Yerel Haberler
Erzincan
Türkiye’de tek Kemaliye’de bulunan "Via Ferrata" parkuru adrenalin tutkunlarının rotası oldu
28 Eylül 2025 Pazar - 13:10 Türkiye’de tek Kemaliye’de bulunan "Via Ferrata" parkuru adrenalin tutkunlarının rotası oldu Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde sarp kayalıklara yapılan ve 517 demir basamaktan oluşan demir yol (Via Ferrata) parkuru, tırmanış yapmak isteyen yerli ve yabancı adrenalin tutkunlarını ağırlıyor. İlçenin batısındaki kayalıkların üstünden yarasa atlayışlarının (wingsuit) gerçekleştirildiği "Cennete Açılan Kapı" olarak adlandırılan sabit atlama rampasına çıkmak için oluşturulan demir yol parkuru, yerli ve yabancı sporculara ev sahipliği yapıyor. 2200 rakımdaki, 600 metre yüksekliğe sahip sarp kayalıklar üzerine oluşturulan parkur, 517 demir basamaktan oluşuyor. Parkur, son iki yılda Almanya ve Amerika başta olmak üzere Şili, Meksika, İtalya, Avusturalya, Macaristan ve Avusturya’dan gelen adrenalin tutkunlarını misafir etti. Yerli ve yabancı maceraseverleri ağırlayan parkura tehlikeli ve zorlu tırmanış yapan konuklar, eğlenceli ve heyecan dolu anlar yaşıyor. Türkiye’de benzer bir tırmanış parkuru olmadığını belirten Kemaliye Kaymakamı Emirhan Arıkan, "Kemaliye’ye geldiğimiz ilk günden bu yana ilçemizin güzelliklerini bizzat görmek ilk gayemiz oldu. Bugün de sırada, dünyanın birçok yerinde benzerlerinin olduğu, ülkemizde de sadece Kemaliye’de yer alan Via Ferrata parkurunu deneyimledik. Tırmanmaya 1000 metre rakımdan başlayıp 517 basamağın ve yer yer yamaç yürüyüşünün ardından 1700 metre rakımda tırmanmanın son bulup "cici gaban" olarak adlandırılan ve kadimden beri kullanılan güzergahtan aşağı inerek yaklaşık 7 saatte parkuru tamamladık. Özellikle tırmanma esnasında hissedilen adrenaline eşlik eden eşsiz Kemaliye manzarası tırmanma başlangıcında içe düşen " buradan çıkılmaz " şüphesini silip atıyor. Zirveye varıldığında da bu şüphenin yerini "iyi ki çıkmışım" alıyor ve yaşam boyu unutulmayacak bir anı zihinde yer ediyor. Tarihi, kültürel ve doğa sporları alanında ilçemizin bu tarz imkanlarından kimsenin mahrum kalmamasını istemekle beraber ölmeden evvel "kesin" görülmesi gereken yerler listesine, UNESCO Dünya geçici miras listesinde yer alan aynı zamanda Cittaslow (sakin şehir) ünvanlı Kemaliye’nin eklenmesi gerekliliğini samimiyetle vurgulamak isteriz." dedi.
Ehramın zarafeti ve Anadolu’nun zenginliği New York’a taşındı
27 Eylül 2025 Cumartesi - 10:31 Ehramın zarafeti ve Anadolu’nun zenginliği New York’a taşındı Kuzeydoğu Anadolu’nun kadim el sanatı ehram dokuması, New York Türkevi’nde düzenlenen "Anadoludakiler: Kapıların Ardındaki Hazineler" sergisinde modern tasarımlarla dünyaya tanıtıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda hayata geçirilen "Anadoludakiler Projesi" kapsamında hazırlanan "Anadoludakiler: Kapıların Ardındaki Hazineler" sergisi, Amerika Birleşik Devletleri’nin New York kentinde bulunan Türkevi’nde ziyaretçilerle buluştu. Anadolu’nun binlerce yıllık bilgi, zanaat ve kültür birikimini modern tasarım anlayışıyla bir araya getiren sergide, Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA) koordinasyonuyla "ehram dokuması" uluslararası alanda tanıtıldı. Yöresel kimliğin güçlü bir simgesi olan ehramdan tasarlanan kıyafetler, ev tekstili, dekorasyon ve aksesuar ürünleri dünyanın dört bir yanından gelen davetlilerin beğenisine sunuldu. Sergide; 40’a yakın geleneksel kumaş, el yapımı kilimler, telkari ve kazaziye takılar, çini örnekleri, ceviz sandıklar ve el dövmesi bakır kaplar gibi Anadolu’nun zengin kültürel mirasını yansıtan çok sayıda eser yer aldı. Ziyaretçiler, "Döngü", "Süreklilik", "Dayanışma" ve "Ustalık" temalarıyla kurgulanan dört ayrı kapıdan geçerek Anadolu’nun üretim kültürünün geçmişten bugüne uzanan hikâyesine tanıklık etti. Geleneksel tezgâhlarda dokunan ve bölgenin en önemli kültürel değerlerinden biri olan ehram dokumasının modern tasarımlarla uluslararası alanda tanıtılması, bölgenin kültürel ve turistik potansiyeline yeni bir ivme kazandırması açısından büyük önem taşıyor. "Anadoludakiler" sergisi, Türk el sanatlarını, yerel dokuma tekniklerini ve sembolik anlamlarını dünyaya tanıtarak Türkiye’nin kültürel mirasının uluslararası platformda görünürlüğüne güçlü bir katkı sağladı.
Erzincan’da 100 tonluk üretim hedefi gerçek oldu!
27 Eylül 2025 Cumartesi - 09:25 Erzincan’da 100 tonluk üretim hedefi gerçek oldu! Erzincan’da ziraat mühendisi Muhammed Yusuf Ciminli’nin kurduğu serada 100 tonluk üretim hedefi gerçekleşti. Projede çalışan kadınlar hem ev ekonomisine katkı sağlıyor hem de üretime güç katıyor. Erzincan’ın Akyazı Mahallesi’nde ziraat mühendisinin hayata geçirdiği tarım projesi, hem bölge ekonomisine hem de kadın istihdamına katkı sağlıyor. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden 2021 yılında mezun olan 27 yaşındaki Muhammed Yusuf Ciminli, kendi arazisinde kurduğu 8 dekarlık serayla başladığı üretimde kısa sürede başarı elde etti. Ciminli, toplamda 200 dekarlık arazide tarımsal üretim yaptığını belirterek, "150 dekarlık alanda hububat ve baklagil üretimi gerçekleştiriyoruz. Geri kalan 50 dekarlık alanda ise 8 dekar sera ve 40 dekarda açık alanda sebze üretimimiz bulunuyor. Kapya biberde 75 bin kökten 100 tonun üzerinde, salçalık domateste ise 20 bin kökten yaklaşık 70-80 tonluk bir hasat beklentimiz vardı. Eylül ayının sonuna gelirken hedeflerimize ulaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. Sezon boyunca günlük ortalama 10 kişiye istihdam sağladıklarını belirten Ciminli, özellikle kadınların emeğinin üretimde önemli bir rol oynadığını vurguladı. "Kadın eliyle büyüyen üretim" Serada çalışan ev hanımı Kadriye Çakmak ise üretim sürecinde yaşadıkları zorlukları ve motivasyonlarını anlattı. Çakmak, "Yaklaşık 3-4 aydır bu serada çalışıyoruz. Yaz aylarında sabah beşte başlayıp öğleden sonra ikiye kadar, havalar serinlediğinde ise sabah sekizden dörde kadar çalışıyoruz. Ev ekonomisine katkı sağlamak için buradayız. Günlük yevmiyeyle çalışıyoruz ama yaptığımız işten gurur duyuyoruz" dedi.
Erzincan Emniyeti’nden personeline hızlı ve etkin müdahale eğitimi gerçekleştirildi
26 Eylül 2025 Cuma - 12:14 Erzincan Emniyeti’nden personeline hızlı ve etkin müdahale eğitimi gerçekleştirildi Erzincan Emniyet Müdürlüğü personeline, olası tehlike anlarında hızlı ve bilinçli hareket edebilmeleri amacıyla "Acil Müdahale, Şüpheli Kişi ve Araç Durdurma, Arama ve Güvenli Müdahale Eğitimi" verildi. Polis memurları, ani gelişen olaylara hızlı, bilinçli ve güvenli müdahale etme kabiliyetlerini geliştirdi. Erzincan İl Emniyet Müdürlüğü, vatandaşın huzurunu ve güvenliğini en üst düzeyde tutma kararlılığını gösterdi. Bu hedef doğrultusunda emniyet personeli, olası her senaryoya hazırlıklı olmak üzere yoğun bir eğitim sürecinden geçirildi. "Kritik müdahale becerileri geliştirildi" Eğitim programının ana odağında, polis memurlarının operasyonel yetkinliklerini artırmak yer aldı. Verilen dersler arasında "Acil Müdahale, Şüpheli Kişi ve Araç Durdurma, Arama ve Güvenli Müdahale Eğitimi" başlıkları öne çıktı. Program kapsamında; Silah kullanma becerilerinin geliştirilmesi, şüpheli kişi ve araçlara yaklaşım teknikleri, güvenli müdahale yöntemleri, ani olaylarda doğru reflekslerle hareket etme becerileri üzerinde duruldu. Emniyetten net mesaj: "Halkımızın içi rahat olsun" Erzincan İl Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, eğitimlerin amacını ve halka mesajlarını net bir dille ifade etti. Yapılan açıklamada, "Halkımızın huzuru ve güvenliği önceliğimizdir. Personelimiz her olaya hazır ve bilinçli bir şekilde görev yapmaktadır. Halkımızın içi rahat olsun, her an hazırız." denildi. Bu eğitimler sayesinde Erzincan polisinin, kentteki güvenlik ve asayişi sağlamada kararlılığını ve profesyonelliğini sürekli olarak yükselttiği belirtildi.
Tercan dağlarında yetişen yaban meyveleri pazar tezgahlarını süslüyor
26 Eylül 2025 Cuma - 09:32 Tercan dağlarında yetişen yaban meyveleri pazar tezgahlarını süslüyor Erzincan’ın Tercan ilçesinde bazı vatandaşlar, dağlık alanda yetişen alıç, kuşburnu, gibi doğal meyveleri toplayıp pazarda satarak, aile bütçelerine katkı sağlıyor. Özellikle dağlarda ve çevresinde doğal yetişen alıç, kuşburnu gibi meyveler, sonbaharda yöre halkına farklı lezzet sunuyor. Dikenli ve çalı tipi ağaçlarda ekim ayında olgunlaşan, sarı ve turuncu renkteki alıç, kırsalda yaşayanlar için gelir kapısı da oluyor. Daha çok ilçe dışından vatandaşların talep ettiği alıç tercihe göre çiğ olarak ya da marmelat ve sirkesi yapılarak tüketiliyor. Dağda yetişen meyveleri Tercan pazarında satan Emine Akça, "Tercan’a bağlı Pelegöz köyündenim ama uzun yıllardır İzmir’in Buca ilçesinde ikamet ediyorum. Buradaki köyümüzde evimiz var her yaz geliyoruz. Dağda yetişen meyveleri toplayıp satarak aile bütçesine katkı sağlıyorum" dedi. Dağ meyvelerinin artık daha da kıymetlendiğini anlatan Akça, "Kimi ham olarak tüketiyor kimi de marmelat gibi ürünler yapıyor. Özellikle sağlıklı olduğunu doktorlar tavsiye ettiğinden tüketimi çok oluyor. Talep çok olduğundan şimdi eskisi gibi pazarda çok fazla kuşburnu bulunmuyor." diye konuştu. Köyünde eşiyle birlikte günlerce dağlarda topladıkları meyveleri Tercan’da kurulan pazara getirerek sattıklarını ifade eden Emine Akça, "Bu meyveleri toplamak çok zor oluyor ama kimseye muhtaç olmamak, kendi ihtiyacımızı karşılamak için çalışıyoruz. Eşimle sabah erkenden çıkıp kahvaltımızı dağda yaptıktan sonra zor şartlarda topluyoruz. Topladığımız doğal ürünlere halkımız büyük rağbet gösteriyor" dedi.
Doğu Anadolu Bölgesinde görülmesi gereken antik kentler
26 Eylül 2025 Cuma - 09:25 Doğu Anadolu Bölgesinde görülmesi gereken antik kentler Yüzölçümü bakımından Türkiye topraklarının beşte birini kaplayan Doğu Anadolu Bölgesi, aynı zamanda nüfus yoğunluğunun en düşük olduğu coğrafi bölge. Bu geniş topraklar Urartular başta olmak üzere yıllar içinde birçok medeniyete ev sahipliği yapmış. Bu kadar fazla uygarlığın izini taşıyan çok sayıda yerleşim bölgenin geçmişine ışık tutuyor. Höyük kalıntılarına sık sık rastlanan Doğu Anadolu Bölgesinde görülmesi gereken antik kentler şöyle: Doğu Anadolu’daki Antik Kentler Altıntepe, Erzincan Erzincan’ın Üzümlü ilçesinde yer alan Altıntepe, Urartular Dönemi’nde kurulmuş bir antik kent. Ova seviyesinden 60 metre yükseklikte bulunan bu tepe, Bizans ve Osmanlı uygarlıklarına da ev sahipliği yapmış. Yapılan ilk dönem kazılarında Urartu Tapınağı, Apadana (Pers mimarisinde sütunlu kabul salonu), açık hava tapınağı, yeraltı taş örgü oda mezarları, Urartu ve Bizans döneminden kalmış sur duvarları bulunmuş. Bu tarihi eserlerin bir kısmı Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergileniyor. Hala devam eden ikinci dönem kazılarında ise Tapınak kısmı onarılmış. Gerçekleştirilen kazılarda şehrin kanalizasyon sisteminin büyük bir kısmı ortaya çıkarılmış. İlk alafranga tuvalet taşının da bulunduğu bu kazılarda, şehrin kanalizasyon sisteminin çok gelişmiş olduğu anlaşılmış. Mozaik tabanlı Erken Bizans Kilisesi’nden çıkarılan mozaiklerden korunan tek parçayı Erzincan Müzesi’nde. Günümüze ulaşan en sağlam Urartu şehirlerinden biri olan Altıntepe’nin yakın bir zamanda "Arkeopark" olarak ziyarete açılması planlanıyor. Anzavurtepe (Aznavurtepe) Höyüğü, Ağrı Ağrı’nın Patnos ilçesinin 2 kilometre kuzeydoğusunda yer alan Anzavurtepe Höyüğü, halk arasında Kot Tepe olarak biliniyor. Urartu döneminin en önemli kalıntılarından biri olan bu höyük, 300 metre yüksekliğe sahip. Ağrı’daki en eski yerleşim yeri olduğu bilinen Anzavurtepe Höyüğü’nde saray, tapınak, platform, mezar taşları, bazalt taşlarla örülmüş kale, tepeyi çevreleyen sur izleri ve bina kalıntıları bulunmuş. Höyüğü çevreleyen surlar Urartu Kralı Menua, tapınak ise yine bir Urartu Kralı olan İşpuini zamanında yaptırılmış. Yaklaşık 2 bin 800 yıllık bir geçmişe sahip Anzavurtepe Kalesi de yine Urartular döneminden kalmış. Kaleyi çevreleyen surların bazı bölümlerinde kuleler yer alıyor. Giriktepe Höyüğü, Ağrı Urartuların merkezi olduğu bilinen Giriktepe Höyüğü, Ağrı’nın Patnos ilçesinin bir kilometre güneyindeki Dere Mahallesi’nde bulunuyor. Yöre halkının Değirmentepe olarak bildiği bu höyük, on metre yüksekliğinde olsa da tahrip edilmesi nedeniyle günümüzde maalesef alçalmış. Giriktepe Höyüğü’nün de Anzavurtepe gibi öncelikli kazı alanı olarak değerlendirilmesine karar verilmiş. Yapılan kazılarda höyüğün tepesinde saraya benzeyen bir bina ve bu yapıyı çevreleyen sur kalıntıları bulunmuş. Tepede bulunan sarayın Urartu Kralı Menua veya oğlu I. Argişti döneminde yaptırılmış olduğu düşünülüyor. Giriktepe Höyüğü’nden çıkarılan takıların, demirden ve tunçtan yapılmış aletlerin büyük çoğunluğu Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergileniyor. Bu durumun nedeni, bu eserlerin çıkarıldığı dönemde kentte uygun bir müze bulunmamasıymış. Harput, Elazığ Bir açık hava müzesi gibi olan Harput Antik Kenti, Elazığ’ın kuzeydoğusundaki Harput Mahallesi’nde bulunuyor. 2018 yılında UNESCO Kültür Mirası Geçici Listesi’ne kabul edilen Harput’un geçmişi milattan önce 20. yüzyıla kadar uzanıyor. Tabii bu kadar uzun bir tarihi olan kent birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış. Bunların arasında Urartular, Medler, Persler, Bizans, Sasaniler, Moğollar, Selçuklular, Safeviler ve Osmanlılar yer alıyor. Elazığ’ın en turistik yerlerinden biri olan Harput Antik Kenti’nde görülecek yerler arasında kale, mağara ve dini yapılar başta geliyor. M.Ö. 8. yüzyılda Urartular tarafından dikdörtgen bir plan üzerine inşa edilen Harput Kalesi iç ve dış kale bölümlerinden oluşuyor. Bazı rivayetlere göre kalenin yapıldığı zamanlarda su kıtlığı yaşandığı için kalenin harcında su yerine süt kullanılmış. Bu sebeple Harput Kalesi "Süt Kalesi" olarak da biliniyor. Yapılan kazı çalışmalarında kalenin içinde zindanlar, darphane, yaşam ve tedavi alanları bulunmuş. Kalenin içindeki zindan 36 metre derinlikte yer alıyor ve buraya yüz basamaklı bir merdiven kullanarak iniliyor. Ayrıca bu bölgeden seramik çanak çömlek, mutfak eşyası, metal ok uçları, kemik objeler, cam bilezikler ve bakır sikkeler çıkarılmış. Ani, Kars 2012 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne kabul edilen Ani Antik Kenti, 2016’da ise Dünya Mirası Listesi’ne girmiş. UNESCO tarafından tescillenen bu değerli tarihi kent, Kars şehir merkezinden yaklaşık 42 kilometre uzaklıktaki Ocaklı Köyü sınırları içinde bulunuyor. Ani Harabeleri ve Ören Yeri, Türkiye ile Ermenistan arasında doğal bir sınır oluşturan Arpaçay Nehri’nin batısında yer alıyor. Sahip olduğu çok sayıda kilise ve şapel sebebiyle "Binbir Kilise Şehri" veya "Kırk Kapılı Şehir" olarak bilinen Ani’nin ismi tarihi kayıtlarda ilk olarak 6. yüzyılda Ermeni beylerine ait bir yer olarak geçmiş. Bu antik şehir yıllar içinde Bagratuni Ermenileri, Selçuklular, Bizans ve Osmanlı gibi birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış. Son zamanlarda çok popüler olan Doğu Ekspresi’nin en gözde noktalarından biri olan Ani’de görülecek yerlerin başında Ani Katedrali, Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi, Surp Hripsime Manastırı (Bakireler Manastırı), Kral Gagik Kilisesi, Aslanlı Kapı, Ateş Tapınağı, Menuçehr Camii, Ani Şehir Surları ve Selçuklu Kervansarayı geliyor. Ani Katedrali olarak bilinen Meryem Ana Kilisesi ya da Büyük Katedral, şehrin en korunmuş yapılarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu güzel kilisenin mimarı ise İstanbul’daki Ayasofya Kilisesi’nin kubbesini tamir etmiş olan Mimar Tridat. Arslantepe Höyüğü, Malatya Türkiye’nin en büyük höyüklerinden biri olan Arslantepe Höyüğü, Malatya’nın Battalgazi ilçesinin Orduzu Mahallesi’nde yer alıyor. Otuz metre yüksekliğe sahip olan bu höyükte M. Ö. 5 bin yılından M.S. 11. yüzyıla kadar yerleşim görülmüş. 200 x 120 metre boyutlara sahip olan yerleşim alanı M. S. 5-6. yüzyıllarda Roma Köyü olarak, sonrasında ise Bizans Nekropolü olarak kullanılmış. Adeta bir Açık Hava Müzesi niteliğinde olan Arslantepe Höyüğü’nde yapılan kazı çalışmaları sonucunda M. Ö. 3600 - 3500 yıllarından kalma bir tapınak ve M. Ö. 3300 - 3000 yıllarından kalma bir saray bulunmuş. Ayrıca yapılan kazılarda çok sayıda mühür ve ustalık gerektiren madeni eşyalar gün yüzüne çıkarılmış. Bu değerli kazı bulguları Arslantepe’nin siyasi, dini, ticari ve kültürel bir merkez olduğunu kanıtlar nitelikte. Bu etkileyici höyükte gezebileceğiniz yerler arasında boyu iki buçuk metreye kadar uzanan kerpiç duvarlar, tapınak, depo ve idari odalar bulunuyor. Saray yapısının içerisinde yürürken size eşlik eden panolar savaşın başlangıç koşulları, ilk idari sistemin nasıl işlediği gibi konular hakkında kapsamlı bilgiler veriyor. Ayrıca sarayın orta kısmında yer alan koridoru ve odaları süsleyen tarihi duvar resimlerini de görebilirsiniz. Kayalıdere, Muş Urartu Kalesi ve Urartu Kaya Mezarı ismiyle de bilinen Kayalıdere Antik Kenti, Muş’un Varto ilçesinin Kayalıdere Köyü’nde bulunuyor. Urartu Kralı II. Sarduri döneminde kurulmuş olduğu düşünülen bu antik şehir, o zamanlarda askeri yerleşim yeri olarak kullanılmış. Bölgede yapılan kazı çalışmaları sayesinde tapınak, kale, içinde şarap küpleri bulunan bir depo ve kaya gömütü ortaya çıkarılmış. Kazılarda bulunan tunç aslan heykeli, aslan tasvirli kemerler, ok başları ve tunç iğneler dikkat çeken tarihi eserler arasında yer alıyor. Çıkarılan eserlerin bir kısmı Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergileniyor. Tuşpa, Van Dünyanın hala yaşanılan en eski kentlerinden biri olma özelliğini taşıyan Tuşpa, Van Gölü’nün doğu kıyısında yer alıyor. Urartu Kralı I. Sarduri tarafından kurulan bu şehir M. Ö. 9. yüzyıldan yıkılışına kadar Urartuların başkentliğini yapmış. Tuşpa’daki arkeolojik kazılar Van Kalesi içerisinde gerçekleştirilmiş. Kalenin girişinde Sarduri (Madır) Burcu yer alıyor. Kazı çalışmalarında Kral I. Sarduri tarafından Asur dilinde yazdırılmış çivi yazılı kitabeler bulunmuş. Analı-Kız Açık Hava Mabedi, Bin Merdivenler, Ana Kaya’ya oyulmuş sur duvarları, Urartu krallarından Menua, I. Argişti ve II. Sarduri’nin kaya mezarları kalede görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Ayrıca Van Gölü’nün doğal güzelliği kalenin tarihi dokusuyla birleşince gün batımında muhteşem bir manzara oluşturuyor. Kalenin güneyinde bulunan eski Van şehrine ait olan kalıntılar arasında yer alan Selçuklu Dönemi’ne ait Ulu Cami ile Osmanlı Dönemi’ne ait Kaya Çelebi ve Hüsrev Paşa Camisi‘ni görmeden Tuşpa’dan ayrılmayın. Van Kalesi’nin çok yakınında yer alan Van Urartu Müzesi’ni ziyaret ederek Urartular Dönemi’nden kalan tarihi eserleri, belgeleri, fotoğrafları ve maketleri görebilirsiniz.