Yerel Haberler
Erzincan
12 Mart 2026 Perşembe - 08:19 Erzincan çiftçisine ‘budama’ uyarısı Erzincan’da havaların ısınması ve baharın gelmesi ile birlikte meyve bahçelerinde budama işlemleri yapılmaya başladı. Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürlüğü meyveciliğin yoğun bir şekilde yapıldığı Erzincan’da çiftçilere yönelik budama ile ilgili uyarılarda bulundu. Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürlüğü, meyve bahçelerinde verim ve kaliteyi artırmanın en önemli adımlarından biri olan budama konusunda çiftçileri uyardı. Meyve ağaçlarında budamanın amacının ağaçlara istenilen şekli vermek, periyodisitenin etkisini azaltmak, ağaçlarda meyve verimi ile sürgün oluşumunu dengelemek, dal kırılma ve sarkmalarını azaltmak olduğu vurgulandı. Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürlüğünce yapılan bilgilendirme de şu ifadelere yer verildi; "Kışları çok soğuk geçen bölgelerde budama yerlerinin soğuktan zarar görmemeleri için budamayı soğuklar geçtikten sonra; fakat ağaçlar uyanmadan önce yapılması gerek meyve ağaçlarının budanma şekli, meyve tür ve çeşidine, ağaçların yaşına, toprak ve iklim şartlarına, budamadan beklenen amaca ve ağacın gelişme gücüne göre değişir. Bu nedenle her meyve tür ve çeşidinin değişik iklim ve toprak şartlarındaki gelişme gücünün ve bunların budamaya karşı gösterdiği tepkilerin iyi bilinmesi gerekir. Ayrıca dalların kesilmesi, bırakılacak ve kesilecek dalların iyi seçilmesi konusundaki genel kuralların da bilinmesi zorunludur. Meyve Ağaçlarında Budama Nasıl Yapılır? Kuvvetli gelişen ağaçlarda veya dallarda az kesim yapılmalı, zayıf gelişenlerde ise fazla kesim yapmalıdır. Zayıf gelişen dalların gelişmesini artırmak için açıları daraltılmalı, kuvvetli gelişen dalların gelişmesini azaltmak için ise dallar eğilerek açıları genişletilmelidir. Şekil oluşturma amacıyla ana dalların açılarının düzenlenmesinde ana dalların gövde ile açıları 45-60 olmalıdır. Bu işlem yaz aylarında da yapılabilir. Budanan yerlerde tırnak veya budak bırakılmamalıdır. Kalın dal kesimlerinde mutlaka yük alma işlemi yapılmalıdır. Bu sayede kabuk veya dal yarılmaları önlenmiş olur. Yara yerleri aşı macunu veya kara boya ile kapatılmalıdır. Dal kesimleri bir yan dalın veya gözün hemen üzerinden gözün veya dalın aksi yönüne doğru hafif meyilli olarak yapılmalıdır. Budama sonunda çıkan budama artıkları ve bahçe kenarlarındaki çalılıklar, kuru bitki parçaları hastalık ve zararlıların en iyi barınak yeridir. Meyve ağaçlarına ve ürünlerine zarar veren bu hastalık ve zararlıların çoğalmaması için bu artıklar yakılmalı veya bahçeden uzaklaştırılmalıdır"
Binali Yıldırım; "21. yüzyıl Türklerin yüzyılı olacak"
11 Haziran 2025 Çarşamba - 15:31 Binali Yıldırım; "21. yüzyıl Türklerin yüzyılı olacak" Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, Buğday Meydanı’nda meydana gelen yangının ardından bölge esnafını ve ardından Muharip Gaziler Derneği’ni ziyaret etti. Yıldırım gazilerin ziyaretinde açıklamalarda bulunarak "Türkiye dünden daha güçlü yarın daha da güçlü olacak!" dedi. TDP Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, Buğday Meydanı’nda meydana gelen yangının ardından bölgede incelemelerde bulundu. Yangında zarar gören iş yerlerini ziyaret eden Yıldırım, esnafla bir araya gelerek geçmiş olsun dileklerini iletti. Yangın sonrası yaşanan maddi kayıplar ve esnafın durumu hakkında yetkililerden bilgi alan Yıldırım, devletin her zaman vatandaşın yanında olduğunu vurguladı. Yıldırım, yaraların en kısa sürede sarıldığını ifade etti. Binali Yıldırım, Buğday Meydanı’ndaki ziyaretinin ardından Muharip Gaziler Derneği’ne ziyarette bulundu. Burada gaziler ile görüşen Yıldırım, gazilerin vatan için verdikleri mücadeleyi asla unutmadıklarını belirterek, "Gaziler gelecek için bir timsaldir, bir örnektir. Siz en zor zamanda en zor görevi ifa ettiniz. Türkiye dünden daha güçlüdür yarın bugünden daha da güçlü olacaktır. Türkiye sadece sınırlarımız içinde değil bölgemizde, dünyada da sözü dinlenen bir ülke halindedir. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde son 20 yılda ülkemiz hem kalkınma yolunda hem uluslararası saygınlık yolunda büyük mesafeler kat etti. Bundan sonra da kat etmeye devam edeceğiz. 21. yüzyıl Türklerin yüzyılı olacak bunun ayak seslerini görüyoruz, işitiyoruz" ifadelerine yer verdi.
Arnavutluk Eski Büyükelçisi Genji Mucaj’a Fahri Doktora Ünvanı
11 Haziran 2025 Çarşamba - 15:09 Arnavutluk Eski Büyükelçisi Genji Mucaj’a Fahri Doktora Ünvanı Arnavut Bir Diplomatın Gözünden Türkiye’nin Türk Dünyasındaki Yeri Konferansı ve Arnavutluk Eski Büyükelçisi Genji Mucaj’a Fahri Doktora Tevdi Töreni Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’nce (EBYÜ), Arnavutluk’un Eski Türkiye Büyükelçisi Genji Mucaj’a fahri doktora unvanı takdim edildi. Törende, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti eski Başbakanı Binali Yıldırım da yer aldı. Üniversitenin Prof. Dr. Erdoğan Büyükkasap Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen törene, (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım’ın yanı sıra, Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Milletvekili Süleyman Karaman, Belediye Başkanı Bekir Aksun, EBYÜ Rektörü Prof. Dr. Akın Levent, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Törende konuşan Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Arnavutluk’un Eski Türkiye Büyükelçisi Genji Mucaj’a fahri doktora unvanı verilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Siz de artık Erzincan’ın bir evladısınız" şeklinde konuştu. Eski Büyükelçi Genji Mucaj, katılımcılara hitap ederek; "Türkiye’nin en adanmış devlet adamlarından, vatan severlerinden, misyonerlerinden birinin adını taşıyan, seçkin bir kurum olan Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’nden fahri doktora unvanını büyük bir şükranla kabul ediyorum" dedi. Programda konuşan Binali Yıldırım ise "Arnavutluk’un önceki dönem Büyükelçisi bugün bizim memleketimizde misafirimiz. Büyükelçimize Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi, bir fahri doktora unvanı tevdi edecek. Aslında bu sadece bir fahri doktora unvanıyla sınırlı değil. Erzincan’a gelen büyükelçi aynı zamanda Erzincan’ımızın da hemşehrisi unvanına sahip olacak" diye konuştu. Programın devamında Arnavutluk’un Eski Türkiye Büyükelçisi Genji Mucaj’a Binalı Yıldırım ve EBYÜ Rektörü Prof. Dr. Akın Levent tarafından cübbe giydirilerek, fahri doktora unvanı belgesi takdim edildi.
Doğada bulunurken kene popülâsyonuna dikkat!
11 Haziran 2025 Çarşamba - 09:22 Doğada bulunurken kene popülâsyonuna dikkat! Havaların ısınmasıyla birlikte kenelerde çıkmaya başladı. Kene ısırması sonucu meydana gelebilecek Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının insan sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirtilerek vatandaşlar uyarıldı. Erzincan’da her yıl Toplum Sağlığı Merkezi personelleri tarafından, köylerde yaşayan vatandaşlara Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı hakkında eğitim verilerek, bilgilendirmeler yapılıyor. Sağlık ekipleri "Keneyi hafife almayın tedbiri elden bırakmayın" sloganıyla uyarılarda bulunarak şu bilgilere yer verdi: "Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi, keneler tarafından taşınan Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirüs grubuna ait bir virüsle oluşan ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve ağır vakalarda kanama gibi bulgular ile seyrederek ölümlere neden olabilen zoonotik (hayvanlardan insanlara bulaşan) karakterli bir enfeksiyon hastalığıdır. KKKA ilk olarak 12. yüzyılda Tacikistan’da tanımlanmıştır. Hastalık, keneler tarafından insanlara tutunmasını takiben idrarda, tükürükte, rektumda ve abdominal kavitede kan görülmesi ve vücutta yaygın kanamalarla tarif edilmiştir. 1944-45 yıllarında Rusya’nın Kırım bölgesindeki Batı Kırım steplerinde çoğunlukla ürün toplamaya yardım eden Sovyet askerleri arasında görülmüştür. Hastalığa Kırım Hemorajik Ateşi adı verilmiştir. 1956 yılında Zaire’de de ateşli bir hastadan Kongo virüsü tespit edilmiştir. 1969 ise Kongo virüs ve Kırım hemorajik ateşi virüslerinin aynı virüs olduğu belirlenmiş ve Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi olarak hastalık yeniden adlandırılmıştır. Hastalık ülkemizde ilk olarak 2002 yılında dikkatleri çekmiş ve 2003 yılında kesin tanısı konmuştur. KKKA vakaları, hastalığın başlıca bulaştırıcısı olan kenelerin aktifleştiği dönemden başlayarak ülkemizde bahar ve yaz aylarında görülmektedir. Hastalık ülkemizde bulaştırıcısı kene türünün yaşam alanlarıyla uyumlu bir şekilde görülmektedir. İlk kez Tokat ili ve civarında dikkatleri çeken Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakaları çoğunlukla İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yoğunlaşmaktadır. Etken Bunyaviridae ailesinden Nairovirus grubundan tek sarmallı RNA virüsü olan Crimean-Congo haemorrhagic fever virüsüdür. Hastalık ülkemizde başlıca hastalık etkenini taşıyan kenenin tutunması veya bununla temas sonucunda bulaşmaktadır. Ülkemizde hastalığın bulaştırıcısı asıl kene türü Hyalomma marginatum’dur. Bunun yanı sıra hastalık viremik dönemdeki hayvanların veya hasta kişilerin kan, doku, vücut çıkartılarına korunmasız temas sonucunda da bulaşabilmektedir. İnkübasyon süresi kene tutunmasından sonra genellikle 1-3 gün, en fazla 9 gün olabilmektedir. Enfekte kan, vücut sıvısı ve diğer dokularla temas sonrasında 5-6 gün; en fazla ise 13 gün olabilmektedir. Hastalığın tedavisinin esasını destek tedavisi seçenekleri oluşturmaktadır. Bu gün için hastalıktan korunmaya yönelik etkinliği kanıtlanmış bir aşı veya etkene spesifik bir ilaç bulunmamaktadır. Ülkemizde hastalığa karşı aşı geliştirme çalışmaları devam etmektedir. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının kontrolüne yönelik çalışmalar Bakanlığımız tarafından bir program dâhilinde yürütülmektedir. Kişisel korunma önlemlerinin alınması hastalığın kontrolü için ön planda olduğundan Bakanlığımızca vatandaşlarımızın hastalık ve korunma önlemleri konusunda bilgilendirilmesi ve toplumda farkındalık oluşturulması çalışmaları yoğun bir şekilde yürütülmektedir. Ülkemizde KKKA bahar aylarında görülmeye başlamakta olup yaklaşık %4-5 fatalite hızıyla seyretmektedir. Yıllar itibariyle vaka görülme durumlarına bakıldığında artış ve azalış eğilimlerinden bahsedilebilmekte olup en yüksek vaka 2009 yılında 1318 vaka olarak gerçekleşmiştir. Her ne kadar 2017 yılında 343 KKKA vakası tespit edilmiş olsa da ülkemizde hala önemini korumaktadır. Kırım Kongo Kanamalı Ateşinden korunmak için; Tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanları gibi kene yönünden riskli alanlara gidilirken, kenelerin vücuda girmesini engellemek maksadıyla mümkün olduğu kadar vücudu örten giysiler giyilmeli, pantolon paçaları çorapların içerisine sokulmalı ve ayrıca kenelerin elbise üzerinde rahat görülebilmesi için açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir. Kene yönünden riskli alanlardan dönüldüğünde kişi kendisinin ve çocuklarının vücudunda (kulak arkası, koltuk altları, kasıklar ve diz arkası dâhil) kene olup olmadığını kontrol etmeli, kene tutunmuş ise hiç vakit kaybetmeden çıplak el ile dokunmamak şartıyla vücuda tutunduğu en yakın yerden tutarak uygun bir malzeme ile (bez, naylon poşet, eldiven gibi) çıkarmalıdır. Kişi keneyi kendisi çıkaramadığı durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Kene ne kadar erken çıkarılırsa hastalığın bulaşma riskinin de o kadar azalacağı unutulmamalıdır. Hastalık hayvanlarda belirti göstermeden seyrettiğinden hastalığın sık olarak görüldüğü bölgelerde bulunan hayvanlar sağlıklı görünse bile hastalığı bulaştırabilirler. Bu sebeple hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya dokularına çıplak el ile temas edilmemelidir. Hastalığa yakalanan kişilerin kan, vücut sıvıları ve çıkartıları ile hastalık bulaşabildiğinden, hasta ile temas eden kişiler gerekli korunma önlemlerini (eldiven, önlük, maske v.b.) almalıdır. Kene tutunan kişiler, kendilerini 10 gün süreyle halsizlik, iştahsızlık, ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma veya ishal gibi belirtiler yönünden izlemeli ve bu belirtilerden bir veya bir kaçının ortaya çıkması halinde derhal en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmelidirler. Hastalığa sebep olan mikrobun taşıyıcısı, saklayıcısı ve bulaştırıcısı olan keneler uçmayan, zıplamayan, yerden yürüyerek vücuda tırmanan eklem bacaklı hayvanlardır. Vücuda tutunan veya hayvanların üzerinde bulunan keneler kesinlikle çıplak el ile öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır. Keneler üzerine sigara basmak, kolonya, gaz yağı gibi maddeler dökmek kenenin kasılmasına sebep olarak vücut içeriğini kan emdiği kişiye aktarmasına sebep olacağı için yapılmamalıdır."
Su hayattır, can almasın!
11 Haziran 2025 Çarşamba - 08:19 Su hayattır, can almasın! Yaz aylarının sıcak geçen günlerinde baraj, gölet ve sulama kanallarında boğulma oranının arttığına dikkat çeken yetkililer, pek çok kişinin yüksek ölüm riskine rağmen baraj, gölet hatta sulama kanallarına girmekten vazgeçmediğini belirttiler. Yurt genelinde sıcaklıkların artmasıyla birlikte serinlemek isteyen vatandaşlar deniz ve havuzlara koşarken, pek çok kişi yüksek ölüm riskine rağmen baraj, gölet hatta sulama kanallarına giriyor. Yaz aylarında özellikle çocukların tehlikeli bir oyun oynadığına dikkat çeken yetkililer, baraj, gölet ve sulama kanallarına girilmemesi hususunda uyarıda bulundular. Yapılan uyarıda, "Ne kadar yüzme bilinirse bilinsin; tatlı ve durgun su ile deniz suyunun özellikleri farklıdır. Bunu göz ardı eden onlarca çocuğumuz "ben yüzme biliyorum" diyerek 3-5 metrelik sulara korkusuzca giriyor. Ancak bilinmelidir ki baraj plaj değildir" denildi. Pek çok sulama kanalı ve göletin çevresinin korkuluklarla kapatılmasına rağmen; bazı noktalara ise uyarı levhalarının asıldığını belirten yetkililer, "Hazırlanan kamu spotları ile sık sık vatandaşımızı uyarıyor. Vatandaşımız da yaşanan acı olaylardan ders almalı; bilinçli olmalıdır. Özellikle aileleri uyarıyoruz. Çocuklarımıza sahip çıkalım, baraj, gölet ve sulama kanallarında ölüm oyunu oynamalarına artık izin vermeyelim" ifadelerine yer verdi. DSİ’den yapılan uyarı spotunda da, "Su hayattır, can almasın. Sulama kanalı, baraj ve göletler yüzmek ve serinlemek için bir oyun alanı değildir. Maksadı dışında kullanımı tehlikeli ve yasaktır. Bu tip girişimlere şahit olan vatandaşlarımızın ihlalde bulunan kişileri uyarması, sonuç alınamaması durumunda konunun güvenlik güçlerine iletilmesi hayati önem taşımaktadır." ifadelerine yer verildi.
Araçlarda bırakılan malzemeler yangına neden olabilir!
10 Haziran 2025 Salı - 12:25 Araçlarda bırakılan malzemeler yangına neden olabilir! Havaların ısınmayla birlikte araç içinde unutulan yanıcı özelliği taşıyan malzemelerin tehlike saçtığını belirten uzmanlar, sıcaklığa maruz kalan bazı ürünlerin patlama sonrası araçlarda yangın çıkarabileceği tehlikesine karşı uyarılarda bulundu. Yurt genelinde son günlerde etkili olan sıcaklıklara karşı uzmanlardan araçlar için uyarı yapıldı. Hava sıcaklıklarının artışı nedeniyle ısınan araçların içerisinde unutulan veya konulan yanıcı özelliği taşıyan ürünlerin tehlike saçtığı belirtildi. Uzmanlarca araç içerisinde unutulan çakmak, powerbank, parfüm ve pil gibi ürünlerin yangına neden olabileceği belirlendi. "Araçta bırakılan eşyalar yangına neden olabilmektedir" Yangınların özellikle sürücülerin kullandığı yanıcı, parlayıcı maddelerden çıktığını aktaran uzmanlar, "Araçta bırakılan eşyalar nedeniyle çıkan yangınlar özellikle sürücülerin kullandığı yanıcı, parlayıcı ve ateş yakmak maksadıyla kullanılan eşyalardan çıkmaktadır. Bunlar arasında çakmaklar, çakmak gazı, dolum tüpü, her türlü basınçlı deodorant kutusu ve alkollü parfümeri ürünler. Araçta şarja bırakılan piller, bataryalar, powerbank veya cep telefonu içindeki bataryalar ayrıca nadiren de olsa, mercek etkisi yapan gözlük camları, alkollü kolonya gibi her türlü yanıcı ve parlayıcı sıvılar gibi yine her türlü patlayıcı maddeler bulunmaktadır. Bunun yanında araçlarını yıl içerisinde yaptırılmadığında gazlı ve benzinli arabalardaki geçişlerde kullanılan hortumların zaman içerisinde yıpranması ve gaz kaçırmasıyla birlikte olabilen yangınlar meydana gelebiliyor. Bunlara kesinlikle dikkat edilmesi gerekiyor. Yanıcı ve parlayıcı ürünler sıcak havalarda araçta bırakılmaması gerekiyor. Özellikle bu son günlerdeki sıcaklarda araç içerisindeki sıcaklığın artmasıyla bu olumsuzlukların yaşanabileceğini göz ardı etmeden dikkat etmemiz gerekiyor. Bunlarla ilgili hassasiyetimizi korumamız gerekiyor. Lütfen araçlarımızda patlayıcı, parlayıcı, yanıcı malzemeleri bulundurmayalım, bırakmayalım, bunları unutmayalım. Dolayısıyla kendi güvenliğimiz açısından bu hususlara dikkat edelim diye burada bizim bir tavsiyemiz olacaktır. Bunun haricinde araçlarımızın da yıllık bakımlarını ihmal etmeyelim. Kusursuzca yaptıralım kesinlikle" ifadelerine yer verildi.
Gıda zehirlenmeleri sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte artıyor
10 Haziran 2025 Salı - 09:14 Gıda zehirlenmeleri sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte artıyor Dünya Sağlık Örgütü’ne göre her yıl 600 milyon kişi besin zehirlenmelerinden etkileniyor. Diyetisyen Ceren Demir, yaz aylarında sıcaklığın artması ile birlikte besin zehirlenmesi vakalarının artığını söyledi. Besinler aracılığı ile insan organizmasına taşınan bakteri, virüs, parazit, toksin ve kimyasal maddeler besin zehirlenmelerine neden olabiliyor. Artan sıcaklıkların etkisiyle birlikte yaz aylarında görülen besin zehirlenmesi vakaları ciddi oranda artıyor. Diyetisyen Ceren Demir, besin zehirlenmelerine sebep olan dört bakteri çeşidi olduğunu söyledi. Bunlardan ilki, en çok görülen bakteri çeşidinin "stafilokok". Bu bakterinin et, süt, süt ürünlerinde ve iyi yıkanmamış malzemelerden yapılan salatalarda ortaya çıktığını ifade eden Demir, bakterili besin alındıktan iki veya üç saat sonra zehirlenme belirtilerin başladığını ve vücutta kusma reaksiyonunun görüldüğünü söyledi. Bakteriler ölümcül zehirlenmelere neden olabiliyor Et, süt ve salatanın neden olduğu besin zehirlenmelerinde en çok görülen bir diğer bakteri türünün "shigella" olduğunu söyleyen Diyetisyen Demir, bu bakterinin neden olduğu zehirlenmelerde belirtilerin ortaya çıkma süresinin bir veya iki gün olduğunu belirtti. Diyetisyen Ceren Demir, "Bu bakteri bulantı, kusma, ateş, kramplar, karın ağrıları ve dışkıda kan şeklindeki belirtiler ile görülür" dedi. En ciddi ve ölümcül besin zehirlenmesine neden olan bakterilerden biri de "clostridium botilinum". Bu bakteri konservelerde, ette, sebze ve meyvede bulunabiliyor. Diyetisyen Ceren Demir, "Bu bakteri felç yapabilir, solunumu engelleyebilir ve ölümle sonuçlanabilir" dedi. Et tüketiminde dikkat edilmesi gerekenler Öncelikle fiyatı düşük diye nasıl ve nerden geldiği belli olmayan aynı zamanda da nasıl muhafaza edildiği bilinmeyen, denetlenmemiş ve de açık bir şekilde tezgahlarda satılan ürünlerin satın alınmaması gerektiğini söyleyen Diyetisyen Ceren Demir, et tüketecek kişilerin etleri standartlara uygun şekilde işletilen şarküterilerden alması gerektiğini belirtti. Güvenilir markaların paketli ürünlerinin de alınabileceğini söyleyen Demir, "Paketli ürün alırken de paketin hasar görmediğinden emin olun. Mutlaka etiket okuma alışkanlığı edinin. Üzerinde yazılı olan üretim ve son tüketim tarihlerini kontrol edin. Hayvanlardan geçebilecek hastalıklar nedeniyle sütü çiğ tüketmeyin" ifadesini kullandı. Besinleri koruma önerileri Besinlerin bozulmasını önlemek için en pratik yöntemin buzdolabında veya dondurucuda saklamak olduğunu söyleyen Diyetisyen Ceren Demir, pişmiş besinlerin hemen tüketilmeyecek ise iki saat içinde buzdolabına konulması gerektiğini söyledi. Buzdolabında olan ve tüketilmesi için çıkarılacak yemeğin, yetmiş derece üzerinde ısıtılması gerektiğini söyleyen Demir, aynı yemeğin tekrar tekrar ısıtılmaması gerektiğini kaydetti. Demir, "Dondurucudan çıkardığınız besinleri çözüldükten sonra tekrar buzluğa koymayın. Pişmiş yiyeceklerle çiğ yiyeceklerin birbirine temasından kaçının. Kişisel hijyeninize dikkat edin. Besin hazırlığını yapan bireylerin ellerini mutlaka sabunla en az iki dakika yıkamaları besin zehirlenmelerini önlemek açısından önemlidir. Ayrıca elinde kesikler veya açık yaralar bulunan kişilerin besin hazırlığı yapmamaları, zorunlu durumlarda ise bu yaraların hiçbir şartta besinlerle temas etmeyecek şekilde sararak mutlaka eldiven kullanmaları gerekmektedir" açıklamasını yaptı. Sebze ve meyveler iyice yıkandıktan sonra tüketilmeli Özellikle kişilerin çiğ et, yumurta veya kümes hayvanları gibi besinleri hazırladıktan sonra ellerini mutlaka iyice yıkaması gerektiğini söyleyen Demir, bu tür riskli besinler ile pişirilmeden tüketilecek sebze ve meyveleri hazırlarken ayrı doğrama tahtası ve bıçakların kullanılması gerektiğini belirtti. Demir sözlerine şöyle devam etti: "Sebze ve meyveler iyice yıkandıktan sonra tüketilmelidir. Besinlerinizin iyi piştiğinden emin olun. Yeterli süre ve sıcaklıkta pişmeyen yiyecekler zararlı bakterilerin sindirim sistemine taşınmasına yol açabilir. İshal ve kusma durumunda mutlaka dinlenmeli ve temiz su, ayran, maden suyu, şekersiz çay ile sıvı alımınızı artırmalısınız. İshaliniz varsa; pirinç lapası, yoğurt, muz, şeftali, haşlanmış patates tüketmelisiniz."