Yerel Haberler
Erzincan
Geçmişin yok olan mirası: Kapı tokmakları
28 Eylül 2023 Perşembe - 08:22 Geçmişin yok olan mirası: Kapı tokmakları Osmanlı’dan günümüze kadar gelen, kadınlar için ince erkekler için tok ses çıkartan motifli tarihi kapı tokmakları zamana direniyor. Osmanlı zamanında eve gelenin anlaşılması için kapı üzerine işlenen tokmaklar, şekli ve çıkardığı ses ile farklı anlamlar taşıyordu. Kapının üzerinde ana tokmak ve ana tokmağın altında küçük bir tokmak daha bulunur, kalın ses geliyorsa kapıyı çalanın erkek, ince ses geliyorsa kapıyı çalanın kadın olduğu bilinirdi. Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde sadece bir demirci ustası tarafından üretilen kapı tokmakları motifleri ve sesleriyle bin yıllık bir tarihin kapısını aralıyor. Tarihe açılan kapılardaki bu sırrı tekrar yaşatmaya çalışan Mustafa Demirci, yok olmakla yüz yüze olan bir geleneği yaşatmaya çalışıyor. İlçe sakinleri evlerin kapılarına takılan tokmaklar sayesinde ev sahipleri, kapıyı çalan misafirlerini görmeden kadın ya da erkek olup olmadığını anlayabiliyor. Derin kanyonlar arasında uzanan bir vadiye yerleştirilmiş küçük ve şirin bir ilçe olan Kemaliye’de asırlardır yaşatılan ve Türklerin Şamanizm’e inandığı dönemdeki geleneklerden olan çeşitli motiflerle kapı süsleme ve demir kapı tokmağı üretimi geleneği, ilçedeki Mustafa Demirci usta tarafından yaşatılıyor. Erzincan’a 150 kilometre uzaklıkta bulunan 2 bin nüfuslu Kemaliye’de yazları nüfus 15 bini buluyor. İnsanların genelde yürüyerek bir yere gitmeyi tercih ettiği ilçede hiç trafik olmuyor. İlçeye dışarıdan gelenlerin gözüne ilk çarpan şey ahşap yapılar ve bu yapıların kapıları üzerindeki tokmaklar oluyor. Kemaliye’nin binlerce yıllık tarihini ve sosyolojik yapısını anlatan kapı tokmakları kentin göze çarpan en belirgin özelliklerinden biri. Geleneklere göre bir eve gelen misafir kapı tokmağını çalışına göre karşılanıyor. Ev sahibi tokmak sesine göre misafirin kim olduğunu anlıyor. Kapı tokmağının sesi gelenin kadın mı yoksa erkek mi olduğunu haber veriyor. Eğer misafir büyük tokmağı kullanır ve ses tok ve gür çıkarsa gelen kişi erkek ama diğerine göre ince daha az sesi olan küçük tokmak kullanılırsa gelen kişi kadındır. Her motifin bir anlamı var Kapı tokmaklarının mesajları bunlarla sınırlı değil. Tokmaklar üzerindeki motiflerin de bir anlamı var. Örneğin lamba motifli bir kapı tokmağı evin ocağı sönmesin hayat daim olsun anlamını taşıyor. Kuş motifi kullanılmışsa bu da ev sahibinin gurbette bir yakınının olduğu ve haber beklediği anlamına geliyor. Sağa sola ayrılan ve kuş kafasını andıran motifler evin Müslüman bir aileye ait olduğunu vurguluyor. Öküz motifi ise ailenin birlik olduğunu simgeliyor. Kapı tokmaklarında akrep yılan gibi motiflerde var. Bu motifler Şaman kültüründen kalma. Yılan motifleri genellikle anahtar delikleri çevresinde bulunuyor ve bu motifteki kilide anahtar sokulunca şeytanın o eve giremeyeceğine inanılıyor. Akrep motifi olan evlerde ise cinin şeytanın barınamayacağı inancı var. Günümüzde Kemaliye’de kapı tokmakları yapan kişi 6 kuşaktır geleneklere bağlı olarak bu işi yapan Demirci ailesinden Mustafa Demirci. Yaklaşık 120 yıl aradan sonra tekrar 1996 yılında bu geleneği sürdürme kararı alan Demirci ailesinin bu kararı sadece kaybolmakta olan bir geleneği yaşatmak değil aynı zamanda bu tokmakların işleneceği kapıları yapan marangozları ve buna bağlı olarak da eski taş ustalarını hayata bağlamış. Pek kimsenin rağbet etmediği marangozluk ve taş ustacılığı da kapı tokmakları sayesinde yeniden nefes almaya başlamış. ‘Kopya maneviyatı bozar’ Yıllar önce Kemaliye’de kapı tokmağı yapan yaklaşık 350 kişinin olduğunu ifade eden Mustafa Demirci, “Tabi o zaman kimse birbirinin yaptığını kopya etmezmiş. Ama bir süre sonra kopyalama başlamış. Kopya işin içine girince işin kalitesi düşmüş ve ustalar da artık kendi yaptıklarından zevk alamaz duruma gelmişler ve işi bırakmışlar. 120 yıldır kimse yapmıyordu. Biz 1996’da tekrar başladık” diye konuştu. “Misafiri kapı tokmağı sesinden tanıyorlar” Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde, evlerin kapılarına takılan tokmaklar sayesinde ev sahipleri, kapıyı çalan misafirlerini görmeden kadın ya da erkek olup olmadığını anlayabiliyor. Şamanizm geleneğine göre, geçmişte hane halkını şeytana karşı koruduğu düşüncesiyle kapılara yapılan yılan figürü gibi süslemeleri kapı ve kapı tokmaklarına işleyen ustalar, Türklerin İslam’a geçişinin ardından uygulanan kapılara iki farklı tokmak takma geleneğini de yaşatmaya çalışıyor. Özellikle İslam geleneğinde ev halkının evlerine gelen misafirlerin cinsiyetine göre kıyafetlerine dikkat etmesini sağlamak amacıyla ustalarca yapılıp kapılara takılan iki farklı tokmak, eve gelen misafirin cinsiyeti konusunda ev sahibine bilgi veriyor. İlçe sakinleri, geçmişte adeta görüntülü kapı sistemi olan bu yöntemi kullanmaya devam ediyor. Kapı tokmağı imalatçılığının unutulmaya yüz tutan bir meslek dalı olduğuna işaret eden Mustafa Demirci, kendi çocuklarını ve torunlarını yetiştirmeye çalışıyor. Bu tür kapı tokmaklarının halen rağbet gördüğüne işaret eden Demirci, el emeği göz nuruyla uzun uğraşlar sonucunda ürettiği kapı tokmaklarının üzerine farklı anlamlara gelen motifler de işlediklerini sözlerine ekledi.
EBYÜ Erasmus + projesi “Would You Mind-Set?” Türkiye Ulusal Ajansı’ndan kabul alarak büyük bir başarıya imza attı
27 Eylül 2023 Çarşamba - 13:16 EBYÜ Erasmus + projesi “Would You Mind-Set?” Türkiye Ulusal Ajansı’ndan kabul alarak büyük bir başarıya imza attı Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilek İlhan Beyaztaş yürütücülüğünde hazırlanan “Would You Mind-Set?” isimli Erasmus + projesi Türkiye Ulusal Ajansı’ndan kabul alarak büyük bir başarıya imza attı. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Dilek İlhan Beyaztaş’ın yürütücülüğünde hazırlanan ve Erasmus + Programı Okul Eğitiminde İşbirliği Ortaklıkları (KA220-SCH) faaliyeti çerçevesinde 2023 yılı teklif çağrısı döneminde sunulan “Would You Mind-Set?” başlıklı proje 147 başvuru içerisinden kabul alan 7 projeden biri olarak önemli bir başarıya imza attı. Türkiye’de bir ilk olma özelliğini taşıyan proje 2 yıl süre ile devam edecek. Projenin 7 yıllık bir emeğin sonucu olduğunu ifade eden Doç. Dr. Dilek İlhan Beyaztaş, “Bu projede, dezavantajlı bölgelerde öğrenim gören ortaokul öğrencilerinin zekâyı algılayış özellikleri belirlenerek Fen Bilimleri dersinde başarılarının artırılması planlanmaktadır. Ayrıca dezavantajlı gruplarla çalışan paydaşlara katkıda bulunmak amacıyla çeşitli eğitimler vasıtasıyla ihtiyaç duyulan eksikliklerin giderilmesi hedeflenmektedir. Yapılacak uluslararası ortak planlamalarla eğitimler verilip Türkiye’de ve Avrupa’da ortak bir standardizasyon belirlenmesi hedeflemektedir” dedi. Projenin 2 yıl boyunca hem Avrupa’da hem Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde sürdürüleceğini ifade eden Beyaztaş, projenin süreci ile ilgili olarak öncelikle bir eğitim programının hazırlanacağını ve ardından çeşitli uygulamaların hem eğiticiler hem de öğrenciler üzerinde denenerek ölçüleceğini belirtti. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’nin de ev sahipliğinde gerçekleşecek proje için açıklamalarda bulunan Üniversite Rektörü Prof. Dr. Akın Levent ise, “Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi olarak, ‘Would You Mind-Set?’ isimli Erasmus + projesinin Türkiye Ulusal Ajansı tarafından kabul edilmesi, büyük bir başarıdır. Bu projenin yürütücülüğünü üstlenen Doç. Dr. Dilek İlhan Beyaztaş’ı tebrik ediyorum. Bu proje, üniversitemizin uluslararası alanda tanınırlığını artıracak ve öğrencilerimize farklı kültürleri deneyimleme fırsatı sunacak. İleriye dönük olarak, daha fazla Erasmus + projesine katılım sağlamayı hedefliyoruz ve bu başarı bizi bu konuda daha da motive ediyor” ifadelerini kullandı.
Eğitim camiası yöneticileri ile toplantı yapıldı
27 Eylül 2023 Çarşamba - 09:51 Eğitim camiası yöneticileri ile toplantı yapıldı Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, ilin eğitim sistemini daha da güçlendirmek için ildeki okul yöneticileriyle verimli bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantı, yeni dönemde öğrencilerin akademik ve sosyal alanda başarılı olmalarını sağlama hedefine odaklandı. Erzincan İl Müftülüğü Konferans Salonunda düzenlenen toplantıya; Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Erzincan İl Milli Eğitim Müdürü Hacı Ömer Kartal, ilçe milli eğitim müdürleri, şube müdürleri ile ildeki okulların müdürleri ve müdür yardımcıları katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşının okunması ile başlayan toplantıda daha sonra konuşma yapan Vali Aydoğdu, eğitimde daha büyük başarılar elde etmek için iş birliği ve koordinasyonun hayati bir rol oynadığını dile getirerek, öğrencilerin başarısını artırmak için öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin özverili çalışmalarını sürdürmesinin önemini vurguladı. Başarmanın ancak ekip ruhu ile hareket ederek gerçekleşeceğini belirten Vali Aydoğdu, "Erzincan konum olarak ülkemizin çok önemli bir noktasında bulunmaktadır. Aynı zamanda ilimiz çeşitli sektörlerde ülkemizde çok önemli sıralamalarda yer almaktadır. Bizler her alanda güzel çalışmalar yaparak şehrimizi marka şehir yapmak için hep birlikte gayret göstereceğiz. Ekip ruhu ile çalışırsak bu başarı hepimizin olacak" dedi. Öğretmenlere yönelik sosyal, kültürel ve akademik etkinliklerin yapılması için okul yöneticilerinden gönüllü bir komisyonun kurulmasını da isteyen Vali Aydoğdu, bu eğitim öğretim döneminde öğretmenlerin motivasyonlarını artırmak için de birçok sosyal ve kültürel etkinliğin yapılacağını duyurdu. Çocuklar için eğitimin her alanında durmadan ve birlikte çalışmaya ihtiyaç olduğunu ve bu konuda eğitim camiasının her bir neferine güvendiğini belirten Vali Aydoğdu, konuşmasının devamında, “Her zaman öğretmen olduğum için gurur duydum. Öğretmenlik bir adanmışlık mesleğidir. Okul müdürlerimiz eşit, adil ve ilkeli çalışmalarını sürdürdükçe, güçlü, vizyoner bir tavır sergiledikçe başarı kaçınılmazdır. Eğitim camiası bu milletin önemli bir kalesidir. Çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği için bu kaleyi daima güçlü tutmalıyız. Sizinle birlikte bu kadim şehirde yeni, güzel bir hikâye yazalım. Şehrimizin evlatlarının geleceğini birlikte inşa edelim. Gençlerimize değerlerimizi, medeniyetimizi öğreteceğiz. Onlara her zaman sahip çıkacağız. Çünkü onlar bizim ortak paydamız, bugünümüz, yarınımız en önemlisi evlatlarımız. Güçlü bir motivasyon, kalıcı hedeflerimiz ve emin adımlarımızla, köklü, kadim medeniyetimizden aldığımız yüce değerlerimiz ve ilkelerimizle öncü kuşaklar yetiştireceğiz. Cemil Meriç’in ifadesiyle muhteşem bir maziyi, daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprüyü kurmak için eğitim ve öğretime dört elle sarılacağız” diye konuştu. Konuşmasının sonunda sevgi olmadan başarının olamayacağını belirten Vali Aydoğdu, “Birbirimize sahip çıkacağız. Teşekkür edeceğiz, güzellikleri çoğaltacağız. Birbirimizin eksiğini kapatıp birbirimize destek olacağız. Sizler seçilmiş insanlarsınız. O zaman görevimizi en iyi şekilde yapacağız. Kendi işimizle meşgul olacağız, sadece kendi işimizle. Neden mi? Çünkü; meşgul zihinler, memnun kalpler ve kendini bulmuş insanlar asla başkalarının hayatına karışmazlar. Okulumuzda bir iz bırakabilirsek, şehrimizde bir iz bırakabilirsek, deriz ki, bakın burada güzel bir iz bıraktık. Ve bu kadim şehre sizlerle birlikte hizmet etmek, güzel izler bırakmak bizi mutlu edecek. Sizi seviyorum ve size güveniyorum" ifadelerini kullandı. Vali Aydoğdu’nun konuşmasının sonunda soru -cevap kısmına geçildi. Vali Aydoğdu program bitiminde okul yöneticileriyle tek tek tokalaşarak yeni eğitim-öğretim yılını tebrik etti.
Teröre verilen ilk şehit askerin kabrine giden yol asfalta kavuştu
27 Eylül 2023 Çarşamba - 09:32 Teröre verilen ilk şehit askerin kabrine giden yol asfalta kavuştu PKK terör örgütünün 38 yıl önce ilk şehit ettiği Komando Er Süleyman Aydın’ın Erzincan Çağlayan Beldesi Mertekli Mahallesinde bulunan kabrine giden yol Vali Hamza Aydoğdu’nun talimatıyla asfaltlandı. Siirt’in Eruh İlçesi’nde 15 Ağustos 1984’te terör örgütü PKK’nın düzenlediği ilk silahlı saldırıda şehit düşen Jandarma Komando Er Süleyman Aydın’ın naaşı memleketi Erzincan’ın Çağlayan Beldesi Mertekli Mahallesine defnedilmişti. PKK’nın terör eylemlerini başlattığı ilk eylem olan Eruh baskınında şehit düşen Aydın’ın kabristanı Erzincan’a yaklaşık 25 kilometre uzaklıktaki Mertekli Mahallesinde bulunuyor. Kabristanının bulunduğu yolun yaklaşık 1 buçuk kilometrelik kısmının stabilize olması ve 8 yıldır yapılmamasından şikayetçi olan Mertekli köyü Muhtarı İsmail Keleş’in isteklerine kulak veren Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, ilgili birimlere talimat vererek yolun yapımına başlanmasını sağladı. Mertekli Mahallesi Muhtarı İsmail Keleş, Vali Aydoğdu’ya şehit ailesi ve köy halkı adına teşekkür etti. Keleş Vali Aydoğdu’yu en kısa sürede köye beklediklerini belirterek, “Çağlayan Beldesi Mertekli Mahallesi muhtarıyım. Şuan bulunduğumuz kabristanı özel kılan bir durum var. Türkiye’de teröre verilen ilk şehit asker Süleyman Aydın’ın bulunduğu mezarlık. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun. Bu vesile ile görevi başında şehit olan tüm askerlerimize Allah rahmet eylesin, yeri cennet olsun. Valimiz Hamza Aydoğdu’nun Erzincan’a ilk teşrifleriyle yapmış olduğu toplantıda kendisine bin 400 metre uzunluğunda ki mezarlık yolumuzun yapımını arz etmiştik. Değerlendirmeye alıp kendisi talimat verdi ve şuanda mezarlık yolumuzun asfaltı yapılmakta. Bu vesile ile kendisine şahsım adına, köy halkı adına ve şehit ailesi adına çok teşekkürlerimi sunuyorum. Valimizi en kısa sürede köyümüze bekliyor saygılarımı sunuyorum” dedi.
Kahvaltı sofralarına 3 bin rakımdan gelen lezzet: Erzincan tulum peyniri
27 Eylül 2023 Çarşamba - 08:36 Kahvaltı sofralarına 3 bin rakımdan gelen lezzet: Erzincan tulum peyniri Yüksek rakımlı yaylalarda beslenen akkaraman koyunu ile kıl keçisinin sütünden üretilen coğrafi işaretli Erzincan tulum peyniri, 3-4 aylık olgunlaşma sürecinin ardından satışa sunulmaya başlandı. Yaz sezonunda kentteki zengin bitki örtüsüne sahip 3 bin rakımlı yaylalarda beslenen akkaraman ırkı koyun ve kıl keçisinden elde edilen süt, yöreye özgü Kemah tuzu ve doğal olarak yapılan şirden (peynir mayası) ile mayalanarak Erzincan tulum peyniri elde ediliyor. Coğrafi işaret alan yöreye özgü tulum peyniri, 3-4 aylık olgunlaşma sürecinin artından kahvaltı sofralarını süslemeye hazır hale geldi. Erzincan Tulum Peyniri asırlardan bu yana kahvaltı sofralarını süsleyen, kuşaklar boyunca vazgeçilemeyen bir lezzet. İlk ne zaman, nerede, nasıl üretildi, keçi ya da koyun derisinden yapılan tulumlara basmak nereden kimin aklına geldi bilinmez ama Fırat’ın sularıyla yıkanan, onlarca kavime yurt olan bu kadim topraklar, böylesine mükemmel bir lezzeti miras bırakmıştır Anadolu’nun çocuklarına. Erzincan ile özdeşleşmiş, ünü tüm ülkede bilinen ve tüketicilerden her daim tam not alan Erzincan Tulum Peyniri, üç kıtaya hükmeden Osmanlı Padişahlarından tutun da Anadolu’nun dört bir yanındaki her haneye uğramış, lavaş ve çayla birlikte mükemmel bir üçlü oluşturmuştur. Bu üçlüye kimi zaman Kemah’ın cevizi, kimi zaman Cimin’in üzümü ya da Erzincan’ın yerli domatesleri eşlik etmiştir sofralarda. Damaklarda kendine özel bir yer edinen Erzincan Tulum Peynirinin vazgeçilemeyen lezzetinde Erzincan’ın 3 bin metre yükseklikte yer alan yaylalarında yetişen bitkilerin de, bu bitkilerle beslenerek o aromayı sütüne ortak eden akkaraman koyununun da, mayalamada kullanılan Kemah tuzu ve şirdenin de, bu mükemmel lezzeti üreterek sofralarımıza taşıyan nasırlı ellerin de elbette hakkı var. Mayıs ayında bu yana Erzincan’ın yaylalarında üretilen tulum peynirleri bu aralarda tüketicilerin beğenisine sunulacak. Yaklaşık 4 aydır yaylalarda koyunlarını otlatarak Erzincan tulum peyniri üreten yüzlerce aile bugünlerde yayladan inmeye hazırlanırken, binlerce ton tulum peyniri de tesislerde paketlenmeye devam ediyor. Yüzölçümünü üçte biri mera ve yaylalardan oluşan Erzincan’da, binlerce kişiye istihdam sağlayan Erzincan Tulum Peyniri sektörü hakkında şu bilgiler verildi: “Yılda yaklaşık 5-6 bin ton üretilen ve kendine has bir lezzeti olan tulum peyniri, yöredeki firmalarca Erzincan’ın yanı sıra başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere ülkenin birçok kentinde de sofralara lezzet katıyor. Erzincan ülkede küçükbaş hayvancılık açısından önde gelen illerden biri konumunda. Coğrafi işareti bulunan ürünlerinden birisi olan tulum peyniri yaylalarda, otlaklarda, meralarda otlayan akkaraman koyunlarından elde ediliyor. Peynirin lezzeti, yüksek rakımlı meralarda otlayan koyunların sütünden elde edilmesinden kaynaklanıyor."
Dağ köyünden çıkıp açtığı fırında tandır ekmeği yaparak patron oldu
27 Eylül 2023 Çarşamba - 08:31 Dağ köyünden çıkıp açtığı fırında tandır ekmeği yaparak patron oldu Erzincan’da göç ve imkânsızlık nedeniyle ilkokul 1. sınıftan okulu terk etmek zorunda kalan 2 çocuk annesi 36 yaşındaki kadın, dağ köyünden çıkıp açtığı fırında tandır ekmeği yaparak patron oldu. Yanında yaklaşık 10 kadına istihdam sağlayan kadın Erzincan ve çevre illerden gelen tandır ekmeği siparişlerine yetişemez hale geldi. Erzincan merkez Aslanlı Mahallesinde bulunan tandır ekmeği fırınında kadınlar ekmeklerini tandırdan kazanıyorlar. Deniz Kurutaş’ın eşiyle birlikte yaklaşık 5 yıl önce kurdukları fırında üretilen tandır ekmeklerine bolca talep var. Fırında hem patron hem işçi olan Deniz Kurutaş, “Ben Erzincan’ın Caferli köyünde dağ köyüydü orada büyüdüm. O zamanki imkânlar el vermediği için, okul kapatıldı, göç oldu o yüzden okuyamadım. İlkokul 1. sınıf terkim. Evlendikten sonra ortaöğretimi dışarıdan tamamladım. Ustalığımı geliştirdim. Böylece bu fırını açtık. Şuan işveren durumuna geldik yanımda 10 kadın çalışıyor. Demek istediğim her şeyi de okumamaya bağlamamak lazım. İstersek, azmedersek yapabiliriz. Düşe kalka geldik, kolay olmadı. Yeri geldi çuval çuval un alarak bu işyerini yürüttüm. Çok şükür çalıştık, başardık. Eşimle birlikte başladık. Sonrasında lavaşlarımız beğenildi. Bu şekilde büyüdük. Talepler artınca çalışan kadın işçi sayımızı da artırdık. Lokantalardan, marketlerden, il dışından talep geliyor.” dedi. Fırında çalışarak ev ekonomisine katkıda bulunup çocuklarını okutan Senem Korkmaz ise, “Bizim patronumuz iyi, hem patron hem bizimle birlikte işçi. Böyle görev dağılımı yapmışız. Birimiz yufka açıyor, diğeri kütle yapıyor, biri tandıra vuruyor. Tandırları yakıyoruz, merdaneci açıyor. Ateş önünde sıcak oluyor. Bize iş imkanı, çalışıyoruz. Çocuklarımızı kazandığımızla okutuyoruz” diye konuştu. Geçmişten günümüze uzanan bir gelenek olan ve Erzincan’da dağ köylerinde halen kullanılan tandırlar birbirinden güzel lezzetlerin pişirilmesinde kullanılıyor. Anadolu’da yüzyıllardır kullanıldığı bilinen tandırlarda, kadınlar tarafından geceden mayalanıp sabahın erken saatlerinde hazırlanan hamurlarla Türk kültüründe geniş yer tutan lavaş pişiriliyor. Her ailenin tüketimine göre üretilen lavaşlar, "çırpım" adı verilen desteler haline getirilip stoklanarak 10 gün boyunca tüketiliyor. Kadınlar lavaş üreterek hem UNESCO’nun somut olmayan kültür mirası listesine alınan lavaşı yaşatıyor hem de ekmek ihtiyacını karşılıyor. “Asırlık sofra kültürü: Lavaş” Erzincan’da tandırda kadınlar tarafından yapılan lavaşa Ramazan ayında daha büyük rağbet oluyor. Türk mutfağının geleneksel ekmeği lavaş, özellikle kebap, dürüm, çiğköftede kullanılıyor. Lavaş ekmeği, lokantalar ve iş yerleri haricinde sofralarda da yerini koruyor. UNESCO lavaş ekmeğini Ermenistan’ın kültürel mirası olarak dünya somut olmayan kültürel miras listesine almıştı. Azerbaycan’ın itirazı üzerine aradan 24 saat geçmeden UNESCO konvansiyonu uyarınca kaydedilen dosya ismi değiştirildi ve böylece lavaş, Ermenistan mutfağına has bir gıda türü olmaktan çıktı. O dönemde Türkiye ve Azerbaycan’ın lavaş için ortak proje hazırlığında olduğu belirtildi. Azerbaycan Kültür Bakanlığı da lavaş kararı ile ilgili olarak, "Komitede yapılan toplantı neticesinde, bir yiyecek türünün, Ermenistan topraklarında pişse bile Ermeni halkına has sayılamayacağı sonucuna vardık" açıklamasını yapmıştı.
“Gençlerin Gözüyle Kent Diplomasi” projesi, AB Ulusal Ajansınca kabul edildi
26 Eylül 2023 Salı - 16:57 “Gençlerin Gözüyle Kent Diplomasi” projesi, AB Ulusal Ajansınca kabul edildi İletişim Başkanlığı Erzincan Bölge Müdürlüğünce hazırlanan ve büyükşehirler dışında bir tek Erzincan’ın geçtiği 52 bin Euro destekli “Gençlerin Gözüyle Kent Diplomasi” projesi, Avrupa Birliği (AB) Ulusal Ajansınca kabul edildi. Kabul gören proje ve hazırlanan diğer projeler hakkında ajans muhabirlerine bilgi veren İletişim Başkanlığı Erzincan Bölge Müdürü Metehan Akkaya, “Göreve başladığımız ilk haftalarda dediğimiz gibi yapmış olduğumuz projelerde ilgili bilgi vereceğim. Avrupa Birliğine sunduğumuz projelerimiz var. Onlardan bir tanesi Gençlerin Gözüyle Kent Diplomasisi projesi. Projemiz 52 bin Euro kadar bir destek alacak Avrupa Birliği Ulusal Ajansından. Bu proje çerçevesinde neler yapacağımızla ilgili bahsedeceğim. Erzincan, Gümüşhane, Bayburt ve Tunceli olmak üzere dört ilimiz var bölge müdürlüğü olarak. Tunceli, Gümüşhane, Bayburt ve Erzincan merkezimiz. Bu dört ilde kent diplomasisi çalıştayı yapacağız. Kent diplomasisi dediğimizde biraz açacak olursak, İletişim Başkanlığımızın kamu diplomasisi dairesi var. Bu daire ülkemizin dünya kamuoyu nezdinde savlarını pekiştirmek, hakikat peşindeki mücadelesini destek olmak adına bir çok paneller düzenleniyor. Bizde bölge müdürlüğü olarak buna paralel ne yapabiliri diye düşündüğümüzde yerel düzeyde kent diplomasisine yönelik bir çalışma yapmak istedik. Kent diplomasisi de tanınırlığını ve iyi bilirliğini sağlamak üzere yapılan bir faaliyet aslında. Daha öncesinde yapılmış örnekleri vardır. Artık günümüzde uluslararası etkinlikler şehirler de yapıldığı zaman o şehrin tanıtımına çok büyük katkısı oluyor. Yabancı öğrencilerin kent hakkında bilgilendirilmesi ve bu sayede kendi ülkelerinde öğrenci olarak zaman geçirdikleri şehri ve ülkeyi iyi tanıtan birer elçi olması gibi insani diplomasi dediğimiz bir konu. Bunlar çeşitlendirile bilinir. Çalıştayları yapma maksadımızda zaten bunları konuşmak. Çalıştay gruplarında akademisyenler, basın mensupları, belediye temsilcileri, üniversite öğrencileri olacak. Bu ekiple konuşacağımız konular bu kentin tanınırlığını arttıracak stratejileri belirlemek. Dört ilimizdeki çalıştayları tamamladıktan sonra bölgesel bir rapor ortaya çıkacak ve bu bölgesel rapor başkanlığımıza sunulacak. Burada maksadımız bir köprü kurmak aslında. Yani gençlerin yönetime katılmasını sağlamak. Karar alma mekanizmalarında gençlerle yerelle merkez arasında bir köprü kurmak faaliyeti var aynı zamanda. En sonunda da Erzincan’da bir ulusal zirvede planlıyoruz. Erzincan da ilk olacak” diye konuştu. Akkaya, bunun dışında yine KUDAKA ajansına başvuru yapılan “Ticari Dron Ehliyeti” projesinden bahsederek, “Bu projeyle de ticari dron ehliyeti eğitimi vereceğiz. Eğitime 40 kişilik bir kontenjan ayrıldı. Dört ilimizden basın mensupları katılacak. Bunun yanı sıra kamu kurumlarda görev yapan enformasyon görevlileri, Kültür Turizm İl Müdürlüklerinde varsa görev yapan enformasyon görevlileri de bu eğitime katılacaklar. Bu eğitim neticesinde de ticari dron eğitimine sahip olacaklar. Bunun yanı sıra şuan bölgemizde dört üniversitemiz var fakat iki üniversitemizde İletişim Fakültesi var. Bu iki üniversitenin İletişim Fakültesi öğrencileriyle Ankara’da bir gezi düzenlemek istiyoruz. Plan ortaya koyacağız, TRT, AA, İletişim Başkanlığı gibi kurumlarda onlara sunumlar yapılmasını planlıyoruz. Aynı zamanda Ankara’da bir gezi olacak. Gençlerin ufkunu açmasını, ülkemize, milletimize aidiyetlerinin arttırılması ve geleceğe yönelik iyi planlar iyi hedefler koymalarını kendileri sağlamayı amaçlıyoruz bu faaliyetimizde de” şeklinde konuştu.