Yerel Haberler
Elazığ
51 yıl sonra ilk höyük kazısı: M.Ö. 4 bin yıl öncesine ait keşifler
21 Ağustos 2025 Perşembe - 11:42 51 yıl sonra ilk höyük kazısı: M.Ö. 4 bin yıl öncesine ait keşifler Elazığ’ın Tadım Kalesi’nde yürütülen kazı çalışmalarında günümüzden yaklaşık 6 bin yıl öncesine ait seramikler gün yüzüne çıkarıldı. Nahçıvan tipi karaz seramiklerin yanı sıra Erken Tunç ve Geç Kalkolitik dönemlere tarihlenen buluntular, bölgedeki kesintisiz tarih akışını ortaya koydu. Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinesinde İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Elazığ Müze Müdürlüğü tarafından Tadım köyünün merkezindeki kale ve höyükte arkeolojik kazılar iki yıldır devam ediyor. Elazığ’ın 12 kilometre güneyinde, Uluova’nın ortasında yer alan Tadım Kalesi ve Höyüğü, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın "Geleceğe Miras" projesi kapsamında kazı programına dahil edildi. İlk kazılar 2024 yılında başladı ve Nahçıvan tipi karaz seramikler, dağ keçisi bezemeli çömlekler ve kutsal ocaklar ortaya çıkarıldı. 2025 sezonunda yapılan kazılarda, yaklaşık M.Ö. 4 bin yılına tarihlenen iki kutsal ocak, bir sunak, kan oluğu ve tek kulplu testi bulundu. Kazılarda, yapıların Pisa tipi kerpiçten, taş temeller üzerine inşa edildiği ve duvarların günlük kullanım kaplarının üzerine yıkıldığı görüldü. Tadım Kalesi’nin yaklaşık 210 metre uzunluğa, 160 metre genişliğe ve 35-40 metre yüksekliğe sahip olduğu belirlendi. "Geç Kalkolitik’ten Erken Tunç’a, Demir Çağ’dan Bizans’a, Selçuklu’ya, Osmanlı’ya kadar uzanan kesintisiz bir tarih akışını net şekilde gördük" Yürüttükleri kazı çalışmalarında elde ettikleri keşifler doğrultusunda 6 bin yıl öncesine ait tarihî akışın olduğunu tespit ettiklerini ifade eden kazı alanı sorumlusu arkeolog Ergün Demir, "Tadım Kalesi ve Höyüğü, Elazığ’a 12 kilometre uzaklıkta güneyinde Uluova Ortası’nda yer almaktadır. Bakanlığımızın izinleri doğrultusunda alanda 2024 yılında ilk kazı çalışması başlandı ve alanda çalışmalar 1,5 ay sürdü. O çalışmalar sonrasında 12 adet Nahçıvan tipi kara seramiği, 1 adet daha keçili bezemeli boyalı çömlek, 2 adet biri sabit biri de taşınabilir kutsal ocak çıkarıldı. Kazılar sonucu Tadım’da tarihsel akışın hiç kesilmediği, Geç Kalkolitik’ten Erken Tunç’a, Demir Çağ’dan Bizans’a, Selçuklu’ya, Osmanlı’ya kadar uzanan kesintisiz bir tarih akışını net şekilde gördük. Tadım Kalesi’nin şöyle bir özelliği de var, Elazığ’da 1969 ile 1974 yıllarında "Keban Kurtarma Kazıları" sonrası yapılan 51 yıl sonraki ilk kazı, 2025 yılında kazı çalışmasına tekrar başladık. Kazılar sonucu 2 adet kutsal ocak, 20’ye yakın Nahçıvan tipi kara çömleği, 1 adet tek kuplu testi ortaya çıkardık. Kazılar sonucu 3 adet mekana ait temel kalıntıları bulundu, 4 no’lu temel anlamında el değmemiş şekilde sarı zemin ve kutsal ocaklar, kara seramikleri bulundu. Kazılarımız devam ediyor, Elazığ’ın tarihi Tadım’da şekillenmeye devam edecek. Kazıda bulunan seramikler Erken, Tunç, Geç Kalkolitik dönemine tarihledik. Günümüzden 6 bin yıl öncesine ait ve Nahçıvan tipi karaz grubuna giriyorlar. Yapılarda, pisa tipi kerpiç kullanılmış, taş temel üzerine yapılan yükselmiş. Yapıların çoğunda deprem izlerini gördük. Duvarları, günlük kullanım kaplarının üzerine yıkılmış şekilde bulduk. Tadım Kalesi, 210 metre uzunluğunda, yaklaşık 160 metre genişliğinde, 35-40 metre yüksekliğe sahip" dedi.
Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Demir: "MS, genç erişkinleri en çok da 3-4 kat daha fazla olmak üzere kadınları etkileyen bir hastalık"
21 Ağustos 2025 Perşembe - 10:19 Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Demir: "MS, genç erişkinleri en çok da 3-4 kat daha fazla olmak üzere kadınları etkileyen bir hastalık" Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Caner Feyzi Demir, MS hastalığı hakkında açıklamalarda bulunarak erkeklere oranla kadınlarda daha fazla görüldüğünü belirtti. Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Caner Feyzi Demir, Multiple Skleroz hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. MS’in merkezi sinir sistemiyle ilgili bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Caner Feyzi Demir, "MS, merkezi sinir sisteminin miyelinle ilgili hastalıklarıdır. Merkezi sinir sistemi dediğimiz beyin ile omirilikten oluşan kısım. Bu miyelinle ilgili bozuklukların en sık görülen tipi sıklıkla genç erişkinleri en çok da 3-4 kat daha fazla olmak üzere kadınları etkileyen bir hastalık. Bu bağışıklık sistemi hastalığıdır. Bu hastalık bağışıklık sisteminin yanlış hedef seçerek vücut dokularına zarar vermesiyle gelişiyor. Yani bağışıklık sisteminin aslında bir zayıflığı söz konusu değil, bağışıklık sisteminin yanlış hedeflenmesi söz konusudur. MS hastalığı genellikle ataklarla seyrediyor. Hastalar, çoğunlukla görme kaybı, baş dönmesi, vücudun bir tarafında uyuşma ve denge bozuklukları gibi şikayetlerle başvurur. Tanı koyarken hastanın öyküsü ve nörolojik muayenesi büyük önem taşıyor. Hastalardan Beyin veya Omurilik MR’ı istenir MR görüntülerinde plak adı verilen ve miyelin kaybını gösteren lekelerin saptanabilir. MS tanısında belirli kriterler bulunuyor. Bunlardan birinin zamansal ve mekânsal yayılım olduğu yani farklı zamanlarda ve farklı bölgelerde plakların görülmesinin tanıda önemli olmasıdır" dedi. Tanı sürecinde beyin-omurilik sıvısından da örnek alındığını aktaran Prof. Dr. Demir, "Ayrıca bazı dışlayıcı testler yapılarak kesin tanıya ulaşılıyor. Tanı kesinleştikten sonra tedaviyi üç ana başlık altında ele alıyoruz. Bunlar, atak tedavisi, atakları önleyici tedavi ve semptomatik tedavidir. Atak tedavisinde kortizon tedavisi veya kan değişimi yöntemlerini uyguluyoruz ardından da atakları önlemeye yönelik tedavilere geçiyoruz. Başlangıçta daha hafif ilaçların tercih ediliyor, ancak hasta ilaç kullanmasına rağmen ataklar devam ederse veya MR’da yeni plaklar görülürse bir üst tedavi basamağına geçiliyor. Bu aşamada bağışıklık sistemini daha güçlü baskılayan ilaçlar kullanılıyor. Buna rağmen yeni ataklar veya plaklar saptanırsa en üst düzey tedaviye geçilir. Üst düzey tedavide en çok kullandığımız ilaçlar, yeni kuşak ajanlar olan monoklonal antikorlardır. Atakları önleyici tedavinin yanı sıra semptomlara yönelik de çeşitli yöntemler kullanılıyor. En sık görülen kas sertleşmesi için tedaviler, botulinum toksin uygulamaları ve fizik tedavi yöntemleri uygulanıyor. Ayrıca ürolojik problemler için üroloji uzmanlarıyla birlikte hareket ediyoruz. MS hastalarının günlük yaşamını zorlaştıran yorgunluk gibi ciddi semptomlarda ise davranışçı yaklaşımlar öneriyoruz" ifadelerini kullandı.
Genç Kızılay Elazığ’dan geri dönüşüm için anlamlı proje
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 16:17 Genç Kızılay Elazığ’dan geri dönüşüm için anlamlı proje Genç Kızılay Elazığ, çevre bilincini artırmak ve kırsal bölgelerdeki öğrencilere destek olmak amacıyla yeni bir proje hayata geçiriyor. Proje kapsamında, kullanılmayan kitap ve defterler geri dönüşüm yoluyla değerlendirilerek özel çantalar haline getirilecek. Genç Kızılay Elazığ, geri dönüşümün önemine dikkat çekmek amacıyla anlamlı bir projeyi hayata geçirdi. Kullanılmayan kitap ve defterler geri dönüşüm yoluyla değerlendirilerek özel çantalara dönüştürülecek. Hazırlanan çantaların ise eğitim öğretim yılı öncesi kırsal bölgelerde eğitim gören öğrencilere ulaştırılacağı bildirildi. Genç Kızılay İl Başkanı Fatih Barıt, projenin hem çevreye katkı sağlayacağını hem de çocukların eğitimine destek olacağını ifade etti. "Malzemeleri atık olmaktan çıkarıp faydalı ürünlere dönüştürüyoruz" Proje hakkında bilgi veren Başkan Barıt , "Genç Kızılay Elazığ olarak hem çevremize hem de geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza katkı sağlayacak anlamlı bir projeye imza atıyoruz. Kullanılmayan kitap ve defterlerimizi geri dönüşüm yoluyla yeniden değerlendiriyor, bu malzemeleri atık olmaktan çıkarıp faydalı ürünlere dönüştürüyoruz. Bu kapsamda, geri dönüşümden elde edilen materyallerle özel olarak tasarlanan çantaları hazırladık. Hazırlanan bu çantaları, kırsal bölgelerde eğitim gören öğrencilerimize ulaştırarak hem çevre bilincini artırmayı hem de çocuklarımızın eğitim hayatlarına destek olmayı amaçlıyoruz. Bu projemizle birlikte, israfı önlemek, geri dönüşümün önemini vurgulamak ve paylaşmanın güzelliğini yaşatmak en büyük hedefimizdir. Genç Kızılay Elazığ olarak çevremiz, çocuklarımız ve yarınlarımız için üretmeye, paylaşmaya ve değer katmaya devam edeceğiz" dedi.
Başkan Alan: "Eğitim sektörünün güçlenmesine katkı sunuyoruz"
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 15:18 Başkan Alan: "Eğitim sektörünün güçlenmesine katkı sunuyoruz" Elazığ’da eğitim kurumlarıyla bir araya gelen Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İdris Alan, "Eğitim sektörünün güçlenmesine katkı sunuyoruz" dedi. Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İdris Alan, kentte faaliyet gösteren eğitim kurumlarını ziyaret etmeye devam ediyor. Sektör temsilcileriyle bir araya gelerek eğitim camiasının yaşadığı sorunları dinleyen Alan, çözüm noktasında gerekli girişimlerde bulunacaklarını ifade etti. Ziyarette konuşan Başkan İdris Alan, "Maalesef vergi müfettişleri kayıtlı esnafı denetleyip ceza yazarken, hiçbir yere kayıtlı olmayan yerler rahatlıkla faaliyet göstermeye devam ediyor. Bu kabul edilemez. Valimiz, milli eğitim müdürümüz ve müfettişlerimizin bu konuda harekete geçmesini özellikle rica ediyorum" diye konuştu. Eğitim kurumlarının finansal destek ihtiyacına da değinen Başkan Alan, özellikle küçük ve orta ölçekli eğitim girişimlerinin krediye erişimde yaşadığı zorluklara dikkat çekerek, "Bu kurumlar genelde kendi çabalarıyla bir araya gelen değerli hocalarımızın emeğiyle ayakta duruyor. Ancak bu iş ciddi bir maliyet gerektiriyor. Bankalardan kredi almakta zorlandıklarını dile getirdiler. Bu konuyu TOBB nezdinde Rifat Hisarcıklıoğlu’na ileteceğim. Bankacı dostlarımızla da özel olarak görüşeceğim. Eğitim sektörünün güçlenmesine katkı sunuyoruz" şeklinde konuştu. Ziyaretlerin sonunda Başkan Alan, yeni eğitim-öğretim yılının hayırlı olmasını temenni ederek kurum yöneticilerine başarı dileklerinde bulundu. Eğitim sektörünün güçlenmesi adına bu tür temasların süreceğini belirtti.
Elazığ’da 500 yıllık dut ağacı, yıllara meydan okuyor
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:44 Elazığ’da 500 yıllık dut ağacı, yıllara meydan okuyor Elazığ’ın Palu ilçesindeki 500 yıllık dut ağacı, adeta yıllara meydana okuyor. Elazığ’ın Palu ilçesine bağlı Gökdere Köyü’nde bulunan 500 yıllık dut ağacı, yıllara meydan okuyor. Köyün buluşma noktası haline gelen ağacın altında 30 kişi oturup yemek yiyebiliyor, misafirler ise burada ağırlanıyor. Büyüklüğü ile dikkat çeken ağaç, köyün hem tarihi hem de sosyal yaşamına ev sahipliği yapıyor. Ferhat Turgut, "Dedemin dedesi bu ağacın varlığından bahsederdi. Bu ağaç, bizim için sadece bir ağaç değil; çocukluğumuz burada geçti, misafirlerimizi burada ağırlıyoruz. Etrafında yaklaşık 30 kişi rahatlıkla oturup yemek yiyebiliyor" dedi. Amcasının evinin önündeki 5 asırlık dut ağacı hakkında bilgi veren Ferhat Turgut, " Palu’ya bağlı Gökdere Köyü’ndeyiz. Ben bu köyde doğdum, büyüdüm. Burası, öğrencilik dönemlerim hariç, tatillerimizi ve fırsatları değerlendirdiğimiz en güzel yerlerimizden birisi. Doğa ve tabiat harika. Şu arkamda gördüğünüz ağaç, 500 yıllık olduğu biliniyor. Dedemin dedesinin bu ağacın varlığından bahsettiği söylenir. Türü ise, şerbetlik dediğimiz bir ağaç. Bu ağaçtan pestil, pekmez yapılıyor. Gelen misafirlerimizi bu ağacın dibinde ağırlıyoruz. Çocukluğumuz burada geçti. 30 kişiye yakın kişi etrafında yemek yiyebiliyor, oturabiliyor. Sadece bu ağaç değil, maalesef insanlar yangınlardan sonra ağaçların önemini öğrenmeye başlıyor. Oysa ki ağaç her zaman bizim için değerlidir" şeklinde konuştu.