Yerel Haberler
Edirne
03 Nisan 2026 Cuma - 16:15 Edirne’de genç mimar adayları Mimar Sinan’ın izinde Edirne’de Mimar Sinan’ın vefatının 438’inci yılı dolayısıyla düzenlenen anma etkinliğinde genç mimar adayları Selimiye Camii’ni gezdi. Edirne’ye başta Selimiye Camii olmak üzere birbirinden güzel eserler kazandıran Mimar Sinan, vefatının 438’inci yılında Trakya Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğrencileri tarafından düzenlenen etkinlikle anıldı. Selimiye Meydanı’ndaki Mimar Koca Sinan Anıtı önünde bir araya gelen üniversite öğrencileri, daha sonra Selimiye Camii’ni gezdi. Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Başkanı Prof. Dr. Esma Mıhlayanlar, 438’inci ölüm yıl dönümünde Mimar Sinan’ı anma etkinlikleri olarak bir dizi program düzenlediklerini söyledi. Mimar Sinan’ın eserlerinde mühendislik, tasarım ve sanatsal yönünü çok güçlü yansıttığını belirten Mıhlayanlar, Mimarlık Fakültesi olarak çok şanslı olduklarını ifade etti. Mimar Sinan’ın uzun yaşamında çok önemli eserler bıraktığını vurgulayan Mıhlayanlar, "Ülkemizde çok önemli eserleri var; bunların da en önemli olanlarından birisi Selimiye Camii ve diğer eserleri de Edirne’de bulunuyor. Bu anlamda Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü öğrencileri olarak bizler kendimizi çok şanslı hissediyoruz. Onun eserlerini her gün görebilmek, hissedebilmek, onu daha iyi yorumlayabilmek açısından bizim için büyük bir şans. Mimar Sinan’ın bu uzun yaşamı içerisinde eserlerine baktığımız zaman onun mühendislik, tasarım ve sanatsal yönünün ne kadar güçlü olduğunu ve bunları birlikte nasıl kullanabildiğini görebiliyoruz. Eserlerinin 500 yıldır bu kadar tahribata, depremlere, yangınlara rağmen ayakta kalabilmesi çok çok önemli. Bizlere bir tasarımcının mühendislik yanını, sanatın her yönüne ne kadar hakim olduğunu pek çok eserinde gösteriyor Mimar Sinan. Nur içinde yatsın, kendisini saygıyla anıyoruz" ifadelerine yer verdi. Selimiye Camii’nin restorasyon sürecine de değinen Mıhlayanlar, her yönüyle çok etkileyici ve strüktürel anlamda, sanatsal yönüyle çok güzel bir eser olduğunu belirterek, restorasyon sonucu tekrar ziyarete açılmasından büyük bir memnuniyet duyduklarını söyledi. "Mimar Sinan’ın izinde ilerliyoruz" Mimar Sinan’ın ustalık eseri Selimiye’ye bir gezi düzenlediklerini belirten Mimarlık Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Arda İdeci, ustanın eserlerini tanıyıp tanıttıklarını ve onun yolunda ilerlediklerini söyledi. Çok şanslı olduklarını belirten İdeci, her gün Mimar Sinan’ın eserlerini yakından görmenin mutluluğunu yaşadıklarını ve geleceğin mimarları olarak güzel eserler bırakmayı planladıklarını ifade etti. Selimiye’nin uzun süre restorasyon süreci dolayısıyla kapalı olduğunu ve yeniden açılmasından dolayı mutluluk duyduklarını söyleyen İdeci, "3 sene hiç girememiştik. Bu süreçten sonra ilk defa girdik. Güzel bir eser, büyüleyici" dedi. "Selimiye’ye hayran kaldım" 5 yıldır Edirne’de olduğunu söyleyen Mimarlık Fakültesi 4. sınıf öğrencisi Nuran Selahiye ise, daha önce Selimiye’yi bu kadar detaylı görme fırsatı olmadığını, restorasyon sürecinin ardından gezdiğinde hayran kaldığını belirtti. Bir mimarın izlerinden yürümenin büyük sorumluluk olduğunu söyleyen Selahiye, okulda aldıkları eğitimin buna çok güzel zemin hazırladığını aktardı.
Edirne’de ’fakirin eti’ kuru fasulyenin zorlu hasat mesaisi
12 Kasım 2023 Pazar - 12:06 Edirne’de ’fakirin eti’ kuru fasulyenin zorlu hasat mesaisi Edirne’de kuru fasulye hasadı yapan köylü kadınların, fasulyeleri tek tek ayıkladıktan sonra pişirip afiyetle hep bir arada yemesi ve bir kadının masadaki soğanı yumrukla kırması yüzlerde tebessüm oluşturdu. Osmanlı İmparatorluğu’nda zengin mutfağının vazgeçilmez lezzetleri arasında olan kuru fasulye, her kesim tarafından severek tüketiliyor ama sofraya gelinceye kadar hayli emek yoğun bir süreçten geçiyor. ’Fakirin eti’ olarak nitelendirilen ve hemen hemen her evin tenceresinde kaynayan kuru fasulye Edirne’nin Havsa ilçesinin Naip Yusuf köyünde de zahmetli bir yolculuğun ardından sofraya geliyor. Köyün verimli arazilerinde 3’üncü ürün olarak yetiştirilen ve titizlikle hasat ettiği fasulyeler, traktör römorklarına yüklendikten sonra kabuklarından ayrılmak üzere harman yerleri veya evlerin bahçelerine getiriliyor. Halk arasında diren ismi verilen ilkel yöntemlerle kabuklarından ayrılan fasulyeler çuvallara konulduktan sonra kurutma işlemi için yere serilen kilim, halı ve naylonların üzerine serilerek bir hafta boyunca güneşin altında kurutuluyor. Kadınlar arası imece usulü tarlalardan hasat ettikleri fasulyeleri serilen naylonların üzerine sürerek temizlemeye devam ettiklerini belirten üretici Kıymet Şenol, “Zahmeti çok ama bunları burada havalandırarak taneleri çıkıncaya kadar dövüyoruz. Sonra çıkan taneleri kırık ve çürükleri teker teker ayıklıyoruz ve temiz halde torbalara koyuyoruz” dedi. Köy halkından üretici Zehra Türkyılmaz ise bereketli ovalarda yılda iki defa fasulye ekimi yapıldığını, ilk fasulyenin 23 Nisan’da, ikinci mahsulünde Ağustos sonunda topladıklarını belirtti. Türkyılmaz, “Fasulyeyi önce topluyoruz daha sonra dövüp temizledikten sonra harmanlayıp ayıklıyoruz. Eskiden herkes bir yerde yerdi, şimdi porselen var. Fasulyenin yanında olmazsa olmazı kuru soğanımızı da kırıyoruz” diye konuştu. Kurutulan fasulyelerin bir kısmı satış için poşetlere konulurken, bir bölümü de üreticilerin kışlık besin ihtiyacını karşılaması için ayrılıyor. Hasat işlemleri tamamlanan kuru fasulyeler, köylü kadınlar tarafından odun ateşinin üzerindeki çömlekte pişirilerek tüketiliyor.