Yerel Haberler
Erzincan
27 Nisan 2026 Pazartesi - 18:28 Erzincan’da sosyal medya provokasyonlarına operasyon Erzincan İl Emniyet Müdürlüğünce, internet ortamında yürütülen sanal devriye faaliyetleri kapsamında sosyal medya üzerinden yapılan provokatif paylaşımlara yönelik operasyonlarda 3 şüpheli gözaltına alındı, 70 içerik hakkında erişim engeli kararı alındı. Emniyet birimlerince, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen olaylara ilişkin sosyal medyada yapılan paylaşımlar üzerine geniş çaplı inceleme başlatıldı. Yapılan çalışmalarda, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından alınan yayın yasağına rağmen Erzincan’da bir okul yakınında silahlı bir şahsın fotoğrafını paylaşarak halkı korku ve paniğe sürüklediği değerlendirilen N.E. isimli şüpheli gözaltına alındı. Şüpheli, çıkarıldığı mahkemece adli kontrol ve yurt dışı yasağı şartıyla serbest bırakıldı. Ayrıca Erzincan’daki bazı okulların isimlerini vererek "okula saldırı yapılacağı" yönünde yorumlar yaptığı belirlenen 2 suça sürüklenen çocuk da gözaltına alındı. Şüphelilerden R.K. tutuklanırken, S.D. serbest bırakıldı. Öte yandan kamu düzenini bozucu, suç ve suçluyu övücü ve dezenformasyon içerikli paylaşımlar yaptığı değerlendirilen, İstanbul, İzmir, Erzurum, Bursa ve Gaziantep’te bulunan toplam 6 hesap sahibi tespit edilerek ilgili birimlere bildirildi. Söz konusu paylaşımların yayılmasını önlemek amacıyla 70 URL adresi hakkında erişimin engellenmesi ve içeriklerin çıkarılması kararı alındı.
İmar Planı Revizyon çalışmalarının 1’nci etabı tamamlandı
05 Mart 2024 Salı - 07:47 İmar Planı Revizyon çalışmalarının 1’nci etabı tamamlandı Erzincan’da 2019 yılında belediyeye bağlanan 9 belde ile 3 köy ve mevcut belediye sınırlarını kapsayan İmar Planı Revizyon çalışmalarının 1. etabını oluşturan zemin etüt, arazi kontrol ve analiz çalışmaları tamamlandı. Belediye Başkanı Bekir Aksun başkanlığında, başkan yardımcıları, imar komisyonu meclis üyeleri, belediyenin imar müdürlüğü personeli ve yüklenici firma yetkililerinin katılımlarıyla, İmar Plan Revizyonu değerlendirme toplantısı yapıldı. İller Bankası koordinasyonunda yürütülen İmar Plan Revizyon çalışmalarında planlama aşamasına geçilmiş olup, bu aşamada vatandaşların tarafından talep edilen tüm hususlar değerlendirilerek, Erzincan’ın geleceğini inşa edecek, depreme dayanıklı yapılaşmayı sağlayacak, daha çok yeşil alan sosyal donatı alanlarını barındıracak olan İmar Planı yapılarak 2024 yılı içerisinde sonuçlandırılacak. Yapılan toplantıda İmar Planı ile ilgili yapılan çalışmalar hakkında bilgiler veren Belediye Başkanı Bekir Aksun şunları ifade etti; “Revizyon çalışması ile ilgili geldiğimiz son noktayı ifade etmek istiyorum. Zemin etüdü ve alan çalışması yapıldı. Şu anda revizyona hazır hale getirildi, komisyonumuz ilgili alanları görüşmek üzere bugünden itibaren inşallah çok seri bir şekilde çalışarak 2024’ün sonuna revizyonu bitirmiş olacağız. Şimdiden herkes için hayırlı olmasını diliyor, herkese güzel bir Erzincan nasıl şekillendirebiliriz, yeşil bir Erzincan nasıl oluşturabiliriz, onun planlamasını yaptığımızı da bildirmek istiyoruz. Planlama sürecinin tüm şehrimize ve vatandaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum.”
Erzincan’da jandarma ekiplerince çeşitli suçlardan aranan 209 kişi yakalandı
04 Mart 2024 Pazartesi - 11:48 Erzincan’da jandarma ekiplerince çeşitli suçlardan aranan 209 kişi yakalandı Erzincan İl Jandarma Komutanlığı Şubat ayı içerisinde yapılan faaliyetlerini paylaştı. Ekipler tarafından yapılan çalışmalarda, çeşitli suç aletleri ele geçirilirken hakkında arama kararı olan 209 kişi yakalandı. Erzincan İl Jandarma Komutanlığınca, Şubat ayında gerçekleştirilen asayiş, trafik, siber, kaçakçılık ve terör faaliyetleri kapsamında; 41 asayiş, 2 kabahat, 63 takibi gereken, 12 kaçakçılık, 7 siber ve 1 terör olayı olmak üzere toplam 126 olay meydana gelirken bu olayların 124’ü, yani yüzde 96’sı aydınlatıldı. İcra edilen asayiş faaliyeti ve uygulamalarında; 286 bin 694 kişi ile 17 bin 420 aracın sorgulaması yapılarak, çeşitli suçlardan aranması olan 290 şahıs yakalandı. Kayıp olarak aranan 4 kişi ise ekiplerce bulundu. Ayrıca, asayiş ekipleri tarafından yapılan aramalarda 3 adet av tüfeği ele geçirildi. Ay içerisinde sosyal medya üzerinden terör örgütü propagandası yapan bir kişi hakkında adli işlem başlatıldı. Yapılan trafik uygulamalarında; 16 bin 757 araç kontrol edildi. 58 bin 311 şahıs sorgulaması yapıldı. 199 araç ve şahıs hakkında toplam 499 bin 67 TL cezai işlem uygulanırken 7 aranan araç, 3 aranan şahıs yakalandı. 1 alkollü araç kullanan sürücünün sürücü belgesi geri alındı ve 40 araç trafikten men edildi. İcra edilen siber faaliyetleri neticesinde; 41 adet sosyal medya hesabı üzerinde yapılan çalışmalarda 3 adet suç tespit edilen hesap/şahıs hakkında işlem yapılırken 7 adet müstehcen içerikli ve 402 adet yasadışı bahis içerikli paylaşımların olduğu toplam 409 internet sitesinin erişime engellenmesi sağlandı. Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce, vatandaşların siber suç mağduru olmalarının engellenmesi ve siber suçlarla ilgili kişisel korunma tedbirleri çerçevesinde bilinçlendirilmeleri maksadıyla; “Siber Suç Farkındalık ve Bilinçlendirme Faaliyetleri” kapsamında 126 vatandaş ve kurum personeline bu çerçevede eğitimler verildi. Gerçekleştirilen 12 uyuşturucu, kaçakçılık ve organize suçlara yönelik operasyonlarda, 25 şüpheli hakkında işlem yapılırken 2 kişi tutuklandı ve 2 kişi de adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Operasyonlar sonucunda 66 gram metamfetamin, 12 gram kubar esrar, 20 kök kenevir, 13 gram bonzai ve 12 adet narkotik/psikotrop tablet ele geçirildi. Kaçakçılık olaylarının önlenmesine yönelik diğer faaliyetlerde ise 4 adet cep telefonu, 1 adet flash bellek, 2 adet sim kartı, 1 adet hafıza kartı, 1 adet notebook, 78 adet tabanca fişeği ve 1 adet tabanca şarjörü ele geçirildi.
Evlilik stresi güvensizlik nedeni
04 Mart 2024 Pazartesi - 08:39 Evlilik stresi güvensizlik nedeni Evlilik öncesi dönemde bazı sorular çiftlerin kafasını karıştırıyor. Bu evlilik stresinden ziyade güvensizliği işaret ediyor. Şüphesiz her çiftin hayali mutlu bit yuva kurmak. Ancak evlilik aşaması gelip çattığında çiftler bazı olumsuz düşüncelerle baş başa kalabiliyor. Evlilik sorumluluğunu işaret eden duyguyu uzmanlar evlilik stresi olarak tanımlarken, beliren bazı soru işaretlerine karşı dikkatli olunması konusunda çiftleri uyarıyor. Uzmanlar bu soru işaretlerinin stresten ziyade güvensizlikten kaynaklandığını vurguluyor. Bağımlılık duygusu, yanlış iletişim nedeni İlişkilerde bağlılık ve bağımlılık duygularına değinen Uzman Psikolog ve İlişki Terapisti Nida Korkmaz, “Evlilik stresi bir insanın evlenmeden önceki zamanında ya da kişinin geçmişte yaşadığı olaylardan ötürü aklında olan soru işaretlerine dayanmaktadır. Toplumumuzda aşk her zaman ön planda tutulmaktadır. Bu nedenle bireyler bir kere aşık oldukları kişiye zamanla bağımlılık geliştirirler. Aşkın ilk aşamasında bu bağlılık olarak nitelendirilebilir. Ama daha sonra bağlılık dediğimiz unsur yerini zamanla bağımlılığa bırakır. Bağlılık insanlar arasında rahatlatıcı ve huzur verici bir niteliğe sahiptir. Ama bağımlılık bunun tam aksine insan üzerinde gerginlik ve strese neden olur. Bağımlılık insanın partnerine karşı duyduğu aklındaki soru işaretlerini ortadan kaldırma etkisini göstermektedir. Bireyler bağımlı olduklarından ötürü, aklındaki soru işaretlerine verilecek cevapları sürekli ertelemektedirler. Bu durum evlilik aşamasına kadar gelmektedir. Evlilik aşamasında ise bu durum, insanların flört zamanlarında olduklarından çok daha farklılık göstermektedir. Evlenen çiftlerde yavaş yavaş zihinsel ve fikirsel değişimler meydana gelir. Bu fikirsel değişimler ile birlikte bağımlılıktan dolayı akılda cevaplanmayan sorularla birleşip zamanla kişi üzerinde büyük strese neden olmaktadır. Bu stres ise ilişkilerde ciddi bir şekilde ayrılığı tetiklemektedir.” dedi. Bu soru işaretlerine dikkat! Evlilik öncesi stresin, kişinin evlenmeden önceki zamanında aklına takılan sorulardan ve geçmiş yaşantılarından edindiği tecrübelerden oluştuğuna dikkat çeken Uzman Psikolog Korkmaz, “Acaba evlendiğimde değişir mi? Bana gösterdiği ilgi azalır mı? Sevgi, saygı, şefkat ve aşkı azalır mı? Desteği azalır mı?’ Bu sorular evlilik stresini tetikler. Evlilikle birlikte omuzlarımıza yüklenecek sorumluluklar evlilik korkusunu oluşturan etkenlerdendir. Bu korkuya bir de bu soru işaretleri eklenince stres katlanarak artar. Bu sefer kişi ‘Aslında evlenmeyi çok istiyorum ama çok korkuyorum.’ demeye başlar. Bu cümle bir yerde ayrılık sinyallerinin de işaretini vermek anlamına gelebilir. Çünkü kişi bu soruların getirdiği stresle başa çıkamaz ve bu durumu atlatamazsa sendroma yakalanır. Ben bu durumu evlilik öncesi sendromu olarak adlandırıyorum” diye konuştu. Ailelere büyük görevler düşüyor Evlilik öncesi stresi ile çiftlerin başa çıkabilmesi için ailelere büyük görev düştüğünün altını çizen Nida Korkmaz, “Çiftler evliliğin getireceği sorumluluklarla birlikte strese girip endişeye kapılabilirler. Bununla birlikte çiftler partnerlerinin doğru seçim olup olmadığını sorgulayarak da strese girebilirler. Bu durumda ailelere düşen görevler çiftleri sakinleştirmek olmalıdır. Kendi ilişkilerindeki güzel yaşanmışlıkları ve hayata dair mücadelelerini örnek olarak vermeleri, evlenecek olan çiftlerin olumlu ve güzel yönlerini çiftlere karşı dile getirmeleri stresi büyük ölçüde azaltacaktır.” şeklinde konuştu. Durumun bu şekilde de aşılamaması durumunda yapılması gerekenlere değinen Korkmaz, “Bu sorunlar ile baş etmenin bir kaç yolu vardır. Kişisel gelişim kitapları okunabilir ya da gelişimsel programlar izlenebilir. Ama ciddi anlamda bu sorunların en sağlıklı çözümü bu alan ile ilgilenen bir psikologdan destek almaktır.” dedi. Çevrenizdekiler sizi doğru mu yönlendiriyor İlişkilerde çevresel faktörlerin de ilişkinin seyrini etkileyebileceğini ifade eden Nida Korkmaz, “İlişkilerde 3’üncü şahıslar bazen çok yapıcı bazen ise çok yıkıcı olabiliyor. Bu ayırımı çok iyi yapmak ve buna göre müdahale izni vermek ya da vermemek gerekiyor. Eğer 3’üncü şahıslar ilişkiniz ve partneriniz hakkında sürekli olumsuz cümleler kuruyorsa, kötü dille eleştiriyorsa ve olumsuz iddialar ortaya atıyorsa buna kesinlikle ‘dur’ demeniz gerekir. Ancak 3’üncü şahıslar ilişkinizi destekliyor, ilişkiniz ve partneriniz hakkında olumlu cümleler kurup her fırsatta sevginizi ve birbirinize nasıl yakıştığınızı size hatırlatıyorsa onlarla dertleşebilirsiniz.” ifadelerini kullandı.
Fertler en çok tanıdığı insanlarla olan kişisel ilişkilerinden memnun
04 Mart 2024 Pazartesi - 08:36 Fertler en çok tanıdığı insanlarla olan kişisel ilişkilerinden memnun TÜİK yaptığı araştırmada, fertler en çok tanıdığı insanlarla olan kişisel ilişkilerinden memnun olduğunu, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olmayan fertlerin yüzde 50,1’i sinemaya ilgisiz olduğunu ve Arkadaş veya akrabalarla gerek yüz yüze gerekse uzaktan hiç görüşmeyenlerin ekseriyeti yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oluşturduğunu açıkladı. Fertlerin yaşadığı hanehalkının mevcut finansal durumundan; zaman geçirdikleri aile, arkadaş, komşu, iş arkadaşı gibi tanıdığı insanlarla olan kişisel ilişkilerinden; hobileri, boş zaman uğraşları, iş dışındaki aktiviteleri gibi yapmaktan hoşlandığı faaliyetler için ayırabildiği zamandan memnuniyet yüzdesi belirlenirken hiç memnun olmayanlar için ’0’, çok memnun olanlar için ’100’ alınarak ortalama bir değer hesaplandı. Fertler için hanehalkının finansal durumundan memnuniyet ortalaması yüzde 46,9 iken yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan fertlerde bu değer yüzde 36,9 oldu. Kişisel ilişkilerdeki ortalama memnuniyet yüzdesi tüm fertlerde yüzde 65,2, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski olanlarda yüzde 60,2 olarak hesaplandı. Bütün fertler için boş zaman faaliyetlerine ayrılan zamandan ortalama memnuniyet yüzde 47,4, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan fertlerde ise yüzde 42,0 oldu. Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olmayan fertlerin yüzde 50,1’i sinemaya ilgisiz Son 12 ay içerisinde 15 yaş ve üzeri fertlerin yüzde 85,3’ü sinemaya, yüzde 93,7’si canlı gösteriye, yüzde 92,0’ı kültürel alanlara ve yüzde 94,9’u canlı spor etkinliğine gitmedi. Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olmayan fertlerin yüzde 50,1’i ilgilerinin olmamasını sinemaya gitmeme nedeni olarak seçti. Sinemaya gitmeyen bütün fertlerin yüzde 11,0’ı, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların ise yüzde 23,5’i maddi yetersizlik nedeni ile gitmediğini belirtti. Canlı gösteriye gitmeyenlerden maddi yetersizliği seçenlerin oranı yüzde 10,4 iken yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanlardan maddi yetersizliği nedenli gidemeyenlerin oranı yüzde 21,9 oldu. Kültürel alanları ziyaret edemeyenlerin yüzde 10,3’ü maddi yetersizlik nedenini seçerken bu oran yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanlarda yüzde 21,3 hesaplandı. Canlı spor etkinliklerine katılmayanların yüzde 7,9’u maddi yetersizliği katılmama nedeni olarak belirtirken yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların yüzde 17,0’ı için canlı spor etkinliğine katılmama nedeni maddi yetersizlik oldu. Bütün sosyal ve kültürel etkinliklere katılmama nedeni olarak gelir durumundan bağımsız olarak en çok ’İlginin olmaması" nedeni seçildi. Son 12 ay içerisinde 15 yaş ve üzeri fertlerin yüzde 69,0’ının hiç kitap okumadığı, yüzde 31,0’ının ise en az bir kitap okuduğu görüldü. Yaş gruplarına göre kitap okuma oranlarına bakıldığında son 12 ay içerisinde okul kitapları dışında en çok kitap okuyan yaş grubu yüzde 50,9 ile 15-24 yaş aralığı oldu. En az kitap okuma oranı ise yüzde 14,1 ile 65 yaş ve üstü fertlerde hesaplandı. Arkadaş veya akrabalarla hiç görüşmeyenlerin ekseriyeti yoksulluk riski altında Arkadaş veya akrabalarla gerek yüz yüze gerekse uzaktan hiç görüşmeyenlerin ekseriyetini yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanlar oluşturdu. Fertlerin yakınları ile evde veya başka bir yerde arkadaşlarıyla vakit geçirme, karşılıklı konuşma veya aktivite yapma (bir araya gelme) sıklığı incelendiğinde yüzde 28,7’sinin akrabalarla, yüzde 37,3’ünün de arkadaşlarla her hafta görüştüğü belirlendi. Fertlerin akrabaları ile telefon, SMS, internet aracılığıyla (yüz yüze olmayan) görüşme sıklığı en çok olan seçenek yüzde 40,9 ile her hafta olurken arkadaşlarla ise yine her hafta yüzde 44,3 ile en yüksek görüşme sıklığı oranı oldu.
Tıkalı burun, bebeğinizi uyutmaz
04 Mart 2024 Pazartesi - 08:34 Tıkalı burun, bebeğinizi uyutmaz Burnu tıkalı bebeğin beslenirken genzinden hırıltılı sesler gelebildiğini söyleyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı, "Bebek zorlandığı için terleyip kızarabilir. Yine gece uykusu sırasında rahat nefes alamayan bebek sık sık uyanır. Huzursuz olur, ağlar. Piyasada burundaki sümükleri çekmek için ağızla kullanılan aspiratörlerden aileler kaçınmalı." dedi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yeliz Öz, özellikle kış aylarında bebek ve çocuklarda burun tıkanıklığı şikayetinin sıkça görüldüğüne değinerek aileleri ulardı. Dr. Öz, nefes almayı zorlaştıran bir durum olan burun tıkanıklığının tek başına bile gece uykusunu bozduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Burnu tıkanan bebek, eğer anne sütü veya biberonla besleniyorsa, beslenmeye başladığında ağızdan nefes alamayacağından ve burnu da tıkalı olduğundan anne memesini veya biberonu sık sık bırakma eğiliminde olur. Beslenirken burun ve genizden hırıltılı sesler gelebilir. Bebek zorlandığı için terleyip kızarabilir. Sonunda sinirlenip beslenmeyi erken de kesebilir. Yine gece uykusu sırasında rahat nefes alamayan bebek sık sık uyanır. Huzursuz olur, ağlar." "Boğaz kurumasına neden olur" Daha büyük çocukların burunlarının tıkandığını kendilerinin ifade ettiğini vurgulayan Dr. Öz, "Beslenmelerinde fazla zorluk olmasa da, gece uykuda ağızları açık uyudukları için boğazları kurur. Bazen sık sık uyanıp su içme ihtiyacı hissederler. Kalitesiz bir uyku oluşur." dedi. Dr. Öz, burun tıkanıklığının en sık nedeninin soğuk algınlığı olduğuna işaret ederek şöyle devam etti: "Bunun dışında alerjik nezle, geniz etinin büyümesi ve bazen de buruna yabancı cisim sokulması burun tıkanıklığına neden olan diğer nedenlerdir. Nezlede burun tıkanıklığına genellikle saydam akıntı, hapşırma, öksürme ve bazen hafif ateş eşlik eder. 7-10 gün içinde kendiliğinden geriler ve iyileşir. Alerjik nezlede ise yukarıdaki belirtilere ek olarak burunda kaşıntı ve yoğun hapşırık bulunur. Genellikle mevsim geçişleri ve baharda polen zamanı artma görülür." ifadelerini kullandı. "3 yaş sonrası geniz eti büyümesine dikkat" Dr. Öz, geniz eti büyümesi durumlarında burun tıkanıklığının gece ve gündüz sürekli halde olduğuna dikkati çekerek, şu bilgileri verdi: "Çocuk gündüz bile nefes alabilmek için ağzı açık durur. Genellikle 3 yaş sonrası geniz eti büyümesi tanısı konulabilmekle birlikte bazen daha küçük bebek ve çocuklarda da geniz eti büyümesi tespit edilebilir. Özellikle uykuda horlama, ağzı açık uyuma, terleme, sağa sola dönerek huzursuz uyuma tipiktir. Çok aşırı tıkayıcı durumlarda uykuda nefes durması bile oluşabilir. KBB doktoru tarafından yapılan muayene ile geniz etinin tıkayıcılığına bakılır. Solunum yollarını tam kapatıcı etlerde operasyon kararı alınır. Yabancı cisim kaçmaları genellikle tek taraflıdır. Burunda tek taraflı tıkanma, kötü kokulu ve iltihaplı akıntı yapması yabancı cisim için tipiktir. KBB hekimince cisim çıkarılır." "Burun aspiratöründen kaçının" Burun tıkanıklığında her yaş için fizyolojik serum ve deniz (okyanus) suyu adıyla satılan ürünlerin rahatlıkla kullanılabileceğine değinen Dr. Öz, şu değerlendirmede bulundu: "Büyük çocuklarda ilaç da içeren damla ve spreyler kısa süreliğine tedaviye eklenebilir. Tıkanıklığın sebebine uygun damla ve spreyler doktor kontrolünce verilir. Evde alınabilecek önlemler ise soğuk buhar veren nem cihazları ile bebek/çocuğun yattığı odanın nemlendirilmesi, yastık veya yatak başına uçucu doğal burun açıcı yağlardan damlatılması veya en basitinden bir kuru soğanın bıçakla bölünüp başucuna konması söylenebilir. Piyasada burundaki sümükleri çekmek için ağızla kullanılan aspiratörler özellikle çok kuvvetli çekme basıncı uygulandığında orta kulakta negatif basınç oluşturarak kulağa sıvı çekilmesine ve kulak enfeksiyonuna yol açabileceğinden dolayı kullanılmaması önerilir."
El emeği ürünlerini pazarda satan kadın esnaf aile ekonomisine katkı sağlıyor
04 Mart 2024 Pazartesi - 08:30 El emeği ürünlerini pazarda satan kadın esnaf aile ekonomisine katkı sağlıyor Erzincan’da yaşayan 47 yaşında ki kadın esnaf 9 yıldır pazarda el emeğiyle ürettiği gıda ürünlerini satarak aile ekonomisine katkıda bulunuyor. 3 çocuk annesi Nermin Potur, 9 yıldır pazarda esnaflık yaparak kazanç sağlıyor. Aile ekonomisine katkıda bulunan Potur, çevresinde ki kadınlara da örnek oluyor. Yaptığı işten memnunluğunu dile getiren Potur, “47 yaşındayım 9 yıldır bu işi yapıyorum. Çok şükür işlerim çok güzel” dedi. Yaptığı işi diğer kadınlara da tavsiye eden Potur, el becerisi olan, gıda ürünlerinden anlayan kadınların da el emeği ürünler satarak kendilerine ve aile ekonomilerine maddi açıdan destek olabileceklerine dikkat çekti. Potur, “Pazar da az sayıda kadın var. Kadınlarımız, kendi paralarını kendileri kazansın. Kendi yaptıklarını satan daha çok kadın olsun. Ben kendi paramı kendim kazandığım için emeklerimin sonucunda çocuklarımın ihtiyaçlarını giderdiğim için çok mutluyum” şeklinde konuştu. Büyük özveriyle çalışan Potur, 8- 9 yıldır daimi müşterilerinin olduğunu kaydederek, bu işi uzun yıllar yaptığını ve müşterilerinin çok memnun olduğunu aktardı. Potur, “Ürünlerim temiz ve güvenilir olduğu için müşterilerim tereddüt etmeden alıyor. Ürünlerim lezzet açısından çok güzel. Çok beğeniyorlar çorbalarımı. Bazı günler öyle oluyor ki tezgâhımı bitirerek eve dönüyorum. Pazarda, pilavlık erişte, çorba kesimi, üçgen kesme makarna, peynirli makarna, renkli makarna, turşu, gül reçeli, kaysı reçeli, kaysı kurusu satıyorum. Sosyal medya üzerinden de börek, baklava, zeytinyağlı sarma yapıp satıyorum” ifadelerini kullandı. İşini severek yaptığını belirten Potur, “Bütün ürünlerim benim el emeğim, evimde kendim yapıyorum. Kendim açıyorum, kesiyorum kimseden destek almıyorum. Daha sonra da burada satış yapıyorum. Çok zorluk çekerek bu aşamaya geldim ama çok şükür” diye konuştu. Evinin bir kısmını ürettiği ürünlerin hazırlığı için kullanan Potur, kendi ayakları üzerinde durabilmenin mutluluğunu yaşıyor.
EBYÜ öncülüğünde yürütülecek projeyle öğrenciler Fen Bilimleri dersinde başarıyı elde edecek
04 Mart 2024 Pazartesi - 08:28 EBYÜ öncülüğünde yürütülecek projeyle öğrenciler Fen Bilimleri dersinde başarıyı elde edecek Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) öncülüğünde hazırlanan, yurt içi ile yurt dışı ortaklarının bulunduğu ve Türkiye Ulusal Ajansı tarafından kabul gören projeyle öğrenciler Fen Bilimleri dersinde başarıyı elde edecek. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilek İlhan Beyaztaş yürütücülüğünde hazırlanan “Would You Mind-Set?” isimli Erasmus + projesi Türkiye Ulusal Ajansı’ndan kabul alarak büyük bir başarıya imza attı. Kabul edilen projeyle öğrenciler Fen Bilimleri derslerinde başarıyı elde edecek. “Bu projeyle öğrencilerimiz Fen Bilimleri dersinden artık korkmayacaklar” Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilek İlhan Beyaztaş, kabul edilen ve 250 bin euroluk bütçeli proje hakkında bilgiler vererek ilerleyen süreçte öğrencilerin Fen Bilimleri dersine ilgilerinin artacağını belirtti. Beyaztaş İHA muhabirine yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Projemiz, 147 başvuru arasından seçilen 7 projeden birisi. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi çerçevesinde kazanılan ilk proje. 250 bin euroluk bir bütçeye sahip. Projemizde, Hacettepe Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Erzincan MEB, ve bizimle birlikte 5 ortak var. Ayrıca yurt dışından da İtalya, İspanya, Finlandiya’dan 3 ortağımız var. Toplamda 8 ortakla yürüttüğümüz bir çalışma. Çalışma çerçevesinde biz özellikle ortaokul öğrencilerinin Fen Bilimleri dersinde ki başarılarını artırmayı hedefledik. Bunu gerçekleştirmek için de projemizin başı olan ‘Would You Mind-Set?’ başlığı altında çocukların zekayı algılayış özellikleri üzerinde ki olumlu ya da olumsuz özelliklerini belirleyip, özellikle olumsuz algılamaları olan öğrencilerin yaklaşımlarını değiştirmeyi ve aynı zamanda özellikle başarıya ulaşma noktalarında izlemeleri gereken yolları oluşturmayı hedefledik. Bunun için 1 yıllık bir hazırlık sürecimiz olacak 8 ortakla birlikte. Ayarlamalar yapıldıktan sonra Erzincan’da Fen Bilimleri dersine giren 10 öğretmeni eğiteceğiz. Eğittiğimiz bu öğretmenlerin sınıfları üzerinden en az 300 öğrenciye ulaşmayı planlıyoruz ve bu öğrencilere yaklaşık 2 ay bir eğitim vereceğiz. Bu çocukların zekayı daha doğru algılamaları konusunda çalışmalar yapacağız. Doğru hedef koyma, çaba nasıl harcanır? nasıl ders çalışılır? hedefe nasıl ulaşılır? başarıya nasıl ulaşılır? hata yapmanın zevkine nasıl varılır? hatalardan nasıl dönülür? şeklinde çalışmalarımız olacak. Sonunda biz bunları değerlendireceğiz. Değerlendirme sonucundan sonra bir sonra ki dönemde bunu yaygınlaştırma çalışmaları yapacağız. Bu çalışmalar yalnızca Erzincan’da olmayacak. Ankara’da, Van’da da olacak. Her zaman yurt dışı ortaklarımız İtalya, İspanya ve Finlandiya’da bu çalışmaları yürütecek. Bu projeyle öğrencilerimiz fen derslerinden artık korkmayacaklar, başarı onların elinde artık”
Doğu Anadolu Bölgesinde görülmesi gereken antik kentler
04 Mart 2024 Pazartesi - 08:25 Doğu Anadolu Bölgesinde görülmesi gereken antik kentler Yüzölçümü bakımından Türkiye topraklarının beşte birini kaplayan Doğu Anadolu Bölgesi, aynı zamanda nüfus yoğunluğunun en düşük olduğu coğrafi bölge. Bu geniş topraklar Urartular başta olmak üzere yıllar içinde birçok medeniyete ev sahipliği yapmış. Bu kadar fazla uygarlığın izini taşıyan çok sayıda yerleşim bölgenin geçmişine ışık tutuyor. Höyük kalıntılarına sık sık rastlanan Doğu Anadolu Bölgesinde görülmesi gereken antik kentler şöyle: Doğu Anadolu’daki Antik Kentler Altıntepe, Erzincan Erzincan’ın Üzümlü ilçesinde yer alan Altıntepe, Urartular Dönemi’nde kurulmuş bir antik kent. Ova seviyesinden 60 metre yükseklikte bulunan bu tepe, Bizans ve Osmanlı uygarlıklarına da ev sahipliği yapmış. Yapılan ilk dönem kazılarında Urartu Tapınağı, Apadana (Pers mimarisinde sütunlu kabul salonu), açık hava tapınağı, yeraltı taş örgü oda mezarları, Urartu ve Bizans döneminden kalmış sur duvarları bulunmuş. Bu tarihi eserlerin bir kısmı Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergileniyor. Hala devam eden ikinci dönem kazılarında ise Tapınak kısmı onarılmış. Gerçekleştirilen kazılarda şehrin kanalizasyon sisteminin büyük bir kısmı ortaya çıkarılmış. İlk alafranga tuvalet taşının da bulunduğu bu kazılarda, şehrin kanalizasyon sisteminin çok gelişmiş olduğu anlaşılmış. Mozaik tabanlı Erken Bizans Kilisesi’nden çıkarılan mozaiklerden korunan tek parçayı Erzincan Müzesi’nde. Günümüze ulaşan en sağlam Urartu şehirlerinden biri olan Altıntepe’nin yakın bir zamanda “Arkeopark” olarak ziyarete açılması planlanıyor. Anzavurtepe (Aznavurtepe) Höyüğü, Ağrı Ağrı’nın Patnos ilçesinin 2 kilometre kuzeydoğusunda yer alan Anzavurtepe Höyüğü, halk arasında Kot Tepe olarak biliniyor. Urartu döneminin en önemli kalıntılarından biri olan bu höyük, 300 metre yüksekliğe sahip. Ağrı’daki en eski yerleşim yeri olduğu bilinen Anzavurtepe Höyüğü’nde saray, tapınak, platform, mezar taşları, bazalt taşlarla örülmüş kale, tepeyi çevreleyen sur izleri ve bina kalıntıları bulunmuş. Höyüğü çevreleyen surlar Urartu Kralı Menua, tapınak ise yine bir Urartu Kralı olan İşpuini zamanında yaptırılmış. Yaklaşık 2 bin 800 yıllık bir geçmişe sahip Anzavurtepe Kalesi de yine Urartular döneminden kalmış. Kaleyi çevreleyen surların bazı bölümlerinde kuleler yer alıyor. Giriktepe Höyüğü, Ağrı Urartuların merkezi olduğu bilinen Giriktepe Höyüğü, Ağrı’nın Patnos ilçesinin bir kilometre güneyindeki Dere Mahallesi’nde bulunuyor. Yöre halkının Değirmentepe olarak bildiği bu höyük, on metre yüksekliğinde olsa da tahrip edilmesi nedeniyle günümüzde maalesef alçalmış. Giriktepe Höyüğü’nün de Anzavurtepe gibi öncelikli kazı alanı olarak değerlendirilmesine karar verilmiş. Yapılan kazılarda höyüğün tepesinde saraya benzeyen bir bina ve bu yapıyı çevreleyen sur kalıntıları bulunmuş. Tepede bulunan sarayın Urartu Kralı Menua veya oğlu I. Argişti döneminde yaptırılmış olduğu düşünülüyor. Giriktepe Höyüğü’nden çıkarılan takıların, demirden ve tunçtan yapılmış aletlerin büyük çoğunluğu Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergileniyor. Bu durumun nedeni, bu eserlerin çıkarıldığı dönemde kentte uygun bir müze bulunmamasıymış. Harput, Elazığ Bir açık hava müzesi gibi olan Harput Antik Kenti, Elazığ’ın kuzeydoğusundaki Harput Mahallesi’nde bulunuyor. 2018 yılında UNESCO Kültür Mirası Geçici Listesi’ne kabul edilen Harput’un geçmişi milattan önce 20. yüzyıla kadar uzanıyor. Tabii bu kadar uzun bir tarihi olan kent birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış. Bunların arasında Urartular, Medler, Persler, Bizans, Sasaniler, Moğollar, Selçuklular, Safeviler ve Osmanlılar yer alıyor. Elazığ’ın en turistik yerlerinden biri olan Harput Antik Kenti’nde görülecek yerler arasında kale, mağara ve dini yapılar başta geliyor. M.Ö. 8. yüzyılda Urartular tarafından dikdörtgen bir plan üzerine inşa edilen Harput Kalesi iç ve dış kale bölümlerinden oluşuyor. Bazı rivayetlere göre kalenin yapıldığı zamanlarda su kıtlığı yaşandığı için kalenin harcında su yerine süt kullanılmış. Bu sebeple Harput Kalesi “Süt Kalesi” olarak da biliniyor. Yapılan kazı çalışmalarında kalenin içinde zindanlar, darphane, yaşam ve tedavi alanları bulunmuş. Kalenin içindeki zindan 36 metre derinlikte yer alıyor ve buraya yüz basamaklı bir merdiven kullanarak iniliyor. Ayrıca bu bölgeden seramik çanak çömlek, mutfak eşyası, metal ok uçları, kemik objeler, cam bilezikler ve bakır sikkeler çıkarılmış. Ani, Kars 2012 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne kabul edilen Ani Antik Kenti, 2016’da ise Dünya Mirası Listesi’ne girmiş. UNESCO tarafından tescillenen bu değerli tarihi kent, Kars şehir merkezinden yaklaşık 42 kilometre uzaklıktaki Ocaklı Köyü sınırları içinde bulunuyor. Ani Harabeleri ve Ören Yeri, Türkiye ile Ermenistan arasında doğal bir sınır oluşturan Arpaçay Nehri’nin batısında yer alıyor. Sahip olduğu çok sayıda kilise ve şapel sebebiyle “Binbir Kilise Şehri” veya “Kırk Kapılı Şehir” olarak bilinen Ani’nin ismi tarihi kayıtlarda ilk olarak 6. yüzyılda Ermeni beylerine ait bir yer olarak geçmiş. Bu antik şehir yıllar içinde Bagratuni Ermenileri, Selçuklular, Bizans ve Osmanlı gibi birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış. Son zamanlarda çok popüler olan Doğu Ekspresi’nin en gözde noktalarından biri olan Ani’de görülecek yerlerin başında Ani Katedrali, Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi, Surp Hripsime Manastırı (Bakireler Manastırı), Kral Gagik Kilisesi, Aslanlı Kapı, Ateş Tapınağı, Menuçehr Camii, Ani Şehir Surları ve Selçuklu Kervansarayı geliyor. Ani Katedrali olarak bilinen Meryem Ana Kilisesi ya da Büyük Katedral, şehrin en korunmuş yapılarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu güzel kilisenin mimarı ise İstanbul’daki Ayasofya Kilisesi’nin kubbesini tamir etmiş olan Mimar Tridat. Arslantepe Höyüğü, Malatya Türkiye’nin en büyük höyüklerinden biri olan Arslantepe Höyüğü, Malatya’nın Battalgazi ilçesinin Orduzu Mahallesi’nde yer alıyor. Otuz metre yüksekliğe sahip olan bu höyükte M. Ö. 5 bin yılından M.S. 11. yüzyıla kadar yerleşim görülmüş. 200 x 120 metre boyutlara sahip olan yerleşim alanı M. S. 5-6. yüzyıllarda Roma Köyü olarak, sonrasında ise Bizans Nekropolü olarak kullanılmış. Adeta bir Açık Hava Müzesi niteliğinde olan Arslantepe Höyüğü’nde yapılan kazı çalışmaları sonucunda M. Ö. 3600 - 3500 yıllarından kalma bir tapınak ve M. Ö. 3300 - 3000 yıllarından kalma bir saray bulunmuş. Ayrıca yapılan kazılarda çok sayıda mühür ve ustalık gerektiren madeni eşyalar gün yüzüne çıkarılmış. Bu değerli kazı bulguları Arslantepe’nin siyasi, dini, ticari ve kültürel bir merkez olduğunu kanıtlar nitelikte. Bu etkileyici höyükte gezebileceğiniz yerler arasında boyu iki buçuk metreye kadar uzanan kerpiç duvarlar, tapınak, depo ve idari odalar bulunuyor. Saray yapısının içerisinde yürürken size eşlik eden panolar savaşın başlangıç koşulları, ilk idari sistemin nasıl işlediği gibi konular hakkında kapsamlı bilgiler veriyor. Ayrıca sarayın orta kısmında yer alan koridoru ve odaları süsleyen tarihi duvar resimlerini de görebilirsiniz. Kayalıdere, Muş Urartu Kalesi ve Urartu Kaya Mezarı ismiyle de bilinen Kayalıdere Antik Kenti, Muş’un Varto ilçesinin Kayalıdere Köyü’nde bulunuyor. Urartu Kralı II. Sarduri döneminde kurulmuş olduğu düşünülen bu antik şehir, o zamanlarda askeri yerleşim yeri olarak kullanılmış. Bölgede yapılan kazı çalışmaları sayesinde tapınak, kale, içinde şarap küpleri bulunan bir depo ve kaya gömütü ortaya çıkarılmış. Kazılarda bulunan tunç aslan heykeli, aslan tasvirli kemerler, ok başları ve tunç iğneler dikkat çeken tarihi eserler arasında yer alıyor. Çıkarılan eserlerin bir kısmı Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergileniyor. Tuşpa, Van Dünyanın hala yaşanılan en eski kentlerinden biri olma özelliğini taşıyan Tuşpa, Van Gölü’nün doğu kıyısında yer alıyor. Urartu Kralı I. Sarduri tarafından kurulan bu şehir M. Ö. 9. yüzyıldan yıkılışına kadar Urartuların başkentliğini yapmış. Tuşpa’daki arkeolojik kazılar Van Kalesi içerisinde gerçekleştirilmiş. Kalenin girişinde Sarduri (Madır) Burcu yer alıyor. Kazı çalışmalarında Kral I. Sarduri tarafından Asur dilinde yazdırılmış çivi yazılı kitabeler bulunmuş. Analı-Kız Açık Hava Mabedi, Bin Merdivenler, Ana Kaya’ya oyulmuş sur duvarları, Urartu krallarından Menua, I. Argişti ve II. Sarduri’nin kaya mezarları kalede görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Ayrıca Van Gölü’nün doğal güzelliği kalenin tarihi dokusuyla birleşince gün batımında muhteşem bir manzara oluşturuyor. Kalenin güneyinde bulunan eski Van şehrine ait olan kalıntılar arasında yer alan Selçuklu Dönemi’ne ait Ulu Cami ile Osmanlı Dönemi’ne ait Kaya Çelebi ve Hüsrev Paşa Camisi‘ni görmeden Tuşpa’dan ayrılmayın. Van Kalesi’nin çok yakınında yer alan Van Urartu Müzesi’ni ziyaret ederek Urartular Dönemi’nden kalan tarihi eserleri, belgeleri, fotoğrafları ve maketleri görebilirsiniz.
En az sosyal ağ yorgunluğu yaşayan şehir Erzincan
04 Mart 2024 Pazartesi - 08:21 En az sosyal ağ yorgunluğu yaşayan şehir Erzincan Türkiye genelinde yapılan bir araştırma sonucunda, kişilerde sosyal ağ kullanımından uzaklaşmaya yönelik işaretler tespit edildi. Araştırma neticesinde illerin sosyal ağ yorgunluğu açıklandı. En az sosyal ağ yorgunluğu yaşayan şehir Erzincan. İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim bölümü akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Nihal Acar, Prof. Dr. Birol Gülnar danışmanlığında hazırladığı doktora tezinde Türkiye’nin sosyal ağ yorgunluğu yaşadığını belirledi. 2022 yılında başlayan ve 5 ayın sonunda tamamlanan araştırmada en az sosyal ağ yorgunluğu yaşayan şehrin Erzincan, en yoğun sosyal ağ yorgunluğu yaşayan ilin Afyonkarahisar olduğu belirlendi. Bölge bazında ise Güney Doğu ile Doğu Anadolu bölgelerinin batı bölgelerine göre daha fazla sosyal ağ yorgunluğu yaşadıkları tespit edildi. Araştırmada, kişilerin yaşadıkları sosyal ağ yorgunluğunun kendilerinden kaynaklamadığı görülürken, kullanıcılar; platformlarda yer alan aşırı miktardaki bilgi, sürekli iletişim hali ya da sosyal ağların kendi teknik özelliklerine bağlı olarak yorgunluğa maruz kaldığı belirtildi. Araştırma 81 ili kapsıyor Türkiye’de ilk olan araştırma ile ilgili bilgiler veren Dr. Öğr. Üyesi Nihal Acar, “Çalışmamız aslında 2010 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde Pazar araştırmacıların bulduğu bir durum tespitidir. Şöyle ki sosyal ağların kullanım oranlarında ki düşüşe ve bu düşüşün kişiler üzerinde ortaya çıkarttığı fiziksel ve ruhsal nedenlere dayanan bir araştırmadır. Araştırmada Türkiye’de ilk Prof. Dr. Birol Gündar ve benim tarafımdan doktora tezi olarak hazırlandı. Araştırmayı biz tüm Türkiye’de yani 81 ili temsil edecek şekilde yapılandırdık. Kavramın yani sosyal ağ yorgunluğunun nasıl üretildiğine baktığımızda ise büyük Pazar şirketleri kullanım oranlarında 2011 yılında 2010’a göre yüzde yirmilik bir düşüşten bahsediyor. Bu oran sosyal ağ için yüksek bir oran. Pazar araştırmacılar bunun yani insanların neden artık platform kullanmaktan uzaklaştığının araştırılması gerektiğini literatür kısmına yöneltiyor. Yani biraz daha bu işle uğraşan bilim adamlarının araştırma yapmasını söylüyor” ifadelerine yer verdi. “Sosyal ağ yorgunluğu Türkiye’de mevcut” Pazar araştırmacılarının temel nedeninin reklam olduğuna dikkat çeken Nihal Acar, “Çünkü onlar sosyal ağlar üzerinden reklam aldığı için kullanılmayan bir platforma da ister istemez hiçbir firma reklam vermez. Araştırma da 2 boyut elde ettik. Vatandaşların sosyal ağ kullanımı sonucunda 2 olumsuz durumla karşılaştığını tespit ettik. Bunlardan bir tanesi teknostres, yani sosyal ağ kullanımına bağlı olarak kişilerin bunalma, stres, depresyon, anksiyete. Fiziksel anlamda da kas ve eklem ağrıları sürekli masa başında oturmaktan ya da göz bozuklukları, ani kalp atışı, nefesin aniden yükselmesi gibi durumlar tespit edilir. Ama araştırmanın bir diğer ilginç boyutunda da tükenme. Yani Kişiler artık yavaş yavaş sosyal ağ kullanmak istemiyor. Örnek verecek olursak bir sosyal ağ platformu temmuz ayında kendisine bağlı küçük bir üretip piyasaya sürdü. Burada ki temel neden kullanıcı sayısını düşürmemek, kullanıcı sayısını kaybetmemek olarak söylenebilir. Sosyal ağ yorgunluğu artık bizim ülkemizde mevcut. Kişiler özellikle ağ kullanımından yavaş yavaş uzaklaşmaya başladı” şeklinde konuştu.