Yerel Haberler
Erzincan
Göçmen kuşların Afrika- Asya yolculuğunun mola noktası: Ekşisu Sazlığı Sulak Alanı
25 Eylül 2023 Pazartesi - 08:04 Göçmen kuşların Afrika- Asya yolculuğunun mola noktası: Ekşisu Sazlığı Sulak Alanı Munzur ile Keşiş Dağları arasındaki ovada yer alan ve 16 yıl önce "Ulusal öneme haiz sulak alan" ilan edilerek koruma altına alınan Erzincan’daki Ekşisu Sazlığı, havaların ısınmasıyla birlikte dünya mirası kabul edilenlerin de yer aldığı 300’e yakın kuş türünün, Afrika ve Asya kıtaları arasındaki zorlu yolculuklarında mola noktası oluyor. Kışı Afrika’da geçirdikten sonra göç yolunda Ekşisu Sazlığına gelen yüzlerce tür göçmen kuş, zorlu yolculukları sırasında güç toplamak için sulak alanlarda dinlenme imkanı buluyor. Yemyeşil doğası ve bitki çeşitliliğiyle eşsiz manzaralara ev sahipliği yapan Erzincan, ilkbaharın sonları yaz aylarına yakın günlerde turna, yeşilbaş ördek, elmabaş, çamurcun, çıkrıkçık, sakarmeke, ak leylek, pelikan, balıkçıl, kaşıkçı, karabatak, yaban kazı, yaban ördeği ve ötücülerden oluşan yüzlerce türe ev sahipliği yapıyor. Göçmen kuşların Afrika- Asya kıtaları arasındaki binlerce kilometrelik yolculuğunun mola noktası olan Erzincan, her göç döneminde kuşlarla şenleniyor. Akademisyen ve kuş gözlemcisi Muhammet Tercanlı, Türkiye’nin önemli kuş göç yollarından birinin Erzincan Ekşisu Sazlığı olduğunu belirtti. Kuşların özellikle kış sonu başlayan göçlerinin ilkbahar boyunca devam ettiğini ve Asya’dan sonbaharda tekrar Afrika’ya dönüşe geçtiklerini ifade eden Tercanlı, bu göç sürecinde Erzincan’ın kuşlar için önemli bir mola noktası olduğunu söyledi. Ekşisu alanının, özellikle su kuşları açısından zengin bir bölge olduğunu ve yapılan gözlemlerde bazı kuş türlerinin burada yerleşik yaşama geçtiklerini ifade eden Tercanlı, İHA muhabirine şu bilgileri verdi. “Erzincan’daki sazlıkta yapılan gözlemlerde, turna gibi bazı göçmen kuşların elverişli iklim şartları, güvenli ortamın varlığı ve beslenme kaynaklarının zenginliği sayesinde bölgede yerleşik yaşama geçtikleri tespit edildi. Ekşisu Sazlığı, iklim yapısı ve bitki örtüsü çeşitliliğiyle 52 sürüngen ve memeli ile 149 kuş türüne ev sahipliği yapıyor. Dünyada, nesli tehlike altında olan kuş türlerinin kuluçkaya yattığı, kışladığı ve göç sırasında konaklama alanı olarak kullandığı sazlık bölge, göçmen kuşlar için doğal bir koruma alanı oluşturuyor. Kuş türlerinin her geçen gün arttığı alanda yapılan gözlemlerde, turna gibi bazı göçmen kuşların, elverişli iklim şartları, güvenli ortamın varlığı ve beslenme kaynaklarının zenginliği dolayısıyla bölgede yerleşik yaşama geçtikleri tespit edildi. Turnalar, yeşilbaş ördek, elmabaş, ak leylek gibi birçok farklı türde kuş, bu bölgeyi üremek için kullanmakta. Alanın sazlık olması, kuşların burada korunmalarına, barınmalarına ve beslenmelerine imkan sağlamaktadır. Karasal bir iklime sahip olması nedeniyle burası, su kuşlarının korunabildiği ve üreyebildiği yegane alanlardan biridir. Ender görülen bazı kuş türlerinin de yerleşik olarak yaşamlarını burada sürdürdüklerini görüyoruz.”
Tescilli Cimin üzümü hasadı sürüyor
25 Eylül 2023 Pazartesi - 07:29 Tescilli Cimin üzümü hasadı sürüyor Erzincan ekonomisine katlı sağlayan Üzümlü ilçesinde yetiştirilen tescilli Cimin üzümünün hasadı süsüyor. Üzümlü ilçesi bölgesinde yetiştirilen Cimin üzümü, kendine has eşsiz tadıyla sofralık olarak talep görüyor. Türkiye’de sayılı patentli üzümler arasında olan Cimin üzümünün hasadı sürüyor. Erzincan’ın Üzümlü bölgesinde yetişen Cimin üzümü başta Karadeniz bölgesi olmak üzere Türkiye’nin birçok iline ulaştırılıyor. Üzümlü ilçesindeki yaklaşık 10 bin dekar alanda yetiştirilen ve yıllık 6 bin tonun üzerinde üzüm üretimi gerçekleştirilen ilçede tatlı hasat sürüyor. “İlk ürünler Erzincan’da tüketiciye sunuldu” Cimin üzümünün kilosu 50-55 TL’den satışa sunuluyor. Siyah rengi ve puslu yapısıyla tanınan eski adı ’Cimin’ olan Üzümlü ilçesinin güney kısımlarındaki bağlarda olgunlaşan siyah üzümün ilk ürünleri Erzincan’daki tüketiciye sunuluyor. 10 bin dekarlık alanda üretimi yapılan Cimin üzümü Erzincan ekonomisine ve tanıtımına da büyük katkı sağlıyor. Erzincan’ın tescilli ürünlerinden olan Cimin üzümünde yılda yaklaşık 6 bin tonun üzerinde üretim gerçekleşiyor. Türkiye’nin kendine özgü tat ve aromasıyla en iyi sofralık üzüm çeşitlerinden birisi olan Cimin üzümünde dekara yaklaşık 660 kilogram verim alınıyor. Üzüm üreticisi Cengiz Özen, Cimin üzümünün özellikle tatil için il dışından ve yurt dışından memleketlerine gelen vatandaşlardan büyük ilgi gördüğünü ifade ederek, “Cimin üzümünün fiyatı bu sene 50-55 lira civarında. İleriki günlerde daha çok yetişeceğinden fiyatı düşebilir.” dedi. Türkiye’nin önemli sofralık üzüm çeşitlerinden biri olan Karaerik üzümü, 13.06.2001 tarih ve 37 tescil numarası ile Cimin üzümü olarak “Tescilli Coğrafi İşaretler” listesinde bulunuyor. “Cimin üzümünün faydaları saymakla bitmiyor” Kurusunu da yaşını da bol bol tüketilmesini öneren uzmanlar siyah üzümün içerdiği demir sayesinde hastalıklara şifa olduğunu söyledi. Çekirdeğinden, kabuğuna, yaprağına, kurusuna kadar şifa deposu olan siyah üzümün faydalarının saymakla bitmediğini ifade eden uzmanlar, “Migrenden, hazımsızlığa, demir eksikliğinden, kabızlığa kadar iyi gelen siyah üzümün yumurtalıklardaki kist oluşumunu önler. Yapılan araştırmalar sonucunda siyah üzümün kadınlarda adet düzensizliği, kısırlık, düşük yapma gibi birçok soruna neden olan, yumurtalıklarda oluşan kistleri tedavi edici etkisi bulunduğu sonucuna ulaşıldı. Siyah üzüm 3 çeşit olan üzümün diğer bir çeşididir. Genel hatlarıyla sağlık açısından faydaları aynıdır fakat bazı özellikleri siyah üzümü diğerlerinden ayrı kılmaktadır. Ayrıca siyah üzümün tadı diğerlerinden biraz daha farklıdır, ekşi değildir. Özellikle cilt ve saç sağlığına ciddi anlamda katkı sağlar. Siyah üzüm kolesterol seviyesini dengeler, içerdiği mineral ve bileşenler yardımıyla insülin duyarlılığını arttırır. Siyah üzümün düzenli tüketimi konsantrasyon, hafıza ve ayrıca sözleri ve mekanları hatırlama yeteneğini geliştirmeye yardımcı olur. Siyah üzümün içerdiği vitamin ve diğer besinler kalp ve damar sağlığını korur. Düzenli olarak siyah üzüm tüketimi, başta cilt kanseri olmak üzere, kolon, prostat, mide ve bağırsak kanserine yakalanma riskini azaltır. Siyah üzüm ayrıca sindirim sistemi için faydalı olduğu için kilo vermek isteyenlerin tercih edebilecekleri besin maddelerinin başında gelir. Mantar hastalıklarına karşı etkili olan siyah üzüm, güçlü bir antioksidan olarak, enfeksiyon ve bakterilerin yol açtığı iltihapları giderebilir. Siyah üzüm kabızlık ve hazımsızlığı giderir, midede bulunun asit seviyesinin sağlıklı düzeyde kalmasını sağlar. Siyah üzüm diğer üzüm çeşitlerinde olduğu gibi göz sağlığını korumak için gerekli olan besinler içerir, görme yeteneğini geliştirir. Saç ve cilt sağlığını korur, saçların sağlıklı kalmasını sağlar. Cildi özellikle güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korur.” bilgilerine yer verdi.
Erzincan’da ki araç sayısı 68 bin 374 oldu
23 Eylül 2023 Cumartesi - 11:36 Erzincan’da ki araç sayısı 68 bin 374 oldu TÜİK 2023 Ağustos dönemi iller trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıt verilerini paylaştı. TÜİK verilerine göre, Erzincan’da 68 bin 374 motorlu kara taşıtının trafiğe kayıtlı olduğu açıklandı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ağustos ayı motorlu kara taşıtları verisini açıkladı. Buna göre, Ağustos ayında 235 bin 317 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Ağustos ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 46,5’ini motosiklet, yüzde 38,1’ini otomobil, yüzde 10,2’sini kamyonet, yüzde 2,9’unu traktör, yüzde 1,5’ini kamyon, yüzde 0,5’ini minibüs, yüzde 0,2’sini otobüs ve yüzde 0,1’ini özel maksatlı taşıtlar oluşturdu. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre yüzde 1,3 arttı. Ağustos ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre minibüste yüzde 54,9, otobüste yüzde 41,6, kamyonette yüzde 10,7, özel maksatlı taşıtta yüzde 9,1, motosiklette yüzde 7,8 artarken traktörde yüzde 14,7, kamyonda yüzde 7,8 ve otomobilde yüzde 6,5 azaldı. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 110,6 arttı. Ağustos ayında geçen yılın aynı ayına göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı minibüste yüzde 188,8, motosiklette yüzde 165,9, kamyonette yüzde 93,0, otomobilde yüzde 86,2, otobüste yüzde 32,7, traktörde yüzde 30,6 artarken kamyonda yüzde 7,2 ve özel maksatlı taşıtta yüzde 0,9 azaldı. Trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı Ağustos ayı sonu itibarıyla 27 milyon 987 bin 472 oldu. Ağustos ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı taşıtların yüzde 53,2’sini otomobil, yüzde 17,0’ını motosiklet, yüzde 15,8’ini kamyonet, yüzde 7,7’sini traktör, yüzde 3,4’ünü kamyon, yüzde 1,8’ini minibüs, yüzde 0,8’ini otobüs ve yüzde 0,3’ünü özel maksatlı taşıtlar oluşturdu. Ağustos ayında 893 bin 913 adet taşıtın devri yapıldı. Ağustos ayında devri(1) yapılan taşıtların yüzde 61,7’sini otomobil, yüzde 16,1’ini motosiklet, yüzde 14,9’unu kamyonet, yüzde 2,9’unu traktör, yüzde 1,9’unu kamyon, yüzde 1,8’ini minibüs, yüzde 0,5’ini otobüs ve yüzde 0,2’sini özel maksatlı taşıtlar oluşturdu. Ocak-Ağustos döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 89,5 artarak 1 milyon 525 bin 213 adet olurken, trafikten kaydı silinen taşıt sayısı yüzde 18,2 azalarak 20 bin 33 adet oldu. Böylece Ocak-Ağustos döneminde trafikteki toplam taşıt sayısında1 milyon 505 bin 180 adet artış gerçekleşti. Ocak-Ağustos döneminde trafiğe kaydı yapılan 620 bin 472 adet otomobilin yüzde 67’si benzinli, yüzde 18,5’i dizel, yüzde 8,8’i hibrit, yüzde 4,3’ü elektrikli ve yüzde 1,4’ü LPG’li oldu. Ağustos ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 14 milyon 892 bin 825 adet otomobilin ise yüzde 36,1’i dizel, yüzde 33,9’u LPG’li, yüzde 28,1’i benzinli, yüzde 1,3’ü hibrit ve yüzde 0,3’ü elektrikli oldu. Yakıt türü bilinmeyen otomobillerin oranı ise yüzde 0,2 olarak açıklandı.
Nesli tükenmeyen meslek anahtarcılık ve çilingirlik
23 Eylül 2023 Cumartesi - 10:50 Nesli tükenmeyen meslek anahtarcılık ve çilingirlik Temeli yaklaşık 2 bin yıl öncesinde ki Mısırlılara dayanan ve tarihin en eski mesleklerinden biri olan anahtarcılık ve çilingirlik, tarihin tozlu sayfalarına karışan mesleklerin aksine yeniçağa ayak uydurarak devam ediyor. İlk olarak kapı köçeğinin kilidini açmak için kullanılan ve işin bilirkişisi olan anahtarcılık ve çilingirlik mesleği eskiden beri süregelen en önemli mesleklerden biri. Gelişen teknolojinin etkisiyle kaybolmayan anahtarcılık ve çilingirlik mesleği uzun yıllardır devamlılığını korumasıyla birlikte mesleği icra edenler tarafından nesli bitmeyen meslek olarak adlandırılıyor. Anahtarcı kelime anlamıyla işlenmeyen kapı, kasa, oto, masa, dolap gibi eşyaların kilitlerini açma, kilide ve anahtar numunesine göre anahtar, kilit montajı, kilit bakım ve onarım işlerini yapan kişi olarak tanımlanıyor. Beraberinde çok yönlü işlerin yapımında görülen anahtarcılık ve çilingirlik mesleği; örnek anahtara “Chip” kontrolü, anahtar kopyasını çıkarma, anahtar yapım esnasında oluşan çapakları alma, anahtar kodlama, maymuncuk hazırlama, kilit açma tutanağı, kilit açma, kilide anahtar yapma, kilit tamir ve bakımları, kilit şifrelerini değiştirme, kilide barel takma, emniyet sistemi takma ve gerekli durumlarda ise bilirkişilik yapma gibi birçok detayı olan bir iş kolu olarak sürdürülmeye devam ediyor. Bu mesleğe 1983’lü yıllarda başlayan esnaf Turan Yıldırım mesleği oğlu Furkan Yıldırım’a öğrettiğini belirterek, “Nesilden nesile bu işi aktarıyoruz, işi devam ettirecek elemen yetiştiriyoruz. Oğlum öğrendikten sonra ben artık işi bıraktım. Bu dükkanda oğlumun, ben arada uğruyorum.” ifadelerini kullandı. Çelik kapı dâhil tüm kapı anahtarlarını yenilediklerini söyleyen Yıldırım tüm bu kapılar için çilingirlik hizmeti de verdiklerinin altını çizdi. Söz konusu meslek günümüzde Meslek Yüksekokullarında “Makine Teknolojisi” alanında anahtarcılık ve çilingircilik dalında eğitimleri verilen bir meslek kolu haline gelmiş durumda. Mesleğe başlamak için öncelikle çıraklık eğitim sürecinden geçmek gerekiyor. En az ortaokul mezunu olanlar çıraklık eğitimi alabiliyor. Bir işyeri kurmak veya çırak olarak bu meslekte çalışmak için ise çıraklık sözleşmesinin imzalanması gerekiyor.
Karbonmonoksit zehirlenmelerine karşı uyarı
23 Eylül 2023 Cumartesi - 10:47 Karbonmonoksit zehirlenmelerine karşı uyarı Soğuk kış aylarına sayılı günler kala uzmanlar odun, soba ve doğal gaz kullanımı kaynaklı karbonmonoksit zehirlenmelerine karşı vatandaşlara dikkatli olması konusunda uyarıda bulunarak, baca temizliği yapılan evlerde soba zehirlenmelerinin ortadan kalktığına dikkat çekti. Karbonmonoksit zehirlenmeleri hakkında bilgilendiren uzmanlar, kış aylarında soba ve doğal gaz zehirlenmelerinin önüne bacaların temizlemesi ile geçilebileceğini, tıkalı bacalarda duman çıkışının sağlanamaması nedeniyle karbonmonoksit zehirlenmelerinin yaşandığını belirtti. “Temizlenmeyen, tamir edilmeyen her baca felakete davetiye çıkartıyor” Alınan bilgiye göre zamanla temizlenmeyen her baca içerisinde kurum ve is bırakır ve baca kurum biriktirdiği için zamanla işlevini yerine getiremez hale gelir. Bu da zehirli gazların dışarıya atılımını engeller. Alçak rüzgârlar sonucunda da bu zehirli gazlar bulunan ortama sızma yapar ve sağlık açısından oldukça tehlike arz eder. Bu gibi olumsuzluklara sebep vermemek için, bacaların tamiratını ve temizliğini periyodik aralıklarla aksattırmadan yapılması gerekiyor. Karbonmonoksit zehirlenmesinde ilk belirtiler baş ağrısı, yorgunluk hissi, mide bulantısı gibi semptomların olduğunu kaydeden uzmanlar, zehirlenme durumunda ne yapılması gerektiğini anlatarak “Ciddi zehirlenmelerde baş dönmesi, kusma, bilinç kaybı ve ölüm görülüyor. Eğer karbonmonoksit zehirlenmesi geçirildiği düşünülüyorsa; hemen camlar açılmalı ve ortam havalandırılmalı, zehirlenen kişiler hızla ortamdan uzaklaştırılarak açık havaya çıkarılmalı ve 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalı” dedi. Uzmanlar kış öncesinde vatandaşlara şu uyarılarda bulundu; 1- Kullanılan yakıtın standartlara uygunluğu kontrol edilmeli, izin belgesi olmayan satıcılardan kömür alınmamalı, 2- Aşırı doldurulan sobanın duman yolu daralacağı, soba içinde düzensiz ısı dağılımı nedeniyle de baca çekişi zayıflayacağı için soba yakılırken aşırı doldurulmamasına dikkat edilmeli, 3- Sobanın çabuk yanması için benzin vb. yanıcı sıvı maddelere başvurulmamalı, 4- Sönmekte olan sobaya asla tutuşması güç yakıtlar konulmamalı, yakıt yavaş yavaş ilave edilmeli, yatmadan önce sobaya kesinlikle yakıt konulmamalı, 5- İyi ısınmayan ve alttan yakılan kömür sobalarında karbon monoksit zehirlenmesi riski artacağından soba tutuşturulurken yakıtın üstten yanması sağlanmalı, 6- Özellikle alçak basınçlı lodoslu havalarda ölüm olaylarında artış görüldüğü için eğer bacalar standartlara uygun değilse alçak basınçlı havalarda soba yakılmamalı, yakılması zorunlu ise gece yatarken mutlaka tam olarak söndürülmeli, 7- Soba borularının birbiriyle birleştirilmesinde hava ve baca gazı sızdırmazlığı sağlanmalı, 8- 2 saat arayla sobanın bulunduğu odanın camları açılmalı ve havalandırılmalıdır, 9- Sobaya yakın yerlerde uyunmamalı, mümkünse belli zaman aralıklarıyla kalkılıp soba kontrol edilmelidir, 10- Bacalar standartlara uygun ve yalıtımlı olmalı, düzenli olarak temizletilmeli, 11- Dumanın geri tepmesini önlemek için bacaların en üst noktasının çatının en üst noktasından 1 metre daha yüksekte olması sağlanmalı ve baca şapkası mutlaka takılmalıdır.”