Yerel Haberler
Erzincan
Sahurdan hemen sonra yatmak reflü ataklarını tetikleyebilir
10 Mart 2024 Pazar - 10:53 Sahurdan hemen sonra yatmak reflü ataklarını tetikleyebilir Ramazan ayına sayılı saatler kala iftarda ve sahurda fazla yemek yenmesinin ve sahurda yemekten hemen sonra yatılmasının reflü ataklarını tetikleyeceği uyarısında bulunan Gastroenteroloji Uzm. Dr. Sibel Tetik, midelerinde gastrit veya ülser sorunu olanların oruç tutmaya başlamadan önce tedavilerini tamamlamasını tavsiye etti. Ramazan’da öğün aralarının oldukça uzadığına dikkat çeken Gastroenteroloji Uzm. Dr. Sibel Tetik, bu durumun mide rahatsızlıkları olanlarda hastalıkları tetiklediğini belirtti. Özellikle mide ve onikiparmak bağırsağı ülseri olanlar, kan sulandırıcı ve romatizma ilaçları kullanan hastaların, mide rahatsızlıkları ve mide kanaması riski açısından dikkatli olması gerektiğinin altını çizen Tetik, “Bu kişilerin Ramazan ayını herhangi bir mide rahatsızlığı yaşamadan sağlıkla geçirmeleri için bir uzmana danışmalarında fayda vardır. Özellikle yaşlı, kronik hastalığı nedeniyle sık ilaç kullanması gerekenler, beslenme problemi olanlar, hamileler, çocuklar, sık yemek yemesi gerekenler, mide ameliyatı geçirenler, yakın zamanda ülseri olanlarda uzun süreli açlık dönemlerinde istenmeyen sağlık problemleri oluşabilir. Bu tür problemleri olan kişilerin oruç tutma konusunda uzman doktora danışmaları önerilir” dedi. “Çok ve hızlı yemek hazımsızlığa yol açıyor” Oruç tutarken mide rahatsızlığı geçirme riski en yüksek olan kişilerin gastrit, ülser ve reflü hastalığı olanlar olduğunu vurgulayan Tetik, şu uyarılarda bulundu: “İftarda ve sahurda fazla yemek yenmesi, sahurda yemekten hemen sonra yatılması, reflü ataklarını tetikleyebilir. Ayrıca uzun süren açlık sonrasında zamanla sindirim sisteminin hareketleri de azalmaktadır. Bu nedenle iftarda hızlı ve fazla yemek karında şişkinliğe, hazımsızlığa yol açabilmektedir. Midelerinde gastrit veya ülser sorunu olanların oruç tutmaya başlamadan önce tedavilerini tamamlamaları tavsiye edilmektedir. Mide yakınmaları hafif boyutta olan kişilerin, diyet ve ilaç gibi önlemlerle oruç tutmasında bir sakınca görülmemektedir. Kronik hastalığı, geçirilmiş ülseri veya mide kanaması olanların ise Ramazan öncesinde bir uzmana başvurarak gereken önlemler almaları, gerekiyorsa bu süreci ilaç tedavisi ile desteklemeleri gerekmektedir. Henüz tedavisi süren ülser hastaları, yeni geçirilmiş mide kanaması, mide kanseri, ciddi reflü hastalığı veya çeşitli mide hastalıkları nedeniyle beslenme güçlüğü olanların oruç tutmaları ise sağlık açısından sakıncalı olabilmektedir.” “İftara çorba ile başlayın” İftara çorbasız başlanmaması gerektiğini de sözlerine ekleyen Tetik, özellikle sebze ve yoğurtlu çorbaların hem sindirimi kolaylaştırdığını hem de doygunluk hissi vereceği için fazla ve ağır yemek yemeyi engellediğini belirtti. Doyma hissinin ilk lokmadan 13 dakika sonra beyne ulaştığına dikkat çeken Sibel Tetik, bu yüzden çorbadan ana yemeğe geçmeden önce 3-4 dakika ara verilmesini önerdi. Oruç döneminde mide ve bağırsak sistemi istirahate çekilir “Oruç döneminde mide, bağırsak sistemi istirahate çekilir. Bir ay süresince bu sistem kendini yeniler ve organize eder. Diğer zamanlarda çokça tüketilen sigara, alkol gibi zararlı maddelerin daha az alınması da bu sistemin yenilenmesini hızlandırır. Bu da direkt olarak mide, bağırsak ve karaciğeri hem dinlendirir, hem de kendilerini yenilemelerine fırsat verir” diyen Tetik, sağlıklı bir Ramazan geçirmek adına yapılması gerekenler hakkında önerilerini ise şöyle sıraladı: “Kabuklu meyve tüketmek hem tokluk hissini artırır hem de vitamin desteği sağlar. Böylece bağırsakların çalışmasına da yardımcı olur. İftarda uzun süreli açlık sonrası hızlı ve çok yemek yemenin sağlık için tehlikeli olduğu unutulmamalıdır. Gıdaların yavaş ve iyice çiğnenerek yutulması, daha az gıda ile doymayı sağlamaktadır. İftardan 1-1.5 saat geçtikten sonra 45-60 dakika boyunca tempolu bir şekilde yürüyün. Bu metabolizmanızın yavaşlamasını engeller. Böylece hem formunuz hem de sağlığınızı korumuş olursunuz.” Sahurda aşırı yağlı, tuzlu, şekerli ve unlu gıdalardan uzak durulmalı Tetik, sahur sofrasında bulunması gerekenler hakkında ise şu bilgileri paylaştı: “Sahurda süt, yumurta, domates, salatalık, yeşil sebzeler ve tercihen tam buğday unundan yapılmış ekmekten oluşan hafif bir kahvaltı yapılması ya da çorba, sebze ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir öğün tercih edilmesi gerekir. Tıka basa doymadan sofradan kalkılmalıdır. Özellikle koroner arter hastalığı ve hipertansiyonu olan hastalar hamurlu, tuzlu ve kızartma türü yiyeceklerden uzak durmalılar. Vücut direncini artırmak ve vücuda yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için sebze ve meyvelerin sık tüketilmesi gerekir. Aşırı yağlı, tuzlu, şekerli ve unlu gıdalardan uzak durulmalıdır. Özellikle sahur yapılması ihmal edilmemelidir. Ramazan’da uzun saatler susuz kalınacak olması nedeniyle vücuttaki su ve mineral kaybı artar. Kaybın yerine konulması için iftardan itibaren sahur sonuna kadar ayran, taze sıkılmış meyve ve sebze suları gibi bol sıvı ve su alınması çok önemlidir. Susama hissi olmasa bile özellikle yeterli sıvı alımına dikkat edilmelidir. Terle kaybedilen su ve minerali azaltmak için günün sıcak saatlerinde güneşte kalmamaya, gereksiz ve aşırı efor sarf etmemeye dikkat edilmelidir.”
Ramazan ayının vazgeçilmezi hurma tezgâhlarda
10 Mart 2024 Pazar - 10:50 Ramazan ayının vazgeçilmezi hurma tezgâhlarda Ramazan ayı ile özdeşleşmiş hurma tezgahta yerini aldı. On bir ayın sultanı olan Ramazan ayı ile özdeşleşmiş hurma, Erzincan’daki çarşı ve pazarlarda yerini aldı. Kilosu 70 ile 300 lira arasında değişen 15 çeşit hurma tezgahları süslüyor. Doyuruculuğu ve besleyiciliğinin yanında Ramazan ayına özgü olması nedeniyle ayrı bir önemi olan hurmaya vatandaşlar ilgi gösteriyor. Ramazan ayında hurmaya olan talebin arttığını söyleyen esnaf Mustafa Yetim, “Hurma her derde devadır. Hurma, şeker hastalığına da iyi gelir, her derde deva olan bir üründür. Mübarek ayın hurmasını 12 ay boyunca satıyoruz. Geleneklerimizden dolayı babalarımızdan ve dedelerimizden gördüklerimizi biz de devam ettiriyoruz. Ramazan’da sofralarda iftarı açmadan önce sofralarımızda bulunuyor” dedi. Ucuz hurmanın kalitesi kötü değil Tezgahlardaki hurma fiyatlarının kalitesinden ziyade geldikleri yere göre değiştiğini ve uzak mesafeden gelen hurmanın maliyetinin daha fazla olduğunu söyleyen Mustafa Yetim, “Ramazanların vazgeçilmezi, sofraların bereketi hurma tezgahlara indi. Hurma fiyatları 70 liradan 300 liraya kadar çıkıyor. 70 liralık hurmanın kalitesinin düşük olduğu anlamına gelmez. 300 liralık hurmanın geldiği yer biraz uzun ve meşakkatli olduğu için fiyat biraz daha pahalı. 70 liralık hurma da daha yakın mesafeden geldiği için fiyat biraz daha düşük tutuldu. Bu ramazan geçen ramazan olduğu gibi hurma fiyatları biraz daha arttı. Ama biz kâr marjımızı azaltarak hurma fiyatlarını düşürdük. Vatandaşın alım gücü buna yetsin. Hurmaya rağbetin ilerleyen günlerde de artacağını düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.
Erzincan’da iftar sofralarının vazgeçilmez lezzeti: “Kesme kadayıf tatlısı”
10 Mart 2024 Pazar - 10:47 Erzincan’da iftar sofralarının vazgeçilmez lezzeti: “Kesme kadayıf tatlısı” Erzincan’ın yöresel tatlıları arasında yer alan ve coğrafi işaretli Erzincan kesme kadayıf tatlısı, Ramazan ayında yoğun talep görüyor. 2021 yılında "Erzincan kesme kadayıfı" ismiyle Türk Patent ve Marka Kurumunca tescillenen ve Mahreçli Coğrafi İşaret Belgesi alan tatlı, yörenin asırlık lezzetleri arasında yer alıyor. Asırlardır sofraları süsleyen tatlı Ramazan ayında iftardan sonra olmazsa olmazlardan. Yöre insanı tarafından üretilen tereyağı, süt, şeker ile yoğrulan hamur, yufka haline getirildikten sonra elde bıçakla kesilerek tel tel haline getiriliyor. Daha sonra, bakır tepsiye konulan kadayıfın üzerine yine bölgede yetişen cevizlerden bolca bırakılan kadayıf, tereyağı sürüldükten sonra fırında kısık ateşte pişiriliyor. Şerbetli olmasına rağmen tüketiciler tarafından hafif bir tatlı olduğu söylenirken özellikle iftardan sonra yenildiğinde rahatsız etmediğini ifade ediyor. Erzincan’da uzun yıllardır kadayıf üreticiliği yapan Fatma Ballı, 3 kişi başladıkları işletmede 40 kişi çalıştıklarını, tescil almak için de uzun uğraş verdiklerini anlatarak, “2005 yılında bu işe girdik eşimle beraber. O zaman 3 kişiydik, şimdi 40 kişiyiz. Erzincan’ın tanınmış ürünü kesme kadayıfı üretiyoruz. Ramazan ayı geldi ve üretimimiz daha fazla arttı. İftar sofralarının vazgeçilmezi kesme kadayıf üretiyoruz. 2019 yılında kadayıfa tescil için başvuruda bulunduk. 2021 yılının mayıs ayında bize cevap geldi ve Erzincan’ın tescilli ürünü oldu” dedi. ‘Dökme kadayıf gibi yapılmıyor’ Kesme kadayıfın tarifi hakkında İHA muhabirine bilgi veren Ballı, “Hamurunda diğer kadayıflar gibi değil de farklılığı; içerisinde süt, yağ, yumurta, karbonat, sirke ile yoğuruyoruz. Daha sora açıp kesiyoruz. Diğer dökme kadayıflar gibi değildir. Biraz meşakkatlidir. Daha sonra tepsiye tere yağı ile yayıp cevizle süsleyip ikram ediyoruz” diye konuştu. ‘‘Ramazan ayında üretim hızlandı, bayrama yakın yoğunluk artar’ Üretici Fatma Ballı, Ramazan ayının gelmesiyle birlikte üretimin hızlandığını bayrama yakın daha da artacağını belirterek, “Ramazan ayında daha fazla iftar sofralarını süslüyor. Bayrama yakın daha fazla insanlar birbirlerine ikram ettiği için yoğunluğumuz daha fazla olacak” ifadelerini kullandı.
Erzincan’da Ramazan alışverişi hareketliliği
10 Mart 2024 Pazar - 10:42 Erzincan’da Ramazan alışverişi hareketliliği Erzincan’da Ramazan ayı dolayısıyla oluşan hareketlilik, esnafa can suyu oldu. Erzincan merkezde Ramazan yoğunluğu yaşanıyor. İftar ve sahur sofraları için hazırlıklarını sürdüren vatandaşlar, özellikle pazar yerlerini hareketlendirdi. Yaşanan yoğunluk kent esnafının yüzünü güldürürken, tezgahlarda özellikle komposto malzemeleri, kahvaltılıklar, hurma, kuruyemiş ve meyve çeşitleri ilgi görüyor. Özellikle kahvaltıda sık tüketilen tulum peynirinden vazgeçemeyen vatandaşlar, tuzlu olmasına rağmen sahurlarda tüketilen peynirin tokluk hissi verdiğini ileri sürüyor. “Bu ay bereketli bir aydır” Konuya ilişkin konuşan Ahmet Erdoğan isimli esnaf, 11 ayın sultanı Ramazan ayının geldiğini belirtti. Erzincanlılar kahvaltıda olduğu gibi sahurda da tulum peyniri tükettiğini ifade eden Erdoğan, “Tulum peyniri tuzlu olduğu için iftara kadar susatıyor ama tokluk hissi de veriyor. Bunun yanında sahurda tahin içerisine pekmez karıştırılırken, kimi vatandaş ise tahin içerisinde bal karıştırıyor. Ancak biz ballı tahinin tüketilmesini tavsiye ediyoruz. 11 ayın ardından bu ayı dolu dolu geçiriyoruz. Bu ay bereketli bir aydır. Hamdolsun işlerimiz iyi, inşallah daha da iyi olacaktır” dedi. Eski Ramazan aylarını özlediklerini kaydeden Ali Uysal isimli bir diğer esnaf da vatandaşın kahvaltılık ürünlere rağbet ettiğini kaydetti.
Huzur Erzincan projesi, 15 Mart’ta başlıyor
09 Mart 2024 Cumartesi - 12:44 Huzur Erzincan projesi, 15 Mart’ta başlıyor 2023 yılı ‘Türkiye Silahlı Şiddet Haritası’ raporuna göre silahlı şiddet olaylarının en az yaşandığı il olan Erzincan’da, Huzur Erzincan projesi 15 Mart’ta başlıyor. 7 ana alanda önleyici tedbirlerle suç oranlarını minimuma indirmeyi hedefleyen Huzur Erzincan projesiyle ilgili Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, şöyle konuştu: “Yenilikçi bir adım ile Erzincan’da toplumsal huzuru daha da sağlamlaştırmak için değerli bir yolculuğa çıkıyoruz. Huzur Erzincan projemiz, 15 Mart’ta başlıyor. 7 ana alanda önleyici tedbirlerle suç oranlarını minimuma indirmeyi hedefliyoruz. Bu anlamlı yolculukta, önleyici tedbirlerle, her Erzincanlının gayreti, desteğiyle şehrimizi daha güvenli ve huzurlu bir yuva haline getirmek için çalışacağız. Toplumun her kesimini birleştiren bu çabaya siz de katılın. Huzur Erzincan için birlikte adım atalım. Erzincan için el ele güvenlik ve huzur da birleşelim. Her köşe her an güvenli. Her birimiz bilinçli ve hazırlıklı. Suçlara karşı birlikte güçlüyüz. Huzur için Erzincan yolumuzda eminiz. Trafikte saygı, doğada koruma, gençlerimizde gelecek. Huzur için Erzincan’la mümkün. Birlikte daha güvenli daha huzurlu bir Erzincan için adım atıyoruz. Çünkü biz bir şehirden daha fazlasıyız. Biz büyük bir aileyiz. İl Emniyet Müdürlüğümüz, İl Jandarma Komutanlığımız ve diğer paydaşlarımızla Huzur için Erzincan projesiyle güvenliği her yerde hissettirecek toplumsal bilinci artıracak adımlar atıyoruz. Önleyici tedbirlerimiz ve bilgilendirici faaliyetlerimizle şehrimizi daha da güvenli bir yer haline getirmeyi hedefliyoruz. Gençlerimizin ve çocuklarımızın korunması, trafik güvenliğinin artırılması ve siber güvenlik bilincinin yükseltilmesi nu sürecin önemli parçalarından. Projemizin başarısı için her bir Erzincanlının desteğine ve katılımına ihtiyacımız var. Sizleri de bu önemli harekete davet ediyoruz. Birlikte daha da güçlüyüz. Birlikte emniyetteyiz. Erzincan’ın huzur ve güvenin simgesi haline getirmek için hep birlikte çalışıyoruz.”
Prof. Dr. Kafkasyalı tarafından Geçmişten Günümüze Türk Kadını konferansı verildi
09 Mart 2024 Cumartesi - 11:07 Prof. Dr. Kafkasyalı tarafından Geçmişten Günümüze Türk Kadını konferansı verildi 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında EBYÜ’de “Geçmişten Günümüze Türk Kadını” konulu konferans düzenlendi. EBYÜ Eğitim Fakültesi Mavi Konferans Salonu’nda gerçekleşen ve Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Kafkasyalı tarafından düzenlenen konferansa Rektör Prof. Dr. Akın Levent ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. A. Ercan Ekinci, çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programda tarihçi, yazar ve akademisyen olan Prof. Dr. Ali Kafkasyalı, Türk kadınının geçmişten günümüze sosyokültürel hayatını, yaratılış özelliklerinin kültür ve medeniyet dairesindeki etkileşimini ve farklı medeniyetlerle olan ilişkisini dört başlık altında incelemek gerektiğini belirtti. Kafkasyalı, Türk toplumunda kadının değerine vurgu yaparak Kül Tigin Abide’sinden ve Mete Han’a atıfta bulunarak, Mete Han’ın Çin’i fethetme amacıyla yola çıktığında eşinin de yanında olduğunu, tarihte bilinen ilk Türk kadın hükümdar Tomris Hatun’un Pers İmparatorluğuna karşı savaş yönettiğini ve ordusunun çoğunun kadınlardan oluştuğu bilgisini aktardı. Türk tarihinde kadının yerinden, tarihteki ilk kız okullarından, kadınların okumasına kadar birçok konuya değinen Kafkasyalı, Cumhuriyet kazanımlarının da kadınların eğitiminden sosyal alana kadar her alanda önünü açtığına dikkat çekti. Konferansın sonunda konuşma yapan Rektör Prof. Dr. Akın Levent; “Öncelikle, Kadınlar Günü’nü tebrik ediyorum; ancak belirtmeliyim ki Kadınlar Günü’nün sadece bir gün olmaması gerektiğini düşünüyorum. Kadınlar Günü vesilesiyle Türkiye’de birçok etkinlik düzenleniyor. Prof. Dr. Ali Kafkasyalı hocamızda konuyu farklı bir açıdan ele aldı ve bize ilginç bir perspektif sundu. Bu yaklaşımı için kendisine teşekkür ederim. Tabii ki, kadın konusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anmadan ele alınamaz. Bu vesile ile O’nu ve silah arkadaşlarını rahmetle anıyoruz, Ali Kafkasyalı Hocamıza da tarihi kadınlar üzerinden okuyan bu değerli sunumu için teşekkür ediyoruz” dedi.
EBYÜ’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Paneli
09 Mart 2024 Cumartesi - 10:59 EBYÜ’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Paneli EBYÜ Kadın ve Aile Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi (EBYÜKAM) tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle Kadın Girişimcilerin Hayat Hikâyeleri konulu paneli yapıldı. Eğitim Fakültesi Mavi Salon’da gerçekleşen panele Rektör Prof. Dr. Akın Levent, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. A. Ercan Ekinci, Prof. Dr. Adem Başıbüyük, Prof. Dr. Çağrı Çırak, EBYÜKAM Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Kader Polat, akademik ve idari personel ve çok sayıda öğrenci katıldı. Moderatörlüğünü Doç. Dr. Yusuf Keskin’in yaptığı panelde Mine Sarıgül, Sultan Akbaş, Merve Cahyir konuşmacı olarak yer aldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunmasının ardından başlayan panelin açılış konuşmasını EBYÜKAM Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Kader Polat yaptı. Polat, kadınların iş hayatındaki önemine ve kadın istihdamına vurgu yaparak, “Kadınlarımızı liderlik pozisyonlarında ve karar alma mekanizmalarında görmek için daha çok yol almamız gerektiğinin farkındayız, özellikle ilimizde kadınlarımızı kamu hayatında özel sektörde, sivil toplum örgütlerinde kadınlarımızı aktif olarak görmekten duyduğumuz memnuniyeti de dile getirmemiz gerekiyor” dedi. Açılış konuşmasının ardından panelde ilk olarak Mine Sarıgül, 15 yaşından başlayan hayat mücadelesi ve başarıya götürmesinde daha fazlasını talep etme ve ayakta durabilme ve karşısına çıkan olaylar karşısında yılmama öyküsünü ve ticari hayatta başarısının yanında annelik hayatındaki başarı hikâyesini paylaştı. Sultan Akbaş ise iş hayatında işlevsellik, sabır, fırsatları görebilme gibi unsurların dışında yaptığımız işi sevilmek ve arkasında durabilmenin önemine değindi. Akbaş, “ Hayallerimiz hala devam ediyor, kimlere ilham olabilirim nasıl istihdam sağlayabilirim diye çalışıyorum. Hiçbir zaman yılmayın ve hayallerinizden vazgeçmeyin sizlere en büyük tavsiyem bu ama her şeyi sevgiyle yapın, sevginin olmadığı hiçbir işte başarılı olamazsınız” diyerek gençlere de tavsiyelerde bulundu. Merve Cahyir ise eşarp alanında 30 m2 alanda başlayan ve bugün bir şirket sahibi olarak devam eden ticari hayatından bahsetti. İş hayatında ticari anlayışa ayak uydurma, gelişimi takip etmek ve iş disiplini ile çalışmanın girişimcilik hikâyesinde önemli olduğunu belirten Cahyir: “Yorulmadan, pes etmeden, çalışarak emeklerimizin karşılığını aldığımızı gördük. Gençlere en büyük tavsiyem budur” dedi. 8 Mart Dünya Kadınla Günü’nü kutlayan Rektör Prof. Dr. Akın Levent, panelistlere katılımlarından dolayı teşekkürlerini sundu. Başarı girişimci kadınların hikâyelerinin anlatıldığı panelde gençlere de tavsiyelerde bulunan Rektör Levent: “Başarı öyküleri çok önemli, özellikle gençler için. Başarı öyküsünün içinde başarısızlık öyküleri de yer alır. Bu, başarısız olduğunuzda ümitsizliğe kapılmamanız gerektiğini gösterir. Düşmeleriniz sizi güçlü kılacaktır. Sabırla hayallerinizin peşinden gidin. Umarım başarılı günler sizi bekliyor olacaktır” ifadelerini kullandı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kadın Girişimcilerin Hayat Hikayeleri paneli, Rektör Levent’in panelistlere plaket takdim etmesinin ardından sona erdi.