Yerel Haberler
Edirne
05 Mart 2026 Perşembe - 06:07 Dedesinden kalan davulla mahalleliyi sahura uyandırıyor Edirne’de 23 yaşındaki genç, dedesinden kalan davuluyla mahalle halkını sahura uyandırıyor. Edirne’de Ramazan geceleri, asırlık bir geleneğin sesiyle hayat buluyor. Şehrin tarihi sokaklarını dolaşan davulcular, maniler eşliğinde mahalleliyi sahura kaldırıyor. Bu geleneğin genç temsilcilerinden 23 yaşındaki Umurcan Zurna, davulunu omuzlayıp sokak sokak dolaşırken sadece bir görevi yerine getirmiyor, aynı zamanda aileden devraldığı kültürel mirası yaşatıyor. Henüz 11-12 yaşlarındayken dedesi ve babasının yanında kapılara çıktığını anlatan Umurcan Zurna, davulculuğun kendi ailesinde kuşaktan kuşağa aktarıldığını söylüyor. "Dedelerimizden, babalarımızdan, amcalarımızdan bize kaldı. Küçükken onların yanında giderdik, şimdi davulu biz çalıyoruz" diyen genç davulcu, Ramazan davulculuğunu bir meslekten öte kültürel bir sorumluluk olarak gördüğünü dile getirdi. "Geleneklerimizi unutmamamız lazım" Edirne’de davul ve zurna geleneğinin güçlü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Umurcan Zurna, özellikle Kırkpınar Yağlı Güreşleri gibi tarihi organizasyonlarda da bu kültürün yaşatıldığını hatırlatarak, "Mahallede zurnacı olarak bilinen Alaattin amcam ve Fahrettin amcam gibi isimler de bu geleneğin önemli temsilcileri. Torundan amcaya, amcadan yeğene böyle devam ediyor. Hep beraber bu nesli sürdürüyoruz. Bize nasıl kaldıysa biz de bizden sonraki nesillere bırakacağız. Geleneklerimizi unutmamamız lazım. Zor zamanlardan geçiyoruz ama böyle güzel değerleri yaşatmak çok kıymetli" dedi. Gelenek kuşaktan kuşağa sürüyor Tarihi camileri, çarşıları ve taş sokaklarıyla öne çıkan Edirne’de Ramazan gecelerinde yükselen davul sesi, sadece sahura bir çağrı değil, kuşaktan kuşağa aktarılan bir kültürün yankısı olmaya devam ediyor. Umurcan Zurna ve ailesi de her yıl aynı heyecanla davullarını omuzlayarak bu sesi yaşatmayı sürdürüyor.
Gurbetçiler, Bulgar ve Yunan tatilciler Saros’ta tatil yapıyor
23 Haziran 2025 Pazartesi - 15:45 Gurbetçiler, Bulgar ve Yunan tatilciler Saros’ta tatil yapıyor Türkiye’nin en temiz körfezlerinden Saros, Bulgaristan, Yunanistan ve Avrupa’dan gelen gurbetçilerin gözdesi oldu. Yerli turistlerden çok komşu ülkeler ve gurbetçiler bölgeyi tercih ediyor. Türkiye’nin en temiz denizlerinden biri olarak bilinen Saros Körfezi, her yıl Bulgaristan, Yunanistan ve Avrupa’dan gelen misafirlerin akınına uğruyor. Bölgeyi tercih eden komşu ülke vatandaşları, körfezin temizliğini ve doğallığına hayran kaldıklarını belirtiyor. Bölge esnafı ve tatilciler, Saros Körfezi’nin temiz denizi, uygun fiyatlı tatil imkânı ve sakinliğiyle önümüzdeki yıllarda daha da popüler hale geleceğini belirtti. Bölgedeki işletmeciler, Saros Körfezi’nin dünyanın en temiz ikinci körfezi olduğunu vurgulayarak, özellikle Bulgar ve Yunan turistlerin Saros’u çok iyi tanıdığını ve sık sık tercih ettiğini ifade etti. "Hem ekonomik hem de temiz bir tatil yapıyorlar" İşletmeci Mustafa Altunhan, Saros Körfezi’nin bölgenin cazibesini haline geldiğini belirterek, "Saros Körfezi Türkiye’nin en temiz denizlerinden biri. Dünyanın en temiz ikinci körfezi olduğu için, Bulgaristan ve Yunanistan’dan gelen misafirlerimiz bizden daha iyi biliyor ve çok tercih ediyorlar. Sabah sekizde geliyorlar, akşam sekiz, hatta on birde yemeklerini yiyip dönüyorlar. Hem ekonomik hem de temiz bir tatil yapıyorlar" dedi. Berlin’den Saros’a tatile gelen gurbetçi Hüseyin Semih Aksoy ise, "Diğer tatil bölgeleri fiyat ve kalabalık açısından çok yoğun. Saros hem uygun fiyatlı hem de daha temiz. Almanya ve Fransa’dan gelen gurbetçiler son dönemde burayı çok tercih ediyor" dedi. Gurbetçi Dilay Aksoy, Berlin’den tatil için Edirne’de bulunduklarını ifade ederek, "Almanya’dan geldik ama buranın denizi İzmir’i solladı. Kumlu, taş ve kestane yok. Bu yüzden burayı seçtik, çok mutluyuz" ifadelerini kullandı.
Tunca Nehri’nde kuraklık alarmı
23 Haziran 2025 Pazartesi - 15:45 Tunca Nehri’nde kuraklık alarmı Bulgaristan’dan doğup Edirne’den geçerek Meriç Nehri ile birleşen Tunca Nehri, son yılların en büyük kuraklığını yaşıyor. Bulgaristan topraklarında 18 barajı besleyen ve Edirne’de tarım arazilerinin can damarı olan Tunca Nehri’nde su seviyesi dip seviyelere indi. Devlet Su İşleri 11. Bölge Müdürlüğü verilerine göre, nehrin su debisi saniyede 5 metreküp olarak ölçüldü. Nehrin kent merkezinden geçen bölümünde ise nehir tabanı tamamen görülür hale gelirken, çamur ve balçıkla kaplanan alan, sıcak havalarda sivrisineklerin üreme alanı haline geliyor. Ayrıca, kuraklık nedeniyle nehirdeki kirliliğin artığı görüldü. Nehir kenarında işletmesi bulunan Selahattin Kaya, son yıllarda böyle bir kuraklık yaşanmadığını belirterek, yetkililerden çözüm istedi. Kaya, daha önce Meriç Nehri’nden Tunca’ya bağlantı kanalı açıldığını, bunun nehrin debisine katkı sağladığını ancak kapatılan bu kanalın yeniden aktif hale getirilmesi gerektiğini ifade etti. Nehirdeki kuraklığın sivrisinek popülasyonunu artırdığını ve kötü kokulara sebep olduğunu da sözlerine ekledi. Öte yandan, üretici Nihat Çelik, yaşanan kuraklığın düşündürücü olduğunu belirterek tarımsal sulamada sıkıntı yaşanabileceğini söyledi. Bir diğer üretici Ayhan İpek ise nehirdeki su seviyesinin son derece düşük olduğunu ve bu durumun bölgedeki üreticiyi olumsuz etkilediğini dile getirdi.
Mehmetçik vefası: 35 yıl sonra aynı masada, aynı kalpte
23 Haziran 2025 Pazartesi - 12:56 Mehmetçik vefası: 35 yıl sonra aynı masada, aynı kalpte EDİRNE (İHA) – Terör olaylarının yoğun yaşandığı 90’lı yıllarda, Şırnak’ın Bestler Dereler bölgesinde vatani görevini yapan asker arkadaşları, 35 yıl sonra Edirne’de bir araya geldi. Zorlu yıllarda omuz omuza görev yapan tertipler, dostluklarını yıllara meydan okuyarak sürdürüyor. 1988-1990 yılları arasında Şırnak Bestler Dereler’de Karargâh Destek Bölüğü’nde askerlik yapan 1968-1969 doğumlu tertipler, yıllardır iletişimi koparmadı. Aradan geçen 35 yıla rağmen telefon ve sosyal medya aracılığıyla görüşmeyi sürdüren grup, bu yılki buluşmalarını Edirne’de gerçekleştirdi. "Farklı illerden aileleriyle geldiler" İstanbul, Konya, Karabük, Kastamonu, Mersin, Ordu, Karaman, Kocaeli, Trabzon, Yozgat, Nevşehir, Kırşehir, Sinop, Samsun, Sakarya, Adana, Osmaniye, Manisa, İzmir, Bursa, Malatya, Bartın, Burdur ve Antalya gibi Türkiye’nin dört bir yanından gelen tertipler, Edirne’de tarihi ve turistik alanları gezip, eski günleri yâd etti. Ev sahipliğini ise Edirneli asker arkadaşları Nazmi Çetin Karagöz, İbrahim Mardin ve Şeref Per üstlendi. "550 gün dostluk ve fedakârlıkla geçti" Kocaeli’nden buluşmaya katılan Necati Temiz (1968), "90’lı yıllarda askerlik yaptığımız arkadaşlarımızla her yıl Türkiye’nin farklı bir ilinde toplanıyoruz. Yaklaşık 70 kişilik bir grupla, gittiğimiz şehrin sosyal ve kültürel alanlarını geziyor, eski günleri yâd ediyoruz. Bu gelenek yıllardır aynı samimiyetle sürüyor" dedi. "O dönemin ruhu, bizi hâlâ birbirimize bağlıyor" Tertiplerden Nazmi Çetin, duygularını şu sözlerle paylaşarak, ""550 gün askerlik yaptık ama bu 550 TL gibi değil. Her günü emek, dostluk ve fedakârlıkla geçti. O dönemin ruhu, bizi hâlâ birbirimize bağlıyor" dedi. "Komutanlar da yanlarında" Buluşmalara, dönemlerinde üsteğmen olan ve daha sonra tümgeneralliğe yükselen Vedat Komutanı’n yanı sıra, o dönemde görev yapan astsubaylar da katılıyor. Bu birlikteliklerin kendileri için çok kıymetli olduğunu belirten tertipler, komutanlarıyla bir araya gelmenin ayrı bir mutluluk kaynağı olduğunu dile getirdi. "Almanya’dan sırf bu buluşma için geldi" Almanya’da yaşayan Nut Bülbül (1970) de buluşmaya katılanlar arasındaydı. Yalnızca bu etkinlik için Türkiye’ye geldiğini belirten Bülbül, birkaç gün içerisinde tekrar yurt dışına döneceğini söyledi. Mehmet Şah (1969) ise komşu bölükte görev yaptığını, son iki yıldır buluşmalara katılarak bu dostluğu yaşatmaya çalıştığını ifade etti. "Bu buluşmalar bir vefa borcu" 1989 yılında aynı birlikte askerlik yapan Metin Minnaz, "O dönemde beş şehit verdik. Bu acı bizleri daha da kenetledi. Şehitlerimizin anısını yaşatmak için bu buluşmaları sürdürüyoruz. Bizim için bu sadece bir anı değil, vefa borcu" dedi. "Gelenek devam edecek" Tertipler, buluşmayı gelecek yıllarda da sürdürme kararı aldı. Bazı buluşmalara, askerlik sırasında şehit düşen arkadaşlarının aileleri de katılıyor. Katılımcılar, yıllar geçse de dostluklarını ve acı tatlı hatıralarını unutmadıklarını, birbirlerinden kopmadıklarını duygulanarak ifade etti.
Mehmetçik vefası: 35 yıl sonra aynı masada, aynı kalpte
23 Haziran 2025 Pazartesi - 12:45 Mehmetçik vefası: 35 yıl sonra aynı masada, aynı kalpte Terör olaylarının yoğun yaşandığı 90’lı yıllarda, Şırnak’ın Bestler Dereler bölgesinde vatani görevini yapan asker arkadaşları, 35 yıl sonra Edirne’de bir araya geldi. Zorlu yıllarda omuz omuza görev yapan tertipler, dostluklarını yıllara meydan okuyarak sürdürüyor. 1988-1990 yılları arasında Şırnak Bestler Dereler’de Karargâh Destek Bölüğü’nde askerlik yapan 1968-1969 doğumlu tertipler, yıllardır iletişimi koparmadı. Aradan geçen 35 yıla rağmen telefon ve sosyal medya aracılığıyla görüşmeyi sürdüren grup, bu yılki buluşmalarını Edirne’de gerçekleştirdi. "Farklı illerden aileleriyle geldiler" İstanbul, Konya, Karabük, Kastamonu, Mersin, Ordu, Karaman, Kocaeli, Trabzon, Yozgat, Nevşehir, Kırşehir, Sinop, Samsun, Sakarya, Adana, Osmaniye, Manisa, İzmir, Bursa, Malatya, Bartın, Burdur ve Antalya gibi Türkiye’nin dört bir yanından gelen tertipler, Edirne’de tarihi ve turistik alanları gezip, eski günleri yâd etti. Ev sahipliğini ise Edirneli asker arkadaşları Nazmi Çetin Karagöz, İbrahim Mardin ve Şeref Per üstlendi. "550 gün dostluk ve fedakârlıkla geçti" Kocaeli’nden buluşmaya katılan Necati Temiz (1968), "90’lı yıllarda askerlik yaptığımız arkadaşlarımızla her yıl Türkiye’nin farklı bir ilinde toplanıyoruz. Yaklaşık 70 kişilik bir grupla, gittiğimiz şehrin sosyal ve kültürel alanlarını geziyor, eski günleri yâd ediyoruz. Bu gelenek yıllardır aynı samimiyetle sürüyor" dedi. "O dönemin ruhu, bizi hâlâ birbirimize bağlıyor" Tertiplerden Nazmi Çetin, duygularını şu sözlerle paylaşarak, ""550 gün askerlik yaptık ama bu 550 TL gibi değil. Her günü emek, dostluk ve fedakârlıkla geçti. O dönemin ruhu, bizi hâlâ birbirimize bağlıyor" dedi. "Komutanlar da yanlarında" Buluşmalara, dönemlerinde üsteğmen olan ve daha sonra tümgeneralliğe yükselen Vedat Komutanı’n yanı sıra, o dönemde görev yapan astsubaylar da katılıyor. Bu birlikteliklerin kendileri için çok kıymetli olduğunu belirten tertipler, komutanlarıyla bir araya gelmenin ayrı bir mutluluk kaynağı olduğunu dile getirdi. "Almanya’dan sırf bu buluşma için geldi" Almanya’da yaşayan Nut Bülbül (1970) de buluşmaya katılanlar arasındaydı. Yalnızca bu etkinlik için Türkiye’ye geldiğini belirten Bülbül, birkaç gün içerisinde tekrar yurt dışına döneceğini söyledi. Mehmet Şah (1969) ise komşu bölükte görev yaptığını, son iki yıldır buluşmalara katılarak bu dostluğu yaşatmaya çalıştığını ifade etti. "Bu buluşmalar bir vefa borcu" 1989 yılında aynı birlikte askerlik yapan Metin Minnaz, "O dönemde beş şehit verdik. Bu acı bizleri daha da kenetledi. Şehitlerimizin anısını yaşatmak için bu buluşmaları sürdürüyoruz. Bizim için bu sadece bir anı değil, vefa borcu" dedi. "Gelenek devam edecek" Tertipler, buluşmayı gelecek yıllarda da sürdürme kararı aldı. Bazı buluşmalara, askerlik sırasında şehit düşen arkadaşlarının aileleri de katılıyor. Katılımcılar, yıllar geçse de dostluklarını ve acı tatlı hatıralarını unutmadıklarını, birbirlerinden kopmadıklarını duygulanarak ifade etti.
YKS’nin en yaşlı adayı 81 yaşındaki "Bilge Dede" 8. kez sınav heyecanı yaşadı
21 Haziran 2025 Cumartesi - 13:41 YKS’nin en yaşlı adayı 81 yaşındaki "Bilge Dede" 8. kez sınav heyecanı yaşadı Edirne’de yaşayan ve çevresinde "bilge dede" olarak tanınan 81 yaşındaki Şevki Kılıç, 8. kez Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girdi. İki üniversite bitiren ve "filozof hurdacı" lakabıyla da bilinen Şevki Kılıç, emekli olduktan sonra hurdacılık yaparak yaşamını sürdürüyor. Gençlere örnek olmak amacıyla her yıl sınavlara giren Kılıç, daha önce Trakya ve Anadolu Üniversitelerinin Tarih bölümlerini tamamladı. Geçtiğimiz yıl ise Arkeoloji bölümüne kayıt yaptırdı. Sınavdaki başarı sırlarını da gençlerle paylaşan Kılıç, önce sosyal bilimler testinden, ardından fen sorularından başlamalarını, mantık ve felsefe sorularını ise sona bırakmalarını önerdi. Kılıç’ın bu azmi, sınav salonundaki diğer adayların da takdirini topladı. "Okumanın yaşı yok" 1983 yılından bu yana üniversite sınavlarına giren Kılıç, bugüne kadar 6 tercih yapıp 4 üniversiteye kayıt olduğunu ve 2’sini başarıyla bitirdiğini belirtti. Bu yıl da gençlere moral ve motivasyon vermek için sınava girdiğini söyleyen Kılıç, "Bu 8. sınavım. Gençlere hem örnek olmak hem de çeşitli konularda yardımcı olmak istiyorum. Daha önce beni görünce şaşırıyorlardı, şimdi tebrik ediyorlar" dedi. "75 yaşında mezun oldum" Heyecanlı olduğunu da dile getiren Kılıç, okumanın yaşının olmadığını vurgulayarak, "75 yaşında Tarih bölümünü bitirdim. Öğrenmenin sınırı yok" diye konuştu. Gençlerden Harun Yiğit Kılıkçıkaran, "Okumanın yaşı olmadığını Şevki amcamız bize gösteriyor. Onu gördükçe biz de cesaret buluyoruz" dedi.