Yerel Haberler
Erzincan
23 Mart 2026 Pazartesi - 18:01 Erzincan’da kuzu telefleriyle ilgili numuneler laboratuvara gönderildi Erzincan’da bazı bölgelerde yeni doğan kuzuların kısa süre içinde telef olması besiciler arasında tedirginliğe neden oldu. Kemah ilçesine bağlı Oğuz köyünde küçükbaş hayvancılıkla uğraşan Orhan Küçükkaya, son iki hafta içinde 50’den fazla kuzusunun aniden telef olduğunu belirtti. Benzer vakalar Akyazı Beldesi ile Tercan ilçesine bağlı Gevenlik köyünde de görülürken, besicilerin cep telefonlarıyla kaydettikleri görüntüleri haber ajanslarıyla paylaştı. Bölgede hayvancılıkla uğraşan Abdullah Kaya, Mesut Doğan ve Cihan Boz, yeni doğan kuzuların bir kısmının kısa sürede telef olduğunu ifade ederek, yaşanan durumun nedenini belirleyemediklerini dile getirdi. Konuya ilişkin Erzincan Valiliğinden yapılan açıklamada, bazı basın yayın organları ve sosyal medyada yer alan iddialar üzerine kamuoyunun bilgilendirilmesi amacıyla açıklama yapılmasının gerekli görüldüğü bildirildi. Açıklamada, Erzincan İl Tarım ve Orman Müdürlüğü veteriner sağlık ekiplerince sahada incelemeler yapıldığı, kuzu ölümleriyle ilgili alınan numunelerin analiz edilmek üzere Erzurum Veteriner Kontrol Enstitüsüne gönderildiği belirtildi. İlk değerlendirmelere göre herhangi bir salgın hastalık belirtisine rastlanmadığı aktarılan açıklamada, il genelinde yapılan kontrollerde münferit kayıplar dışında toplu hayvan ölümlerinin görülmediği kaydedildi. Laboratuvar sonuçlarının beklenmesinin önemine işaret edilen açıklamada, elde edilecek bulgular doğrultusunda gerekli önlemlerin hızla alınacağı ve üreticilerin bilgilendirileceği ifade edildi. İl ve ilçe tarım ve orman müdürlüklerince saha çalışmalarının sürdüğü, üreticilerle koordineli şekilde kontrollerin devam ettiği bildirildi.
Ergan Kayak Merkezi gözetim altında: Güvenlik tedbirleri en üst düzeyde tutuldu
04 Şubat 2025 Salı - 10:15 Ergan Kayak Merkezi gözetim altında: Güvenlik tedbirleri en üst düzeyde tutuldu Ergan Dağı Kış Sporları ve Doğa Turizm Merkezi’nde, kayakçıların güvenliği için 44 hareketli kamera ile sürekli izleme sistemi kuruldu. Erzincan Vali Yardımcısı ve İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mehmet Emre Canpolat, Ergan Dağı Kayak Merkezi’nde yapılan iyileştirmeler ve yenilikler üzerine açıklamalarda bulundu. Ergan Kayak Merkezi’nde kayakçılara yönelik Türkiye’de ender görülebilecek bir güvenlik tedbiri aldıklarını belirten Mehmet Emre Canpolat, "Zirveden başlayıp sıfır noktasına kadar kayacak kayakçıların, sisli havalarda kaybolma, sakatlanıp da iletişim kuramama durumunda kameralarla izlenip bulunabilmeleri açısından 11 direğe toplam 44 kamera yerleştirmiştik. 3 bin metrede kayarak aşağı inenlerin kaybolma ihtimali yok, pistlerde her 300 ve 400 metrede bir yaklaşık dört kamera ile tepe göz kamerası ile takip ediliyorsunuz. Bu da Türkiye’de yapılan projeler arasında ender görülebilecek bir şey, çok da faydalı olduğunu düşünüyoruz." şeklinde konuştu. Öte yandan Ergan Dağı Kayak Merkezinin, 2023 yılının ikinci yarısından itibaren yapılan büyük yatırımlarla önemli bir konuma geldiğini kaydeden Canpolat, "Günübirlik tesislerimiz, konaklama alanlarımız, restoranlarımız, teleferik, gondol, telesiyej, yürüyen bantlar, yeni pistler ve organizasyonlar ile sezona güçlü bir başlangıç yaptık. Şu an itibariyle bir milyon turist civarındayız. Bu dönemde karşıladığımız bir milyon turist ile sezonun sonuna kadar, Ergan Dağı’nı yaklaşık 1 buçuk milyon turistin ziyaret etmesini bekliyoruz" dedi. Ergan’da 5 yıldızlı otel yapılacak! Açıklamalarında yeni bir otel ihalesi gerçekleştirildiğini ifade eden Canpolat, Mart ayında 5 yıldızlı otelin temeli atılacağını duyurdu.
Her kişinin yaşadığı deneyim farklı olabilir, ancak kanserle mücadele eden herkes bir şekilde birbirine bağlıdır
04 Şubat 2025 Salı - 10:07 Her kişinin yaşadığı deneyim farklı olabilir, ancak kanserle mücadele eden herkes bir şekilde birbirine bağlıdır 4 Şubat Dünya Kanser Günü münasebetiyle Erzincan İl Sağlık Müdürlüğünden yapılan paylaşımda Dünya Kanser Gününe dikkat çekildi. 4 Şubat Dünya Kanser Gününün, gerek kanser konusunda farkındalığı ve eğitimi artırarak gerekse dünyanın her yerindeki hükümetler ile bireyleri hastalığa karşı harekete geçmeye zorlayarak her yıl milyonlarca önlenebilir ölümün önüne geçmeyi amaçladığı kaydedildi. Yapılan paylaşımda Dünya Kanser Günü ile ilgili şu ifadelere yer verildi; "Dünya Kanser Günü; yankı uyandırmayı, değişim aşılamayı ve farkındalık günü ile sınırlı kalmayarak daha sonraki günlerde de sürdürülecek bir eylemi harekete geçirmeyi amaçlayan bir kampanyadır. 2025-2027 Dünya Kanser Günü teması "Benzersizliğimizle Biriz" olarak belirlenmiştir. Bu tema ile anlatılmak istenen, her bireyin kanserle olan mücadelesinin farklı ve benzersiz olduğu, ancak bu benzersizliklerin aslında birleştirici bir güce sahip olduğudur. Yani, her kişinin yaşadığı deneyim farklı olabilir, ancak kanserle mücadele eden herkes bir şekilde birbirine bağlıdır. Bu bağ, insanların yaşadıkları farklılıklar yerine, ortak insani duygular, dayanıklılık ve umut etrafında birleşir. Her bireyin hikayesinin kendine özgü olduğu vurgulanırken, aynı zamanda bu hikayelerin insanları bir araya getirerek, empati ve destek olduğunu anlatılması hedeflenmektedir. Kanser başlıca; tütün kullanımı, yüksek beden kütle indeksi (fazla kilolu ya da şişman/obez olma), meyve ve sebzeden fakir beslenme, yetersiz fiziksel aktivite ve alkol tüketimi gibi beş davranışsal ve beslenme ile ilgili risk faktöründen kaynaklanmaktadır. Günümüz şartlarında kanserlerin yaklaşık üçte birinin, risk faktörlerinden kaçınma ve mevcut kanıta dayalı önleme stratejilerinin uygulanması yoluyla önlenebilir durumda olduğu bilinmektedir. Ayrıca, erken tanı konmuş ve uygun şekilde tedavi edilmişse birçok kanserin iyileşme ihtimalinin de yüksek olduğu unutulmamalıdır. Kanser hem dünyada hem ülkemizde ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer almaktadır. Dünyada ve ülkemizde yaklaşık her 6 ölümden birinin, kanser nedeniyle gerçekleştiği görülmektedir. Dünyada her yıl yaklaşık 19.9 milyon kişi kansere yakalanmakta, 9.7 milyon kişi ise kanser nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Benzer seyir devam ettiği takdirde, 2040 yılında 30 milyon yeni vaka ortaya çıkması beklenmektedir. En sık görülen kanser türleri sırası ile akciğer, meme, kolorektal, prostat, mide olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kanser türleri ülkemizde de ilk sıralarda yer almaktadır. Türkiye Kanser İstatistikleri Raporuna göre, bir yıl içerisinde 223 bin kişiye kanser tanısı konulmuştur. Erkeklerde kanser görülme sıklığı kadınlara göre daha fazladır.(Erkeklerde yüz binde 264,9, kadınlarda yüz binde 193,4). Bu sıklıklar yaş ilerledikçe artmaktadır. Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü gibi kanser alanında yoğun çalışmaları bulunan uluslararası saygın kuruluşlar kanserleri önleme yolunda kişilere şu risk faktörlerinden kaçınma çağrısında bulunmaktadır: Sigara ve dumansız tütün ürünlerini de içeren tütün kullanımı Fazla kilolu veya obez olmak Düşük meyve ve sebze alımını içeren sağlıksız beslenme Fiziksel aktivite eksikliği Alkol kullanımı Cinsel yolla bulaşan Human Papilloma Virus (HPV) enfeksiyonu Hepatit veya diğer kanserojen enfeksiyonlara maruziyet İyonlaştırıcı ve ultraviyole radyasyon maruziyeti Kentsel hava kirliliği Katı yakıt kullanımından kaynaklanan iç mekân dumanı Kansere yol açabileceği kanıtlanmış risk faktörlerinin farkına vararak, bunlardan korunmada bireysel ve toplumsal temelde yapılacaklar konusunda bilgilenerek, önleme çabalarını kararlılıkla sürdürerek, ileri dönemlerde daha büyük bir toplumsal yük haline gelmesi beklenen kanserle mücadelede önemli kazanımlar elde edileceğine şüphe yoktur. Kanser hastalıklarının her bir tipinin kendine göre etyolojisi, risk faktörleri, tanı ve tedavi yöntemleri vardır. Bu yüzden erken tanı ve tarama stratejileri de kanser tiplerine göre değişmektedir. Bazı kanser tipleri için tarama önerilirken bazı kanser tipleri için önerilmemektedir. Dünya Sağlık Örgütü; meme, rahim ağzı ve kalın bağırsak kanserlerinde vakaların erken evrelerde yakalanmasına yönelik toplum tabanlı tarama programları önermekte ve bu çalışmaların bütüncül bir kanser kontrol programının parçası olması gerektiğini belirtmektedir. Ülkemizde DSÖ önerileri doğrultusunda 2008 yılından itibaren kayıt, önleme, tarama ve tedavi çalışmalarını bir arada barındıran Ulusal Kanser Kontrol Programı kapsamında; meme, kalın bağırsak ve rahim ağzı kanserleri için, toplumun kaynaklarına ve hastalık yüküne uygun olarak tarama programları yürütülmektedir. Ülke genelinde kanser taramaları; Birinci Basamak ve 2.-3. Basamak Sağlık Kuruluşlarında, toplum tabanlı ve fırsatçı taramalar şeklinde yapılmaktadır. Kırsal ve dezavantajlı gruplarımıza illerimizdeki mobil tarama araçları ile de tarama hizmeti verilmektedir. Ülkemizde yürütülen Ulusal Kanser Tarama programında, Meme kanseri taraması; 40-69 yaş arasındaki kadınlara yılda bir kez klinik meme muayenesi yapılmakta, 2 yılda bir mamografi çekilmektedir. Rahim ağzı kanseri taraması; 30- 65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir HPV-DNA testi ile yapılmaktadır. Kalın bağırsak kanseri taraması; 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklere 2 yılda bir Gaitada Gizli Kan Testi (GGK) yapılmakta, 10 yılda bir de kolonoskopi önerilmektedir. Tarama sonrasında pozitif ya da şüpheli bulunan kişiler Teşhis Merkezi olarak belirlenmiş olan ikinci, üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına yönlendirilmekte ve ileri tetkikleri yapılmaktadır. Teşhis ve tedavi hizmetleri ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşları tarafından yapılmaktadır. Ulusal Kanser Tarama Programları hakkında daha detaylı bilgi Kanser Dairesi Başkanlığına ait web sitesinde mevcuttur. Ayrıca buradan "Hangi Tarama Bana Uygun?" uygulaması ile hangi kanser türünde tarama yaptırabileceğiniz konusunda bilgi edinilebilmektedir. Ülkemizde hem taramaları artırmak hem de sağlık okur yazarlığı konusunda vatandaşlarımızı bilgilendirmek üzere 81 ilde kanser farkındalık çalışmaları yapılmaktadır. Kanser Taramalarınızı Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), İlçe Sağlık Müdürlükleri, Toplum Sağlığı Merkezleri (TSM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) ve Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) ücretsiz olarak yaptırabilirsiniz."
Erzincan’da modern tarımla domates hasadı başladı
03 Şubat 2025 Pazartesi - 20:36 Erzincan’da modern tarımla domates hasadı başladı Erzincan’da ağır kış şartlarına rağmen seralarda sebze üretimine devam ediliyor. Hava sıcaklıklarının eksi 15 derecelere kadar düştüğü Erzincan’da jeotermal ısıtmalı seralarda üretim aralıksız sürdürülüyor. Ekşisu bölgesinde geçtiğimiz yıl kurulan özel sektöre ait jeotermal seralarda domates hasadı başladı. Jeotermal seralarda üretilen domatesler hem yurt içine hem de yurt dışına satılıyor. Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürü Alper Koçaker, Ekşisu ve Akyazı bölgelerinde domates ve marul üretiminin yapıldığı seralarda incelemelerde bulundu. Firma yetkililerden üretimler hakkında bilgi alan İl Müdürü Koçaker, Ocak ve Şubat aylarında bölgede sebze üretimi yapılıyor olmasının önemine değindi. Tarım ve Orman İl Müdürü Alper Koçaker, serada yaptığı açıklamada; "Erzincan ülkemizin en soğuk iklim kuşağında yer alıyor ancak görüyoruz ki sahip olduğu avantajı da iyi değerlendiriyor. Ocak, Şubat aylarında özellikle geceleri hava sıcaklıkları eksi 15 derecelere kadar düşüyor. Ancak Erzincan Ekşisu bölgesinde bulunan jeotermal enerji kaynaklarını en iyi şeklide değerlendirerek kış aylarında sebze üretimi yapıyor. Üretilen domateslerin hem yurt için satılması hem de yurt dışına ihraç edilmesi son derece önemlidir. Bu durum gösteriyor ki Erzincan’da önemli bir seracılık potansiyeli var" şeklinde konuştu. Üreticilerle işbirliği içerisinde söz konusu potansiyeli daha da geliştirerek bölgeyi seracılık üssü haline getirme noktasında çalışmaya devam edeceklerini ifade eden Koçaker, "Akyazı Mahallemizde genç bir ziraat mühendisi arkadaşımız marul üretimi yapıyor. Biz bu üretimlerle ve başarılı çiftçilerimizle gurur duyuyoruz. İnşallah önümüzdeki yıllarda bu üretim potansiyelini daha da artırarak hem Erzincan’a hem de ülkemize katma değer sağlamaya devam edeceğiz" diye konuştu.