Yerel Haberler
Erzincan
Klima yoluyla bulaşan hastalıklara dikkat
14 Ağustos 2023 Pazartesi - 14:17 Klima yoluyla bulaşan hastalıklara dikkat Erzincan’da sıcaklık değerlerindeki aşırı yükseliş, klima kullanımını da arttırırken beraberinde ciddi sağlık sorunlarına da neden olabiliyor. Uzmanlar, sıcak havalarda konforlu olabilmek ve verimli çalışabilmek için kullanılan klimaların aynı zamanda insan sağlığı açısından ciddi sorunlara da yol açabildiğini belirtti. Klima yoluyla bulaşan en önemli hastalığın “klima hastalığı” olarak da adlandırılan “lejyoner hastalığı" olduğunu belirten uzmanlar, “Lejyoner hastalığı, Legionelle Pneumophilia adlı bir bakterinin sebep olduğu bir zatürredir. Bu bakteri, klimaların filtre sistemlerinde, uygun nem ve ısıda çoğalıp buralardan ortam havasına dağılmaktadır. Salgınlar sıklıkla otel ve hastanelerde olmakla birlikte, tek tek vakalar olarak da bildirilmiştir. İnsandan insana bulaştığı görülmemiştir. Akciğerlere girişi için tespit edilen en önemli yollar, solunum cihazları, havalandırma sistemleri ve hastanelerde solunum yollarına uygulanan birtakım işlemlerdir. Hastalık vücut direnci düşük kişilerde daha kolay yer edebilir. Şeker hastaları, alkolikler, kemoterapi hastaları, kronik böbrek ve akciğer hastalığı olan kişilerde oluşumu daha yüksek oranlardadır. En yaygın kolaylaştırıcı faktör sigara içilmesidir” dedi. Özellikle iyi temizlenmeyen klimalarda üreyebilecek küf mantarlarının alerjik rinit ve alerjik astıma sebep olabileceğinin de unutulmaması gerektiğini ifade eden uzmanlar, araçlardaki klimaların doğru kullanılmamasının da sinüzit, kulak iltihapları ve yüz felci gibi sorunlara neden olabildiğini, bu yüzden araçlarda klima kullanırken havanın direkt yüze ve göğse değil, ön cama doğru yönlendirilmesi bu sorunların oluşmasını engelleyeceğini belirtti.
Erzincan’ın yeşil cenneti: Dumanlı Tabiat Parkı
14 Ağustos 2023 Pazartesi - 10:38 Erzincan’ın yeşil cenneti: Dumanlı Tabiat Parkı Erzincan’ın Refahiye ilçesinde doğal güzelliğiyle göz dolduran Dumanlı Yaylası, aşırı sıcaklarda şehirden uzaklaşıp doğada vakit geçirmek isteyenlerin gözde mekanları arasında yer alıyor. 2017 yılında Türkiye’nin 219’uncu tabiat parkı ilan edilen Dumanlı Yaylası, 8 bin 964 hektarlık alanıyla Türkiye’deki ender Sarı Çam Ormanlarından birisi. Yaylada oluşturulan sosyal tesisler, yürüyüş yolları ve piknik alanlarının yanı sıra vatandaşlar karavan veya çadırları ile gelerek doğayla iç içe kamp yapma imkanı bulabiliyor. Refahiye Dumanlı Ormanları Tabiat Parkında; giriş nizamiyesi, beraberinde bilet gişesi ve güvenlik binası oluşturuldu. Alanda; idari bina, konferans salonu, sıhhi tesis binasının içerisinde çadırlı kamp alanı, tuvalet, duş yerleri ve çamaşır yıkama ünitesi ile mutfak inşa edilmiştir. Ayrıca iki kattan oluşan kır lokantası da bulunan tabiat parkında insanların ateş yakıp piknik yapabilmeleri için mangal üniteleri, bulaşık yıkama üniteleri, sulama üniteleri bulunuyor. Parkın içinde misafirlerin anlık ihtiyaçlarına yönelik büfe de yer alırken, misafirlerin rahatlıkla ibadetlerini yapabilmeleri için 200 kişilik cami ve şadırvan da yer alıyor. 10 kilometrelik küp taştan oluşan yürüyüş yolu kenarlarında yağmurlu havalarda insanların sığınabilecekleri 7 adet yağmur barınakları bulunuyor. İdare ve konuk evinin de bulunduğu Dumanlı Tabiat Parkında her biri 80 metrekareden oluşan bir ailenin doğa ile iç içe rahatlıkla kalabileceği iki kattan oluşan 15 adet bungalov ev inşa edildi. Dumanlı Tabiat Parkı; doğal güzelliği, temiz havası, bol soğuksu kaynakları, kamp imkanları ile yaz ve kış turizmine açık.
Doğada bulunurken kene popülâsyonuna dikkat!
14 Ağustos 2023 Pazartesi - 10:17 Doğada bulunurken kene popülâsyonuna dikkat! Yaz aylarında kene popülâsyonunda artış olduğu ve kene ısırması sonucu meydana gelebilecek Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının insan sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiği belirtilerek vatandaşlar uyarıldı. Erzincan’da Toplum Sağlığı Merkezi personelleri tarafından aralıklı köylerde yaşayan vatandaşlara Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı hakkında eğitim verilerek, bilgilendirmeler yapılıyor. Sağlık ekipleri “Keneyi hafife almayın tedbiri elden bırakmayın” sloganıyla uyarılarda bulunarak şu bilgilere yer verdi: “Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi, keneler tarafından taşınan Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirüs grubuna ait bir virüsle oluşan ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve ağır vakalarda kanama gibi bulgular ile seyrederek ölümlere neden olabilen zoonotik (hayvanlardan insanlara bulaşan) karakterli bir enfeksiyon hastalığıdır. KKKA ilk olarak 12. yüzyılda Tacikistan’da tanımlanmıştır. Hastalık, keneler tarafından insanlara tutunmasını takiben idrarda, tükürükte, rektumda ve abdominal kavitede kan görülmesi ve vücutta yaygın kanamalarla tarif edilmiştir. 1944-45 yıllarında Rusya’nın Kırım bölgesindeki Batı Kırım steplerinde çoğunlukla ürün toplamaya yardım eden Sovyet askerleri arasında görülmüştür. Hastalığa Kırım Hemorajik Ateşi adı verilmiştir. 1956 yılında Zaire’de de ateşli bir hastadan Kongo virüsü tespit edilmiştir. 1969 ise Kongo virüs ve Kırım hemorajik ateşi virüslerinin aynı virüs olduğu belirlenmiş ve Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi olarak hastalık yeniden adlandırılmıştır. Hastalık ülkemizde ilk olarak 2002 yılında dikkatleri çekmiş ve 2003 yılında kesin tanısı konmuştur. KKKA vakaları, hastalığın başlıca bulaştırıcısı olan kenelerin aktifleştiği dönemden başlayarak ülkemizde bahar ve yaz aylarında görülmektedir. Hastalık ülkemizde bulaştırıcısı kene türünün yaşam alanlarıyla uyumlu bir şekilde görülmektedir. İlk kez Tokat ili ve civarında dikkatleri çeken Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakaları çoğunlukla İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yoğunlaşmaktadır. Etken Bunyaviridae ailesinden Nairovirus grubundan tek sarmallı RNA virüsü olan Crimean-Congo haemorrhagic fever virüsüdür. Hastalık ülkemizde başlıca hastalık etkenini taşıyan kenenin tutunması veya bununla temas sonucunda bulaşmaktadır. Ülkemizde hastalığın bulaştırıcısı asıl kene türü Hyalomma marginatum’dur. Bunun yanı sıra hastalık viremik dönemdeki hayvanların veya hasta kişilerin kan, doku, vücut çıkartılarına korunmasız temas sonucunda da bulaşabilmektedir. İnkübasyon süresi kene tutunmasından sonra genellikle 1-3 gün, en fazla 9 gün olabilmektedir. Enfekte kan, vücut sıvısı ve diğer dokularla temas sonrasında 5-6 gün; en fazla ise 13 gün olabilmektedir. Hastalığın tedavisinin esasını destek tedavisi seçenekleri oluşturmaktadır. Bu gün için hastalıktan korunmaya yönelik etkinliği kanıtlanmış bir aşı veya etkene spesifik bir ilaç bulunmamaktadır. Ülkemizde hastalığa karşı aşı geliştirme çalışmaları devam etmektedir. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının kontrolüne yönelik çalışmalar Bakanlığımız tarafından bir program dâhilinde yürütülmektedir. Kişisel korunma önlemlerinin alınması hastalığın kontrolü için ön planda olduğundan Bakanlığımızca vatandaşlarımızın hastalık ve korunma önlemleri konusunda bilgilendirilmesi ve toplumda farkındalık oluşturulması çalışmaları yoğun bir şekilde yürütülmektedir. Ülkemizde KKKA bahar aylarında görülmeye başlamakta olup yaklaşık %4-5 fatalite hızıyla seyretmektedir. Yıllar itibariyle vaka görülme durumlarına bakıldığında artış ve azalış eğilimlerinden bahsedilebilmekte olup en yüksek vaka 2009 yılında 1318 vaka olarak gerçekleşmiştir. Her ne kadar 2017 yılında 343 KKKA vakası tespit edilmiş olsa da ülkemizde hala önemini korumaktadır. Kırım Kongo Kanamalı Ateşinden korunmak için; Tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanları gibi kene yönünden riskli alanlara gidilirken, kenelerin vücuda girmesini engellemek maksadıyla mümkün olduğu kadar vücudu örten giysiler giyilmeli, pantolon paçaları çorapların içerisine sokulmalı ve ayrıca kenelerin elbise üzerinde rahat görülebilmesi için açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir. Kene yönünden riskli alanlardan dönüldüğünde kişi kendisinin ve çocuklarının vücudunda (kulak arkası, koltuk altları, kasıklar ve diz arkası dâhil) kene olup olmadığını kontrol etmeli, kene tutunmuş ise hiç vakit kaybetmeden çıplak el ile dokunmamak şartıyla vücuda tutunduğu en yakın yerden tutarak uygun bir malzeme ile (bez, naylon poşet, eldiven gibi) çıkarmalıdır. Kişi keneyi kendisi çıkaramadığı durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Kene ne kadar erken çıkarılırsa hastalığın bulaşma riskinin de o kadar azalacağı unutulmamalıdır. Hastalık hayvanlarda belirti göstermeden seyrettiğinden hastalığın sık olarak görüldüğü bölgelerde bulunan hayvanlar sağlıklı görünse bile hastalığı bulaştırabilirler. Bu sebeple hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya dokularına çıplak el ile temas edilmemelidir. Hastalığa yakalanan kişilerin kan, vücut sıvıları ve çıkartıları ile hastalık bulaşabildiğinden, hasta ile temas eden kişiler gerekli korunma önlemlerini (eldiven, önlük, maske v.b.) almalıdır. Kene tutunan kişiler, kendilerini 10 gün süreyle halsizlik, iştahsızlık, ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma veya ishal gibi belirtiler yönünden izlemeli ve bu belirtilerden bir veya bir kaçının ortaya çıkması halinde derhal en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmelidirler. Hastalığa sebep olan mikrobun taşıyıcısı, saklayıcısı ve bulaştırıcısı olan keneler uçmayan, zıplamayan, yerden yürüyerek vücuda tırmanan eklem bacaklı hayvanlardır. Vücuda tutunan veya hayvanların üzerinde bulunan keneler kesinlikle çıplak el ile öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır. Keneler üzerine sigara basmak, kolonya, gaz yağı gibi maddeler dökmek kenenin kasılmasına sebep olarak vücut içeriğini kan emdiği kişiye aktarmasına sebep olacağı için yapılmamalıdır.”
Türkiye’de geçen yıl 2,8 milyon kişi iller arasında göç etti
14 Ağustos 2023 Pazartesi - 10:07 Türkiye’de geçen yıl 2,8 milyon kişi iller arasında göç etti Türkiye’de geçen yıl 2 milyon 777 bin 797 kişinin iller arasında göç ettiği belirlendi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2021 yılına ilişkin "İç Göç İstatistikleri" bültenini yayımladı. Buna göre, ülkede 2007-2008 döneminde yüzde 3,18 olan iller arası göç eden nüfus oranı, yıllar içinde inişli ve çıkışlı seyir izleyerek 2021 yılında yüzde 3,28 oldu. Bu çerçevede Türkiye’de geçen yıl 2 milyon 777 bin 797 kişi iller arasında göç etti. Bu nüfusun yüzde 47,5’ini erkekler, yüzde 52,5’ini ise kadınlar oluşturdu. En az göçü Ardahan aldı, en az göç veren il Bayburt oldu Türkiye’de iller arası göç eden nüfusun dağılımında, İstanbul 385 bin 328 kişi ile en çok göç alan il olarak tespit edildi. İstanbul’u sırasıyla 197 bin 702 kişi ile Ankara ve 131 bin 394 kişi ile İzmir takip etti. En az göç alan iller ise sırasıyla 4 bin 750 kişi ile Ardahan, 7 bin 54 kişi ile Tunceli ve 7 bin 474 kişi ile Kilis oldu. En çok göç alan iller İstanbul, Ankara ve İzmir’in aynı zamanda en çok göç veren iller olduğu görüldü. 408 bin 165 kişi ile İstanbul, en çok göç veren il olurken, bu ili 165 bin 604 kişi ile Ankara ve 109 bin 470 kişi ile İzmir takip etti. En az göç veren iller ise sırasıyla 6 bin 382 kişi ile Bayburt, 6 bin 445 kişi ile Ardahan ve 6 bin 517 kişi ile Tunceli olarak belirlendi. Türkiye’de, geçen yıl en fazla göç hareketliliği 20-24 yaş grubunda Türkiye’de, geçen yıl en fazla göç hareketliliği, 731 bin 284 kişi ile 20-24 yaş grubunda gerçekleşti. Söz konusu yaş grubunda göç edenlerin yüzde 41,6’sını erkekler, yüzde 58,4’ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye’de 2021’de 18-24 yaş grubunda yer alan 386 bin 646 kişi, ikamet ettiği ilden farklı bir ildeki üniversiteye kayıt yaptırdı. Söz konusu kişilerin 18-24 yaş grubunda bulunan genç nüfus içindeki oranı yüzde 4,2 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 3,7, kadınlarda yüzde 4,7 olarak hesaplandı. İkamet ettiği ilden başka bir ildeki üniversiteye kayıt yaptıran gençlerin oranı en yüksek ilin yüzde 17,5 ile Isparta olduğu görüldü. Bu ili yüzde 16,8 ile Bayburt ve yüzde 16,7 ile Burdur izledi. İkamet ettiği ilden başka bir ildeki üniversiteye kayıt yaptıran gençlerin oranı en düşük iller ise sırasıyla, yüzde 0,2 ile Şanlıurfa, yüzde 0,4 ile Şırnak ve yüzde 0,7 ile Mardin ve Diyarbakır oldu. En çok eğitim nedeniyle göç hareketliliği yaşandı Türkiye’de geçen yıl 686 bin 973 kişi eğitim nedeniyle göç etti. Diğer göç etme nedenlerine bakıldığında, 570 bin 224 kişinin hanedeki fertlerden birine bağımlı göç ettiği, 429 bin 752 kişinin ise daha iyi konut ve yaşam koşulları nedeniyle göç ettiği görüldü. Hem erkeklerde hem de kadınlarda en çok eğitim sebebiyle göç hareketliliğinin yaşandığı tespit edildi. Erkeklerde 274 bin 273 kişi, kadınlarda ise 412 bin 700 kişi eğitim nedeniyle göç etti. Her iki cinsiyette de sırasıyla hanedeki fertlerden birine bağımlı göç ile daha iyi konut ve yaşam koşulları, eğitimden sonra en önemli göç nedenleri olarak sıralandı.
Türkiye’nin en yüksek rakımlı dağcılık şenliği Erzincan’da yapıldı
14 Ağustos 2023 Pazartesi - 08:55 Türkiye’nin en yüksek rakımlı dağcılık şenliği Erzincan’da yapıldı Erzincan’da bu yıl Esence Yedigöller Dağcılık Şenliği’nin 25.’si düzenlendi. Etkinliğe katılan yaklaşık 210 dağcı şenliğin keyfini çıkardı. 3 bin metre yükseklikte düzenlenen şenliğe çeşitli illerden gelen dağcılar ve davetliler katıldı. Erzincan Dağcılık ve Kayakçılık İhtisas Kulübü (EDKİK) tarafından düzenlenen şenliğin ikinci gününde etkinliğe katılan dağcılar, sabahın erken saatlerinde zirveye ulaşmak için yola çıktı. Zirve için yola çıkan dağcılar burada gördükleri doğal göllere ve şelalelere hayranlıklarını gizleyemediler. EDKİK Başkanı Yılmaz Ünal, geleneksel olarak 25.’si düzenlenen Esence Yedigöller Dağcılık Şenliğinin en yüksek rakımlı dağcılık şenliği olduğunu belirterek, "25. Uluslararası Esence Yedigöller Dağcılık Şenliği 11-13 Ağustos tarihleri arasında, 15 il, 210 katılımcı ile başarılı bir şekilde tamamlandı. Zirve yolculuğunda 50 katılımcı ile 3550 metre Esence Yedigöller zirveye başarılı bir şekilde ulaşılmıştır. Cumhuriyetimizin 100. yılı, 30 Ağustos Zafer Bayramımız 101. yılı, EDKİK Spor Kulübümüzün 50. yılını zirvede kutladık. Şenliğimizin sponsorluğunu yapan Tunay Gıda’ya, Çayırlı Kaymakamlığına, İl ve ilçe Jandarma komutanlığına, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğümüze her şenliğimiz de bizleri hiç bir zaman yalnız bırakmayan konuklarımıza, sıcak ikramları ile başta Yücel Özarslan olmak üzere Özarslan ailesine, katılımcılara EDKİK yönetim kuruluna ve sporcularına teşekkür ederiz.” dedi.
Erzincan’da ilaç ve gıda sanayisinde kullanılan aronya yetiştirilmeye başlandı
14 Ağustos 2023 Pazartesi - 08:10 Erzincan’da ilaç ve gıda sanayisinde kullanılan aronya yetiştirilmeye başlandı Tarım ve Orman Bakanlığı’nın uyguladığı Uzman Eller Projesine başvuran Ziraat Mühendisi Esra Cahyir Evrensel, aldığı hibe desteği ile Erzincan Merkeze bağlı Yaylabaşı Beldesinde aronya bahçesi kurdu. 10 dekarlık alanda aronya yetiştiriciliğine başlayan Ziraat Mühendisi Esra Cahyir Evrensel, Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürü Murat Şahin’e proje ile ilgili çalışmalarını anlattı. Ziraat Mühendisi Evrensel’i ziyaret eden Erzincan İl Tarım ve Orman Müdürü Murat Şahin, Erzincan’da gençlerin tarım sektörüne yeni ürünlerle girmesinin sektörü mutlu ettiğini söyledi. Aronya yetiştiriciliğine başlayan Esra Cahyir Evrensel’den yaptığı çalışmalarla ilgili bilgi alan Şahin, tıbbi ve aromatik bir bitki olan aronyanın Kuzey Amerika’da doğal olarak yetiştiğini, Amerika ve Avrupa Birliği ülkelerinde ilaç ve gıda sanayisinde kullanılabildiğini dekara yaklaşık 1 ton ürün alınabileceğini vurguladı. Erzincan’da aromatik ve tıbbi bitki yetiştiriciliğinin son zamanlarda arttığını ve farklı ürün denemelerinin devam ettiğini söyledi. Aronya yetiştiriciliğine başlayan Esra Cahyir Evrensel ise İl Müdürü Murat Şahin’e ziyaretlerinden dolayı teşekkür ederek, Tarım ve Orman Bakanlığına Uzman Eller Projesinden faydalanmak üzere başvurduğunu, hazırladığı “Aronya Yetiştiriciliği Projesinin” bakanlıktan onay alarak kendisine hibe desteği verildiğini söyledi. Büyük bir heyecanla başladıkları projeyi başarılı bir şekilde devam ettirdiklerini belirten Evrensel, önümüzdeki yıldan itibaren meyve hasadına başlayacaklarını kaydetti. Amerika ve Avrupa ülkelerinde büyük ilgi gören aronyanın Türkiye’de ve Erzincan’da da yetiştirilebileceğini ifade eden Esra Cahyir Evrensel, tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliğinin son yıllarda dünya genelinde büyük ilgi gördüğünü, dünyadaki pazardan Türkiye’nin de en iyi şekilde payını almasını istediklerini kaydetti. Tarım ve Orman Bakanlığı’na desteğinden dolayı teşekkür eden Evrensel, bir ziraat mühendisi olarak bakanlığın tarımın eğitimini almış kişilere sağladığı bu desteğin devam etmesinden mutluluk duyacaklarını belirtti.
Erzincan’da 600 dekarlık sera işletmesinde üretilen domates, çevre illere pazarlanıyor
13 Ağustos 2023 Pazar - 16:06 Erzincan’da 600 dekarlık sera işletmesinde üretilen domates, çevre illere pazarlanıyor Son yıllarda seracılık sektörünün büyük gelime gösterdiği Erzincan’da bu yıl üreticiler sezondan memnun. Erzincan’da yaklaşık 600 dekarlık sera işletmesinde üretilen domates, çevre illere pazarlanıyor. Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumundan sağlanan hibelerle kurulan ve çiftçilerin hizmetine verilen seralarda, pazar isteklerine uygun kaliteli domates yetiştiriliyor. Erzincan seralarında üretilen domatesler kilogramı 15-16 liradan alıcı buluyor. Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürü Murat Şahin, Uluköy ve Değirmenköy’de bulunan Cevdet Türkeli, Zeki Işık, Aydemir Özdemir ve Eyüp Gülseven’e ait seraları ziyaret ederek, üreterek hem tarım sektörüne hem de ülkemize katkı sağlayan üreticilere teşekkür etti. Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürlüğüne bağlı teknik ekiple seralarda incelemelerde bulunan Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürü Murat Şahin, üreticilerle görüş alışverişinde bulundu. Erzincan’da seracılık sektörünün gelişme trendinin devam etmesi için çalışmaların sürdüğünün kaydeden İl Müdürü Şahin, Erzincan’da 32.000 dekarlık alanda sebze üretiminin yapıldığını belirterek bu alanın 7.600 dekarında domates yetiştirildiğini söyledi. İl Müdürü Şahin, Erzincan’ın sahip olduğu 600 dekar sera alanının büyük çoğunluğunda da domates üretiminin devam ettiğini gerek Erzincan gerekse çevre illerin domates tüketimini karşılamaya çalıştıklarını söyledi. Aydemir Özdemir’e ait serada incelemelerde bulunurken Ziraat Fakültesinden yeni mezun olan Ömer Ozan Aydemir ile sohbet eden İl Müdürü Şahin, genç ziraat mühendislerinin seralarda bizzat üretime katılmasının ülkemizin ve tarım sektörümüzün geleceğine dair büyük umutlar verdiğini kaydetti. Tarımın gelişigüzel yapılmasının sektöre fayda sağlamayacağını ifade eden Şahin, tarımda eğitimli teknik elemanların bizzat üretim yapmasının verim ve kalite açısından büyük faydalar söyleyeceğini belirtti. Ziraat Mühendisi Ömer Ozan Özdemir ise babasına ait serada üretime devam ettiklerini, mesleğini icra etmekten son derece mutlu olduğunu söyledi. Gençlere seslenen Özdemir, tarımda üretim yapmanın büyük bir mutluluk olduğunu, üretmenin, ülkeye katkı sağlamanın büyük bir huzur sağladığını ifade ederek genç girişimcilere tarıma yatırım yapmaya davet etti. Erzincan’da üretim yapan seracılar ise iyi bir sezon geçirdiklerini ifade ederek, ürettikleri ürünün piyasada tercih edilmesinin ve fiyatların iyi olmasının kendilerini mutlu ettiğini söyledi. Sezonun verim ve kalite açısından iyi olduğunu kaydeden üreticiler Tarım ve Orman Bakanlığı yetkililerine teşekkür ettiler.
Yaz Kur’an Kursu kapanış programında gelenek bozulmadı
13 Ağustos 2023 Pazar - 15:18 Yaz Kur’an Kursu kapanış programında gelenek bozulmadı Yavuz Selim Camii Yaz Kur’an Kursu kapanış programında gelenek bozulmadı. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2023 yılı Türkiye genelinde 90 bini aşkın cami ve Kur’an kurslarında düzenlediği yaz Kur’an kursları yapılan çeşitli etkinliklerle 11 Ağustos Cuma günü sona erdi. Tüm ülkede olduğu gibi Erzincan’da da sona eren yaz Kur’an kursları için kapanış dolayısıyla çeşitli etkinlikler düzenlendi. Yaz Kur’an Kursları 3 Temmuz da başladı ve 11 Ağustos da tamamlandı. Erzincan Yavuz Selim Camiinde 10 yıldır devam ettirilen gelenekte 330 kız ve erkek kursiyerin katıldığı yaz Kur’an kurslarının sona ermesi dolayısıyla, il müftüsü Muharrem Gül’ünde katıldığı programda ilk olarak 3 Temmuzda başlayan ve 11 Ağustosta sona eren kurslar ile ilgili bilgi veren Yavuz Selim Camii imam hatibi Rıdvan Toker, kurslara 330 kız ve erkek kursiyerin katıldığını söyledi. Kursa katılım sağlayan kursiyerlerin Kur’an tilavetinin ardından konuşan Erzincan il müftüsü Muharrem Gül, tüm kursiyerlerin ailelerine yaz dönemi tatilinde çocuklarını göndermeleri ve desteklemelerinden dolayı teşekkür etti. Erzincan İl Müftüsü Gül konuşmasının devamında; “Yaz Kur’an kurslarımıza gelen çocuklarımız bu süre zarfında Kur’an-ı Kerim’i ve dini bilgileri öğrendiler. Siyer-i Nebi’yi, Peygamberimizin hayatını, İslam’ın güzel ahlakını öğrendiler. Buradan bir kez daha bu yavrularımızın ailelerine teşekkür ediyorum. Peygamberimizin bir müjdesini de paylaşan Gül; “Sizlerin en hayırlısı Kur’an-ı öğrenen ve öğreteninizdir.” Dolayısıyla gerek ders alan öğrencilerimize, gerekse öğrencilerimize emek veren, zaman harcayan tüm meslektaşlarıma teşekkür ediyor ve tebriklerimi sunuyorum” dedi. Program sonunda, kurs döneminde Kur’an-ı Kerim’den Yasin-i Şerif’i ezberleyen iki öğrenciye 500 TL, yaz boyunca kurslara katılım sağlayan diğer tüm öğrencilere de toplamda 70 bin TL İl Müftüsü Muharrem Gül tarafından 200’er lira olarak öğrencilere dağıtıldı. Ayrıca yine hayırsever vatandaşlar tarafından 100 adet Kur’an-ı Kerim dağıtıldı. Kendilerine İl Müftüsü Muharrem Gül birer onurluk takdim ettiler ve program sona erdi.