Yerel Haberler
Edirne
6 Şubat’ı anlatan Gülcan öğretmen: "65 saniyede hayatımız yıkıldı"
06 Şubat 2026 Cuma - 11:43 6 Şubat’ı anlatan Gülcan öğretmen: "65 saniyede hayatımız yıkıldı" Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremleri sırasında Hatay’da görev yapan öğretmen Gülcan Ağcalı, felaketin yıl dönümünde öğrencilerine yaşadıklarını anlatırken duygu dolu anlar yaşadı. Öğün, sadece 65 saniyede her şeyin değiştiğini belirterek, "Çok sevdiklerimi kaybettim, öğrencilerimi, arkadaşlarımı, komşularımı. Onların yokluğu her gün içimde" dedi. 6 Şubat depremlerine Hatay’da yakalanan öğretmen Gülcan Ağcalı, depremlerde hayatını kaybedenleri 3. yıl dönümünde Edirne’deki Plevne İlköğretim Okulu’nda öğrencileri ile birlikte andı. Öğrencilerine neden saygı duruşunda bulunduklarını anlatan Ağcalı, "6 Şubat’ta 11 ili kapsayan ’asrın felaketi’ dediğimiz büyük bir deprem yaşadık. Ben o gün Hatay’daydım. Çok şiddetliydi. Bir gecede değil, sadece 65 saniyede her şeyimiz değişti" dedi. "Sağlam bina can kurtarır" Depremde binaların nasıl hayati rol oynadığını anlatan Ağcalı, kendi evlerinin ayakta kalmasının nedenini doğru inşaata bağladı. Sesi titreyerek konuşan Öğün, "Bizim evimiz eskiydi ama sağlam yapılmıştı. Sapasağlam kurtulduk. Ama iki öğretmen arkadaşım, yeni binalarda olmalarına rağmen kolonları kesildiği için hayatını kaybetti. O yüzden hangi işi yaparsanız yapın dürüst yapın çocuklar. Sağlam bina gerçekten can kurtarır" dedi. Deprem sırasında evden çıkmakta zorlandıklarını söyleyen Ağcalı, "Dolaplar devrildi, kapılar kapandı. Girişimiz kapanmıştı. Saatlerce evin içinde mahsur kaldık. O korkuyu tarif etmek mümkün değil" diyerek yaşadıklarını paylaştı. "Bizim başımıza gelmez demeyin" Öğrencilerine seslenen Ağcalı, afet bilincinin önemini vurgulayarak, "Evinizde dolapları duvara sabitleyin, deprem çantası hazırlayın. Su ve yiyeceklerin tarihlerini kontrol edin. ‘Bizim başımıza gelmez’ demeyin. Ben yedi küçük deprem yaşamıştım, sekizincisi her şeyi değiştirdi" dedi. Hatay’da öğrencilerini, velilerini, komşularını ve yıllarca birlikte çalıştığı meslektaşlarını kaybettiğini söyleyen Öğün, "Çok sevdiklerimi kaybettim, öğrencilerimi, arkadaşlarımı, komşularımı. Onların yokluğu her gün içimde. Yaşamayan anlayamıyor" ifadelerini kullandı. Deprem sonrası Edirne’ye tayin olduğunu ve Plevne İlköğretim Okulu’nda görev yaptığını belirten Gülcan Ağcalı Öğün, sözlerini şöyle tamamladı: "Hayat devam etmek zorunda ama o acılar hiç bitmiyor. Küçük bir sarsıntı bile bizi o günlere götürüyor. Allah bir daha kimseye böyle bir felaket yaşatmasın."
Depremin izleri silinmedi, umutları Edirne’de yeşerdi
06 Şubat 2026 Cuma - 09:38 Depremin izleri silinmedi, umutları Edirne’de yeşerdi Asrın felaketi sonrası Edirne’ye yerleşen depremzedeler, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na bağlı SODAM kursları sayesinde hem sosyalleşti, hem de meslek sahibi olma yolunda adım attı. Dikiş-nakıştan kuaförlüğe uzanan kurslarda, kayıplarının acısıyla yaşamayı öğrenen depremzedeler, dayanışma içinde yeni bir hayat kurdu. Asrın felaketinin ardından sevdiklerini, evlerini ve hatıralarını geride bırakan depremzedeler, Edirne’de umutla yeniden ayağa kalkıyor. 6 Şubat depremlerinin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen acı dinmedi, hayat ise dayanışmayla yeniden kuruldu. Edirne Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın (SODAM) açtığı kurslarla meslek öğrenip hayata yeniden tutunmaya çalışan depremzedeler, moral ve umut bulmanın yanı sıra bir meslek öğrenmenin de mutluluğunu yaşıyor. 6 Şubat depreminden sonra Hatay’dan Edirne’ye yerleşen depremzede Sinem Özbek, 3 yıldır hayatını burada devam ettirdiğini belirtti. Sevdiklerinin ve kayıplarının acısının hiçbir zaman dinmeyeceğini aktaran Özbek, böyle acıların bir daha yaşanmamasını temenni etti. Depremin ne olduğunu çok iyi bildiğini söyleyen Kursiyerlerden Saniye Bingöl, kursta aile gibi olduklarını ve yardımlaşarak birbirlerine destek olduklarını belirtti. Hatay’dan Edirne’ye gelen depremzede Özlem Olgar, depremin 12. günü Edirne’ye doğru yola çıktıklarını ve 3 yıldan beri burada yaşadıklarını anlatarak, Türk milletinin duyarlılığı ve yardımseverliğine dikkat çekti. SODAM kurslarının hayatına umut kattığını vurgulayan Olgar, "Edirne’de kurslar olduğunu öğrendik. Sonra hoşumuza giden bölümü seçtik. Ben kuaförlük bölümünü seçtim. Elim yatkınmış daha önce kuaförlük ile ilgili hiçbir şey yapmamıştım. Fakat buraya geldikten sonra elimin yatkın olduğunu ve bu işi sevdiğimi öğrendim. Şu an buradayım devam ediyorum. Belgemi alana kadar da inşallah devam edeceğim. Hem psikolojik olarak inanılmaz destek sağladılar, hem de bize gerçekten bir şeyler öğrettiler hayatımıza güzel şeyler kattılar" ifadelerine yer verdi. Depremde yakınlarını kaybeden Perihan Kit ise acının hâlâ taze olduğunu belirterek, "3 yıl geçti ama kayıplarımız içimizde. Yas tutarak değil, güçlü durarak ayakta kalarak, kendimizi geliştirerek çocuklarımıza örnek olmaya devam ediyoruz" diye konuştu. Hatay’dan Edirne’ye yerleşen depremzede Kit, katıldığı kursların hem psikolojik, hem de manevi anlamda faydasını gördüklerini söyledi.
Oda spreyi ve gazoz şişelerine gizlenen 50 bin euro değerindeki kaçak altın ve gümüş ele geçirildi
06 Şubat 2026 Cuma - 09:32 Oda spreyi ve gazoz şişelerine gizlenen 50 bin euro değerindeki kaçak altın ve gümüş ele geçirildi Edirne Kapıkule Sınır Kapısı’nın karşısındaki Bulgaristan’ın Kapitan Andreevo gümrüğünde yapılan denetimde, bir tırın buzdolabına ve çeşitli eşyalara gizlenmiş kaçak altın ve gümüş ele geçirildi. Bulgaristan üzerinden Türkiye’ye gelen Sırbistan plakalı tır, risk analizi çerçevesinde detaylı kontrole alındı. Sürücü, Sırbistan’dan Bulgaristan üzerinden Türkiye’ye taşınan sigara ürünlerine ait belgeleri ibraz etti. Bunun ardından araç X-ray taramasından geçirildi. Dolap ve kabinde saklanmış Tarama sırasında şüpheli yoğunluklar tespit edilmesi üzerine yapılan fiziki aramada, tırın dolap bölümleri ve sürücü kabininde gizlenmiş halde toplam 39 paket bulundu. Paketlerin içinden sarı ve beyaz metalden yapılmış çeşitli eşyalar çıktı. Altın yüzük ve 13 kilo gümüş Uzman incelemesinde paketlerin bir kısmında toplam 192 gram ağırlığında 128 adet 14 ayar altın yüzük olduğu belirlendi. Diğer paketlerde ise 6 bin 206 gram kullanılmış gümüş eşya (ayar 925) ile 6 bin 794 gram gümüş granül (ayar 999) tespit edildi. Böylece ele geçirilen gümüş miktarının yaklaşık 13 kilograma ulaştığı bildirildi. Gümrük kaçağı olarak taşınan altın ve gümüşün toplam piyasa değerinin 50 bin 94 euro 98 sent olduğu açıklandı. Olayla ilgili olarak Haskovo Bölge Savcılığı gözetiminde gümrük memurları tarafından ön soruşturma başlatıldığı bildirildi.
Tunca Nehri seddelerindeki menfez ve pompa istasyonları alarm veriyor
06 Şubat 2026 Cuma - 09:01 Tunca Nehri seddelerindeki menfez ve pompa istasyonları alarm veriyor Edirne’de yağışların ardından Tunca Nehri çevresindeki menfez kapakları ve pompa istasyonlarının bakımsızlığı nedeniyle sistemlerin yeterince çalışmamasının yoğun yağışlarda kentte su baskınlarına yol açabileceği belirtildi. Tunca Nehri’nin iki yakasında, seddeler üzerinde bulunan menfez kapaklarının, aşırı yağışlarda sedde tarafında biriken yağmur sularını nehir tarafına tahliye etmek amacıyla kullanıldığı ifade edildi. Ancak yapılan incelemelerde bazı menfez kapaklarının kapalı olduğu, ön kısımlarının bakımsız durumda bulunduğu gözlendi. Aynı bölgelerde yer alan pompa istasyonlarının da yeterince aktif olmadığı ileri sürüldü. Özellikle kış aylarında ve yağışların arttığı dönemlerde bu sistemlerin sürekli kontrol edilmesi, bakımının yapılması ve çalışır halde tutulmasının büyük önem taşıdığı vurgulandı. Yağış miktarının metrekarede 100 kilogramın üzerine çıkması halinde Edirne’nin alçak kesimlerinde ciddi su birikintilerinin kaçınılmaz olacağına dikkat çekildi. "Menfez kapakları açık olmalı, pompalar çalışır halde tutulmalı" Eski Devlet Su İşleri Bölge Müdür Yardımcısı ve Yüksek Makine Mühendisi Hüseyin Erkin, yaptığı değerlendirmede menfez kapakları ve pompa istasyonlarının işlevine dikkat çekerek, "Şimdi bu arkamızdaki menfez kapağı gibi Tunca Nehri’nin iki yakasında da seddeler üzerinde bu kapaklardan var. Ayrıca pompa istasyonları da mevcut. Bu menfez kapakları, sedde tarafında aşırı yağışlarla biriken suları nehir tarafına boşaltmaya yarıyor. Şu anda bu kapakların kapalı olduğunu görüyoruz, oysa açık olması gerekiyor. Durum pek iç açıcı değil" dedi. "Fonksiyonel halde çalışmadıklarını görüyoruz" Erkin, "Pompa istasyonları ise cazibe ile gelen su yetmediğinde ya da nehir seviyesi yükseldiğinde, arkada biriken suyu Tunca Nehri’ne pompalamakla görevli. Saraçhane, Mezbaha yanı ve Kazanova’da olmak üzere dört pompa istasyonu var. Bunlar DSİ tarafından 40-50 yıl önce yapılmış. Şu anda tam olarak fonksiyonel halde çalışmadıklarını görüyoruz" ifadelerini kullandı. "Pompaların aktif olması gerekiyor" Erkin, "Metrekareye yaklaşık 50 kilogram yağış düştü, bu miktar artarsa ve 100 kilogramın üzerine çıkarsa, şehrin alçak noktalarında çok ciddi su birikintileri oluşur. Bu nedenle yağış arttığında, nehir seviyesi düşükken menfez kapaklarının kontrollü şekilde açık tutulması ve pompaların aktif olması gerekiyor. İlgililerin bu konuyu yakından takip etmesi şart" dedi.