye Meclisi tarafından alınan karar ile resmen kurulan Düzce Aile Akademisi, çeşitli sosyal kurumların da desteği ile bir panel düzenledi. Kent Konseyi, Düzce Üniversitesi Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü, YEDAM işbirliği ile düzenlenen toplantıya ilgi yoğun oldu. Programa Vali Yardımcısı Osman Demir, Düzce Belediye Başkan Yardımcısı Ayşe Kılıç, Düzce Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlhan Genç de katılırken yaptıkları konuşmada aile kurumunun korunması için tüm kurumların iş birliği halinde çalışması gerektiğine dikkat çektiler. Açılış konuşmalarının ardından düzenlenen panelde katılımcılara bağımlılık, aile içi iletişim ve çocuklarla ilişkiler konusunda önemli bilgiler paylaştı. YEDAM Sosyal Hizmet Uzmanı Gülbeyaz Çınar Pamuk Dijital Çağda Aile İlişkileri, DÜ İlahiyat Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Esma Çetin Aile Maneviyat ve Değer Aktarımı, DÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi’nden Doç. Dr. Nuriye Yıldırım Aile Sağlığı ve Uzman Psikolog Ersan Şimşek Evlilikte İletişim ve Yaşam Becerileri konularında katılımcıları bilgilendirdi. Panel sonunda katılımcılar Cansu Ekin’in eserlerinden oluşan "İki Çizgi Bir Hayat" isimli aile temalı resim sergisini de gezdi.
Bakan Yardımcısı Ünüvar açıkladı:"Türkiye, denizcilikte dünyanın en büyük 10. filosuna sahip oldu"
20 Kasım 2025 Perşembe - 14:09 Bakan Yardımcısı Ünüvar açıkladı:"Türkiye, denizcilikte dünyanın en büyük 10. filosuna sahip oldu" Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Durmuş Ünüvar, Türkiye’nin denizcilik alanındaki stratejik konumunu değerlendirdi. Türkiye’nin dünyanın en büyük 10. filosuna sahip olduğunu açıklayan Ünüvar, Türk boğazlarından yılda 40 binden fazla geminin geçtiği kritik konumun altını çizdi. Ayrıca Ünüvar, Türkiye’nin 61 yeni gemi siparişi ile dünya 9’uncusu, mega yat inşasında ise 2’nciliği elde ettiğini belirtti. Düzce Üniversitesi, denizlerin ve okyanusların sürdürülebilir yönetimine yönelik düzenlenen 1. Uluslararası Deniz Hukuku ve Teknolojileri Sempozyumu’na (IMLTech 2025) ev sahipliği yapıyor. Bugün başlayan sempozyum, 22 Kasım’a kadar sürecek. Sempozyuma, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Düzce Valiliği, TÜBİTAK MAM, HAVELSAN, TÜRKSAT ve Düzce Belediyesi başka olmak üzere birçok kamu ve özel sektör kuruluşları da destek veriyor. Alanında uzman akademisyen, araştırmacı ve uygulayıcıları bir araya getiren sempozyumda; "Mavi Ekonomi", "Limancılık Stratejisi" ve "Türk Denizciliğinin Pusulası: Tehditler, Teknolojiler ve Yeni Ufuklar" gibi konular ele alınacak. Prof. Dr. Sözbir: "Yapay zeka odaklı çalışmaları çok yönlü ele alacağız" Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, deniz hukuku ve teknoloji alanlarının akademik ve stratejik yönlerini bir araya getireceklerini ifade ederek, "Denizcilik ulusal güvenliğin en kritik noktalarından birisidir. Deniz hukuku üzerine yürütülen çalışmalar sadece akademik değil, ülkemizin stratejik geleceğine dair önemli bir yol kat etmiştir. Mavi vatan vizyonunu, insansız sistemler, yapay zeka odaklı çalışmaları çok yönlü ele alacağız. Sektörün önde gelen kurumlar, akademisyenler çeşitli konuları ele alacaklar. Üniversite olarak amacımız bilimsel birikimin sahadaki imkanlarla buluştuğu akademik zemin hazırlamaktır. Ülkemizin denizcilik politikalarına anlamlı katkı sağlayacağına inanıyorum" dedi. Başkan Özlü: "Sanayi, teknoloji ve üretim ile ilgili çok sayıda projeye imza atıldı" Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, Türkiye’nin denizcilik potansiyelini ve sanayi atılımlarını değerlendirdi. Özlü, "Sanayi, teknoloji ve üretim ile ilgili çok sayıda projeye imza atıldı. TOGG’dan, Antartika Bilim Üstüne, KOSGEB desteklerinden mega endüstri bölgelerine kadar büyük atılımlar başlatıldı. Bilim merkezi, teknoloji üstü, ileri sanayiye sahip olan Türkiye hedeflendi. Bilim ve teknoloji ile büyüyen Türkiye hedeflendi" diye konuştu. "Ülkemiz denizcilik potansiyelinden yeterince pay alamıyor" Türkiye’nin denizcilik potansiyelinden yeterince pay alamadığı görüşünde olduğunu aktaran Özlü, şunları kaydetti: "Ülkemiz kara taşımacılığında bir köprü olduğu kadar, deniz taşımacılığında da önemli rotada yer almaktadır. Bizim bütün çabamız bu coğrafi avantajı stratejik bir bakış açısı ile pekiştirmek olmalıdır. Deniz taşımacılığı daha ucuzdur. Denizcilik yük ve yolsa taşımanın ötesine gemi sanayi gibi önemli katkılar sunar. Dış ticaretimizin büyük bölümü deniz yolu ile gerçekleştirilmektedir. Deniz ticaretimizin büyümesi için atılacak her adım, ihracata ve üretime katkı sunacaktır." "İki önemli projeyi hayata geçirdik" Özlü, bu doğrultuda başlatılan iki önemli projeyi hatırlattı. Bunların, Türk Koster Filosu’nun yenilenmesi projesi ve mega endüstri bölgeleri projesi olduğunu belirten Başkan Faruk Özlü, "Türkiye’de o tarihte 790 Türk sahipli koster vardı. Bunların ortalama yaşı 26’ydı. Biz bunları modernize etmeyi düşündük. Sayın başbakanımızında imzasının olduğu protokol imzaladık. Yüzde 49’u Sanayi ve Teknoloji Bakalığından verilecek bir pay vardı. Yüzde 51’i ise özel sektör katılımı olacaktı. Bu projedeki amacımız bu envanterde bulunan ortalama yapı 26 olan kosterleri yenilemekti. Yaklaşık 10 yıl süre ile Türk tersanelerine iş olacaktı. Gemi inşası yan sanayisine iş çıkacaktı. Akdeniz ve Karadeniz Türk gölü haline gelecekti. Etrafımızdaki ülkelerde yaklaşık 2 bin adet koster vardı. Bu kosterleri de Türkiye modernize edecekti. Bu son derece önemli bir projeydi. Bu projeyi sayın başbakanımızın liderliğinde başlattık. Mega endüstri bölgeleri. Bugün OSB’ler var. Sayıları 370’i buldu. Türkiye’nin sıçrama yapması için OSB ölceğinden büyük mega endüstri bölgelerine ihtiyacımız var." Vali Aslan: "Denizler önemli" Düzce Valisi Selçuk Aslan, küresel ticarette denizlerin taşıdığı kritik role dikkat çekti. Yaptığı açıklamada Aslan, Türk milletinin denizcilik tarihindeki yerine atıfta bulunarak, "Türk milleti olarak her ne kadar karaların sultanı olmuş olsak da, tarihi bin yıl geriye gidecek şekilde dünyanın 3 denizine hükmetmiş ataların evladı olarak, ticaretin 4’te 3’ünün denizlerde döndüğünü düşünürsek denizler önemlidir" diye konuştu. Bakan Yardımcısı Ünüvar: "Anlaşmanın hükümlerini eksiksiz yerine getiriyoruz" Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Durmuş Ünüvar, küresel deniz yolunun canlı bir organizma olduğunu belirterek, Türkiye’nin denizcilik alanındaki stratejik konumunu ve başarılarını açıkladı. Bakan Yardımcısı Ünüvar, 2024 yılında 12,6 milyar ton yükün deniz yolu ile taşındığını kaydetti. Türkiye’nin 10 bin 940 kilometre kıyı uzunluğunun bulunduğunu ve boğazlardan yılda 40 binden fazla geminin geçtiği kritik noktalardan biri olduğunu vurgulayan Ünüvar, şöyle konuştu: "Boğazlarımızdan 1 milyar tonun üzerinde yük geçti. Türk boğazları deyince, Montrö’de imzalanan Türk Boğazları anlaşması var. Anlaşmanın hükümlerini eksiksiz yerine getiriyoruz. Filomuzu güçlendirmek, Türk gemi insanının uluslarası tercih edinirliliğini artırmak istiyoruz." "Türkiye, dünyanın en büyük 10’uncu filosuna sahip oldu" Türkiye’nin 1999 yılından bu yana IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü) Konsey üyesi olduğunu hatırlatan Bakan Yardımcısı Ünüvar, 50 ülke ile 64 denizcilik anlaşması bulunduğunu belirtti. Durmuş Ünüvar, "3 deniz girişimine stratejik ortaklığımız gerçekleşti. Konumumuzu daha da güçlendirdi. Bugün 50 ülke ile 64 denizcilik anlaşmamız var. Bu alan daha da genişliyor. Türkiye Doğu Akdeniz’de, Hin Okyanusunda ortaklıklarını güçlendiriyor. Türkiye, dünyanın en büyük 10’uncu filosuna sahip oldu. Çok daha fazlasını yapacak insan gücümüz ve altyapımız var" şeklinde konuştu. Türkiye’nin 61 yeni gemi siparişi ile dünya 9’uncusu olduğunu aktaran Ünüvar, tonajda 0,6 milyon CGT ile 11’inci, mega yat inşasında ise 2’nciliği elde ettiğini belirtti. Binali Yıldırım: "Denizlere hakim olan cihana hakim olur" 27. Başbakan ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım ise konuşmasının başında, etkinliğin Düzce’de yapılmasının iki nedenini; Akçakoca açıklarındaki Sakarya/Akçakoca doğalgaz sahalarını ve Rektör Nedim Sözbir’in denizcilik geçmişini gösterdiğini belirtti. Barbaros Hayrettin Paşa’nın "Denizlere hakim olan cihana hakim olur" sözünü hatırlatan Yıldırım, dünya taşımacılığının yüzde 90’ının denizler üzerinden yapıldığını vurguladı. "Taraf değiliz ama sözleşmenin birçok hükmünü uyguluyoruz" Sempozyumun ana başlıklarından Uluslararası Deniz Hukuku’na değinen Yıldırım, 1982 tarihli sözleşmeye Türkiye’nin taraf olmama nedenini açıkladı: "Bu sözleşmeye ABD de taraf değil, Türk devleti de taraf değil. ABD imzalamış ama taraf olmamış. Denizin dibinde çok büyük kaynaklar var, nadir elementler var. ABD bunları kendi mülkü gördüğü için, paylaşmak istemediği için taraf olmamış. Bizde taraf değiliz. Bizim hassasiyetimiz nedir? Bizim hassasiyetimiz adalar denizidir. Adalar denizi, öyle bir yapıya sahipki deniz hukuku sistemine göre bu anlaşmaya taraf olsak, İstanbul’dan Çanakkale’den çıkıp, Fethiye’ye giderken hep uluslarası sulardan geçmemiz lazım. Kendi deniz sahamız kalmıyor. Adaların denizle iç içe bulunduğu bir coğrafyadayız. Bu coğrafyaya sahip başka ülkelerde var. Başka yerlerde de yaklaşık 15 ülke bu hukuka taraf değil. Sözleşme yürürlükte. Bu sözleşme olmasa, uluslararası deniz düzeni, denizcilik faaliyetlerinde sıkıntı yaşanırdı. Biz taraf olmamamıza rağmen teamüller açısından, sözleşmenin birçok hükmünü uyguluyoruz." "Bizim için en büyük sorun adalar denizi ve Kıbrıs meselesidir" Yıldırım, şöyle devam etti: "Açık deniz serbestliğini sahipleniyoruz. Açık denizler aslında herkesin malıdır. Herhangi bir ülke tek başına hak iddia edemiyor. Transit geçişler, masum geçişler... bununla ilgili deniz hukuku sözleşmesine tabiyiz. Boğazlar, Montrö sözleşmesine göre ve oradaki maddeler çok farklı. Deniz hukuku yokken bizim boğazların kullanılmasının rejimi farklı. En son Ukrayna-Rusya savaşı yaşanırken uyguladık. Boğazların özel geçiş şartları var. Bunu tüm dünya kabulleniş durumda. Deniz hukuku sözleşmesinin uygulanmasında bizim için en büyük sorun adalar denizi ve Kıbrıs meselesidir. Yunanistan ile bizim tezimiz farklı. Biz sözleşmeye taraf değiliz, burada yapılacak dayatmalar bizi bağlamaz diyoruz. Sözleşme hükümleri denizcilik teamülüdür. ’Taraf olsa da olmasa herkes uymak zorundadır’ diyor. Adalar bize birkaç mil, Yunanistan’a 300-500 mil mesafede. Nizam var, ölçü var. Deniz hukukunda çok su götürecek mevzular var. Denizlerdeki kaynakların kullanılması, su yüzüne çıkarılması gibi konularda kısa vadede uzlaşma olacağı kanaatinde değilim." "Aliağa’da dünyanın en büyük gemi söküm tesisine sahibiz" Türkiye’nin denizicilik alanında kat ettiği başarıları anlatan Binali Yıldırım, "Yat üretiminde dünya 2’ncisiyiz. Her türlü gemiyi özellikle özel maksatlı gemileri yapmakta 1 numarayız. Gemi bozma veya dönüşüm denildi. Biz ona ’gemi sökümü’ diyoruz. Aliağa’da dünyanın en büyük gemi söküm tesisine sahibiz. İmal ediyoruz, çalıştırıyoruz ve söküyoruz. İşi bilen denizcileri göreve getirdik. Biz 2002 yılında iktidar olduğumuzda denizcilik müsteşarlığı vardı ama denizci yoktu. Vahim durumdaydı. Önceliğimiz, denizcilik müsteşarlığını denizcilerle tanıştırmak oldu" dedi. Deniz madenciliği ve nadir elementlere dikkat çeken Yıldırım, bu elementlerin elektrik motorları, mıknatıslar, dronelar, güdüm sistemleri, termal kameralar, elektrikli araç bataryaları ve enerji depolama sistemleri dahil olmak üzere savunma sanayi, tıp ve ileri teknolojide kullanıldığını ifade etti. "Eskişehir Beylikova’da dünyanın 2. nadir element rezervi var" Yıldırım, bu elementlerin üretiminin yüzde 60’ının Çin tarafından yapıldığını belirterek, Türkiye’deki potansiyele değindi: "Bizde var ama kullanamıyoruz. Eskişehir Beylikova’da dünyanın 2. nadir element rezervi var. 700 milyon ton rezerv var. Burada 10 element çıkarılabilir. Eti Maden bu toprak elementlerini çıkarmak için oluşum başlattı. Derin deniz madenciliğinde İSA ruhsatını almamız gerekiyor" diye konuştu. Ayrıca sempozyuma, 65. Dönem Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 26. Başkanı İsmet Yılmaz, AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir de katıldı.
"Türkiye, denizcilikte dünyanın en büyük 10. filosuna sahip oldu"
20 Kasım 2025 Perşembe - 13:13 "Türkiye, denizcilikte dünyanın en büyük 10. filosuna sahip oldu" Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Durmuş Ünüvar, dünyanın en büyük 10. filosuna sahip olan Türkiye’nin 61 yeni gemi siparişi ile dünya 9’uncusu, mega yat inşasında ise 2’ncisi olduğunu belirtti. Ünüvar ayrıca, boğazlardan yılda 40 binden fazla geminin geçtiğini söyledi. Düzce Üniversitesi, denizlerin ve okyanusların sürdürülebilir yönetimine yönelik düzenlenen 1. Uluslararası Deniz Hukuku ve Teknolojileri Sempozyumu’na (IMLTech 2025) ev sahipliği yapıyor. Bugün başlayan ve 22 Kasım’a kadar sürecek olan sempozyuma Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Düzce Valiliği, TÜBİTAK MAM, HAVELSAN, TÜRKSAT ve Düzce Belediyesi başta olmak üzere birçok kamu ve özel sektör kuruluşları destek veriyor. Alanında uzman akademisyen, araştırmacı ve uygulayıcıları bir araya getiren sempozyumda "Mavi Ekonomi", "Limancılık Stratejisi" ve "Türk Denizciliğinin Pusulası: Tehditler, Teknolojiler ve Yeni Ufuklar" konuları ele alınacak. Prof. Dr. Sözbir: "Yapay zeka odaklı çalışmaları çok yönlü ele alacağız" Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, deniz hukuku ve teknoloji alanlarının akademik ve stratejik yönlerini bir araya getireceklerini ifade ederek, "Denizcilik ulusal güvenliğin en kritik noktalarından birisidir. Deniz hukuku üzerine yürütülen çalışmalar sadece akademik değil, ülkemizin stratejik geleceğine dair önemli bir yol kat etmiştir. Mavi vatan vizyonunu, insansız sistemler, yapay zeka odaklı çalışmaları çok yönlü ele alacağız. Sektörün önde gelen kurumlar, akademisyenler çeşitli konuları ele alacaklar. Üniversite olarak amacımız bilimsel birikimin sahadaki imkanlarla buluştuğu akademik zemin hazırlamaktır. Ülkemizin denizcilik politikalarına anlamlı katkı sağlayacağına inanıyorum" dedi. Başkan Özlü: "Sanayi, teknoloji ve üretimle ilgili çok sayıda projeye imza atıldı" Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, Türkiye’nin denizcilik potansiyelini ve sanayi atılımlarını değerlendirdi. Özlü, "Sanayi, teknoloji ve üretimle ilgili çok sayıda projeye imza atıldı. Togg’dan Antartika Bilim Üssü’ne, KOSGEB desteklerinden mega endüstri bölgelerine kadar büyük atılımlar başlatıldı. Bilim merkezi, teknoloji üstü, ileri sanayiye sahip olan Türkiye hedeflendi. Bilim ve teknoloji ile büyüyen Türkiye hedeflendi" diye konuştu. "Ülkemiz denizcilik potansiyelinden yeterince pay alamıyor" Türkiye’nin denizcilik potansiyelinden yeterince pay alamadığı görüşünde olduğunu aktaran Özlü, şunları kaydetti: "Ülkemiz kara taşımacılığında bir köprü olduğu kadar, deniz taşımacılığında da önemli bir rotada yer almaktadır. Bizim bütün çabamız bu coğrafi avantajı stratejik bir bakış açısı ile pekiştirmek olmalıdır. Deniz taşımacılığı daha ucuzdur. Denizcilik yük ve yolsa taşımanın ötesine gemi sanayi gibi önemli katkılar sunar. Dış ticaretimizin büyük bölümü deniz yolu ile gerçekleştirilmektedir. Deniz ticaretimizin büyümesi için atılacak her adım, ihracata ve üretime katkı sunacaktır." "İki önemli projeyi hayata geçirdik" Özlü, bu doğrultuda başlatılan iki önemli projeyi hatırlattı. Bunların Türk Koster Filosu’nun yenilenmesi projesi ve mega endüstri bölgeleri projesi olduğunu belirten Özlü, "Türkiye’de o tarihte 790 Türk sahipli koster vardı. Bunların ortalama yaşı 26’ydı. Biz bunları modernize etmeyi düşündük. Sayın başbakanımızın da imzasının olduğu protokol imzaladık. Yüzde 49’u Sanayi ve Teknoloji Bakalığından verilecek bir pay vardı. Yüzde 51’i ise özel sektör katılımı olacaktı. Bu projedeki amacımız bu envanterde bulunan ortalama yapı 26 olan kosterleri yenilemekti. Yaklaşık 10 yıl süreyle Türk tersanelerine iş olacaktı. Gemi inşası yan sanayisine iş çıkacaktı. Akdeniz ve Karadeniz Türk gölü haline gelecekti. Etrafımızdaki ülkelerde yaklaşık 2 bin adet koster vardı. Bu kosterleri de Türkiye modernize edecekti. Bu son derece önemli bir projeydi. Bu projeyi sayın başbakanımızın liderliğinde başlattık. Mega endüstri bölgeleri. Bugün OSB’ler var. Sayıları 370’i buldu. Türkiye’nin sıçrama yapması için OSB ölceğinden büyük mega endüstri bölgelerine ihtiyacımız var" dedi. Vali Aslan: "Denizler önemli" Düzce Valisi Selçuk Aslan, küresel ticarette denizlerin taşıdığı kritik role dikkat çekti. Aslan, Türk milletinin denizcilik tarihindeki yerine atıfta bulunarak, "Türk milleti olarak her ne kadar karaların sultanı olmuş olsak da, tarihi bin yıl geriye gidecek şekilde dünyanın üç denizine hükmetmiş ataların evladı olarak, ticaretin 4’te 3’ünün denizlerde döndüğünü düşünürsek denizler önemlidir" diye konuştu. Bakan Yardımcısı Ünüvar: "Anlaşmanın hükümlerini eksiksiz yerine getiriyoruz" Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Durmuş Ünüvar, küresel deniz yolunun canlı bir organizma olduğunu belirterek, Türkiye’nin denizcilik alanındaki stratejik konumuna ve başarılarına değindi. Ünüvar, 2024 yılında 12,6 milyar ton yükün deniz yolu ile taşındığını kaydetti. Türkiye’nin 10 bin 940 kilometre kıyı uzunluğunun bulunduğunu ve boğazlardan yılda 40 binden fazla geminin geçtiği kritik noktalardan biri olduğunu vurgulayan Ünüvar, şöyle konuştu: "Boğazlarımızdan 1 milyar tonun üzerinde yük geçti. Türk boğazları deyince, Montrö’de imzalanan Türk boğazları anlaşması var. Anlaşmanın hükümlerini eksiksiz yerine getiriyoruz. Filomuzu güçlendirmek, Türk gemi insanının uluslarası tercih edinirliliğini artırmak istiyoruz." "Türkiye, dünyanın en büyük 10’uncu filosuna sahip oldu" Türkiye’nin 1999 yılından bu yana Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Konsey üyesi olduğunu hatırlatan Bakan Yardımcısı Ünüvar, 50 ülke ile 64 denizcilik anlaşması bulunduğunu belirtti. Ünüvar, "Üç deniz girişimine stratejik ortaklığımız gerçekleşti. Konumumuzu daha da güçlendirdi. Bugün 50 ülke ile 64 denizcilik anlaşmamız var. Bu alan daha da genişliyor. Türkiye Doğu Akdeniz’de, Hin Okyanusu’nda ortaklıklarını güçlendiriyor. Türkiye, dünyanın en büyük 10’uncu filosuna sahip oldu. Çok daha fazlasını yapacak insan gücümüz ve altyapımız var" şeklinde konuştu. Türkiye’nin 61 yeni gemi siparişi ile dünya 9’uncusu olduğunu aktaran Ünüvar, tonajda 0,6 milyon CGT ile 11’inci, mega yat inşasında ise 2’nciliği elde ettiğini belirtti. Binali Yıldırım: "Denizlere hakim olan cihana hakim olur" 27. Başbakan ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım ise, konuşmasının başında etkinliğin Düzce’de yapılmasının iki nedeninin Akçakoca açıklarındaki Sakarya/Akçakoca doğalgaz sahaları ve Rektör Nedim Sözbir’in denizcilik geçmişi olduğunu belirtti. Barbaros Hayrettin Paşa’nın "Denizlere hakim olan cihana hakim olur" sözünü hatırlatan Yıldırım, dünya taşımacılığının yüzde 90’ının denizler üzerinden yapıldığını vurguladı. "Taraf değiliz ama sözleşmenin birçok hükmünü uyguluyoruz" Sempozyumun ana başlıklarından uluslararası deniz hukukuna değinen Yıldırım, 1982 tarihli sözleşmeye Türkiye’nin taraf olmama nedenini ise şöyle açıkladı: "Bu sözleşmeye ABD de taraf değil, Türk devleti de taraf değil. ABD imzalamış ama taraf olmamış. Denizin dibinde çok büyük kaynaklar var, nadir elementler var. ABD bunları kendi mülkü gördüğü için, paylaşmak istemediği için taraf olmamış. Biz de taraf değiliz. Bizim hassasiyetimiz nedir? Bizim hassasiyetimiz adalar denizidir. Adalar denizi, öyle bir yapıya sahipki deniz hukuku sistemine göre bu anlaşmaya taraf olsak, İstanbul’dan Çanakkale’den çıkıp, Fethiye’ye giderken hep uluslarası sulardan geçmemiz lazım. Kendi deniz sahamız kalmıyor. Adaların denizle iç içe bulunduğu bir coğrafyadayız. Bu coğrafyaya sahip başka ülkeler de var. Başka yerlerde de yaklaşık 15 ülke bu hukuka taraf değil. Sözleşme yürürlükte. Bu sözleşme olmasa, uluslararası deniz düzeni, denizcilik faaliyetlerinde sıkıntı yaşanırdı. Biz taraf olmamamıza rağmen teamüller açısından sözleşmenin birçok hükmünü uyguluyoruz." "Bizim için en büyük sorun adalar denizi ve Kıbrıs meselesidir" Yıldırım, şöyle devam etti: "Açık deniz serbestliğini sahipleniyoruz. Açık denizler aslında herkesin malıdır. Herhangi bir ülke tek başına hak iddia edemiyor. Transit geçişler, masum geçişler. Bununla ilgili deniz hukuku sözleşmesine tabiyiz. Boğazlar, Montrö Sözleşmesi’ne göre ve oradaki maddeler çok farklı. Deniz hukuku yokken bizim boğazların kullanılmasının rejimi farklı. En son Ukrayna-Rusya savaşı yaşanırken uyguladık. Boğazların özel geçiş şartları var. Bunu tüm dünya kabulleniş durumda. Deniz hukuku sözleşmesinin uygulanmasında bizim için en büyük sorun adalar denizi ve Kıbrıs meselesidir. Yunanistan ile bizim tezimiz farklı. Biz sözleşmeye taraf değiliz, burada yapılacak dayatmalar bizi bağlamaz diyoruz. Sözleşme hükümleri denizcilik teamülüdür. ’Taraf olsa da olmasa herkes uymak zorundadır’ diyor. Adalar bize birkaç mil, Yunanistan’a 300-500 mil mesafede. Nizam var, ölçü var. Deniz hukukunda çok su götürecek mevzular var. Denizlerdeki kaynakların kullanılması, su yüzüne çıkarılması gibi konularda kısa vadede uzlaşma olacağı kanaatinde değilim." "Aliağa’da dünyanın en büyük gemi söküm tesisine sahibiz" Türkiye’nin denizicilik alanında kat ettiği başarıları anlatan Binali Yıldırım, "Yat üretiminde dünya 2’ncisiyiz. Her türlü gemiyi özellikle özel maksatlı gemileri yapmakta 1 numarayız. Gemi bozma veya dönüşüm denildi. Biz ona ’gemi sökümü’ diyoruz. Aliağa’da dünyanın en büyük gemi söküm tesisine sahibiz. İmal ediyoruz, çalıştırıyoruz ve söküyoruz. İşi bilen denizcileri göreve getirdik. Biz 2002 yılında iktidar olduğumuzda denizcilik müsteşarlığı vardı ama denizci yoktu. Vahim durumdaydı. Önceliğimiz, denizcilik müsteşarlığını denizcilerle tanıştırmak oldu" dedi. Deniz madenciliği ve nadir elementlere dikkat çeken Yıldırım, bu elementlerin elektrik motorları, mıknatıslar, dronlar, güdüm sistemleri, termal kameralar, elektrikli araç bataryaları ve enerji depolama sistemleri dahil olmak üzere savunma sanayii, tıp ve ileri teknolojide kullanıldığını ifade etti. "Eskişehir Beylikova’da dünyanın 2. nadir element rezervi var" Yıldırım, bu elementlerin üretiminin yüzde 60’ının Çin tarafından yapıldığını belirterek, Türkiye’deki potansiyeli şöyle anlattı: "Bizde var ama kullanamıyoruz. Eskişehir Beylikova’da dünyanın 2. nadir element rezervi var. 700 milyon ton rezerv var. Burada 10 element çıkarılabilir. Eti Maden bu toprak elementlerini çıkarmak için oluşum başlattı. Derin deniz madenciliğinde İSA ruhsatını almamız gerekiyor" diye konuştu. Sempozyuma 65. dönem Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 26. Başkanı İsmet Yılmaz, AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir de katıldı.