Yerel Haberler
Elazığ
FHGC’den yapay zekanın kötü kullanımına tepki 04 Mart 2026 Çarşamba - 20:35:11 Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti (FHGC), özellikle yapay zeka teknolojilerinin son zamanlarda kötü niyetli kişiler tarafından kullanıldığını ve yeni bir tehdit alanı oluşturduğunu aktardı. Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti (FHGC) yapay zeka kullanımı hakkında açıklamalarda bulundu. FHGC’den yapılan açıklamada, "Son yıllarda teknolojinin gelişmesiyle birlikte sosyal medya mecralarında sahte hesaplar üzerinden yapılan belaltı yazışmalar, iftiralar, hakaretler, montaj içerikler ve itibar suikastları ne yazık ki artış göstermiştir. Özellikle yapay zeka teknolojilerinin kötü niyetli kişiler tarafından kullanılarak ses, görüntü ve metin üzerinden kurgu içerikler üretilmesi; kamuoyunu yanıltmaya ve hedef gösterilen kişileri itibarsızlaştırmaya yönelik yeni bir tehdit alanı oluşturmuştur. Kimliği belirsiz hesaplardan yürütülen bu kirli faaliyetler; yalnızca hedef alınan kişi ve kurumları değil, toplumun huzurunu ve kamu vicdanını da derinden yaralamaktadır. FHGC olarak; özellikle son günlerde Elazığ’da bürokratlara, siyasilere ve iş dünyasının temsilcilerine yönelik sahte hesaplar üzerinden yürütülen şantaj, montaj, yapay zeka destekli kurgu içerikler ve karalama girişimlerini şiddetle kınıyoruz. Bu tür girişimler, Elazığ kamuoyunda ciddi rahatsızlıklara sebep olmakta ve telafisi güç sonuçlar doğurma potansiyeli taşımaktadır.Daha önce de benzer olayların yaşandığı, birçok kişinin fake hesaplar üzerinden hakaret ve iftiralara maruz kaldığı bilinmektedir" denildi. Açıklamanın devamımda, "Bugün gelinen noktada ise yapay zeka araçları kullanılarak gerçekle ilgisi olmayan içeriklerin üretilmesi, meselenin boyutunu daha da tehlikeli bir aşamaya taşımıştır. Bu durum, sadece bireysel hak ihlali değil; aynı zamanda toplumsal güven ortamına yönelik organize bir saldırı niteliği taşımaktadır. Basın meslek ilkeleri; doğruluk, sorumluluk ve kamu yararı esasına dayanır. Sahte hesaplar ve yapay zeka ile kurgulanan algı operasyonları ise basın özgürlüğüyle değil; açıkça suç ve ahlaki sorumluluk eksikliğiyle ilişkilidir. Bu nedenle yalnızca bireylerin değil, meslek örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının da bu konuda açık ve net bir duruş sergilemesi gerektiğine inanıyoruz. Bu kapsamda FHGC olarak: Sahte hesaplar üzerinden yürütülen her türlü iftira, hakaret ve itibar suikastını kınıyoruz. Yapay zeka teknolojilerinin kötüye kullanılarak kamuoyunun manipüle edilmesini kabul edilemez buluyoruz. Hukukun ortaya çıkaracağı her türlü gerçeğin takipçisi olacağımızı beyan ediyoruz. Güvenlik birimlerimizin süreci hassasiyetle yürüttüğüne ve bu tür organize girişimlerin çökertileceğine olan inancımızı kamuoyuyla paylaşıyoruz. Yasal düzenlemelerin varlığını biliyoruz; ancak hukuki süreçlerin tamamlanmasını beklemeden, toplum vicdanının bu tür karanlık faaliyetleri asla kabul etmeyeceğini açıkça ifade ediyoruz. Elazığ’ın sağduyulu insanlarının bu kirli yöntemlere prim vermeyeceğine inanıyoruz. Unutulmamalıdır ki; anonimlik arkasına saklanarak yapılan saldırılar ne cesaret ne de özgürlüktür. Gerçek cesaret, kimliğini gizlemeden doğruları savunabilmektir" ifadelerine yer verildi.
04 Mart 2026 Çarşamba - 17:57 Fırat Üniversitesi’nde 6 Şubat depremi, sergi ve konferansla ele alındı Fırat Üniversitesi’nde ‘Zamanın Kırıldığı An 6 Şubat’ grafik tasarım sergisi ve ‘Afet Dönemlerinde Dezenformasyon’ konferansı düzenlendi. Elazığ Fırat Üniversitesi’nde 1-7 Mart Deprem haftası nedeniyle çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Bu çerçevede İletişim Fakültesi’nde Mersin Üniversitesi Öğr. Gör. Dr. Hacı Mehmet Acar tarafından ‘Zamanın Kırıldığı An 6 Şubat’ adlı grafik tasarım sergisi düzenlendi. Aynı zamanda Öğr. Gör. Dr. Gülten Acar tarafından deprem konusunda toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla ‘Afet Dönemlerinde Dezenformasyon’ konferansı verildi. Önce sergiyi gezen öğrenciler ve akademisyenler ardından konferansı dinledi. Deprem döneminde yaşanan dezenformasyonlar hakkında öğrencilere deneyimlerini ve çalışmalarını aktaran Acar, daha sonra öğrencilerden gelen soruları cevapladı. Öğr. Gör. Dr. Hacı Mehmet Acar, "Ben Fırat Üniversitesi’nin çok eski bir öğrencisiyim. Ön lisans ile başladığım üniversitede doktora yaparak tamamlamıştım. Mersin Üniversitesi’nde görev yapıyorum ama burada olmaktan dolayı çok mutluyum. Sergimiz 6 Şubat depremlerini konu edinen bir grafik tasarım sergisi. Tipografiyi ön plana alan bir sergi, teknik olarak ise karışık olarak yapıldı. Serginin amacı, bilindiği üzere deprem ülkesiyiz. Depremle alakalı bir farkındalık oluşturmak, yaşadığımız acıları unutmamak ve bundan sonra benzer acıları yaşamamak adına, bu konuya dikkat çekmek istedim" dedi. Depremle yıllardır karşı karşıya olduklarını aktaran Fırat Üniversitesi Öğretim Görevlisi Recep Bağcı, "Yılların birikimi bizim neslin üzerinde geçiyor. Deprem haftası münasebetiyle düzenlenen programda emeği geçen hocalarımıza teşekkür ederim" ifadelerini kullandı. Afetlerde dezenformasyon konusuna olan ilgisini anlatan Mersin Üniversitesi akademisyeni Dr. Gülcan Acar, "Doktora tezimde, afet dönemlerinde habercilik gündem belirleme kuramına çalıştım. Dezenformasyon süreciyle ilgili olarak da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının düzenlediği ‘Eğiticilerin eğitim’ programlarına katıldım. Dezenformasyon konusunda çeşitli eğitimler aldım. Deprem konusu da dezenformasyonun çok yaygın olduğu bir alan olduğu için bu konuda bir farkındalık oluşturulması gerektiğini düşündüğüm için sizlerle bir araya geldim" sözlerini kullandı.
04 Mart 2026 Çarşamba - 13:37 Elazığ’da şehitler anıtı restore edildi Elazığ Belediyesi tarafından Kültür Park bünyesinde yer alan Cumhuriyet Dönemi Elazığ Şehitleri Anıtı’nda restorasyon çalışması gerçekleştirildi. Elazığ Belediyesi tarafından şehrin yaşam merkezi Kültür Park yerleşkesinde yer alan ve 358 kahraman şehidin isminin yer aldığı anıtta çevresel faktörler ve zamanın getirdiği yıpranma nedeniyle bir yenileme çalışması gerçekleştirildi. Vatan uğruna canlarını feda eden asker, polis, güvenlik ve kamu görevlilerinin isimlerinin yer aldığı Cumhuriyet Dönemi Elazığ Şehitleri Anıtı’nda, titizlikle gerçekleştirilen çalışmalar doğrultusunda yapı restore edilerek isimlikler yenilendi. Elazığ Belediyesi Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, "Vatan ve millet uğruna can veren aziz şehitlerimizin hatırasını yaşatmak vatan borcumuzdur. Bizim medeniyetimizde şehadet makamı peygamberlik makamından sonra gelen en yüce makamdır. Kahraman şehitlerimizin aziz hatıralarını yaşattığımız Kültür Park yerleşkesinde yer alan Cumhuriyet Dönemi Elazığ Şehitleri Anıtı’nda çevresel faktörlerden dolayı zamanla oluşan yıpranmaları gidermek adına başlattığımız yenileme çalışmalarımızı tamamladık. En büyük kutsallarımız arasında yer alan, vatan ve millet uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizin isimleri, sonsuz minnetimizle, şanlı bayrağımızın altında yaşatılmaya devam edecektir. Aziz şehitlerimizi rahmet ve şükranla anıyoruz" denildi.
Hobisini sanata dönüştürdü, 500’ü aşkın eseriyle Türkiye’nin sayılı filografi ustalarından biri oldu
13 Kasım 2025 Perşembe - 10:25 Hobisini sanata dönüştürdü, 500’ü aşkın eseriyle Türkiye’nin sayılı filografi ustalarından biri oldu Elazığ’da filografi sanatı üzerine çalışmalarını sürdüren Ayhan Güneş, Kültür Bakanlığı tarafından sanatçı unvanı verilen Türkiye’deki 8 filografi ustasından biri olarak ulusal sergilerde şehri başarıyla temsil ediyor. Hobisini sanata dönüştüren Güneş, 500’ü aşkın eser üreterek bu sanatın Türkiye’deki sayılı ustaları arasına girmeyi başardı. Elazığ’da yaşayan infaz koruma memuru ve 2 çocuk babası Ayhan Güneş, 2013 yılında İstanbul’da bir sergide tanıştığı filografi sanatına ilgi duyarak bu alanda kendini geliştirmeye başladı. Zamanla bu ilgisini profesyonel bir düzeye taşıyan Güneş, bugün kendi atölyesinde çalışmalarını sürdürüyor. 13 yıldır filografi sanatıyla uğraşan Güneş, bugüne kadar 500’den fazla tablo yaptı. Yurt dışında 1, yurt içinde 12 sergiye katıldı. Ayrıca, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Kültür Yolu Festivali ile Somut Olmayan Kültürel Miras Festivali gibi önemli etkinliklerde yer aldı. Başarılı sanatçı, Kültürel Miras Taşıyıcıları Kurulu tarafından "Kültür Bakanlığı Sanatçısı" unvanına layık görülerek Türkiye’de bu alanda sanatçı unvanını taşıyan 8 kişiden biri oldu. "Osmanlı’dan geldiği düşünülen bir sanat" Filografi sanatına ilişkin bilgi veren bulunan Güneş, "Elazığ adına bu sanatı yürütmekteyim. İstanbul’da başladığımı sanatımı Elazığ’da devam ettiriyorum. Yaklaşık 13 yılı geçti. Bunun içinde bir yurt dışı, 12 tane de yurt içi sergi ve Kültür Bakanlığı’nın düzenlemiş olduğu Kültür Yolu ve Somut Olmayan Kültürel Miras Festivalleri var. Onlara da yaklaşık 10 kez katıldım. Kişisel sergilerimi açtım. Onun dışında bu atölyemde çalışmalarıma devam ediyorum. Sanatımın adı, Filografi Sanatı. Osmanlı’dan geldiği düşünülen bir sanat. Net bilgiler bulmasak da onunla ilgili yapılmış çalışmalar var. Şu anda Avrupa’da, Rusya’da ‘string art’ diye geçiyor. Özellikle rehabilitasyon merkezlerinde sanat olarak, rehabilite amaçlı ders olarak veriliyor. Ben de çocuklara rehabilite amaçlı bu dersi veriyorum ve olumlu anlamda oldukça güzel dönüşler alıyoruz. Bundan dolayı Avrupa’da bu sanat bazı kurumlarda rehabilitasyon amacıyla ders olarak veriliyor. Ben de gittiğim yerlerde bunun olumlu dönüşlerini alıyorum. Filografi sanatı tel ve çivi ile yapılan bir sanat. Tamamen sanatçının yeteneğine kalmış bir durum. Manzara yapabiliyoruz, siluet yapabiliyoruz, hat çalışması yapabiliyoruz ya da özel çalışmalar yapabiliyoruz. Tamamen sanatçı ve talep eden kişiye kalmış bir durum. İstediğimiz bütün çalışmaları yapabiliyoruz. Ürünlerimiz özeldir. Bulunduğumuz bölgede pek yok açıkçası. İstanbul’dan gelen kaliteli malzemeler kullanmaya özen gösteriyorum. Tahtasını, tellerini İstanbul’dan getirtiyorum. Bu sanatı Elazığ’da yaşatmak benim için büyük bir mutluluk" dedi. "Elazığ depreminde cumhurbaşkanımıza bir tablo hediye etmiştim" 4 buçuk ay kadar süren tablolar da yaptığın ifade eden Güneş, " Bir gün süren tablolarımız da var, dört buçuk ay süren tablolarımız da var. Yani yapım süresi oldukça uzun olan tablolar bulunuyor. Onun dışında diğer tablolarımız ortalama olarak bir hafta, on gün ya da bir ay sürebiliyor. Küçük tablolarımız bir günde tamamlanabiliyor. Yaptığımız tablolar şimdiye kadar birçok önemli isme takdim edildi. Cumhurbaşkanımız Elazığ depremine geldiğinde bizim evi ziyaret etmişti ve orada kendisine bir tablo hediye etmiştim. Onun dışında devlet büyüklerimize, bakanlarımıza da çeşitli tablolar armağan ettik. Şu anda burada hazırlamış olduğum bir tabloyu da cumhurbaşkanı yardımcımıza göndereceğim. Eserlerimi, ulaşabildiğim kadar kişiye tanıtmaya ve ulaştırmaya çalışıyorum" şeklinde konuştu. "Çocuklara filografi sanatını tanıtıp, onları üretmeye teşvik ediyorum" Ayrıca köy okullarına yönelik hayata geçirdiği sosyal sorumluluk projesi ile bir çok öğrencinin filografi sanatı ile tanıştığını dile getiren Güneş, " Uğraştığım bir sosyal sorumluluk projem var. Doğudaki köy okullarını geziyorum. Sanatla tanışmamış çocuklarla sanat etkinlikleri yapıyorum. Geçen hafta Bingöl’deydim. Adaklı, Yayladere ve Kiğı ilçelerinde çalışmalar yaptım. Oradaki bütün köy okullarında etkinlikler gerçekleştirdim. Gittiğim okullarda beş öğrenci de olabiliyor, on öğrenci de, bazen merkezlerde yüz öğrenciye kadar ulaşabiliyorum. Hepsiyle birebir ilgilenmeye, sanatın ruhunu hissettirmeye çalışıyorum. Çocuklardan çok güzel dönüşler alıyorum. Onlarda farkındalık oluşturmak istiyorum. Hiç sanatla tanışmamış çocuklara filografi sanatını tanıtıp, onları üretmeye teşvik ediyorum. Bu projemin adı, Orada Bir Sanat Var Uzakta. Eğer iş insanlarımız sesimizi duyar ve destek olursa, sponsor bulunursa, çok daha fazla okula ve uzak köylere ulaşabiliriz. Amacım, hem sanatı çocuklara sevdirmek hem de kültürel mirasımızı yeni nesillere aktarmak" diye konuştu.
Hobisini sanata dönüştürdü, 500’ü aşkın eseriyle Türkiye’nin sayılı filografi ustalarından biri oldu
13 Kasım 2025 Perşembe - 10:23 Hobisini sanata dönüştürdü, 500’ü aşkın eseriyle Türkiye’nin sayılı filografi ustalarından biri oldu Elazığ’da filografi sanatı üzerine çalışmalarını sürdüren Ayhan Güneş, Kültür Bakanlığı tarafından sanatçı unvanı verilen Türkiye’deki 8 filografi ustasından biri olarak ulusal sergilerde şehri başarıyla temsil ediyor. Hobisini sanata dönüştüren Güneş, 500’ü aşkın eser üreterek bu sanatın Türkiye’deki sayılı ustaları arasına girmeyi başardı. Elazığ’da yaşayan infaz koruma memuru ve 2 çocuk babası Ayhan Güneş, 2013 yılında İstanbul’da bir sergide tanıştığı filografi sanatına ilgi duyarak bu alanda kendini geliştirmeye başladı. Zamanla bu ilgisini profesyonel bir düzeye taşıyan Güneş, bugün kendi atölyesinde çalışmalarını sürdürüyor. 13 yıldır filografi sanatıyla uğraşan Güneş, bugüne kadar 500’den fazla tablo yaptı. Yurt dışında 1, yurt içinde 12 sergiye katıldı. Ayrıca, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Kültür Yolu Festivali ile Somut Olmayan Kültürel Miras Festivali gibi önemli etkinliklerde yer aldı. Başarılı sanatçı, Kültürel Miras Taşıyıcıları Kurulu tarafından "Kültür Bakanlığı Sanatçısı" unvanına layık görülerek Türkiye’de bu alanda sanatçı unvanını taşıyan 8 kişiden biri oldu. "Osmanlı’dan geldiği düşünülen bir sanat" Filografi sanatına ilişkin bilgi veren bulunan Güneş, " Elazığ adına bu sanatı yürütmekteyim. İstanbul’da başladığımı sanatımı Elazığ’da devam ettiriyorum. Yaklaşık 13 yılı geçti. Bunun içinde bir yurt dışı, 12 tane de yurt içi sergi ve Kültür Bakanlığı’nın düzenlemiş olduğu Kültür Yolu ve Somut Olmayan Kültürel Miras Festivalleri var. Onlara da yaklaşık 10 kez katıldım. Kişisel sergilerimi açtım. Onun dışında bu atölyemde çalışmalarıma devam ediyorum. Sanatımın adı, Filografi Sanatı. Osmanlı’dan geldiği düşünülen bir sanat. Net bilgiler bulmasak da onunla ilgili yapılmış çalışmalar var. Şu anda Avrupa’da, Rusya’da ‘string art’ diye geçiyor. Özellikle rehabilitasyon merkezlerinde sanat olarak, rehabilite amaçlı ders olarak veriliyor. Ben de çocuklara rehabilite amaçlı bu dersi veriyorum ve olumlu anlamda oldukça güzel dönüşler alıyoruz. Bundan dolayı Avrupa’da bu sanat bazı kurumlarda rehabilitasyon amacıyla ders olarak veriliyor. Ben de gittiğim yerlerde bunun olumlu dönüşlerini alıyorum. Filografi sanatı tel ve çivi ile yapılan bir sanat. Tamamen sanatçının yeteneğine kalmış bir durum. Manzara yapabiliyoruz, siluet yapabiliyoruz, hat çalışması yapabiliyoruz ya da özel çalışmalar yapabiliyoruz. Tamamen sanatçı ve talep eden kişiye kalmış bir durum. İstediğimiz bütün çalışmaları yapabiliyoruz. Ürünlerimiz özeldir. Bulunduğumuz bölgede pek yok açıkçası. İstanbul’dan gelen kaliteli malzemeler kullanmaya özen gösteriyorum. Tahtasını, tellerini İstanbul’dan getirtiyorum. Bu sanatı Elazığ’da yaşatmak benim için büyük bir mutluluk" dedi. "Elazığ depreminde cumhurbaşkanımıza bir tablo hediye etmiştim" 4 buçuk ay kadar süren tablolar da yaptığın ifade eden Güneş, " Bir gün süren tablolarımız da var, dört buçuk ay süren tablolarımız da var. Yani yapım süresi oldukça uzun olan tablolar bulunuyor. Onun dışında diğer tablolarımız ortalama olarak bir hafta, on gün ya da bir ay sürebiliyor. Küçük tablolarımız bir günde tamamlanabiliyor. Yaptığımız tablolar şimdiye kadar birçok önemli isme takdim edildi. Cumhurbaşkanımız Elazığ depremine geldiğinde bizim evi ziyaret etmişti ve orada kendisine bir tablo hediye etmiştim. Onun dışında devlet büyüklerimize, bakanlarımıza da çeşitli tablolar armağan ettik. Şu anda burada hazırlamış olduğum bir tabloyu da cumhurbaşkanı yardımcımıza göndereceğim. Eserlerimi, ulaşabildiğim kadar kişiye tanıtmaya ve ulaştırmaya çalışıyorum" şeklinde konuştu. "Çocuklara filografi sanatını tanıtıp, onları üretmeye teşvik ediyorum" Ayrıca köy okullarına yönelik hayata geçirdiği sosyal sorumluluk projesi ile bir çok öğrencinin filografi sanatı ile tanıştığını dile getiren Güneş, " Uğraştığım bir sosyal sorumluluk projem var. Doğudaki köy okullarını geziyorum. Sanatla tanışmamış çocuklarla sanat etkinlikleri yapıyorum. Geçen hafta Bingöl’deydim. Adaklı, Yayladere ve Kiğı ilçelerinde çalışmalar yaptım. Oradaki bütün köy okullarında etkinlikler gerçekleştirdim. Gittiğim okullarda beş öğrenci de olabiliyor, on öğrenci de, bazen merkezlerde yüz öğrenciye kadar ulaşabiliyorum. Hepsiyle birebir ilgilenmeye, sanatın ruhunu hissettirmeye çalışıyorum. Çocuklardan çok güzel dönüşler alıyorum. Onlarda farkındalık oluşturmak istiyorum. Hiç sanatla tanışmamış çocuklara filografi sanatını tanıtıp, onları üretmeye teşvik ediyorum. Bu projemin adı, Orada Bir Sanat Var Uzakta. Eğer iş insanlarımız sesimizi duyar ve destek olursa, sponsor bulunursa, çok daha fazla okula ve uzak köylere ulaşabiliriz. Amacım, hem sanatı çocuklara sevdirmek hem de kültürel mirasımızı yeni nesillere aktarmak" diye konuştu. (RY-CK-
Bir hafta sonra cesedi bulunan otizmli Veysel’in amcası: "Devletimiz, ekiplerimiz, herkes elinden geleni yaptı"
12 Kasım 2025 Çarşamba - 12:33 Bir hafta sonra cesedi bulunan otizmli Veysel’in amcası: "Devletimiz, ekiplerimiz, herkes elinden geleni yaptı" Elazığ’da kaybolduktan bir hafta sonra cansız bedeni bulunan 11 yaşındaki Veysel Bilen, Akçakiraz beldesinde toprağa verildi. Amca Mehmet Kaya, devlet ve ekiplerin Veysel’i bulabilmek için elinden geleni yaptığını belirterek, "Bir şeyden şüphelenenler var. Hiç öyle bir şeyimiz de yoktur çok şükür" dedi. Elazığ’da bir hafta önce kaybolan otizmli 11 yaşındaki Veysel Bilen’in cansız bedeni, dün evine 10 kilometre uzaklıktaki atık su arıtma tesisi kanalizasyonunda bulundu. Küçük Veysel’in cenazesi, Fırat Üniversitesi Hastanesi morgunda yapılan otopsi işlemlerinin ardından ailesine teslim edildi. Akçakiraz beldesi mezarlığında düzenlenen cenaze törenine küçük çocuğun ailesi, yakınları ve mahalle sakinleri katıldı. Kılınan cenaze namazının ardından Veysel Bilen dualarla toprağa verildi. Cenaze namazının ardından açıklama yapan Veysel’in amcası Mehmet Kaya, "Devletimiz, basınımız ve arkadaşlarımız olsun, özel veya resmi kim olursa olsun Allahutaala herkesten razı olsun. Hepsi elinden geleni yaptı. Fazlasını da yaptılar. Bundan iyisi Allah’ın rahmetidir. Takdir böyleymiş, yapılacak bir şey yok. Söyleyecek başka bir şeyimiz yok. Yani bir şeyden şüphelenenler var. Hiç öyle bir şeyimiz de yoktur çok şükür. Ne bizim ne kimsenin bir şüphesi var. Allah’a yüz bin kere şükür ki kendi takdiriyle böyle oldu. Biz düne kadar umudumuzu koruduk. İlla bir yerden canlı çıkacak veya birisi bize bilgi verecek, bir haber verecek diye dört gözle bekliyorduk. Neticede bundan dolayı da gene Allah’a yüz bin kere şükür, çünkü insanın aklına, kalbine başka şeyler geliyor, kötü bir şey olmamış" şeklinde konuştu. Öte yandan, yapılan ilk incelemelere göre Veysel Bilen’in vücudunda herhangi bir darp veya kesici alet izine rastlanmadığı öğrenildi.