Yerel Haberler
Erzincan
Selülit kadınların özgüvenini olumsuz etkiliyor
20 Ekim 2023 Cuma - 09:46 Selülit kadınların özgüvenini olumsuz etkiliyor Opr. Dr. Arif Eroğlu, selülit problemlerinin kadınlar özgüveni olumsuz etkilediğini söyledi. Op.Dr. Arif Eroğlu, "Bölgesel yağ fazlalıklarından kurtulup yeniden şekillendikten sonra deri kalitesi ve sıkılığı için kadınların kendine yatırım yapması ve selülite karşı önlem alınması gerekir. Şimdiye dek sellülit tedavisi için kullanılmış birçok yöntem olmakla birlikte ONDA’nın yağ dokusuna özel mikrodalgaları ile yapılan selülit tedavisi çok başarılı sonuçlar veriyor. ONDA Soğuk Dalga Terapisi, selülite neden olan yağların eritilerek vücuttan atılmasını sağlayan çok etkili bir sıkılaşma ve incelme yöntemi. Tıptaki adı hidrolipodistrofi olan sellülit, derinin alt tabakasındaki yağ dokusunun bağ dokular arasında sıkışması sonucunda derinin üst kısmının portakal kabuğu görüntüsü almasıdır. Selülit, deri altı dokusunda (hipodermis) kan dolaşımının durağanlaşması, metabolizmanın yavaşlaması, fibröz bantların kısalması ve kalınlaşması anlamına gelir. Yağlı dokular büyüdüklerinde fibröz bantlarla çevrili deri altı odacıklarının duvarlarında kabarmalar oluşur. Bu ’Portakal kabuğu görünümü’ olarak tanımlanır. Vücudun çeşitli bölgelerinde yağın birikmesi sonucu oluşan selülit cildin yüzeyine el yapımı yün yorgan tarzı pürüzlenme gibi yansır ancak bir hastalık değildir. Selülit, vücudun yağlı ve dolaşımı bozulmuş herhangi bir yerinde oluşabilir ancak vücutta özellikle selülit oluşumuna daha yatkın bölgeler şunlardır: Göbek, bel, kalçalar, uyluklar, dizler (özellikle dizlerin üstleri), bacak içleri, kollar" dedi. Selülitin kesin nedeninin bilinmediğini ifade eden Op.Dr. Eroğlu, "Cilt yüzeyinin altında yer alan dermis tabakasındaki fibröz bantların kısalmasıyla başlar. Yaşın ilerlemesiyle birlikte kan ve lenfatik dolaşımın yavaşlamasıyla cilt altındaki odacıklardaki yağ tabakasının şişmesi ve karnıbahar gibi topaklanması sonucu ortaya çıkan selülit kadınlara özel bir fizyolojik problem kabul edilir. Sellülit erkeklerde çok nadir görülür. Kadınlarda hipodermisdeki yağ hücreleri ve bağ dokusu zamanla değişir. Yağ hücreleri kilo alımıyla şişerek deri tabakasına doğru çıkıntı yaparsa bu portakal kabuğu gibi bir görünüm verir. Selülit, aşırı yağ olan kadınlarda daha sık görülse de ince ve formda insanlarda da görülebilir. Selülitin orta yaştan sonra oluşması daha olasıdır, ancak genetik faktörler ve yaşam koşullarına bağlı olarak gençlerde de oluşabilir. Üç tip selülit vardır: Yumuşak: En sık görülen tiptir. Aşırı yumuşak ve jelleşmiş gibidir. Selülitli bölgedeki doku çok gevşektir, hareket ettikçe oynar. Kalça ve üst bacaklarda yaygın olarak oluşmaya meyillidir. Ağrı yoktur. Sert: Tedaviye en zor cevap veren selülit tipidir. Deri sert ve sıkıdır. Oluşan sellülit derinin hassasiyetini arttırdığında selülitli bölgeye dokunmak veya nodüllere basmak bile çok acı verir. Selülit problemi ilerledikçe selülitli bölgede gitgide belirginleşen soğukluk hissi olur. Sert selülite ’Sporcu Selüliti’ de denir. Genellikle güçlü ve sıkı bir bağ dokusu yapısı olan genç ve orta yaştaki yaşta ki kadınlarda rastlanır. Ödemli: En yaygın olarak görülen selülit tipidir. İyileşmesi de en kolay selülit tipidir. Genellikle üst bacak gibi lenfatik dolaşımın yavaşladığı vücut orta hattında oluşur. Hem yumuşak hem de sert selülitin özelliklerine sahiptir" diye konuştu. Op. Dr. Arif Eroğlu, sellüliti önlemek için en önemli yöntemlerden birinin spor yapmak olduğunu söyledi. Op.Dr. Eroğlu, "Kan ve lenf dolaşımını hızlandırmak için özel egzersizler çok önemlidir. Her gün ideal olarak 45 dakika egzersiz yapılmalıdır (Tempolu yürüyüşe çıkılabilir, evde dans edilebilir, yüzülebilir veya bisiklete binilebilir). 45 dakika boyunca ara vermeden bol terlemek amacıyla yoğun kardio antrenmanı yapılması son derece sağlıklıdır. Selülit giderici egzersizler, selülitli görünümünü azaltmak için çok etkilidir. İp atlamak, uzanarak bacakları aşağı yukarı indirip kaldırmak, yan yatarak bacakları yukarı aşağı hareket ettirmek, dizleri karına çekip bırakmak selülitte etkili jimnastik hareketlerinden bazılarıdır. Selülit tedavisinde basit şekeri ve rafine edilmiş karbonhidrat kaynaklarını hayattan çıkarmak gerekir. Cüce buğdaydan yapılan hamur işi gıdalar ve kompleks karbonhidratlar tüketilmelidir. Doğru bir protein kaynağı veya sağlıklı yağlar kullanılmalıdır. Bu sayede sindirim yavaşlayacağından ve kana şeker yavaş yavaş geçeceğinden insülin salgısı az ve düzenli bir formda olur. Etkili bir şekilde yağ yakmak için beslenme programına biraz yeşil çay (xanthine) eklemek doğrudur. Günde birkaç kere yeşil çay tüketmenin catechin - polyphenolleri içermesinden dolayı metabolizma hızlandırıcı etkisi kanıtlanmıştır. Lenfatik dolaşımın düzenlenmesi için günde 1.5-2 litre su tüketilmelidir. Üzüm çekirdeği ektresi, üzüm kabuğu gibi proanthocyanidinlerden zengin gıdalar kolajen yıkımını önler, yeni bağ dokusu oluşumunu destekler, hücre zarlarını tamir eder. Bioflavonlardan zengin gıdaların başlıcaları soya, soğan, yeşil fasulye, lahana çeşitleri, elma, turunçgiller ve suları, kuru eriktir. C vitamini güçlü bir kolajen yapımı tetikleyicisi ve antioksidandır. C vitamininden zengin turunçgiller, kivi, çilek, brokoli, karnabahar, yeşil biber gibi sebze ve meyveler kolajen yapımını hızlandırır ve metabolizmayı oksidan hasarından koruyarak yeniden daha genç bir bağ dokusu oluşumu için çok önemli bir rol oynar. Jelatin özellikle şu 3 aminoasit açısından çok zengin bir içeriğe sahiptir; proline, hidroksiprolin, glisin. Hidrolize edilmiş jelatin içerisindeki oligipeptidler kolajen sentezi arttırır. B 12 vitamini açısından da önemli olan kemik suyu ve kelle paça çorbası en az haftada 1 içilmelidir. Soya fitoöstrojenler içerir. Östrojeninin görevini taklit eden fitoöstrojenler östrojenin hücre reseptörlerine bağlanır ve kolajenin yıkılmasını engeller. Soya, östrojeni taklit ederek hücreyi östrojen hasarlarından korur ve östrojenin kolajen liflerini yıkmasını engeller. Omega-3 damarları güçlendirerek kan dolaşımını ve kan akışını kolaylaştırır. Somon ve sardalya omega-3 açısından çok zengindir. Soğan ve sarımsak doğal antibiyotik ve antiseptik özellik taşır, kan basıncının düşmesine sebep olarak dolaşımın ve kan akışının rahatlamasını sağlar. Zencefil, aspirin gibi etki göstererek kan damarlarında plak oluşumunu engeller, kanı inceltici etkisinden dolayı dolaşımı da rahatlatır. Zencefilin anti- enflamatuar etkisi de kuvvetlidir. Japonya’da nükleer bombalanma sonrası halkı kanserden korumak için uygulanmıştır. Zerdeçal, Hint mutfağında bolca kullanılan hint safranı (zerdeçal) antioksidan yönünden kayda değer zenginliktedir. Muz kas kasılmasını dengelediği için sporculara ve diyet yapanlara önerilir. İçerisinde bulunan potasyumla kan basıncını dengeler ve dolaşıma yardımcı olur. Çinko bakımından oldukça zengin olan muz, cilt hücrelerin yenilenmesinde görev alır. Muz, kan akışını da oldukça hızlandırır. Sellülitlerden kurtulmak için en etkili meyvelerden biridir. Lahana sellülit konusunda en etkili sebzelerden biridir. Vücudun toksinlerden temizlenmesine yardımcı olur. Harika bir antiseptik özelliği bulunur. Selülitin azalmasındaki ve ödem atmadaki etkileri hemen fark edilir. Yumurta beyazı, lesitin maddesi yönünden çok zengindir. Lesitin, hücrelere giren ve çıkan besinlerin düzenlenmesine yardımcı olur. Selülit tedavisinde bu madde çok önemlidir ve mutlaka tüketilmesi gerekir. Keten tohumu, alfa linolenik asidin anti enlamasyon özelliğinden dolayı selülit tedavisi sırasında tüketilmelidir. Koyu renkli sebze ve meyveler, antioksidan olarak C,E vitaminleri ve beta karoten, minerallerden çinko, manganezyum, selenyum, bakır en bilinen antioksidanlar arasındadır. Bu vitamin ve minareller en çok koyu meyve ve sebzelerde bulunur. Ananas, bulundurduğu bromelain enzimi sayesinde ödemleri azaltır. Selülitten kurtulmak için yeşil çay, kiraz çöpü ve mısır püskülü çayı yararlıdır. Ayrıca her gün en az 1,5 -2 litre su içilmelidir. Soda, ıhlamur, ada çayı, sebze suları, ayran tüketilebilir. Turşu suyu, şalgam, sirke gibi probiyotiklerden zengin içecekler fazla tuzlu olmamak şartıyla tüketilmelidir. Gazlı içecekler, katkılı kutulanmış meyve suları ve alkolden uzak durulmalıdır" açıklamalarında bulundu.
Havaların soğumasıyla hastalıklara deva sakatata ilgi artıyor
20 Ekim 2023 Cuma - 09:39 Havaların soğumasıyla hastalıklara deva sakatata ilgi artıyor Erzincan’da havaların soğumasıyla birlikte insan sağlığına faydası olan büyük ve küçükbaş hayvanların sakatatlarına ilgi artıyor. Erzincan’da özellikle kış aylarında vatandaşların tercih ettiği sakatat, zengin vitamin ve mineral içeriği dolayısıyla "doğal antibiyotik" olarak da tanımlanıyor. Erzincan’da kelle, paça, ciğer, yürek, böbrek ve işkembe gibi sakatatlar müşteriler için özenle hazırlanıyor. Sabahın erken saatlerinde başlayan sakatat hazırlama telaşı, akşama kadar devam ediyor. "Suyu ayrı faydası oluyor, etinin ayrı bir faydası oluyor" İçeriğindeki vitamin ve mineraller sayesinde bağışıklık sistemini güçlendiren bir besin olarak bilindiğini aktaran sakatat satıcısı Selim Erdoğan, "Havaların soğumasıyla bizim işlerimizde de hareketlilik başlar. Kış aylarının gelmesiyle birlikte en çok tüketilen ürünlerimiz kelle paça ve pöç. Çünkü, bu ürünler düdüklüde pişirildiği zaman kemiğinden ayrılarak suyu ayrı faydası oluyor, etinin ayrı bir faydası oluyor. Bu pişirilen ürünün suyu daha çok vitaminli ve daha çok faydalı. Eti ise ayrı tüketiliyor. Pöç dediğimiz ürün dananın kuyruk kısmından çıkan bir bölümdür, daha çok lezzetli ve daha çok faydalıdır" dedi. Sakatatın birçok rahatsızlıklara faydalı olduğunu anlatan Selim Erdoğan, "Sakatat Türkiye’de en güzel tutulan ürünlerden birisidir. Ciğerimiz zaten her kesimde bilindiği üzere tutulan ve tüketilen bir üründür. Pişirildiğinde çok lezzetli ve faydalıdır. Paça ve kelleye baktığımızda kış aylarında en çok tüketilen ürünler arasında. Bu ürün ise hem eti, hem suyu protein olarak tüketiliyor. Tüm vücuda jel gibi yayılan bir besin kaynağı olduğu biliniyor. Sakatat deyince kış aylarında daha fazla tüketilen bu ürün, genel olarak da birçok üründen daha faydalı olarak görülür" şeklinde konuştu.
EBYÜ Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ikinci MR Görüntüleme Merkezi açıldı
20 Ekim 2023 Cuma - 09:24 EBYÜ Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ikinci MR Görüntüleme Merkezi açıldı Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde ikinci MR Görüntüleme Merkezi hizmet vermeye başladı. Üniversite hastanesi bünyesinde en çok ihtiyaç duyulan ünitelerden biri olan MR (Manyetik Rezonans Görüntüleme) merkezinin ikincisi hizmete girdi. Rektör Prof. Dr. Akın Levent, Rektör yardımcısı Prof. Dr. A. Ercan Ekinci, İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mecit Kantarcı, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Ufuk Kuyrukluyıldız’ın da katılımıyla hizmete alınan MR Cihazı merkezi incelendi. Acil hastaların aynı gün, ayakta gelen hastaların ertesi gün MR çekilebileceği ifade eden Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Kuyrukluyıldız, MR çekimi için Erzincan’ın yeni merkezle birlikte çevre illerden ve Türkiye’nin diğer illerinden hasta alabilecek yeterliliğe kavuştuğunu ifade etti. EBYÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mecit Kantarcı ise yeni açılan ikinci MR Görüntüleme merkezi hakkında “Hastalarımızın tedavi süreçlerini hızlandıracak olan bu merkezin Üniversite hastanemizde olmasının mutluluğunu yaşıyoruz” dedi. Rektör Prof. Dr. Akın Levent ise ikincisi açılan MR Görüntüleme Merkezi hakkında, “Sağlık Bakanlığı ile ortaklaşa bir şekilde yürüttüğümüz üniversite hastanemizde yoğunluk her geçen gün artış gösteriyor. Bu nedenle MR Görüntüleme Merkezimizin ikincisini açarak hastalarımızın tetkik süresini kısaltmayı ve sirkülasyonu azaltmayı hedeflemekteyiz” ifadelerini kullandı. Rektör Levent son olarak MR Görüntüleme Merkezinin kurulma sürecinde emeği geçenlere teşekkür ederek hayırlı olsun temennisinde bulundu.
Erzincanlılar MR sırası beklemeyecek
19 Ekim 2023 Perşembe - 13:43 Erzincanlılar MR sırası beklemeyecek Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesine alımı yapılan ikinci MR cihazı ile vatandaşlar artık uzun süre sıra beklemeyecekler. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İl Sağlık Müdürlüğü öncülüğünde Ekim ayı içerisinde ihalesi yapılan ikinci MR cihazının alımını yaparak vatandaşların hizmetine sunmaya başladı. Hizmete alınan yeni MR cihazı ile Erzincanlı vatandaşların yanı sıra çevre illerden de gelen hastalar uzun süre sıra beklemeden MR çekilebilecek. Yeni hizmete alınan MR cihazı ile alakalı, Erzincan Binali Yıldırım Üniversite Rektörü Prof. Dr. Akın Levent, Erzincan İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin, Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ufuk Kuyrukluyıldız ve EBYÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mecit Kantarcı basın mensuplarına açıklamada bulunarak acil hastaların aynı gün, ayakta gelen hastaların ise ertesi gün MR çekilebileceğinin müjdesini verdiler. ‘Erzincan, MR çekimi için çevre illerden hasta alabilecek pozisyonda olacak’ Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ufuk Kuyrukluyıldız, MR çekimi için Erzincan çevre illerden ve Türkiye’nin diğer illerinden hasta alabilecek pozisyonda olabileceğinin altını çizerek, “Son 6 ayda, özellikle MR randevuları ileri günlere verilmekteydi ki bu Türkiye genelinde böyle. Yaklaşık 2 ay, 1 ay süreli randevularımız vardı. Ekim ayının başından itibaren de ikinci MR alımı için ihale gerçekleştirdi ve hizmete girdi. Randevu sürelerimiz oldukça kısaldı. Acil hastaları ve yatan hastaları aynı gün, ayakta gelen hastaları ertesi gün MR çekiliyor. Günde yaklaşık 230 tane MR çekiyoruz. Bu hizmet sayesinde inşallah Erzincan, MR çekimi için çevre illerden hatta Türkiye’nin diğer illerinden hastanın buraya geldiği bir pozisyona dönecek. Bu da bizleri memnun ediyor” dedi. ‘Üst düzey yurt dışı uygulamaları Erzincan’da’ Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mecit Kantarcı ise, üst düzey yurt dışı uygulamalarının Erzincan’da uygulanabildiğini söyledi. Kantarcı konuşmasında, “Hızlı bir şekilde hastaların işini görüp evlerine sağlıklı bir şekilde gitmesini sağlamanın yanı sıra ileri teknoloji MR uygulamalarını da bu sayede getirmiş olduk. Kardiyak MR, kalp MR’ı, gibi karaciğerde ve kalpte demir ölçümleri gibi yeni sekanslarda eklendi. Bu sayede ileri düzey görüntüleme ihtiyacı olan hastaların da problemleri batıya, İstanbul’a, Ankara’ya ve uzak merkezlere gitmeden bizim merkezimiz de çözülmüş olacak. Bu da şükürler olsun ki kendi devletimizin gücünü gösteriyor. Erzincan’da da bu uygulamaların yapılmaya başlanmış olması, üst düzey yurt dışında ki en iyi uygulamaları yapıyor olmamız bizim için büyük bir başarı ve bundan da mutluluk duyuyoruz” ifadelerini kullandı. ‘Türkiye’de ki en güzel Radyoloji Ünitesine sahibiz’ İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin de konuşmasında Türkiye’de hastanelerde gördüğün en güzel Radyoloji Ünitesinin Erzincan’da olduğunu belirterek, “Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü olarak baktığımız da yılda yaklaşık 2 milyon 869 bin, 2022 verisine göre hasta baktığımızı, bu yılın ilk 9 aylık verilerine göre, 3 milyonun üzerinde bir hasta potansiyelimizin olduğunu görüyoruz. Artan hasta potansiyeliyle beraber tıbbi ve personel ihtiyacı da artıyor. Bu minvalde ikinci MR’ın Erzincan’a kazandırılması gerçekten elzem olmuştu. Bakanlıkla görüşerek artan randevu gün sürelerini ifade ettik. Aynı zamanda artan hasta sayılarımızı da ifade ettik. Ekim ayı içerisinde ikinci MR ihalemizi gerçekleştirdik. Türkiye’nin farklı bölgelerinde uzun MR randevu sürelerinin olduğunu biliyoruz. Burada artık aşağı yukarı bir sonra ki güne randevu verir hale geldik. İnşallah önümüzde ki haftalar içerisinde de günü birlik işlemleri hallediyor olacağız. Benim Türkiye’de hastanelerde gördüğün en güzel Radyoloji Ünitesine sahibiz” diye konuştu. ‘Hastalar, MR kapısında daha az bekleyecek’ Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) Rektörü Prof. Dr. Akın Levent ise yaptığı konuşmada, hastaların MR kapılarında daha az bekleyeceklerinin altını çizerek, “Erzincan’da Sağlık Bakanlığı ile ortaklaşa yürüttüğümüz bir hastane var ve burada ki sirkülasyon da gün geçtikçe çoğu hastanemiz de olduğu gibi artmakta. Bu sirkülasyon arttıkça bir takım problemlerde beraberinde geliyor. Sirkülasyonu hızlı bir şekilde azaltmasını beklediğimiz üniteler laboratuvar üniteleridir. Bunların başında da radyoloji geliyor. Radyolojide ki MR, tomografi, ultrason gibi görüntüleme ünitelerinde eğer sirkülasyonu hızlandırabilirsek, sirkülasyon daha az olacağı için hastaların hastalıklarına cevap vererek hastaların hastane önlerinde beklemelerinin önüne geçmiş olacağız. Dolayısıyla bu MR gibi tetkiklerin daha hızlı yapılması gerekiyor. Bunun için bir MR ihtiyacı çıktı. İkinci MR’ı yine hizmet alım projesiyle alarak hizmete soktuklarından dolayı Başhekimimize, Sağlık Müdürümüze, Dekanımıza ben de teşekkür ediyorum. Hastalarımız bundan sonra hastane kapılarında MR kapılarında, tomografi kapısında çok daha az bekleyecekler” ifadelerine yer verdi.
Uzmanından lazer epilasyon uyarısı
19 Ekim 2023 Perşembe - 09:00 Uzmanından lazer epilasyon uyarısı Güzellik uzmanı Şebnem Fındık, lazerle yüz bölgesine yapılan işlemlerde dünyanın en iyi cihazı da olsa yüzde 90 sonuç alınamadığını söyledi. Güzellik merkezi bulunan Şebnem Fındık, cilt bakımına ilişkin bilgiler verdi. Uygulamalarda her bölgede aynı sonuçları alamadıklarını belirten Fındık, yüz bölgesine yapılan işlemlerde dünyanın en iyi cihazı da olsa yüzde 90 oranında başarılı sonuç alamadıklarını ifade etti. 14 yıldır güzellik sektöründe olduğunu belirten Fındık, ’’Lazer epilasyonda her kişide aynı sonuçları ve verimleri almıyoruz. Tüyün durumu, inceliği ve kalınlığı, hangi tüye hangi cihazlarla çalışılması gerekiyor bunlar öncelikle çok önemli. Her bölgede aynı sonuçları almıyoruz. Erkekte yanak ve ense boynu, kadınlarda özel bölge, kol altı ve göğüs bölgesi dirençli bölgeler oluyor. Bu konuda kesinlikle danışanları bilgilendirmek gerekiyor. Belirli bir oranda belirli bir garanti verilmemesi lazım. Dünyanın en iyi cihazı da olsa yüz bölgesinde kesinlikle yüzde 90 sonuç verilemez. Ağda şekerli olduğu için kıl kökünü besliyor. Jilet dediğimiz olay ise bir kıl kökünde üç tane çıkmasına sebep oluyor. Bunlar aslında bizi en çok zorlayan şeyler. Lazer epilasyon konforlu bir işlem. Bir tüyün çıkış evresi 15 ile 20 günü bulurken, lazer epilasyonda kılın kökünü besleyen kısmının dermal papilla ile bağlantısını kopardığımız için bir tüyün çıkışı 1 ayı bulabiliyor. Yavaş yavaş da inceldikten sonra bitiyor. En azından haftalık veya aylık berbere gitmeye neden kalmıyor. Lazer epilasyonda özellikle bacak, kol ve kol altı bölgelerinde yüzde 90’a kadar net sonuçlar alabiliyoruz. Eğer cihazımız dört mevsim sistemine uygunsa tabii ki çalışabilir. Aynı zamanda bunu yapan estetisyenin bilinçli olması gerekiyor. Günümüzde merdiven altı olarak tabir edilen çok fazla salon var. Ben bu sektöre 14 yılımı verdim. Her zaman yeni gelişen şeyler oluyor. Eğer uygunsa lazer epilasyonda düşük juul ile değil de kişiye göre juul ile çalışılırsa herhangi bir yanma veya kızarıklık olayları olmuyor. Lazer yapılan bölgenin de hemen güneş görmemesi gerekiyor. Bu şekilde dikkat edilip güneş koruyucular kullanılırsa hiçbir problem oluşmaz” dedi.
Üniversiteler ve YÖK’ten ortak bildiri
19 Ekim 2023 Perşembe - 08:45 Üniversiteler ve YÖK’ten ortak bildiri Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve üniversiteler yayınladıkları ortak bildiriyle, İsrail’in Gazze’deki hastaneye düzenlediği ve yüzlerce Filistinli sivilin hayatını kaybettiği saldırıyı kınadı. YÖK ve üniversiteler tarafından yayımlanan ortak bildiride İsrail’in Gazze’deki hastane saldırısı kınanarak, “İsrail’in Filistin halkına yönelik insanlık dışı saldırılarını son dönemde artırarak devam ettirmesini; bu çerçevede 17 Ekim’de Gazze’deki El-Ehli Arap Hastanesi’ni hedef alarak, aralarında bebeklerin, çocukların ve kadınların da bulunduğu yüzlerce Filistinli sivilin ölmesine ve yaralanmasına neden olan saldırılarını Türkiye akademik camiası olarak şiddetle kınıyoruz. Söz konusu saldırılar sonucunda hayatını kaybeden tüm Filistinli kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Filistin halkının acılarını paylaşıyoruz. Gazze’de bir insanlık dramı yaşanmaktadır. Uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukuk ilkelerinin açık ihlali söz konusudur. Tüm saldırıların ve şiddet eylemlerinin derhal durdurulması çağrısında bulunuyoruz. Türkiye tarafından, bölgede kalıcı bir barışın tesisi amacıyla iki devletli vizyon temelinde yapılan diplomatik girişimleri destekliyoruz. Bu bağlamda, akademik camia olarak üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmeye hazır olduğumuzu bildiriyoruz” ifadelerine yer verildi.