Son Dakika
|
Halk plajında İHA alarmı!
MSB: ''İran'dan ateşlenen füze imha edildi''
Putin’den İran’ın yeni lideri Hamaney’e tebrik
Ara tatil kalkıyor mu? Bakan Tekin iddialara açıklık getirdi
İsrail'den Beyrut'un güneyine yeni saldırı dalgası
Antalya’da düzensiz göçmen botu faciası: 14 ölü
Buldan’da 5.1’lik depremin ardından bazı işletmelerde hasar meydana geldi
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ davasının görülmesine başlandı
Türkiye'nin gönderdiği F-16'lar KKTC'de
Teknik Direktör Engin Fırat hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
ABD Başkanı Trump, İran’daki savaşın "oldukça hızlı biteceğini" söyledi
ABD, İran’ın füze rampalarını vurdu
‘Ekrem İmamoğlu suç örgütü’ davasında ara karar
ABD Adalet Bakanlığı ve Halkbank, İran yaptırımları davasında uzlaşmaya vardı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile görüştü
Trump’tan Avustralya’ya İran Milli Kadın Futbol Takımı oyuncularına iltica hakkı vermesi çağrısı
AB başkanları bölge liderleriyle İran'ı görüştü
EKONOMİ
Bağlarda hastalık ve zararlı kontrolü yapılıyor
10 Mart 2026 Salı - 05:44:26
Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde üzüm bağlarında fenolojik gelişim, hastalık ve zararlılara yönelik kontroller sürüyor. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan incelemelerde üreticilere önemli uyarılarda bulunuldu. Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri tarafından bağ alanlarında fenolojik gözlem, hastalık ve zararlı kontrolleri gerçekleştirildi. Sarıgöl Ovası’ndaki üzüm bağlarını tek tek inceleyen ekipler, bağların gelişim sürecini takip ederken muhtemel hastalık ve zararlılara karşı da kontrol yaptı. Yapılan çalışmalar kapsamında üreticilere bağlarda görülebilecek hastalık ve zararlılar hakkında bilgi verilerek, zamanında ve doğru ilaçlama yapılması konusunda uyarılarda bulunuldu. Yetkililer, bağların sağlıklı gelişimi ve verim kaybının önlenmesi için üreticilerin önerilen mücadele yöntemlerine dikkat etmeleri gerektiğini belirtti. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, Sarıgöl Ovası’ndaki bağlarda fenolojik gözlem ve hastalık-zararlı kontrollerinin belirli aralıklarla devam edeceğini ifade etti. Üzüm üreticileri ise yapılan bilgilendirme ve uyarıları dikkate alarak gerekli önlemleri alacaklarını dile getirdi.
09 Mart 2026 Pazartesi - 17:40
Malatya TSO’dan Şevket Keskin’e tebrik ziyareti
Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) yönetimi, Malatya Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Genel Kurulunda yeniden başkanlığa seçilen ve aynı zamanda MESOB Başkanı da olan Şevket Keskin’i ziyaret ederek, başarı dileklerini iletti. Ziyarette kentin yeniden imarı sürecinde sivil toplum kuruluşlarının ortak hareket etme kararlılığı vurgulandı. Malatya TSO Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, Meclis Başkanı Hakan Er ve yönetim kurulu üyeleriyle birlikte aynı zamanda Malatya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (MESOB) Başkanı olan Şevket Keskin’i ziyaret etti. Görüşmede esnaf ve tüccarın sorunlarının çözümü noktasında kurumlar arası istişarenin önemi üzerinde duruldu. Malatya TSO Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, Şevket Keskin’in tecrübesine dikkat çekerek, "Yıllardır Malatya’mıza hizmet eden Sayın Şevket Keskin’in yeniden güven tazelemesi ve yönetimiyle birlikte şehre faydalı olacağından şüphemiz yok. Kendisini tebrik ediyoruz. Bugüne kadarki süreçte Ticaret ve Sanayi Odası ile istişare içerisinde olması, esnafın, tüccarın ve sanayicinin birlikte hareket etme kültürünü güçlendirdiği için teşekkür ediyorum. TSO ve esnaf odaları arasındaki bu birlikteliği korumaya devam edeceğiz. Allah hayırlı etsin ve muvaffakiyet versin" dedi. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Şevket Keskin ise ortak akıl vurgusu yaparak, "Ticaret ve Sanayi Odası ile Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği olarak ortak akılla Malatya’mıza hizmet etmeye çalışıyoruz. Kentteki en büyük sivil toplum örgütleri olarak uyum içerisinde üzerimize düşeni yapacağız. Biz Malatya için elimizi değil, gövdemizi taşın altına koyuyoruz. Yeri geldiğinde sorunları doğrudan Sayın Cumhurbaşkanımıza arz ettik. Geçtiğimiz günlerde yine ilettiğimiz talepler üzerine Sayın Cumhurbaşkanımız sorunların çözülmesi talimatını verdiler" diye konuştu. Kentin planlama sürecine dair eleştirilerini de paylaşan Keskin, açıklamalarını şu sözlerle tamamladı: "Çarşının planlanmasını ne Ticaret ve Sanayi Odası’na ne de sahada bizlere sordular. Kimse bir şey danışmadı. Vatandaş bize ‘Ne yaptınız?’ diye sorduğunda, bize sorulmayan bir konuda ne yapabiliriz? Ancak her fırsatta bakanlarımıza ve en üst makam olan Cumhurbaşkanlığına ulaşıp taleplerimizi ilettik. Türkiye’de en üst makam Cumhurbaşkanlığıdır. Sayın Cumhurbaşkanımıza da her fırsat bulduğumuzda sorun ve taleplerimizi arz ettik. Son olarak Malatya’yı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’a da sorunlarımızı sunduk."
09 Mart 2026 Pazartesi - 17:09
Bursa’da APP plaka izdihamı...Kuyruk sokaklara taştı
Trafikte standart dışı "APP plaka" kullananlara uygulanacak yüksek para cezalarının gündeme gelmesi üzerine Bursa’da sürücüler plaka değiştirmek için Şoförler Odası önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Sabah saatlerinden itibaren Bursa Şoförler Odası önünde yoğunluk oluşurken, sürücüler saatlerce sıra beklemek zorunda kaldı. Yürürlüğe giren yeni düzenlemeye göre araçlarında standart dışı (APP) plaka kullandığı tespit edilen sürücülere ilk ihlalde 140 bin lira para cezası uygulanacağı ve sürücü belgelerine 30 gün süreyle el konulacağı açıklandı. Aynı ihlalin yıl içinde tekrar edilmesi durumunda ise cezanın 280 bin liraya kadar çıkabileceği ve ehliyete 60 gün süreyle el konulacağı belirtiliyor. Bu cezalarla karşılaşmak istemeyen çok sayıda sürücü, Bursa’daki Şoförler Odası’na giderek plakalarını değiştirmek için sıraya girdi. Sabah saatlerinden itibaren oluşan yoğunluk nedeniyle bazı sürücüler saatlerce bekledi. Plakasını değiştirmek için sıraya giren bir vatandaş yaşanan yoğunluğa tepki göstererek, "Yeni plakayla eski plaka arasında çok büyük bir fark yok. Yazıları biraz küçültmüşler, aralarındaki boşluğu azaltmışlar. Eskisinde bolt karakter vardı, mühür vardı ama barkod yoktu. Şimdi küçük farklar var" dedi. Yoğunluğun farklı ilçelerden gelen sürücüler nedeniyle oluştuğunu belirten bir vatandaş da, "Kestel’den gelen var, Gürsu’dan gelen var, Nilüfer’den gelen var. Ben Teleferik’ten geldim. Böyle olmaması gerekiyor. Her ilçede Şoförler Odası’nın bu işlemi yapması lazım. Yıldırım’da sordum, beni buraya yönlendirdiler. İnsanlar Ramazan ayında saatlerce bekliyor. Bu yoğunluğun azaltılması lazım" diye konuştu. Plaka değişimi için ödeme yaptığını da söyleyen vatandaş, "Notere 421 lira ödedik, buraya da 850 lira yatırdık. Toplamda yaklaşık 1.270 liraya mal oldu" ifadelerini kullandı. Şoförler Odası’nda işlemlerin 15.30’da sona erdiği öğrenildi.
09 Mart 2026 Pazartesi - 16:40
ASO Başkanı Ardıç: "Geleceğin güçlü ekonomileri, kadınlarını üretime tam entegre eden ekonomiler olacak"
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, "Geleceğin güçlü ekonomileri, kadınlarını üretime, yönetime ve girişimciliğe tam entegre eden ekonomiler olacaktır. Biz Ankara sanayisi olarak bu dönüşümün yalnızca parçası değil, öncüsü olmaya kararlıyız" dedi. Ankara Sanayi Odası (ASO) koordinatörlüğünde çalışmalarını sürdüren Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Ankara İl Kadın Girişimciler Kurulu’nun 4. İl Kurul Toplantısı ASO ev sahipliğinde gerçekleşti. Programda bir konuşma gerçekleştiren ASO Başkanı Seyit Ardıç, kadınların iş gücüne katılımının ve ekonomik hayattaki temsilinin, yalnızca toplumsal eşitlik meselesi değil aynı zamanda büyüme, verimlilik ve refahın da belirleyicisi olduğunu dile getirdi. Ardıç, kadın girişimciliği güçlendikçe ekonominin daha yenilikçi, daha dayanıklı ve daha kapsayıcı hale geldiğini de belirterek, "Ülkemizde 15-64 yaş arası kadınlarda iş gücüne katılım oranı son 12 yılda yüzde 33,8’den maalesef yüzde 36,5’e yükselmiş olsa da OECD ortalaması olan yüzde 66’nın hala oldukça gerisindeyiz. Bu tablo bize çok açık bir gerçeği gösteriyor, insan kaynağımızı ekonomik üretime yeterince dahil edemiyoruz. Bu durum yalnızca bir istihdam sorunu değil, aynı zamanda potansiyel büyüme hızımızı sınırlayan yapısal bir verimlilik meselesidir" açıklamasında bulundu. "Sanayi üretimine entegre olmada kadın girişimcilerimizin hala yapısal engeller bulunmakta" Kadın istihdamındaki her artışın üretim kapasitesine, verimliliğe ve kişi başına gelire doğrudan katkı sağladığına da dikkati çeken Ardıç, kadın girişimciliğinin ise bu dönüşümün en stratejik alanlarından biri olduğunu aktardı. Ardıç, Türkiye’de şirket sahipleri içinde kadın oranı hala yüzde 15-17 bandında olduğunu vurgulayarak, "Oysa kadın girişimcilerin kurduğu işletmelerin daha sürdürülebilir, daha disiplinli ve daha kapsayıcı bir yapıya sahip olduğu pek çok araştırmada ortaya konmuştur. TOBB Kadın Girişimciler Kurulu’nun çalışmaları, kadın girişimci sayısındaki artışın özellikle KOBİ ekosisteminde çarpan etkisi oluşturduğunu göstermektedir. Ancak finansmana erişim, teminat yapısı, ölçek büyütme ve özellikle sanayi üretimine entegre olma noktasında kadın girişimcilerimizin önünde hala yapısal engeller bulunmaktadır. Bu engelleri kaldırmak bir sosyal sorumluluk değil, bir rekabet zorunluluğudur. Çünkü bugün küresel rekabet yalnızca maliyetle değil; inovasyon, verimlilik ve kurumsal kalite ile belirlenmektedir" ifadelerine yer verdi. "Kadınların ekonomiye tam katılımı, kalkınmanın temel şartıdır" Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu’nda Türkiye’nin sıralamasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ardıç, "Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre Türkiye, 148 ülke arasında 135. sırada yer alıyor. Ekonomik büyüme, yüksek katma değerli üretim ve küresel rekabet iddiası olan bir ülkenin, kadın-erkek eşitliğinde alt sıralarda yer alması sürdürülebilir değildir. Kadınların ekonomiye tam ve etkin katılımı bir sosyal politika tercihi değil, kalkınmanın da temel şartıdır" diye konuştu. "Araştırmalar yönetim kademelerinde kadın temsili arttıkça şirket performansının yükseldiğini gösteriyor" Ardıç, sanayi sektörünün Türkiye’nin yüksek katma değer üretme alanı olmasına rağmen bu sektördeki yönetim kademelerinde kadın oranının hala sınırlı olduğunun altını çizerek, "Yönetim kademelerinde kadın temsili arttıkça şirket performansının yükseldiğini, inovasyon kapasitesinin güçlendiğini ve kurumların krizlere karşı daha dayanıklı hale geldiğini gösteriyor. Yani mesele sadece eşitlik değil; aynı zamanda verimlilik, rekabet ve sürdürülebilir büyüme meselesidir. Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim hedefi, teknoloji odaklı sanayi dönüşümü ve küresel rekabet iddiası düşünüldüğünde, yönetim masalarında kadınların daha güçlü temsil edilmesi artık bir tercih değil, ekonomik bir zorunluluktur. Kadınların yönetimde, üretimde ve karar süreçlerinde daha fazla yer almasını sağlayacak yapısal düzenlemeleri kararlılıkla hayata geçirmeliyiz. Ankara Sanayi Odası olarak biz bu anlayışı sözde değil, uygulamada hayata geçirmeye büyük önem veriyoruz" ifadelerini kullandı. "Geleceğin güçlü ekonomileri, kadınlarını üretime tam entegre eden ekonomiler olacak" Ardıç, Ankara sanayisi olarak yüksek teknoloji üretiminde güçlü bir altyapıya sahip olduklarını dile getirerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bu yapının sürdürülebilir olması için kadın mühendis, kadın teknisyen ve kadın yönetici sayısını artırmak zorundayız. Yüksek teknoloji üretiminde insan kaynağının niteliği belirleyicidir ve bu niteliği yarım kapasiteyle kullanma lüksümüz yoktur. Geleceğin güçlü ekonomileri, kadınlarını üretime, yönetime ve girişimciliğe tam entegre eden ekonomiler olacaktır. Biz Ankara sanayisi olarak bu dönüşümün yalnızca parçası değil, öncüsü olmaya kararlıyız. Bu noktada, Odamız koordinatörlüğünde çalışmalarını sürdüren TOBB Ankara Kadın Girişimciler Kurulumuzun faaliyetlerini de özellikle vurgulamak isterim. Sanayici yol arkadaşım Hande Öztürk’ün başkanlığında yürütülen özverili çalışmaların kadın girişimcilerimize ilham verdiğini ve güçlü bir vizyon kazandırdığını memnuniyetle takip ediyorum." TOBB Ankara Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Hande Öztürk ise 4’üncü İl Kurul Toplantılarını ’Kadın Eliyle Güçlenen Bir Ekonomi, Birlikte İnşa Edilen Bir Gelecek Vizyonu’ ile düzenlediklerini belirterek, kadınların eğitimden iş dünyasına, girişimcilikten yönetime her alanda aktif katılımının, sadece bireysel başarıları değil; toplumun ve ekonominin sürdürülebilir büyümesini de mümkün kıldığına dikkati çekti. Öztürk, kadınların ve kız çocuklarının elde ettiği hak ve kazanımlarının kutlandığı ve kadınların fırsat eşitliği için verdikleri mücadelenin ön planda olduğunu belirttiği 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü’nü de birlikte kutladı. Sunumlarından ardından ise TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nurten Öztürk toplantıya çevrim içi videoyla katıldı. Program sunumların ardından basına kapalı olarak devam etti.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
08 Mart 2026 Pazar- 10:12
Gaziantep’te baklava kampanyası kuyruk oluşturdu
2
08 Mart 2026 Pazar- 13:08
Düzce’den 342 ton ihraç edildi
3
07 Mart 2026 Cumartesi- 12:29
Tavşanlı’da 40 yılı aşkın esnafa ziyaret ve hediye
4
06 Mart 2026 Cuma- 16:06
Gübre satışlarının durduğu iddiası yalanlandı
5
09 Mart 2026 Pazartesi- 13:02
KEBO, 2025’te şube sayısını ikiye katladı
05 Şubat 2026 Perşembe - 14:03
Altın ve gümüş alımında dijital dönüşüm hızlanıyor
Altın ve gümüş alım satım işlemleri son yıllarda hızla dijitalleşirken, tüketicilerin fiziki mağazalar yerine güvenilir firmaların internet siteleri ve online pazar yerlerindeki kurumsal mağazaları tercih etme eğilimi artıyor. Dijital kanallar işlemlerin kayıt altına alınmasını sağlarken, alıcılar açısından da güven ve konforu ön plana çıkarıyor. Sektör verilerine göre e-ticaret üzerinden gerçekleştirilen kıymetli maden satışları, son 3-4 yılda istikrarlı bir büyüme kaydetti. Online satışların toplam içindeki payı henüz sınırlı olsa da, büyüme hızının fiziki mağazalara kıyasla daha yüksek olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, dijital kanallara olan güvenin özellikle genç ve orta yaş yatırımcılar arasında her geçen yıl arttığına dikkat çekiyor. Sektörde uzun süredir faaliyet gösteren, yaygın hizmet ağına ve kurumsal altyapıya sahip firmaların dijital platformlarda daha görünür hale gelmesinin bu dönüşümü hızlandırdığı ifade ediliyor. Bu firmalar arasında yer alan Altın Anne, güven odaklı dijital satış anlayışıyla öne çıkıyor. "Dijital kanallar güven ve konfor sunuyor" Altın Anne adlı e-ticaret platformunun Kurumsal İletişim Sorumlusu Ecem Karaman, dijitalleşmenin sektöre sağladığı avantajlara ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Altın alımında dijital kanallar, tüketiciye hem güven hem de konfor sunuyor. İşlemlerin kayıt altında olması, ürün bilgilerinin netliği ve sigortalı kargo ile kapıya kadar teslimat, tercihleri doğrudan etkiliyor. İnsanlar artık altını yanında taşımak zorunda kalmadan, kaybolma ya da çalınma riski olmadan yatırım yapabilmenin rahatlığını yaşıyor" dedi. Altına ek olarak gümüş ürünlere olan ilgi arttı Karaman, dijital platformlarda ayar, gramaj ve içerik bilgilerinin şeffaf biçimde sunulmasının tüketicide güven duygusunu artırdığını belirterek, özellikle yatırımlık ürünlerde "orijinal mi, ayarı doğru mu" gibi soru işaretlerinin büyük ölçüde ortadan kalktığını ifade etti. Online alışverişte en çok tercih edilen ürün grupları arasında gram altın, Darphane basımı ürünler, ziynet altınları, cumhuriyet altını ve düşük işçilikli takılar yer alıyor. Yatırım gayesiyle bileziklerin ise likiditesi ve düşük işçilik maliyeti nedeniyle dijital platformlarda öne çıktığı kaydediliyor. Altına ek olarak gümüş ürünlere olan ilginin de arttığı gözlemleniyor. Daha düşük bütçelerle yatırım yapmak isteyen tüketicilerin gümüşü alternatif bir yatırım ve değer saklama aracı olarak tercih ettiği, özellikle online satış kanallarında işlem adedinin yükseldiği belirtiliyor. Küresel ölçekte de benzer bir eğilim yaşandığına dikkat çekilirken, Avrupa, Körfez ülkeleri ve Asya pazarlarında dijital altın ve gümüş satışlarının payının her geçen yıl arttığı ifade ediliyor. Uzmanlar, önümüzdeki yıllarda dijital kanalların kıymetli maden ticaretinde kalıcı ve tamamlayıcı bir rol üstleneceğini vurguluyor. Sektör temsilcileri, tüketiciler için artık yalnızca fiyatın değil güven, kayıtlı işlem, sigortalı teslimat, ürün doğruluğu ve kullanım kolaylığının da belirleyici unsurlar arasında yer aldığını, dijital platformların ise bu beklentilere aynı anda cevap verdiğini kaydediyor.
05 Şubat 2026 Perşembe - 13:47
Türk lojistiği küresel arenada gücünü gösterdi, birincilik ödülüne layık görüldü
Asset Worldwide Express, AliExpress’in ‘Kasım-Aralık Partner Kampanya Dönemi’ çerçevesinde gerçekleştirdiği değerlendirmede Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Partner Performansı kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü. AliExpress tarafından yapılan performans analizinde Asset Worldwide Express; last mile teslimat süreçlerindeki yüksek hizmet kalitesi, gümrük operasyonlarındaki etkinlik, SLA uyumu ve KPI performansındaki istikrarlı başarısıyla bölgedeki iş ortakları arasında ilk sırada yer aldı. Uçtan uca operasyonel mükemmelliği esas alan yaklaşımıyla dikkat çeken Asset Worldwide Express, elde ettiği bu başarıyla Türk lojistik sektörünün uluslararası arenadaki rekabet gücünü bir kez daha ortaya koydu. Şirketin teknoloji odaklı altyapısı ve disiplinli operasyon yönetiminin global bir e-ticaret platformunun performans kriterlerinde zirveye çıkmasında etkili olduğu belirtildi. "Bu ödül ekip ruhumuzun bir sonucu" Asset Worldwide Express Genel Müdürü Onur Tekin, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "AliExpress gibi global ölçekte faaliyet gösteren bir platform tarafından Orta Doğu ve Afrika bölgesinde birincilikle ödüllendirilmek bizim için son derece kıymetli. Bu başarı sahadaki ekiplerimizden operasyon yönetimine kadar tüm organizasyonun disiplinli çalışmasının ve güçlü operasyonel kültürümüzün bir sonucudur. Önümüzdeki dönemde de bölgesel ve küresel ölçekte büyümemizi sürdürerek, Türk lojistik sektörünü uluslararası pazarlarda daha da ileri taşımayı hedefliyoruz" dedi.
05 Şubat 2026 Perşembe - 13:47
TKDK Erzincan’dan 2025’te 560 milyon TL’lik yatırım
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Erzincan İl Koordinatörlüğü, 2025 yılında toplam yatırım tutarı 560 milyon TL olan 44 projeyi teslim aldı. TKDK Erzincan İl Koordinatörü Metin Bektaş, 2025 yılı değerlendirmesinde Erzincan’da 46 IPARD projesinin tamamlanarak ekonomiye kazandırıldığını açıkladı. Seracılıktan hayvancılığa, kırsal turizmden zanaatkârlığa kadar birçok alanda hayata geçirilen projelerin toplam yatırım tutarının 274 milyon TL olduğu, bu projelere 191 milyon 609 bin TL hibe desteği sağlandığı bildirildi. Bektaş, TKDK’nın Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ilgili kuruluşu olarak Avrupa Birliği IPARD fonlarını kullanan akredite bir kurum olduğunu belirterek, destek oranlarının yüzde 50 ile yüzde 70 arasında değiştiğini ifade etti. 2025 yılında tamamlanan projeler arasında mezbaha, arıcılık işletmeleri, kırmızı et işleme tesisleri, büyükbaş hayvancılık yatırımları, kırsal otel, kültür mantarı üretim tesisi, ahşap atölyesi ve 27 sera işletmesi yer aldı. Kuruluşundan bu yana Erzincan’da 294 IPARD projesinin hayata geçirildiğini kaydeden Bektaş, il koordinatörlüğünün 2025 yılı hibe ödeme sıralamasında Türkiye genelinde 11’inci sırada bulunduğunu açıkladı.
05 Şubat 2026 Perşembe - 13:26
Garanti BBVA, 3D Secure ekranlarını yeniledi
Garanti BBVA, e-ticaret işlemlerinde kullanılan 3D Secure ekranlarını yenileyerek ödeme süreçlerini daha sade, anlaşılır ve kullanıcı dostu bir yapıya taşıdığını duyurdu. Yenilenen 3D Secure ekranlarıyla kullanıcılar, ödeme adımını tek ekranda ve akıştan kopmadan tamamlayabiliyor. Garanti BBVA, 3D Secure ekranlarını yeniledi. Garanti BBVA Ödeme Sistemleri (GÖSAŞ) tarafından hayata geçirilen yeni arayüz; doğrulama adımlarını sadeleştiren, yönlendirmeleri netleştiren ve görsel bütünlüğü güçlendiren bir deneyim anlayışıyla kurgulandı. Böylece ödeme süreci, kullanıcılar için daha anlaşılır ve hızlı bir deneyime dönüşüyor. Yapılan açıklamaya göre, yenilenen 3D Secure deneyiminde doğrulama kodları, kullanıcıların tercihine göre BonusFlaş, mobil veya SMS OTP (tek kullanımlık şifre) kanalları üzerinden iletiliyor. Bu yapı sayesinde müşteriler, tek bir doğrulama adımıyla hem alışveriş onayını hem de varsa internet harcama izni veya limit teklifine ilişkin onaylarını birlikte verebiliyor. Bu yaklaşım, alışveriş sırasında yaşanabilecek olası kesintileri azaltarak hem kullanıcı deneyimini iyileştiriyor hem de işletmeler için sepet terk oranlarının düşmesine katkı sağlıyor. Banka, Radikal Müşteri Perspektifi yaklaşımıyla yenilenen 3D Secure ekranlarında ödeme güvenliğini kullanıcıyı yormadan sunarken; ödeme anını doğal ve akıcı bir deneyime dönüştürüyor. Bu adım, bankanın uçtan uca dijital müşteri deneyimini sadeleştirme ve sürekli iyileştirme odağının somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor.
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:57
Çavdarhisar’da hayvan hareketlerine yönelik yol kontrolü
Çavdarhisar İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile İlçe Jandarma Komutanlığı personelinin iş birliğinde, kontrolsüz hayvan hareketlerini önlemek amacıyla yol denetimleri gerçekleştirildi. Denetimlerde, hayvan hastalıklarının yayılmasında önemli risk oluşturan kaçak ve belgesiz hayvan sevkiyatlarının önüne geçilmesi hedeflendi. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personeli ile jandarma ekipleri tarafından yapılan kontrollerde, hayvanların sağlık durumu ve sevk belgeleri incelendi. Yetkililer, hayvan sağlığının korunması ve güvenli sevkiyatın sağlanması amacıyla denetimlerin aralıksız devam edeceğini belirtti.
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:45
Bakan Ersoy: "13 binden fazla eser ait olduğu topraklara geri getirildi"
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "2002-2026 yılları arasında toplam 13 bin 449 eser ait olduğu topraklara getirildi. Bu eserlerin büyük bölümünü oluşturan 9 bin 134’ü son 8 yılda ülkemize kazandırıldı" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Ersoy, müzeden sahneye, kütüphaneden kazı alanlarına kadar kültür ve sanatın birçok alanında Türkiye’nin 2025 yılında Cumhuriyet tarihinin en yüksek rakamlarına ulaştığını söyledi. "Türkiye Kültür Yolu Festivali uluslararası bir kültür markasına dönüştü" Bakan Ersoy, "2021 yılında 80 mekanda ve 2 binin üzerinde sanatçıyla başlattığımız kültür-sanat yolculuğunu ’Dünyanın En Büyük Festivali’ haline dönüştürdük. Her geçen yıl artan ivmesi ile Türkiye Kültür Yolu Festivali, ‘ölçeği’, ‘yaygınlığı’ ve ‘etkisiyle’ uluslararası bir kültür markasına dönüştü. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı olan 2023 yılından itibaren Avrupa Festivaller Birliği üyesi olan festivalimiz; geçtiğimiz yıl 8 ay boyunca 20 şehirde binden fazla etkinlik noktasında 50 bini aşkın sanatçının katılımıyla 9 bin 600’den fazla etkinliğe sahne oldu" dedi. 2026 yılında Aydın, Eskişehir, Kahramanmaraş, Mersin, Ordu ve Sakarya illerinin de festivale dâhil edilerek 26 ilde düzenleneceğini kaydeden Ersoy, "Şehirlerimiz merakla bekliyor biliyorum; festival takvimimizi de belirledik. Türkiye Kültür Yolu Festivallerinin sosyal medya hesaplarından tarihlerimizi açıklıyoruz. 2027 yılında Balıkesir, Denizli, Hatay, Kocaeli, Muğla ve Tekirdağ illerimiz de doyasıya festival coşkusunu yaşayacak" ifadelerini kullandı. Ersoy, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listelerine 32 unsurun kaydedilmesiyle Türkiye’nin dünyada en fazla unsur kaydettiren ikinci ülke olduğunu hatırlattı. Ersoy, "102 usta ’Yaşayan İnsan Hazinesi’ olarak tescillendi. Bu başarı kültürel süreklilik açısından büyük önem taşıyor’’ şeklinde konuştu. "Devlet tiyatrolarında seyirci sayısında hedefimiz 2,5 milyona ulaşmayı hedefliyoruz" Devlet Tiyatrolarının 2002’de 28, 2017’de ise 41 sahneyle faaliyet gösterdiğini hatırlatan Ersoy, "Bugün 59 sahneye ulaştık. 2025-2026 sezonunda bu sayıyı 64’e çıkarmayı hedefliyoruz" dedi. Ersoy, seyirci sayısının da 2,5 milyondan yukarılara ulaşmayı hedeflediklerini ifade etti. Her geçen gün yeni oyun sayısını artırdıklarını ve geçen sezon sahnelenen yerli oyun sayısının 99 olduğunu söyleyen Ersoy, "Bu oyunlarımızı, seyircilerimizin yoğun ilgisini çeken yabancı eserlerle birleştirerek başarıyı yakalıyoruz. Geçtiğimiz sezon Kerbela, Rembetiko Efsanesi, Dracula Bir Dehşet Anatomisi, Anna Karanina gibi eserler büyük ilgi görmüştü. Bu yıl da Faust, Büyük Romulus, Ölü Çınarlar ve Gümüş Patenler gibi prestijli eserlerimizi sanatseverlerin beğenisine sunuyoruz" ifadelerini kullandı. Devlet Opera ve Balesinin 2024-2025 sezonunda bin 228 temsil ile tarihi bir başarıya imza attığını belirten Bakan Ersoy, bu yıl için hedeflerinin bin 350 temsil ve seyirci sayısının da 775 bin olduğunu ifade etti. "Biletleri 45 saniyede tükenen oyun: Fındıkkıran" Birçok oyunun beğeniyle takip edildiğini ve kapalı gişe sahnelendiğinin altını çizen Ersoy, "Bir gerçek var ki o da Fındıkkıran. Bu eser tüm dünyada yeni yıl eseri olarak sahneleniyor. Bu yıl tüm bölge müdürlüklerimizin de katılımıyla genel müdürlüğümüzün tüm salonlarında sahnelendi, hatta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de oynandı. Bu temsillerin her birinde biletler sadece 45 saniye içinde tükendi. Biletini gişeden almak isteyenler gece 3-4 gibi sıraya girdi. Benzer bir ilgiyi düzenlediğimiz festivallerde de yaşadık. Bu yıl ikincisi düzenlenen Anadolu Opera ve Bale Festivali yine büyük yankı uyandırdı. Geçtiğimiz yıl Şırnak’tan başlamıştık bu yolculuğa bu yıl ilk durak Bartın oldu. Bu tablo, kültür ve sanatı erişilebilir kılma vizyonumuzun, nitelikli üretimi yaygınlaştırma hedefimizin ve sanat kurumlarımıza duyduğumuz güvenin somut sonucudur" dedi. Ersoy, sinema alanındaki destekleri stratejik yatırım olarak nitelendirerek; 2017 yılında 305 projeye yaklaşık 56 milyon lira destek sağlandığını, 2025 itibarıyla proje sayısının 390’a, destek tutarının ise 491,6 milyon liraya ulaştığı bilgisini paylaştı. Sinemayı turizm tanıtımında etkili kullanmaya başladıklarının önemine dikkat çeken Ersoy, "Mini dizi stratejimiz ile ülkemizin tarihi ve turistik yerlerini Türk dizilerinin büyük üne sahip isimleri ile tanıtıyoruz. Ülkemizi bir hikâye üzerinden tanıtarak turistleri davet ediyor, bu yaklaşımı da proaktif bir stratejiye dönüştürüyoruz. Biliyorsunuz Türk dizileri tüm dünyada 1 milyardan fazla kişiye doğrudan ulaşıyor. Amerika’dan Asya’ya, Avrupa’dan Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyada, üç kıtada ve yaklaşık 170 ülkede Türk dizilerini izlemek mümkün. Biz de bu başarıyı tanıtım stratejimizin bir parçası haline getirme kararı aldık. Detayları kısa süre sonra kamuoyu ile paylaşacağız ancak şu bilgiyi sizlerle paylaşabilirim. Bu yıldan itibaren en az 3 kıtada, 10 ülkede yayınlanan dizilerimizde ülkemizin tanıtım stratejileriyle uyumlu içerik sunan bölümleri destekleyeceğiz. Böylelikle hem doğrudan milyonlarca insana ulaşacağız hem de ülkemizi, kültürümüzü dünyaya tanıtan dizi sektörümüze destekte bulunacağız" açıklamasında bulundu. Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nün 2017-2018 döneminde 585 etkinlik düzenlediğini, bu rakamın 2024-2025’te bin 6’ya çıktığını belirten Ersoy, bu sezon ise bin 500 etkinlik hedeflendiğini söyledi. "Rami Kütüphanesi’nde 3,6 milyon ziyaretçi" Kütüphaneler alanındaki gelişmeleri de paylaşan Ersoy, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kararlılıkla ilerlediğimiz ’Türkiye Yüzyılı Vizyonu’ çerçevesinde kütüphanelerimiz bizim için büyük önem taşımaktadır. 2002’den 2025’e uzanan bu yolculukta kütüphanelerimiz; yaşayan, üreten ve buluşturan mekânlara dönüştü. Bugün sayısı bin 300’ü aşan kütüphanelerimiz; öğrencinin, araştırmacının, çocuğun ve gencin ortak yuvasıdır" diye konuştu. Ersoy, "Attığımız kararlı adımlar neticesinde 2017’de 93 bin olan oturma kapasitemizi yüzde 60 büyüme ile 150 bine çıkarttık. Kullanım alanımız ise 2017 yılında 313 bin metrekareydi, bugün 789 bin metrekareye çıktı. Bu da yüzde 152 büyüme demek. İnşallah 2026 yılı sonunda 1 milyon metrekareye ulaşacağız. Kütüphanelerimizi de sanatsal ve kültürel etkinliklerle de buluşturduk. Geçtiğimiz yıl Rami Kütüphanesi’nde 3 milyon 600 binden fazla ziyaretçi ağırlandı. Burada düzenlediğimiz 2 bin 944 etkinliğe de 819 bine yakın kişi katıldı. Türkiye, bilgiye yatırım yapan; kültürü geleceğe taşıyan güçlü bir vizyona sahiptir. Kütüphanelerimizin aydınlığında büyüyen bir Türkiye’yi hep birlikte inşa etmeye devam edeceğimizi söylemekten de büyük onur duyuyorum" şeklinde konuştu. Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye Yazma Eserler Kurumu’nun faaliyetlerine ilişkin de bilgi paylaştı. Ersoy, "Kurumun envanterinde 2017 yılında 541 bin eser bulunuyor. Bu sayının 2025 itibarıyla 776 bin 700’e ulaştı" dedi. "13 binden fazla eser ait olduğu topraklara geri getirildi" Ersoy, 2020 yılında kurdukları Kaçakçılıkla Mücadele Daire Başkanlığı ile kültür varlıklarının iadesinde yeni bir dönemin başladığını belirterek, yürütülen sistemli çalışmaların bu alanda tarihi bir ivme sağladığını söyledi. Ersoy, "2002-2026 yılları arasında toplam 13 bin 449 eser ait olduğu topraklara getirildi. Bu eserlerin büyük bölümünü oluşturan 9 bin 134’ü son 8 yılda ülkemize kazandırıldı" dedi. Arkeoloji alanında dönüşüm başlatıldığını da vurgulayan Ersoy, "Geleceğe Miras vizyonu doğrultusunda arkeoloji alanında başlatılan dönüşümle birlikte Türkiye’de artık 12 ay süren kazı dönemi kalıcı hale geldi. 2018 yılında başlatılan bu uygulamayla yalnızca kazı süreleri değil, ayrılan kaynaklar da rekor seviyelere çıkarıldı. 2025 itibarıyla 255 kazı alanı proje kapsamına alındı" diye konuştu Ersoy, mevsim koşullarına uygun biçimde tüm yıla yayılan arkeolojik faaliyetlerle birlikte akademik üretimin de desteklendiğini; 2025 yılında bin 200’ün üzerinde uzman ve 3 binin üzerinde çalışanın istihdam edildiğini kaydetti. "Gece müzeciliği 600 bin ziyaretçiye ulaştı" Ersoy, Gece Müzeciliği uygulamasının, kültürel mirasın korunmasının ötesine geçerek onu çağdaş yöntemlerle buluşturduğunu ve bu sayede turizmin yıl geneline yayıldığını vurguladı. Ersoy, "2025 yılında ise Gece Müzeciliğini 27 müze ve ören yerine yayarak bu vizyonu daha da büyüttük. Anadolu’nun dört bir yanına uzanan bu uygulama kapsamında yaklaşık 600 bin ziyaretçiye ulaştık" dedi. "AKM, CSO ADA ve İzmir Kültür Sanat Fabrikası ilgi odağı oldu" AKM’de 3 bin 102 etkinlik gerçekleştirildiğini, toplamda 3,5 milyon kişinin etkinliklere katıldığını dile getiren Ersoy, "Yapamazlar, edemezler diyenlere karşı Cumhuriyetimizin 98. yıl dönümünde yani 2021 yılında halkımıza armağan ettiğimiz Atatürk Kültür Merkezi İstanbul’daki kültür ve sanat aktivitelerinin odak noktası oldu. ‘Ankara’nın kangreni’ olarak anılan CSO Ada Ankara’yı da 11,5 yıl gibi kısa bir sürede bitirdik ve 2020 yılında sanatseverlerle buluşturmuştuk. Başkentin kültür sanat adasında 900 etkinliğe ev sahipliği yaptık ve 554 bin sanatseveri ağırladık. Cumhuriyetimizin 100. yılında hizmete açtığımız İzmir Kültür Sanat Fabrikası da Ege’nin incisi İzmir’e çok yakıştı. İzmir tarihinde önemli yere sahip olan bu mekanı tarihi bir dönüşüm ile bugünkü haline getirdik. Halkımızın da yoğun ilgi gösterdiği bu kültürel merkezde geçtiğimiz yıl 540 etkinlik gerçekleştirilirken 600 bin sanatseveri misafir ettik. AKM, CSO ADA ve İzmir Kültür Sanat Fabrikası ilgi odağı oldu" açıklamalarında bulundu. Haydarpaşa ve Sirkeci garları sanat adasına dönüşüyor Haydarpaşa ve Sirkeci garları ile ilgili projelerden de bahseden Ersoy, "Haydarpaşa ve Sirkeci garları sanat adasına dönüşüyor. Bakanlığımız ile Devlet Demiryolları arasında Ağustos 2024’te imzalanan protokol kapsamında, İstanbul’un iki ikonik tren garı olan Haydarpaşa ve Sirkeci Gar Sahalarını da kültürel ve toplumsal miras olarak da bütüncül bir yaklaşımla koruyarak şehre kazandıracağız. Sultan II. Abdülhamid’in bizlere mirası olan bu iki muazzam eseri, İstanbul’un yeni kültür sanat adası haline dönüştürüyoruz" ifadelerini kullandı.
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:25
ABD Türk tavuğunun peşinde
Türkiye’nin beyaz et sektörünün öncü kuruluşlarından HasTavuk, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) tarım merkezi Kansas’tan gelen üretici heyeti ağırladı. Mısır, soya ve buğday üreticilerinden oluşan heyet, firmanın Susurluk’taki modern entegre tesislerini yerinde inceledi. Export Council (USSEC) Türkiye Ofisi rehberliğinde 3 Şubat’ta HasTavuk Yönetim Kurulu Başkanı Müjdat Sezer, Yönetim Kurulu Üyesi Bahadır Sezer ve Genel Müdür Müfit Yavuz tarafından karşılanan heyet, ilk olarak Susurluk Yem Fabrikası’nı ziyaret etti. Hammadde kabulünden laboratuvar analizlerine, rasyon hazırlığından son teknoloji üretim aşamalarına kadar tüm süreçleri inceleyen konuklar, tesisin teknik altyapısını tam notla değerlendirdi. İleri teknoloji ve robotik altyapı Yem fabrikasının ardından beyaz et üretim tesislerini gezen Kansaslı üreticiler, tavuk etinin sofralara uzanan titiz yolculuğunu yerinde gözlemledi. El değmeden ilerleyen üretim süreçleri, tam otomasyonlu paketleme sistemleri ve robotik altyapı heyetin büyük ilgisini çekti. Firmanın global standartların üzerindeki hijyen ve güvenlik protokolleri takdirle karşılandı. Ziyaret sırasında tesisin çevreci üretim vizyonu, verimlilik odaklı operasyonel yapısı ve dijitalleşme entegrasyonu hakkında detaylı bilgiler paylaşıldı. Laboratuvar analizlerinin hızı ve süreç takibindeki hassasiyet, Amerikalı tarım temsilcileri tarafından "geleceğin üretim modeli" olarak nitelendirildi. Sektörel iş birliği mesajı HasTavuk Yönetim Kurulu Başkanı Müjdat Sezer, Türkiye’nin gıda, tarım ve hayvancılık potansiyeline dikkat çekerek, teknolojik entegrasyonun sektördeki önemini vurguladı. Ziyaret sonunda Kansaslı üretici birlikleri ve USSEC Türkiye Ülke Müdürü Sırrı Kayhan, Türkiye yem ve hayvancılık sektörüne katkılarından dolayı firma ekibine teşekkürlerini sundu. Görüşmede, iki ülke arasındaki tarımsal iş birliklerinin güçlendirilmesi ve gelecekte hayata geçirilebilecek ortak projeler üzerine stratejik fikir alışverişinde bulunuldu.
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:23
Sunar Yatırım’dan net sıfır hedefi: 2027 sonunda tesislerinin tüm elektrik ihtiyacını GES’lerden karşılayacak
Yarım asrı aşan üretim geçmişiyle Türkiye’nin gıda, tarım ve biyoendüstri alanındaki öncü gruplarından Sunar Yatırım, sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırıyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, üretim süreçlerinde enerji kullanımını dönüştürerek 2027’ye kadar karbon salımını yüzde 50, 2030’a kadar ise yüzde 75 azaltmayı hedeflediklerini açıkladı. 2026 yılında bu konuya 30 milyon dolar ilave kaynak ayırdıklarını söyleyen Çomu, 2027 sonuna kadar ise üretim tesislerinin elektrik ihtiyacının tamamını GES’lerden karşılayacaklarını duyurdu. Enerji maliyetlerinin hızla arttığı ve karbon yönetiminin sanayi şirketleri için stratejik bir zorunluluk haline geldiği bu dönemde Sunar Yatırım; enerji dönüşümünü uzun vadeli büyüme stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıyor. Tarımdan sanayiye uzanan entegre üretim yapısıyla grup, yatırımlarını tüm tesislerine yayıyor ve enerji verimliliği ile yenilenebilir enerji uygulamaları sayesinde çevresel etkiyi azaltırken operasyonel dayanıklılığını güçlendiriyor. Konuyla ilgili yol haritalarını ve 2025 yılı karnesini paylaşan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, "Tarıma dayalı endüstride sürdürülebilir büyüme için üretim süreçlerinin bütüncül bir yaklaşımla yeniden ele alınması gerekiyor. Enerji verimliliği ve temiz enerji yatırımlarımızı hem çevresel sorumluluğumuzun hem de uzun vadeli üretim gücümüzün doğal bir parçası olarak görüyoruz" değerlendirmesini yaptı. Elektriğin yüzde 50’sini güneşten alıyor Sunar Yatırım, bu strateji doğrultusunda üretim süreçlerinde enerji kullanımını kalıcı biçimde dönüştürmeyi planlıyor ve karbon azaltma hedeflerini ölçülebilir yatırımlarla destekliyor. 2025 yılı itibarıyla tükettiği elektriğin yüzde 50’sini kendi güneş enerjisi santrallerinden (GES) karşılamaya başlayan şirket, 2027 yılına kadar üretim tesislerinin elektrik ihtiyacının tamamını GES’lerinden karşılamayı hedefliyor. Toplam yenilenebilir enerjide kurulu gücü 41,5 MWp’ye ulaşan grubun hali hazırda; Adana Sunar Yatırım Kampüsü, Ankara Polatlı, Çankırı Kurşunlu, Konya Karapınar ve Yozgat Yerköy’de GES’leri bulunuyor. Eskişehir Alpu, Adıyaman Besni, Manisa Soma, Aydın Efeler, Aydın Koçarlı, Antalya Kumluca, Adana Saimbeyli ve İzmir Kınık gibi yeni lokasyonlarda santrallerin kurulum çalışmaları ise devam ediyor. 2027 yılında kurulu güç 100 MWp’e ulaşacak Yenilenebilir enerji yatırımlarına projeksiyon tutan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, "Mevcut 41,5 MWp kurulu gücümüzü 2026 yılı sonuna kadar 66,5 MWp’ye, 2027 yılı sonu itibarıyla ise yaklaşık 100 MWp seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda, 2024-2025 döneminde yaklaşık 52 milyon dolarlık yatırım yaptığımız yenilenebilir enerjiye, 2026 yılı için 30 milyon dolarlık ilave kaynak ayırdık" bilgisini verdi. Çevreye, 527 ağacın yıllık oksijen üretimine eşdeğer katkı sağlıyor Sunar Yatırım, tesislerinde hayata geçirdiği enerji verimliliği projeleri sayesinde 2025 yılında 7,36 milyon kWh enerji tasarrufu sağladı. Bu çalışmalar, yıllık 576 bin Euro’nun üzerinde mali kazanım sağlarken 3 bin 529 ton karbon emisyonunun azaltılmasına katkıda bulundu. Sağlanan bu çevresel kazanım, yıllık bazda 527 ağacın oksijen üretimine eşdeğer bir etki oluşturdu. Aynı dönemde enerji verimliliği alanında 1,3 milyon Euro, çevre yatırımları kapsamında ise 19,5 milyon TL yatırım yaptıklarını açıklayan Mustafa Nuri Çomu, "Enerji verimliliğine yönelik aldığımız aksiyonlar ile çevresel etkimizi azaltırken kaynaklarımızı doğru kullanarak büyüme yolculuğumuzu sürdürülebilir kılıyoruz. Su yönetimi, çevresel risklerin azaltılması, tesis altyapısının iyileştirilmesi, atık yönetimi uygulamaları ve karbon ayak izinin izlenmesi gibi başlıklarda hayata geçirdiğimiz yatırımlar ile çevresel mevzuata uyumun ötesinde, üretim sahamızda daha izlenebilir, kontrollü ve güvenli bir altyapı oluşturuyoruz" ifadelerini kullandı. 12 Milyon Euro yatırımla atıksu arıtma tesisi kuruyor Sunar Yatırım, bu kapsamda en önemli yatırımlarından biri olarak toplam tutarı 12 milyon Euro olan yeni atıksu arıtma tesisini devreye alıyor. Üretim süreçlerinden kaynaklanan atıksular, ileri teknoloji ile arıtılacak ve geri kazanılacak. Arıtılan su, yenilenebilir enerji üretiminde kullanılacak. Tesis bünyesinde kurulacak anaerobik arıtma sistemi sayesinde atıksulardan biyogaz üretilecek ve tesisin önemli bir bölümünün enerji ihtiyacı bu biyogazdan karşılanabilecek. Bu sayede kömür ve doğalgaz gibi fosil yakıtların kullanımı azalacak, karbon emisyonları düşecek ve daha temiz, verimli bir enerji yapısına geçilecek. Ayrıca yeni tesis, yasal deşarj standartlarının ötesinde bir arıtma kalitesi sunacak şekilde tasarlandı. İleri biyolojik arıtma ve membran teknolojileri sayesinde arıtılan su, ilerleyen dönemde üretim süreçlerinde yeniden kullanılabilecek. Bu yaklaşım hem su kaynaklarının korunmasına hem de döngüsel ekonomi anlayışının güçlenmesine katkı sağlayacak. 2030’a doğru net sıfır yolculuğu Sunar Yatırım, yenilenebilir enerji yatırımları ve enerji verimliliği projeleriyle net sıfır hedefi doğrultusunda ilerliyor. Grup, enerji dönüşümünü kısa vadeli kazanımlarla sınırlı tutmadan, tüm tesislerine yayılan kalıcı bir üretim modeline dönüştürmeyi amaçlıyor. Bu vizyonu özetleyen Çomu, sözlerini şöyle tamamladı: "Hedefimiz, güvenilir üretimi çevresel sorumlulukla birlikte ele alan bir biyoendüstri modeli oluşturmak. Enerji dönüşümü, bu modelin temel yapı taşlarından biri. GES projelerimiz yıllık bazda 80 bin tonun üzerinde karbon salımının önüne geçiyor. Planımız, 2030 yılına kadar karbon nötr üretim modeline geçişi tamamlamak."
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:06
Aliağa Limanları, dış ticaretin yüzde 5,5’ini tek başına derçekleştirdi
Küresel ticarette dalgalanmaların ve bölgesel risklerin arttığı bir dönemde Aliağa, güçlü sanayi altyapısı, entegre liman tesisleri ve lojistik kapasitesiyle Türkiye ekonomisinin dış ticaretteki en kritik merkezlerinden biri olma konumunu 2025 yılında da pekiştirdi. Ege Bölgesi sanayisini dünya pazarlarına bağlayan Aliağa, yalnızca bölgesel değil, ulusal ölçekte stratejik bir dış ticaret üssü olarak öne çıkıyor. İzmir, Manisa ve Aydın başta olmak üzere Batı Anadolu’daki sanayi üretiminin ana çıkış kapısı haline gelen Aliağa, 2025 yılında ulaştığı 35 milyar 311 milyon dolarlık dış ticaret hacmiyle Ege Bölgesi’nin dış ticaret omurgasını oluşturmaya devam etti. Ege İhracatçılar Birlikleri (EİB) verilerine göre 2025 yılında Aliağa limanlarından gerçekleşen ihracat bir önceki yıla göre yüzde 2,2 artışla 21 milyar 716 milyon dolar olurken, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ithalat ise bir önceki yıla göre yüzde 7,4 düşerek 13 milyar 487 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu tabloyla Aliağa, 9 yıldır aralıksız dış ticaret fazlası veren nadir merkezlerden biri olma özelliğini sürdürdü. 2025 yılında ihracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 161 seviyesine ulaştı. Kimya, elektronik ve çelik ihracatta öne çıktı 2025 yılı ihracat verileri sektörel çeşitliliğin ve üretim gücünün geldiği noktayı da ortaya koydu. Aliağa limanlarından en fazla ihracat, 6 milyar 300 milyon dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri sektöründe gerçekleşti. Bu sektörü 2 milyar 706 milyon dolarla elektrik-elektronik ürünleri ve 2 milyar 628 milyon dolarla çelik ürünleri izledi. Söz konusu veriler, Aliağa’nın katma değeri yüksek ve sanayi temelli ihracat yapısını güçlendirdiğini gösterdi. Ege’nin yüzde 58’i, Türkiye’nin yüzde 8’i Aliağa’dan Aliağa Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Ertürk, 2025 yılı dış ticaret verilerini değerlendirirken Aliağa limanlarının bölgesel ve ulusal ölçekte üstlendiği role dikkat çekti. Ertürk, Ege Bölgesi toplam ihracatının yüzde 58’inin, Türkiye ihracatının ise yüzde 8’inin Aliağa limanlarından gerçekleştirildiğini belirtti. Aynı şekilde Ege Bölgesi ithalatının yüzde 51’i, Türkiye ithalatının ise yüzde 3,7’si Aliağa üzerinden yapıldı. Toplam dış ticarette ise Aliağa, Ege Bölgesi’nin yüzde 55,8’ini, Türkiye’nin ise yüzde 5,5’ini tek başına gerçekleştirdi. Bu verilerin, Aliağa’nın artık yalnızca bir liman bölgesi değil; üretim, ticaret ve lojistiğin entegre olduğu uluslararası bir ticaret hub’ı haline geldiğini ortaya koyduğunu vurgulayan Ertürk, 2050 yılına kadar limancılık ve lojistikte Aliağa’nın Türkiye ve dünya ortalamasının üzerinde büyümeye devam edeceğine dair güçlü öngörüler bulunduğunu ifade etti. Yük ve gemi trafiğinde Türkiye’nin zirvesinde Aliağa’nın, yalnızca dış ticaret performansıyla değil, limanlar bölgesindeki güçlü rakamlarıyla da dikkatleri üstüne çektiğini söyleyen Başkan Ertürk, "2025 yılında Aliağa limanlarında gerçekleştirilen toplam yük elleçlemesi, bir önceki yıla göre yüzde 3,8 artışla 88 milyon 699 bin ton seviyesine ulaşarak, Türkiye’de en fazla yük elleçlenen liman bölgesi olma unvanını korudu. Aynı dönemde Aliağa limanlarına uğrayan gemi sayısı yüzde 2,26 artışla 6 bin 224’e yükselerek, Kocaeli’nin ardından Türkiye’nin en yoğun gemi trafiğine sahip ikinci liman bölgesi oldu. Bu tablo, Aliağa’nın uluslararası deniz ticaretinde güvenilir ve tercih edilen bir merkez haline geldiğinin somut bir göstergesidir" dedi. Konteyner ve sıvı yükte stratejik lojistik güç 2025 yılında ulaşılan 1 milyon 701 bin TEU konteyner elleçleme hacmiyle Aliağa limanlarının, Türkiye genelinde ilk 5 liman bölgesi arasında yer aldığını söyleyen Ertürk; "Konteynerden dökme ve genel kargoya kadar çok farklı yük türlerine aynı anda hizmet verebilen entegre liman yapımız, küresel ticarette önemli bir rekabet avantajı sağlamaktadır. Ayrıca Türkiye’deki toplam sıvı yük elleçlemesinin yaklaşık yüzde 30’unun Aliağa limanlarında gerçekleştirilmesi, bölgemizin enerji ve petrokimya lojistiğinde ülke ekonomisi açısından taşıdığı stratejik rolü bir kez daha ortaya koymaktadır" diye konuştu. Sanayi, enerji ve lojistikte çok yönlü güç Son 15 yılda gerçekleştirilen büyük ölçekli yatırımlar sayesinde Aliağa’nın, Türkiye’nin en hızlı büyüyen bölgelerinden biri konumuna ulaştığını ifade eden ALTO Başkanı Ömer Ertürk, "Aliağa, ülkenin demir-çelik ihtiyacının yaklaşık yüzde 25’ini, işlenmiş petrol ürünleri ihtiyacının ise yaklaşık yüzde 50’sini tek başına karşılıyor. Konvansiyonel enerji üretiminin yanı sıra rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımlarıyla yenilenebilir enerji alanında da güçlü bir üretim kapasitesine sahip olan bölge; hububat depolama, antrepo ve lojistik geri hizmetleriyle ticaret zincirini tamamlayan bir ekosistem sunuyor. 2026 yılında üretime başlayacak olan Honda’nın motosiklet yatırımı ve Nordex’in kanat üretim tesisi de Aliağa’nın çok sektörlü ekonomik yapısını güçlendiren yatırımlar oldular. Bu çok yönlü yapı, Aliağa’nın sahip olduğu ekonomik ve jeostratejik avantajları daha da belirgin hale getirirken, yerli ve yabancı yatırımcıların dikkatini bölgeye yoğunlaştırıyor. Son dönemde yatırımların yönünün Aliağa ve çevresine çevrilmesi de bu potansiyelin somut bir göstergesi" dedi. "Aliağa’nın gücü, altyapı yatırımlarıyla tam anlamıyla açığa çıkar" Aliağa Ticaret Odası Başkanı Ömer Ertürk, Aliağa’nın güçlü konumuna rağmen çözüm bekleyen yapısal sorunların bulunduğunu da vurgulayarak, bu gücün sürdürülebilir kılınabilmesi için kamu ve özel sektörün eş zamanlı, kararlı ve koordineli adımlar atmasının zorunlu olduğunu ifade etti. Mevcut durumda limanlar bölgesi ile ağır sanayi alanlarının, özellikle ulaşım altyapısı başta olmak üzere önemli eksikliklerle karşı karşıya bulunduğunu belirten Ertürk, bugün ortaya çıkan yüksek kapasitenin, yetersiz altyapıya rağmen bölgedeki yatırımcıların özverili çalışmalarıyla sağlandığını kaydetti. Liman geri sahaları, ulaşım altyapısı ve lojistik destek alanlarının bütüncül bir planlama anlayışıyla ele alınmaması halinde mevcut potansiyelin tam anlamıyla değerlendirilemeyeceğine dikkat çeken Ertürk, limanlar ve ağır sanayi bölgesinin önümüzdeki 40–50 yıllık lojistik ihtiyaçları gözetilerek planlanması gerektiğini vurguladı. Parçacıl çözümlerin yeterli olmadığını ifade eden Ertürk, yetkili kurumlar ile yatırımcıların ortak vizyon ve güçlü bir iş birliği içinde hareket etmesi halinde Aliağa’nın sürdürülebilir büyümesinin hız kazanacağını; doğru planlama ve nitelikli altyapı yatırımlarıyla desteklendiğinde Aliağa’nın sanayi, üretim, istihdam ve ihracat alanlarında Türkiye ekonomisine katkısının önümüzdeki yıllarda da artarak süreceğini ifade etti.
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:04
Akıncı, Kahire’de Türkiye-Mısır İş Forumu’na katıldı
Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır’a gerçekleştirdiği resmî ziyaret kapsamında Kahire’de düzenlenen Türkiye-Mısır İş Forumu programına katıldı. Forum, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Mısır Yatırım ve Serbest Bölgeler Kurumu General Authority for Investment and Free Zones (GAFI) iş birliğinde; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Es-Sisi’nin katılımıyla gerçekleştirildi. Programa TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu öncülüğünde oda ve borsa başkanları da katılım sağladı. Forum öncesinde GTB adına temaslarda bulunan Akıncı, Mısır’daki İsmailiye Ticaret Odası ile Garbiye Ticaret Odası arasında tarım ve tarımsal gıda sanayini kapsayan iki ayrı iş birliği protokolüne imza attı. Protokollerle; üretimden pazarlamaya uzanan süreçte bilgi paylaşımı, ortak projeler ve karşılıklı yatırım imkanlarının geliştirilmesi hedefleniyor. Forum süresince gerçekleştirilen ikili görüşmelerde Türkiye-Mısır ticari ve ekonomik ilişkilerinin güçlendirilmesi, iki ülke arasındaki ticaret hacminin orta vadede 15 milyar dolar seviyesine çıkarılması hedefi, üçüncü ülkelerde ortak iş yapma imkânları ile tarım ve gıda sanayinde katma değeri yükseltecek modeller ele alındı. Programın ardından değerlendirmelerde bulunan GTB Başkanı Mehmet Akıncı, bu tür üst düzey platformların reel sektör açısından stratejik önem taşıdığına dikkat çekerek, "Türkiye ile Mısır arasındaki ekonomik ilişkilerin yeniden ivme kazandığı bir dönemde gerçekleştirilen bu forum, özellikle tarım ve gıda sanayinde yeni bir iş birliği zeminini beraberinde getiriyor. Gaziantep olarak güçlü üretim altyapımızı, ihracat tecrübemizi ve gıda sanayindeki birikimimizi uluslararası ortaklıklarla daha ileri taşımayı hedefliyoruz. İmzaladığımız protokoller; karşılıklı ticaret hacminin artırılması, tarımsal üretimde katma değerin yükseltilmesi ve ortak yatırım imkanlarının somut projelere dönüşmesi açısından önemli bir başlangıçtır. Önümüzdeki süreçte pazar çeşitlendirmesini güçlendiren, sürdürülebilir ve uzun vadeli iş birliklerine odaklanmayı hedefliyoruz" diye konuştu.
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:00
Kapanan Ulus Pazarı’nın elektrik tesisatı söküldü: Edirne Belediyesi 22 yıldır kurulan pazarı kapattı
Edirne’de 22 yıldır her hafta cuma günleri kurulan Ulus (Cuma) Pazarı’nın Edirne Belediyesi tarafından geçen ay kapatılmasının ardından, pazar alanındaki elektrik tesisatı da söküldü. Çalışmalar, uzun yıllar kentin simgelerinden biri haline gelen pazarın artık tamamen devre dışı bırakıldığını ortaya koydu. Yıllar boyunca yalnızca bir alışveriş alanı değil, aynı zamanda Edirne ekonomisinin lokomotifi, sosyal hayatın merkezi ve turizmin önemli cazibe noktalarından biri olan Ulus Pazarı’nın Edirne Belediyesi’nin kapatması kentte adeta hayatı durdurdu. Pazarın kurulmadığı günlerde alışık olunan kalabalık yerini sessizliğe bıraktı. Esnaf ve vatandaşlar, pazarın yokluğunun çarşıyı da olumsuz etkilediğini belirtirken, bölgedeki hareketliliğin ciddi şekilde azaldığını ifade etti. Ulus Pazarı’nın kapatılmasıyla birlikte Edirne’nin yıllardır süregelen pazar kültüründe de önemli bir boşluk oluştuğu dile getiriliyor. Kapanan pazar alanıyla ilgili bundan sonraki sürecin nasıl işleyeceği ise merakla bekleniyor.
05 Şubat 2026 Perşembe - 11:13
Uçurum: "AOSB’yi yeniden Türkiye’nin zirvesine taşımak için yola çıktık"
Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nde (AOSB) 10 Şubat’ta yapılacak seçimler öncesinde sanayici kimliği, yönetsel deneyimi ve katılımcı vizyonuyla öne çıkan Başkan Adayı İsrafil Uçurum, "Hep birlikte yönetmek, hep birlikte büyümek" anlayışını merkeze alan bir vizyon ile hizmete talip olduklarını belirtti. AOSB’nin köklü ve güçlü sanayi yapısının simge firmaları arasında yer alan Bossa ve Oğuz Tekstil’in Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten ve Adana Sanayi Odası (ADASO) Meclis Başkanlığı görevini 2014 yılından bu yana sürdüren İsrafil Uçurum, seçim yarışında özellikle arsa, enerji ve yönetişim başlıklarında ortaya koyduğu net mesajlarla öne çıktı. 2004-2010 yılları arısında AOSB’nin yönetiminde görev alan, başkanlık yapan ve bu görevi kendi isteğiyle devrederek kurumsal yönetişim anlayışıyla örnek bir davranış ortaya koyan İsrafil Uçurum, güneyin sanayi üssünü yeniden Türkiye’nin en güçlü üretim merkezlerinden biri haline getirmek için başkanlığa talip olduğunu vurguladı. İsrafil Uçurum, "AOSB, Adana’nın sanayi hafızası, Türkiye’nin ihracat gücünün önemli merkezlerinden biridir. Ben de bu bölgenin içinde yetişmiş, yatırımını AOSB’ye yapmış, üretimin her aşamasını birebir yaşamış bir sanayici olarak sorumluluk almaya talibim. Çünkü AOSB’nin yeniden ivme kazanması, sanayicinin önünün açılması ve bölgenin hak ettiği yere ulaşması gerektiğine inanıyorum" dedi. "Vizyonumuzun temel sütunları şeffaflık, katılımcılık ve kurumsallık" Yönetim vizyonunun merkezinde şeffaflık, katılımcılık ve kurumsallık anlayışının yer aldığını, kişilere değil sisteme dayalı bir yönetim anlayışı hedeflediklerini kaydeden İsrafil Uçurum, "Farklı sektörlerden 11 asıl, 11 yedekten oluşan güçlü bir yönetim kurulu oluşturduk. AOSB’deki sanayicilerin teveccühü ile hizmet bayrağını devraldıktan sonra önde gelen sanayicilerin yer alacağı bir de danışma kurulu oluşturacağız. Bölgemizdeki sanayicileri karar süreçlerine doğrudan dahil edeceğiz. Genç ve kadın sanayicilerimizi de OSB yönetimine entegre edeceğiz. AOSB’yi 500 sanayicimizle birlikte yönetmek istiyoruz. Herkes ne olup bittiğini bilsin, söz sahibi olsun. Bunu anlayışın oturmasını istiyoruz" diye konuştu. Küresel rekabetin giderek sertleştiği bir dönemde sanayicinin üzerindeki maliyet baskısının azaltılmasının temel öncelik olması gerektiğini vurgulayan İsrafil Uçurum, özellikle ucuz ve temiz enerji konusuna dikkat çekti. Yönetimleri döneminde atmış oldukları adımlar sayesinde bugün OSB’de kullanılan elektriğin ve doğalgazın OSB dışındaki fabrikalara göre daha ucuz olmasını sağladıklarını kaydeden İsrafil Uçurum, "Şimdi mevcudun üzerine yenilerini ekleme zamanıdır. Göreve gelir gelmez sanayicinin daha ucuz ve temiz enerji kullanabilmesi için bakanlıklar başta olmak üzere ilgili tüm kurumlarla irtibata geçeceğiz. Türkiye genelinde tarıma elverişsiz alanlarda enerji santrali projemizi hayata geçirmek istiyoruz. Böylelikle sanayiciye uygun maliyetli elektrik sağlayacağız. Bu yatırımlarımız sınırda karbon düzenlemesi başta olmak üzere küresel çevre standartlarını da gözeten stratejik yatırımlar olacak" ifadelerini kullandı. Temel amaçlarının AOSB’de üretim yapan sanayicinin rekabet gücünü artırmak, yatırımı teşvik etmek ve bölgeyi yeniden Türkiye’nin öncü sanayi merkezlerinden biri haline getirmek olduğunu kaydeden İsrafil Uçurum, "Elektrik, su, doğal gaz ve OSB aidatlarında maliyetleri aşağı çekecek düzenlemeler yapacağız. Sanayicinin dış pazarlara erişimini kolaylaştıracak ihracat destek ofislerinin kurulmasını sağlayacağız. Nitelikli iş gücüne erişimi güçlendirecek insan kaynakları destek mekanizmalarını hayata geçireceğiz. Dijitalleşme, yazılım ve yeni nesil sanayi yatırımları için altyapıyı güçlendireceğiz" dedi. "Sanayicilerin ortak çağrısı ve talebiyle başkan adayı oldum" Başkan adaylığının bir makam arayışından değil, sanayicilerin ortak çağrısı ve talebiyle şekillendiğini vurgulayan İsrafil Uçurum, yönetim anlayışının merkezine sorumluluk, şeffaflık ve hesap verebilirliği koyduklarını ifade etti. Makamların hizmet aracı olarak görülmesi gerektiğini dile getiren İsrafil Uçurum, "Makam peşinde değiliz. Zamanında AOSB Başkanlığını kendi isteği ile bırakan biriyim. Adana Sanayi Odası Meclis Başkanı olarak odasını sanayiciye hizmet üretmek için Türk Eximbank’a veren bir anlayışa sahibim" diye konuştu. En dikkat çekici taahhütlerinden birinin de görev süresi sınırlaması olduğunu belirten İsrafil Uçurum, AOSB’de yönetim anlayışının kurumsallaşması gerektiğine dikkat çekti. İsrafil Uçurum, bu kapsamda başkanlık görev süresinin en fazla iki dönemle sınırlandırılmasına yönelik prensip kararının genel kurulda sanayicilerin oyuna sunulmasını hedeflediklerini söyledi. AOSB’nin bugün çözüm bekleyen en önemli sorunlarının başında arsa üretimi ve yatırım süreçlerinde yaşanan tıkanıklıkların geldiğini söyleyen İsrafil Uçurum, daha sonra şunları söyledi: "Yıllardır ön tahsisi yapılmış ancak yatırıma dönüşmemiş alanlar, teslim tarihleri belirsiz projeler ve sanayicinin kullanamadığı ciddi bir kaynak söz konusu. Sanayici arsa istiyor. Ön tahsis yapılmış ama arsa sanayiciye yatırım için teslim edilmediği gibi alt yapı yatırımları dahi yapılmamış alanlar mevcut. Göreve gelir gelmez en öncelikli işimiz, arsa üretimini hızlandırmak, altyapıları tamamlamak ve tüm süreçleri şeffaf, takvime bağlı ve denetlenebilir hale getirmek olacaktır. AOSB, bir dönem Türkiye’nin en büyük ve en güçlü 2’nci OSB’si iken ancak bugün geldiğimiz noktada ilk 15 içine dahi giremiyor. Doğru yönetim, güçlü vizyon ve sanayicinin desteğiyle AOSB’yi yeniden Türkiye’nin ilk üç organize sanayi bölgesi arasına taşımak mümkündür. Ben bu sorumluluğu almaya, AOSB’yi birlikte yönetmeye ve üretimin gücünü yeniden zirveye taşımaya hazırım."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder