Yerel Haberler
Erzurum
Erzurum Şehir Hastanesi’nde yeni dönem, başhekim değişti 05 Mart 2026 Perşembe - 15:10:09 Doğu Anadolu’nun önemli sağlık üslerinden biri olan Erzurum Şehir Hastanesi başhekimlik görevinde bayrak değişimi yaşandı. Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde üst düzey görevlerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Mesud Fakirullahoğlu, hastanenin yeni başhekimi olarak göreve başladı. Erzurum’un Hınıs ilçesinde doğan Fakirullahoğlu, ilk ve orta öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra tıp eğitimini Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde bitirdi. Mezuniyetinin ardından Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü’nün çeşitli birimlerinde yöneticilik yaparak sağlık yönetimi alanında tecrübe kazandı. Meslek hayatı boyunca sağlık sisteminin pek çok farklı kademesinde sorumluluk üstlenen Fakirullahoğlu’nun kariyeri dikkat çeken başarılarla dolu: 2015-2016 yılları arasında Erzurum Halk Sağlığı Müdürü olarak şehre hizmet verdi. Genel Cerrahi alanındaki uzmanlık eğitimini Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlayarak 2021 yılında uzman doktor ünvanını aldı. Uzmanlık sonrası Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı olarak bir süre görev yaptı. Son olarak kendi memleketinde, daha önce genel cerrahi uzmanı olarak görev yaptığı kuruma Başhekim olarak atanan Dr. Öğr. Üyesi Mesud Fakirullahoğlu, hem akademik birikimi hem de sahadaki yönetim tecrübesiyle Erzurum ve çevre illere hizmet veren hastanenin sağlık kalitesini daha ileriye taşımayı hedefliyor. Mesut Fakirullahoğlu atandığı Erzurum Şehir Hastanesi Başhekimlik görevini bu gün itibarı ile Doç. Dr. İbrahim Hakkı Tör’den devraldı..
05 Mart 2026 Perşembe - 14:48 Kotanlı: "Çalışanların huzuru ve adalete olan güveni önemli" AL-KON Adalet ve Liyakatli Sendikalar Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Demokrat Büro Çalışanları Sendikası (DEB-SEN) Genel Başkanı Mehmet Zülfikar Kotanlı AL-KON Adalet ve Liyakatli Sendikalar Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Demokrat Büro Çalışanları Sendikası (DEB-SEN) Genel Başkanı Mehmet Zülfikar Kotanlı yaptığı yazılı açıklamada; "Adalet ve Liyakat" prensipleri çerçevesinde, Bakanlığınız merkez ve taşra teşkilatlarında görev yapan personellerin sorunlarını yerinde inceleyerek Çalışma barışının tesisi ve hizmet kalitesinin artırılması amacıyla, aşağıda belirtilen hususların ivedilikle çözüme kavuşturulmasını talep etmekteyiz: Kamu hizmetinin verimliliği, ancak çalışanların huzuru ve adalete olan güveniyle mümkündür" dedi. Türkiye’nin dört bir yanında, gençlerin geleceği için gece gündüz demeden özveriyle görev yapan Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü çalışanlarının sıkıntılarının giderilmesi gerektiğini ifade eden, Kotanlı,"Bbugün ne yazık ki ağır iş yükü ve çözülemeyen özlük hakları sorunları altında ezilmektedir. Bakanlığımız bünyesinde görev yapan yurt yönetim memurları, antrenörler, gençlik liderleri ve destek personelinin artık görmezden gelinemeyecek temel sorunlarını anlatmatı sendikamız adına bir görev biliyoruz. Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü çalışanları olarak gençliğin dinamizmini devlete bağlayan köprüyüz. Ancak bu köprü, liyakatten uzak düzenlemeler, ağır iş yükü ve belirsiz özlük hakları nedeniyle çalışanları moral motivasyon açısından umutsuz olmuştur. Modern kölelik düzenini andıran çalışma şartları, artık sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır. "Emeğin Karşılığı, Mağduriyet Olmamalıdır!" Bugün GSB ve KYK personeli sistemin tüm yükünü omuzlamasına rağmen hak ettiği değeri görememektedir. Sahadaki temel sorunlarımızı ve çözüm bekleyen taleplerimizi kararlılıkla ifade ediyoruz. 7/24 Hizmetin Karşılığı "Eksik Nöbet Ücreti" Olamaz! Yurtlarda kalan binlerce öğrencinin sorumluluğunu üstlenen personelimiz, ailelerinden feragat ederek tuttukları nöbetlerin karşılığını ne maddi ne de manevi olarak alabilmektedir. Mevcut nöbet ücretleri, harcanan emeğin ve üstlenilen riskin çok altındadır. 24 saat esasına göre tutulan nöbetin bir saatlik ücreti 16 TL55 Krş. Toplu sözleşme gereği Yetkili Sendikaların övünerek deklare ettikleri beş katı olarak hesaplandığında 82 TL 75 Krş etmektedir Nöbet Tutan memura hafta içi nöbette 7 saat hafta sonu nöbette 15 saat fazla nöbet ücreti ödenmekte ocak ayı itibarı ile nöbet tutan personel evinden ailesinden ayrı kalmasına rağmen günlük 580 tl ücret almaktadır. Aldığı bu ücreti nöbetinde zaten harcamaktadır Bunun dışında hiçbir geliri olmayan Yurt Müdür Yardımcısı Yurt Yönetim Memurları ve Personelinin en büyük mağduriyeti olan düşük nöbet ücretleri güncel ekonomik şartlara enflasyon ve hayat pahalılığına göre yeniden revize edilmelidir" dedi. "Sorunların çözümünü bekliyoruz" Kotanlı daha sonra sözlerine şöyle devam etti, "Görev Tanımı Belirsizliği ve Personel Yetersizliği Artan yurt kapasitelerine ve yurt ihtiyacına rağmen personel sayısının yetersiz kalması, mevcut çalışanların üzerine "görev tanımı dışı" işlerin yüklenmesine neden olmaktadır. Personel, uzmanlık alanlarının dışında idari ve teknik işlerde joker eleman gibi kullanılmaktan yorulmuştur. Yurt Yönetim Memurları Yurtların yüksek öğrenim öğrencilerine hizmet vermesinin dışında gelen spor kafilelerine barınma imkânı sağlamaktadır. Gelen kafileler genellikle çocuk yaşlarda olduğundan çocukların gürültüsü yurt öğrencilerinin şikayetleri ve kafile yöneticileri arasında arabuluculuk gibi ek bir görev üstlenmektedir. Parçalı İstihdam Modeli Çalışma Barışını Bozuyor Aynı odada, aynı işi yapan ancak 4/A, 4/B ve işçi kadrosu gibi farklı statülere tabi olan personel arasındaki ücret ve hak farklılıkları çalışma barışını zedelemektedir. Tüm personelin hak kaybı yaşamadan tek bir çatı altında toplanması artık bir lütuf değil, zorunluluktur.Tayin ve Becayiş Çıkmazı Özellikle sözleşmeli statüdeki arkadaşlarımız, eş durumu ve sağlık özrü gibi en temel insani haklarda dahi "duvarlara" çarpmaktadır. Geçici görevlendirmeler memur personelin sorunlarını çözmediği gibi psikolojimken de yıpratmaktadır Aile bütünlüğünün parçalanmış olması ile o personelden verim beklemek rasyonel bir yaklaşım değildir. Kariyer Basamakları Kapalı Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının periyodik halde olması, çalışanların motivasyonunu kırmakta ve liyakat beklentisini boşa çıkarmaktadır. 2026 GYS ve UNVAN DEĞİŞİKLİĞİ sınavında iller bazında sınava girecek personel sayıları yok denecek kadardır. Kurumda uzun yıllar çalışmış Ön Lisans Mezunlarına şans tanınmamıştır. Apar Topar Değil, Planlı Kariyer ve Görevde yükselme sınavlarının bir takvime bağlanmaması liyakat bekleyen binlerce çalışanın umudunu kırmaktadır. Kariyer basamakları sadece belli bir kesime değil, tüm personele şeffaf bir şekilde açılmalıdır. Sayın Bakanımıza ve Yetkililere Çağrımızdır! Kurum çalışanları sadece hakları olanı, emeğinin karşılığını ve insanca çalışma şartlarını talep etmektedir. Unutulmasın ki çalışanı mutsuz olan bir kurumun geleceğimizin teminatı olan gençlerimize vereceği hizmet motivasyon açısından sınırlı kalacaktır. Sorunlar çözülene, taleplerimiz karşılık bulana dek sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. GSB ve KYK çalışanları sahipsiz değildir"
05 Mart 2026 Perşembe - 10:57 Kızılay’dan üniversite öğrencilerine "Anne Eli" iftar sofrası Erzurum’da Kızılay Kadın Kolları tarafından üniversite öğrencilerine yönelik anlamlı bir iftar programı düzenlendi. "Anne Eli İftar Programı" kapsamında Erzurum’da öğrenim gören üniversite öğrencileri, Kızılay ailesinin sıcaklığıyla bir araya geldi. Türk Kızılay Erzurum Kadın Kolları Başkanı Esra Kaplan, yönetim kurulu üyeleri ve gönüllülerle birlikte hazırlanan iftar programında, öğrencilere adeta anne eli değmiş lezzetler sunuldu. Öğrenciler için hazırlanan iftar menüsü, yalnızca bir yemek buluşması değil; sevginin, şefkatin ve dayanışmanın paylaşıldığı anlamlı bir sofraya dönüştü. Anne eli değmiş bir iftar sofrası Programla ilgili açıklama yapan Türk Kızılay Erzurum Kadın Kolları Başkanı Esra Kaplan, Erzurum’da eğitim gören gençlerin kendilerini yalnız hissetmemeleri için böyle bir program düzenlediklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Üniversite öğrencilerimiz ailelerinden uzakta eğitim hayatlarını sürdürüyor. Biz de Kızılay ailesi olarak onlara anne eli değmiş bir iftar sofrası hazırlamak istedik. Amacımız sadece soframızı değil, sevgimizi ve şefkatimizi de paylaşmak; onların burada yalnız olmadıklarını hissettirmek." "Ramazan paylaşmak demektir" Türk Kızılay Erzurum İl Başkanı Hüseyin Bekmez ise yaptığı açıklamada Ramazan ayının dayanışma ve paylaşma ruhuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Ramazan ayı; birlik, beraberlik ve paylaşma ayıdır. Erzurum Kızılay ailesi olarak öğrencilerimizin yanında olmaya devam ediyoruz. Bu tür etkinliklerle gençlerimizle gönül bağımızı güçlendirmeyi ve Ramazan’ın bereketini birlikte yaşamayı amaçlıyoruz." Samimi bir atmosferde gerçekleşen iftar programında öğrenciler, kendileri için hazırlanan sofrada hem iftarlarını açtı hem de Kızılay gönüllüleriyle sohbet ederek sıcak bir aile ortamı yaşadı.
Haho Manastırı (Taş Camii) asırlardır ilk günkü gibi ayakta
01 Aralık 2025 Pazartesi - 09:30 Haho Manastırı (Taş Camii) asırlardır ilk günkü gibi ayakta Erzurum’un Tortum ilçesinde yer alan 19. yüzyılda camiye çevrilen Haho Manastırı, diğer adıyla Meryem Ana Kilisesi, asırlardır ayakta duruyor. İlçeye bağlı Bağbaşı Mahallesi’nde tarihi dokusu ve mimarisiyle dikkat çeken Haho Manastırı, özellikle Gürcistan’dan gelen turistlerin ilgi odağı oluyor. Restorasyon çalışmaları devam eden yapı, 2026 yılı turizm sezonuna hazırlanıyor. Merkez Camii imamı Ömer Faruk Umut, restorasyon alanında yaptığı Kur’an-ı Kerim tilaveti ile yapının muazzam akustiğini gözler önüne serdi. Tarihi yapının korunması ve turizme kazandırılması, bölge için büyük önem taşıyor. Orta Çağ’da önemli bir dini ve eğitim merkeziydi Erzurum’un en önemli kültürel miraslarından birisi olan Bağbaşı Taş Camisi’nin güney girişindeki paye üzerine kazınarak yazılmış kitabesinden, yapının Meryem Ana’ya ithafen 976-1001 yılları arasında Gürcü Bagrat Kralı III. David tarafından inşa edildiği anlaşılıyor. Orta Çağ’da önemli bir dini ve eğitim merkezi olan manastırda; 16. yüzyılın ortalarına kadar edebiyat, şiir ve felsefe alanlarında eserler üretildiği, tercümeler yapıldığı biliniyor. Mimari açıdan yapının sahip olduğu yüksek kasnaklı kubbe ve konik külah örtü, binaya hâkim bir görünüm kazandırıyor. Kırmızı ve lacivert sırlı kiremitlerle kaplı kubbe estetik etkinin yanısıra yapıya mimari koruma da sağlıyor. Kilisenin duvarlarında arslan, boğa, kartal ve grifon gibi figürlerin kabartmaları dikkat çekerken, iç mekânda freskler bulunuyor. Apsis kısmının kule şeklindeki yükseltilmiş yapısı, özgün mimarisiyle görenleri etkiliyor. 19. yüzyılda camiye dönüştürülen yapı, günümüzde Bağbaşı Taş Camii olarak bölgenin kültürel zenginliklerinin temsilcisi olarak ifade ediliyor.
Biyomedikal sektörü Rektör Hacımüftüoğlu başkanlığında buluştu
30 Kasım 2025 Pazar - 15:54 Biyomedikal sektörü Rektör Hacımüftüoğlu başkanlığında buluştu Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun Kongre Başkanlığını yaptığı 2. Ulusal Biyomedikal Kongresi, sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirerek önemli çıktılar üretilmesine vesile oldu. Biyomedikal Teknikerleri Derneği (BİYOTED) tarafından düzenlenen 2. Ulusal Biyomedikal Kongresi, 27-30 Kasım tarihleri arasında Marmaris Turban Grand Yazıcı Kongre Merkezinde gerçekleştirildi. Kongre Başkanlığını Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun üstlendiği etkinlik; 75 firma, 100 stant ve 800’ün üzerinde katılımcı ile sektörün en kapsamlı buluşmalarından biri olma özelliği taşıdı. Rektör Hacımüftüoğlu: "Bu Kongre Geleceği Şekillendiren Bir Köprüdür" Kongrenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, etkinliğin Türkiye’nin biyomedikal konumunu güçlendiren stratejik bir platform olduğunu vurguladı. Hacımüftüoğlu: "Bu kongreyi, bilimin ve teknolojinin ışığında, sektörümüzün geleceğini şekillendirmek adına bir köprü olarak tasarladık. Geçtiğimiz yılki başarımızın üzerine, bu sene de bilgi alışverişini, bilimsel iş birliklerini ve farklı fikirlerin filizlenmesini teşvik eden bir platform kurmayı hedefledik" ifadelerini kullandı. Kongrenin sadece bir bilgi aktarım alanı değil, aynı zamanda yeni ufuklar açan tartışmaların ve değerli bağlantıların kurulduğu bir buluşma noktası olacağını belirten Prof. Dr. Hacımüftüoğlu: "Kongremiz, akademiden klinik uygulamalara, tıbbi cihaz teknolojilerinden biyoteknolojiye uzanan geniş bir yelpazede, alanında uzman isimlerin sunumları ve interaktif panellerle zenginleşti. Bu etkinlik sadece bir bilgi aktarımı değil, aynı zamanda yeni ufuklar açan tartışmaların ve değerli bağlantıların kurulduğu bir buluşma noktası olacaktır. Klinik mühendislikte iyi uygulamalar örnekleri de kongremizde ele alınacak" dedi. Sektörün Zirvesi Marmaris’te Buluştu Biyomedikal Teknikeri Ahmet Ali Güven’in sunuculuğunu yaptığı kongrede, toplam 40 konuşmacı ile sektörün tüm paydaşları bir araya geldi. Açılışta DMO Genel Müdürü Şinasi Candan, SEİS Başkanı Metin Demir, Biyoted Başkanı Ufuk Karanfil, ARTED Başkan Yardımcısı Gürdal Şahin, TÜMDEF Başkan Vekili ve EGEDER Başkanı Onur Akgün, TOBB Medikal Meclis Başkanı L. Mete Özgürbüz birer konuşma yaptı. Biyoted Başkanı Ufuk Karanfil konuşmasında: "Doğrudan insan hayatına dokunarak onlara anlamlı bir katkı sunuyoruz. Ülkemizde biyomedikali sağlam temeller üzerine kurmak istiyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Yapay Zekâ ve Sağlık Teknolojileri Masaya Yatırıldı Kongre kapsamında gerçekleştirilen oturumlarda biyomedikal mühendislik, tıbbi cihazlar, biyoteknoloji ve sağlık teknolojilerindeki en son gelişmeler ele alındı. Özellikle "Biyomedikal Alanında Teknik Hizmet Yönetimi, Finansal Sürdürülebilirlik ve Sahadaki Etkileri" ile "Banu Onaral Özel Oturumu: Sağlık Teknolojileri ve Yapay Zekâ" başlıklı oturumlara yoğun ilgi gösterildi. Yapay zekâ oturumunda; odyometride yapay zekâ kullanımı, mobil sağlık uygulamalarından tıbbi cihaza geçiş süreci, görüntüleme teknolojilerinde yapay zekâ kullanımı ve yapay zekanın etik, güvenlik boyutları gibi konular uzman isimler tarafından ele alındı. Sektörün Geleceğine Işık Tutan Tartışmalar TOBB Medikal Meclisi Başkanı L. Mete Özgürbüz, Türkiye’nin bir sağlık ulusu olma potansiyelinin altını çizerek: "Sağlık ulusunu güçlü kılan iki unsur vardır: Veri ve Yetenek. Veriye hakimiyet büyük önem taşıyor. Veriye hâkim olan kazanacaktır. Bu iki unsur da sahadaki siz değerli görevlilerle mümkündür" değerlendirmesinde bulundu. ARTED Başkan Yardımcısı Gürdal Şahin ise tıbbi cihaz sektörünün 50 bin kişiyi istihdam ettiğini ve Türkiye tıbbi cihaz pazarının 2,4 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığını ifade etti. Kongrede ayrıca sağlık teknolojilerindeki yenilikçi çözümler, stant açan firmalar tarafından katılımcılara tanıtıldı. Akademi, sektör ve klinik uygulamaları bir araya getiren kongre, biyomedikal alanında bilgi paylaşımı, bilimsel iş birliği ve yenilikçi fikirlerin geliştirilmesi açısından önemli bir platform oluşturdu.